Connect with us

Masallar

Keloğlan Masalı: Açıl Sofram Açıl

Masallar – Keloğlan Masalları’ndan artık bir klasik haline gelmiş olan “Açıl Sofram Açıl” masalı.

Masallar – Keloğlan Masalları’ndan artık bir klasik haline gelmiş olan “Açıl Sofram Açıl” masalı.

Keloğlan ve Anacığı

Masallar – Keloğlan Masalları: Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken eski hamam içinde… Eski hamamın ortası yok, anamın hatun bohçası yok, babamın ağa akçası yok… Çarşıda bir tazı geziyor; tazının tasması yok. Tasmacı tasma yapar mısın? Beş yüz altın kapar mısın? Ben uyumadan önce; masala başlar mısın?..

Evvel zaman içinde çok ama çok uzak bir ülkede; fakir bir kadıncağızla, onun; keltoş mu keltoş ama akıllı mı akıllı, neşeli, iyi kalpli oğlu; kıt kanaat ama her hallerine şükrederek mutlu mesut yaşarlarmış.

Günlerden bir gün, Keloğlan’ın anası oğluna seslenmiş: “Heyy Keloğlan! Unumuz bitti. Ambardan biraz buğday al değirmene götür, öğüt de getir. Akşama ekmek yapıp yiyelim.” Annesinin bu sözleri üzerine Keloğlan, doğruca ambara gidip, buğday çuvalını sırtlamış. Sonra da değirmenin yolunu tutmuş. Değirmene yakın bir yerde bakmış ki anne keklik ve yavruları aç bilaç yiyecek arıyorlar. Merhametli ve iyi kalpli bir çocuk olan Keloğlan bu durumu görünce “Bu kuşları da Allah yarattı!” deyip elindeki buğdayları kekliklere dağıtmış.

Eve dönünce annesi sormuş “Hani Keloğlan; buğdaylar nerede? Yoksa buğdayları sattın mı?” Keloğlan, annesine “Yok ana! Değirmenci yoktu. Çuvalı değirmencinin oraya bıraktım geldim.” demiş.

Masallar – Keloğlan Masalları: Ertesi gün yine Keloğlan’ın annesi Keloğlan’ı değirmene yollamış. Keloğlan “Belki kuşlar hepsini yememiştir. En azından birazını alır, değirmende öğüttürür, anneme götürürüm.” demiş kendi kendine. Ancak buğdayları kuşlar için döktüğü yere geldiğinde bir tane bile buğday tanesi görememiş. “Belki akşam rüzgarının sürüklediği yaprakların, toprağın altında kalmıştır biraz…” diye düşünerek, elindeki çubukla toprağı eşelemeye koyulmuş. 

Toprağı eşeleyip dururken Bbir de ne olsun!? Aniden toprağın altından bir dev fırlamış ve Keloğlan’ın karşısına dikilmiş. “Ne diye benim evimin üstünü eşeliyorsun be Keloğlan?” diye hiddetle sormuş. Keloğlan “Dün buraya buğdaylarımı serpmiştim. Acaba artakalan oldu mu diye toprağı eşeliyordum. Nereden bileceğim senin evinin burada olduğunu?” demiş.

Dev “Bre Keloğlan! Sen şaşkın mısın? Hiç buğday buraya dökülür mü? Kuşlar hepsini yer süpürür.” demiş. Keloğlan da “Ben de zaten kuşlar yesin diye serpmiştim buğdayları. Ama anneme bunu diyemedim. Annem de buğdayları getir diye tutturdu.” demiş. Bunun üzerine dev, Keloğlan’ın iyi kalpli biri olduğunu hemen anlamış. “Üzülme” demiş Keloğlan’a. “Al şu sofrayı ve her acıktığında ‘Açıl, sofram, açıl!’ de. Sen böyle deyince sofra kendi kendine açılır ve üzerinde çeşit çeşit yemekler serilir, annenle afiyetle yersiniz.” demiş.

Keloğlan sevinçle eve koşup, annesine başından geçenleri anlatmış. Annesi önce inanmamış ama daha sonra Keloğlan “Açıl, sofram, açıl!” dediği gibi bir anda sofranın üzerinde en güzel yemekler belirince inanmış. Keloğlan ve annesi doya doya yemek yemişler. Yemekten sonra da Allah’a bolca şükretmişler. 

Masallar – Keloğlan Masalları: Günlerden bir gün, Keloğlan sofrayı evde bırakmış ve gezmeye gitmiş. Hırsızlar da bu durumu fırsatı bilerek Keloğlan’ın sofrasını çalmışlar. Keloğlan, yine eski fakir haline dönmüş. Ertesi sabah Keloğlan yine değirmenin yolunu tutmuş. Yolda aklına devi uyandırmak gelmiş. Elindeki çubuğu devin yuvasının üzerine sertçe vurmaya başlamış. Dev uyanmış.

“Ne oldu Keloğlan? Bir sorun mu var?” demiş. Keloğlan da olan biteni deve anlatmış. Bu defa dev ona bir eşek vermiş. Keloğlan eşeğin başını sağa çevirince, eşekten altınlar dökülmeye başlamış. Sonra Keloğlan eşeğine binip hamama gitmiş. Eşeği hamamın önünde bağlamış. Hamamcıya da “Sakın eşeğin başını sağa çevirme!” diyerek sıkıca tembih etmiş. Hamamcı, Keloğlan hamama girince, Keleğlan’ın bu böyle sıkı skıya tembih verdiğini merak etmiş. Öğrenmek için eşeğin başını sağa çevirmiş. Bir de ne görsün? Eşeğin üzerinden altınlar saçılmaya başlamış. Altınları görünce aklı başından gitmiş değirmencinin. Hemen ona benzeyen bir başka eşek ile onu değiştirmiş.

Keloğlan yine eski fakir haline dönmüş. Yine “Bana yardım ederse ancak dev yardım eder” diyerek,  devin evinin yolunu tutmuş. Olanları devee anlatmış. Dev bu defa ona bir çift tokmak vermiş. Keloğlan’a “Eve gidince bir ziyafet ver… Köyde yaşayan herkesi bu ziyafete davet et. Hamamcı da çağırmayı unutma” demiş.

Keloğlan, devin dediklerini aynen yapmış. Köyde yaşayan herkes gelip ziyafete konmuşlar. Yemekler yendikten sonra, misafirlerden biri kalkıp giderken, tokmaklar o davetliyi bir köşede sıkıştırmışlar ve dile gelip “Çabuk çaldığın sofrayı geri getir!” diyerek, başlamışlar sofrayı çalan hırsızın kafasına kafasına vurmaya. Hırsız yediği dayağa daha fazla dayanamamış ve pes etmiş. sofrayı çaldığını itiraf etmiş. Çaldığı sofrayı da geri getirmiş.

Masallar – Keloğlan Masalları: Tokmaklar, bu defa havada kendi kendilerine uçarak, hamamcının üzerine gitmişler. Onu da iyice patakladıktan sonra dile gelerek “Çabuk, çaldığın eşeği geri getir!” demişler. Hamamcıyı eşek sudan gelinceye kadar dövmüşler. Hamamcı da yaptığı kötülüğü itiraf ederek, çaldığı eşeği geri getirmek zorunda kalmış. 

Keloğlan ve annesi de sofra ve eşekleriyle birlikte mutlu mesut yaşamışlar. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…

Advertisement
2 Comments

2 Comments

  1. Pingback: Keloğlan İle Sincap Masalı - MASALLAR

  2. Pingback: Hamur Gelin Masalı - MASALLAR

Soru Sor - Fikrini Yaz