Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Bizi Koruyan İntikamcı Cinlerimiz

Annesi sebebiyle oturdukları evde sürekli tuhaf olaylar yaşayan ailenin başından geçen tüyler ürpertici hadiseler.

Annesi sebebiyle oturdukları evde sürekli tuhaf olaylar yaşayan ailenin başından geçen tüyler ürpertici hadiseler.

Öncelikle merhabalar, ben de size geçen yıl yaşadığımız bir olayı anlatmak istiyorum. Ben annem ve kardeşimle beraber yaşıyoruz ve eski ama çok büyük bir evde oturuyoruz. Evde mi bir sorun var bize yapılan büyülerden mi bilmiyoruz ama çok tuhaf olaylar yaşıyoruz.

Evin salonunda büyük aynalarımız var eve ait. Bazen salonda uzun, siyah, gölgemsi varlıklar görüyoruz. Aynalardan çıkıyorlar ve aynalara geri giriyorlar. Daha önceleri biz bunları çok önemsemedik. Bazı sıkıntılı durumlardan geçtiğimiz için “Yaşadıklarımız psikolojimizi bozmuş olabilir ondan böyle yanılsama görmüş olabiliriz.” dedi annem.

Ama sadece birimiz değil de hepimizin bu tür varlıklar görmesi ilginç bir durum. Eve yatılı gelen akrabalarımız ya da arkadaşlarımız biz hiçbir şey anlatmadığımız halde tuhaf tuhaf bir şeyler gördüklerini söylüyorlar.

Hatta evimizin anahtarı bizden başka kimsede olmadığı halde bizim evde olmadığımız bir akşam alt kat komşumuz bizi eve daha yeni girerken gördü ve “3 saattir evde davul zurnalı halay çekme sesleri geliyor. Vallahi 20 kere zile bastım kapıyı açan olmadı. Hatırınız olmasa polis çağıracaktım.” dedi. “Nasıl olur? Biz bugün eve sabahtan beri hiç girmedik ve kapıyı da kilitleyip gittik.” dedik.

O da bizimle birlikte merak ettiği için eve geldi kapının kilidini beraber açtık hatta. Evde hiç ses seda yok. Ama sabah annemin süpürüp çıktığı evde yerde siyah siyah küller vardı. Ama eve hiç bir şekilde girilmemişti. Biri girse bile o küllerin üzerine basması gerekiyordu değil mi?..

Şaşkındık ama bu bizim için sadece o gün yaşanan bir durum değildi. Bize deli derler diye kimseye anlatamıyorduk. Yine büyük annemin bizde kaldığı bir gün; bizim odaların kapısı kapalı olmasına rağmen onun ayaklarını bir şey gıdıklayıp balkona doğru kaçmış gece.

Bize seslendi. Odaya geldi. Bizim odaların kapısı ses çıkarmadan açılmıyor çünkü ev bayağı eski. Büyükannem şaşırdı. Hemen hepimiz balkona baktık. Evimiz 3. katta. Balkondan atlayıp kaçamayacağına göre balkonda olmalıydı bu her kimse. Ama balkonda da kimse yoktu ve camları da kapalıydı.

Besmelemizi çektik. Sabah namazı vakti yakındı. Namazlarımızı kıldık, Kuran okuduk. Annem çay suyu koyacakken kapı çaldı. Ama bu bizim dairenin kapısı. Ve aşağıdan da giriş bize ait. Aşağıdaki kapıyı da kilitliyoruz akşamları. Çünkü babamız yok bizim. Şaşkınlıkla kapıyı açtık. Kimse yoktu.

Zaten olsa gerçekten daha ilginç olurdu. Çünkü dediğim gibi binanın girişi sadece bize ait. Alt katta da artık kimse yok; boş daire. Oranın girişi bizimkinden ayrı. Kapıyı kapattık; bu kez zil çaldı ama bu dairenin kapı zili. Her neyse bu şey, tam olarak kapının önünde olması lazım. Ama kimse yok…

Otomatik sensörde yanmıyor zaten. Biri olsa ilk o yanar. “Zil takıldı herhalde.” dedik. Kapıyı kapattık. Büyükannem “La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül aziym.” okuyordu. O anda kapıya güm diye yumruk vurma sesi geldi. Annem hemen açtı ama kimse yoktu. “Noluyor ya?!” dedik. Odaların kapılarından ses geldi. Kış mevsimi; hiçbir cam açık değil… Sonra tavandan çatırdama sesi geldi. Sanki tavan çöküyor gibi ama yine hiçbir şey yok.

Büyükannem korkudan aylar boyunca bize gelmedi. Annemin kuzeninin bizde olduğu bir gece banyodan cam kırılma sesleri duyarak uyandık. Hemen ardından mutfaktan tüm bardak ve tabakların kırılma sesine koştuk. Ne banyo da ne mutfakta hiç bir şey kırılmamıştı.

Annem göremediğimiz o varlıklara bağırdı. “Kendinizi de yırtsanız ne bu evden taşınacak ne de sizden korkacağız. Buranın kirasını ben ödüyorum gitmesi gereken sizsiniz!” dedi ortamda çok büyük bir sessizlik hakimdi. Çıt çıkmıyordu.

Normalde ittirsek kapanmayan banyonun kapısı bir anda kocaman bir gürültü ile kapandı ve 2 gün boyunca açamadık. Ev sahibimiz çok iyi biriydi ve bizi çok seviyordu. Annem bu yüzden evi değiştirmeyi hiç düşünmedi. Elhamdülillah hepimiz inançlıyız ve yaratılan hiçbir varlığı inkar etmiyoruz. Eve Besmelesiz selamsız asla girmeyiz.

Derken annem bu olaylardan sonra rahatsızlandı. Günlerce ateşli yattı. Sürekli başında simsiyah bir gölgenin durup ona kırmızı gözlerle baktığını söylüyordu. Besmele çektiğinde, Ayetel Kürsi, Felak, Nas okuduğunda gitmediğini söyledi. Annem namaz kılarken o da önünde kılıyormuş.

Bize ilginç geldi ama bunu bize anlatmadan önce çok sustu kadın. “Oraya geçmeyin” diyordu; geçmemizle birlikte elektrik çarpması yaşıyorduk. Kardeşimin saçları gözümün önünde havaya kalktı resmen. Annem “Kapıyı kapat” diyordu. “Bana ne!” dediğimde kapı kendi kendine kapanıyordu.

Bir kere ben annemin odasına girecekken kapı kendiliğinden açıldı. Annem ateşler içinde yatıyor. Doktora götürmek istiyorum. Ama gücüm yetmiyor. Büyük annem de korkudan bize gelmiyor. Annemin kuzenleri de korktu; kimse bize gelmiyor.

Annem “Git buradan!” diye bağırdı. “Neden anne?” dedim. “Sana demedim yavrum. Ona dedim. O, burada. Bana bakıyor, sürekli yanımda.” dedi. “Kim anne? Ben bir şey göremiyorum.” dedim. “Orada! Bak; tam arkanda!” dedi. Bir anda odanın kapısı açıldı ama hiç kimse, hiçbir şey yoktu.

“Bana su verir misin yavrum?” dedi. Mutfağa gittim. Tam çıkarken bardak düşmesi, kırılma sesi geldi. Annem “İyi misin canım?” diye seslendi. “Evet anne iyiyim ama sanırım bardak kırıldı.” dedim. Annem kalktı. İkimiz de mutfağa girdik ama yine kırılan bir şey yok. Sesi odadan kardeşim bile duyup uyandı ama bir şey yok…

O sıralar anneme kim ne yaptıysa arayıp özür diliyor, helallik istiyor. Annem ne olduğunu sorduğunda başlarından bela ve musibetin eksik olmadığını, rüyalarında sürekli annemi gördüklerini, annemin yanında karanlık askerler olduğunu ancak annemden emir almadan hareket edip onun yerine intikam aldıklarını söylüyorlar.

Hatta okulda bana sürekli bulaşan bir arkadaşım vardı; bana çok kötülük yapmıştı. Başına çok kötü bir şey gelmiş ama gerçekten çok üzüldüm. Bana mesaj yazıp, “Sana yaptıklarım için cezalandırıldım.” dedi. “Ne oldu?” diye sordum. Evleri yanmış… Benden zorla aldığı bir kitabım vardı; sadece o yanmamış ve üzerinde intikam yazıyormuş. Bana kitabı verdiğinde korktum sobaya attım.

Olanları anneme anlattım. Annem de “Şu sıra herkes beni arayıp tuhaf şeyler söylüyor. Özür diliyor, helallik istiyor.” dedi. Kardeşimin yatağından çıkan siyah siyah gölgeler gördük. Kardeşim uyuyordu. Odanın kapısından giremedik. Annem tam onu kaldırmak için girecekti annemi bir şeyler itti annem yere düştü. Sonra ben girmeye çalıştım saçlarım elektrik akımına kapılmış gibi havaya kalktı ve beni de itti. Çok yoğun bir enerjiydi.

Annem kardeşime bağırdı “Kalk!” diye kardeşim nefes nefese ağlayarak uyandı. Çok korkmuştu. “Anne, uyanmaya çalışıyor uyanamıyordum. Siyah siyah, küçük, cüce gibi şeyler, beni yerin altına çekmeye çalışıyordu. Size bağırıyordum ama kimse beni duymuyordu. Besmele çekiyorum, ağzımı kapatıyorlar… Ellerimi tuttular; simsiyah toprağın altına çekiyorlar ama siz beni görüyorsunuz, hiç bir şey yapamıyorsunuz.” dedi.

Annem sımsıkı sarıldı bize. Felak, Nas, Ayetel Kürsi, İhlas ve Kafirun surelerini okudu yüksek sesle. Saat gecenin ikisiydi. Bizi aldı, çıktık evden. Annemin ateşi halen çok yüksekti. Acile gittik. 41 derece ateşle… “İyi ki menenjit olmamışsın.” dedi doktor. Annem de “Menenjit oldum mu bilmiyorum ama halüsinasyonlar görüyorum.” dedi. O anda hastanede bir kadın çığlığı yankılandı. Herkes koştu baktı ama kimse yoktu. Annem bana “Galiba kafayı yiyorum; o siyah şey halen burada ve bana bakıyor.” dedi.

“Nerede?” dedim. Tam gösterdiği yerde bir kutu devrildi, ilaçlar yere döküldü. Neyse, eve gidelim dedik. 2 gün sonraydı. Annem ve kardeşimle bir konuda tartışma yaşadık. Ben bir şeyi yanlış anlamışım. Annem “Bize haksızlık yapıyorsun ama şuan Besmele çek ve Allah‘a sığın. O siyah varlık sana kızgın ve kırmızı gözlerle bakıyor. Lütfen özür dile bizden ve Allah‘a sığın!” dedi.

Ben de pek umursamadım. “Ne yapacak? Beni mi yakacak şeytan!” dedim. O anda sobadan bir ateş patladı. Tüm evde bomba patlamış gibi ses yankılandı. Tüm kapılar da patlamanın etkisi ile açıldı ve ben bir baktım; üzerim alev almış. Elim, saçım, kazağım, pantolonum alev alev yanıyor. Annem beni söndürmeye çalışıyor. Kardeşim korkudan bağıra bağıra ağlıyor… Hayır; sadece benim tutuşmam ne alaka? O an evin içinde korkunç bir kahkaha yankılandı ve annemin odasının kapısı kendi kendine hızla kapandı.

Biz anneme sarıldık. Bu neydi bilmiyorum ama her neyse anneme ve bize kim ne yapsa intikam alıyordu. Annem psikiyatriye gitti, ilaçlar kullandı “Belki depresyona girmişimdir” diye ama geçen hiç bir şey olmadı.

Dedem bizim evin önünden geçerken camda simsiyah, uzun bir gölgenin, camdan ona bakıp, el salladığını görmüş. O da biz sanıp el sallamış. Sokağı dönerken bir bakıyor; biz üçümüz marketten geliyoruz… “Az önce; sizin evdeki kimdi?” diye sordu. Ne olduğuna bakmak için hep birlikte eve girdik ama yine hiçbir şey yoktu. Odadan pencere camının patlama sesi geldi. Koştuk baktık yine bir şey yoktu.

Bu durumları neden yaşadığımızı anlayamıyoruz. Büyükannemin anlattığına göre annem çocukken de bazı varlıklarla odada konuşuyormuş. Onlar odasına girince susuyormuş. Çok sessiz bir çocukmuş hatta bazen odasından 5-6 çocuğun oynama gülüşme sesleri gelince dedem ve büyükannem odaya girip bakıyorlarmış ama odada sadece annem oluyormuş ve sessiz sessiz oturuyormuş. Annemin ne evliliği ne de ilişkileri hiç yolunda gitmedi.

Advertisement
Click to comment

Soru Sor - Fikrini Yaz