Connect with us
Emily Rose Şeytan Çarpması filmi - Yaşanmış Korku Hikayeleri - Şeytan Çıkarma Emily Rose Şeytan Çarpması filmi - Yaşanmış Korku Hikayeleri - Şeytan Çıkarma

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Emily Rose – Şeytan Çarpması Filmine İlham Veren Yaşanmış Korku Hikayesi

2005 yapımı bir film olan ve Türkçeye Şeytan Çarpması ismiyle çevrilmiş bulunan Emily Rose filminde anlatılan korkunç olaylar tamamen kurgudan ibaret değildi. Anneliese Michel adlı bir Alman kızın gerçek hikayesine dayanıyordu…

Published

on

2005 yapımı bir film olan ve Türkçeye Şeytan Çarpması ismiyle çevrilmiş bulunan Emily Rose filminde anlatılan korkunç olaylar tamamen kurgudan ibaret değildi. Anneliese Michel adlı bir Alman kızın gerçek hikayesine dayanıyordu...



Anneliese Michel, 1960’lı yıllarda Almanya'nın Bavyera eyaletinde koyu bir Katolik olarak büyütüldü. Anneliese on altı yaşındayken bir gün okulda ansızın bayıldı. Sonrasında ise kendinden geçmiş bir şekilde yürümeye başladı. Anneliese, daha sonra; olayı hiç hatırlamadığını söylemesine rağmen arkadaşları ve ailesi, onun trans benzeri bir durumda olduğunu ifade ettiler. Bir yıl sonra, Anneliese Michel benzer bir olay daha yaşadı. Tekrar transa girdi ve transın ortasında uyandı. Vücudunda kontrolsüz bir şekilde kasılmalar yaşadı ve altını ıslattı.

Anneliese Michel bu olaydan sonra bir nöroloğa göründü. Kendisine görsel ve işitsel halüsinasyonlara neden olan bir hastalık tanısı koyuldu: Temporal Lob Epilepsisi. Anneliese Michel, teşhisten sonra rahatsızlığı için ilaç almaya başladı ve 1973’te Würzburg Üniversitesi’ne gitmeye başladı. Kendisine verilen ilaçlar ona yardım edemedi ve yıllar ilerledikçe durumu bozulmaya başladı. Anneliese hala ilaçlarını alıyor olmasına rağmen bir iblis tarafından ele geçirildiğine ve ilaç dışında bir çözüm bulması gerektiğine inanmaya başladı.

Gittiği her yerde Şeytan'ın yüzünü görmeye başladı ve kulaklarına fısıldayan şeytanları duyduğunu söyledi. Şeytanların kendisine “lanetlenmiş” olduğunu ve dua ederken “cehennemde çüreyeceğini” söylediğini duydu. Bu nedenle Şeytan'ın kendisine sahip olmak istediğine karar verdi.
Anneliese Michel şeytani deneyimlerinden duyduğu rahatsızlıktan kurtulmak için yerel rahipler ile görüştü. Fakat onunla görüşen din adamları, tıbbi yardım alması gerektiğini söyledi. Ayrıca Kilise'nin onayı olmadan kendisine yardım edemeyeceklerini belirttiler.

Bu olaydan sonra, Anneliese’in sanrıları aşırı bir hal aldı. Kendi kıyafetlerini parçalamaya başladı, yerlerde sürünerek evin içerisinde dolaştı. Bulduğu böcekleri yiyordu ve işediği yerleri yalıyordu. Ayrıca bahçede bulduğu ölü bir kuşun kafasını kopartarak yemişti. Sonunda, Anneliese’in annesi bunun bir Şeytan Musallatı olduğuna inanan bir rahip buldu, Ernst Alt. Rahip Alt, Şeytan Çıkarma için gerekli izinleri aldı ve bunun tamamen gizli tutulmasını istedi.

Gelecek on ay boyunca, Rahip Alt ve yardımcısı Rentz, genç kadına dört saat kadar süren toplamda 67 adet Şeytan Çıkarma ayini yaptı. Bu ayinler sırasında Anneliese’in beş kötü ruh tarafından ele geçirildiğine inandıklarını açıkladılar: Lucifer, Cain, Judas Iscariot, Adolf Hitler ve Nero. Tanıklara göre Anneliese Michel’ın vücudunda bulunan beş kötü ruh da odadakiler ile iletişime geçti.

On ay süren Şeytan Çıkarma ayinleri genç kız için oldukça ağırdı. Genç kıza sürekli dua etmesi için zorla diz çöktürüyorlardı ve bunun sonucunda Anneliese Michel’ın diz kapakları kırıldı. Ayinler sırasında genç kız sürekli kiliseden nefret ettiğini ve diğer insanlar gibi olmak istediğini söylüyordu.

Anneliese Michel’ın Ölümü

Şeytan Çıkarma ayinleri sırasında genç kız bir odaya kapatılmıştı ve dışarı çıkması yasaklanmıştı. Sürekli yatağa bağlı olarak tutuluyordu. Git gide kötüleşen Anneliese Michel bir süre sonra çektiği ıstıraptan dolayı yemeyi ve içmeyi kesti. Sonunda 1 Temmuz 1976 yılında yetersiz beslenme ve dehidrasyondan hayatını kaybetti.



Ölümünden sonra Anneliese’in hikayesi, Almanya’da ulusal bir sansasyon haline geldi ve Şeytan Çıkarma'yı yapan iki rahip ihmallerinden dolayı cinayetten suçlandı. Rahipler ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermekten suçlu bulundu ve 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Genç kızın ailesi ise bir ceza almadı.

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Advertisement
1 Comment

1 Comment

  1. Pingback: Tatarlı Köyündeki Ağlayan Bebek Olayı - Yaşanmış Korku Hikayeleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Rüya mı Gerçek mi?

Abisiyle birlikte ziyarete gittikleri köylerinde, geceyarısı köyün ünlü terk edilmiş evine girmeye karar veren gencin başına gelen esrarengiz olay.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri rüya mı gerçek mi

Abisiyle birlikte ziyarete gittikleri köylerinde, geceyarısı köyün ünlü terk edilmiş evine girmeye karar veren gencin başına gelen esrarengiz olay.

Yaşanmış Korku Hikayeleri: Abim ve ben gençlik zamanlarında annemin doğduğu köye ziyarete gitmiştik. O zamanlar henüz gençlik çağlarında ve heyecan arayan gençlerdik. Özellikle köyün var olduğu gizemli havası oldukça hoş gelmişti. Bu köyde uzun zamandan beri anlatılan bir efsane vardı. Köyün en sessiz ve ücra bulunan bir yerinden bahsediyorlardı. Tepedeki ev köyün en gizemli noktalarından biri olarak kabul ediliyordu. Herkes oraya gitmeye çekinir ve mümkün olduğu kadar yakınında dolaşmazlardı.

Abim ve benim için yeni bir macera fırsatı doğmuş gibiydi. Zira bu tarz şeyler bizi hep heyecanlandırmış ve etkilemişti. Tabi abimin benim kadar inançlı biri olduğu söylenemezdi. O bu tarz şeyleri hep saçma bulmuş ve genel olarak bunları komik görüyordu. Ama köyde yaşadığımız o gizemli olay bundan sonra onun düşüncesini değiştirecekti.

Bir gece tepedeki evi yani bu çok korkulan evi ziyaret etmeye karar verdik. Amacımız bu eve giderek sadece biraz zaman geçirmekti. Annemler uyuduktan sonra abimle sessiz bir şekilde evden çıktık. Gecenin en kör karanlığında evin bulunduğu yere doğru yola çıktık. Köy yerinde kimsecikler yoktu. Bir tek ikimiz gecenin kör karanlığında bir çılgınlığa kalkışmıştık.

Uzun bir mesafe sonrasında nihayet eve ulaştık. Burası anlatıldığı kadar vardı. Hayvan kemikleri görmüş, evin duvarlarında kaplı olan anlamını bilmediğimiz pek çok kelimeyle karşılaşmıştık. Evdeki birkaç parça eşyada oldukça eski tarihlerden kalma gibi gözüküyordu. Abim bir bıçağı alarak incelemeye başladı. O sırada hızlı hareket etmediği halde elini kesmişti. O sırada evin içinden yükselen bir uğultu duyduk.

Öyle demeye kalmadan birkaç siyah köpek karşımıza dikildi. Ve evin içinde bizi kovalamaya başladı. Ne olduğunu anlayamadan kan ter içinde evden koşa koşa ayrıldık. Köpeklerin sesleri uzun süre boyunca devam etmişti ama köpekler gözükmüyordu. Böyle demeye kalmadan annem tarafından hızlı bir şekilde uyandırıldım. Meğerse çığlık çığlığa kalmışım ve fena sayıklıyormuşum. Sabah olunca abimin yanına gelince şok geçirmiştim. Zira abimin parmağı tıpkı dün gece olduğu gibi aynı yerden kesik durumdaydı.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Keşke Hiç Cin Çağırmasaydık

Konu hakkında yeterli bilgileri olduğunu sanarak cin çağırma gafletine düşen birkaç gencin başına gelen korkunç olayların hikayesi…

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri Keşke Hiç Cin Çağırmasaydık

Konu hakkında yeterli bilgileri olduğunu sanarak cin çağırma gafletine düşen birkaç gencin başına gelen korkunç olayların hikayesi...

Keşke Hiç Cin Çağırmasaydık

Adım Emir. Size kendi başımdan geçen ve uzun zamandan beri etkisinden çıkamadığım bir olayı anlatmak istiyorum... Arkadaşım Ali ve ben uzun yıllar önce cin çağırma konusuna merak salmıştık. Bu konu çok ilgimizi çekiyor ve her daim bunun hakkında kendimizi konuşurken buluyorduk. Bir gün bu konuyu gerçeğe dönüştürmeye karar verdik. Birkaç arkadaşımızı daha alarak ikindi sonrasında cin çağıracaktık. Konu hakkında çok fazla şey öğrendiğimizden dolayı bu işi başarmak bizim için bir sorun değildi.

Annemler evde yokken dört arkadaş bir araya gelerek çalışmalara başladık. Artık cin çağırmak için herşey hazır durumdaydı. Cin çağırmaya uygun olarak tüm adımları sırasıyla yaptık. Yalnız bir süre sonra odanın yaz aylarında olmamıza rağmen çok soğuk olduğunu fark ettik. Resmen odanın içinde tir tir titreyecek seviyeye kadar gelmiştik. Derken bir çatırtı koptu ve birisi gülerek isimlerimizi fısıldamaya başladı. Biz ne olduğundan habersiz bir şekilde korku dolu gözlerle birbirimize bakıyorduk. Bir süre sonra Ali bu işi hiç sevmediğini ve gelen cinninin pek iyi olmadığını söyledi. Bizde olanlardan sonra oradan apar topar çıkmıştık.

Annemler gelene kadar dışarıda arkadaşlarla takıldıktan sonra herkes evine geçti. O günden sonra artık dört arkadaş için kabus başlamıştı. Ali’nin söylediği gibi gelen iyi bir cinni değildi. O geceden sonra her gece boyunca sürekli farklı şekilde korkutuluyor ve çığlıklar içinde uyanıyordum. İşin korkunç tarafı diğer arkadaşlarımda bu durumdaydı. Uzun zaman geçmesine rağmen kötü olayların ardı arkası kesilmemişti.

En sonunda bir hocaya görünerek durumdan kurtulmaya çalıştık. Hoca ikindi vaktinden sonra çağırılan cinnilerin kötü olma ihtimalinin çok fazla olduğunu gelen cinin de aynı şekilde kötü olduğunu ve bizimle eğlenmek istediğini söyledi. O günden sonra ne kadar çabalarsak çabalayalım bu yaratıktan bir türlü kurtulamadık. Şimdi halen kabusumuz devam ediyor. Keşke hiç cin çağırmaya kalkışmasaydık...

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayesi

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinli Köye Gittik

Hakkında bir sürü hikaye duydukları cinli köyde bir gece kalmaya karar veren dört arkadaşın başından geçen korku dolu gecenin hikayesi.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri cinli köye gittik

Hakkında bir sürü hikaye duydukları cinli köyde bir gece kalmaya karar veren dört arkadaşın başından geçen korku dolu gecenin hikayesi.

Dört arkadaş bir gün eğlence maksatlı olarak her zaman anlatılan köye gitmeye karar vermiştik. Bu köy bizim çevremizde cinli köy olarak bilinir ve anlatılırdı. Bu hikayeleri her zaman gülerek dinlemiş ve her daim çok eğlenceli bulmuştuk. Bir gün sürekli olarak konuştuğumuz ve Tunceli’de bulunan bu köye gitmeye karar verdik. Ailelerimizden izin aldıktan sonra yola çıkmıştık. Amacımız burada sadece bir gece geçirerek eve dönmekti. 

Bize buranın tamamen terk edilmiş bir yer olduğu söylenmişti. Yani oraya vardığımız zaman kimse orada olmayacak ve sadece dört kişi, koca köyde yalnız kalacaktık. Ama hiçbiri umurumuzda değildi.  Sadece oraya vararak, eğlenceli bir gece geçirip, biraz da kafayı dağıtmak istiyorduk. Akşam vakitlerinde köye vardık. Dedikleri gibi kimsecikler yoktu. Köy zifiri karanlıktı. Her yer harap olmuş, terk edilmiş ve oldukça kötü görünüyordu. 

Bunlara aldırmadan köy içinde biraz gezinmeye karar verdik. Karşıdan gördüğümüz bir ev dikkatimizi çekmişti. Tıpkı filmlerdeki gibiydi. Bu haliyle oldukça korkunç gözüküyordu. Bu evin içine girmeye karar verdik. Eve girdikten sonra, burada çok keskin bir kokunun olduğunu fark ettik. Yıllar önce terk edilmiş bu evin her yeri iz içindeydi. Evin üst katına çıktık. Burası biraz daha iyi görünüyordu. Kapıyı kapattıktan sonra burada biraz içmeye karar verdik. 

Dört arkadaş yere oturmuş hem sohbet ediyor hem evin gizemi hakkında konuşuyorduk. Biz öyle konuşurken kapının kilitlendiğini duyduk. Birisi tarafından odanın içine kilitlenmiştik. Kapıyı açmaya çalışsak da bir türlü başaramadık. Korku ve şaşkınlıkla birbirimize bakarken bir anda arkadaşımın çığlığını duyduk. Camdan bir gölgenin içeri izlediğini görmüştü. Buradan çıkmak istediğini söyledi. Ancak oradan çıkmak için hiçbir yol yoktu. 

Üçüncü katta bulunduğumuzdan dolayı buradan atlamak çok kötü bir fikirdi. Mecburen beklemeye başladık. Sabaha kadar yaşadıklarımız adeta bir kabus gibiydi. Evin içinde sanki deprem oluşuyormuş gibi hissetmiş, yerin çatladığını duymuştuk. Gece boyunca evin içinde sanki hareket eden bir şeylerin varlığı mevcuttu. Sabah vakitlerinde dualarla oradan uzaklaşmayı başarabilmiştik. Bir daha da o cinli köyün yakınına bile yaklaşmadık.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Geceleri Korkutuluyorum

Geceleri cinler tarafından rahatsız edilip, korkutulan bir genç kızın başından geçenlerin hikayesi ve kendisine cinlerin musallat olma nedenini keşfi.

Published

on

By

Geceleri cinler tarafından rahatsız edilip, korkutulan bir genç kızın başından geçenlerin hikayesi ve kendisine cinlerin musallat olma nedenini keşfi.

Geceleri cinler tarafından rahatsız edilip, korkutulan bir genç kızın başından geçenlerin hikayesi ve kendisine cinlerin musallat olma nedenini keşfi.

Merhaba adım Sinem. Size başımdan geçen ve uzun zamandan beri hafızamdan silemediğim bir olayı anlatmak istiyorum. Biz dört kardeşiz. Bir ablam, bir abim ve bir de benden küçük bir erkek kardeşim var. Ben ablamla aynı odada yatarken diğer kardeşlerim de farklı bir odayı paylaşıyordu. Biz de ablamla ranzada yatıyorduk. Bir gece -tahminimce gece 4 veya 5 sıralarında- bir sesle birlikte uyandım. Kalkıp başımı çevirdiğimde annemin odaya geldiğini gördüm. 

Bizi kontrole geldiğini düşünerek durumu umursamadan yine uyumaya geçmiştim. O sırada annemin kulağımın yanına eğilerek bir şeyler fısıldadığını duydum. Ağzında sanki bir şeyler geveleyip duruyor bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Ben duruma anlam verememiştim. “Büyük ihtimal dua ediyor veya üstümü örtmediğim için bana söyleniyor.” diye düşündüm. Sonra bir anda sesin kesildiğini fark ettim.

Annemin gittiğini düşündüm. Gözlerimi açmamla birlikte o şeyi gördüm! O varlığı gördükten sonra bağırmak istesem de bir türlü bağıramıyordum. O benim karşımda dikilmiş ve işaret parmağımı sıkıyordu. Sonra üstüme büyük bir ağırlığın çöktüğünü hissettim. Hareket edemiyor gibi hissediyordum. Demeye kalmadan gözlerim kapandı ve kendimden geçtim. 

Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu. Bu olaydan sonra her gece korkutulmaya devam ettim. Korkunç rüyalar görüyor cinler tarafından takip ediliyordum. Bu sorunun neden başıma geldiğini araştırmaya başladım. Bunun için bir hocadan yardım istedim. Hoca bana kahve falı baktığımı bu nedenle bunların başıma geldiğini söyledi. O günden sonra kahve falını tamamen bırakmıştım.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Arkadaşımın Kılığında Görünen Cin

Öğrenci evinde bir arkadaşıyla birlikte kalan Mustafa isimli şahsın, bir gece vakti yaşadığı ve korkudan bayılmasına yol açan olay.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri Arkadaşımın Kılığında Görünen Cin

Öğrenci evinde bir arkadaşıyla birlikte kalan Mustafa isimli şahsın, bir gece vakti yaşadığı ve korkudan bayılmasına yol açan olay.

Adım Mustafa. Size başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Bu olayın etkisinden uzun zaman boyunca çıkamamıştım. Halen bu olayla ilgili sorulara cevap arar dururum… Neyse, üniversite tahsili amacıyla ailemin uzağında bir öğrenci evinde kalıyorum. Evde benden başka bir arkadaşım daha vardı: Nihat. Bir gün, gece geç saatlerde eve gitmek üzere yola çıkmıştım. Bildiğim kadarıyla ev arkadaşım Nihat ise o sırada evde uyuyordu. Evimize giden yol bayağı ıssız ve tenha bir yoldu. 

Oradan geçip giderken bazen korkuyordum. Yine gecenin geç saatlerine kaldığımdan dolayı ortam iyice ıssızlaşmıştı. Ben yoluma devam ederken karşıma iki genç çıktı. Ellerinde içki şişeleri ve ağızlarında sigaraları vardı. Bana sataşacakları belli gibiydi. Birisi bana doğru gelerek omuz attı. Bense durumu pek önemsemeden oradan hızla geçmeye çalıştım. Arkama bile bakmadan oradan uzaklaştım.

Neyse ki tatsızlık çıkmamıştı. Eve geldiğimde kapıyı ev arkadaşım Nihat açmıştı. Odama doğru yöneldim. Cep telefonuma yeni bir mesaj geldiğini gördüm. Ama mesajı ev arkadaşım Nihat atmıştı. Şaşırmıştım: Zaten yan odamda bulunan birinin neden bana mesaj attığı aklımı karıştırmıştı. Nihat, gönderdiği mesajda “Bugün bir başka arkadaşında kalacağı için eve gelemeyeceğini, yarın evde olacağını” söylüyordu. Ben de Nihat’ın odasına giderek “Bana şaka mı yapıyorsun?” dedim. Nihat’sa bu sözlerim karşısında sırıtmaya başladı. O sırada kapı hızlı bir şekilde çalınmaya başladı. Koşarak kapıyı açtığımda karşımda Nihat’ın olduğunu gördüm. 

Ben onu karşımda görünce korkudan bayılmışım. Uyandığımda sabah olmuştu ve evde kimse yoktu. Sabah olunca Nihat eve geldi. Meğerse gece boyunca dışarıdaymış ve mesajı atan da gerçekten oymuş. Ancak hiçbir zaman bana kapıyı açmamış ve o gün o saatlerde evde bulunmamış. Ben bu olayı anlattığımda bana önce inanmadı. Ama ilerleyen zamanlarda ev içinde bazı korkunç olaylar olmaya devam ettiğinde bana inanmaya başladı. Sonraları o evden taşındık. Şimdilerde ise başka bir evde yaşıyoruz.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Korkudan Evde Yalnız Kalamıyorum

Yeni taşındıkları evde yalnız kalan kadının eşi kılığına giren bir cinle yaşadığı korku verici olayın hikayesi.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - korkudan evde yalnız kalamıyorum

Yeni taşındıkları evde yalnız kalan kadının eşi kılığına giren bir cinle yaşadığı korku verici olayın hikayesi.

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Adım Elif. Sizlere başımdan geçen korku verici bir olayı anlatmak istiyorum. Maddi imkansızlıklardan dolayı istediğimiz eve çıkamamıştık. Sessiz ve ıssız bir yerde bir ev kiralamış mecburen bu evde kalmaya başlamıştık. Üstelik çalışma şartlarımız da çok ağırdı. Hem eşim hem de ben sabahtan akşama kadar çalışıyor eve kendimizi zor atıyorduk. Yani aslında hayat bizim için oldukça zor geçiyordu. Tuttuğumuz eve de hiçbir zaman kanım ısınmamıştı. Ama bundan başka imkanımız olmadığı için mecbur bu durumu kabullenmiştim. 

Yine günlerden bir gün işten çıkmış eve yorgun argın dönüyordum. Eve vardığımda kimsenin olmadığını gördüm. Zaten eşim benden daha geç eve gelirdi. Oturma odasına geçerek biraz kafa dağıtmaya karar verdim. Koltuğa uzandım ve televizyonu açtım. Bir süre sonra mutfaktan çok büyük bir tabak çanak kırılması sesi koptu. Olduğum yere çivilenmiştim. “Mustafa sen misin?!” diye bağırdım. Mutfaktan “Evet, benim’’ sesi gelmişti. Koşarak yanına gittim ne olduğunu merak etmiştim. Mutfağa gittiğimde orada kimsenin olmadığını gördüm. Üstelik mutfakta kırılan veya dökülen hiçbir şey yoktu.

Evin tamamını aradım ve yine kimseyi bulamadım. Herhalde ben çok yorgun olduğumdan dolayı bana o şekilde geldiğini düşündüm. Sonra kapı sert bir şekilde çalınmaya başladı. Gelen eşimdi. Ona çok korktuğumu ve başıma gelen olayı anlattım. Eşim hiçbir şey söylemeden beni gülümseyerek dinliyordu. Sonra odasına doğru çekildi. Bende onun yorgun olduğunu ve biraz dinlenmek istediğini düşünmüştüm. Tekrardan oturma odasına geçerek televizyon izlemeye devam ettim. 

Birkaç saat televizyon izledikten sonra yatmak için odama geçecektim. Birden telefonuma bir mesajın geldiğini fark ettim. Mesaj atan eşimdi. Bu gece askerlik arkadaşında kalacağını ve onu beklemememi söylüyordu. Bu mesajı gördükten sonra buz kesildim. Koşarak yatak odasına gittim. Odanın içinde kimse yoktu. Oradan koşarak çıktım ve telefonla eşimi durumu anlattım. Ona yalnız kalamayacağımı ve eve gelmesini söyledim. O da apar topar eve geldi. O gece benim için çok zor geçmişti. Bundan sonraki zamanda o evde yalnız başıma kalmamaya özen gösterdim.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Gaipten Gelen Sesler

Yakup Kutlu isimli arkadaşımızın Instagram üzerinden bizimle paylaştığı deneyimleri. Çocukluğunda yaşamış olduğu gaipten gelen sesler deneyimi…

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Gaipten Gelen Sesler

Yakup Kutlu isimli arkadaşımızın Instagram üzerinden bizimle paylaştığı deneyimleri. Çocukluğunda yaşamış olduğu gaipten gelen sesler deneyimi… 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Uzun zaman önce oldu… Yaz tatillerinde büyükannemde kalıyordum. O zamanlar cinler, hayaletler vb. konulara çok ilgi duyuyordum. Ananemin evinin karşısında bir mezarlık vardı. Her gece bu mezarlıktan gelen sesler duyuyordum. Bunu insanlara söylediğimde ise bana inanmıyorlardı. Bir sabah ananem bana; ben uyurken uykuda konuştuğumu ve o gece uykumda Yasin suresinin tamamını yüksek sesle okuduğumu söyledi. Ananemim bu söylediğine çok şaşırmıştım çünkü ben o güne kadar Yasin suresini bir kere bile okumuş değildim…

Bir de benim bir bisikletim vardı. Tabii ki o yaşlarda doğal olarak bisiklete binmeyi çok severdim. Yine bir gün o çok sevdiğim bisikletime binmiş geziyordum. Düz yolda giderken birden bisikletin gidonu aniden, kendi kendine sola çekti ve düştüm. Bunun oluşundan çok korkmuştum çünkü yol, buna sebep olabilecek şekilde eğimli değildi. Dedim ya; dümdüz bir yoldu… Neyse; eve dönmeye karar verdim. 

Tam o sözünü ettiğim  mezarlığın başına geldiğimde birinin bana seslenmekte olduğunu duydum. O biri bana ismimle sesleniyordu! Uzun bir süre sesin geldiği tarafa doğru baktım ama kimseyi göremedim. Duvarın öteki tarafında kimse yoktu. İyice korkmaya başlamıştım. 

Hemen ertesi gün ise yine o mezarlığın başında, evvelsi gün yaşadıklarımı bir arkadaşıma anlatıyordum. Tam arkadaşıma, mezarlıktan bir sesin beni çağırdığı kısmı anlatacaktım ki oradan bir “Şisşt!” sesi geldi. Arkadaşım ve ben çok korktuk. O günden sonra ne zaman o mezarlığın yakınlarından geçsem, birinin beni izlediği hissine kapılıyorum. Şimdi bile ne zaman oraya gitsem, gecesinde mutlaka kabus görüyorum. 

Bir de o mezarlığın ilerisinde bir futbol sahası vardı. Bir gün aynı arkadaşımla oraya gitmiştik. Orada; bir tuvalet, iki oyuncu kulübesi, bir tane de izleme yeri vardı. Tuvalet sahanın dışındaydı. Orada aniden; tuvaletten gelen bir bağırma sesi duyduk. Ben o günden sonra artık düzenli olarak Kuran okumaya başladım. O günleri unutamıyorum hala.   

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

İnternetten Cin Çağırmayı Öğrenen Dört Kız

2009 yılında lisede okuyan ve öğrenci evinde kalan dört kızın, internetten gördükleri bir cin çağırma seansını gerçekleştirmelerinin ardından hayatlarını nasıl kaybettiklerini anlatan bir hikaye.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - İnternetten Cin Çağırmayı Öğrenen Dört Kız

2009 yılında lisede okuyan ve öğrenci evinde kalan dört kızın, internetten gördükleri bir cin çağırma seansını gerçekleştirmelerinin ardından hayatlarını nasıl kaybettiklerini anlatan bir hikaye. 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Şimdi anlatacağım olay tamamen gerçek ve yaşanmış bir hikaye… 2009 yılında, kız lisesinde okuyan gör kız sekiz - dokuz katlı bir binada kalıyorlar. Binanın en üst katında. Bu kızlar, normalde cin, şeytan gibi şeylere pek inanmamalarına karşın bir gün internette, cin çağırma ayini yapan bazı gençlerin görüntülerini izliyorlar. Videodaki gençler, izleyenleri, videoda gördükleri şeyleri evde yapmamaları gerektiğiyle ilgili olarak uyarıyorlar. Ancak buna rağmen eğlence arayışında olan bu dört kız, aynı videoda gördükleri şekilde mum vb. eşyaları gereken şekilde yerleştiriyorlar ve aynı videoda gördükleri şekilde cin çağırmaya çalışıyorlar.

İlk denemelerinde hiçbir şey olmuyor. Ancak aradan kısa bir süre geçtikten sonra kızlardan birini, göremedikleri bir şey hızla duvara doğru itiyor. Kız duvara o kada sert bir şekilde çarpılıyor ki omurgası kırılıyor. Yaşadıkları olayın şaşkınlık ve korkusundan dolayı, yerde boylu boyunca yatmakta olan arkadaşlarının yanına yaklaşamıyorlar bile. Hemen ardındansa bütün ev şiddetli bir şekilde sarsılmaya başlıyor. Evdeki bütün eşyalar kızların üzerine devriliyor ve kızların dördü de eşyalarında altında ezilerek feci şekilde can veriyorlar. 

Olayı araştıran bir yetkili çevredeki güvenlik kameralarını filan inceliyor ve komşulara soruyor “Şu saatte evde bir sarsıntı oldu mu?” diye. Komşuların hepsi “Evet, o saatte ufak bir sarsıntı hissettik.” diye cevap veriyorlar. Adam bu cevaba çok şaşırıyor ve “Evinizin sadece biraz sallandığına emin misiniz?” diye aldığı cevabı teyid etmeye çalışıyor. Çünkü onun şahit olduğu görüntülere göre evde biraz ya da ufak değil, aksine çok güçlü bir deprem olmuş gibi bir var. 

İşin en garip taraflarından biri ise şu: Kamera görüntülerine göre, binada gerçekleşen sarsıntının; eşyalar, kızların üzerine devrildiği anda aniden durması. Sarsıntının tek etkisi ise garip bir şekilde sadece ağır mobilyaların kızların üzerine düşerek onları onları öldürmüş olması değil. Kızların odalarındaki dolapların kapıları açılıp, içlerindeki bütün elbiseler vesaire de etrafa saçılmış durumda bulunuyor. Mutfak çekmeceleri de açık ve içlerindeki bütün malzemeler de sanki özenle ve özellikle yerlere saçılmış gibi. Kamere kayıtlarına göre evdeki bütün kapıların kendi kendilerine açılıp kapandığı da görülüyor. 

Polisin araştırması bilindiği kadarıyla mantıklı bir sonuca bağlanamıyor. Polisten sonra evin sahibi de kamera kayıtları ve görüntüleri izliyor ve evin mühürlenmesine karar veriyor. Ev mühürlendikten sonra ölen kızların aileleri  ev sahibinden rica ederek görüntüleri izliyorlar. Ailelerin söz konusu görüntüleri izlemesinin üzerinden en fazla dokuz on gün filan geçtikten sonra, ölen gençlerin ailelerinin de aynı çocuklarınınki gibi bir ölümle hayatlarını kaybettikleri haberi yayılıyor.    

Editörün Yorumu

Yukarıda okumuz olduğunuz hikayeyi bana (at)yruzaki isimli bir Instagram hesabından direkt mesaj olarak gönderdi bir takipçimiz. Kendisinden şu ana kadar, olayın hangi şehirde gerçekleştiğine yahut kendisinin, anlatılan olayı; kimden, nasıl buyduğuna dair bir bilgi edinemedim. 



Hemen şunun altını çizmek istiyorum; burada amacım kesinlikle bu tarz hikayeler paylaşan arkadaşların ne inançlarını sorgulamak ne de kimseyi sözü geçen olayların gerçekliği ile yahut aksi ile itham etmek. Amacım; hikayeyi keyifle okuduktan sonra diğer olasılıklar dair ufuk açmak… Hikaye bana biraz kulaktan kulağa anlatılma yoluyla değişmiş gibi geldi. Bu en büyük ve en gerçek olayların bile başına gelen olağan bir durumdur.  

Hikayeye göre aslında evin bütün odalarında güvenlik kameraları var ki bu normal şartlar altında bırakın aile konutlarını, işyerlerinde bile sık rastlanan bir durum değildir. Sanki evin bütün odalarında güvenlik kameraları olduğu bilgisi olaya, kişiden kişiye aktarımlar sırasında, olayın gerçekliğine yahut doğaüstülüğüne dair olan inancın güçlendirilmesi amacıyla sonradan eklenmiş gibi geldi. Bunu, hikayeyi Instagram üzerinden bana anlatan arkadaşın yaptığını düşünmüyorum tabii. Muhtemelen bu anlatım ona ulaştığında da evin her odasında bulunan güvenlik kameraları detayı hikayenin içine çoktan eklemlenmişti. 

Bunun dışında bir de şöyle düşünelim: Belki de bütün bu gizemli, doğaüstü ölüm sahneleri, organize bir cinayet silsilesini örtbas etmek için yayıldı. Belki de kızlar ağır fiziksel şiddet sonucu travmaya bağlı etkiler sonucunda öldüler ve bunu yapan kişi veya kişiler, cesetlerin üzerindeki darbeleri, üzerilerine ağır mobilyalar devirerek olağanlaştırmak istediler polisin gözünde. Amaç kafa karıştırarak olayın çözümünü zorlaştırmak olabilir pekala. Hatta olay mahaline mum vb. ayin gereçleri yerleştirmek fikri dahi aynı amaca matuf zekice bir planın parçaları olabilir…

Bütün bunların sonucunda bütün bu yaşananlar gayet somut insan cinayetleridir diyebilir miyiz? Hayır. Çünkü elimizde bu olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı dahil, yaşandıysa eğer birinci elden şahitleri yahut somut delilleri gibi veriler yok. Fikir yürütüyoruz sadece. Yani atıp tutuyoruz 🙂 Sizin de olaya dair farklı fikirleriniz, tezlerini olursa yorumlar bölümünden bizimle paylaşın derim.

Sinan Özgenç

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Evimize Giren Cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi…

Published

on

By

YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ - evimize giren cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi...

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Babamızın evimizden uzak olduğu yıllarda sürekli bir tedirginlik ve huzursuzluk yaşıyorduk, üç kardeşiz ve köy evimizde ben annemin yanında yatarken abilerim yan odada uyuyordu. O zamanlar 13 yaşındaydım. Yani hayatımda bir şeyleri yeni yeni anlamlandırmaya başladığım yaşlardaydım. Duvarlarımız beyaz kireçli ve geceleri korkmayalım diye bir gaz lambası kısık ateşte sürekli yanardı. Uyuyamadığımda yanan ateşin tavana yansımasına izler dururdum.



Ancak duvarlar beyaz olduğundan az ışıkta olsa odada her şey seçilebiliyordu. O gün de aynı şekilde yatağa gireli birkaç saat olmasına rağmen ben uyuyamamıştım. Tavana bakıyordum. O sırada odamızın kapısı açıldı ve içeri kafasında kasket olan bir adam girdi. Babam evde olmadığı için dayım köyümüze gelerek, sık sık bizde kalırdı. Yine geç vakitte o geldi diye düşündüm fakat adamın arkasından odaya bir de kadın girdi.

Adam önde, kadın arkada gaz lambasının asılı olduğu duvara doğru yürüdüler. Kadın, beyaz bir elbise giymişti. Simsiyah saçları beline kadar uzanıyordu. Hiç konuşmadılar ve lambanın yanında öylece durdular. Her ikisi de bir süre lambanın fanusunun içine baktılar. O anda yüzlerini çok net görebilmiştim. Bu kişileri tanımıyordum. Ama adamın dayım olmadığını anladığında çok korkmuştum. Korku ve heyecandan dilim tutulmuştu.

Ardından adam gaz lambasının ışığını biraz açtı. Her şeyi artık çok daha net görebiliyordum. Lambayı açtıktan sonra; yine o önde, kadın arkada yürüyerek odanın penceresinden dışarı çıktılar. İşte o anda "Anne!" diye bağırarak, ağlamaya başladım. Annem hızla elimi tuttu. "Oğlum sen de gördün mü? Korkma." dedi. Bu olaya odada bulunan annem ve ben aynı anda şahit olmuştuk. O gece korkuyla birbirimize sarılarak yattık. Sabaha kadar gözümüze uyku girmedi. Bu olayı kimseyle paylaşmadık. Sırrımız olarak uzun bir süre içimizde yaşadı.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinlerle Dalga Geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi…

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - cinlerle dalga geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi...



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bursa'da yaşıyorum. Size başımdan geçen korkunç bir olayı anlatacağım… O zamanlar 14 yaşındaydım ve heyecanı seven bir çocuktum. Daha yeni bir motorum olmuştu ve hız yapmayı sevenlerdendim. Bir gün arkadaşım Gökhan'da 8-9 arkadaş toplandık hazır evleri boşken.

Müzik filan dinliyoruz... Sessiz bir arkadaşımız vardı. O çocuktan hep korkmuşumdur nedense... Adı Mustafa'dı. Neyse, biz dans ediyoruz ama Mustafa bir kenarda oturmuş, bizi izliyor ve gülüyordu. Ben bir ara yanına gittim ve "Ne bakıyorsun olum; gel hadi sen de hep beraber dans edelim" dedim. Mustafa bana baktı ve "Daha çok eğlenicez" dedi. Ben de "Peki" dedim ve dansa devam ettim.

Yarım saat aralıksız danstan sonra herkes ölü gibi yere yığılmış yatıyordu. Çok yorulmuştuk. Mustafa bir anda "Beyler cin çağıralım mı?" diye ilginç bir teklif attı ortaya. Ee tabi biz de meraklı çocuklarız "Tamam lan!" dedik. İnternetten araştırdık nasıl cin çağırılır diye. Ciddi ciddi internette yazanları uyguladık hatta 1-2 defa tekrar ettik. Baktık hiç bir şey olmuyor... Ercan diye bir arkadaş var 16 yaşında "Şimdi ben bu cinlerle dalga geçicem" dedi. Mustafa hemen cevap verdi. "Sakın! Başına bela alırsın!!" dedi.

Ercan hiç takmadı ve başladı bağırmaya. Az bir zaman geçti bir anda Ercan
yere yığıldı. Hepimiz şok geçirdik! Kimse çocuğa bir şey de yapamıyor. Arkasını dönüp, parmağıyla; bir kapıyı gösteriyordu bir de tavanı... Hepimiz çok korktuk. Çocuğa tokat atıyoruz yok; çocuk; yine kapı, tavan, kapı, tavan... Sonra bir anda hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı ve "Bi tuvalete gideyim" dedi. Çocuğa hiçbirimiz cevap dahi veremedik. Sanki hiçbir şey olmamış gibi öylece kalktı ve gitti...

Hepimiz konuşuyoruz; aramızdan 1-2 kişi ağlamaya başladı. Ercan odaya girdi
ve birden gülmeye başladı "Nasıl korktunuz ama" diye. Biz de o an şaka yaptı zannettik ama bir anda o da ağlamaya başladı. Hıçkıra hıçkıra; çok fena... Kalktık çocuğa su getirdik içti ve bir anda kusmaya başladı. Nasıl bir kusma ama; simsiyah, zift sanki... Daha sonra bize bakarak ve çok garip bir ses tonuyla "Kaçın!" diye bağırdı. Gökhan hemen annesini aradı. Ben, Mustafa ve Furkan; üçümüz Ercan'a vurmaya başladık. Ercan beni bi tuttu; nasıl sıktığını anlamadım; ölecektim sanki. 10 tane adam dizin önüne, yine zorlanmadan döverdi.



Her neyse; biz evden kaçtık. Gökhan evi terk edemedi. Çocuk orda kaldı Ercan'la. Ertesi sabah hep beraber toplandık. İlk önce Ercanlara uğradık. Annesi "Eve hiç gelmedi" dedi. Polisi filan aradık; çocuk kayıp. Daha sonra Gökhan'a uğradık. Çocuğun sırtı bıçakla kesilmiş sanki. O günden bu yana Ercan kayıp. Gökhan'sa kekeme oldu. Bu anlattığım olay 2006'ya aittir. Tamamen gerçek bir olaydır. İsterseniz 2006 yılının gazetelerinde, haberlerinde bulabilirsiniz.

Daha Fazla: YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler