Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Bize Büyüler Yapan Üvey Annemiz

Zeynep Y., babalarıyla evlendikten sonra aile üyelerine büyüler yaptırarak, hayatı zehir eden üvey annelerini ve bu yüzden yaşadıkları korku dolayı bir olayı anlatıyor.

Facebook Paranormal Haber grubundaki üyelerimizden Zeynep Y., babalarıyla evlendikten sonra aile üyelerine büyüler yaptırarak, hayatı zehir eden üvey annelerini ve bu yüzden yaşadıkları korku dolayı bir olayı anlatıyor.

Merhaba, size yaşadığım paranormal olaylardan bahsetmek istiyorum. Biraz uzun olacak kusura bakmayın ama kesinlikle en ufak yalan ya da abartı yok. Yemin ederim. Birinde insan kılığında gördüm; diğer ikisinde ise simsiyah bir gölge şeklinde. İnsan silüeti gibiydi. 

Öncelikle benim tahminim bana büyü yapılması nedeniyle görmeye başladığım şeklinde. Çünkü her şey için büyücülere çok giden bir üvey annem vardı ve bana düşmandı. Bu büyülerin ne kadar etkili olduğunu bilmiyorum ama bunlar sayesinde babamı kendine kukla yapmayı başarmıştı. O dağ gibi herkesin çekindiği otoriter adamı; aciz bir köle haline getirdi. Babamın tüm servetini; daireleri, dükkanları hatta dedemden kalan tarlaları bile kendi üzerine geçirmiş. Ben bu kadarını bilmiyordum ama babamın maaşını, kira gelirlerini, her şeyi kadın kendi çekip, kendi hesabına yatırıyordu. 

Babama harçlık bile vermiyordu. Berber bile parasını üvey annemden alıyordu. Babamda para olmazdı. Babam karısından aşırı korkardı. Kadının her dediğini yapar, hiç sorgulamaz, itiraz etmezdi. Bütün sülaleye ve mahalleye de rezil olmuştu. Ve üstelik bu kadın çok çok çirkindi yani onu gören erkekler “Bu kadını gece görsem korkarım, rüyama girse altıma ederim korkudan” diye diyorlardı. Üstelik bu kadın çok geçimsiz, kavgacı biriydi. Babam ise yakışıklı, beyefendi biriydi. Onları gören yabancılar bile “Bu adamın bu kadınla ne işi olur? zerre kadar uygun değiller. Çok tuhaf. Görüntü olarak da uygun değiller ahlaki olarak da…” diyorlardı.

Babama en başından beri devamlı büyü yaptırdığını başka kadınlardan duymuştum. Evde de devamlı muskalar buluyordum. Babama gösteriyordum ama babam onu savunuyordu, bana inanmıyordu. Sonra bir gün tesadüfen üvey annemin, bir kadınla konuşmasını duydum. Benden bahsediyordu ve “Bu kız daha halen nasıl yaşıyor anlamıyorum. Bu büyü kime yapılsa ölüyor. Kurtulan yokmuş ama bu ölmedi. İnanılır gibi değil. Belli ki onun gittiği büyücü daha kuvvetli. Ona koruyucu bir şeyler yapmış ama bu büyüden kurtuluş yok. Mümkün değil kurtulması. Nasıl oluyor bilmiyorum…” diye anlatıyordu. Bu arada; ben hayatım boyunca büyücülere, hacılara, hocalara hiç gitmedim; güvenmiyorum…

Aradan birkaç gün geçti ve şöyle bir şey yaşadım: Odamda; yatağımda yatarken sanki uykuyla uyanıklık arasında bir duruma düştüm. Bedenim uyuyor ama ruhum uyanık ama kıpırdayamıyorum. Odadaki her şeyi görüyorum anlık olarak. Her şey o anki gerçek görüntü ile aynı. Benim yatma pozisyonum bile aynı. Sonra kapının orda bir varlık görünüyor. Bulanık biraz; yüzünü tam seçemiyorum. Genç bir insana benziyor. Ölü gibi bembeyaz bir teni var. Beyaz bir şey giymiş. Ancak yüzünde çok net bir ifade var “nefret” ifadesi! O nefreti iliklerine kadar hissediyorsun. 

Sonra birden omzumun üzerinde bir ses duydum “O cin!” dedi. Ben korktum; hiç aklıma gelmemişti. O cin bir anda yatağımın ayak ucuna geldi. Yürümüyor, uçar gibi süzülüyordu. Ben de panikle dua okumaya başladım. Nas ve Felak surelerini okumaya çalışıyorum. Ayetel Kürsi’yi unutmuştum; hiç aklıma gelmiyordu. Ne kadar okursam okuyayım gitmiyordu. O sırada omuzumdaki ses “Sondan bir önceki ayeti okumuyorsun o yüzden gitmiyor” dedi. O sırada Arapça harflerle havada o sure komple belirdi. Altın rengi harfler havada asılıydı. Ben tam sondan bir önceki ayeti buldum; okuyacağım, o varlık birden eliyle tek hareketle o havadaki harfleri yok etti. Bana saldıracaktı; elinde de sivri bir şey vardı. Benim bir dizim bükülüydü. O elindeki şeyi dizime sapladı. O sırada sıçrayarak uyandım. Dizim gerçekten acıyordu. 

Etrafıma baktım. Yan yatakta yatmakta olan ablam da uyanmıştı ve yatağının üzerinde sallanarak devamlı Ayetel Kürsi okuyordu. Hiç konuşamadım, geri yattım. Sabah ablamla beraber kahvaltı yaparken ablam bana önceki gece gördüğü şeyi anlattı. Şok oldum çünkü benim gördüğüm şeyin aynısını aynı anda o da görmüş. Fakat ona saldırmamış. Ablam da aynı şekilde onu kapının orda görmüş. Şehir dışındaki abimin kılığındaymış. Beyaz bornoz varmış üzerinde. Ben de beyaz giyimli olduğunu görmüştüm ama bornozu fark etmemiştim ve nefretle bakıyormuş. Ablam da “Niye öyle duruyorsun? Gelsene!” deyince ablamın omzundan bir ses “O senin kardeşin değil cin!” demiş. 

Ablam da Ayetel Kürsi okumaya başlamış ve cin aniden yok olmuş. O anda sıçrayarak ben kalkmışım. Bunları konuştuktan sonra o odaya gidip baktık. Kapının arkasında beyaz bornoz vardı. Gelip onu giymiş gibi bir şey anladım. Sonra dua kitabını açıp kontrol ettim: Ben gerçekten Felak suresinin sondan bir önceki ayetini eksik mi okuyorum diye. Baktım gerçekten o ayeti atlayıp eksik ezberlemişim. O ayetin türkçe anlamı ise ” Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden  Allah’a sığınırım” şeklinde…

Advertisement
Click to comment

Soru Sor - Fikrini Yaz