Connect with us
Havas İlmi Havas İlmi

Gizli İlimler

Havas İlmi ve Uygulamalarında Başarılı Olmak İçin

Havas ilmi şartları alimlerin tespit ettiği hassas kaideler üzerine kurulmuş olup, bu şartlara uyulmazsa yapılan ameller gerçekleşmez. Allah Teala’nın sırları harflerinde, isimlerinde ve ayeti kerimelerinde olup, bu sırları da salih kullarına ihsan eder.

Published

on

Havas ilmi şartları alimlerin tespit ettiği hassas kaideler üzerine kurulmuş olup, bu şartlara uyulmazsa yapılan ameller gerçekleşmez.

Allah Teala’nın sırları harflerinde, isimlerinde ve ayeti kerimelerinde olup, bu sırları da salih kullarına ihsan eder. Nitekim Allah c.c. Kuranı Kerim‘de Mü’min Suresi‘nin 60. ayeti kerimesinde şöyle buyurur:


ْ◌لَُكْماِْستَِجباُْدُعوِنىال َّرِحیِمال َّرْحَمِن ِاللهِبْسِم


Bismillâhirrahmânirrahiym. Udûnî istecib leküm.

Bana ibadet ve dua edin ki karşılığını vereyim.

Havas İlmi ve Uygulamalarında Başarılı Olmak İçin

Bu sebeple Havas ilmi ile amel etmenin bazı şartları olup, bu şartlar yerine getirilmediği sürece yapılan bir amel asla gerçekleşmez. Bu mübarek ilmin şartları da şöyledir:

Kesin Bir Kararlılık

Yapacağın bir amelden hiçbir zaman şüphe etmemek. Çünkü şüphe yapılan bir ameli bozar. Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:
ِباِْلاَجاَبةًُموِقنُوَنَ◌َواَْنتُْم اللهاُْدُعو
Üdullâhe ve entüm mûkinûne bil icâbeh.
Allah’a dua ederken kabül olacağına inanarak dua ediniz.

Sabırlı Olmak

Sabır etmek; bıkmadan, yorulmadan, usanmadan, tam sabır ve rabıta ile başlamış olduğun işin muvaffakiyetle neticelenmesine kadar devam etmelidir. Allah Teala Hazretleri, Kuranı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

تُْفِلُحوْنلََعل َُّكْماللهََوات َّقُواَوَراِبُطواَوَصاِبُروااْصِبُرواآَمنُواال َّـِذیَناَی َُّھاَیا
Yâ eyyühellezîne âmenus birû ve sâbirû ve râbitû vette kullâhe lealleküm tüflihûn.

Ey İman edenler! Sabredin ve sabırlı olma yarışında ileri geçin ve bütün varlığınızla Allah c.c. a bağlanınız. Ve Allah’tan korkunki, kurtuluşa erişesiniz. (Al-i İmran Suresi, Ayet 200 ).

Çünkü çalışan amacına ulaşır ve her çalışanın da bir nasibi vardır. Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed (sa.v.) şöyle buyurmuşlardır:
َظفََر َصَبَرَمْن
Men sabera zafera. (Sabır eden zafer bulur).

Sır saklamak

Ne yapacağını ne okuduğunu veya üzerinde çalıştığın bir işi hiç kimseye söylememek ve sezdirmemek lazımdır. Hazreti Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
ِباْلِكتَْماْنِیِجُكْمَحَواقََضاِءاِْستَِعینُواَعلَى
İsteînû alâ kadâi havâyiciküm bil kitmân. (Hacetlerinizin husule gelmesi için, sırrınızı saklamakla yardımcı olunuz).

Ameli tenha ve kimsenin görmediği bir mahalde yap. Hiç kimseyede şöyle böyle yaptım yahutta şunları bunları yaparım deme! Hazreti Ömer r.a. in “Sırrını saklayan kendinden emin olur” sözü meşhurdur.

Takvalı Olmak

Müttaki olmak: Manevi yolda yükselmek ve başarıya ulaşmak takva ile olurki Cenabı Hak Taha Suresi nin 132. Ayeti Kerimesinde:
ِللت َّْقَوى َواْلَعاِقَبةُ
Vel âkibetü littakvâ.
(Güzel akibet takva ile elde edilir). diye buyurmuştur.

Bunlar da haram yememek, helal yiyip içmek, gıybetten kaçınmak ve gıybet etmemek, yalan söylememek, sıdka ve nasihata önem vermek, kötü gözle bakmamak, insanlara eziyet etmemek ve eziyete dayanmak, insanlara şefkat ve merhametle bakmaktır.

Acele Etmemek

Acele etmemek: Yapacağın bir ameli acele etmeden huzuru kalb ile yapmak, zihnindeki bütün düşüncelerden (Aile, mal, sevinç, korku, üzüntü vb.) uzak olup, kuvvetini himmetini, iradeni ve arzunu bir noktada topla ki muradın hasıl olsun. Yaptığın işi severek ve isteyerek yap. Alelade, baştan savma yapılan işlerden hayır gelmez.

Temiz Olmak

Temiz olmak: Devamlı taharet üzere olmalı, bedenin, elbisen ve olduğun yer, hele hele kalbinin temizliğine çok dikkat et.

İcazetli Olmak

İcazetli olmak: Bu işi yapan kişinin icazetli (İzinli) olması şarttır. İcazetsiz kişi babasız çocuk gibidir.

Teşhis Etmek

Teşhis etmek: Bir kimseye muhabbet, celb, tefrik, taslit, irsali hatif, davet, hastalandırmak, hastayı iyileştirmek veya buna benzer ameller yapmak istediğin zaman o kişinin rengini, suretini, boyunun uzunluğu ve kısalığını yaşlı veya genç olduğunu teşhis (tanımak) edersin.

Şayet bunları bilmiyorsan, o kişinin annesi ismiyle yazarsın. Annesinin ismini de bilmiyorsan Havva olarak kabül eder ve yazarsın. Teşhis isim vermekten daha tesirli olup, daha da tesirlisi teşhis ve isimleri beraber kullanmaktır.

Riyazatlı Olmak

Riyazatlı olmak: Hayvan eti ve hayvandan çıkan süt, bal, yumurta ayrıca soğan, sarımsak veya bunlara benzer kokusu kötü olan gıdalar yememek, mideninde boş veyahutta gereğinden fazla tıka basa tok olmaması lazımdır.

Himmetli Olmak

Himmetli olmak: Yüce şeyleri sefil işler için alet etme! Zira Hak Teala hazretleri Bakara Suresi‘nde şöyle buyurmuştur:
قَِلیلاًثََمنًاِبآَیاِتىَولاَتَْشتَُروا
Velâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ.
Benim ayetlerimi az bir pahaya satmayın.

Allah Teala nın Ayetlerini kötü işlerde ve kötü niyetlerde kullanmayınız!

Amel Zamanını Bilmek

Amel zamanını bilmek: Yapılacak amelin gününü ve saatini iyi tayin edip, gezegenlerin özelliklerine göre yapmak. Ayrıca amel günü menkut (noktalanmış) gün olmamalıdır. Her Arabi ayın, 3. 5. 13. 16. 21 . 24. ve 25. günleri menkut günlerdir. Hayırlı amellerini bu menkut olan günlerde yapma! Hayırlı ameller Ay’ın nurunun ziyade olduğu günlerde, şer ameller ise Kamerin muhaka olduğu (Her Arabi ayın son üç gecesi) günlerde yapılır.

Kıbleye Yönelmek

Kıbleye yönelmek: Bir amel yaparken kıbleye doğru yönelerek yazmak.

Yazıları Aslına Göre Düzenlemek

Yazıları aslına göre düzenlemek ve yerine koymak. Yazılan isim veya ayeti kerime ise geride olan bir kelimeyi veyahut da harfi öne, önde olan bir kelimeyi veya harfide geriye almamalıdır. Ayrıca yazının da çok güzel olması lazımdır.

Yazılan vefk ise vefkin hane sırasına göre rakam veya harfleri yerine koymak, rakamları veya harfleri güzel yazmak ve vefkin hanelerini eşit olarak çizmek lazımdır.

Salavatı Şerife Getirmek

Her amelden önce ve sonra Hazreti Muhammed (s.a.v.) e salavatı şerife getirmek gereklidir. Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa ( s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur:
یَُرد ُّلاََعلَ َّىال َّصلاَتَْیِناَلد َُّعاَبْیَن
Okunuşu: Edduâ beynes salâteyni aleyye lâ yüraddü.
Anlamı: İki salavat arasında yapılan dua geri çevrilmez.

Şu mübarek Salavati şerife çok faziletlidir:
Allâhümme salli alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammed in nebiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim. Adede halkıke ve ridâe nefsike vezinete arşike ve midâde kelimâtik.

İstihare Yapmak

İstihare: Her amelden önce istihare yaparsan, yapacağın işte basiretli olursun. İstiharenin yapılışı şöyledir: İki rekat namaz kılarsın. Birinci rekatta Fatiha ile Kafirun suresini, ikinci rekatta Fatiha ile İhlas suresini okuyup, selam verdikten sonra, şu istihare duasını 3, 5, veya 7 defa okursun. Okunacak istihare duası budur:


ِلىتَُب َّیَناَْناْلَعِظِ◌یُمفَ ْضِلَك ِمْن َواَْسأَلَُك َرِتَكِبقُْد َواَْستَْقِدُرَك ِبِعْلِمَكاَْستَِخیُرَكاِِنّياَلل َُّھ َّم
َوَوِفّْقِنى َصْدِرىلَھُفَأَْشَرْحَخْیراًَكاَنفَإِْن)َوَیْذُكُرَحاَجِتِھاَْلفُلاَِنىال َّشْىِءِفى(اَْمِرىَعاِقَبِة قَِدیٌر َشْيٍءُكِّل َعلَىاِن ََّكْنھَُعَواْصِرْفِنى َعِنّىفَاْصِرْفھُ َشراَكاَنَواِْنِلَعَمِلِھ

Okunuşu: Allâhümme innî estehîrüke bi ilmike ve estakdirüke bi kudretike ve eselüke min fadlikel azîm. En tübeyyene lî âkibeti emrî (fişşey-i el fülani ve yezküru haceti) Parantez içindeki yazılı ibarede hacet her ne ise içinden geçirirsin. Fein kâne hayran fe eşrahlehü sadrî ve veffiknî li amelihi ve in kâne şerran fasrifhü annî vasrifnî anhü inneke alâ külli şeyin kadîr.

Kalbinde ferahlık ve huzur bulursan yapacağın ameli başaracağına vede muradına ereceğine inanarak yaparsın. Şayet ruhun daralırsa bırakırsın. Israr edersen senin zararına olur. İstihare tam uyanık bir şekilde ve kalpten Allah Teala’nın kudretine inanarak olmalıdır. Çünkü gerçekleri ve akibeti bilen yalnız O’dur.

Hakir İşlerde Kullanmamak

Ruhanileri hakir işlerde kullanmaya çalışmamak: Ruhanileri hakir ameller için kullanmak istersen, onlara hakaret etmiş ve aşağılamış olursun. Ruhaniler şeriata göre hareket ettiklerinden dolayı şüpheli olan hiçbir ameli yapmazlar. Onları şeriata aykırı olan işlerde sakın kullanmaya kalkma! Ayrıca istenen her haceti de Ruhanilere sorma!

Azimetleri Ezberlemek

Azimetleri ezberlemek: Ruhaniyetlere okuyacağın azimetleri de çok iyi ezberlemeli ve okurken hiç kekelememelidir. Azimeti kitaptan veya levha üzerinden okumak yeterli değildir. Çünkü kalbin yazı ile meşgul olup, gerekli olan huşu’ gider. Bu da erkanların en gereklisi olan teveccühü ortadan kaldırır.

Havas İlmi Nedir Nasıl Uygulanır

Havas İlmi NEdir, NAsıl Uygulanır
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gizli İlimler

Havas İlmi Çalışmaları Sırasında Okunacak Korunma Duaları

Havas çalışmalarına başlamadan önce kapsamlı bir koruma yapmak zaruridir. Ayetel Kürsi Havas uygulamalarında diğer bir çok şeyin yanı sıra koruma ve korunmada da en fazla kullanılan ayettir.

Published

on

By

Havas İlmi Ayetel Kürsi Korunma

Havas çalışmalarına başlamadan önce kapsamlı bir koruma yapmak zaruridir. Ayetel Kürsi Havas uygulamalarında diğer bir çok şeyin yanı sıra koruma ve korunmada da en fazla kullanılan ayettir.

Koruma Azimeti

Havas çalışmalarına başlamadan önce kapsamlı bir koruma yapmak istersen Ayetel Kürsi ile koruma yaptıktan sonra bu azimeti okursun:

Tahassantü bi zil mülkihi vel melekut. Ve aksemtü zil izzeti vel ceberut. Ve tevekkeltü alül Hayyül Kayyumül halimillezi. La yenamü ve la yemut. Dehaltü fi hıfzillah. Dehaltü fi emanillah. Dehaltü fi hırzillah. Bi hakkı Kaf, Ha, Ya, Ayın, Sad. Küffitü Ha, Mim, Ayın, Sin, Kaf. Humitü bi la havle ve la kuvvete illa billahil Aliyyül Aziym. İnni tevekkeltü alallahi rabbi ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahizün bi nasiyetiha. İnne rabbi ala sıratin mustakiym. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin zil hulukil aziym. Velhamdülillahi rabbül alemiyn.

Kaf, Ha, Ya, Ayın, Sad denilirken sağ elinin parmaklarını,
küçük parmaktan baş parmağa kadar, her harfin okunuşunda bir parmak olmak üzere teker teker kapatırsın. Beş harf okununca beş parmağını kapatıp, elini yumruk haline getirirsin. Bundan sonra Ha, Mim, Ayın, Sin, Kaf harflerini okunurken de baş parmağından başlanarak, küçük parmağına doğru, her harfi okuyuşunda bir parmağını açarsın. Beş harfi okuyunca elin tamamen açılmış olur… Bu işlemi, duayı her okuyuşunda tekrarlarsın.

Havas Öncesi Ayetel Kürsi İle Korunma

Ayetel Kürsi Havas uygulamalarında diğer bir çok şeyin
yanı sıra koruma ve korunmada da en fazla kullanılan ayettir.
Ayetel Kürsi ile koruyucu daire yapmak için, kıbleye karşı iki diz üzerine oturulur. Besmele ile bir Ayetel Kürsi okunur ve sağ yana üflenir. Yine besmele ile ikinci Ayetel Kürsi okunup, sol yana üflenir. Üçüncü Ayetel Kürsi öne, Dördüncüsü arkaya, beşincisi yukarıya, altıncısı yere doğru, aşağıya üflenir. Yedinci Ayetel Kürsi sağ yandan başlayıp, öne, sola, arkaya ve sağa sırası ile çepeçevre etrafa üflenir. Yine besmele ile okunan sekizinci Ayetel Kürsi üflenmez. Bunun yerine hava içe çekilerek yutkunulur. Bu işlemle kişi kendisini bir manevi küre içine almış olur.

Dikkat edilecek nokta şudur. Her üflemede, üflenen taraftaki çeyrekte bir enerji küresinin çeyreğinin oluştuğu imajine edilmeli, olabiliyorsa görülmeli, olamıyorsa zihnen görülmelidir.
Sekizinci Ayetel Kürsi’de de enerjinin bedenin içini de kapladığı imajine edilmelidir. Bu, Ayetel Kürsi ile yapılan basit fakat gerçekten de çok etkili bir koruma dairesidir. Herne kadar burada
konumuz Süleymani demonlarsa da yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, Burada anlatılan koruma aynı zamanda kişinin kendisine yapılan büyüden korunması, Yatarken yapılarak kabusları uzak tutması, yola çıkarken kazadan beladan uzak olması ve akla gelebilen her türlü korunma için de kullanılır.

Continue Reading

Gizli İlimler

Burcunuzun Esması Hangisi

Burçların öne çıkan karakteristik özellikleri kısaca ve hangi burcun insanında Allah’ın hangi esmasının öne çıktığı… Hangi burça hangi esma tecelli ediyor.

Published

on

By

Burcunuzun Esması - Burçlar Özellikleri ve Esma

Burçların öne çıkan karakteristik özellikleri kısaca ve hangi burcun insanında Allah’ın hangi esmasının öne çıktığı… Hangi burça hangi esma tecelli ediyor?

Koç Burcu’nun kısaca baskın özellikleri; cesaretli, girişimci, tutkulu, insiyatifini kolay kullanabilir olmasıdır. Öne çıkan isimler El Fettah, El Cebbar, El Muktedir, El Mubdi, E Kahhar.

Koç Burcu Özellikleri

Boğa Burcu’nda kararlılık, dayanıklılık, maddiyat, tutuculuk, inatçılık başlıca özellikler. Öne çıkan isimler El Metin, El Ganiy, El Hak, El Kaadir, Es Sabur.

Boğa Burcu Özellikleri

İkizler Burcu; zeki, iletişimde yetenekli, kolay adapte olabilen, meraklı, zaman zaman da kararsızdırlar. Öne çıkan isimler El Mukaddim, Es Şehid, El Habir, El Basir, Es Semi’ El Muhsi.

İKİZLER BURCU ÖZELLİKLERİ

Yengeç Burcu; anaç, duygusal, nazik, çekingen ve merhametlidir. Öne çıkan isimler El Habir, Er Rahim, El Veli, Er Rauf.

YENGEÇ BURCU ÖZELLİKLERİ

Aslan Burcu; canlı, etkileyici, güvenli, neşeli, idare etmeyi seven insanlar diyebiliriz. Öne çıkan isimler El Azim, El Muhyi, En Nur, El Muktedir.

ASLAN BURCU ÖZELLİKLERİ

Başak Burcu; çalışkan, yardımsever, titiz ve eleştireldir. Öne çıkan isimler El Muhsi, El Rakib, El Kayyum, El Hakim.

BAŞAK BURCU ÖZELLİKLERİ

Terazi Burcu; nazik, uyumlu, diplomatik, sanat ve estetiği seven bir burçtur. Öne çıkan isimler ise El Latif, El Vedud, El Adl, El Halim.

TERAZİ BURCU ÖZELLİKLERİ

Akrep Burcu; azimli, sezgileri kuvvetli, sabırlı, ihtiyatlı ve tutkuludur. Öne çıkan isimler El Bais, El Varis, El Muid.

AKREP BURCU ÖZELLİKLERİ

Yay Burcu; entellektüel, açık sözlü ve fikirli, hoş görülü, arkadaş canlısıdır. Öne çıkan isimler El Gani, El Kerim, El Mugni, El Basit,El Alim.

YAY BURCU ÖZELLİKLERİ

Oğlak Burcu; çalışkan, pratik, gerçekçi, hesabını kitabını bilen, dayanıklı ve kararlıdır. Öne çıkan isimler El Mani, El Kabid, El Metin, El Mukaddim, Ed Dar.

OĞLAK BURCU ÖZELLİKLERİ

Kova Burcu; özgür, arkadaş canlısı, ilerici, orjinal, zeki ve adaletlidir. Öne çıkan isimler El Alim, El Mukaddim, El Muhsi, Ed Darr.

KOVA BURCU ÖZELLİKLERİ

Balık Burcu; hassas, merhametli, yaratıcı, mistikdir. Öne çıkan isimler; El Batın, El Nafi, Er Rauf, Ez Zahir.

BALIK BURCU ÖZELLİKLERİ
Continue Reading

Gizli İlimler

Nazar Nedir ? Nasıl Korunulur ? Nazar Duası

Nazar, sözlük anlamı itibariyle; bakış, bakma göz atma… gibi anlamlara gelen bir kelimedir. Bununla ilintili olarak; halk arasında; bakışlarında yani nazarında zararlı güç bulunduğuna inanılan kötü niyetli kişilerin, bu güçleriyle, canlı ya da cansız varlıklar üzerinde olumsuz bir etki bırakması durumu da nazar olarak ifade edilir.

Published

on

By

Nazar nedir nasıl korunulur nazara karşı dua ve ayetler

Nazar Nedir? Kaç çeşit nazar vardır? Kimlere, neden nazar değer? Kimlerin nazarı değer? İslam’da nazar. Nazar boncuğu takmak caiz midir? Nazardan korunmak için nazara karşı yapılması gerekenler, okunan; okunması gereken dualar ve ayetler… 

Nazar, sözlük anlamı itibariyle; bakış, bakma göz atma… gibi anlamlara gelen bir kelimedir. Bununla ilintili olarak; halk arasında; bakışlarında yani nazarında zararlı güç bulunduğuna inanılan kötü niyetli kişilerin, bu güçleriyle, canlı ya da cansız varlıklar üzerinde olumsuz bir etki bırakması durumu da nazar olarak ifade edilir. 

Eskilerin “isabet-i ayn” adını verdikleri nazar inancı, bugün “nazar değmek, nazara gelmek, nazara uğramak, göze gelmek, göze uğramak, göz değmek, kem göz” gibi deyimlerle ifade ediliyor.

Tarih Boyunca Nazar

İnsanlık tarihi boyunca hemen her toplumda yaygın olarak görülen nazar inanışı, ülkemizde de günlük hayatın içinde varlığını halen devam ettirmektedir. Söz konusu inanışın tarihine baktığımızda; bu kavramın kökeninin Taş Devri’ne kadar gittiği görülür. Girit’te, Aşağı Mısır’da, Malta’da, Kuzey Fransa’da ve Britanya’da Bronz çağına ait, balta şeklinde yapılmış nazarlıklar (amuletler) bulunmuştur. Aynı şekilde uğursuz gözlerden gelen kötülüğü ortadan kaldırmak için Fenikeliler, Yunanlılar ve Romalılar tarafından el şeklindeki muskaların kullanıldığı da yaygın olarak bilinen bir gerçektir. Araştırmalar sonucunda, çok eski dönemlerden beri neredeyse tüm dünya uygarlıklarında büyü ve nazarın kötü etkilerine inanma ve bunlara karşı tedbirler alma inanışının var olduğu görülüyor.

İslam İnancında Nazar – Nazar Boncuğu Takmak Caiz midir?

Nazar inancı, günümüzde halen oldukça yaygın şekilde varlığını devam ettirmektedir. Halk arasında nazara karşı yani nazardan korunmak için; nazar boncuğu (mavi boncuk), delikli taş, nal, yumurta kabuğu gibi çeşitli nazarlıklar kullanma, hocalara muska yazdırma, kurşun dökme ve benzeri muhtelif uygulamalar gerçekleştirilmektedir. 

Ancak İslam’a göre bu tür uygulamalar, batıl inanç olarak nitelendirilmekte ve haram yani günah kabul edilmektedir. Hz. Muhammed‘in “Nazar’dan Allah’a sığınınız. Çünkü göz (değmesi) haktır v(gerçektir).” hadisinden de anlaşılacağı üzere İslam dininde nazarın varlığı kabul edilmiştir. Bununla beraber nazardan korunmak için; nazar boncuğu ya da muska taşımak veya benzer bazı uygulamaları gerçekleştirmek yasaktır.

Kimlere Neden Nazar Değer

Kimlere Nazar Değer: Nazarın; sağlıklı ve gürbüz çocuklara, güzellikleri ve hünerleriyle dikkat çeken kişilere, akıllı, zeki olup derslerini başarıyla veren öğrencilere; mesleğinde başarılı olanlara, yeni ev, araba alanlara, kısmeti açık olanlara, mutlu çiftlere, ayrıca; iyi ürün veren tarla, bağ ya da bahçeye, güzel görünümlü, hoş kokulu bitki ve çiçeklere, iyi süt veren ineklere, herkes tarafından beğenilen eşyalara ve benzeri varlıklara daha çok değdiğine inanılır. Özetlemek gerekirse başarı ve güzellik gibi özellikleri nedeniyle dikkat çeken her insan, hayvan veya canlıya nazar değmesi ihtimali olduğu söylenebilir. 

Kimlerin Nazarı Değer

Bu tür özelliklere sahip canlı ya da cansız varlıklara karşı, herhangi bir kimsenin kıskançlık hisleriyle bakması, nazarın meydana gelmesine neden olur. Nazarı değen kişiler, söz konusu özellikler kendilerinde bulunmadığı için kıskançlık duygusuna kapılırlar. Bu bakımdan halk arasında, değerli varlıklarını ellerinden alacak tehlikeli kuvvetin, kötü niyetli kişilerin bakışlarından geleceği inancı oluşmuştur. 

Nazar, kıskançlık gibi kötü duygulardan gelebileceği gibi kişinin yakınlarına duyduğu aşırı sevgiden de kaynaklanabilir. Bu tür nazardan en çok çocukların etkilendiğine inanıldığı için, anne ve babaların çocuklarına karşı aşırı sevgi göstermeleri ya da düşkünlükleri pek hoş karşılanmaz. Bu inanış gereği halk arasında “İnsana sevdiğinin nazarı daha çok değer” sözü yaygın olarak kullanılır.

Özellikle mavi gözlü ya da gök gözlü insanların nazar gücünün daha kuvvetli olduğuna inanılır. Ancak yeşil gözlü veya çakır gözlü kişilerin nazarının da sık ve kolay değdiği de söylenir. Bunların yanı sıra Şanlıurfa’da uzun çeneli insanların; Mardin’de kısa boyluların da nazarının güçlü olduğuna dair inançlar yaygındır. Kendisinde nazar gücü bulunanların; kötü niyetli, açgözlü, kıskanç, görünümü saf ancak içi kötü, gözü başkalarında olan kişiler olduğu düşünülür.

Nazar Çeşitleri Nelerdir?

Nazar, gözle ya da sözle olmak üzere iki şekilde ortaya çıkar. Gözle nazar, kişinin karşısındaki canlı ya da cansız herhangi bir varlığa kem gözle bakmasıyla meydana gelir.

Sözle nazarda ise kişinin beğenisini ya da imrenmesini sözle ifade etmesi gerekir. Nazarın gözle mi yoksa sözle mi meydana geldiği, ancak kişinin dikkatli bakışı veya hayranlık dolu sözleri tespit edilebildiğinde anlaşılır.

Nazara Karşı Yapılması Gerekenler

Çeşitli rivayet ve inanışlara göre; nazara karşı yapılması gerekenler “nazardan korunmak için” ve “değmiş nazardan kurtulmak için” yapılması gerekenler diye iki ana başlık altında toplanabilir.

Nazardan Korunmak İçin Yapılması Gerekenler

Nazar Muskası

Nazardan korunmak için alınan tedbirler arasında sık rastlanılanlardan biri nazar muskasıdır. Nazardan korunmak için bir hocaya veya bir din adamına “nazar muskası” hazırlatılır. Kuran‘ın bir veya birkaç suresi yahut çeşitli duaların bir kâğıda yazıldıktan sonra bunun üçgen şekline getirilip yedi kat muşambaya sarılmasıyla yapılan muska, bir bez kılıf içerisinde omuzda, boyunda ya da koyunda taşınır. Muskayı hazırlayan hocaya emeğinin karşılığı olarak kişinin ekonomik durumuna göre bir miktar para ya da buğday, arpa, un gibi yiyecek türünden hediye vermek de adettir.

Maşallah Demek

Herhangi bir özelliğiyle göze batan bir kişinin, bitkinin, çiçeğin, hayvanın kısacası canlı ya da cansız varlıkların hayranlıkla övülmesinin ardından; öven kişiden; nazar değmemesi için “Maşallah“, “Nazar değmez inşallah” gibi sözler söylemesi istenir.

Maşallah sözcüğü, konuşma yoluyla ifade edilmenin yanı sıra bazen Arapça “Maşallah” yazılı altın veya gümüş kolye vb. takılar, çocukların omuzuna iliştirilir. Boyunlarına ya da bileklerine takılır. Hatta yeni işyeri açanlar, ev alanlar, yeni evli çiftler, nazardan korunmak için maşallah yazılı bir levhayı, resmi ya da bir süs eşyasını gelenlerin rahatlıkla görebileceği bir yere asarlar. 

Nazarlık Taşımak, Nazarlık Asmak 

Nazarlık Nedir -Nazarlık, nazarı uzaklaştırdığına ve etkisiz kıldığına inanılan mavi boncuk, yedi delikli boncuk, kendiliğinden delinmiş taş, sarımsak, kartal pençesi, hurma çekirdeği, yumurta kabuğu, kurban gözü, geyik boynuzu, çörek otu, kuru karanfil, üzerlik ve benzeri nesnelere verilen genel isimdir. Bunlardan bir kısmı nazardan korunmak için taşınır, bir kısmı hayvanlara bağlanır, bazısı da evlere veya bağ-bahçeye, tarlaya asılır.

Nazar Boncuğu

Kıskanç ya da kötü niyetli bir bakışın etkisini ortadan kaldırmak için yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri de nazar boncuğu takmaktır. Nazar boncuğu mavi renkli olup üzerinde

göz şekli olur. Nazar boncuğu; çocukların kundağına, omuzuna, yastığına iliştirilir; büyüklerin de isteğe bağlı olarak boyunlarına, bileklerine hatta yüzük şeklinde olmak üzere parmaklarına ya da kıyafetlerinin görünecek bir yerine takılır. 

Nazar boncuğu sadece kişilere değil evlerin girişine; otomobil, kamyon, otobüs gibi taşıtlara; hayvanların boyunlarına, boynuzlarına, alınlarına ya da barınaklarına; bitki ve çiçeklere hatta iyi mahsul veren bağ-bahçenin bir köşesine de asılabilir. Nazar değmesi durumunda nazar boncuğunun kem gözleri yahut bu bakışlardan yayılan negatif enerjiyi kendi üzerine çekerek çatladığına inanılır.

Nazar boncuğu kullanma yahut nazar boncuklu takılar takma Türklerin eskiden beri uyguladıkları bir yöntemdir. Eski Türkler “boncuk / moncuk” adını verdikleri değerli ve tılsımlı taşı, kişinin veya atın boynuna, hatta sancağın tepesine takarak kötü ruhlardan ve kötü gözlerden korunmak istemişlerdir. 

Koruyucu nazar boncuğunun mavi olması; Türkler arasında mavi gözlü kişilere çok seyrek rastlanması ve mavi gözlerin olağanüstü güce sahip olduğuna inanılmasıyla ilgilidir. Eski Türkler bu inanış gereği özellikle çocuklarını, mavi gözlü kişilerden saklama gereği duymuşlardır..

Evlere At Nalı Asmak

Ülkemizde bilhassa Tokat’ın köylerinde nazarlık olarak at ve eşek nalı sıkça kullanılır. At nalının bulunmadığı durumlarda at nalı şeklindeki madenlerden ya da üzerine mavi boncuk yapıştırılmış plastik nallardan yararlanılır. Bunlar genellikle evlere, arabalara asılır. Asıl eşek veya at nalları da birkaç boncukla beraber hayvanların boyunlarına takılır. Adana, Mersin, Hatay, Şanlıurfa ve Gaziantep illerinde de evlere at nalının asıldığı görülür.

Nazarlık olarak kullanılan nal, şekil bakımından kimi zaman kaşlarla beraber bir göze benzetilir. Dolayısıyla kem gözlerin bakışını kendi üzerine çekerek nazarı önlediğine inanılır.

Kaplumbağa Kabuğu Asmak

Nazardan korunmak için Gaziantep, Kahramanmaraş, Elazığ ve Mersin’de evlerin bahçesinde herkesin görebileceği bir yere kaplumbağa kabuğu asılır.

Tarlaya Hayvan Kafatası Asmak

Mersin, Hatay ve Diyarbakır’da mahsulleri nazardan korumak için bağ-bahçe ya da tarlanın içine bir sırık üzerinde at, eşek, koyun, inek, köpek gibi hayvanlardan birinin kafatası dikilir. Elazığ’da ekinler için bir hayvan kafatası ya da bunun yerine insan kılığındaki bir korkuluğun kullanıldığı görülür. Osmaniye’de ise tarlanın içinde kafatasıyla beraber bir de dikenli çalı asılır.

Evin Girişine Koç Boynuzu Asmak

Doğu Karadeniz şehirlerinde ve Mersin’de; evlerin kapısına nazara karşı koç boynuzu asılır. Koç boynuzunun sivri uçları, tehlikeli bakışlara karşı koyması bakımından önem taşır.

Hayvanları Nazardan Korumak İçin Çan Takmak

Diyarbakır yöresinde hayvanları nazardan korumak için boyunlarına çan bağlanır. Boyuna asılan çan, ses çıkardıkça dikkati kendi üzerine çekecek ve bu yolla hayvanı kötü bakışlardan koruyacaktır.

Delikli Taş Asmak / Taşımak

Mersin yöresinde yaygın olan bir inanışa göre; ortası delik bir taş bulunup boyuna asılırsa, o kişiye nazar değmez; bu taş eve asıldığında hem o evde yaşayanlar hem de ev nazardan korunmuş olur. Gaziantep ve Kahramanmaraş civarında ise özellikle yeni evlerin önüne kendiliğinden delinmiş taşlar asılır.

Nazardan Korunmak İçin Cıva

Hatay yöresinde bazı kişiler nazardan korunmak için yanlarında cıva taşır. Nazar değmesi durumunda civanın karardığına ve bu yolla kişiyi nazardan koruduğuna inanılır.

Nazardan Korunmak İçin Şap (Seğe)

Adana, Mersin ve Hatay çevrelerinde; şap, bir beze sarılarak üstte taşınır ya da evin bir köşesine asılır. Şap kötü niyetli bakışlara maruz kaldıkça kendiliğinden erir.

Nazardan Korunmak İçin Yumurta Kabuğu

Yumurta kabuğu, özellikle çiçekleri ve bitkileri nazardan korumak için kullanılan bir nesnedir. Adana, Mersin, Hatay ve Mardin çevrelerinde bir yumurtanın içi boşaltılıp, kabuğu çiçeklerin ya da bitkilerin dalına asılır. Bazen bu kabuğun yanına mavi boncukların bağlandığı da olur.

Nazardan Kurtulmak İçin Yapılması Gerekenler

Kurşun Dökme

Nazara karşı kurşun dökme, halk arasında yaygın olarak uygulanan bir gelenektir. Bu işi her köyde ocak adı verilen ve hastalıkları (burada nazarı) tedavi etme gücüne sahip kişiler yapar. Ocak, anadan kıza “el vermek” suretiyle aktarılabilir. Kurşun dökme sırasında bazı uygulamaların üç kez yinelenmesi ise, halk arasında 3, 5, 7 ve benzeri sayılara yüklenen kutsal ve mistik anlamla ilgilidir. 3 sayısı inanışa göre; yapılan işlemin etkisini ve gücünü arttıracaktır.

Köz Söndürme

Köz söndürme, kimin nazar değdirdiğini bulmak amacıyla hastanın annesi, ablası, teyzesi gibi yakınları tarafından gerçekleştirilen bir uygulamadır. Nazarı değen kişinin bu yolla tespit edilmesi, kimi zaman hastayı iyileştirme amaçlı bazı büyüsel işlemleri de beraberinde getirir.

Köz söndürme işleminin yapılması sırasında çıkan seslere; közün, suyun dibinde ya da yüzeyinde durmasına bakılarak nazarı değen kişinin tespit edilmeye çalışılması, aslında bir fal çeşididir. Közden gelen güçlü cızırtı seslerinin de kötü ruhları korkutup kaçıracağına, böylelikle hastanın iyileşeceğine inanılır.

Tütsüleme

Halk arasında nazar değen kişileri iyileştirmede kullanılan bir başka yöntem tütsü yakmaktır. Tütsü için genellikle üzerlik otu, bunun yanı sıra çörek otu, tuz, kuru karanfil kullanılabilir.

Tuz Dolandırma

Üzerlik otunun ateşte “pat pat” ses çıkarmasında olduğu gibi, tuzun da çıtırtı sesleriyle yanması, nazar değdirenin gözlerinin yandığına işarettir. Böylelikle nazarı meydana getiren kötülükler ortadan kaldırılmış olur.

Nazara Karşı Okunan Ayet ve Dualar

Hz. Muhammed (s.a.v.) “Cinlerin ve insanların nazarından Allah ‘a sığınırım.” gibi dualarla cinlerin nazarından, sonra da insanların nazarından Allah‘a sığınırdı. Daha sonrasında ise Felak ve Nas sureleri nüzul olunca bu sureleri okumaya devam etti.

Kalem suresinin 51 ve 52. ayetleri de nazara karşı okunması tavsiye edilen önemli ayetlerdendir. Söz konusu ayetler halk arasında Nazar Duası adı ile de bilinir nazara karşı tedavi edici özelliğinin bulunduğuna inanılır. Pek çok İslam alimi nazar değmesine karşı Kalem suresinin 51 ve 52. ayetlerini okumuşlar ve okunmasını tavsiye etmişlerdir.

Konuyla ilgili olarak Ebu Hüreyre’den yapılan bir rivayet şu şekildedir: “Resulullah buyurdular ki: “Her kim akşam olunca Ha Mim. (Mümin) suresini baştan, 3. (dâhil) ayetine kadar ve Ayetel Kürsi’yi okuyacak olursa bu iki Kuran kıraati sayesinde sabaha kadar muhafaza olunur. Kim de aynı ayetleri sabahleyin okursa onlar sayesinde akşama kadar muhafaza edilirler”

Resulu Ekrem, “Kim hoşuna giden bir şey görür de ‘Maşallah la kuvvete illa billah’ (Allah’ın dilediği olur. Ondan başka kuvvet ve kudret sahibi yoktur) derse, ona hiçbir şey zarar vermez.” buyurmuştur.

Hz. Peygamber ayrıca, torunları Hasan ve Hüseyin’i nazar ve benzeri durumlardan korumak için onlara şu duayı okurdu: “Her türlü şeytan ve zehirli hayvanlardan ve bütün kem gözlerden Allah‘ın eksiksiz kelimelerine sığınırım. “

Ayrıca Peygamber Efendimiz sabah ve akşam namazlarından sonra üçer defa; Fatiha, Ayetel Kürsi, Felak ve Nas surelerini okumalarını tavsiye eder. 

Nazar ve Hasede Karşı Okunacak Dua – Arapça Kıraat

Nazar ve Hasede Karşı Okunacak Dua – Arapça Kıraat

Nazar / Negatif Enerji Saldırısı ve Korunma Yöntemleri

nazar / negatif enerji saldırısına karşı korunma yöntemleri

Facebook, Instagram, Youtube, Twitter Hesaplarımızı Takip Edin

Facebook, Instagram, Twitter, Youtube, hesaplarımızı buradan altı çizili kelimeleri (link) tıklayarak takip edebilir, Facebook Paranormal Haber Grubu‘na üye olarak siz de paylaşım yapabilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: nazar nedir, kimlere, neden nazar değer, kimlerin nazarı değer, islam’da nazar, nazar boncuğu takmak caiz midir, nazardan korunmak için, nazara karşı yapılması gerekenler, okunan, okunması gereken dualar ve ayetler, nazar değmesi, nazarlık, göz değmesi, ayetel kürsi, felak, nas, sure, ayet, dua. 

Continue Reading

Gizli İlimler

Türk Burçları Ve Özellikleri

Orta Asya’daki atalarımızın burç sistemi, günümüzde yaygın olan ve daha çok Eski Yunan sistemine göre düzenlenmiş olan burç sisteminden oldukça farklıydı.

Published

on

By

Türk Burçları ve Türk Burçlarının Özellikleri

Orta Asya’daki atalarımızın burç sistemi, günümüzde yaygın olan ve daha çok Eski Yunan sistemine göre düzenlenmiş olan burç sisteminden oldukça farklıydı. 20 yıllık bir çalışma sonucu ortaya çıkan araştırmaya göre eski Türklerde burç sayısı 12 değil, 36 olarak belirlenmiştir. Eski Türk geleneklerine göre burcunuzun ne olduğunu ve özelliklerini öğrenmek ister misiniz?

36 Burçlu Türk Astrolojisine Göre Burçlar ve Özellikleri

TORUK (21 – 31 Mart): İdare sahibi, lider, kolay kolay pes etmeyen…

HIMMIY (1 – 10 Nisan): İdealist, romantik, yaratıcı, cömert…

HUTTUS (11 – 20 Nisan): Adaletli, kıskanç, çabuk sahiplenen, hazırcevap…

HUNTA (21 – 30 Nisan): İnatçı, yaratıcı, çalışkan, egoist…

ÇOLPANCI (1 – 10 Mayıs): Duygu tutsağı, önsezileri güçlü, çocuk ruhlu, sadık…

KÖLKÖL (11 – 21 Mayıs): Enerji dolu, aşkta şahane, önder, kahraman…

ÇAMAY (22 – 31 Mayıs): Fantezisi zengin, fikir önderi, sakin, gizli lider…

KÜYLÜ (1 – 10 Haziran): Gururlu, kaderci, ihaneti kabul etmez, sadık…

KUŞMUŞ (11 – 21 Haziran): Gösterişçi, eleştirel, mistisizme meraklı, hisleri kuvvetli…

SEZGEK (22 – 30 Haziran): Mızmız, içine kapanık, intikamcı, aşka düşkün…

KUŞDUGER (1 – 11 Temmuz): Çocuk ruhlu, dengesiz, kararsız, platonik…

GONDARAY (12 – 22 Temmuz): Geçmişe özlem duyan, siyaseti seven, fanatik, kararlı…

ÖTGÜR (23 – 31 Temmuz): Zeki, çekici, uyumlu, yüzeysel…

KÜSÜMMÜ (1 – 12 Ağustos): İyi arkadaş, önderliği seven, konuşkan, sahiplenen…

KÜNLÜ (13 – 23 Ağustos): Hassas, gururlu, havai, yalnızlıktan hoşlanan…

SINÇIMA (24 Ağustos – 1 Eylül): Sanat ve edebiyata yetenekli, becerikli, lükse düşkün…

ATÇAK (2 – 13 Eylül): Depresyona yatkın, iradeli, gururlu, hassas, gelenekçi…

KILLI (14 – 23 Eylül): Otoriter, sabit fikirli, zeki, yazarlığa yatkın…

CANAKKI (24 Eylül – 3 Ekim): Nazik, hassas, sorumluluk sahibi, kompleksli, gösterişçi…

BAN (4 – 12 Ekim): Enerjik, hümanist, aşkta utangaç, temkinli…

CEMİŞ (13 – 23 Ekim): Ahlaklı, filozof, iyi eş, kuşkucu…

BATIK (24 Ekim – 1 Kasım): Özgürlüğüne düşkün, diktatör, gaddar, güçlü…

HIRTLI (2 – 12 Kasım): Savaşçı, spora düşkün, dikkatli, hırslı…

TUTAMIŞ (13 – 22 Kasım): Çapkın, fedakâr, alaycı, muzip…

USLU (23 Kasım – 2 Aralık): Objektif, ilme meraklı, suskun, ihtiraslı…

KUTAS (3 – 12 Aralık): Yetenekli, dengesiz, mistik, anlaşılmaz.

TUSANAK (13 – 21 Aralık): Güçlü, şanslı, emir vermeyi seven, soğukkanlı…

TUTAR (22 Aralık – 1 Ocak): Her şeyi kolay kolay beğenmeyen, sezgileri güçlü, kaprisli, enerjik…

BEÇEL (2 – 12 Ocak): Kızgın, intikamcı, şanslı, dik başlı…

PIRSIUAY (13 – 20 Ocak): Tartışmayı seven, sadık, özgür düşünceli, maddiyatçı…

BALAUZ (21 Ocak – 1 Şubat): Bencil, deha, önder, müzik ve dansa yetenekli…

CANTAY (2 – 10 Şubat): Estetiğe meraklı, titiz, farklılıkları seven, azla yetinen…

ERGÜR (11 – 18 Şubat): Önder, ufku açık, sabırlı, irade sahibi…

SÖNEGEY (18 – 28 (29) Şubat): Şair, sanatçı, aşk hayatı hareketli, kafa dengi…

CANNAN (1 – 9 Mart): Zarif, hüzünlü, fazla alıngan, hayalperest…

ŞATIK (10 – 20 Mart): Huzursuz, sanatçı, depresyona yatkın, yaratıcı…

Anahtar Kelimeler: astroloji, burç, orta asya, özellikleri, türk, türklerde burç.

Continue Reading

Gizli İlimler

Ümmü Sıbyan / Sübyan Nedir – Belirtileri Zararları Korunma Duası

Ümmü Sübyan / Ümmü Sıbyan Nedir: İnsan soyuna düşmanlığı ile bilinen dişi bir şeytandır. İnsan soyuna zarar vermek için yemin etmiştir ve hep bu amaca ulaşmak için mücadele eder. Musallat olduğu kişilerin Ümmü Sübyan muskası / duası taşıması gerektiği rivayet edilir.

Published

on

By

Ümmü Sıbyan / Sübyan Nedir - Belirtileri Zararları Korunma Duası

Ümmü Sübyan / Ümmü Sıbyan Nedir: İnsan soyuna düşmanlığı ile bilinen dişi bir şeytandır. İnsan soyuna zarar vermek için yemin etmiştir ve hep bu amaca ulaşmak için mücadele eder. Musallat olduğu kişilerin Ümmü Sübyan muskası / duası taşıması gerektiği rivayet edilir.

Ümmü Sübyan, Arapça’da “Çocukların anası” anlamına gelir. Türkçe’deki ismi ise Alkarısı’dır. Hrıstiyan ve Musevi kaynaklarında Lilith olarak bilinir. Lilith’in; Hz. Eyüp’e eziyet etmek için çocuklarını öldüren iblis olduğu da rivayet edilir. Türk mitolojisindeki lohusa kadınları ve bunların bebeklerini boğarak öldüren Albastı / Albız iblisi ile Ümmü Sübyan aynı varlıktır. İnanışlardaki nüanslar ve muhtelif toplumlardaki isimleri farklı farklı olsa da bahsi geçen şey Ümmü Sübyan’dır.

Ümmü Sıbyan, Sübyan Nedir, Belirtileri Zararları, Korunma Duası, Albastı, Alkarısı, Anne, Arapça, Bebek, Çocuk, Musallat, Muska
Ümmü Sıbyan / Sübyan Nedir – Belirtileri Zararları Korunma Duası

Ümmü Sıbyan / Sübyan Zararları

Ümmü Sübyan, bebeği mümkün olursa doğmadan önce olmazsa doğduktan sonra telef etmeye çalışır.

Hamile kadınlara ve karnındaki bebeğe, yeni doğmuş bebeklere ve anneye musallat olur. Bunların yanı sıra ihtiyar erkek ve kadınlara da musallat olur ve hastalanmalarına yol açar. Musallat olduğu bebekler üzerinde hamilelikte düşük, doğumdan sonra havale, sebepsiz görünen aşırı ağlamalar, gece sıçrayarak uyanmalar ya da hiç uyuyamama, özürlü doğum, hastalıklı doğum, cam kemik hastalığı, dawn sendromu, otizm, vücutta gelişim bozukluğu gibi hastalık ve rahatsızlıklara yol açar. En hafif zararı ise çocuklarda hiperaktiflik ve hayat boyu musallattır.

Ümmü Sübyan, bebeği mümkün olursa doğmadan önce olmazsa doğduktan sonra telef etmeye çalışır. Ümmü Sübyan’a maruz kalan anne adayı sürekli düşükle karşılaşır ya hiç doğum olmaz ya da doğum gerçekleşti ise doğan çocuk, yukarda sayılan hastalıklarla yaşamaya mecbur olup pasif birer birey olarak yaşamaya mahkum kalırlar. Ayrıca çoğunlukla doğurganlık ve üreme yeteceğinden de mahrum kalırlar. Düşük esnasında bazı durumlarda bebekle birlikte anne anne adayının da hayatı tehlikeye girer ve bazı durumlarda anne hayatını kaybeder.

Ümmü Sıbyan Atakları

Sistematik olarak 1 yaş, 3 yaş, 5 yaş, 7 yaş ve 11 yaşlarında havale, bayılma, çeşitli ve şiddetli hastalıklar, kazalar ve ölüm tehlikeleri atlatırlar.

Çocuk ana rahminde telef olmadı ise doğumu takip eden süreç hep sıkıntılı geçer. Çocukta ve annede sürekli nükseden hastalıklar, gece korkmaları, musallat durumları, sürekli ve sebepsiz; hiç durmayan ağlamalar başlar. Ümmü Sübyan’ın musallat olduğu çocuklar; sistematik olarak 1 yaş, 3 yaş, 5 yaş, 7 yaş ve 11 yaşlarında havale, bayılma, çeşitli ve şiddetli hastalıklar, kazalar ve ölüm tehlikeleri atlatırlar. Bu; yaş aralıklı ataklar, doğum günü tarihine art-eksi bir ay gibi dönemlere denk gelebilir ve genelde bu şekilde olur. 

Ümmü Sıbyan, yukarıda sayılan yaş dönümlerinde çocuğun ölümüne sebep omaya çalışır. Bu süreçte çocuk ölmeden 11 yaşını bitirebilirse eğer tekrar Ümmü Sübyan’a bağlı ölüm tehlikesi atlatmaz. Bununla beraber ömür boyu musallatlı kalır. Bu bireyler genelde evlenemez ve üreyemez. Çoğunluğu ise ergenlik döneminden sonra tedaviyi kabul etmez. Çok nadir olarak güçlü bir kişiliğe sahip olanlar ya da manevi destek görenler, sağlam bir manevi eğitim alanlar, bu yaştan sonra nadiren tedaviyi kabullenir. 

Ümmü Sübyan’dan Korunma

Anne adayı eğer bir kere Ümmü Sübyan’a maruz kaldı ise gelecek tüm hamileliklerde ve doğumlarda da aynı etkiye direkt olarak maruz kalır

Ümmü Sübyan tespiti yapılan bir çocuğun ve annenin mümkünse hiç vakit kaybetmeksizin daha hamilelik sırasında ya da doğum doğum sonrası tespit ise hemen akabinde korunması için gereken önlemler ivedilikle alınmalıdır. Bu şekilde şiddetli tesirlere maruz kalmadan en hafif şekilde kurtulmuş olunur.

Ümmü Sübyan’ın anne üzerindeki etkisi ise bebekle yaklaşık orantılıdır ancak çoğunlukla daha hafiftir. Anne adayı eğer bir kere Ümmü Sübyan’a maruz kaldı ise gelecek tüm hamileliklerde ve doğumlarda da aynı etkiye direkt olarak maruz kalır. Aynı sıkıntılar aynen ya da artarak devam eder. Doğacak tüm çocukları en hafif etki olarak musallatlı doğar. Gerekli önlemler alınmaz ve bu çocuklar da evlenip, bir şekilde doğum yapma ya da hamile kalma şansını yakalarlarsa bunların nesli de aynı etkilere maruz kalır. Buna maruz kalan annede musallata ve ilerde tedavisi mümkün olmayacak hastalıklara yol açar.

Ümmü Sübyan Nasıl Musallat Olur 

Hamile kadınla ile yahut bebekle göz göze geldiğinde mim bırakıp gider. Sadece gözünün içine bakar ve o an musallatı başlar.

Ümmü Sübyan, yukarıda da ifade edildiği gibi dişi bir şeytandır. İnsanlara genelde; yaşlı, kötü giyimli ve çirkin bir kadın kılığında görünür. Hamile kadınla ile yahut bebekle göz göze geldiğinde mim bırakıp gider. Sadece gözünün içine bakar ve o an musallatı başlar. Bunun haricinde çeşitli hayvan şekillerinde ve nadiren böcek şeklinde de gelebilir. Ama her şekilde göz göze gelme şeklinde hastalık başlar. Yani Ümmü Sübyan bakışları ile tesir eder.

Ümmü Sübyan’ın İhtiyarlara Etkisi

Yaşlılardaki etkisi ise aklını kaybetme, görünmeyen kişilerle konuşma yahut ani ve sebepsiz gelişen, teşhisi konulamayan veya zor ve geç konulan hastalıklardır.

Ümmü Sübyan, anne ve bebek dışında çoğunlukla 6o yaş üstü insanlara da musallat olur. Bu kişilere genellikle; mezarlıklarda, izbe, pis yerlerde, ıssız ortamlarda musallat olur. Musallat şekli ise hamile ve bebeklerdeki ile aynıdır yani göz göze gelme… Yaşlılardaki etkisi ise aklını kaybetme, görünmeyen kişilerle konuşma yahut ani ve sebepsiz gelişen, teşhisi konulamayan veya zor ve geç konulan hastalıklardır. Bu sebeple 60 yaş üstü erkek ve kadınların izbe, ıssız, pis yerlere uğramamaları ya da mecbur kaldıkları durumda ise Besmele ile yahut korunma duaları okuyarak oralardan geçmeleri gerekir. Mümkünse bu gibi yerlere yalnız gitmemeleri tavsiye edilir.

Ömür Boyu Koruma Şart

Bir kişide büyü varsa ve büyü çözüldükten ve kalan tesirleri silindikten sonra eğer bu kişiye tekrar büyü yapılmıyorsa koruma taşıması şart değildir. Ancak Ümmü Sübyan böyle değildir.

Ümmü Sübyan’a maruz kalan kişilerin ömür boyu koruma taşımaları şarttır. Buna maruz kalan kalan kişilere mutlaka ikili çalışma yapılmalıdır. Sadece bebeğe yapmakla iş bitmez aynı şekilde anneye de koruma yapılmalıdır. Anne de doğacak olan bebek de ömür boyu söz konusu korumaları taşımalıdır. Yaşlı bireylerde ise tek seferlik bir uygulama yeterli olur çoğunlukla.

Bir kişide büyü varsa ve büyü çözüldükten ve kalan tesirleri silindikten sonra eğer bu kişiye tekrar büyü yapılmıyorsa koruma taşıması şart değildir. Ancak Ümmü Sübyan böyle değildir. Uygulayıcı, musallatı alsa dahi bir müddet sonra yerine yenisi mutlaka gelir. Ümmü Sübyan, tesir ettiği kişlere kendi şeytan çocuklarından birini ya da birkaçını musallat olarak bırakıp gider. Yani bunlardan kurtulunsa bile yerlerine mutlaka yenileri gelecektir. Bu sebeple Ümmü Sübyan musallatı olanların ömür boyu koruma taşıması şarttır.

Ümmü Sübyan Neden Musallat Olur 

Parlak insanların ve ilmi olarak soylu kişilerin de çocukları, torunları bu tehlikeye ortalama insanlardan daha fazla açıktır.

Ümmü Sübyan’a maruz kalmanın kesin olarak bilinen bir sebebi yoktur. Tabiri caizse tamaman şansa kalmış bir durumdur. Ancak Ümmü Sıbyan musallatına maruz kalma ihtimalini yükselten bazı faktörler de vardır. Bunların ilki; çocuk sahibi olacak anne ya da babaya büyü yapılmış olmasıdır.

Parlak insanların ve ilmi olarak soylu kişilerin de çocukları, torunları bu tehlikeye ortalama insanlardan daha fazla açıktır. Çünkü gelecek olan bebek mutlaka atasının izinden gidecek ya bir maneviyat büyüğü olup insanlara faydalı olacak ya da belki bir önder belki bir bilim adamı olup insanlığı geliştirecektir. İşte bu sebeple Ümmü Sübyan bunu engellemeye çalışır. Çünkü insanlığın önüne koyacağı her engel onun amacına hizmet eder.

Ümmü Sübyan’dan Korunma

Lohusa kadın akşamları evde yalnız bırakılmaz. Yine akşamları; çamaşır ipinde çocuk bezi bırakılmaz. Çünkü bunları gören Lilith’in o evde çocuk olduğunu anlamasından korkulur.

Tüm bunlara karşın Ümmü Sıbyan, korunması mümkün olan bir musallat çeşididir. Ümmü Sıbyan korumasını uygulayan ve musallatı def eden kişinin bu gibi işlerde ehil olması şarttır. Aksi halde bununla baş edemez. Korunma mutlaka anne ve çocuğa birlikte yapılmalıdır.

Günümüzde bazı Museviler arasında bir adet olarak, lohusa kadın akşamları evde yalnız bırakılmaz. Yine akşamları; çamaşır ipinde çocuk bezi bırakılmaz. Çünkü bunları gören Lilith’in o evde çocuk olduğunu anlamasından korkulur.

Ümmü Sıbyan Duası

Bir hadisi şeriflerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Cinsel ilişkiye başlarken ‘Bismillahi’l Azîm. Allahümme cennibne’ş-şeytane ve cennbi’ş-şeytane mâ-razektenâ’ derseniz çocuğunuza cinler ve şeytanlar zarar veremez.” buyurmuşlardır.

Ümmü Sıbyan’dan korunma ve kurtulmak için yapılması gerekenlerden bazıları şunlardır: Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunursa ona Ümmü Sıbyan denen cin dokunamaz. Cinlerin bazen insanlara vesvese vermek gibi küçük zararlarının dokunması mümkündür ama bunun çaresi temiz olmak, banyo ve tuvalet edebine riayet etmek ve her meşru işe Besmele ile başlamaktır. Bunlara uyulduktan sonra cin denen varlıkların insanlara zarar verebilmeleri söz konusu olamaz ve onlar sanıldığı kadar da güçlü varlıklar değildir. 

Bir hadisi şeriflerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Cinsel ilişkiye başlarken ‘Bismillahi’l Azîm. Allahümme cennibne’ş-şeytane ve cennbi’ş-şeytane mâ-razektenâ’ derseniz çocuğunuza cinler ve şeytanlar zarar veremez.” buyurmuşlardır. Anlamı şudur “Yüce Allah’ın adıyla. Allah’ım! Bizi Şeytan’dan, Şeytan’ı da bize vereceğinden uzaklaştır.” Bu duanın illa Arapça’sını okumak şart değildir. Türkçe de okunabilir.

Eskiden tıp ilmi yeterince gelişmemiş olduğundan, çocuklarda meydana gelen bazı psikolojik veya bir kısım biyolojik rahatsızlıklar da sıklıkla Ümmü Sübyan musallatı olarak değerlendirilebiliyordu. 

Ancak günümüzde; hangi şekilde olursa olsun çocuk rahatsızlığında, önce mutlaka bir çocuk doktoruna ve tıp uzmanına göstermek gerekir. Hatta belki daha sonra bir psikiyatriste de götürmek faydalı olabilir. Çünkü, diğer metotlarda çok sık su-i istimaller, muhtelif dolandırıcılık ve sahtekarlıkların yapıldığı vakidir. Bu tarz teşhislerin büyük çoğunluğu tecrübeler göstermiştir ki yanlıştır. Örneğin çocuğun kusması, ağzından salya akması, bu hastalığın belirtisi olarak kabul edilmektedir. Modern tıpta, bu gibi belirtile çok daha farklı ve mantıklı şekillerde izah ve tedavi edilebilmektedir. 

Ümmü Sıbyan Duası Arapçası ve Okunuşu

Bismillâhirrahmânirrahıym. Allâhü lâ ilâhe İllâ hüvelhayyül kayyûm* Bismillâhi ve billâhi ve minellâhi ve ilellâhi ve lâ ğâlibe illellâhü ve lâ yefûtühû hâribün ve hüvel hayyül kayyûm* Ve üıyzü men aleka aleyhi hâzel kitâbellezî lâ ilâhe illâ hüve âlimül ğaybi veş şehâdeti hüver rahmânür rahıymü ve üıyzühû bi kelimâtillâhit tâmmeti ve bi esmâihil âmmeti min şerris sâmmeti vel hâmmeti vel aynil lâmmeti ve min şerribni katrate ve mâ velede ve min şerrinneffâsâti fil ukadi ve min şerri hâsidin izâ hasede ve eûzü billâhi rabbil âlemîne rabbil melâiketi ver rûhi rabbil arşillezî lâ tehavverul aynülletî lâ tenâmü vel hayyüllezî lâ yüdâmü vel kayyûmüllezî lâ yudâmü ver rûhullezî yuğlebü ve üıyzü bi rabbi cebrâîle ve mîkâîle ve isrâfîle ve sarfeyâîle ve rabbil melâiketillezîne li rabbil âlemîne ve bilismaillezistenâratbihişşemsü ve edâe bihil kameru ve bil ismillezî hüve mektûbün tahtelarşi ve bil ismillezî nezele bihî cebrâîlü ve mikâîlü ve isrâfîlü ve azrâîlü alâ muhammedin hâtemin nebiyyîne yevmel isneyni ve bil ismillezî  hulikabihil melâiketü ve esbete bihî akdâme hameleti arşihî alel ve bil esmaîl mektûbetialâ kalbiş şemsi ve üıyzühû billâhi ve bir rahmâni ve bi kêf hâ yâ ayn sâd ve tâ hâ ve yâ sîn vel kur’ânil hakîmi hâ mîm ayn sîn kâf ve üıyzühû bismillâhil mahzûnil meknûnil mübârakit tâhiri vel mütahhiril kuddûsil mukaddisi nûrun alâ nûrin fevka külli nûrin ve bil ismillezî edâet bihî küllü tal’atin ve küsirat bihî kavmü külli şeytânin ve emine bihî küllü hâifin ve bilismillezî yemşî bihî alel mâi kemâ yemşî alel erdıl yâbiseti ve bilismillezî Semmâ bihî nefsehû vestevâ bihî alâ arşihî vestekarra alâ kürsiyyihî ve bil ismillezî ekâme bihî semâvâtihî ve erdıhî ve cennetihî ve nârihî bihî sebete halkuhû ve üıyzühû bil ismillezî fürrika bihil bahru li mûsâ ve benî isrâîle ve uğrika fir’avnü ve cünûdühû ecmeıyne ve bil ismillezî meşâbihî ıysebnü meryeme alel bahri felem tebtelle kademâhü ve bil ismillezî ve bil ismillezî hüve mektûbün alâ verakız zeytûni ve üıyzühû bil kâini evvelen kable külli şey’in vel bâkıy âhıran ba’de külli şey’in vehüvellâhü lâ ilâhe illâ hüve vel halku lehû evvelen ve âhıran feseyek fike hümüllâhü ve hüves semîul alîmü ve üıyzühû bismillâhil kerîmil celîli ve bilismillezî veda’tehû alel erdı festekarrat ve alel cibâli feraset ve alen nehâri fe enârave alel leyli fe azleme ve bil ismillezî netaka bihî ıysebnü meryeme rûhal kudüsi iz kâne fil mehdi sabiyyen ve bilismillezî ebrae bihil merdâ ve ahyâ bihil mevtâ ve üıyzühû billâhil kerîmi ve mülkihil ve bi esmâihil husnelletî lâ yücâvizühünne berrun velâ fâcirun velâ yükarru bihî bismillâhi cebbârun anîdün velâ şeytânün merîdün velâ ehadün minel cinni ve üıyzühû bi ilâhi isrâîle vel halîli ibrâhîme vel kelîmi mûsâ vel mustafâ muhammedin sallellâhü aleyhi ve selleme ve üıyzühüsteâze bihî âdemü ve şîtü ve hâbîlü ve idrîsü ve nûhun ve lûtun ve ibrâhîmü ve ismâiylü ve ishâku ve ya’kûbu vel esbâtu ve mûsâ ve hârûnü ve dâvûdü ve süleymânü ve ıysâ ve zekeriyyâ ve yahyâ ve hûdün ve şüaybün ve sâlihun ve ilyâsü velyeseu ve eyyûbü ve yûsüfü ve yûnüsü ve ımrânü ve zül karneyni ve zül kifli ve zün nûni ve tâlûtü ve danyâlü ve uzeyrun ve muhammedün sallellâhü aleyhi ve selleme ve üıyzühû bi vecihillâhillezî lâ ilâhe illâ hüvel bâkıy ba’de fenâi külli şey’in ve kudratühû ve sültânühüllezî alâ fe kahera külle şey’in min külli şeytânin ve şeytânetin ve cinniyyin ve cinniyyetin ve insiyyin ve insiyyetin ve ğûlin ve ğûletin ve min şerri külli aynin bâğıyetin ve nâzıratin hâsidetin ev hâtıetin ve üzünin sâmiatin ve elsünin nâtıkatin ev sâmmetin ve eydin bâtışetin ev bâsitatin  ve akdâmin mâşiyetin ve kulûbin vâıyetin ve sudûrin  hâdimetin ve üıyzühû min külli dâhilin ev hâricin ev ğâdin ev râihın ve min şerri sâkinir rîhı ve külli a’cemiyyin ev merîdın ev sahıyhın ev yakzânin ev nâimin ve min şerri cünûdi iblîse ve min şerri a’yünihim ve min şerri men ya’melü hatıy’eten ev yüvelleu bihâ ve min şerri mâ yadmerud damîru ve ten’akıdü aleyhil ukûdü ve min şerri men yeskünül kubûra vel cibâle vel bihâra vel kühûfe vel hıyâda vel ahribrtr vel ımrâne ve min şerri men yeskünüz zulümâti ve yesîru bil leyli ven nehâri ve min şerri men yekûnül vühûşü vet tuyûru ve men yekûnü fil erhâmi vel ecsâdi vel âkâmi ve minşerri men yeğûdu fis sudûri ev yesterikus sem’u bismillâhi lâ ilâhe illâ hüvel kerîmülekramül kebîrul ekberul azîzül eazzül celîlül ecelül azıymül a’zamül mektûbü fî sürâdikı arşihî lâ ilâhe illellâhü vahdehû lâ şerîke lehû ve üıyzühû billâhillezistafâ mûsâ ve a’tâhüt tevrâte ve kellemehû bi tûri sînâe ve men aleyhi bi hârûne ehıyhi ve bimâ neccâ bihî ibrâhîme min nârin nemrûdil cebbâri ve bimâ en’ame bihî alâ ya’kûbe ve azemtü aleyküm eyyetühelervâhul müraddetül âsıyetül muhâlifetü minel cinni vel insi vesseharati vel mütâbiı ve ümmissıbyâni vel cinniyyi bi azâimillâhillezî lâ ilâhe illâ hüvel ğılâzuş şidâdülletî lâ yücâvizühünne ehadün minel ıbâdi ve a’zimü aleyküm billezî azeme bihî süleymânübnü dâvûde ve bil ismillezî sehhara bihiş şeyâtıyne li süleymâne ya’melûne beyne yedeyhi ve bi azîmetihilletî lâ türâmü ve batşihillezî lâ yütâku ve kuvvetihilletî lâ tuğlebü illâ mâ tebâadtüm ve tecenneytüm an men alleka aleyhi hâzel kitâbe ev şerra bihî evığtesele bihî vasrifû anhü be’seküm ve şerraküm ve nâra ecsâmiküm ve timsîle suveriküm lâ ye’tûnehû min beyni yedeyhi velâ min halfihî tenzîlün min hakîmin hamîdin billâhi hâtemnâ ve bi kitâbillâhillezî uhkimet âyâtühû sümme füssılet min ledün hakîmin habîrin ve billâhisteaznâ ve eaznâ lâ yağlibüllâhe ğâlibün velâ yefûtühû hâribün Allâhü ğâlibü külli şey’in fein tevelleytüm feinne sâhıbe kitâbî hâzâ hasbühû Allâhüllezî lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıymi beleğat huccetüllâhi ve zahera sültânüllâhi ve fürrika a’dâüllâhi ve bekıye vechüllâhi ve eveytü yâ hâmile kitâbillezî hedânî civârallâhi ve hırzellâhi ve kenefellâhi fe innehû alâ külli şey’in kadîrun ve innellâhe kad ehâta bi külli şey’in ılmen ve ahsâ külle şey’in adeden ve enfede külle şey’in mudırran ıhtetemtü hâzet ta’vîze bi hâtemi süleymânebni dâvûde ve hâtemi muhammedin sallellâhü aleyhi ve selleme eşhedü en lâ ilâhe illellâhü ve eşhedü enne muhammeden rasûlüllâhi innehû lâ ilâhe illâ hüve vel melâiketü ve ülül ılmi kâimen bil kıstı lâ ilâhe illâ hüvel azîzül hakîm* 

Bu dua okunduktan sonra: Allâhü ekber (4 kere) Eşhedü en lâ ilâhe illellâh (2 kere) Eşhedü enne muhammeden rasûlillâh (2 kere) Hayye ales salah (2 kere) Hayye alel felâh (2 kere) Allâhü ekber (2 kere) Lâ ilâhe illellâhü ve sallellâhü alâ muhammedin rasûlillâhi hakkan hakkan Allahü ekberu ve eazzü ve ecellü ve a’zamü mimmâ ehâfü ve ahzeru ve sallellâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve âli beytihî ve selleme teslîmen kesîran dâimen ilâ yevmid dîni vel hamdü lillâhi rabbil âlemîn.

Ümmü Sübyan Nedir – YouTube
21 Tem 2013 Ümmü Sübyan Nedir. TVEhliSunnet. Loading… Unsubscribe from TVEhliSunnet? Cancel Unsubscribe. Working… SubscribeSubscribed …

Continue Reading

Gizli İlimler

Büyü Belirtileri Nelerdir – Büyü Nasıl Anlaşılır

Üzerimizde büyü olup olmadığını nasıl anlarız? Büyü yapıldığına dair belirtiler nelerdir? Büyü nasıl anlaşılır?

Published

on

By

Büyü nasıl anlaşılır - Büyü belirtileri / alametleri nelerdir

Üzerimizde büyü olup olmadığını nasıl anlarız? Büyü yapıldığına dair belirtiler nelerdir? Büyü nasıl anlaşılır?

Bu soruların cevapları aslında oldukça tartışmaya açık. Hemen her medyumun, cinci hocanın, büyü – gizli ilimler kitabının birbirinden farklı cevapları var bu sorular için. Birazdan aşağıda okuyacağınız “Büyü Belirtileri – Büyü Nasıl Anlaşılır” başlıklı metinde sıralanan; üzerimizde büyü olup olmadığını anlamaya dair belirti, işaret, alametlere dair maddeler, bu gibi konularda profesyonel olarak çalışan bir medyumun sözlerinden alıntıdır. 

Şahsen bu gibi konulara gerçek hayatta oldukça mesafeli yaklaşan biri olarak; inananları ve konuya ilgi duyanlar için objektif biçimde kayıt altına almış olmak için yayınlıyorum.

Büyü Etkisinde Olan Kişilerde Görülen Belirtiler

Kişi sabah kalktığı zaman uyuduğu için dinlenmiş olması gerektiği halde çok yorgun ve bitkin bir şekilde uyanır.

  • Kişiye yapılan büyü kendisini kişinin rüyalarında gösterir. Kişi rüyalarında sürekli olarak kedi, köpek, fare, akrep, yılan, öküz, inek, domuz, kurt, aslan, çakal, vb. hayvanları görür ve bazen de rüyalarında bu hayvanlar tarafından kovalanır.
  • Kişi uyurken dişlerini gıcırdatır.
  • Uyurken kendi kendine güler ve bazen de kendi kendine ağlar.
  • Kişi uyku sırasında yatağından kalkıp evin içinde gezmeye başlar yani uyur gezerlik, bu bir büyü belirtisidir.
  • Kendisine büyü yapılan kişi sabah kalktığı zaman uyuduğu için dinlenmiş olması gerektiği halde çok yorgun ve bitkin bir şekilde uyanır.

Temizlik Takıntısı

Kişi rüyasında sık sık tuvalet ve banyo gibi yerler görür ve çoğu kez bu yerleri pis olarak görür.

  • Kişide aşırı temizlik isteği, temizlik hastalığı boyutuna gelen temizlik hevesi veya bazen de kişide ki aşırı pislik isteği, evini ve kendisini temizlememe isteği olur ne kadar pis olur olsun temizlenmek istemez.
  • Kendisine büyü yapılan kişi bazen rüyalarında büyü tarifleri görür ve bazende rüyasında siyah siyah adamlar görür.
  • Büyüye maruz kalan kişi rüyalarında sürekli olarak sevmediği kişiler tarafından kovalanır, rüyasında kendisine zarar vermek isteyen kişileri de görür.
  • Kendisine büyü yapılan kişi rüyasında kilise veya benzeri Müslümanlık ile uzaktan yakından alakası olmayan ibadet yerlerinde gezdiğini görür.
  • Kişi rüyasında sık sık tuvalet ve banyo gibi yerler görür ve çoğu kez bu yerleri pis olarak görür.

Kronik Baş Ağrısı

Sürekli olarak baş ağrısı olur. Bu duruma tıbben bir tanı koyulamıyorsa büyüye işaret eder.

  • Kişi bir ortamda otururken bir adam veya kadın gelip büyü yapılan kişinin yanına oturur, fakat bu adam veya kadını yalnızca büyü yapılan kişi görür, ortamda bulunan diğer insanlar göremezler.
  • Kişide insanlardan soğuma, kaçma ve yalnız kalma isteği oluşur.
  • Kendisine büyü yapılan kişide sürekli olarak baş ağrısı olur. Bu duruma tıbben bir tanı koyulamıyorsa büyüye işaret eder.
  • Kendisine büyü yapılan kişi araçlara, taşıtlara, asansör ve yürüyen merdivene binerken çekinir, ürkek davranır aynı durumu normal merdivenden çıkarken de görmek mümkündür.

Paranoya – Sürekli İzleniyormuş Hissi

Örneğin yolda giderken hemen arkasından bir köpeğin gelip kendisine saldıracağı hissine kapılır.

  • Büyüye maruz kalan kişi sık sık birisinin kendisini takip ettiği ve gözetlediği hissine kapılır. Banyo yaparken yüzünü sabunlar ve kendisini birisinin gözetlediği hissine kapılarak bir an önce yüzünü yıkayıp gözlerini açmak ister, yalnız başına namaz kılarken arkasında biri varmış hissine kapılır, yolda giderken hemen arkasından bir köpeğin gelip kendisine saldıracağı hissine kapılır.
  • Kişide tuvalette ve banyoda çok uzun kalma veya bazen de çok çabuk çıkma isteği oluşur.
  • Kendisine büyü yapılan kişide ciddi manada bir unutkanlık olur. Evden ayrılınca sürekli anahtarı aldım mı diye cebini kontrol eder ve almış olmasına rağmen yine de şüphede kalır ve sık sık kontrol etmeye devam eder. Ocağın altını söndürmesine rağmen sürekli olarak ocağı kontrol eder.
  • Büyüye maruz kalan kişide takıntılar olur, bazı sayılara ve eşyaların simetrik bir şekilde durmasına büyük bir zaafı olur.

Kafanın İçinde Sesler

Kişi sürekli olarak kafasının içinde bazı sesler duyar ve delirme noktasına gelir…

  • Kendisine büyü yapılan kişide öğlen bile perdeleri kapatıp oturma isteği olur ve bazen de tam tersi perdeleri sonuna kadar açma isteği olur, can sıkıntısı olur bu durum özellikle ikindi vakti daha da artar.
  • Kendisine büyü yapılan kişi sürekli olarak kafasının içinde bazı sesler duyar ve delirme noktasına gelir bazı kişiler ise bu sesi kendi iç sesleri zannederler ve dikkate almazlar.
  • Kendisine büyü yapılan kişide geleceğe dair ümitsizlik olur.
  • Kendisine büyü yapılan kişi karar veremez ve sürekli olarak verdiği kararları değiştirir.

Kömür Büyüsü

Kömür kullanılarak yapılan büyü kişinin şişmanlamasına, aptallaşmasına ve agresif tavırlar sergilemesine sebep olur.

  • Yapılan büyüde kömür kullanılmışsa o kişi karanlıkta yaşıyormuş gibi hayatına devam eder. Kömür ile yapılan büyüye maruz kalan kişi temizlenmek istemez, insanlar ona bakınca yavaş yavaş o kişiden iğrenmeye ve uzaklaşmaya başlarlar, o kişinin delirdiğini düşünürler, kömür kullanılarak yapılan büyü kişinin şişmanlamasına, aptallaşmasına ve agresif tavırlar sergilemesine sebep olur.

Yemek Büyüsü

Bu türden olan büyü vakaları günümüz büyülerinin %95’ini kapsar.

  • Büyü kişiye yedirilerek yapılmışsa -ki bu türden olan büyü vakaları günümüz büyülerinin %95’ini kapsar- o kişide büyülü yiyeceği yedikten sonra mide bulantısı, midede yanma, karın ağrısı, yutkunma sorunları, bağırsakta batma, kusma sorunları ortaya çıkar.
  • Büyüye maruz kalan kişide ki bir başka belirti ise ileriki yaşlarda ortaya çıkan sebepsiz kekemeliklerdir.
  • Büyüye maruz kalmış bir eve veya mekana gidildiği zaman vücudun her yerinde kırmızı küçük küçük çizikler ve bazen de bedende kırmızı kırmızı noktacıklar oluşur. Çoğu kişi sabah kalkınca elini bir yere vurduğunu ve bu yüzden bu çiziklerin oluştuğunu zanneder.

Yükseğe Saklanan Büyü Tılsımı

Yüksek yerlere konularak yapılan büyüye maruz kalan kişiler rüyasında yüksek yerlerden düşer, rüyasından sürekli olarak sıçrayarak uyanır, kişiye karabasan gibi ağırlıklar çöker

  • Yapılan büyü işyerinde veya evde kapı üstlerine, gardrop üstlerine, perde üstlerine vb. yüksek yerlere konulmuşsa kişinin sürekli olarak hayatında başarısız olmasına, işlerinin rast gitmemesine, kişinin iş hayatında sürekli olarak aynı yerinde saymasına neden olur. Yüksek yerlere konularak yapılan büyüye maruz kalan kişiler çok fazla hayalperest bir dünyada yaşar, olmamış olayların gerçekleştiğini zanneder, çok kötü baş ağrılarına maruz kalır, rüyasında yüksek yerlerden düşer, rüyasından sürekli olarak sıçrayarak uyanır, kişiye karabasan gibi ağırlıklar çöker.

Gömü Büyüsü

Böyle bir büyüye maruz kalan kişi kendini ölü gibi görür, sürekli olarak ölümü düşünür, sık sık ölüler ve ölümle ilgili rüyalar görür.

  • Yapılan büyü bir yere gömülmüş ise büyü yapılan kişi enerjisini kaybeder, uykusuz hisseder, kirli görünür, insan vücudundaki bütün enerjiyi yok eder, büyü yapılan kişi kendini halsiz hisseder, ağır uykular basar, kendine bakmaz yıkanmaz, böyle bir büyüye maruz kalan kişi kendini ölü gibi görür, sürekli olarak ölümü düşünür, sık sık ölüler ve ölümle ilgili rüyalar görür.

Kuyu Büyüsü

Kadında genetik bozukluğa sebep olur, evlatlarında hastalık veya engelli doğuma sebep olur, tamamen kısırlığa veya düşüğe sebep olur.

  • Büyü, kuyu gibi bir şeyin içine atıldıysa bu tür büyü tamamen kişinin her şeyini kaybetmesini sağlar, girdiği her iş olumsuzlukla sonuçlanır, maddi yönden batar, kendisini yerin dibindeymiş gibi hisseder ve bir türlü çıkar yol bulamaz, kadında genetik bozukluğa sebep olur, evlatlarında hastalık veya engelli doğuma sebep olur, tamamen kısırlığa veya düşüğe sebep olur, kocasından nefret ettirir, eşi ile beraber olmaz.
  • Büyü bazen de bayanların tıbbî olmayan hamile kalamayışı veya tıbbî olmayan düşük yapması sonucu kendini belli eder.
  • Büyü yapılan kişide daimi ağrılar ve vücutta sürekli olarak yer değiştiren ağrılar olur.
  • Büyü kişide mide şişmesine neden olur bunun nedeni ise büyü ile gelen cinin midenin üzerine oturması ve bu şekilde mideyi şişirmesidir.
  • Büyüye maruz kalmış bayanların özel günlerinde düzensizlikler görülür.
  • Kendisine büyü yapılan kişi abdest almada ve namaz kılmada zorluk çeker bazen de abdest aldığı halde namaz kılmaktan vazgeçer.
  • Büyüye maruz kalan kişide çok iyi bir işi olmasına rağmen işe gitmeme isteği oluşur veya işe gitse bile kısa bir süre sonra huzursuz olur ve o işinden ayrılır. 
  • Büyü kişide saç dökülmesine, ayaklarda bitkinliğe ve nefes darlığına sebep olur.
  • Büyü ergenlik dönemindeki erkeklerin kendini kadın gibi hissetmesine sebep olur.
  • Büyü yapılmış kişi evin içinde gölgeler ve karartılar görür.
  • Büyüyen uğramış kadında doğum yaptıktan sonra huy değişmesi görülür.
  • Kendisine büyü yapılmış kişide cinsellik ve dini konular üzerine vesveseler görülür, kişide her an sanki kötü bir şey olacakmış hissi oluşur..

Editörün Yorumu

Yukarıda da dediğim gibi şahsen bu gibi konulara gerçek hayatta oldukça mesafeli yaklaşan biri olarak; inananları ve konuya ilgi duyanlar için objektif biçimde kayıt altına almış olmak için yayınlıyorum bu metni ve içindeki maddeleri. Ancak şahsi görüşüme göre; burada zikredilen maddelerin çoğu; hemen hepimizin zaman zaman yaşadığı yahut yaşayabileceği psikolojik travma, depresyon, stres ve benzeri durumların belirtilerini içeriyor.

Bunun yanı sıra; büyü belirtisi olarak sayılan alametlerin çok önemli bir kısmı da patolojik bazı bozukluklara işaret ediyor. Anılan belirtiler ister psikolojik, ister fizyolojik kökenli hastalıklarla ilintili olsun; bunların tedavisi için medyumlara, cinci hocalara koşturmak yerine öncelikle alanında uzman hekimlere görünmekte sayısız fayda var.

Yukarıdaki maddeleri büyü alameti olarak niteleyen insanlar zaten bu işlerden para kazanmaya çalışan kişiler. Tabii ki depresyon belirtileri gösteren bir kişinin psikolog yerine kendilerine gelmesini sağlamak onların işine gelecektir. Ayrıca psikolojisi bozuk yahut zayıf insanları, söz konusu durumlarından faydalanarak kandırmak, normal bir insana göre daha kolaydır.

Örnek vermem gerekirse; yukarıda “sürekli izleniyormuş gibi hissetmek, namaz kılarken arkasında birilerinin olduğu düşüncesi yahut arkadan gelen bir köpeğin saldırısına uğrama endişesi…” gibi bazı büyü belirtilerinden(!?) söz ediliyor. Dikkatinizi çekerim; bunların hepsi de bildiğimiz standart paranoya belirtileri. Yani pozitif bilim tarafından zaten uzun süre önce tanımlanmış, tedavileri geliştirilmiş, sıradan, normal bir durum.

Peki, gayet bilinen bir psikolojik bozukluk olan paranoya; cin, büyü vb. işlerden para kazanma amacında olan biri tarafından neden büyü alameti olarak sunulmaya çalışılıyor olabilir? Bunun cevabı sizce de oldukça basit değil mi aslında: Paranoyak bir birey zaten söz konusu psikolojik rahatsızlığının kaçınılmaz bir sonucu olarak, durumunu doğal tıbbi bir durum değil de başkaları tarafından kendisine kötü niyetle büyü yapılmasının sonucu olduğunu düşünmeye tabii olarak eğilimlidir. Usta(!) medyumlarımız ise büyü çözme konusunda olduklarından daha fazla insan psikolojisi ve kandırma sanatı konusunda mahir olabilirler mi?..

Tabii ki konunun bir de inanç boyutu var. Şahsen bu sitede kimsenin herhangi bir inancını köreltme yahut güçlendirme amacında hiç olmadım. Büyü ve benzeri durumların varlığına inanıp inanmamak, sonuçlarını göze aldığı ölçüde kişinin kendisine kalmıştır. Benim, bu gibi konulara olan ilgimin sebebi aslen; konunun antropolojik, ve folklorik yönleri ile ilgilidir ve buradaki temel amacım; kendi özel ilgi alanlarım ve çalışmalarım için bu gibi inanışları ve bunlarla ilintili verileri kayıt altına almaktan ibarettir.

Ancak okurlarımı, büyü ve benzeri doğaüstü olaylara inansın inanmasın bu konulardaki sahtekarlar ve sahtekarlıklar hakkında uyarmaktır. Kişinin büyüye inanıyor olması “Ben medyumum, ben büyücüyüm…” diyen herkese körü körüne inanmasını gerektirmez…

Sinan Özgenç

Continue Reading

Gizli İlimler

Sümerlerde Büyü

Published

on

By

Sümerlerde Büyü - Gizli İlimler

Pek çok konuda olduğu gibi büyü konusunda da bilinen ilk yazılı belgeler Sümerlere aittir.

Enki ve Büyü

Büyü ile ilgili en önemli tanrı Enki’dir… Kramer’e göre Enki “tanrıların sırlarını ve öteki dünyaya giden yolları bilen, ruhları kontrol etmek için sözcükleri, ayinleri bilen tanrıdır”. Enki/Ez büyüleri Akadca’da Marduk/Ea büyülerine dönüşür. Bir örnek vermek gerekirse; ateşli bir hastalık için yapılan bir büyünün metninde bir bölüm şöyledir: Marduk/Ea’nın huzuruna çıkar ve kendisinin çare bulamadığını söyleyerek yardım ister…

Ea şöyle karşılık verir: “Oğlum, sen (her şeyi) bilirsin.
Senin bilmediğini ben sana nasıl katabilirim? Bütün bildiğim senin bildiklerindir. İnce uzun bir kamış bitkisini yarısından kes. Hayat suyunu onun elinin üstüne damlat
Sağ elinden aksın gitsin, Sol elinin üzerine damlasın. Sazdan ağıyla ejderha o ağzı büyüleyecektir”

Gizemli Bir Ezoterik Anlatım

Büyü kudretinin, kişinin kendi içinde olduğunu söyleyen bu ilginç ifade, günümüz büyü anlayışında da mevcuttur.


Burada bir çok büyünün başında tekrarlanan “Oğlum sen [her şeyi ] bilirsin. Senin bilmediğini ben sana nasıl katabilirim? Bütün bildiğim senin bildiklerindir” çözümlemesi de karşımıza çıkar. Bu tekrarlanan formül Kramer’in söylediği gibi babadan oğula bilgi ve güç aktarımı değil, çok ilginç bir ezoterik anlatımdır.

Büyü Kudreti Kişinin Kendi İçindedir

Büyü kudretinin, kişinin kendi içinde olduğunu söyleyen bu ilginç ifade, günümüz büyü anlayışında da mevcuttur. Büyü metinlerinde genelde hastalıkların nedenleri cinlere bağlanmış ve Enki cinleri uzaklaştıran tanrı olarak kabul edilmiştir. Bu metinde de bu inanç görülmektedir. Bu inancın geçmişte kaldığını düşünmek çok iyimserlik olur çünkü günümüzde de Anadolu’da cinci hocalar diye bilinenler bu tür büyüler yapmaktadırlar.

Mezopotamya’da büyü geleneği kesintisiz devam etmiş, Roma çağında hatta Ortaçağ’da, doğu büyücüleri her zaman popüler olmuştur…

Continue Reading

Gizli İlimler

Bulaşıcı Hastalıklardan Korunmak İçin

Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için okunacak dualar ve alınacak maddi tedbirlerin önemi.

Published

on

By

Bulaşıcı Hastalıklardan Korunmak İçin

Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için okunacak dualar ve alınacak maddi tedbirlerin önemi.

Aşağıdaki vefk-i şerifi yazıp üzerinde taşıyan ve her gün bu beyti bir bardak suya en az 41 kere okuyup nefes ettikten sonra içen ve bulaşıcı hastalıklar zamanında bunu terk etmeyen kimse katiyyen bu hastalıklara tutulmaz. Tutulmuşsa bile kurtulur. Okunacak beyitler: “Li hamsetün utfi bihâ nâral vebâ elhâtime elmustafâ vel murtazâ vebnâhümâ vel fâtımeh.” ‘

Bulaşıcı Hastalıklardan Korunmak İçin Vefk - Muska
Bulaşıcı Hastalıklardan Korunmak İçin Vefk – Muska

Önce Tedbir Sonra Tevekkül

Kıymetli okurlarımız! Bu verdiğimiz formül son derece tesirli bir hayat sigortası olarak kabul edilir. Ancak bu deveni bağlamadan tevekkül et demek değildir. Peygamber Efendimiz’in emirleri deveyi bağladıktan sonra tevekkül etmek şeklindedir. Çünkü tevekkülün asıl manası; maddi ve manevi önlemleri aldıktan, gereken bütün tedbirleri tamamladıktan sonra Allah’a bel bağlamaktır. Gerçek tevekkül budur. Salgın hastalık zamanında aşı yapılıyorsa yaptırmak, karantina gerekiyorsa karantina bölgesinden dışarı çıkmamak, temizliğe son derece dikkat etmek ki (esasen İslamiyet’in ilk şartı da temizliktir.) Pis ve şüpheli şeyleri yememek, suyunu kaynatıp içmek gerekiyorsa yapmak lazımdır. 

Herkesin iman seviyesi aynı değildir. Dağdan bir kayanın kopup da üzerine yuvarlanarak geldiğini gören bir evliya hiç istifini bozmadan yerinde durur. Zira kayanın kendisini öldürmeyeceğini biliyorsa zaten kaçmaz, öldüreceğini biliyorsa zaten kimden nereye kaçacaktır? Ancak bu şekildeki bir iman; müstesna kimselere verilen bir ilim ve mazhariyettir. Biz Cenabı Hakk’ın: “Ve lâ tülkü bi eydîküm ilet tehlükeh” yani ellerinizle kendinizi tehlikeye koymayın manasına gelen emrine itaate mecburuz.

Salgın hastalık zamanlarında: Veba, taun, kolera gibi bulaşıcı hastalıklardan korunmak “niyetiyle beş vakitte her namazın farzlarından sonra 1 İhlas, 1’er Muavvizeteyn sureleri (Felak ve Nas) ve 1 Kâfirun suresini okuyup; avuçlarına üfleyerek, bütün vücuduna; başından ayağına kadar mesh etmek sureti ile badireyi atlatıncaya kadar devam eden kimse Allah’ın izniyle bu hastalıklara tutulmaz diye rivayet edilir.

Continue Reading

Gizli İlimler

Telepati Nedir Nasıl Yapılır Teknikleri

Telepati nasıl yapılır, telepati teknikleri nelerdir gibi soruların bazılarına cevap bulacaksınız. … Telepati teknikleri konusunda üç örnek …

Published

on

By

Telepati Nedir, Nasıl Yapılır, Telepati Teknikleri Nelerdir, Telepati ile Aşık Etme, Telepati İle Rüyaya Girme

Aşağıdaki yazıda telepati nedir, telepati nasıl yapılır, telepati teknikleri nelerdir gibi soruların bazılarına cevap bulacaksınız. Ancak telepati konusu esas olarak gayet girift bir mesele olduğu için bilhassa telepati teknikleri konusunda sadece üç örnekle yetineceğiz…

Zâriyat Suresi 49. ayette buyrulur ki “Biz her şeyi çift yarattık. Belki düşünür istifade edersiniz diye.”  Cenabı Hak her şeyi çift yarattığı gibi tesirlerini de iki yönlü yaratmıştır. Nasıl ki her insanın bir dış yönü, bir de iç alemi, iç yönü vardır. Her şeyde olduğu gibi bezler de bir dışa, bir de içe salgıda bulunurlar. Keza beyin de yaptığı dış ve sinirsel vazifelerden başka gizli güçleri, özellikleri ile en uzak yerlere kadar tesir yapar ve kuvvetleri; görünen dış vazife ve kuvveti yanında denizden bir damla bile değildir. Halen Amerika’da, Rusyada, İngiltere’de, bu metafizik ilimlerle uğraşan yüz binlerce insan henüz beynin bu kudretlerini kullanmak hususunda yaptıkları çalışmaların başlangıç noktasındadırlar. Çok yakın bir gelecekte pozitif bilimlerdeki gelişmelerin yanı sıra bu manevi yolda da büyük ilerlemeler olacaktır.

Geçmiş asırlarda yaşayan Müslümanlar Kuran-ı Kerim’in bu yönünü de ihmal etmemişler ve Kuran’ın birçok harikalarını meydana çıkarmışlardır. Cenabı Hakk, Kuran-ı Kerim’de: “Yaştan ve kurudan hiçbir şey yoktur ki apaçık beyan eden Kurann’da bulunmasın.” demektedir. 

Ancak bunlardan faydalanabilmek için her maddi alanda olduğu gibi birtakım şartlar, çalışmalar, fedakarlıklar gerekmektedir. Yoksa hiçbir şey hazır pişmiş olarak kimseye sunulmuyor.

Bu yazılanlardan elbette ki herkes ayni derecede faydalanamaz. Zira medyumluk yeteneği olan kimselerin bir defada yaptıkları iş ve tesirleri medyumluk özellikleri zayıf olan kimseler ancak birçok zorluk ve çalışma neticesinde en sonunda başarabilir. Ancak ne olursa olsun çalışmakla başarılamayacak iş yoktur.  Bu itibarla telepatik etki için yazılan tertipler bir gecede yapılabilirken yedi geceye kadar uzatılmasını tavsiye ederiz ki bu; bu işlerde meleke kazanabilmek ve ruhunu alıştırmak içindir. Aşağıda vereceğimiz üç “İrsali Hatıf”örneğinin ayrı ayrı özellikleri mevcuttur. Biz burada örnek olarak insanın gizli kuvvetlerini meydana getiren beyin ışınlarının uzaklara yaptığı tesirlere yardımcı olan maneviyatı ve imanı izah maksadı ile bu kadarla yetinmeyi uygun gördük.

Telepati İle İnsanlara Etki Etme

Hayır işler için yapılır. Yedi gün oruç tutulur. Riyazet şarttır. Geceleri herkes yattıktan sonra 100 salavat, 100 istiğfar, 336 Ya Musavvir, 313 defa (Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd, arkasından 3000 kere:

Telepati ile insanlara uzaktan etki etmek için okunacak dua
Telepati ile insanlara uzaktan etki etmek için okunacak dua

Türkçe Okunuşu: Fe erselna ileyha ruhana fe temessele lehe beşerin seviyya.

… ayeti kerimesi okunur. Buna yedi gece devam edilir. Mümkün olursa etki edilmek istenen kişinin resmini önüne alarak ve ona bakarak yani bütün düşüncenizi etki etmek istediğiniz kişinin üzerinde toplayarak okumalı, mümkün olmazsa o kişiyi hayalinizde canlandırarak ve iki kaşı arasına gözlerinizi dikerek okumalısınız. Okuma esnasında güzel kokulu buhurlar yakmak faydalı olur.

Şer İşler İçin Telepati – İrsali Hatıf

Telepatinin bu tekniğinde bütün şartlar yukarıdaki ile aynıdır. Tek istisnası okunacak ayet-i kerimedir. Şer işler için gerçekleştirilecek telepati çalışması için okunacak ayet-i kerime şudur:

Şer İşler İçin Telepati Tekniği ve Okunacak Ayet
Şer İşler İçin Telepati Tekniği ve Okunacak Ayet

Türkçe Okunuşu: Elem terk esna erselneş şeyatıyne alel kafirine teüzzühüm ezza.

Zalimden Hakkını Alabilmek İçin Telepati Tekniği

Gücünün yetmediği ve hakkını sana teslim etmeyen zalim bir şahıstan hakkını alabilmek için öncelikle yedi gün oruç tutulur. Geceleri el ayak çekildikten sonra 1.000’er kere:

Zalimden Hakkını Alabilmek İçin Telepati Tekniği ve Okunacak Ayet
Zalimden Hakkını Alabilmek İçin Telepati Tekniği ve Okunacak Dua

Türkçe Okunuşu: Ya kahiru zül batşiş şedidi entellezi la yütakuntikamühu ya müzille külli cebbarin anidin bi izzetihi ve ıhtikamih.

Bu dua okunurken her 100 kerede 1:

Zalimden Hakkını Alabilmek İçin Telepati Tekniği ve Okunacak Dua
Zalimden Hakkını Alabilmek İçin Telepati Tekniği ve Okunacak Dua

Türkçe Okunuşu: Ecib ya bariu ve ersil a’vaneke ila fülanibni fülanete ev fülanete binti fülanete bi hakkı şeryavübin alşekumin denir.

Okuma sırasında cavi tütsü edilir.

Continue Reading

Gizli İlimler

Yüz Şekline Göre Karakter Analizi

Büyük yüz: Budalalık ve anlayışta zayıflığa; Küçük yüz: Kibir ve gurura, cinnete olan eğilime, ihtiyarlıkta hafifleyen mizaca, hilekarlığa delalet eder…

Published

on

By

Yüz şekline göre karakter analizi

Yüz Şekline Göre Karakter Analizi

Elmacık kemikleri görünen çukur yüz: Kansızlığa, mideden ileri gelen bir rahatsızlığa, ahmaklığa, şüpheciliğe, korkaklığa, karakter zaafına, fazla mastürbasyona işaret eder…

  • Büyük yüz: Budalalık ve anlayışta zayıflığa,
  • Küçük yüz: Kibir ve azamete, gurura, cinnete olan eğilime, ihtiyarlıkta hafifleyen mizaca, hilekarlığa,
  • Yumru yüz: Cimrilik ve hasede,
  • Yassı yüz: Sadedil olup, anlatılan her şeye çabuk kanma eğilimine,
  • Zayıf yüz: Hilekarlığa, fakr-ü sefalete, asabi bir mizaca,
  • Yumuşak yüz: Hatırnazlığa, yumuşak kalpliliğe, merhamete,
  • Eti bol yüz: Ahlaken sekaleteçirkinliğe, başkalarına yük olmaya,
  • Sert yüz: Sert mizaca, merhametsizliğe, kalp kırıcı ve tok sözlülüğe,
  • Yaygın ve etli yüz: Oburluğa,
  • Uzun yüz: Gevezeliğe, yalancılığa,
  • Geniş yüz: Çok sözlerinin acı olduğuna,
  • Elmacık kemikleri görünen çukur yüz: Kansızlığa, mideden ileri gelen bir rahatsızlığa, ahmaklığa, şüpheciliğe, korkaklığa, karakter zaafına, fazla mastürbasyona,
  • Yuvarlak yüz. Sahibinin iyi ahlaklı bir insan olduğuna,

Yüz Rengine Göre Karakter Analizi

Siyaha çalan beniz; hilekarlığa, şefkatsizlik ve merhametsizliğe, aşırı arzulu bir mizaca, fena ahlaka işaret eder…

  • Beyaz beniz: Sahibinin edepli ve terbiyeli bir kimse olduğuna,
  • Beyaz ve ince beniz: Çok ince ve güzel karakterli insanlarda
    olur.
  • Esmer beniz: Sevimliliğe, letafete ve bazı hallerde de hastalığa olan eğilime işarettir.
  • Sarı beniz: Hastalığa, kötü beslenmeye, hırs ve hasede.
  • Siyaha çalan beniz: Hilekarlığa, şefkatsizlik ve merhametsizliğe, aşırı arzulu bir mizaca, fena ahlaka,
  • Kırmızı beniz: Kaynayan, coşan bir tabiata.
  • Solgun beniz: İyi ahlaka ve iyi bir mizaca.

Yanak Özelliklerine Göre Karakter Analizi

Gözlere doğru şişkin yanaklar; hassasiyete, cömertliğe işaret eder.

  • Dolgun yanaklar: Durgun bir mizaca, cinsi soğukluğa,
    ihtiras ve hasede.
  • Dar ve zayıf bir yanak: Kanaate, ciddiyete, perhizkarlığa,
  • Çok dar bir yanak: Ahmaklığa.
  • Gözlere doğru şişkin yanaklar: Hassasiyete, cömertliğe,
  • Zayıf ve kum yanak: Soğuk bir karaktere,
  • Kadınlarda düz yanaklar: İstekli ve ihtiraslı bir mizaca,

Yüzdeki Benlere Göre Karakter Analizi

Gözlerin alt kapağında olan bir ben; başkalarının sırlarını öğrenmeye meraklı ve vehimli bir tabiata işaret eder.

  • Göz kapakları üzerinde olan benler: Hassas bir mizaca,
  • Burun üzerinde olan bir ben: Bedensel zevklere düşkünlüğe,
  • Çene üzerinde olan ben: Aşk ve şehvete karşı koyamayan bir
    mizaca,
  • Gözlerin alt kapağında olan bir ben: Başkalarının sırlarını öğrenmeye meraklı ve vehimli bir tabiata,
  • Sağ şakak üzerinde olan bir et beni: Kararsızlığa,
  • Çene ile boyun arasında bulunan ben: Özgünlüğe,
    Çeneye yakın bir ben: Şehvani bir mizaca, aşırılığa delalet
    eder.

Çene Yapısına Göre Karakter Analizi

Geniş ve kalın çene; inada azim ve iradeye işaret eder.

  • Dar Çene: İhtirasa,
  • Çenenin boğaza doğru kaçık olması: Kötü ahlaka.
  • Sivri çene: Hafif meşrepliğe, hafif bir karaktere.
  • Geniş ve kalın çene: İnada azim ve iradeye delalet eder.

Kulak ve Burun Şekillerine Göre Karakter Analizi

Göz Kaş Kirpik Şekline Göre Karakter Analizi

Kafa ve Alın Şekline Göre Karakter Analizi

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler