Connect with us
Stephen King - Roman - Kitap İncelemesi - Konusu - Şeffaf Stephen King - Roman - Kitap İncelemesi - Konusu - Şeffaf

Paranormal Kitaplar

King Size Bilimkurgu Kitabı: Şeffaf – Stephen King

Kitap İncelemesi – Şeffaf, Stephen King’in ilk bilimkurgu eseri. Kitabın konusu: Haven isimli kurgusal bir kasabada, yaşlı köpeği Peter’la yaşayan Roberta Anderson isimli kadın yazarın, bir gün; ormanda dolaşırken ayağı, arazi üzerindeki bir çıkıntıya takılır ve düşer.

Stephen King - Şeffaf Romanı - Kitap İncelemesi

Published

on

Kitap İncelemesiŞeffaf, Stephen King’in ilk bilimkurgu eseri. Kitabın konusu: Haven isimli kurgusal bir kasabada, yaşlı köpeği Peter’la yaşayan Roberta Anderson isimli kadın yazarın, bir gün; ormanda dolaşırken ayağı, arazi üzerindeki bir çıkıntıya takılır ve düşer.

Stephen King’in Türkçe’ye Şeffaf ismiyle tercüme edilen romanı aslında yeni bir kitap değil. İlk olarak 1987 yılında yayınlanmış. Orijinal ismi ise “The Tommyknockers” yani “Kapıya Vuran Tommyler”.

Orijinal isim, Stephen King’in çocukluğundan hatırladığı bir tekerlemenin çağrışımlarından doğmuş. “Kapıya Vuran Tommyler” ifadesi daha çok yer altında mahsur kalan madencilerin, halen yeryüzünde dolaşmakta olan hayaletleriyle ilgili bir halk inanışıyla olarak kullanılagelmiş. 

Bu bilgiyi veriyorum çünkü Stephen King’in, yazarken beyninin nasıl çalıştığına dair ipuçları veriyor. Önemli bence. Bunun yanı sıra; mecazi / çağrışımsal düzlemde de olsa romanın temasıyla gayet yakından ilgili. Türkçe çevirisinde olduğu gibi konuyla ilgisi olmayan, bağlamsız bir isimlendirme değil. Kitabı hatmettikten sonra bile çeviride bu isimlendirmenin neden tercih edildiği anlaşılabilir olmuyor.

Daha çok film çevirilerinden aşina olduğumuz bu durum (Eserin orijinal ismi ile çeviri isminin ilintisiz olması) nedense hiçbir ciddi edebi tartışmaya konu olmamış olsa bile bence edebiyatın önemli sorunlarından biri. Başka ülkelerde nasıl oluyor bilmiyorum ama en azından Türkiye’de bu böyle. 

Çevirmenlerimiz, müellifin eserini olduğu gibi çevirirken isim konusuna nasıl bu kadar müdahil olabileceklerini düşünebiliyorlar anlamış değilim. Sonuçta; başkasının çocuğuna, sırf yeni bir elbise dikiyorsun diye; bu sana çocuğun adını değiştirme hakkı vermez…  

Stephen King’in Şeffaf İsimli Kitabının Konusu 

Kitabın içeriğine gelecek olursak: Şeffaf, Stephen King’in ilk bilimkurgu eseri. Bu özelliğiyle ayrı bir önem arz ediyor. Haven isimli kurgusal bir kasabada, yaşlı köpeği Peter’la yaşayan Roberta Anderson isimli kadın yazarın, bir gün; ormanda dolaşırken ayağı, arazi üzerindeki bir çıkıntıya takılır ve düşer. Bu çıkıntının ne olduğunu merak eden Roberta, çevresini kazarak ne olduğunu anlamaya çalışır. King’in de daha romanın başında “Bir nal uğruna bir krallık yok oldu” deyişiyle vurguladığı gibi bu önemsiz görünen rastlantı, aslında; sonrasında yaşanan olağanüstü olayların başlangıç noktasıdır. 

Roberta kazdıkça; çıkıntının gerisindeki obje de çevresindeki çukur da giderek genişlemektedir. Normal şartlar altında en fazla bir iki saat sürmesi gereken bu merak ve buna bağlı olarak gelişen çaba, günler hatta haftalar sürer. Çünkü Roberta’nın merakı aslında sadece kendisinden kaynaklanan içsel bir güdünün eseri değildir. Çıkıntıyı oluşturan nesnenin gövdesi açığa çıktıkça gerek Roberta gerekse de ihtiyar köpeği üzerinde ilginç değişimler meydana gelmektedir çünkü. Zaten bir süre sonra Haven kasabasının diğer sakinleri de bir şekilde bu esrarengiz kazıya dahil olmak zorunda kalırlar. Çünkü etki artık onları da kapsamaktadır….

Başlarda kazıcının; yemeden içmeden bile kesilerek gece gündüz, durmaksızın; nesnenin çevresini kazmasını sağlayan bu etki; öncelikle Roberta ve köpeği üzerinde hızlı iyileşme, zekada artış, bir süre sonra ise telepati yeteneğinin gelişmesi gibi sonuçlara sebep olur. Daha sonra ise bu etki halkasına hemen hemen tüm Haven kasabası halkı dahil olur. Artık; hepsi birbirinden daha sıradan, daha vasat yeteneklere sahip olan hemen her Haven sakini neredeyse basit çocuk oyuncaklarını bile modifiye ederek, olağanüstü teknolojiler üretmektedir. Işın silahları, boyutlar arası kapı açan düzenekler, uçan traktörler hatta sahibi kazıda fiziksel efor sarf ederken kurduğu telepatik bağlantı sayesinde sahibinin senelerce uğraşarak yazabileceğinden çok daha büyük çap ve kalitede romanlar yazan telepatik daktilo… 

Buraya kadar her şey çok güzel görünmesine rağmen romanın akışı içerisinde aslında bütün bu olanların ne kadar kötücül bir arka planı olduğunu da öğreniriz. Bu noktada okuma zevkinizi kaçıracak  bir ipucu vermek istemediğimden dolayı daha fazla ayrıntı vermemeyi tercih ediyorum. Ancak dünyanın bir kurtuluşa ihtiyacı olacaktır. Roman kahramanlarının değilse de dünyanın kurtuluşuna vesile olacak kişi ise Roberta’nın zaman zaman birlikte takıldığı, sevgilimsi şair arkadaşı Jim Gardener olacaktır…

“İlk” İlk Baskı

Her ne  kadar künyesinde; ilk basımının Altın Kitaplar’dan Eylül 2019’da çıktığı yazıyor olsa da Stephen King’in, Şeffaf (The Tommyknockers) adlı eserinin aslında ilk baskısı yine Altın Kitaplar’dan ama 1988 yılında çıkmış. “İlk” ilk baskı 454 sayfa iken yeni sürüm “ilk basım” ise sıkı durun: tam 822 sayfa! Kitap aradan geçen 31 yılda bayağı serpilip büyümüş(!) Bunun neden kaynaklandığı doğrusu ilginç bir tartışma konusu olacak gibi görünüyor. Bununla beraber nihayetinde bir Stephen King eseri olduğu için yazarın ve türün sevenlerinin sıkılmadan, merakla okuyacağına inanıyorum.  

stephen king – şeffaf – kitap incelemesi

Stephen King – Şeffaf Romanını Satın Alabileceğiniz Adresler ve Fiyat Karşılaştırması

D&R, İdefix, Kitapyurdu, Ucuzkitapal

Anahtar Kelimeler: stephen king, şeffaf, bilimkurgu, kitap, the tommyknockers, konusu, roman, oku, altın kitaplar, kitap incelemesi, sinan özgenç.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paranormal Filmler

The Witcher Kitapları Oyunu ve Dizisi Hakkında Her Şey

Witcher, kitapları, oyunları ve dizisi ile bilinmesi gereken her şey. Witcher temalı kitap, oyun ve dizilerin konuları ve tüm diğer detaylar.

Published

on

By

The Witcher Kitapları Oyunu ve Dizisi Hakkında Her Şey

Witcher, kitapları, oyunları ve dizisi ile bilinmesi gereken her şey. Witcher temalı kitap, oyun ve dizilerin konuları ve tüm diğer detaylar.

The Witcher Tarihçe ve Konusu

The Witcher, Leh yazar Andrzej Sapkowski tarafından yazılmış Geralt of Rivia “Rivialı Geralt” adındaki bir canavar avcısı hakkında fantezi tarzında kısa hikaye ve roman serisidir.

Sapkowski’nin kitaplarında Witcher yaratıklarla savaşmak için genç yaştan itibaren usta bir şekilde kılıç eğitimi alan ve büyük mutasyonlar geçiren (çalışma ve bedensel modifikasyonlar ile) yaratık avcılarıdır. En belirgin özellikleri kediye benzer gözleri, sırtlarında taşıdıkları iki uzun kılıç (biri canavarlar biri insanlar için) ve eğitildikleri okulun bir kolyesidir (Geralt’ın okulu kurt okuludur).

