Connect with us
Türk Mitoloji Sözlüğü - Ad - Her şeyin başlangıcı Türk Mitoloji Sözlüğü - Ad - Her şeyin başlangıcı

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ad: Her Şeyin Başlangıcı

Türklerde Yayguçı Çağ (Yaratılış Zamanı) inanışı, varlığın birbirinden ayrışmadığı, her şeyin bütün olarak var olduğu bir dönemi ifâde eder. Her şeyin sonsuz bir su halinde olduğu bu çağda varlıkların anlamı ve adı yoktur.

Published

on

Türklerde Yayguçı Çağ (Yaratılış Zamanı) inanışı, varlığın birbirinden ayrışmadığı, her şeyin bütün olarak var olduğu bir dönemi ifâde eder. Her şeyin sonsuz bir su halinde olduğu bu çağda varlıkların anlamı ve adı yoktur.

Bir varlığı tanıtan, sembolize eden sözcük. Herhangi bir şeyi tanımaya, tanıtmaya veya tanımlamaya yarayan, ona özgülenmiş bir kelimedir. Bir kimseyi, nesneyi, varlığı yada olguyu anlatmaya, akla getirmeye yarayan kavramdır. Ad insanoğlunun var olduğu her yerde nesneleri ve olguları nitelemek için kullanılan soyut bir araçtır. Ün, şöhret anlamları da taşır. 

Bazı felsefi yaklaşımlarda varlıklardan önce onların adlarının var olduğuna inanılmıştır. Elbetteki bu felsefi bir tartışma konusudur. Ancak ad kavramı Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Ad, bir varlığın soyut olarak atı yani bineğidir. Adı olmayan varlıkların öteki alemlere, farklı dünyalara ait olduğu düşünülür. Bu nedenle de adsız olmak bir eksiklik sayılır. 

Türklerde Yayguçı Çağ (Yaratılış Zamanı) inanışı, tüm varlığın birbirinden ayrışmadığı, henüz her şeyin bütün olarak var olduğu bir dönemi ifâde eder. Başka hiçbir şeyin mevcut olmadığı, her şeyin sonsuz bir su halinde olduğu bu çağda, gök bile yaratılmamışken varlıkların anlamı ve adı yoktur. Bu nedenle Türk efsanelerinde her şeyin bu dönemde sağır ve dilsiz olduğu söylenir. Bu sonsuzlukta önce varlığa ad verilerek yaratılış başlamıştır. Benzer biçimde Sümer inanışına göre su tanrısı Enki, her şeye bir ad vermiş ve böylece yaratılış başlamıştır. Yani ad bu bağlamda anlam ve başlangıç demektir.

Ayrıca Felsefe’de önemli bir akım olan İdealist Yaklaşım da benzer bir öngörüye sahiptir. Buna göre önce “İdea” (Düşünce) vardır ve onun temsil ettiği nesneler sonradan varlık bulur. Türklerin İslamiyet’i kabul ettikleri ilk dönemlerde, halk kültürü kendi anlayışına ve algılayışına uygun olarak İslam terminolojisindeki pek çok kavramı Türkçe sözcüklerle ifade etmiştir. (Örneğin “Abdest Almak” için “Yunup Kılmak” tabiri kullanılmıştır.) Besmele kavramı da bu dönemlerde belirli bir süre Adlama sözcüğü ile karşılanmıştır. Arapça kökenli “Besmele” sözcüğü Allah’ın (c.c.) adını anma demektir. Türkçe “Adlama” kelimesi adanma, ad söyleme anlamına gelir ve erken dönemTürk-İslam inancında ve daha sonraki çağlarda kimi kırsal bölgelerde bu tabir ile Allah’ın (c.c) adının anılması yani Besmele (Arapça ‘isim’ kökünden gelir) kastedilmiştir. 

Günümüzde ise İslam terminolojisindeki asıl biçimi olan Besmele ifadesi tercih edilir ve kullanılır. İslam ile birlikte Besmele (Adlama) kavramı çok yaygın bir hale gelmiştir. İslami anlayışa göre her işe Allah’ın (c.c) adıyla başlamak gerekir. Üzerine Allah’ın (c.c) adının anılmadan kesilen veya kendiliğinden ölen hayvanların yenilmesi yasaktır. Besmele cümlesinin içeriği Türkçe’ye anlam olarak; “Acıyıcı ve Acıyan Allah’ın adıyla…” ya da kısaltılmış biçimiyle “Bismillah” (“Allah’ın adıyla…”) olarak çevrilebilir. Besmele, doğal süreçlere Yaratıcıyı dahil etmeyi öngörür. Yani aslında, (Türk halk inanışına da uyumlu olarak) önce maddenin değil düşüncenin var olduğu görüşü uyarınca düşünceyi temsil eden sözün söylenmesi gerekir. 

İbadete, duaya ve kurban etmeye başlamadan önce zihin temizlenmelidir ki yapılan iş de temiz olabilsin. Bunun için de Yaradan’ın adı anılır. Böylece, hiçbir şey yokken yalnız Allah’ın (c.c.) var olduğu anımsanır.

Anlam: (Ad / At / Ay) Türkçe’de bu kök tanımlama, niteleme, yönelme, başka bir yere atlama, binek hayvanı anlamı içerir. Türkçe’de ad aynı zamanda at demektir ve pek çok lehçede “d/t” farkı ortadan kalkar. At, kutlu bir hayvan olarak o kişinin kimliğidir aynı zamanda. Kişinin adının aslında onun soyut bir atı olduğu ve kendisini taşıdığı düşünülebilir. Bu nedenle eskiden Türkler öldüklerinde atlarıyla (yani adlarıyla) birlikte gömülmüşlerdir. Çünkü at öte alemdeki yolculuğunda kişiye yardımcı olacaktır. Türkçe’nin tüm şive ve lehçelerinde ad / at biçimiyle binlerce yıldır yer alan ortak bir kelimedir. Aynı zamanda bir kök olarak yüzlerce kelimenin türemesine olanak vermiştir. “Ad” ve “Adda” kelimeleri Sümercede baba demektir. Dolayısıyla köken olarak Ata kelimesi ile de bağlantılıdır ve bu sözcük aslında adı alınan kişi demektir yani kendisinden ad alınmayı ifâde eder. Adamak, adak sözcükleri yine bu kökten türemiştir. Atamak kelimesi bazı şivelerde ad koymak anlamı taşır.

Eşdeğer: At, Ner

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ak Ana: Deniz Tanrıçası

Ak Ana, evrenin başlangıcında ortaya çıkan varlıkların hepsine ruh / can vererek yaşam döngüsünü başlatmıştır. Bir efsane okyanusu olan Akdeniz’de yaşar.

Published

on

By

Türk Mitoloji Sözlüğü - Ak Ana - Deniz Tanrıçası

Ak Ana, evrenin başlangıcında ortaya çıkan varlıkların hepsine ruh / can vererek yaşam döngüsünü başlatmıştır. Bir efsane okyanusu olan Akdeniz’de yaşar.

Henüz hiçbir şey yaratılmamışken sonsuz suların içinden çıkarak, Tanrı Kayra’ya yaratma ilhamını vermiştir. Başka bir efsanede Tanrı Ülgen’e yaratma emrini vererek sulara tekrar daldığı anlatılır. Işıktan (cisimsel olmayan) bir bedeni vardır. Başında gücü simgeleyen ve taca benzeyen zarif boynuzları bulunur. Denizkızı gibi çok uzun, hafif maviye çalan bir balık kuyruğu vardır. Evrenin başlangıcında ortaya çıkan hangi varlık varsa hepsine ruh/can vererek yaşam döngüsünü başlatmıştır. Bir efsane okyanusu olan Akdeniz’de yaşar. Bazı söylencelerde, geyik şekline giren Su Ana ile Göktürklerin Atası evlenmiştir. Çeşitli söylencelerde de denizden çıkan bir geyik olarak betimlenir. Asya’da kadın ozanlara ise Akınay denmesinin Ak Ana ile bağlantılı olması muhtemeldir.

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü

Continue Reading

Türk Mitoloji Sözlüğü

Aka: Irmak Tanrıçası

Ehe Üreng (Beyaz Ana) olarak da bilinir ve sonsuz suların derinliklerinden çıkardığı çamuru bir kaplumbağanın sırtına koyarak yeryüzünü yarattığı söylenir.

Published

on

By

Türk Mitoloji Sözlüğü - Aka Irmak Tanrıçası

Ehe Üreng (Beyaz Ana) olarak da bilinir ve sonsuz suların derinliklerinden çıkardığı çamuru bir kaplumbağanın sırtına koyarak yeryüzünü yarattığı söylenir.

Irmakların ve içindeki varlıkların koruyuculuğunu yapar. Yakut mitolojisindeki kişiliklerden birisi olmasına karşın Anadolu’daki Aka adlı ırmak tanrıçası ile ilginç bir biçimde ad ve özellik benzerliği taşır. Moğol halk kültüründe Ehe Üreng (Beyaz Ana) olarak bilinir ve sonsuz suların derinliklerinden çıkardığı çamuru bir kaplumbağanın sırtına koyarak yeryüzünü yarattığı söylenir. Bir başka rivayette ise çamuru çıkarmasını kaplumbağadan istemiştir. Burada Eke Hatun (Aka Hatun) bir ırmak tanrıçası olarak eski Türk kültüründeki sulardan çıkan Ak Ana’nın özelliklerini taşır.

Anlam: (Ağ / Ah / Ak) Türkçe’de Ağa / Aha sözcüğü abi demektir. Ayrıca büyük kız kardeş (abla) anlamı veya sahiplik ifâde eder. Beyazlık içeriğini de barındırır.

Eşdeğer: Aha, Ehe, Eke, Ekte

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü

Continue Reading

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ak: Kutlu Renk

Ak; aynı zamanda suyu ve temizliği sembolize eder. Beyazlamak, ışımak, yükselmek, yukarı çıkmak veya aşağı inmek, kutsallık, yaratmak gibi anlamlar taşır.

Published

on

By

Türk Mitoloji Sözlüğü - Ak Kutlu Renk

Beyazlamak, ışımak, yükselmek, yukarı çıkmak veya aşağı inmek, kutsallık, yaratmak gibi anlamlar taşır. 

Ak renk aynı zamanda suyu ve temizliği sembolize eder. Suyun şekilsiz ve yapısız oluşu onu bir madde olarak algılamaktan ziyade kimi zaman ruhsal varlıklarla ilişkilendirilmesine neden olmuştur. Ruh da su gibi akışkan ve biçimsizdir. Sulardaki varlıklar yaşlanmazlar, hastalanmaz ve çirkinleşmezler. 

Anlam: (Ağ / Ag / Ak) Beyazlamak, ışımak, yükselmek, yukarı çıkmak veya aşağı inmek, kutsallık, yaratmak gibi anlamlar taşır. Ağmak fiili yukarıya çıkmak manası taşır. Akmak fiili su ile alakasını içerir. Kirlenmemişlik, el değmemişlik ve günahsızlık mecazen anlamın içeriğinde yer alır. Asya’da yapılan Akrar adlı bir tören ile de bağlantılıdır. Akın sözcüğü ozan manası taşır.

Eşdeğer: Ağ, Ok

Eş anlam: Ürüng, Ürün, Sor, Sur, Sura, Şura 

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü

Continue Reading

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ahaga: Hayvan Tanrısı

Ahaga, hayvanların ağası, onların efendisi olarak görülür. Ülgen tarafından yabani hayvanların ve onların yavrularının sorumluluğu kendisine verilmiştir.

Published

on

By

Türk Mitoloji Sözlüğü - Ahaga Hayvan Tanrısı

Ahaga, hayvanların ağası, onların efendisi olarak görülür. Ülgen tarafından yabani hayvanların ve onların yavrularının sorumluluğu kendisine verilmiştir.

Hayvanları Korur. Hayvanların ağası, onların efendisi olarak görülür. Ülgen tarafından yabani hayvanların ve onların yavrularının sorumluluğu kendisine verilmiştir. Türk kültüründe insanların diğer canlılarla, hayvanlarla, bitkilerle ve hatta cansız varlıklarla kardeş olarak görülmesinin en güzel dışavurumlarından birisidir.

Anlam: (Ağ / Ah / Ak / Ag) Eski Türkçe’de Ağa / Aha kelimeleri abi demektir. Büyük erkek kardeş anlamı veya sahiplik ifâde eder. Beyazlık içeriğini de barındırır. Moğolca ve Tunguz dillerinde geçmişte ve günümüzde erkek yanlı akrabalıkları tanımlamakta kullanılır. Moğolca Ah, Mançuca Ahon sözcükleri erkek kardeş demektir.

Eşdeğer: Ahağa, Ağa, Aga, Aha

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü

Continue Reading

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ağlıs: Dünyanın İlk Demircisi

Ağlıs’ın, dünyanın ilk demircisi olduğuna inanılır. At nalı ile körük, çekiç ve örs gibi demircilik gereçlerini bulan ilk bulan kişi odur.

Published

on

By

Türk Mitoloji Sözlüğü - Ağlıs - Dünyanın İlk Demircisi

Ağlıs‘ın, dünyanın ilk demircisi olduğuna inanılır. At nalını ilk kez o keşfetmiştir. Bazı rivayetlere göre; körük, çekiç ve örs gibi demircilik gereçlerini bulan kişi de odur. Yakutların demirci atası olarak kabul edilir. 

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü

Continue Reading

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ağıl İyesi: Ağılın Koruyucu Ruhu

Ağıl İyesi bir tehlike anında çobanı ses çıkararak veya hayvanların ses çıkarmalarını sağlayarak yabani hayvanlara ve kurtlara karşı uyarır.

Published

on

By

Türk Mitoloji Sözlüğü - Abzar - Ahır

Ağıl İyesi, ağılın koruyucu ruhudur. Koyunların ve keçilerin arasında uyuduğuna inanılır. Ağıllar, çoğu zaman dağlarda kerpiçten yapılmış tek gözlü yapılardır. Ağıl İyesi bir tehlike anında çobanı ses çıkararak veya hayvanların ses çıkarmalarını sağlayarak yabani hayvanlara ve kurtlara karşı uyarır.

Eşdeğer: Agıl İyesi, Ahıl İyesi

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü

Continue Reading

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ağca Han: Efsanedeki Bey

Bir yıl fırtınalı bir günde kız yine yola çıkar ama esinti kavalın ezgilerini alıp farklı yönlere götürdüğü için sesin ne yandan geldiğini anlayamaz.

Published

on

By

Türk-Mitoloji-Sözcüğü-Ağca-Han-Efsanedeki-Bey

Bir yıl fırtınalı bir günde kız yine yola çıkar ama esinti kavalın ezgilerini alıp farklı yönlere götürdüğü için sesin ne yandan geldiğini anlayamaz.

Bazı halk anlatılarında adı geçen efsanevi kişi. Erkek çocuğu olmayan Ağca Han (Anadolu’daki söylencelerde Ağca Bey) çok güzel olan tek kızıyla evlenmek isteyenleri ona layık görmez. Eski Türk geleneği uyarınca defalarca kaçırmaya çalıştıklarında ise zaten küçüklüğünden beri iyi bir savaş eğitimi almış olan kızını erkek kılığına sokar. Bir kaç yıl sonra baharda sürülerini Akdağ’a çıkaran bir çoban, dolunaylı bir gecede kavalını öyle bir çalar ki kız büyülenmiş gibi uyanır ve sese doğru gider. Görür görmez de çobana aşık olur. Ama babası aklına gelince korkarak atına atlayıp gider. 

Diyar diyar gezen çoban, kızı bulamayınca obasına geri döner. Ancak ertesi yıl yine Akdağ’a gelir. Kız, çobanın kavalını duyar duymaz atına atlayıp bir kez daha sese doğru gider ve onun yanına varır. Ertesi yıllarda yine böyle buluşurlar. Bir yıl fırtınalı bir günde kız yine yola çıkar ama esinti kavalın ezgilerini alıp farklı yönlere götürdüğü için sesin ne yandan geldiğini anlayamaz. Rüzgarın oyunuyla şaşırarak farkına varmadan yolunu yitirir. (Burada rüzgar aldatıcı bir motif olarak görünür.) Uzaklaşan kaval sesiyle yanlışlıkla Akdağ’ın (Ağ Kayalar’ın) tepesine yönelir. Bir uçuruma vardığının farkına bile varmadan aşağıya Ak Irmağa (veya Ak Göle) düşerek boğulur. Çoban da yiter gider, kimse ondan haber alamaz. 

Farklı adlarda yinelenen bir biçimde Ak / Ağ sözcüğünün kullanılması ve suyun asıl belirleyici olarak en sonda ortaya çıkışı arasındaki bağlantı asıl belirleyicidir ve Ak rengin su ile özdeşleştirilmesinin en güzel örneklerinden birisini ortaya koymaktadır. Van Gölü’ndeki Aktamar (Akdamar/Ahtamar) Adası’nda bir kilisede babası tarafından korunan kızın öyküsü de benzerdir ancak orada boğulan kişi suya düşen / bırakılan feneri takip eden delikanlıdır.

Not: Ağca Han, Ak Ata ile karıştırılmamalıdır.

Eşdeğer: Akca Han, Akça Han, Ağça Han, Ahça Han

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü 

Continue Reading

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ağan: Dua

Ağan: Yakarma, Tanrı’ya yalvarma. Bazı kaynaklarda ise bu sözcüğün “Tövbe” etmek içeriği ön plana çıkar.

Published

on

By

Türk Mitoloji Sözlüğü - Ağan - Dua

Ağan: Yakarma, Tanrı’ya yalvarma. Bazı kaynaklarda ise bu sözcüğün “Tövbe” etmek içeriği ön plana çıkar.

Yakarma, Tanrı’ya yalvarma. Bazı kaynaklarda ise bu sözcüğün “Tövbe” etmek içeriği ön plana çıkar. Dolayısıyla tanrısal bir güce yönelik olarak ortaya çıkan bir istekte bulunma asıl manayı oluşturur. Dua, yeryüzündeki neredeyse bütün dinlerin özünde yer alan temel unsurlardan birisidir ve insan gönlünün, iradesinin yaratıcıya yönelmesi ve ondan yardım istemesidir. Yakutça’daki yücelik bildiren bir saygı sözcüğü olan “Aan” sözcüğüyle bağlantılıdır. Dede Korkut Öyküleri’nde sıkça kullanılan “Ağlamak” fiili de kimi zaman “dua etmek” anlamında kullanılmaktadır ve “Ağan /Agan” kelimesi ile aynı kökten türemiştir. 

Dede Korkut Kitabı’nda Kazan Han’ın oğluna seslenişi ve sorasında ibadet edişi şu cümlelerle anlatılır:

Oğul oğul, Ay oğul!

Sen gideli ağlamağım gökteyken, yere indi

Ağ alnını yere koydu, namaz kıldı. 

Ağladı, Kadir Tanrı’dan hacet diledi.

Anlam: (Ağ / Ag / Ak) Beyazlamak, ışımak, yükselmek gibi anlamlar taşır. Ağmak kelimesi yukarı çıkmak (veya aşağı inmek) manasını içerir. Örneğin, kız çocuklarına verilen bir ad olan Ağanbüke göğe doğru yükselen hanım, göğe doğru yükselen güzel demektir (ve bu ad büyük olasılıkla eski bir tanrıça adı ile bağlantılıdır. Akmak fiili ile da alakalıdır. Ağan sözcüğünün kuyrukluyıldız veya kayan yıldız (göktaşı) anlamı da bulunur. Ağma kelimesi de yine kuyrukluyıldız, anlamı taşır. Ağduk ise kutsal manasına gelir. Bir ölünün ardından duyulan acıyı anlatmak için ezgi ile okunan şiiri ifade eden Ağıt kavramı ile de hem anlam hem de etimolojik köken olarak doğrudan bağlantılıdır.

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü

Continue Reading

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ağal: Ata Ruhlarını Yardıma Çağırma

Ağal, kutlu sayılan ruhların insanlara yardımcı olacağı inanışına dayanır. Ata ruhlarına saygı gösterme anlayışı ile bağlantılı bir uygulamadır.

Published

on

By

Türk Mitoloji Sözlüğü - Ağal - Ata Ruhlarını Yardıma Çağırma

Ağal uygulaması hayatın güçlükleri karşısında kutlu sayılan ruhların insanlara yardımcı olacağı inanışına dayanır. Ata ruhlarına saygı gösterme anlayışı ile bağlantılı bir uygulamadır.

Ataların ruhundan yardım isteme. Özellikle ataların ruhlarının yardım etmesi için çağrılmasıdır. Yakut geleneğinde yaygın bir uygulama olarak görülür. Öteki alemle bağlantı kurma anlayışı, insanoğlunun daima ilgisini çekmiştir çünkü bilinmezlik daima merak uyandırır. Bunun yanı sıra modern toplumlarda hatta kendilerini elit olarak gören sınıflarda dahi ruh çağırma uygulamalarının zaman zaman moda olması dikkat çekicidir. Fakat ilkel topluluklarda dini bir ayin olarak görülen Ağal ile bu tip modaların birbirinden çok farklı yönleri olduğu kesindir.

Ağal uygulaması hayatın güçlükleri karşısında kutlu sayılan ruhların insanlara yardımcı olacağı inanışına dayanır. Ata ruhlarına saygı gösterme anlayışı ile bağlantılı bir uygulamadır. Bu inanışa göre; ölmüş aile üyelerinin veya daha üst kuşaklarda soyundan gelinen kişilerin Dünya ile ilişkilerini kesmedikleri ve yaşayan insanların, özellikle de soy bağı bulunan kimselerin yaşamlarını etkileyebilecekleri düşünülür. Bu nedenle onlar kızdırmamak ve saygı göstermek gerektiğine inanılır. İslamiyet ile birlikte bu tür mistik törenler hoş görülmemiş hatta yasaklanmış olmakla birlikte yine de evliyaların darda kalanlara yardıma geldiği düşüncesi devam etmiştir.

Anlam: (Ağ / Ag / Ak) Beyazlamak, ışımak, yükselmek gibi anlamlar taşır. Ağalbay sözcüğü, saygıdeğer demektir. Ağmak kelimesi yukarı çıkmak (veya aşağı inmek) manasını içerir. Anadolu’da “Ağanlar” tâbiri bir kişinin soyundan geldiği dede ve ninelerini ifade etmek için kullanılır ve çok büyük olasılıkla daha eski söylenişi “Ağallar” biçimindedir. Ağıl sözcüğü ise gökcisimlerinin özellikle de Ay’ın etrafındaki ışık çemberi anlamına gelir ve burada da ruhsal varlıklar ile ışığın ilişkilendirilmesine yönelik eski bir anlayış görülmektedir. Aguy kelimesi ise Moğolca’da mağara anlamı taşır ve bu törenlerin Ata Mağaraları’nda yapılması ile ilgilidir.

Continue Reading

Türk Mitoloji Sözlüğü

Ağaç Ata: Ağaç Tanrısı

İki nehrin kavşağında bulunan bir adacığın tam ortasında, yan yana duran iki ağaç arasına düşen yıldırımlar sonrasında beş tane çadır belirir.

Published

on

By

Türk Mitoloji Sözlüğü - Ağaç Ata - Ağaç Tanrısı

İki nehrin kavşağında bulunan bir adacığın tam ortasında, yan yana duran iki ağaç arasına düşen yıldırımlar sonrasında beş tane çadır belirir. 

Bazı Türk boyları örneğin Uygurlar ağaçtan türediklerine inanırlar. İki nehrin kavşağında bulunan bir adacığın tam ortasında, yan yana duran iki ağacın arasına düşen yıldırımlar sonrasında beş tane çadır belirir.  Bu çadırların herbirisinin içerisinde birer çocuk oturmaktadır. Bu çocuklar o bölgedeki insanlarca bulunarak büyütülürler. Büyüdüklerinde ise o iki ağaca saygı gösterirler ve bunun üzerine ağaçlar konuşup alkımada (hayır dua) bulunurlar. Daha sonra Uygurların atası olan bu beş çocuğun adları şöyledir: 1. Sonkur Tekin, 2. Kotur Tekin, 3. Oğur (Or) Tekin, 4. Tükel Tekin, 5. Bögü Tekin. 

Bu isimlerden birisi olan Tükel sözcüğü Türk kültüründeki anlatılarda zaten ağaçtan doğan kişiler için kullanılmaktadır. Bögü Tekin ise Mani dinini Türkler arasında yayan kişidir ve aslında tarihte yaşamış gerçek bir kişi olmasına rağmen ağaçtan doğma efsanesine dahil edilmiştir. Belki d e tarihte gerçekten yaşamış olan Bögü Tekin’in adı daha önceden farklı biçimleriyle bilinen bu efsaneye istinaden verilmiştir. Bu ise başka bir olasılıktır. 

Beş çocuk motifinin Kırgızya’nın başkenti Bişkek’in eski adı olan Pişbeg (Beş Bey) ile bağlantılı olma ihtimali de vardır. Korkut Ata öykülerindeki Basat adlı kahraman (veya onun ataları) ulu ve büyük bir ağaçtan türemiştir. Dolganlar’ın kendilerine verdikleri diğer isim olan Tığa Kihi (Orman Kişi) ise “Ağaç Adam” anlamına gelmektedir. Mitolojik olarak ele alındığında ağaçtan doğma motifini bünyesinde barındırır. Terekeme adlı Türk boyunun adının kökeni olan “Terek” (Kavak Ağacı veya -genel anlamda- Ağaç) sözcüğü yine bu anlayışla yakından alakalıdır.

Kaynak: Deniz Karakurt, Türk Söylence Sözlüğü

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler