Connect with us

Masallar

Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı

Geceleri dışarı çıkmaktan korkan bir pehlivanın tesadüfler neticesinde karşılaştığı kırk dev kardeşi aklı ile yenişini anlatan masal.

Geceleri dışarı çıkmaktan korkan bir pehlivanın tesadüfler neticesinde karşılaştığı kırk dev kardeşi aklı ile yenişini anlatan masal.

Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: Vakti zamanında güçlü ve becerikli bir pehlivan vardı. O kadar güçlü kuvvetli, kudretli bir pehlivandı ki kimse onu yenemezdi. Ancak bu güçlü kuvvetli pehlivanın bir kusuru vardı. Karanlıktan çok korkardı. Sırf bu yüzden geceleri evinden dışarıya asla bir adım bile atmazdı. Günlerden bir gün Pehlivan’ın yaşadığı kasabaya bir maymun oynatıcısı adam geldi. Bizim Pehlivan da tam çarşıya gideceği sırada maymunu gördü. 

Maymunun bin bir türlü oyunu ve marifetleri karşısında ağzı hayretten açık kaldı. O kadar seyre daldı ki zamanın hızla geçip vaktin akşam olduğunun farkına bile varmadı. Maymun gösterisi bitip de Pehlivan zamanın farkına vardığında; karanlık çoktan çökmüş, Pehlivan karanlık korkusu yüzünden şaşkınlık ve korkuyla olduğu yerde kala kalmıştı. Kendi kendine “Eyvah şimdi ne yapacağım?” dedi. 

Korkudan titreye titreye eve doğru yürümeye başladı. Karısı, Pehlivan’ın geciktiğini görünce evin kapısını kilitleyip yattı. Pehlivan, karanlıktan ve gece karanlığında dışarıda kalmaktan ölesiye korkuyor olsa da bir an önce evinin güvenli sıcağına dönmek için çaresiz; korka sine eve kadar yürüdü. Ancak karısı evin kapısını içeriden kilitleyip çoktan yatmış olduğu için eve giremedi. Kapıyısı uzun uzun, sert sert çalmasına rağmen eşi, ağır uykusundan uyanıp kapıyı açmadı. 

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: Biçare, komşularının kapılarını çaldı tek tek. Ancak bütün kapılarda durum aynıydı. Bütün kapılar kapalıydı ve kimse açmamıştı. Pehlivan, şaşkınlık korku ve panik içinde ne yapacağını düşünürken uzaklarda, zayıf bir ışık gördü. Kendi kendine “Belki orada birileri oturuyordur. Işıkları yandığına göre hala yatmamış olmalılar. En iyisi oraya gidip, onlardan yardım isteyeyim…” diye düşündü. Sığınabileceği bir yer bulmak umuduyla ışığın olduğu yere doğru yürümeye başladı.

Işığın kaynağına geldiğinde bu yerin bir kahvehane olduğunu anladı. Kapıyı açınca içeride oturan adamlar gördü. Yanlarına gidip “Selamün aleyküm” diye selam verdikten sonra, kendisini misafir olarak kabul edip edemeyeceklerini sordu. Adamalar “Ve aleyküm selam” diyerek, Pehlivan’ın selamını aldıktan sonra “Hay hay! Başımız gözümüz üstüne.” dediler. “Yalnız buraya her gece bir dev gelir. İçimizden birisini alıp gider. Dev bu gece de gelecek. Belki kısmetinde sen varsındır. Ona göre kararını ver.” diye de eklediler. 

Pehlivan “Gelirse gelsin” deyip, oturdu. Neden bu devden kurtulmak için bir çare düşünmediklerini oradakilere sordu. “Ona karşı bir şey yapmak elimizden gelmiyor. Birden karşımıza dikiliyor. İçimizden birini kapıp götürüyor.” diye cevap verdiler. Pehlivan, durup, bir süre sessiz sessiz düşündükten sonra “Ben onun işini bitireceğim; hepiniz bu beladan kurtulacaksınız!” dedi. 

Bunu söyledikten sonra hemen gidip kocaman bir çukur kazdı. Kahvedeki adamlardan çukurun içini yoğurtla doldurmalarını istedi. Hepsi gidip evlerinden getirebildikleri kadar yoğurt getirdiler. Kocaman çukuru ağzına kadar yoğurtla doldurdular. Daha sonra da Pehlivan’ın talimatlarına uyarak, yoğurt dolu çukurun üzerine toprak serptiler. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi oturup beklemeye başladılar. 

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: Derken, aniden büyük bir fırtına koptu. Öyle korkunç bir gürleme duyuldu ki adeta yer gök bu sesin şiddetinden zangır zangır titremeye başladı. Sesin sahibi devdi. Dev kahvede oturan adamların yanına geldi. Adamlar öyle korkmuşlardı ki kimseden tek bir çıt dahi çıkmıyordu. Dev haykırdı “Hani benim kısmetim?!” Herkes Pehlivan’a doğru yüzünü çevirip, “Sıra onundur; istersen onu alıp götürebilirsin…” der gibi baktılar.

Dev pehlivana doğru uzandı. O vakit PEhlivan “Yağma yok öyle dev kardeş!” dedi. “Seninle yarışalım. Sen kazanırsan bana istediğini yapabilirsin. Yok eğer ben kazanırsam bir daha buralara ayak basmayacağına dair bana söz vermelisin…” dedi. Dev bu fikri kabul etti. Yarışın nasıl olacağını sordu…

Dev eğilir, Pehlivan sıçrayıp sırtına biner. Böylece öteki devlerin yerine doğru yola çıkarlar. Yolda giderken dev, sırtındaki adamın tüy gibi hafif olduğunu görerek, “Arkadaş! Ne de olsa ben senden kuvvetliyimdir; seni yiyeceğim” der. Pehlivan cevap verir “Sana acıdım da bütün ağırlığımı vermedim. Kuvvetinin hepsini sana verseydim beni sırtında taşıyamazdın bile.” 

Dev, Pehlivan’ın sözlerine inanmaz. Ne kadar ağırlığı varsa hepsini vermesini ister. Pehlivan bıçağını çıkarıp, devin kafasına saplar saplamaz dev “Aman, yeter! Ağırlığına dayanamıyorum!” diye haykırır. Pehlivan “Benim ağırlığıma dayanamazsın demedim mi sana?” diye çıkışır. Devin yükü hafifler. Böylece giderler, giderler… 

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: Nihayet dev yükünü yine hafif bularak, tekrar “Arkadaş, ne de olsa senin vücudun pek hafif. Ben seni yiyeceğim” der. Pehlivan deva bağırır “Bütün ağırlığı mı versem altımda yufka gibi ezilirsin! İster misin bütün ağırlığımı vereyim?” Dev “Ver!” der. Pehlivan yine bıçağını çıkarır. Devin ensesine öyle bir saplar ki dev “Aman yeter! Bu kadar ağırlık verme. Yoksa seni hemen sırtından atarım!” diye bağırır.

Biraz daha yol aldıktan sonra devlerin bulunduğu yere varırlar. Dev, ağabeylerine “Size bir pehlivan gedirdim. Öyle kuvvetli öyle kuvvetli ki kırkımızla birden dövüşebilir” der. Başından geçenleri anlatır. Diğer devler “Bu belayı başımıza ne diye getirdin?! Bu adam o kadar kuvvetli ise onun karnını doyuracak kadar yemeği nereden bulacağız?” diye çıkışırlar.

Pehlivanım yanına gidip “Acıktıysan birkaç öküz keselim?” derler. Pehlivan devlerin konuştuğunu görünce, sinirli bir tavırla ellerini çabuk tutmalarını söyler. Devler bu sefer büsbütün korkarlar. Ormana koşup, yeni arkadaşları için 40 öküz keserler. Bu arada bizimki büyük bir çukur kazıp, üstünü sapla samanla örter. Kendisine bir öküz budu getirdiklerinde “Bu minnacık budu getirip benimle dalga mı geçiyorsunuz?!” diyerek onları azarlar. 

Devler başka but getirmek için koşarlar. Devler Pehlivan için seferber olmuşken Pehlivan, getirdikleri budu çukura atar. Devler tekrar geldikleri zaman budu yiyip bitirmiş olduğunu görerek, Pehlivan’ı nasıl doyuracaklarını düşünüp, dehşete düşerler. Pehlivan budu alıp onları diğer butlar için gönderir. Geri geldikleri zaman ikinci but da çukuru boylamıştır. Böylece 40 tane but getirirler. Hepsi de çukura atılır. 

Hepsi de bittikten sonra Pehlivan karnının doymadığını söyler. Devler birbirlerinin kulağına eğilip, onu doyuracak kadar çok yemeği nereden bulacaklarını konuşurlar. Sonunda “Bu seferlik kusurumuzu bağışlayın. Başka yemeğimiz kalmadı” diyerek Pehlivan’a yalvarırlar. Pehlivan bir şey söylemez, herkes işine döner. 

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: Bir gün devlerin suyu tükenir. Her biri 40 kadar tulum yüklenip, pınara su almaya giderler. Bizim Pehlivan’a “Sen de 40 kadar tulum al da gel. Pınardan su dolduralım” derler. Pehlivan değil 40 tulum, bir tane bile taşıyamayacağını anlayınca devlere “600 kadar urgan isterim” der.

Sorarlar “Bu kadar urganı ne yapacaksın? Bütün gün su mu taşıyacaksın?” Pehlivan cevap verir “Bütün gün su taşıyacak değilim. Bu organlarla pınarı bağlayacağım; suyu olduğu gibi buraya getireceğim. Bundan sonra su için pınarın oraya kadar gitmenize gerek kalmayacak.” 

40 dev de birbirlerine bakıp, fısıldayarak “Bütün pınarı buraya, burnumuzun dibine getirirse bunun sonu iyi olmaz. Bir şekilde kızarsa bizi içine atabilir.” demişler. Pehlivan’a “Boşver canım, bugünlük suyumuz yeter.” derler ve dinlenmeye çekilirler.

Bir süre sonra devlerin yakacak odunu biter. Birer birer ormana gidip koskoca kütükleri evlerine taşırlar. Bizim Pehlivan’a; sıranın kendisine geldiğini, onun da gidip ormandan odun getirmesi gerektiğini söylerler. “Pekala” dersPehlivan “Önce bana bin arşın ip ile bir o kadar da kazma getirin.” “Ne yapacaksın bu kadar iple kazmayı?” “Birçok defa gidip gelmemek için bu ipleri ormana bağlayıp, olduğu gibi sırtıma alacağım. Odunları birer birer getirmekten daha iyi değil mi bu?” 

Devler yine birbirlerine bakarlar. Bu sefer daha çok korkarlar. Düşünmeye başlarlar: “Bu kadar ipi ona verirsek gidip bütün ormanı burnumuzun dibine getirerek sonra o odunlarla kafamızı patlatabilir. İyisi mi bu işten vazgeçelim. Odunumuzu kendimiz taşıyalım.” derler.

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: Aradan epey zaman geçer; mevsimler döner, yaz gelir. Kirazlar olgunlaşır. Devlerden biri bizimkine “Bahçedeki kirazlar oldu. Gidip biraz yiyelim.” der. Pehlivan dev ile birlikte bahçeye gider. Dev, ağaçlardan birinin tepesindeki dalları tutup çeker. Kirazları salkım salkım yemeye başlar. Bizimki de dalı eliyle tutar. Dev kendi tuttuğu dalı bırakınca; dal doğrulur, pehlivanı da beraberinde kaldırıp, ağacın üstünden diğer tarafa fırlatır. 

Meğer Pehlivan’ın düştüğü yerdeki çalıların arasında bir tavşan varmış. Bizimki tam da onun üstüne düşmesin mi?! Pehlivan tavşanı yakalayıp sevinçle bağırmış: “Arka tarafa düşseydim elimden kaçacaksın değil mi küçük tavşan? İşi öyle idare ettim ki tam avucumun içine düştün!” Dev, ağacın diğer tarafına düşen arkadaşını görünce kötü niyetle haykırır: “Ne de olsa tüy gibi hafif bir delikanlısın. Bak ince bir dal bile seni yerden kaldırdı. Ben seni yiyeceğim arkadaş!” 

Pehlivan dikilerek ters ters cevap verir: “Bunu yapamazsın arkadaş! Ben kendimi bilerek bu kadar hafiflettim ki dala ağırlık vermeyeyim. Ne için biliyor musun; şu tavşanı tutmak için.” “İnanmam ben seni yiyeceğim.”  “Güreşelim o halde. Yenersen beni yersin.” Böylece güreşe tutuşurlar. Bizimki, devin beline sarıldığı zaman bir göğe bakar, bir yere bakar, bir de deve bakar…  Dev sorar: “Ne bakıyorsun öyle?”

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: “Seni ne yapayım diye bakıyorum. Yukarı fırlatsam göğe kadar uçacaksın, oradan tekrar düşüp karpuz gibi paramparça olacaksın. Aşağı atsam toprağa gömeceksin, yerin yedinci katında bile duramayacaksın. Sonra yüzüne baktım ki daha pek gençsin; kıyamadım.” 

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: Bu sözleri duyan dev şaşırır, şaşırdığı kadar da korkar. Kendisine acıması ve affetmesi için bizimkine yalvarır. Pehlivan: “Bu seferlik seni bağışlıyorum.” deyip evine dinlenmeye gider.

Dev, daha sonra kardeşlerinin yanına koşar. Olup bitenleri anlatır: “Bu adam öyle kuvvetli ki…” der “…beni göre fırlatmak, yerin dibine sokmak istedi. Bulardan birini yapsa kırılmadık sağlam bir kemiğim bile kalmazdı…” Dev kardeşlerin hepsi küçük kardeşlerine kızarlar. Bağırıp çağırıp azarlar: “bu belayı başımıza getiren sensin; bizi ondan sen kurtaracaksın! Yoksa hepimizin mahvolduğunu resmidir.” derler. 

Kardeşlerinin sözleri üzerine küçük dev, suratını asıp, korka korka Pehlivan’ın yanına gitmiş ve çekine çekine sormuş: “Arkadaş, senin karın, çoluk çocuğun yok mu?” Pehlivan cevap vermiş: “Elbette var; olmaz olur mu hiç?!” Küçük dev: “O halde neden onları ziyaret etmek istemiyorsun? Yoksa hiç özlemiyor musun eşini, çocuklarını?” Pehlivan: “Kim söylemiş özlemediğimi? Özlüyorum, hem de çok. Gözümde tütüyorlar hatta.” demiş.

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: Pehlivan’ın bu sözleri üzerine tam da aradığı fırsatı yakaladığını düşünen küçük dev heyecanlanmış: “İstersen beni seni sırtımda taşıyarak evine götürebilirim. Böylece eve giderken hem hiç yorulmazsın hem de evine, eşine kavuşur; hasretten kurtulursun.” demiş. 

Küçük devin niyetini anlayan Pehlivan, her ne kadar bir an önce; buradan ayrılmak istiyorduysa da devle biraz pazarlık yapıp, çektiği sıkıntıların karşılığında evine eli kolu dolu dönmek istemiş.

Bu yüzden deve demiş ki: “Dev kardeş, evimi eşimi özlüyorum ama buraya da iyice alıştım. Acaba eşimi de buraya çağırıp onunla birlikte burada, sizin yanınızda yaşamaya devam mı etsek diye düşünmüyor değilim?”

Pehlivan’ın bu sözlerini duyan küçük dev çok korkmuş. Böyle bir şeyin olması durumunda diğer kardeşlerinden işiteceği azar aklına gelmiş. Hem de daha bir tek Pehlivan’la baş edemezlerken bir de eşi yanındayken ne hallere düşeceklerini düşünmüş. 

“Aman Pehlivan kardeş, tabii ki hem senin hem de eşinin başımızın üstünde yerin var” demiş. “Ama eşin burada rahat edebilir mi ki? Sonuçta insan en çok alıştığı, sevdiği kendi evinde rahat eder.”

Bunun üzerine Pehlivan, küçük deve demiş ki: “Haklısın dev kardeş. Ama giderken sana zahmet vermek istemem. Bu yüzden beni sırtında taşımana gerek yok. Siz bana en iyisi kırk tane at verin. Birine ben binerim. Eh, evden bu kadar uzun süre ayrı kalınca eli boş dönmek yakışık almaz. Kalan otuz dokuz atın üzerine de ikişer çuval altın yüklersiniz. Böylece ben de böylece eşime ve çocuklarıma onlara layık hediyeler alabilirim.”

Masallar – Pehlivan ve Kırk Dev Kardeş Masalı: Bir an Pehlivan’ın hiç gitmeyeceğini hatta eşini ve çocuklarını da yanına alıp buraya iyice yerleşip, hayatı kendisi ve kardeşlerine zehir edeceğini düşünen küçük dev, Pehlivan’ın sözlerine çok sevinmiş. Koşa koşa bu müjdeli haberi diğer kardeşlerine de vermeye gitmiş. Nihayet Pehlivan’ın evine geri döneceği haberini alan diğer devler de çok rahatlamış ve sevinmişler. 

Hemen Pehlivan’ın istediği gibi atları hazırlamışlar. Üzerlerine altın çuvallarını yüklemişler. Her şey hazır olunca Pehlivan, devlerle vedalaşmış ve atına atlamış. Dev kardeşler, eve kadar kendisine refakat etmesi için küçük devi de onunla birlikte göndermişler. Pehlivan, devle birlikte evin yolunu tutmuş. 

Aradan uzun zaman geçmeden Pehlivan evine varmışlar. Pehlivan küçük devle de vedalaşıp, onu kardeşlerinin yanına geri göndermiş. Sonra evine girip eşine ve çocuklarına kavuşmuş. Başından geçenleri ailesine heyecanla anlatmış. Sonra hep birlikte atları ahıra bağlayıp, altın çuvallarını sandıklara yerleştirmişler. O altınlarla kendilerine çok büyük ve güzel bir konak satın almışlar ve ömürleri boyunca zengin ve mutlu olarak yaşamışlar…  

Advertisement
1 Comment

1 Comment

  1. Pingback: Öksüz Kız ve Dev Anası Masalı - MASALLAR

Soru Sor - Fikrini Yaz