Bu kitaplar bir film, bir televizyon dizisi, video oyunları, görsel roman ve Witcher Saga olarak bilinen roman serisi şeklinde popüler kültür piyasasına sunulmuştur. Kısa hikayeler ve romanlar İngilizce de dahil birçok dile çevrilmiştir.

The Witcher Serisi Kitapları 

The Witcher kısa hikâyeleri, 1980’lerin başında Fantastyka adındaki bir Leh bilim kurgu ve fantezi dergisinde yayınlandı. İlk hikâye orijinal adıyla “Wiedźmin” (1986) popüler adıyla “The Witcher”, dergi tarafından yapılan bir yarışma için yazılmıştı ve üçüncülük kazandı. Büyücü Geralt ile ilgili ilk dört hikâye, 1990’daki kısa hikaye koleksiyonu olan Wiedźmin ile başlamıştır. Çıkış adı “Droga, z której się nie wraca” “Dönüşü Olmayan Bir Yol” olan seri Witcher hikâyelerinin başındaki dünyada, Geralt’ın ailesini anlatır.

The Witcher

İkinci yayınlanan kısa hikâye koleksiyonu Miecz przeznaczenia “Kaderin Kılıcı”’dır. The Last Wish “Son Dilek” Kaderin Kılıcı’ndan sonra yayınlanmış olmasına rağmen, “Dönüşü Olmayan” yol hariç (Geralt’sız olan tek hikâye) tüm Witcher hikâyelerini içerdiğinden ilk kitap olarak kabul edildi. Son Dilek kitabına yeni hikaye serileri eklenmiş olsa da hepsi Kaderin Kılıcı öncesinde yer almıştır.

Dönüşü Olmayan Yol ve “Bir Şey Biter Bir Şey Başlar“, Geralt ve Yennefer’in evliliği hakkında, Sapkowski’nin arkadaşları tarafından kendisine verilmiştir ve Witcher Saga’nın alternatif sonunu anlatır.Bu kitap Witcher serileri ile alakalı değildir.

Wiedźmin İngilizcede “Witcher” olarak çevrilmesine rağmen, Sapkowski’nin ilk tercihi “Hexer” olmuştu. Hexe ve Hexer Almanca’da sırasıyla “cadı” ve “büyücü” anlamına gelmektedir; ancak CD Projekt tarafından video oyunu başlığında “Witcher” kullanmıştır.

1 – Son Dilek

Konusu: Rivyalı Geralt bir Witcher’dır. Henüz küçük bir çocukken seçilmiş, eğitilmiş, büyülerle donatılmış ve mutasyon geçirmiş bir canavar avcısıdır. Acımasız, tekinsiz, karanlık ve canavarlarla dolu bir dünyada yaşar. Onun dünyasında peri masalları hiç de saf değildir. Pamuk Prenses bir haydut çetesinin başındadır. Güzel ve Çirkin’deki roller çok farklıdır. Üç dilek hakkı sunan cinlerle karşılaşmak bile istemezsiniz. Masumların savunucusu Geralt, kızları canavara dönüşmüş ensest krallarla, intikam hırsıyla yanan cinlerle, âşık vampirlerle ve daha nicesiyle karşılaşıyor. Hepsi çok tehlikeli ve hiçbiri göründüğü gibi değil.

2 – Kader Kılıcı

Witcher boğazına kadar pisliğe batıp tüm şehri tehdit eden ölümcül canavarların peşine düşer, deniz kızlarını ikna etmeye çalışır. Asıl meselenin ejderhayı öldürmek değil hazinesinin nasıl paylaşılacağı olan bir maceraya gönülsüzce katılmak, insanların mı yoksa kadim türlerin mi daha büyük canavarlar olduğuna karar vermek zorunda kalır. Sihirbazlar, prensler, canavarlar, derebeyleri, rahipler, ozanlar ve her türden canavar bu topraklarda yaşar, hayatta kalmak için savaşır, sever ve nefret eder. Hepsinin arasında ise Rivyalı Geralt tek başına yürür.

3 – Elflerin Kanı

Bu kitap aslında Witcher serisinin ilk romanıdır. Yüzyıldan fazla bir süredir insanlar, cüceler ve elfler barış içinde yaşamaktadır. Ancak zaman değişmiş, barış sona ermiştir. Farklı ırklar tekrar savaşmaya başlamışlardır. Hem birbirlerine karşı hem de kendi aralarında. Cüceler hısımlarını öldürmekte, elfler de insanları ve insanlarla dostluk kuran elfleri.

Bu çalkantılı çağda kâhinlerin beklediği bir çocuk doğar. Cintra Aslanı Kraliçe Calanthe’nin torunu Ciri’nin garip güçleri ve daha da garip bir kaderi vardır. Kehanetler onu “Alev” diye niteliyor, iyi veya kötü dünyayı değiştirecek kişi olarak.

4 – Nefret Çağı

Rivyalı Geralt, kendisini büyücülerin karşısında ve korkunç bir savaşın ortasında buluyor… Nilfgaard İmparatoru Emhyr var Emreis harekete geçmek üzere. Tek bir hamleyle Kuzey Krallıkları’nı parçalamak, önüne çıkmak talihsizliğine düşen herkesi öldürmek veya esir almak istiyor. Geçmişte Sodden Tepesi’nde büyücüler yüzünden yenilen Nilfgaard İmparatoru bu sefer zaferle arasına hiç kimsenin giremeyeceğinden emin.

İnsanların ve devletlerin çıkar savaşlarına kesinlikle bulaşmamayı ve daima tarafsız kalmayı seçen Rivyalı Geralt bu sefer çok zor bir karar vermek zorundadır. Kehanetlerde bahsedilen, tüm dünyayı değiştirmeye yazgılı çocuk onun kendi kızı gibi sevdiği Ciri’dir. Ve Ciri’yi korumak için Geralt’ın yapmayacağı şey yoktur. Nihayet bir taraf seçmek ve canını hiçe saymak dâhil.

5 – Ateşle İmtihan

Hiç beklenmedik yol arkadaşlarıyla birlikte bir savaşın ortasında kalan Rivyalı Geralt, hedefine ulaşabilmek için her şeyi göze alıyor.

“Kan döken ve kan içen,” dedi kız başını kaldırmadan, “bedelini kanla ödeyecek. Üç gün geçmeden birinde bir şey ölecek, ardından herkesin içinde bir şey ölecek. Ağır ağır ölecekler, parça parça… Ve sonunda demir pabuçlar aşınıp gözyaşları kuruduğunda son kalan zerre de ölecek. Asla ölmeyen şey bile ölecek.”

Tüm dünya karanlık ve amansız bir savaşın pençelerinde kaybolmuş, saklanacak güvenli bir liman kalmamıştır. Elfler insanlar tarafından avlanmaktadır. Büyücüler kanlı bir darbeyle dağılmışken büyünün geleceği de belirsizliğini korumaktadır. Binlerce köylü kanlı bir savaşın ortasında mülteci olmuş, rüzgârın önünde savrulmaktadır.

Ölümcül yaralar alan Rivyalı Geralt, Brokilon’da çaresizce iyileşmeyi beklemektedir. Bilinen dünya yangın yerine dönmüş, insanların yürekleri acı ve korkuyla kararmışken Geralt’ın aklında sadece bir şey vardır: Ciri’yi bulmak ve onu kurtarmak.

The Witcher Serisinin Yaratıcısı Andrzej Sapkowski


Andrzej Sapkowski, 21 Haziran 1948’de Polonya’da doğmuş bir fantastik kurgu yazarıdır. Asıl ününü “The Witcher” serisi ile sağlamıştır.

Sapkowski ekonomi eğitim, görmüştür ve yazmaya yönelmeden önce yabancı bir ticaret firmasında üst düzey satış temsilcisi olarak çalışmıştır. 1986 yılında Polonya’nın önde gelen fantastik edebiyat dergisi fantastyka’da ilk kısa hikayesi olan “The Witcher” yayınlanarak okuyucular ve eleştirmenler tarafından başarılı bulunmuştur.

Andrzej Sapkowski yazmış olduğu üç adet kısa hikaye (Lesser Evil / 1990, Sword of Destiny / 1992, In a Bomb Crater / 1993) ve romanla (Blood of Elves / 1994 ve Narrenturn / 2002) beş defa Polonya’nın en iyi bilim kurgu ve fantezi öykülerine verilen Zajdel ödülüne layık görülmüştür.

2003 yılında en iyi antoloji dalında ödülü “The Last Wish” ve aynı yıl içerisinde en iyi yabancı kısa hikaye dalında “The Musivians” ile kazanmıştır. Sapkowski, 1997 yılında gelecek dönemde mutlaka uluslararası başarı kazanacağı düşünülen sanatçılara senelik verilen Polityka’s Passport Ödülüne layık görülmüştür.

Andrzej Sapkowski kitapları ise bu zamana kadar Çekçe, Rusça, Litvanca, Almanca, İspanyolca, Ukraynaca, Fransızca, Portekizce, Fince ve daha bir çok dile çevrilmiştir. 2007 yılında The Witcher destanı Gollancz tarafından yayınlanmıştır.

2009 yılında Sapkowski’nin Blood of Elves kitabının İngilizce Çevirisi “David Gemmell Legends” Ödülüne layık görülmüştür. Andrzej Sapkowski tarafından kaleme alınan son kitap “The Witcher Seti (3 kitap)”, Pegasus Yayınları tarafından okuyucularla buluşmuştur.

The Witcher Oyun Serisi Sıralama ve Konuları

The Witcher 1 Oyunu

Serinin ilk oyunu The Witcher, kitapların bitiminden 5 yıl sonrasını konu alıyor. Oyun başladığında ise Nilfgaard İmparatorluğu’yla yapılan o büyük savaşın sona erdiğini anlıyoruz.

Oyunda Elfler ve Cüceler artık tamamen dışlanmıştır. Geralt, kayıp olduğu tüm bu zaman zarfında büyük bir çoğunluk tarafından ölü olarak nitelendirilse de delirip kaçtığı şeklinde söylentiler de dolaşmaktadır. Ancak Geralt’ın hasta, yaralı ve hafızasını kaybetmiş bir şekilde Kaer Morhen yakınlarında Triss ve Witcher’lar tarafından bulunması, bu söylentilerin hepsini silip süpürmüş ve Geralt iyileşmesi için kaleye götürülmüştür. Asla heyecansız kalmayan Witcher evrenine yaraşır şekilde olaylar seyretmiş ve Kaer Morhen kalesi hiç hesapta olmayan ani bir saldırıya uğramıştır.

Azar Javed adlı bir büyücü önderliğinde Salamandra askerleriyle gerçekleştirilen bu saldırıda ise Witcher’lara dayanıklılık, hız ve güç gibi özellikler veren mutasyonların formülü çalınmıştır. Ancak her isyanda ve saldırıda olduğu gibi bu saldırıda da bir kayıp verilmiş, henüz Witcher olma yolunda ilerleyen genç Leo öldürülmüştür.

Geralt ve diğer “Witcher”lar kendilerinden çalınan mutasyon sırlarını geri alabilmek için ve saldırıda etkin rol oynayan Salamandra hakkında bilgi toplayabilmek için görev dağılımı yapmış ve araştırmayı hızlandırmak için ayrı yerlere dağılmıştır. Geralt, Triss ile birlikte Vizima’ya yolculuk etmiş, orada Dandelion ve Zoltan gibi uğruna savaştığı eski dostları ile karşılaşmış; ancak hafıza kaybı yaşadığından onları hatırlamamıştır.

Olaylar bu şekilde dallanıp budaklanırken Geralt’ın yolu Kral Foltest gibi pek çok karakterle ve Alvin isminde olağanüstü yeteneklere sahip bir çocukla kesişmiştir. Alvin, zaman ve mekân içerisinde seyahat edebilmekte ama bunu sadece çok korktuğu zamanlarda kontrol dışı bir şekilde yapabilmektedir. Yani gücünü kontrol edememektedir. Geralt’ın çocuklara olan yaklaşımından olsa gerek; kendisini Alvin’e karşı sorumlu hissetmiş ve ona güçlerini kontrol edebilmesi için büyülü bir kolye vermiştir. Sonrasında oyun içerisindeki seçimler doğrultusunda Alvin’i Triss veya Shani‘ye emanet etmiştir.

Geralt bu uzun yolculuğun ve bu yolculukta dökülen kanların ardından Salamandra’yı yenmiş ve nihai olarak Azar Javed’i eline geçirmiştir. Ancak henüz rahatlayamadan tüm bu olayların arkasında Jacques de Aldersberg‘in olduğunu öğrenmiştir. Aldersberg, tüm bu olaylar sonucunda aniden Geralt’ı da yanına alarak geleceğe ışınlanmıştır.

Aslında gelecekte, Elflerin meşhur Ithlinne’in Kehaneti adını verdiği kıyamet senaryosunun gerçekleştiğini Geralt’a göstermek istemiştir. Bu kehanete göre tüm insanlık yeryüzünden silinecektir. Aldersberg, çaldığı mutasyonlarla yeni bir ırk yaratmayı amaçladığını, böylelikle insanları yok olmaktan kurtarmak istediğini ve bu yeni ırkı kendisinin yöneteceğini söylemektedir. Geralt ise bu durumun çıkar uğruna olduğunu düşünerek Aldersberg’i alt etmiştir. Ancak şaşırtıcı bir şekilde Aldersberg’in boynunda Alvin’in kolyesini görmüştür…

The Witcher 1 Oyunu Konusu İzle

The witcher 1 oyunu konusu – izle

The Witcher 2 Oyunu: Assassins Of Kings

Geralt ikinci oyun ile birlikte ilk oyunda yolunun kesiştiği Kral Foltest’in yakın korumalığını yapmaktadır ve artık Triss ile birlikte yaşamaktadır. O sıralar Kral Foltest ile Barones La Valette arasında bir iç savaş yaşanmakta ve bu durum Geralt’a daha çok sorumluluk yüklemektedir. Geralt bu sorumluluklardan bunalmış olacak ki savaş sona erdiğinde Kral Foltest ile yollarını ayırmayı planlamaktadır.

Savaş kazanılma yolunda iken Letho adında bir Witcher çıkagelir ve Kral Foltest’i katleder. Letho, Geralt’ın herhangi bir hamlesine mahal vermeden kaçmayı başarmıştır. Bu sırada Foltest’in cesedinin başında elinde kılıçla duran Geralt, görüntünün işaret ettiği üzere tutuklanıp hapse atılır ve hapiste sürekli olarak işkence görür.

Geralt bu şekilde bir süre geçirdikten sonra özel kuvvetler komutanı sıfatındaki Vernon Roche, Geralt’ı sorgulamaya gelir ve Geralt Roche’a Kral Foltest’i öldürmediğini, asıl durumu anlatır. Geralt’a inanan Roche, “kral katili“nin yakalamasına yardım etmesi koşuluyla Geralt’ın hapisten kaçmasına yardım eder. Roche ve Geralt Triss’i de alarak Flotsam adlı bir kasabaya gider. Burada ilk oyunda olduğu gibi Geralt’ın yolu bir kez daha Dandelion ve Zoltan ile kesişir.

Geralt böylece haksız yere kendine yüklenen kral katili sıfatından kurtulmak ve adını temize çıkarmak için arkadaşlarının da yardımıyla asıl katil olan Letho’nun peşine düşer. Bu esnada Geralt’ın hafızası yavaş yavaş yerine gelmeye başlar ve büyük aşkı Yennefer’ı nihayet hatırlar. Bir yandan kral katilini ararken diğer yandan Yennefer’ı aramaya koyulur.

Günler yoğunluk içinde geçerken Letho’nun yalnız olmadığı ve iki Witcher’la çalıştığı öğrenilmiştir. Kral Foltest’ı öldüren bu üçlü Kral Demavend’i de öldürmüş ve şimdi de Kral Henselt’i öldürmenin peşindedir. Sular durulmadan tüm bu olayların sonunda kral katili Letho, Triss’i kaçırır. Yani Geralt hem Letho’yu hem Yennefer’ı hem Triss’i aramaktadır…

Tüm bu olaylar zincirinin ardından Geralt nihayet Letho ile yüzleşir ve Triss’i kurtarır. Ancak Letho şaşırtıcı bir şekilde Geralt’a tüm bunların Nilfgaard İmparatorluğu’nun bir oyunu olduğunu, kralları öldürerek ülkeyi karmaşaya sürüklemeyi amaçladıklarını ve istilanın yakında başlayacağını anlatır. Şaşırtıcı olan bir diğer unsur ise Letho ile Geralt’ın daha önce yollarının kesişmiş olması ve Geralt’ın Letho’nun hayatını kurtarmış olmasıdır. Bu şaşırtıcı olaylar Geralt’ın unuttuklarını hatırlamasına yardımcı olur ve hafızasını tekrar kazanır. Geralt artık her şeyi hatırlamaktadır…

Rivia’daki isyan sırasında aslında Geralt ve Yennefer ölmemiştir. Manevi kızları Ciri, onları kurtarmıştır. Bir Witcher olarak yetiştirilen, aynı zamanda da efsanevi güçlere sahip olan Ciri, sonsuza dek mutlu yaşayacakları bir boyuta geçer. Geride kalanlar böylece Geralt’ın öldüğünü düşünmüşlerdir.

Ancak daha sonra Wild Hunt o diyara gelerek Yennefer’ı kaçırır. Geralt aşkı Yennefer’ı kurtarmak için Wild Hunt’ın peşine düşer. Yolda Letho ve arkadaşlarının hayatını kurtarır ve bir minnet göstergesi olarak sonunda hepsi birlikte Wild Hunt’la yüzleşirler. Geralt, Wild Hunt’a Yennefer’ı bırakıp onun yerine kendisini almasını teklif eder. Sonuç olarak bir takas yapılmış olur. Geralt, Wild Hunt’la olduğu için hafızasını yitiren Yennefer’ı Letho’ya teslim eder ve 5 yıl boyunca Wild Hunt ile at sürer. Ama Ciri onu kurtarır ve böylece Kaer Morhen’e geri döner. Burada aklınız karışabilir çünkü bu nokta ilk oyunun başladığı noktadır.

Geralt, Wild Hunt’a katıldıktan sonra Letho ve arkadaşları Yennefer ile Nilfgaard’a kaçmışlardır. Geralt’a hayatını borçlu olan Letho bu bağlamda Yennefer’a göz kulak olur. Ancak bir noktada Nifgaard askerlerine yakalanırlar ya da teslim olurlar. İmparator Emhyr Var Emhyreis, Letho ve arkadaşlarına onun için çalışıp kralları öldürmeleri şeklinde bir teklifte bulunur. Bunun karşılığı olarak Letho’nun mensup olduğu Viper (Yılan) Witcher Okulu’nu Nilfgaard topraklarında kurmalarına izin verecektir. Teklifi reddetmeleri halinde ise tek yolun idam edilmeleri olduğu belirtilmiştir. Pek bir seçeneği olmayan Letho ve arkadaşları bu teklifi kabul eder. Bu sırada İmparator Emhyr, Yennefer’dan Büyücüler Loncası’nın varlığına yönelik bilgileri toplar ve istediğine ulaşmış olur.

Yennefer’ın hayatta ve iyi olduğunu öğrenen Geralt tüm bunların sonucunda Letho’yu ya öldürür ya da serbest bırakır. Bir sonraki varış noktası Nilfgaard’tır. İkinci oyun Nilfgaard Ordusu’nun istilasıyla biter.

The Witcher 2 Oyunu Konusu İzle

The Witcher 3 Oyunu: Wild Hunt

Oyun öncelikle Yennefer‘ı arayışımızla başlamakta ve ardından Ciri‘yi bulmak şeklinde yön değiştirmektedir. Oyunun girişinde Ciri’nin küçüklüğünü gördüğü korkunç bir rüyadan uyanan Geralt, gördüklerini Vesemir’e anlattıktan sonra ikili yola çıkmıştır.

Yolculuk sırasında Griffin saldırısına uğrayan bir köylüye denk gelen ikili bu köylüyü kurtarmış, karşılığında ise köylüden Yennefer’ın nereye gittiği konusunda bilgiler almışlardır. Yennefer’ı bulmak adına asıl büyük adım burada atılmış, sonunda Yennefer Geralt’ı bulmuştur. Böylece iki aşık buluşmuş ve Ciri’yi aramaya birlikte devam etmişlerdir. 

Birbirini özleyen bu iki aşığın yollarının kesişmesinin ardından tek amaç Ciri’yi bulmak olmuştur. Ancak zorlu olan aynı zamanda Wild Hunt’ın da Ciri’yi arıyor olmasıdır. Farklı zamanlarda Wild Hunt’ın esiri olan bu ikili aynı zamanda onlardan kaçmak ve zorluklarla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Bu amaç için dostları Zoltan ile güçlerini birleştiren Geralt’ın, Ciri’yi bulmak için Ciri’nin de dostu olan Dandelion’dan bilgi alması gerekmektedir; ancak şaşırtmayan bir şekilde Dandelion anlamsız bir şekilde ortadan kaybolmuştur. 

Dandelion’un da bulunmasıyla Ciri’ye giden yol yavaş yavaş açılmaya başlamış; ancak bu hiç kolay olmasa da Ciri nihayetinde bulunmuştur. Uzun süren savaşların ve görevlerin ardından Wild Hunt ile yüzleşmek için gerekli ekibi toplayan ve planlar yapan Geralt ve dostları bu işi bitirmek için nihai olarak Wild Hunt ile yüzleşmiştir. Oyun boyunca yapılan seçimler neticesinde oyun üç farklı sona gitmektedir. 

Birinci sonda seçilen yolların neticesinde Ciri ölmektedir.  İkinci sonda Ciri hayatta kalsa da istemediği halde tahta oturarak imparatoriçe olmuştur. Birinci sondan nispeten daha iyi olsa da ikinci sonda da Ciri’yi buruk görmekte ve istediğinin bu olmadığını gayet açık bir şekilde anlamaktayız. Üçüncü ve en güzel sonda ise Ciri bir Witcher olmaktadır ve Witcher olduğu için oldukça mutludur. Yola Geralt ile ve Geralt’ın Ciri’ye özel yaptırmış olduğu Witcher kılıcıyla devam edecektir.

The Witcher 3 Oyunu Konusu İzle

The Witcher Dizisi

Konusunu yukarıda anlattığımız kitap ve oyunların senaryılarından alan The Witcher dizisi 20 Aralık 2019 tarihinden itibaran Netflix üzerinden seyredilebilir.

The Witcher Dizisi Fragmanı İzle

The Witcher Dizisi Fragmanı

The Witcher dizisi ile ilgili diğer bilgilerse şöyle: Dizinin başrollerinde Geralt of Rivia karakteri ile Henry Cavill (Mission Impossible – Fallout, Justice League), Yennefer karakteri ile Anya Chalotra (The ABC Murders, Wanderlust) ve Ciri’yi canlandıran Freya Allan (The War of the Worlds, Into The Badlands) yer alıyor.

Dizinin kadrosunda yer alan diğer isimler ise şöyle: Jodhi May (Game of Thrones, Genius) Calanthe rolünde, Björn Hlynur Haraldsson (Fortitude) Eist rolünde, Adam Levy (Knightfall, Snatch) Mousesack rolünde, MyAnna Buring (Ripper Street, Kill List) Tissaia rolünde, Mimi Ndiweni (Black Earth Rising) Fringilla rolünde, Therica Wilson-Read (Profile) Sabrina rolünde, Emma Appleton (The End of The F**king World) Renfri rolünde, Eamon Farren (The ABC Murders, Twin Peaks) Cahir rolünde, Joey Batey (Knightfall, Strike) Jaskier rolünde, Lars Mikkelsen (House of Cards, Sherlock) Stregobor rolünde, Royce Pierreson (Wanderlust, Judy) Istredd rolünde, Maciej Musiał (1983) Sir Lazlo rolünde, Wilson Radjou-Pujalte (Jamillah & Aladdin, Dickensian) Dara rolünde, Anna Shaffer (Harry Potter) Triss rolünde.

The Witcher Dizi İzle

The Witcher 1. Sezon 1. Bölüm İzle

The Witcher Online İzlemek İçin Bu Linke Tıklayın

Continue Reading

Paranormal Kitaplar

İskandinav Mitolojisi – Neil Gaiman

Neil Gaiman, İskandinav Mitolojisi  adlı  yeni eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur.

Published

on

By

Neil Gaiman - İskandinav Mitolojisi - Kitap

Neil Gaiman, İskandinav Mitolojisi  adlı  yeni eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.

“BAŞLANGIÇTAN ÖNCE HİÇBİR ŞEY YOKTU: NE TOPRAK VARDI NE GÖKKUBBE, NE YILDIZLAR VARDI NE DE GÖKYÜZÜ. ŞEKİLSİZ VE ŞEMALSİZ, SİSTEN BİR ÂLEM İLE DURMADAN YANAN ATEŞTEN BİR ÂLEMDİ VAR OLAN.”

İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, yüceler yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.

Gaiman, eski çağa ait bu hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…

“Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” – Ursula K. Le Guin

“İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” – Lidia Yuknavitch

“Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” – Joanne Harris

Continue Reading

Paranormal Kitaplar

Paranormal Kitaplar: Uyuyan Güzeller

Published

on

By

kitap uyuyan güzeller stephan king

Stephen King ve oğlu Owen King’in beraber kaleme almış oldukları kitapta olaylar; Dooling adlı küçük bir kasabada ve bu kasabanın yerel hapishanesinde başlar ve kısa zamanda bütün dünyaya yayılır… (daha&helliip;)

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler