Maden Şehitlerinin Ruhları Beni Uyardı

Maden emeklisi şahıs, eskiden çalıştığı maden ocağında başından geçen ve maden şehitlerinin ruhları ile ilgili olduğunu düşündüğü tüyler ürpertici paranormal olayı anlattı: 

Maden Kazasından Sonra Başladı

Maden Şehitlerinin Ruhları Beni Uyardı
Maden Şehitlerinin Ruhları Beni Uyardı

49 yaşındayım (2017). Madenci bir babanın, madenci bir oğluyum. İki çocuk babasıyım. Yaşadığım olay, emekli olmadan bir iki yıl önce gerçekleşti. Olay, çalıştığım maden ocağında başıma geldi. Her şey; ocakta yaşanan bir kazadan sonra başladı. O gün, her zamanki gibi işyerine gittim. Sabah, işyerinin kantininde kahvaltı yaptıktan sonra, yerin 260 metre altına inmek için kafese bindim.

Kafes derken asansörü kast ediyorum. Asansörden daha ziyada büyük bir vinçle çalışan, basit bir düzenek olduğu için biz madende çalışanlar buna asansör yerine kafes demeyi tercih ediyorduk. Ocağın içine girdikten sonra çalıştığım yere vardım. Mesai bitimine kadar çalıştıktan sonra kuyu dibine doğru yürümeye başladım. Kafese bindiğimiz yere kuyu dibi diyoruz biz.

Yavaş yavaş yürürken yanımdan hızla bir motor geçti. Motor dediğim; trenin küçüğü sayılabilir. Bir tonluk vagonları çeken, trene oranla nispeten daha basit düzenek. Motor üzerinde işçiler vardı. Normalde yasak ama bazen işçiler, iş çıkışı yorgun çok olduklarında, yürümemek için motorun üzerine biniyorlar. Motor hızla yanımdan geçerken ben yavaş yavaş yürümeye devam ettim.

Musluktan Boşalırcasına Kan Akıyordu

Daha sonra ileriden bağırma sesleri gelmeye başladı. Birisi hırıltılı bir sesle inliyor gibiydi. Tam olarak ne olduğunu anlayabilmek için sesin geldiği tarafa doğru ilerledim. Etrafa dikkatle bakmaya başladım. Sesin geldiği yere yaklaşınca; birisinin, havalı kapının yan tarafındaki su kanalına boylu boyunca uzanmış olduğunu gördüm. Su kanalında yatan kişiden sanki musluktan boşalırcasına kan akıyordu. O an kısa süreli bir şoka girdim.

O kargaşada sağlam olanlarla yaralanan kişiyi hemen kuyu dibine taşıyıp, hastaneye yolladık. Ben hala o görüntünün şokunu üzerinden atamıyordum. O gün o kazada yaralanan o kişi öldü. Bu olay beni derinden etkiledi. Psikolojim alt üst oldu. İşçiler motorla giderken havalı kapı açılmamış. Motor da hızlı olduğu için tren hızla kapıya vurmuş. Motorla kapı arasında kalan işçi feci şekilde ölmüş.  

Bu olaydan sonraki günlerde; o kapıdan geçerken, hep su kanalında sanki hala birisi yatıyor gibi geliyordu bana. Tek başıma oradan geçemez olmuştum. Ocağın içi zifiri karanlık. Lambanın ışığı var, bir de çok seyrek de olsa floresan lambalar var belli yerlerde. Bu olayın etkisi sebebiyle işten tamamen soğumuştum. Hiç işe gitmek istemiyordum ama gitmeye mecburdum. Ekmek davası işte sonuçta…

Bana Doğru Yaklaşan O Işık

Neyse, yine işte olduğun bir gün, çalıştığım ayakta (yani kömür üretiminin yapıldığı yer) iş bitiminde en son ben kalmıştım. Etrafa baktığımda herkes gitmişti. Ayak başına çıktım. Bir yere oturdum. Üzerine öyle bir ağırlık çöktü ki oradan kuyu dibine gitmek sanki ömür gibi geldi bana. Oturduğum yerde biraz dinleneyim giderim dedim kendi kendime. Bir ara gözlerim kapandı. Uykuyla uyanıklık arasında bir yerdeydim. İleriden bir lamba geliyordu.

“Bu saatte iş de kalmadı ocakta. Herhalde o da benim gibi sonra kaldı.” dedim kendi kendime. ışık birden kayboldu. “Allah Allah! Nereye gitti bu adam?” diye söylendim. “1-2 dakika daha oturayım. Hem bu süre içinde adam da gelir, onunla kuyu dibine geçerim” diye düşündüm. Derken tekrar gözlerim kapandı. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum; birden çok şiddetli bir tokatla uyandım! Ama nasıl bir tokat; boynum kırıldı sandım. Hemen toparlanıp etrafıma baktım. Kimse yoktu! Birinin vurup kaçması imkansızdı. Kan ter içinde kuyu dibine koştum. O gün kimseye bu olanlar hakkında bir şey anlatmadım.

Beni Uyaran Siyah Varlık

1-2 hafta sonra yine ben sonra kalmıştım.  Bu kez elimi çabuk tutup hemen ayak başına çıktım. Bir iki dakika oturayım sonra giderim dedim. Orada otururken ileriden simsiyah bir şeyin bana doğru gelmekte olduğunu fark ettim. El lambası ve de bareti vardı. Yavaş yavaş bana yaklaşıyordu. Uzaktan seslendim “Ustam! Hayırdır? Lamba mı arızalandı?” dedim. Cevap vermedi. Bunun yerine bana doğru yavaş yavaş gelmeye devam etti.

Kalkıp gitmek istedim hatta koşarak kaçmak istedim ama felç olmuş gibiydim. Kıpırdayamıyordum. O siyah varlık yanıma kadar geldi. Ancak ne yüzünü görebiliyordum ne de başka bir tarafını. Adeta bir gölge geldi yanıma. Bana “Bir daha sakın ocakta uyuma!” dedi. Ama konuşmalarını kulaklarımda değil beynimin içinde hissediyordum. Adeta düşünce yoluyla konuştu benimle ve kayboldu.

Daha önce birkaç kişiden daha duymuştum bu tarz olayları. Ama inanmamıştım. O an bunlar geldi aklıma. Bildiğim bütün duaları okudum. Bana bir zarar vermemişti ama o anı yaşamak zaten bozuk olan psikolojimi daha da bozmuştu. Oturduğum yerden 1-2 dakika daha kalkamadım. Bir süre sonra kendimi toparlayıp oradan uzaklaştım.

Maden Şehitlerinin Ruhlarıymış

Bu olanları 1-2 arkadaşıma anlattım ama bana inanmadılar. Hem arkadaşım hem de köyümüzün imamı olan hocamıza anlattım. Bana “Onları ocak sahipleridir. Şehitler ölmez denir ya…  Madende ölmüş insanlara da maden şehri denir.  Büyük ihtimalle bu kişi seni uyardı. Seni korumak istemiştir.” dedi. O günden sonra ocakta bir daha uyumadım. 

İş yerinde Hasan adında ileri yaşlarda bir adam vardı. 55 kodunda, tek başına çalışırdı. 55 kolunda daha önce yangın çıkmış. Senesini tam bilmiyorum ama o yangın sırasında orada hala işçiler varken yangın büyümesin diye ocağın ağzını kapatmışlar. Ocağın ağzı kapatılmazsa yangın daha da büyüyebilir, can kaybını arttırabilir düşüncesiyle. Hasan abi bizlere anlatırdı. “Oraya gitmek istemiyorum. Oradan bağırma sesleri geliyor, taşlıyorlar. Ocağın içinden kurtarın bizi diye sesler duyuyorum” derdi.

Bu olaylardan sonra emekli oldum. Başka da bir olay yaşamadım. Şu an halim vaktim yerinde. O günleri geride bıraktım. Allah hepimize huzurlu, mutlu bir hayat nasip etsin…

Google Haberler’de takip et

Keşfet

Yorum Yap