Cin Çağırma Seansı ve Dedemin Tuhaf Ölümü

Cin Çağırma Seansı ve Dedemin Tuhaf Ölümü
Ocak 03 17:04 2019

Bazı insanlar sadece kafalarında çok kurdukları için birtakım şeyler yaşarlar ve kendi kendilerine psikolojilerini bozarlar… Ben kendim de ne olduğunu tam olarak çözmüş değilim dönem dönem sürekli yaşarım farklı şekillerde… Ama nedense ben yaşamaya başladığımda kimseye söylemem. Yakınımda kim varsa o da yaşamaya başlar; öyle anlarım yaşadıklarımın kuruntu olmadığını…

Liseye gidiyordum… Bir bayan, bir de erkek sınıf arkadaşım vardı. Çok samimi, kardeş gibiydik. Ailem çalıştığı için bizim evde toplanır, yer, içer, sohbet ederdik. Okul bittikten sonra da gelirlerdi bizim eve. Aradan bir yıl geçmişti mezun olalı. Bir gün erkek olan arkadaş, “Ruh çağıralım” dedi. Ben istemedim. Diğer bayan arkadaşım “Olur” dedi. Ben “Hayır” diye ısrar ettim. Sonra, baktım olmuyor “Ne haliniz varsa görün! dedim. Kendi hallerine bıraktım.

Yere kuruldular; harfler vs… Ortada da bir fincan. Ben içimden Ayet el Kürsi okudum. Onlar da Besmelesiz dua okuyup kapattılar fincanı. Başladılar sorular sormaya. Gelen varlık, onların sorduğu sorularla alakasız, sürekli benimle ilgili şeyler yazıyordu. “Ne istiyorsun” diyorlar benim ismimi yazıyor filan… Küfür yazıyor… Ben rahatsız oldum. Ne varsa topladım attım, bozdum seans dedikleri şeyi. Dedim “Bir daha böyle bir şey istemiyorum!”

Ertesi gün cumartesiydi. Annem, gece; uykusunda korktu çok. Ben bir şey demedim. Uyandırdım. Aklıma onların yaptıkları geldi. Bir sürü dualar okudum içimden.

Pazar günü tekrar geldiler. Tekrar aynı şekilde, ısrarla yalvar yakar kurdular aynı seans dedikleri şeyi. Yine tepsinin içine harfler kuruldu. Ortada bir fincan; yine iki kişi, ben kenarda… “Bu sefer” dedim “evimde Beslemesiz dua istemiyorum”. “Tamam” dediler. Fincana okuyup kapattılar. Annemler de Alzheimer dedemi memlekete götürmüşlerdi; o gün evde yoklardı.

Her neyse; sorular soruyorlar… Bir kadın cevap veriyor… Harfleri çok hızlı bir şekilde geziyor fincan. Yarı Türkçe, yarı Arapça cümleler dikkatimi çekti. Çok din kitapları okuyordum ben ama o kişinin bu kadar şeyi bilmesi imkansız idi.

Bir anda ısrarla benim oturmamı istedi. Oturdum. Hiç soru sormadan yazıyor yine Arapça-Türkçe karışık. “Deden hasta; ölüyor. Ona dua et. Ruhu uçuyor. Vakti geldi. Ben evliyayım. Sizler ne olmasını istiyorsanız Allah’a ve onun peygamberlerine, onun evliyalarına dua edip isteyin…” gibi cümleler kuruyor. “Deden ölecek, dua et…” filan deyince, benim moralim bozuldu. Kalktım sinirle; dedim “Dedem iyi. Kaldırın şu saçma sapan şeyi yerden!” Yine bozdum attım…

Akşam annemler geldi. Dedem yattı uyudu gelir gelmez. Ertesi gün; annem sabah işe gitmeden dedemin kahvaltısını yaptırmış. Dedem çok erken uyanır, yemek yer, yatardı. Tekrar benimle uyanır, tekrar kahvaltı ederdi. Ben uyandığımda dedem yerdeydi. Kaskatı olmuştu. Gözlerinde beyaz perdeler vardı. Paniğe kapıldım. Annem geldi. Temiz çarşaflarla yeni bir yatak hazırladı ona. (İşyerinden izin alıp geldi bu arada.) İki kişi kaldırıp yatırdık. Başında ağlayarak Kur’an okumaya başladı.

Babamı aramıştık eve gelsin diye. Dedim “Ne oluyor? Nesi var? Gözleri neden beyaz?” Dedi “Deden ölüyor.” Babam geldi. Ambulans çağrıldı. Hastaneye götürüldü. Orada saatlerce bakıldı tüm filmlere. Bir şey çıkmadı. Doktor beyinde bir sorun olduğunu, yaşlı olduğu için masada kalabileceğini söyledi. “Memlekete götürün” dedi.

Götürdük; bir iki hafta orada kaldı. Orada ayaklandı tekrar. Geri getirdik. Bir iki hafta çok iyiydi. Sonra tekrar yatalak oldu. İki üç hafta da o şekilde yaşayıp öldü…

Bu arada; dedem, ölümcül hastalığı sırasında, sürekli ölen kişilerle konuştu. Annesi, babası, ölmüş akrabaları… “Bugün değil yarın gelcem anneciğim. Seni çok özledim. Şimdi çağırma; sen git, ben gelcem…” gibi sabah akşam sürekli konuşuyordu.

Arada kapı ve ayak sesleri geliyordu. Herkes aynı anda, sessiz bir şekilde kapıya bakıyordu. Bir gece; kaldığı odaya doğru çıkan yeşil bir ışık görmüş teyzem. Korkudan kalkıp bakamamış. Yanında yatıyordum ben. Sonra; dedemin odasından sesler gelmeye başlamış. Kuran okuyormuş genç bir erkek sesi. Üst kattaydı dedemin odası. Teyzem beni uyandırıyor dayanamayıp. Ben uyanınca susuyor ses…

Alt kattaki lavaboda; bir dedenin abdest alıp, yukarı çıktığını görmüştüm. Takunya sesi vardı. Yine onun odasına doğru gitmişti. Takunya, çeşme sesini herkes duydu odada. Ama benim oturduğum tarafta kaldığı için buzlu camın ardından dedeyi sadece ben görmüştüm…

Memleketten getirdiğimizde teyzemin evinde baktık. Teyzem, üç çocuğu ve ben. Ablam, dedemin kaldığı odanın yanındaki odada namaz kılmıştı. O sıralar ben de namaz kılıyordum. Dedemin bilinci arada açık, arada kapalı oluyordu. Namazdan sonra dedemin yattığı odaya girdik. “Ben sizi gördüm. Namaz kıldınız” demişti. Farklı bir odada olduğu halde görmüştü bizi…

view more articles

About Article Author

write a comment

0 Comments

No Comments Yet!

You can be the one to start a conversation.

Add a Comment

Your data will be safe! Your e-mail address will not be published. Other data you enter will not be shared with any third party.
All * fields are required.