Rüya Tabiri Nedir ve Nasıl Yapılır

İlim adamlarına göre rüya tabiri nedir ve nasıl yapılır? Kimler rüya tabir edebilir? Hiç anlatılmaması ve tabir edilmemesi gereken rüyalar hangileridir…

Rüya Tabiri İlminin Tarihçesi

Rüya insanla birlikte var olan bir olgudur. İnsan fizyonomisi üzerinde yapılan araştırmalar rüyanın yeme içme gibi bir ihtiyaç olduğunu göstermektedir. 

Eski Mısırlılar, Asurlular ve Yunanlılarda kahin ve büyücülerin en önemli görevlerinden biri rüyaları yorumlamaktı. 

Rüya tabiri konusunda ilk metinler milâttan önce 5000’li yıllarda Asurlular tarafından yazılmıştır. 

Bu konuda günümüze ulaşan en eski eser, British Museum’da saklanan ve milattan önce 2000 yıllarına ait olduğu tahmin edilen bir Mısır papirüsüdür. Burada 200 çeşit rüya tabirine yer verilmektedir. 

Eski Mısır inancına göre vazifesi rüya gören kişileri uyarmak ve onların sorularına cevap vermek olan Serapis adında bir tanrı vardır. Kahinler ve rüya tabircileri bu tanrıya ait tapınaklarda otururdu. 

Milattan önce 669-626 yılları arasında Nineva’da yaşamış olan Asur İmparatoru Asurbanipal’in kütüphanesinde rüyaya dair taş basması eserler bulunmuştur. 

Milattan önce 1500-1000 yıllarında Hindistan’da yazılan Vedalar’da rüyalara ait listeler yer almaktadır. 

Eski Yunanlılar uykuda ruhun vücudu terk edip tanrıları ziyarete gittiğine inanırlardı. Rüya konusunda Hipokrat, Eflatun ve Aristo’ya bazı eserler atfedilir. [1]Türek, s. 13; Çoruh, s. 59-62 

Democritos’tan Hıristiyanlığın ortaya çıkışına kadar geçen sürede Grekçe olarak yirmi altı rüya tabiri kitabının yazıldığı tespit edilmiş olup, bunlardan sadece Efesli Artemidoros’un Huneyn b. İshak tarafından “Kitabü Tabirir Rüya” adıyla Arapça’ya tercüme edilen eseri günümüze kadar gelmiştir. 

Yunanistan, İtalya ve Anadolu’daki anlayışları beş kitap halinde toplayan bu eserin ilk üç kitabında rüya tabirlerine, son ikisinde rüya tabircisi olmak için gereken şartlara yer verilmiştir [2]Çoruh, s. 59-62.

Tevrat’ın Tekvin bölümünde Hz. Yusuf’un rüyalarından bahsedilir. Ayrıca Talmud’un son kısmında rüyalarla ilgili bir bölüm bulunmaktadır. 

İncil’de rüya anlamına gelen on iki ayrı kelime geçmekte, bu arada birçok Yahudi ve Hıristiyan rüya tabircisinin varlığı bilinmektedir. 

Araplarda İslam öncesi dönemde rüya tabiri yaygın bir uygulamaydı. Kahinlerin görevlerinden biri de rüyaları yorumlamaktı. Bunlar arasında Şık, Satih, Rabia b. Nasr el Lahmi ve Sevad b. Karib gibi meşhur isimler vardı. 

İslam Tarihinde Rüya Tabiri

İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ilk vahiy rüya şeklinde gelmiş, altı ay müddetle vahiy bu şekilde devam etmiştir.

Bir hadiste yirmi üç yıllık vahiy müddeti içerisindeki bu altı aylık zaman dilimi kastedilerek, “Müminin sadık rüyası nübüvvetin kırk altıda biridir” buyurulmuş [3]Buhari, “Tabir”, 5; İbn Mace, “Tabir”, 1; Tirmizi, “Rüyâ”, 2-3, vahyin kesilmesine karşılık mübeşşiratın devam ettiği bildirilmiştir [4]Buhari, “Tabir”, 6

Hadis mecmualarında “Kitabür Rüya” ve “Kitabü Tabirür Rüya” başlığı altında Hz. Peygamber’in rüyalarına ve yorumlarına yer verilmiştir. 

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sabah namazından sonra sahâbîlere, “İçinizde rüya gören var mı?” diye sorduğu, varsa tabir ettiği [5]Buhari, “Tabir”, 47; Ebu Davud, “İman”, 10; Darimi, “Rüyâ”, 13, zaman zaman kendi rüyalarını da anlattığı ve tabir ettiği yahut ashaptan birine tabir ettirdiği, güzel rüyaların anlatılıp tabir edilmesini hoş karşıladığı, kötü rüyaların anlatılmasını ve tabir edilmesini istemediği belirtilmiştir. 

İslam Alimlerine Göre Rüyalar

Tefsir alimleri rüyaların oluşumunu genel olarak Zümer suresinin 42. ayetine dayanarak açıklar. Söz konusu ayette: Allah’ın ölmek üzere olanların canını aldığı, ölmeyenleri de uykularında -bedenlerinden alıp kendilerinden geçirdiği-, ardından ölümüne hükmettiği kimselerin canlarını yanında tuttuğu, ötekilerini belli bir süreye kadar salıverdiği bildirilmektedir. 

İslami literatürde üç çeşit rüyadan söz edilir:

1. Rahmani Rüya: Rüya denildiğinde ilk akla gelen budur. Bu rüyaya “rüyayı sadıka, rüyayı saliha” da denir. Bu tür rüyayı mübeşşirat (müjdeler) diye niteleyen Hz. Peygamber, “İnsanın metafizik alemle olan ilişkisi ve oradan aldığı müjdeleyici bilgi ve işaretler” anlamına gelen mübeşşiratın nübüvvetin sona ermesinden sonra da devam edeceğini bildirmiştir [6]Buhari, “Tabir”, 5; Tirmizi, “Rüya”, 2-3; İbn Mace, “Tabir”, 1

2. Şeytani Rüya: Şeytanın aldatma, vesvese ve korkutmalarıyla meydana gelen karışık hayaller, düşler, telkinlerdir. Bunların anlatılması ve yorumlanması tavsiye edilmemiştir

3. Nefsani Rüya: Nefsin hayal ve kuruntuları, uyku esnasındaki dış etkiler ve günlük meşgalelere ilişkin rüyalardır [7]Seyyid Süleyman el Hüseyni, I, 4

Ali b. Hüseyin el Mesudi

Rüya konusunda genel görüşleri derleyen Ali b. Hüseyin el Mesudi, ruhun dinginlik ve berraklık derecesine göre rüyaların az veya çok gerçek çıkacağını belirtir [8]Müruc üẕ Zeheb, II, 175-179

Gazali

Gazali rüyayı, uykuda insan ruhu ile levhi mahfz arasındaki perdenin kalkmasıyla levhte yazılı olan şeylerin bazısının insan kalbine yansıması olarak açıklar [9]İhya, IV, 903

Fahreddin Razi

Fahreddin Razi de benzer açıklamalar yapar (Mefatiḥul Gayb, XVIII, 135)). 

İbni Haldun

İbni Haldun’a göre rüya, uykuda insan ruhunun manalar alemine dalması sonucunda gaipten kendisine akseden varlıklara ait şekil ve suretleri bir anda görmesinden ibarettir. Eğer bu akis zayıf, hayaldeki remzi de açık bir şekilde aksettirmiyorsa tabire muhtaçtır [10]Mukaddime, I, 380-384

İbni Haldun, Muḳaddime’nin meslekler bölümünde rüya tabiri ve tabircilerinden, rüyanın doğruluğuna delâlet eden alametlerden ve rüyanın vahiyle münasebetinden söz eder [11]II, 1136-1141.

İslam filozofları rüyayı birtakım sembollerin (suretler) hayal gücünden ortak duyuya yansıması olarak izah eder. Onlara göre sadık rüyalar nefsin melekut alemiyle ilişkisinden ortaya çıkar. 

Yakub b. İshak el Kindi

Yakub b. İshak el Kindi, Uyku ve Rüyanın Mahiyeti Üzerine adlı risalesinde uyku ve rüyanın nefsin bir fonksiyonu olduğunu, rüya yorumunun tabiat bilimleri arasında önemli bir yer tuttuğunu belirtir.

Kindi, uykuda devre dışı olan duyu güçlerine mukabil tasarlama ile düşünme güçlerinin serbest kaldığını, böylece rüya olayının gerçekleştiğini söyler [12]Felsefi Risaleler, s. 130

Farabi

Farabi de rüyaları hayal gücüyle ilişkilendirmekte, bu gücün rüyaların oluşumunda belirleyici bir işlevinin bulunduğunu kaydetmektedir [13]El Medinetül Fażıla, s. 108-113

İbni Sina

Rüyaların sebebini ve yorumunu açıklamak üzere El Ḳavl fi Sebebil Menamat adlı bir risale yazan İbni Sina’ya göre rüya nefsin hayal gücünün etkiye açık olma özelliğiyle meydana gelmekte olup, güçlü konuma geçmiş olan nefis, uykuda fizik ötesi alemden bilgi alabilmektedir

Muhayyilesi dış duyuların denetimi dışında kalan kişinin fizik ötesi aleme yönelişi artar. Beden sağlığının bozuk olması ve muhayyile ile hatırlama güçlerinin iyi çalışmaması gibi engeller bulunmadığı takdirde nefis muhayyileden kurtularak ilahi aleme yönelir. 

Bu esnada oradan gelen bilgiler nefiste yer eder, böylece metafizik aleme ilişkin bir algı gerçekleşmiş olur. Bazen muhayyile gücü nefisle fizik ötesi alemin arasına girerek görüntüyü engeller

İbn Sina’ya göre rüyalar yalnız metafizik alemden nefse gelen etkilere dayanmaz. Ayrıca insanın fizyolojik durumundan kaynaklanan rüyalar da söz konusudur. Aç kimsenin rüyada yiyecek, üşüyenin ateş görmesi bu türdendir. 

Bu durumda nefis ilk gördüğü şeyler üzerine hayaller oluşturmaya başlar. Bunlar karışık rüyalar olup ancak tabirle açıklanabilir

Muhayyile gücü bazen olayları gerçek şekliyle bazen benzerleriyle tahayyül eder. Bazen da nefis melekut alemiyle iletişime girmeksizin bir şeyi gerçekten müşahede ediyormuş gibi davranır. Halbuki nefsin gördüğü şey onun sureti değil benzeridir [14]Durusoy, s. 106-114.

Modern Bilimadamlarına Göre Rüyalar ve Yorumlanmaları

Modern fizyoloji ve psikoloji, araştırmalarını; rüyaların oluşmasında dış ve iç etkenlerin rolleri üzerinde yoğunlaştırmıştır. 

Genellikle fizyolojide rüyanın büyük beyindeki benlik olaylarıyla ilgili olduğu, dış ve iç etkenlere bağlı şekilde oluştuğu kabul edilmektedir. Bazı bilim adamları rüyanın görüldüğü anın tam olarak belirlenmesini sağlayan fizyolojik ipuçları bulmuştur. 

İnsan, hayatının yaklaşık üçte birini uyku ile geçirir ve bu esnada beden dinlenir. Rüya ise daha çok hızlı göz hareketleri (REM) adı verilen ara evrelerde görülür.

Hafız olanların rüyada ezberlerini tekrar etmesi örneğinde olduğu gibi günlük hayatta bazı işler üzerinde yoğunlaşanlarda REM uykusunun arttığı gözlenmektedir. 

Uyku ve rüyanın vücudun dinlenmesi, duyguların ve mizacın düzenlenmesi, bilinçaltının açığa çıkması gibi biyolojik, fizyolojik ve psikolojik işlevleri vardır [15]Güven – Belbağı, s. 48-52

Louise Ferdinand Maury

Dış uyaranların uyuyanlar üzerindeki tesirlerini ilmi yöntemle ilk inceleyen Louise Ferdinand Maury, uyku esnasında temas, koku, tat şeklinde muhtelif uyaranlar kullanmış, bunları kendine uygulatmış, ardından rüyalarını kaydettirmiştir. 

XX. yüzyılda rüya ve yorumlarıyla ilgili çalışmalar psikoloji ve fizyoloji araştırmacıları tarafından sürdürülmüştür. 

Sigmund Freud

Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’a göre insanın yaşama kaynağı ve canlı organizmanın faaliyet amacı korunma ve cinsellik içgüdüleridir.

Uygarlığın gelişmesine paralel olarak korunma içgüdüsü ikinci plana itilince geriye cinsellik içgüdüsü kalmıştır. Bu da libido denilen idare merkezinde planlanmaktadır.

Cinsel duygularla toplumdaki kuralların çatışması veya bu isteklerin bilinçaltına itilmesi kişide birtakım kompleksler meydana getirir.

Rüyada görülenler bu komplekslerin, bilinç dışı arzuların akıl sansürü ve baskısından kurtulmuş olarak örtülü bir şekilde tezahürüdür [16]Türek, s. 23-31

Alfred Adler

Alfred Adler ise rüya olaylarını yorumlamada aşağılık duygusuna dikkat çeker; rüyaların geçmişten çok geleceğin planlanmasına yardımcı olma işlevi üstlendiğini ileri sürer. 

Carl Jung

Carl Jung, toplumsal bilinçaltının etkilerine dayanarak simgelerin kişi için özel anlam taşıdığını vurgular [17]a.g.e., s. 31-33; Çoruh, s. 96-131

Erich Fromm

Rüyaları tıpkı masal ve mitoslar gibi semboller dili olarak niteleyen Erich Fromm bunun unutulan bir dil olduğunu kaydetmektedir.

Fromm onu yeniden hatırlamanın gereğini ortaya koymak için Rüyalar, Masallar, Mitoslar adlı eserini yazmıştır.

Ona göre insanlık tarihinin en eski eserlerinden olan mitoslarla günlük yaşantının ürünleri olan rüyalar birbiriyle şaşırtıcı benzerlik göstermektedir.

Günümüz insanı onlara gereken değeri vermeyi ve onları bir tecrübe hazinesi olarak görmeyi unutmuştur; bu sebeple onların dilinden anlamamaktadır [18]Rüyalar, Masallar, Mitoslar, s. 23-38.

İslami Rüya Tabiri İlkeleri

İslam kültüründe rüyaların yorumlanması (tabir) yaygın bir uygulamadır. “Uykuda yaşanan olayların enfüsi ve afaki yönlerini ayırt edip, bir karine ile onların ötesindeki hakikate geçme” demek olan tabir sembolik bir dilin çözümlenmesidir

Tabircinin Özellikleri

Rüya tabiri yapanlara “muabbir”, bu maksatla yazılan kitaplara “tabirname” denilmektedir.

Rüya tabir edenin rüyada görülen hayali şekillerin iç ve dış yönlerini ayırt edip, bir karine (ipucu) ile ötelerindeki hakikate ulaşması, rahmani olanını şeytani olanından ayırt edecek maharette olması gerekir. 

Çünkü bazı insanlara rüyada olaylar “filtrelendirilmiş” olarak, bazılarına da “filtresiz” gösterilir. Bu sebeple Taşköprizade, eski Yunanlılarda ayak takımının rüyalarına değil filozof ve devlet adamlarının rüyalarına önem verildiğini belirtir [19]Miftaḥus Saade, I, 335

Tabirci; İslam, insan, toplum, siyaset ve özellikle psikoloji gibi konularda bilgi sahibi olmalıdır. Bu rüyada görülen sembollerin doğru yorumlanması için şarttır.

Çünkü rüyada görülen herhangi bir sembolün anlamı, gören kişinin karakterine, rüyanın görüldüğü zamana, toplumsal düzene, siyasal pozisyona, toplumsal ve bilhassa rüyayı gören kişinin algı ve inançlarına göre değişir.

Rüya tabircisinin; Kuran’da geçen teşbihleri ve sembolik ifadeleri bilmesi, rüyaları yorumlarken bunlardan yararlanılması gerekir. Ayrıca kelimelerin etimolojisini, darbımeselleri, deyimleri iyi bilmelidir. 

Rüya tabirinin Allah vergisi olduğunu, dolayısıyla sonradan kazanılamayacağını ileri sürenler mevcuttur.

Ancak çoğunluk, onun sembollerle ifade edilen şifreleri çözmeye dayanan bir maharet sayıldığını kabul eder.

Bu hususta başarılı olmak isteyenlerin rüyanın cinsi, sınıfı ve tabiatı gibi hususları bilmesi, bunlardan birini diğeriyle telif etmeyi başarması ve yorumlamak istediği rüyanın nerede, nasıl, ne zaman ve kim tarafından görüldüğünü tespit etmesi gerektiğini söylemektedir.

Rüyaların Yorumlanmaya Uygunluğu

Rüya tabiri görülen bütün rüyaların yorumlanması değildir. Elbette ki görülen her rüyanın iyi veya kötü bir anlamı vardır.

Ancak İslam inancında; bir rüyanın anlatılması ve yorumlanması, onun soyut boyuttan somut boyuta geçişinin ilk adımları olduğu için; kötü mesaj içerdiği düşünülen yahut bu yönde bir his veren rüyalar bırakın yorumlanmayı; anlatılmamalıdır bile. 

Çünkü tabir ilmine göre anlatılan bir rüya muhakkak gerçeğe dönecektir.

Bu konuda “… Rüya, anlatılmadığı müddetçe bir kuşun ayağında (takılı vaziyette) durur. Anlatılacak olursa hemen düşer.” [20]Tirmizi, Rüya 6, h. no: 2279, 2280; Ebu Davud, Edeb 96, h. no: 5020 şeklinde bir hadisi şerif mevcuttur.

Rüyaların anlatılmaması, onların gerçekleşmelerini engellemek için alınan mühim bir önlemdir.

İslami Rüya Tabirleri

GOOGLE NEWS Abone Ol & Takip Et

References

References
1 Türek, s. 13; Çoruh, s. 59-62
2 Çoruh, s. 59-62
3 Buhari, “Tabir”, 5; İbn Mace, “Tabir”, 1; Tirmizi, “Rüyâ”, 2-3
4 Buhari, “Tabir”, 6
5 Buhari, “Tabir”, 47; Ebu Davud, “İman”, 10; Darimi, “Rüyâ”, 13
6 Buhari, “Tabir”, 5; Tirmizi, “Rüya”, 2-3; İbn Mace, “Tabir”, 1
7 Seyyid Süleyman el Hüseyni, I, 4
8 Müruc üẕ Zeheb, II, 175-179
9 İhya, IV, 903
10 Mukaddime, I, 380-384
11 II, 1136-1141
12 Felsefi Risaleler, s. 130
13 El Medinetül Fażıla, s. 108-113
14 Durusoy, s. 106-114
15 Güven – Belbağı, s. 48-52
16 Türek, s. 23-31
17 a.g.e., s. 31-33; Çoruh, s. 96-131
18 Rüyalar, Masallar, Mitoslar, s. 23-38
19 Miftaḥus Saade, I, 335
20 Tirmizi, Rüya 6, h. no: 2279, 2280; Ebu Davud, Edeb 96, h. no: 5020
Keşfet
  1. […] Rüya Tabiri Nedir ve Nasıl Yapılır […]

  2. […] Rüya Tabiri Nedir ve Nasıl Yapılır […]

Leave a Reply