Connect with us

Tesirli Dualar

Şeytan Cin ve İnsanların Şerrinden Korunmak İçin Euzu Besmele

Euzü besmele çekmek anlamına gelen istiâze huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Yüksek huzuruna çıkmak isteyen kişinin izin alması gibidir.

Euzü besmele çekmek anlamına gelen istiâze huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Yüksek huzuruna çıkmak isteyen kişinin izin alması gibidir.

İstiaze / Euzu Besmele Nedir

“Eûzü besmele çekmek” anlamına gelen “istiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Nitekim sultan veya benzeri saygıya lâyık bir kimsenin huzûruna çıkmak isteyen kişi, izin almak durumundadır. Kur’ân okumaya başlayan kimse de Allah ile konuşmaya başladığından, lüzûmsuz konuşma, dedikodu, çekiştirme ve iftirâ gibi lisana âit kirlerden dilini temizlemelidir. Dil, bu tür kirlerden ancak “eûzü” çekmekle temizlenir.

euzu besmele - istiaze
Euzu Besmele – İstiaze

Marifet ehli âlimler der ki: “İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için vesîle, O’ndan korkanlar için sığınak, günahkârlara tutanak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır. “Eûzü çekmek” Nahl sûresindeki şu ilâhî emre sarılmaktır: “Kur’ân okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” (en-Nahl, 16/98)

Ne Zaman İstiaze Yapmalı / Euzu Besmele Çekmeliyiz

“İstiâze”, âlimlerin genel olarak benimsediği görüşe göre, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Bâzı âlimler, Kur’ân okuduktan sonra olması gerektiğini söylerlerse de, bizim anlayışımıza göre âyetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” şeklinde tevil edilmelidir ki; bu yorum çok yaygındır.

Âlimlerin çoğunluğuna göre istiâze “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r- racîm” şeklindedir. Bu konuda en sağlam rivâyet budur. Nitekim Cenâb-ı Peygamber (s.a.): “Cebrâîl (a.s.), Onu bana Kalem ve Levh-ı mahfûzdan böyle okuttu.”(Kurtubî, I, 87 -İbn Mesûd’dan-) buyurmuştur. Gerçi âyetteki emirden istiâzenin “Esteîzü” şeklinde olması, dil açısından daha uygun görünüyorsa da doğru ve yaygın olanı “Eûzü” şeklindedir.

Cebrâîl (a.s.)’in Cenâb-ı Peygamber (s.a.)’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Rabbının adıyla oku!” (el-Alak, 96/1) âyetidir.

Şeytan, Allah’ın rahmetinden kovulmuştur. Nitekim İbn Abbas (r.a.)’dan gelen bir hadiste: “İblîs âsî olunca lâ’nete uğradı ve şeytan adını aldı.” buyrulmuştur. Bu hadîsten de anlaşıldığı gibi şeytan huzûr-i ilâhîden kovulup lânete uğradıktan sonra bu adı almıştır. Şeytanın daha önceki adı, Azâzil veya Nâil idi. İstiâze’de kendisinden Allah’a sığınılan şeytan çarpma, vesvese ve zarar verme gibi belli fiilleri ile kayıtlanmamıştır. Mutlak lâfızla istiâze, genel anlamda her şey için geçerlidir.

Allah ile Kul Arasında Sözleşme

“Eûzü”: Sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. Et-Tefsîrü’l-Kebîr’de istiâzenin Rabb ile kul arasında bir ahid ve sözleşme olduğuna işâret edilmektedir. Nitekim Allah Teâlâ: “Siz bana verdiğiniz sözleri yerine getiriniz ki ben de size verdiğim sözleri yerine getireyim” (el-Bakara, 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken: “Allah’ım, ben bir beşer olarak, noksanlarımla kulluk ahdini yerine getirdim; sana sığındım, senden mağfiret diliyorum. Sen ise fazl ve keremde kemâl sahibisin, sana yakışan Rablık ahdini yerine getirmen ve beni hıfz ve himâyene almandır.” demektedir.

Euzu Besmele Çekmenin Önemi 

İstiâze’de Allah lâfzının diğer isimlere tercih edilmesinin sebebi, bu ismin bütün istiâze çeşitlerini kapsamasıdır. Et-Tefsîrü’l-Kebîr’de müellif şunları söylemektedir: “Şer (kötülük)ler ya itikadî konularda olur  ya da amelî ve bedenî konularda. İtikadî konulardaki şerlere bütün bâtıl mezhepler ve yetmiş iki sapık fırka dâhildir. Amelî ve bedenî konulardaki şerler ise dine zararlı olacak yasaklar ile dine zararı olmayacak hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerdir. “Eûzü” çeken kimse, bunların hepsinden Allah’a sığınmış olur.

Aklı başında olan kimse euzu besmele çekerken, insan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerri düşünerek bunların getireceği sayısız zarar olduğunu kavrar ve yaratılmışların gücüyle bunları uzaklaştırmanın mümkün olamayacağını anlayarak korkulacak her türlü âfet, belâ ve benzerlerinden kâdir olan Allah’a sığınır: “Eûzü billâhi” der.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Ruhül Beyan Tefsiri

Continue Reading
Advertisement
1 Comment

1 Comment

  1. Pingback: Peygamberlerin Şeytanla Konuşmaları - Paranormal Haber

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir