Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Dişi Cinle Evlenen Arkadaşımın Akıbeti

Published

on

Yaşanmış Cin Hikayeleriİstanbul’a çalışmaya gittiğim ve kafamda bir sürü planların dolaştığı yıllardı. Bir kaç yıl önce aldığım işletme diplomamla zar zor da olsa özel bir bankada iş bulabilmiştim. İlk aylar tek başıma kiraladığım evde bekar hayatı yaşadım. Fakat artan masraflar, kafamdaki planlar için para biriktirmeyi bırak; ay sonunu bile zor getirmeme yetiyordu. Bu durum yaptığım aşırı harcamaları kontrol etmem gerektiği anlamına geliyordu. 

Aynı bankada beraber çalıştığım Murat isminde bir çocuk vardı. Kendisi benle aynı yaşlarda ve çok iyi birisiydi. Ufak krizlerimde ne zaman istesem borç verir “Acele etme; istediğin zaman ödersin.” derdi. Murat da aynı benim gibi kirada kalıyordu. Cebimin sıkışık olduğu bir gün Murat bana aynı evde kalmayı teklif etti. “Bu sayede kira masraflarını yarıya indiririz” dedi.

Bunu duyduğuma çok sevinmiştim. Ayrıca Murat çoğu yemeği yapmayı da biliyordu. Ben ise nadir zamanlar dışında sürekli dışarıdan yemek yiyordum. Teklifini kabul ettim. O hafta sonu Murat’la aynı evde kalmaya başladık. Aradan aylar geçti. Birbirimize oldukça alışmıştık. Aynı evde iki kardeş gibiydik. Bahar’ın sonlarına doğru Murat yazın ortasında düğününün olduğunu söyledi. 

Manisa’nın Bir Köyü

“Semih, ben yıllık iznimi erkenden alıp memlekete gideceğim. Düğün zamanı mutlaka sen de geleceksin. Sana bizim oraları da gezdiririm.” dedi. Ben de buna çok sevinip “Tabii ki kardeşim.” dedim. Murat izne çıkıp memlekete döndüğünde ben de ailemin yanına gittim. Ailemin yanında kısa süre kaldıktan sonra Muratın memleketi olan Manisa’ya biletimi aldım.

Sabahın erken saatlerinde şehir merkezine girer girmez Murat’ı aradım. Ona nerde olduğumu söyledim. Yarım saat sonra arabasıyla geldi. Yüzü oldukça neşeliydi. “Hayrola evleneceksin diye mi bu neşe?” diye sordum. Utangaç bir gülüş atıp “’Yok kardeşim; seni gördüm mutlu oldum. Hoşgeldin.” dedi. Tokalaşmamızın ardından “Aç mısın? Yolumuz uzun. İstersen şurada bir şeyler atıştıralım.” dedi. Ben de akşamdan beri boş olan mideme elimi atıp “Olur.” dedim. 

Yemekten sonra Murat’a yaşadığı yer hakkında sorular sordum. Ailesi şehir merkezinden oldukça uzak bir köyde kalıyordu. Şehir içinde de evleri vardı fakat yaz aylarını köyde geçiriyorlardı. Köye gitmeden önce şehirdeki evlerine uğradık. Murat evden birkaç parça eşya aldı. Saatler süren yolculuktan sonra nihayetinde asfalttan çıkıp toprak yola girdik. Yaklaştığımızı sanmıştım fakat Murat “Dur hele; daha yarım saatimiz daha var” deyince artık sınırdan çıktığımızı düşünmeye başlamıştım. 

Murat’ın da dediği gibi yarım saat sonra düz bir alanda kurulu olan köyü gördük. Murat “İşte benim büyüdüğüm topraklar” dedi. Aracın hızını düşürerek evlerin arasına daldık. Üç katlı bahçeli bir evin ön ünde durduk. Kapıda köpek kulübesinin yanında, yaşlı bir adam köpeğe yemek veriyordu. Araba sesini duyunca yaptığı işi bırakıp bize doğru yöneldi. Bana bakarak “Hoşgeldin oğlum.” dedi. Murat araya girerek bizi tanıştırdı 

“Bu; babam İbrahim” dedi. Sonra babasına dönerek “Bu da bahsettiğim arkadaşım Semih” Ayak üstü tanışmadan sonra eve girdik. Evde Murat’ın ablası ve annesiyle de tanıştım. Hepsi iyi insanlara benziyordu. Akşam yemeğinden sonra yolculuğun verdiği yorgunluk uykumu getirmişti. Murat’ın annesi bana hazırladıkları boş odayı göstererek erkenden yatabileceğimi söyleyince kendimi hemen odaya attım. Üzerimi değiştirip yatağa uzandım.

Düğün Hazırlıkları

Sabah dışardan gelen seslerle uyandım. Sabah diyorum ama saati kontrol ettiğimde vakit neredeyse öğlen 12’ye geliyordu. O kadar deliksiz uyumuştum ki kimse uyandırmamıştı herhalde. Aşağı indiğimde Murat’ın ablası beni görünce “Annem uyandırmak istemedi. Şimdi kahvaltını hazırlarım.” dedi. Ben de “Keşke uyandırsaydınız; zahmet olacak.” deyip avluya çıktım. Dışarıda Murat ve babası birkaç adamla konuşuyordu. Düğün hazırlıkları için yapılacakları ve alınacakları hesaplıyorlardı. 

Murat beni görünce “Günaydın. Rahat uyudun mu?” dedi. Ben de kafa sallayıp düğünün ne zaman olduğunu sordum. Düğün dört gün sonraydı. Avlunun girişindeki adamları bırakıp köpek kulübesine baktım. İçeride siyah beyaz, oldukça sevimli bir köpek yatıyordu. Islık çalınca dışarı çıkıp benimle oynamaya başladı. Tasmasında Paşa yazıyordu. Paşa’yla oyunumuzu bitirdikten sonra kahvaltımı yaptım. 

Kahvaltıdan sonra Murat’la arabayı alıp köyü gezdik. Murat bana düğünün yapılacağı yeri de gösterdi. Düğün alanı oldukça düz ve genişti. Orta bölümünde boyu beş metreyi geçmeyen birkaç ağaç vardı. Sonra evleneceği kız hakkında Murat’a sorular sordum. Kızın adı Meryem’di. Muratların köyüne yakın bir köyde ailesiyle beraber yaşıyordu. 

Uzun süre konuştuktan sonra bir ara Murat’ın sürekli göğsünü ovuşturduğunu gördüm. İlk başlarda dikkatimi çekmese de sonrasında iyi olup olmadığını sordum. Murat gayet emin ses tonuyla “Bir şeyim yok. Bazen bir ağrı oluyor ama geçiyor.” dedi. Kendisine sırıtarak “Aman koçum düğün gününe kadar dikkat et kendine.” dedim. İkimiz de kahkaha atıp arabaya bindik.

Eve döndüğümüzde güneş batmak üzereydi. Kapıda Paşa’ya laf atıp içeri girdik. Ev halkı masayı hazırlamış, bizi bekliyordu. Hemen sofraya oturduk. Yemekten sonra İbrahim amca evin önünde bir yandan sigarasını içip, diğer yandan telefonla düğün için ayarlamalar yapıyordu. Bir ara Murat’ın köyden arkadaşları geldi. Toplamda beş kişilik grup halinde küçük bir göl kıyısına gittik. Yanlarında malzeme de getirmişlerdi. Araba farları arasında kendimize güzel bir masa kurduk. 

Gece Yaşadığımız Tuhaflıklar ve Korku

Muhabbet üstüne muhabbet derken saat geceyarısını geçti. Daha fazla uzatmadan herkes evine döndü. Murat’la eve girdiğimize herkes uyuyordu. Fazla ses çıkarmadan üst kata çıktık. Merdiven çıkarken Murat yine göğsünü tutuyordu. Birbirimize “İyi geceler” deyip, odalarımıza geçtik. Hafif kıyak olan kafayla, yatar yatmaz uykuya daldım.

Paşa’nın havlama sesiyle uyandım. Öyle havlıyordu ki neredeyse hiç durmuyordu. Bir süre sonra artık sinirim bozulmuştu. Yataktan kalkıp ışığı açtım. Camdan aşağı baktım. Köpek deliler gibi kafasını eve çevirmiş havlı yordu. Tasmasını o kadar çekiştiriyordu ki neredeyse bağını koparacaktı. Elimle işaretler etsem de havlaması kesilmedi. Tekrardan yatağıma dönüp beklemeye başladım. Beş dakika sonra Paşa’nın sesi kesildi. 

Işığı kapatıp yatağıma uzandım. Fakat bu sefer de yan odadan gelen sesler uyumama engel oluyordu. Yan tarafım Murat’ın odasıydı. Horlama sesine benzer boğuk boğuk sesler geliyordu. İlk başta Murat’ın horladığını sandım fakat son günlerde sürekli elini göğsüne götürmesi beni kuşkulandırmıştı. Aklıma kötü şeyler gelmeye başladı. Acaba kriz mi geçiriyordu? 

Hemen yatağımdan kalkıp koridora çıktım. Az önce duyduğum seslerin şiddeti daha da artmıştı. Sanki birisi Murat’ı boğuyordu. Odasına yanaştığımda kapının altından soluk renkte ışıkların çıktığını gördüm. Elimi kapıya atıp hızlıca açtım. Kapıyı açtığımda az önceki ışıktan eser yoktu. Murat’ı tam olarak göremiyordum. Işığı açtığımda Murat yatağın üzerinde sırt üstü yatıyordu. Kıpkırmızı olan gözleri nerdeyse yerinden çıkmışçasına tavana bakıyordu. 

Neler olduğunu anlamadan yanına gidip “Murat! Ne oldu? İyimisin?” dedim. Cevap vermedi. Hala hızlı hızlı nefes alıyor ve tavana bakıyordu. Elimi omzuna attığımda birden kafasını çevirip bana baktı.Tam anlayamadığım bir şeyler söyleyip bağırmaya başladı. Bağırdıkça ağzından dayanılmayacak kadar kötü kokular çıkıyordu. Daha fazla dayanamayıp “İbrahim amca!” diye bağırdım. Sesimi duyan ev halkı saniyeler içinde Murat’ın odasına geldi. 

Onlar da neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. İbrahim amca bana dönüp “Ne oldu?” diye sordu. Ben de olanları anlattım. Annesi ve ablası ağlayarak sürekli Murat’a sorular soruyor, ondan cevap bekli yorlardı. Tam o sırada Murat kuvvetli bir şekilde tüm nefesini verip, gözlerini kapadı. Herkes o korkuyla Murat’ı sarsmaya başladı. Fakat kontrol ettiğimizde nefesi normal alıyordu. 

Daha sonra birden bire uyanıp “Anne” dedi. Murat’ın sesini duymak herkesin içine su serpmişti. “Ne oldu? Neden ağlıyorsunuz?” diye sordu. Dakikalar önceki Murat gitmiş, yerine; tanıdığımız çocuk gelmişti. Beni de yatağının başında görünce yatakta doğruldu. Her tarafı sırılsıklam terlemişti. Tuhaf ve uykulu gözlerle bize bakıyor, neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Kimse konuşmayınca; horlama seslerini duyduğumu ve başına bir şey gelmesinden korktuğum için odasına geldiğimi söyledim. 

Murat da iyi olduğunu, uyumak istediğini söyledi. İbrahim amca “Tamam. Şimdi yatalım. Sabah olunca her şeyi konuşuruz.” dedi. Odadan çıkıp kendi odama geçtim. Hala az önce gördüklerimi anlamaya çalışı yordum. Murat’ın bana söyledikleri, kırmızı gözlerinin yuvalarından çıkmışçasına bakışı bende şok etkisi yaratmıştı. Zor da olsa uyumaya çalıştım. Uykuya daldığımda dışarıdan sabah ezanının sesi geliyordu.

Arkadaşımın Tuhaf Ve Korku Verici Halleri

Sabah erkenden uyandım. Zaten kesik kesik uyumuştum. Hemen alt kata indim. Gece yaşananlar tüm evi etkilemişti. Murat hariç herkes masadaydı. Murat’ın annesi bana bakarak “Murat kalkmadı mı?” dedi. Ben de kontrol etmediğimi söyledim. Murat’ı çağırmak için tekrar yukarı çıktım. Koridorda Murat’ın kapısına yaklaşırken nefes alıp verişimin ve kalp atışlarımın hızlandığını hissettim. Sonra içimden kendime kızıp “O senin arkadaşın. Saçma saçma şeyler düşünme.” dedim. 

Kapının ön üne geldiğimde kapıyı tıklattım. Yanıt gelmedi. Tekrardan tıklatıp “Murat! Uyandın mı kardeşim?” dedim. Yine ses çıkmadı. Kalbim ağzımda atıyordu. Artık sinirlerim bozulmuştu. Hızlı şekilde kapıyı açıp içeri girdim. Murat yatağında değildi. Kafamı sağa çevirdiğimde Murat’ın hemen kapının girişinde tuhaf bir ifadeyle bana baktığını gördüm. Koridora çıkıp, sinirli bir şekilde “Ne yapıyon lan sen manyak mısın?” diye bağırdım. 

Bağırmamı duyan İbrahim amca da yukarı geldi Murat babasının yanına gidip bütün gece uyuyamadığını, bu yüzden biraz uyumak istediğini söyledi. İbrahim amca Murat’a kahvaltı yapıp yapmayacağını sormasına rağmen Murat bu soruya cevap vermeden odasına girdi. Bana doğru dönerek kapıyı kapattı. Muratı’n yaptıklarına anlam veremiyordum. İbrahim amcayla birlikte aşağıya indik.

Kahvaltıda Murat’ın annesi ve babası bana sürekli sorular sordular. Dün geceyi anlatmamı istediler. Ben de olup biteni en ince ayrıntısına kadar anlattım. Eve döndüğümüzde Murat’ın normal olduğunu, benim tahminimce gece yaşanan olaydan sonra bu hale geldiğini söyledim. İbrahim amca düğüne birkaç gün kala evladının bu hale gelmesine çok üzülmüştü. Sürekli bana Murat’la konuşup derdinin ne olduğunu öğrenmemi söylüyordu. Ben de İbrahim amcaya Murat’ı tekrardan eski haline döndürmek için ne gerekiyorsa yapacağımı söyledim. 

Cin Yemeği

Murat o gün öğle yemeği için bile odasından çıkmamıştı. Gün boyunca dışarıda Paşa’yla vakit geçirdim. Akşam vakti İbrahim amca eve geldi. Tüm düğün hazırlıklarının tamamladığını söyledi. Hemen ardından da Murat’ın durumunu sordu. Annesi “Gün boyu odasındaydı. Birkaç defa kapısına gittim ama içeri girmemi istemedi.” dedi. Bunları duyunca İbrahim amcanın yüzü kızarmaya başlamıştı. “Biz kimin için uğraşıyoruz? Ne oldu bu çocuğa?” diyerek eve girdi. 

Murat’ın annesi Murat’ı bir de benim kontrol etmemi istedi. Eve girip üst kata çıktım. Kapının önüne gelip seslendim “Murat! Kardeşim! Yemek yemeyecek misin?” dedim. Murat karnının tok olduğu söyledi. “Dünden beri bir şey yemedin. Nasıl karnın tok oluyor?” dedim. Cevap vermedi. Tam arkamı dönüp aşağı inerken kapı açıldı. İçeride yine o soluk ışık vardı. Tekrardan gerilmeye başladım. Bacaklarımın titremesini hissediyordum. Kapının önüne gelince odanın içine baktım. 

Murat yatakta oturuyor ve önünde bulunan tahta kaptan ağzına siyah taneli bulamaç halinde bir şeyler götürüyordu. Gördüklerim midemi bulandırmaya başlamıştı. Yedikçe yiyor, bir yandan da odanın karşı tarafında birisine değişik bir dilde bir şeyler söyleyip gülüyordu. Kapıya doğru yanaşıp “Murat ne yapıyorsun?” diye bağırdım. Murat, aniden gülmeyi kesip kafasını bana çevirdi ve tuhaf bir sesle “Görmüyor musun; yemek yiyorum!” diye bağırdı. 

Onun bağırmasıyla kapı şiddetli biçimde üstüne kapandı. Korkudan tutmaz hale gelen bacaklarımı zar zor hareket ettirerek merdivenleri indim. Aşağı indiğimde İbrahim amca tam yere düşüyordum ki beni gördü. Hemen yan taraftaki koltuğa beni yatırdıklar. Kısa süreli konuşamadım. Kendime gelmeye başladığımda gördüklerimi anlatmaya çalıştım. Bunun üzerine İbrahim amca üst kata çıktı. Üst katta “Aç lan şu kapıyı! Aç kapıyı! Valla kıracam kapıyı!” sesleri yankılanıyordu. 

Birkaç dakika sonra İbrahim amca tekrardan aşağı indi. Öfkeden teninin rengi kıpkırmızı olmuş,  dudakları morarmıştı. “Kapıkilitlemiş.” dedi. Akşam yemeğinde kimse konuşmuyordu. Herkes Murat’a neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Yemeğin sonunda akşam üzeri Murat’ın odasında gördüklerim hakkında bana sorular sordular. Murat’ın annesi söylediklerime inanmak istemiyor, anlatırken her seferinde emin olup olmadığımı soruyordu. Bugün gördüklerim beni de oldukça etkilemişti. Artık Murat’ı eski arkadaşım olarak göremiyordum. Bir an önce düğünün olup bitmesini ve ailemin yanına dönmeyi istiyordum. 

Karımı Görmek İstiyor musun?

İbrahim amca yemekten sonra tekrar Murat’ın odasına çıktı. Murat yine kapıyı açmamıştı. Geç saatlere doğru herkes odasına çekilince ben de istemeyerek odama çıktım. Kapıyı kapatıp kilitledim. Gördüğüm onca şeyden sonra ev halkına belli etmemeye çalışsam da korkuyordum. Yatağa uzanıp uyumaya çalıştım. Işığı kapatmadığım için uyuyamıyordum. Kalkıp ışığı kapattım. Tekrardan yatağa uzandım. Bir ara derinlerden konuşma sesleri duyuyor gibi oldum. 

Sesler Murat’ın odasından geliyordu. Murat sanki biriyle konuşuyordu. Konuşması bittiğinde bu sefer de Paşa havlamaya başladı. Çıldırmak üzereydim. Kalkıp tekrardan ışığı açtım. Aşağı baktığımda Paşa öteye beriye saldırıyor yerinde duramıyordu. Sanki yabancı bir hayvan görmüş gibiydi. Paşa’yı izlerken odamın ışığı kapandı. Perdeyi bırakıp odanın içine baktım. Hemen tek hamlede ışığı açtım. Ne yapacağımı düşünürken yan taraftaki konuşmaların sesi artıyor; Paşa daha fazla havlıyordu. 

Odadan çıkıp İbrahim amcaları uyandırmanın doğru olacağını düşündüm. Odamdan çıktığımda Murat’ın odasının kapısı açıktı. İçeride yine o ışık vardı. O tarafa bakmadan İbrahim amcaların kaldığı odaya doğru yürüdüm. Tam odanın kapısını tıklatacakken arkamda “Semih!” diye bir ses duydum. Sesin sahibi çok iyi tanıdığım, arkadaşım Murat’tı. Tam arkamdaydı. Nefesini ensemde hissedebiliyordum. Her nefes verişinde ortalığa kötü bir koku yayılıyordu.

Kalbim neredeyse durma noktasında çalışıyordu. Cesaretimi toplayıp arkamı dönemiyordum. İbrahim amcaların kapısına dokunmak, onları uyandırmak istiyordum fakat elim hareket etmiyordu. En sonunda kendimi toparlayıp yavaşça arkaya dönmeye başladım. Arkaya döndüğümde gördüğüm ilk şey Murat’ın gözlerine düşen ateşti. Soru sormak istiyordum. Fakat dilim dönmüyordu. 

İçimden “Murat, bana zarar verme.” diye geçirdim. Murat bunu anlamış olacak ki “’Merak etme sana zarar vermeyeceğim.” diye cevap verdi. Sonra arkasını bana çevirerek odasına yöneldi. “Gel; seni karımla tanıştırayım.” dedi. Murat’ın ne dediğini tam anlayamamıştım. Peşinden gitmek istemesem de yürüyordum. Odanın kapısına geldiğimde içerisi en son gördüğüme göre çok değişikti. Camlarda siyah kalın perdeler, kırmızı yazı ve işlemeli duvarlar ve yine o iğrenç koku

Murat yavaşça yatağa oturdu. Bana doğru elini kaldırıp “Gel” dedi. Odaya girdim. Tüylerim diken diken olmuştu. Murat’ın yanına yaklaşmak istemiyordum. Çünkü bana zarar vermesinden korkuyordum. “Karımı görmek istiyor musun?” dedi. Cevap veremiyordum. Daha yüksek ve kalın sesle görmek “İstiyor musun!?” diye bağırdı. Dilim tutulmuş konuşamıyordum. Zor da olsa kesik kesik kekelemeyle “Ee.. evet” dedim. 

Murat, parmağını kaldırıp, karşıdaki büyük elbise dolabını gösterdi. Parmağını kaldırdığında parmak uçlarında siyah siyah boyalar vardı. Gösterdiği yerde bir şey görememiştim. Fakat yatağın yanındaki masanın üstünde dün gördüğüm tahta kabın içinde kanlı ve tüylü et parçaları vardı. Dolaba doğru gidiyordum. Ayaklarım kontrolümden çıkmıştı. Elimi büyük dolabın kapağına doğru uzattım kapağı yavaşça açtıkça dolaptan odaya soluk ışık huzmesi yayılmaya başladı. 

Ben açtıkça ışık artıyordu. Dolaptaki ışığa bakmamak içi gözlerimi kapamaya çalışıyordum. Fakat gözlerim bir şekilde açılmak istiyordu. Daha fazla direnemeden gözlerimi açtım. Dolapta gelinlik giyen kadın elindeki bıçakla kucağındaki hayvanı parçalıyordu. Hayvanı parçaladıkça kanlar gelinliğine damlıyordu. Gözlerimi kaldırıp kadının yüzüne baktım. Gözlerinin içi yok gibi bembeyazdı. Yaptığı işi bırakmış bana bakıyordu. 

Cinler Paşa’yı Öldürdüler

Ona baktığımı görünce tekrardan gözlerimi kucağındaki hayvana çevirdim. Hayvanın boynunda tasma vardı ve tasmada Paşa yazıyordu. Gözlerimi açtığımda İbrahim amcanın bağırdığını duydum. Odamın kapısının girişinde baygın halde bulmuşlardı beni. Yerden kalkar kalkmaz alt kata inip avluya çıktım. Paşa’nın kulübesine gidip Paşa’yı kontrol ettim. Hayvan kulübesinde değildi. İbrahim amcaya dönüp “Paşa’yı öldürdüler” dedim. İbrahim amca da “Ne öldürmesi oğlum? Kim öldürdü?” diye sordu. 

Kendimi toparlayıp avludaki sandalyelerden birine oturdum. İbrahim amcaya karısını çağırmasını, başımdan geçenlerin hepsini anlatacağımı söyledim. Murat’ın annesi ve ablası geldikten sonra dün gece yaşadıklarımın hepsini en ince ayrıntısına kadar anlattım. Anlatırken bir ara üst kata baktığımda Murat perde arasından bana bakıp, cam arkasından bir şeyler söylüyordu. İbrahim amca Murat’ın odasındaki duvaklı kadını ve Paşa’ya yaptıklarını duyunca hızlıca eve girdi. 

Biz de geriden onu takip ettik. Murat’ın odasının kapısına geldiğinde kapıyı yumruklamaya Murat’a küfretme ye başladı. Kapı kilitli olduğu için sürekli kapıyı zorluyor ve açmaya çalışıyordu. Kısa süre sonra Murat kapıyı açtı. İbrahim amca içeri girip Murat’ı dövmeye başladı. “Ne yaptın lan sen!? Odanda kadının ne işi var senin?!” diye söyleniyor, bir yandanda Murat’ı dövüyordu. Muratın annesi elbise dolabını açtığında gördükleri karşısında çığlık atmaya başlamıştı. 

Kadın daha fazla dayanamadı; yere yığıldı. İbrahim amca dolaba bakınca Paşa’nın delik deşik olmuş ve kanlar içinde kalmış postunu alarak odadan çıktı. Murat o sırada yatakta garip şekilde oturmuş kendi kendine tuhaf cümleler kuruyor ara ara gülüyordu. Bu yaşananlara daha fazla dayanmaya gücüm kalmadı. Odadan çıkıp kendi odama geçtim. Yatağın altındaki çantamı çıkarıp tüm eşyalarımı topladım. Artık ne Murat’la olan dostluğumuz ne düğün ne de evdekiler umrumda değildi. Bir an önce bu köyden gitmek istiyordum.

Murat’ı Son Görüşüm

Çantamı hazırlayıp, üzerimi değiştirdim. Odanın kapısını sessizce açıp koridora çıktım. Kimseye görünmek istemiyordum. Murat’ın odasına son kez bakıp bakmamak konusunda kararsız kalmıştım. Murat’ın kapısının önüne kadar gittim.Tam kapıyı tıklatacaktım ki vazgeçtim. Hızla merdivenlere doğru yürüdüm. İlk basamağı inmiştim ki bir ses geldi. Sesi duyar duymaz kalbim tekrardan hızlanmaya başladı. Arkamı döndüğümde Murat odasının kapısına yaslanmış bana bakıyordu. 

Gözlerinden gözyaşı gibi siyah bir şey akıyordu. Yüzü diğer zamanlara göre çok daha fazla beyazdı. İndiğim basamağı çıkıp gövdemi Murat’a çevirdim. Bir şeyler söylemek istiyor gibiydi. Sonrasında Murat bana doğru bir adım atıp “Hepsi benim hatam” dedi. Ne dediğini anlamamıştım. “Ben gidiyorum Murat” desem de beni duymamıştı. Odanın içinden çıkan bir kol, Murat’ı bileğinden tutup, odaya çekti. Murat tekrar odasına girdiğinde kapı sert bir şekilde üstüne kapandı. 

Murat’ın aklını iyice kaybettiğine ve artık benim de aklımı kaybetmeden bu evi terk etmem gerektiğine o an karar vermiştim. Alt kata indiğimde kimseler yoktu. Hemen avluya çıkıp hızlıca yürümeye başladım. Paşa’nın kulübesinden geçerken aklıma geçen gece gördüklerim geliyordu. Son bir kez dönüp eve baktım. Murat’ın odasında yanıp sönen o tuhaf ışık vardı ve Murat’ın ağlamayla karışık çığlık sesleri dışardan rahatça duyuluyordu.

Adımlarımı yola çevirip hızlıca köy meydanına gittim. Göl kıyısındaki çocuklardan birini gördüğümde şehir merkezine gitmem gerektiğini söyledim. Çocuk düğüne az bir süre kala nereye gittiğimi sorunca “Şehirden birşeyler alıp döneceğim” dedim. Merkeze inmek için yoldan geçen arabalara el atmamı söyledi. Akşam saatleri yaklaşırken şehire indim ve terminale gidip İstanbul biletimi aldım.

İstanbul’a öğle vakitlerinde geldim. Otobüsten iner inmez kendimi bir taksiye atıp eve gittim. Evde ne kadar eşyam varsa toparladım. Yaşadıklarımdan sonra Murat’la aynı evde kalamazdım. Hatta gittiğim gün bile o evde kalmadım. Yeni bir kiralık ev bulana kadar otelde kaldım. Çalıştığım bankaya uzak olmasına rağmen bulduğum yeni evi kiraladım. Kiraladığım günün akşamı eşyalarımı taşıyıp eve yerleştim.

İstanbul’a dönüşümden sonra günler geçti. Her gün Murat’ın banka kapısından içeri girmesini bekliyor; düğünün olup olmadığını ve ona sormadan evimi ayırdığım için bana ne gibi bir tepki vereceğini düşünüyordum. Fakat düşündüklerimin hiçbiri olmadı. 

Arkadaşımın Dişi Cinle İlişkisi  ve Cin Bebek

Aradan yıllar geçti. Artık evli ve 2 çocuk babası bir insandım. Evlendikten sonra İstanbul’da çalışmayı bırakmış artık İzmir’de bir bankada şube müdürlüğü yapıyordum. Eşimin anne ve babası Manisalıydı. Yıllık izine ayrıldığımız yaz ayında onları ziyarete gitmiştik. Trafik levhasında Murat’ın bulunduğu işçenin adını görünce birden kendimi ortamdan soyutlamış ve yıllar önce yaşadıklarımı tekrar yaşamış hissine kapılmıştım. Ben bu hisleri yaşarken eşimin uyarısıyla son anda kaza yapmaktan kurtulmuştuk. 

Aklımda tekrardan o köye gidip Murat’a neler olduğunu öğrenme fikri dolaşıyordu. Önce çocuklar ve eşimle gideceğimiz yere gittik. Bir gün sonra eşime çok samimi bir arkadaşımın bu civarlarda oturduğunu ve onu kısa süreli ziyaret etmem gerektiğini söyleyerek yanlarından ayrıldım. Murat’ın köyüne yaklaştıkça arabanın içine nefes alıp verişim hızlandı. Kendimi kontrol etmeye çalışsam da kalbimin şiddetli çarpışına engel olamıyordum. 

Aradan geçen yıllar köyü oldukça değiştirmiş, yeni yeni evler yapılmıştı. Bilmeme rağmen Muratların evinin olduğu yeri zar zor buldum. Ben üç katlı evle karşılaşmayı beklerken aynı noktada yapımı devam eden iki katlı inşaat halinde bir ev buldum. Dışarıda üç dört işçi sökülen kalıpları kamyona yüklüyordu. Yanlarına yaklaşıp “Kolay gelsin” dedim. Ufak bir muhabbetten sonra konuya girdim. Fakat hiç birinin ne Murat’tan ne de İbrahim amcadan haberi yoktu. İnşaatın içinden bir adam çağırıp “O daha iyi bilir.” dediler.

Çağırdıkları kişi yıllar önce köyden şehire nasıl gideceğimi sorduğum çocuktu. Oldukça değişmişti. Ben onu tanıdım fakat o beni tanıyamamıştı. Onunla da selamlaştıktan sonra Murat’ı aradığımı söyledim. Adamın suratı birden düştü. Yüzünü yere çevirip “‘Haberin yok öyle mi?” dedi. Ben “Neyden haberim yok?” diye sordum. Adam oturabileceğimiz bir yer gösterdi. Oturduktan sonra da “Murat öldü.” dedi. İlk duyduğumda aramızda birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra kendimi toparlayıp “Nasıl öldü?” dedim. 

Anlatmaya başladı: “Seneler evvel Murat’ın düğününe bir gün kaldığı geceydi. Çoban Ahmet’in anlattığına göre Murat gece kalkıp babasının, annesinin ve ablasının odalarında uyuduğu bir zamanda evi ahırdan en üste kadar benzin döküp ateşe verdi. Yangın o kadar büyüktü ki köylü yangını fark ettiğinde ev yıkılmış kül olmuştu. Öncesinde yangını normal bir yangın sanıp Murat’ın da ailesiyle birlikte öldüğünü sandık. Fakat yangından bir hafta sonra köyün çocukları göl kıyısında simsiyah bir insan cesedi buldu. 

İlk bakmaya gidenler arasında ben de vardım. Cesedin gözleri oyulmuş, dili kesilmişti. Kolları arasındada bebeğe benzeyen ama suratı insan suratında olmayan bir şey vardı. Hemen jandarmayı aradık. Bir kaç gün sonra cesedin Murat’a ait olduğunu söylediler. Murat’ın başına nasıl böyle bir şeyin geldiğini kimse anlamadı. Cenazeden birkaç gün sonra köyde bir takım söylentiler dolaşmaya başladı. 

Söylenti şu şekildeydi. Güya Murat çocukluğunda dişi bir cinle gönül ilişkisi kurmuş ve bunu da sadece amcaoğluna söylemişti. Zaten bu söylentinin kaynağı da Murat’ın amcaoğluydu. Murat ne zaman ki evlenme yaşına gelmiş; bu varlık Murat’ı esir almış, onun bir başka kadınla evlenmesine izin vermemişti. Fakat Murat’ın evi yakmasını ve ailesini öldürmesine kimse anlam veremedi. Murat’la beraber kucağında bulduğumuz tuhaf bebeğin de Murat’ın, o cin kadından olan bebeği olabileceğini düşündük.

Adam anlatmayı bitirdiğinde ben yaşadığım olayları kafamda oturtmaya çalıştım. Birkaç sorudan sonra adamla vedalaşıp arabayla eşimin yanına gittim. İstanbul’a dönerken yıllar önce yaşadıklarımı ve sevdiğim bir insanın nasıl bu hallere geldiğini düşünüyordum.

Benzer Yaşanmış Cin Hikayeleri – Korku Hikayeleri

CİNLERLE CİNSEL İLİŞKİ VE EVLİLİK MÜMKÜN MÜ

CİNLER EŞİMLE EVLENMEK İSTİYORLARMIŞ

CİNLİ EŞ

Anahtar Kelimeler: yaşanmış cin hikayeleri, korku hikayeleri oku, dişi cin, cinlerle evlilik, tuhaf, istanbul, manisa, köy, ev.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Rüya mı Gerçek mi?

Abisiyle birlikte ziyarete gittikleri köylerinde, geceyarısı köyün ünlü terk edilmiş evine girmeye karar veren gencin başına gelen esrarengiz olay.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri rüya mı gerçek mi

Abisiyle birlikte ziyarete gittikleri köylerinde, geceyarısı köyün ünlü terk edilmiş evine girmeye karar veren gencin başına gelen esrarengiz olay.

Yaşanmış Korku Hikayeleri: Abim ve ben gençlik zamanlarında annemin doğduğu köye ziyarete gitmiştik. O zamanlar henüz gençlik çağlarında ve heyecan arayan gençlerdik. Özellikle köyün var olduğu gizemli havası oldukça hoş gelmişti. Bu köyde uzun zamandan beri anlatılan bir efsane vardı. Köyün en sessiz ve ücra bulunan bir yerinden bahsediyorlardı. Tepedeki ev köyün en gizemli noktalarından biri olarak kabul ediliyordu. Herkes oraya gitmeye çekinir ve mümkün olduğu kadar yakınında dolaşmazlardı.

Abim ve benim için yeni bir macera fırsatı doğmuş gibiydi. Zira bu tarz şeyler bizi hep heyecanlandırmış ve etkilemişti. Tabi abimin benim kadar inançlı biri olduğu söylenemezdi. O bu tarz şeyleri hep saçma bulmuş ve genel olarak bunları komik görüyordu. Ama köyde yaşadığımız o gizemli olay bundan sonra onun düşüncesini değiştirecekti.

Bir gece tepedeki evi yani bu çok korkulan evi ziyaret etmeye karar verdik. Amacımız bu eve giderek sadece biraz zaman geçirmekti. Annemler uyuduktan sonra abimle sessiz bir şekilde evden çıktık. Gecenin en kör karanlığında evin bulunduğu yere doğru yola çıktık. Köy yerinde kimsecikler yoktu. Bir tek ikimiz gecenin kör karanlığında bir çılgınlığa kalkışmıştık.

Uzun bir mesafe sonrasında nihayet eve ulaştık. Burası anlatıldığı kadar vardı. Hayvan kemikleri görmüş, evin duvarlarında kaplı olan anlamını bilmediğimiz pek çok kelimeyle karşılaşmıştık. Evdeki birkaç parça eşyada oldukça eski tarihlerden kalma gibi gözüküyordu. Abim bir bıçağı alarak incelemeye başladı. O sırada hızlı hareket etmediği halde elini kesmişti. O sırada evin içinden yükselen bir uğultu duyduk.

Öyle demeye kalmadan birkaç siyah köpek karşımıza dikildi. Ve evin içinde bizi kovalamaya başladı. Ne olduğunu anlayamadan kan ter içinde evden koşa koşa ayrıldık. Köpeklerin sesleri uzun süre boyunca devam etmişti ama köpekler gözükmüyordu. Böyle demeye kalmadan annem tarafından hızlı bir şekilde uyandırıldım. Meğerse çığlık çığlığa kalmışım ve fena sayıklıyormuşum. Sabah olunca abimin yanına gelince şok geçirmiştim. Zira abimin parmağı tıpkı dün gece olduğu gibi aynı yerden kesik durumdaydı.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Keşke Hiç Cin Çağırmasaydık

Konu hakkında yeterli bilgileri olduğunu sanarak cin çağırma gafletine düşen birkaç gencin başına gelen korkunç olayların hikayesi…

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri Keşke Hiç Cin Çağırmasaydık

Konu hakkında yeterli bilgileri olduğunu sanarak cin çağırma gafletine düşen birkaç gencin başına gelen korkunç olayların hikayesi...

Keşke Hiç Cin Çağırmasaydık

Adım Emir. Size kendi başımdan geçen ve uzun zamandan beri etkisinden çıkamadığım bir olayı anlatmak istiyorum... Arkadaşım Ali ve ben uzun yıllar önce cin çağırma konusuna merak salmıştık. Bu konu çok ilgimizi çekiyor ve her daim bunun hakkında kendimizi konuşurken buluyorduk. Bir gün bu konuyu gerçeğe dönüştürmeye karar verdik. Birkaç arkadaşımızı daha alarak ikindi sonrasında cin çağıracaktık. Konu hakkında çok fazla şey öğrendiğimizden dolayı bu işi başarmak bizim için bir sorun değildi.

Annemler evde yokken dört arkadaş bir araya gelerek çalışmalara başladık. Artık cin çağırmak için herşey hazır durumdaydı. Cin çağırmaya uygun olarak tüm adımları sırasıyla yaptık. Yalnız bir süre sonra odanın yaz aylarında olmamıza rağmen çok soğuk olduğunu fark ettik. Resmen odanın içinde tir tir titreyecek seviyeye kadar gelmiştik. Derken bir çatırtı koptu ve birisi gülerek isimlerimizi fısıldamaya başladı. Biz ne olduğundan habersiz bir şekilde korku dolu gözlerle birbirimize bakıyorduk. Bir süre sonra Ali bu işi hiç sevmediğini ve gelen cinninin pek iyi olmadığını söyledi. Bizde olanlardan sonra oradan apar topar çıkmıştık.

Annemler gelene kadar dışarıda arkadaşlarla takıldıktan sonra herkes evine geçti. O günden sonra artık dört arkadaş için kabus başlamıştı. Ali’nin söylediği gibi gelen iyi bir cinni değildi. O geceden sonra her gece boyunca sürekli farklı şekilde korkutuluyor ve çığlıklar içinde uyanıyordum. İşin korkunç tarafı diğer arkadaşlarımda bu durumdaydı. Uzun zaman geçmesine rağmen kötü olayların ardı arkası kesilmemişti.

En sonunda bir hocaya görünerek durumdan kurtulmaya çalıştık. Hoca ikindi vaktinden sonra çağırılan cinnilerin kötü olma ihtimalinin çok fazla olduğunu gelen cinin de aynı şekilde kötü olduğunu ve bizimle eğlenmek istediğini söyledi. O günden sonra ne kadar çabalarsak çabalayalım bu yaratıktan bir türlü kurtulamadık. Şimdi halen kabusumuz devam ediyor. Keşke hiç cin çağırmaya kalkışmasaydık...

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayesi

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinli Köye Gittik

Hakkında bir sürü hikaye duydukları cinli köyde bir gece kalmaya karar veren dört arkadaşın başından geçen korku dolu gecenin hikayesi.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri cinli köye gittik

Hakkında bir sürü hikaye duydukları cinli köyde bir gece kalmaya karar veren dört arkadaşın başından geçen korku dolu gecenin hikayesi.

Dört arkadaş bir gün eğlence maksatlı olarak her zaman anlatılan köye gitmeye karar vermiştik. Bu köy bizim çevremizde cinli köy olarak bilinir ve anlatılırdı. Bu hikayeleri her zaman gülerek dinlemiş ve her daim çok eğlenceli bulmuştuk. Bir gün sürekli olarak konuştuğumuz ve Tunceli’de bulunan bu köye gitmeye karar verdik. Ailelerimizden izin aldıktan sonra yola çıkmıştık. Amacımız burada sadece bir gece geçirerek eve dönmekti. 

Bize buranın tamamen terk edilmiş bir yer olduğu söylenmişti. Yani oraya vardığımız zaman kimse orada olmayacak ve sadece dört kişi, koca köyde yalnız kalacaktık. Ama hiçbiri umurumuzda değildi.  Sadece oraya vararak, eğlenceli bir gece geçirip, biraz da kafayı dağıtmak istiyorduk. Akşam vakitlerinde köye vardık. Dedikleri gibi kimsecikler yoktu. Köy zifiri karanlıktı. Her yer harap olmuş, terk edilmiş ve oldukça kötü görünüyordu. 

Bunlara aldırmadan köy içinde biraz gezinmeye karar verdik. Karşıdan gördüğümüz bir ev dikkatimizi çekmişti. Tıpkı filmlerdeki gibiydi. Bu haliyle oldukça korkunç gözüküyordu. Bu evin içine girmeye karar verdik. Eve girdikten sonra, burada çok keskin bir kokunun olduğunu fark ettik. Yıllar önce terk edilmiş bu evin her yeri iz içindeydi. Evin üst katına çıktık. Burası biraz daha iyi görünüyordu. Kapıyı kapattıktan sonra burada biraz içmeye karar verdik. 

Dört arkadaş yere oturmuş hem sohbet ediyor hem evin gizemi hakkında konuşuyorduk. Biz öyle konuşurken kapının kilitlendiğini duyduk. Birisi tarafından odanın içine kilitlenmiştik. Kapıyı açmaya çalışsak da bir türlü başaramadık. Korku ve şaşkınlıkla birbirimize bakarken bir anda arkadaşımın çığlığını duyduk. Camdan bir gölgenin içeri izlediğini görmüştü. Buradan çıkmak istediğini söyledi. Ancak oradan çıkmak için hiçbir yol yoktu. 

Üçüncü katta bulunduğumuzdan dolayı buradan atlamak çok kötü bir fikirdi. Mecburen beklemeye başladık. Sabaha kadar yaşadıklarımız adeta bir kabus gibiydi. Evin içinde sanki deprem oluşuyormuş gibi hissetmiş, yerin çatladığını duymuştuk. Gece boyunca evin içinde sanki hareket eden bir şeylerin varlığı mevcuttu. Sabah vakitlerinde dualarla oradan uzaklaşmayı başarabilmiştik. Bir daha da o cinli köyün yakınına bile yaklaşmadık.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Geceleri Korkutuluyorum

Geceleri cinler tarafından rahatsız edilip, korkutulan bir genç kızın başından geçenlerin hikayesi ve kendisine cinlerin musallat olma nedenini keşfi.

Published

on

By

Geceleri cinler tarafından rahatsız edilip, korkutulan bir genç kızın başından geçenlerin hikayesi ve kendisine cinlerin musallat olma nedenini keşfi.

Geceleri cinler tarafından rahatsız edilip, korkutulan bir genç kızın başından geçenlerin hikayesi ve kendisine cinlerin musallat olma nedenini keşfi.

Merhaba adım Sinem. Size başımdan geçen ve uzun zamandan beri hafızamdan silemediğim bir olayı anlatmak istiyorum. Biz dört kardeşiz. Bir ablam, bir abim ve bir de benden küçük bir erkek kardeşim var. Ben ablamla aynı odada yatarken diğer kardeşlerim de farklı bir odayı paylaşıyordu. Biz de ablamla ranzada yatıyorduk. Bir gece -tahminimce gece 4 veya 5 sıralarında- bir sesle birlikte uyandım. Kalkıp başımı çevirdiğimde annemin odaya geldiğini gördüm. 

Bizi kontrole geldiğini düşünerek durumu umursamadan yine uyumaya geçmiştim. O sırada annemin kulağımın yanına eğilerek bir şeyler fısıldadığını duydum. Ağzında sanki bir şeyler geveleyip duruyor bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Ben duruma anlam verememiştim. “Büyük ihtimal dua ediyor veya üstümü örtmediğim için bana söyleniyor.” diye düşündüm. Sonra bir anda sesin kesildiğini fark ettim.

Annemin gittiğini düşündüm. Gözlerimi açmamla birlikte o şeyi gördüm! O varlığı gördükten sonra bağırmak istesem de bir türlü bağıramıyordum. O benim karşımda dikilmiş ve işaret parmağımı sıkıyordu. Sonra üstüme büyük bir ağırlığın çöktüğünü hissettim. Hareket edemiyor gibi hissediyordum. Demeye kalmadan gözlerim kapandı ve kendimden geçtim. 

Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu. Bu olaydan sonra her gece korkutulmaya devam ettim. Korkunç rüyalar görüyor cinler tarafından takip ediliyordum. Bu sorunun neden başıma geldiğini araştırmaya başladım. Bunun için bir hocadan yardım istedim. Hoca bana kahve falı baktığımı bu nedenle bunların başıma geldiğini söyledi. O günden sonra kahve falını tamamen bırakmıştım.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Arkadaşımın Kılığında Görünen Cin

Öğrenci evinde bir arkadaşıyla birlikte kalan Mustafa isimli şahsın, bir gece vakti yaşadığı ve korkudan bayılmasına yol açan olay.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri Arkadaşımın Kılığında Görünen Cin

Öğrenci evinde bir arkadaşıyla birlikte kalan Mustafa isimli şahsın, bir gece vakti yaşadığı ve korkudan bayılmasına yol açan olay.

Adım Mustafa. Size başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Bu olayın etkisinden uzun zaman boyunca çıkamamıştım. Halen bu olayla ilgili sorulara cevap arar dururum… Neyse, üniversite tahsili amacıyla ailemin uzağında bir öğrenci evinde kalıyorum. Evde benden başka bir arkadaşım daha vardı: Nihat. Bir gün, gece geç saatlerde eve gitmek üzere yola çıkmıştım. Bildiğim kadarıyla ev arkadaşım Nihat ise o sırada evde uyuyordu. Evimize giden yol bayağı ıssız ve tenha bir yoldu. 

Oradan geçip giderken bazen korkuyordum. Yine gecenin geç saatlerine kaldığımdan dolayı ortam iyice ıssızlaşmıştı. Ben yoluma devam ederken karşıma iki genç çıktı. Ellerinde içki şişeleri ve ağızlarında sigaraları vardı. Bana sataşacakları belli gibiydi. Birisi bana doğru gelerek omuz attı. Bense durumu pek önemsemeden oradan hızla geçmeye çalıştım. Arkama bile bakmadan oradan uzaklaştım.

Neyse ki tatsızlık çıkmamıştı. Eve geldiğimde kapıyı ev arkadaşım Nihat açmıştı. Odama doğru yöneldim. Cep telefonuma yeni bir mesaj geldiğini gördüm. Ama mesajı ev arkadaşım Nihat atmıştı. Şaşırmıştım: Zaten yan odamda bulunan birinin neden bana mesaj attığı aklımı karıştırmıştı. Nihat, gönderdiği mesajda “Bugün bir başka arkadaşında kalacağı için eve gelemeyeceğini, yarın evde olacağını” söylüyordu. Ben de Nihat’ın odasına giderek “Bana şaka mı yapıyorsun?” dedim. Nihat’sa bu sözlerim karşısında sırıtmaya başladı. O sırada kapı hızlı bir şekilde çalınmaya başladı. Koşarak kapıyı açtığımda karşımda Nihat’ın olduğunu gördüm. 

Ben onu karşımda görünce korkudan bayılmışım. Uyandığımda sabah olmuştu ve evde kimse yoktu. Sabah olunca Nihat eve geldi. Meğerse gece boyunca dışarıdaymış ve mesajı atan da gerçekten oymuş. Ancak hiçbir zaman bana kapıyı açmamış ve o gün o saatlerde evde bulunmamış. Ben bu olayı anlattığımda bana önce inanmadı. Ama ilerleyen zamanlarda ev içinde bazı korkunç olaylar olmaya devam ettiğinde bana inanmaya başladı. Sonraları o evden taşındık. Şimdilerde ise başka bir evde yaşıyoruz.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Korkudan Evde Yalnız Kalamıyorum

Yeni taşındıkları evde yalnız kalan kadının eşi kılığına giren bir cinle yaşadığı korku verici olayın hikayesi.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - korkudan evde yalnız kalamıyorum

Yeni taşındıkları evde yalnız kalan kadının eşi kılığına giren bir cinle yaşadığı korku verici olayın hikayesi.

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Adım Elif. Sizlere başımdan geçen korku verici bir olayı anlatmak istiyorum. Maddi imkansızlıklardan dolayı istediğimiz eve çıkamamıştık. Sessiz ve ıssız bir yerde bir ev kiralamış mecburen bu evde kalmaya başlamıştık. Üstelik çalışma şartlarımız da çok ağırdı. Hem eşim hem de ben sabahtan akşama kadar çalışıyor eve kendimizi zor atıyorduk. Yani aslında hayat bizim için oldukça zor geçiyordu. Tuttuğumuz eve de hiçbir zaman kanım ısınmamıştı. Ama bundan başka imkanımız olmadığı için mecbur bu durumu kabullenmiştim. 

Yine günlerden bir gün işten çıkmış eve yorgun argın dönüyordum. Eve vardığımda kimsenin olmadığını gördüm. Zaten eşim benden daha geç eve gelirdi. Oturma odasına geçerek biraz kafa dağıtmaya karar verdim. Koltuğa uzandım ve televizyonu açtım. Bir süre sonra mutfaktan çok büyük bir tabak çanak kırılması sesi koptu. Olduğum yere çivilenmiştim. “Mustafa sen misin?!” diye bağırdım. Mutfaktan “Evet, benim’’ sesi gelmişti. Koşarak yanına gittim ne olduğunu merak etmiştim. Mutfağa gittiğimde orada kimsenin olmadığını gördüm. Üstelik mutfakta kırılan veya dökülen hiçbir şey yoktu.

Evin tamamını aradım ve yine kimseyi bulamadım. Herhalde ben çok yorgun olduğumdan dolayı bana o şekilde geldiğini düşündüm. Sonra kapı sert bir şekilde çalınmaya başladı. Gelen eşimdi. Ona çok korktuğumu ve başıma gelen olayı anlattım. Eşim hiçbir şey söylemeden beni gülümseyerek dinliyordu. Sonra odasına doğru çekildi. Bende onun yorgun olduğunu ve biraz dinlenmek istediğini düşünmüştüm. Tekrardan oturma odasına geçerek televizyon izlemeye devam ettim. 

Birkaç saat televizyon izledikten sonra yatmak için odama geçecektim. Birden telefonuma bir mesajın geldiğini fark ettim. Mesaj atan eşimdi. Bu gece askerlik arkadaşında kalacağını ve onu beklemememi söylüyordu. Bu mesajı gördükten sonra buz kesildim. Koşarak yatak odasına gittim. Odanın içinde kimse yoktu. Oradan koşarak çıktım ve telefonla eşimi durumu anlattım. Ona yalnız kalamayacağımı ve eve gelmesini söyledim. O da apar topar eve geldi. O gece benim için çok zor geçmişti. Bundan sonraki zamanda o evde yalnız başıma kalmamaya özen gösterdim.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Gaipten Gelen Sesler

Yakup Kutlu isimli arkadaşımızın Instagram üzerinden bizimle paylaştığı deneyimleri. Çocukluğunda yaşamış olduğu gaipten gelen sesler deneyimi…

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Gaipten Gelen Sesler

Yakup Kutlu isimli arkadaşımızın Instagram üzerinden bizimle paylaştığı deneyimleri. Çocukluğunda yaşamış olduğu gaipten gelen sesler deneyimi… 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Uzun zaman önce oldu… Yaz tatillerinde büyükannemde kalıyordum. O zamanlar cinler, hayaletler vb. konulara çok ilgi duyuyordum. Ananemin evinin karşısında bir mezarlık vardı. Her gece bu mezarlıktan gelen sesler duyuyordum. Bunu insanlara söylediğimde ise bana inanmıyorlardı. Bir sabah ananem bana; ben uyurken uykuda konuştuğumu ve o gece uykumda Yasin suresinin tamamını yüksek sesle okuduğumu söyledi. Ananemim bu söylediğine çok şaşırmıştım çünkü ben o güne kadar Yasin suresini bir kere bile okumuş değildim…

Bir de benim bir bisikletim vardı. Tabii ki o yaşlarda doğal olarak bisiklete binmeyi çok severdim. Yine bir gün o çok sevdiğim bisikletime binmiş geziyordum. Düz yolda giderken birden bisikletin gidonu aniden, kendi kendine sola çekti ve düştüm. Bunun oluşundan çok korkmuştum çünkü yol, buna sebep olabilecek şekilde eğimli değildi. Dedim ya; dümdüz bir yoldu… Neyse; eve dönmeye karar verdim. 

Tam o sözünü ettiğim  mezarlığın başına geldiğimde birinin bana seslenmekte olduğunu duydum. O biri bana ismimle sesleniyordu! Uzun bir süre sesin geldiği tarafa doğru baktım ama kimseyi göremedim. Duvarın öteki tarafında kimse yoktu. İyice korkmaya başlamıştım. 

Hemen ertesi gün ise yine o mezarlığın başında, evvelsi gün yaşadıklarımı bir arkadaşıma anlatıyordum. Tam arkadaşıma, mezarlıktan bir sesin beni çağırdığı kısmı anlatacaktım ki oradan bir “Şisşt!” sesi geldi. Arkadaşım ve ben çok korktuk. O günden sonra ne zaman o mezarlığın yakınlarından geçsem, birinin beni izlediği hissine kapılıyorum. Şimdi bile ne zaman oraya gitsem, gecesinde mutlaka kabus görüyorum. 

Bir de o mezarlığın ilerisinde bir futbol sahası vardı. Bir gün aynı arkadaşımla oraya gitmiştik. Orada; bir tuvalet, iki oyuncu kulübesi, bir tane de izleme yeri vardı. Tuvalet sahanın dışındaydı. Orada aniden; tuvaletten gelen bir bağırma sesi duyduk. Ben o günden sonra artık düzenli olarak Kuran okumaya başladım. O günleri unutamıyorum hala.   

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

İnternetten Cin Çağırmayı Öğrenen Dört Kız

2009 yılında lisede okuyan ve öğrenci evinde kalan dört kızın, internetten gördükleri bir cin çağırma seansını gerçekleştirmelerinin ardından hayatlarını nasıl kaybettiklerini anlatan bir hikaye.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - İnternetten Cin Çağırmayı Öğrenen Dört Kız

2009 yılında lisede okuyan ve öğrenci evinde kalan dört kızın, internetten gördükleri bir cin çağırma seansını gerçekleştirmelerinin ardından hayatlarını nasıl kaybettiklerini anlatan bir hikaye. 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Şimdi anlatacağım olay tamamen gerçek ve yaşanmış bir hikaye… 2009 yılında, kız lisesinde okuyan gör kız sekiz - dokuz katlı bir binada kalıyorlar. Binanın en üst katında. Bu kızlar, normalde cin, şeytan gibi şeylere pek inanmamalarına karşın bir gün internette, cin çağırma ayini yapan bazı gençlerin görüntülerini izliyorlar. Videodaki gençler, izleyenleri, videoda gördükleri şeyleri evde yapmamaları gerektiğiyle ilgili olarak uyarıyorlar. Ancak buna rağmen eğlence arayışında olan bu dört kız, aynı videoda gördükleri şekilde mum vb. eşyaları gereken şekilde yerleştiriyorlar ve aynı videoda gördükleri şekilde cin çağırmaya çalışıyorlar.

İlk denemelerinde hiçbir şey olmuyor. Ancak aradan kısa bir süre geçtikten sonra kızlardan birini, göremedikleri bir şey hızla duvara doğru itiyor. Kız duvara o kada sert bir şekilde çarpılıyor ki omurgası kırılıyor. Yaşadıkları olayın şaşkınlık ve korkusundan dolayı, yerde boylu boyunca yatmakta olan arkadaşlarının yanına yaklaşamıyorlar bile. Hemen ardındansa bütün ev şiddetli bir şekilde sarsılmaya başlıyor. Evdeki bütün eşyalar kızların üzerine devriliyor ve kızların dördü de eşyalarında altında ezilerek feci şekilde can veriyorlar. 

Olayı araştıran bir yetkili çevredeki güvenlik kameralarını filan inceliyor ve komşulara soruyor “Şu saatte evde bir sarsıntı oldu mu?” diye. Komşuların hepsi “Evet, o saatte ufak bir sarsıntı hissettik.” diye cevap veriyorlar. Adam bu cevaba çok şaşırıyor ve “Evinizin sadece biraz sallandığına emin misiniz?” diye aldığı cevabı teyid etmeye çalışıyor. Çünkü onun şahit olduğu görüntülere göre evde biraz ya da ufak değil, aksine çok güçlü bir deprem olmuş gibi bir var. 

İşin en garip taraflarından biri ise şu: Kamera görüntülerine göre, binada gerçekleşen sarsıntının; eşyalar, kızların üzerine devrildiği anda aniden durması. Sarsıntının tek etkisi ise garip bir şekilde sadece ağır mobilyaların kızların üzerine düşerek onları onları öldürmüş olması değil. Kızların odalarındaki dolapların kapıları açılıp, içlerindeki bütün elbiseler vesaire de etrafa saçılmış durumda bulunuyor. Mutfak çekmeceleri de açık ve içlerindeki bütün malzemeler de sanki özenle ve özellikle yerlere saçılmış gibi. Kamere kayıtlarına göre evdeki bütün kapıların kendi kendilerine açılıp kapandığı da görülüyor. 

Polisin araştırması bilindiği kadarıyla mantıklı bir sonuca bağlanamıyor. Polisten sonra evin sahibi de kamera kayıtları ve görüntüleri izliyor ve evin mühürlenmesine karar veriyor. Ev mühürlendikten sonra ölen kızların aileleri  ev sahibinden rica ederek görüntüleri izliyorlar. Ailelerin söz konusu görüntüleri izlemesinin üzerinden en fazla dokuz on gün filan geçtikten sonra, ölen gençlerin ailelerinin de aynı çocuklarınınki gibi bir ölümle hayatlarını kaybettikleri haberi yayılıyor.    

Editörün Yorumu

Yukarıda okumuz olduğunuz hikayeyi bana (at)yruzaki isimli bir Instagram hesabından direkt mesaj olarak gönderdi bir takipçimiz. Kendisinden şu ana kadar, olayın hangi şehirde gerçekleştiğine yahut kendisinin, anlatılan olayı; kimden, nasıl buyduğuna dair bir bilgi edinemedim. 



Hemen şunun altını çizmek istiyorum; burada amacım kesinlikle bu tarz hikayeler paylaşan arkadaşların ne inançlarını sorgulamak ne de kimseyi sözü geçen olayların gerçekliği ile yahut aksi ile itham etmek. Amacım; hikayeyi keyifle okuduktan sonra diğer olasılıklar dair ufuk açmak… Hikaye bana biraz kulaktan kulağa anlatılma yoluyla değişmiş gibi geldi. Bu en büyük ve en gerçek olayların bile başına gelen olağan bir durumdur.  

Hikayeye göre aslında evin bütün odalarında güvenlik kameraları var ki bu normal şartlar altında bırakın aile konutlarını, işyerlerinde bile sık rastlanan bir durum değildir. Sanki evin bütün odalarında güvenlik kameraları olduğu bilgisi olaya, kişiden kişiye aktarımlar sırasında, olayın gerçekliğine yahut doğaüstülüğüne dair olan inancın güçlendirilmesi amacıyla sonradan eklenmiş gibi geldi. Bunu, hikayeyi Instagram üzerinden bana anlatan arkadaşın yaptığını düşünmüyorum tabii. Muhtemelen bu anlatım ona ulaştığında da evin her odasında bulunan güvenlik kameraları detayı hikayenin içine çoktan eklemlenmişti. 

Bunun dışında bir de şöyle düşünelim: Belki de bütün bu gizemli, doğaüstü ölüm sahneleri, organize bir cinayet silsilesini örtbas etmek için yayıldı. Belki de kızlar ağır fiziksel şiddet sonucu travmaya bağlı etkiler sonucunda öldüler ve bunu yapan kişi veya kişiler, cesetlerin üzerindeki darbeleri, üzerilerine ağır mobilyalar devirerek olağanlaştırmak istediler polisin gözünde. Amaç kafa karıştırarak olayın çözümünü zorlaştırmak olabilir pekala. Hatta olay mahaline mum vb. ayin gereçleri yerleştirmek fikri dahi aynı amaca matuf zekice bir planın parçaları olabilir…

Bütün bunların sonucunda bütün bu yaşananlar gayet somut insan cinayetleridir diyebilir miyiz? Hayır. Çünkü elimizde bu olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı dahil, yaşandıysa eğer birinci elden şahitleri yahut somut delilleri gibi veriler yok. Fikir yürütüyoruz sadece. Yani atıp tutuyoruz 🙂 Sizin de olaya dair farklı fikirleriniz, tezlerini olursa yorumlar bölümünden bizimle paylaşın derim.

Sinan Özgenç

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Evimize Giren Cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi…

Published

on

By

YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ - evimize giren cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi...

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Babamızın evimizden uzak olduğu yıllarda sürekli bir tedirginlik ve huzursuzluk yaşıyorduk, üç kardeşiz ve köy evimizde ben annemin yanında yatarken abilerim yan odada uyuyordu. O zamanlar 13 yaşındaydım. Yani hayatımda bir şeyleri yeni yeni anlamlandırmaya başladığım yaşlardaydım. Duvarlarımız beyaz kireçli ve geceleri korkmayalım diye bir gaz lambası kısık ateşte sürekli yanardı. Uyuyamadığımda yanan ateşin tavana yansımasına izler dururdum.



Ancak duvarlar beyaz olduğundan az ışıkta olsa odada her şey seçilebiliyordu. O gün de aynı şekilde yatağa gireli birkaç saat olmasına rağmen ben uyuyamamıştım. Tavana bakıyordum. O sırada odamızın kapısı açıldı ve içeri kafasında kasket olan bir adam girdi. Babam evde olmadığı için dayım köyümüze gelerek, sık sık bizde kalırdı. Yine geç vakitte o geldi diye düşündüm fakat adamın arkasından odaya bir de kadın girdi.

Adam önde, kadın arkada gaz lambasının asılı olduğu duvara doğru yürüdüler. Kadın, beyaz bir elbise giymişti. Simsiyah saçları beline kadar uzanıyordu. Hiç konuşmadılar ve lambanın yanında öylece durdular. Her ikisi de bir süre lambanın fanusunun içine baktılar. O anda yüzlerini çok net görebilmiştim. Bu kişileri tanımıyordum. Ama adamın dayım olmadığını anladığında çok korkmuştum. Korku ve heyecandan dilim tutulmuştu.

Ardından adam gaz lambasının ışığını biraz açtı. Her şeyi artık çok daha net görebiliyordum. Lambayı açtıktan sonra; yine o önde, kadın arkada yürüyerek odanın penceresinden dışarı çıktılar. İşte o anda "Anne!" diye bağırarak, ağlamaya başladım. Annem hızla elimi tuttu. "Oğlum sen de gördün mü? Korkma." dedi. Bu olaya odada bulunan annem ve ben aynı anda şahit olmuştuk. O gece korkuyla birbirimize sarılarak yattık. Sabaha kadar gözümüze uyku girmedi. Bu olayı kimseyle paylaşmadık. Sırrımız olarak uzun bir süre içimizde yaşadı.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinlerle Dalga Geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi…

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - cinlerle dalga geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi...



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bursa'da yaşıyorum. Size başımdan geçen korkunç bir olayı anlatacağım… O zamanlar 14 yaşındaydım ve heyecanı seven bir çocuktum. Daha yeni bir motorum olmuştu ve hız yapmayı sevenlerdendim. Bir gün arkadaşım Gökhan'da 8-9 arkadaş toplandık hazır evleri boşken.

Müzik filan dinliyoruz... Sessiz bir arkadaşımız vardı. O çocuktan hep korkmuşumdur nedense... Adı Mustafa'dı. Neyse, biz dans ediyoruz ama Mustafa bir kenarda oturmuş, bizi izliyor ve gülüyordu. Ben bir ara yanına gittim ve "Ne bakıyorsun olum; gel hadi sen de hep beraber dans edelim" dedim. Mustafa bana baktı ve "Daha çok eğlenicez" dedi. Ben de "Peki" dedim ve dansa devam ettim.

Yarım saat aralıksız danstan sonra herkes ölü gibi yere yığılmış yatıyordu. Çok yorulmuştuk. Mustafa bir anda "Beyler cin çağıralım mı?" diye ilginç bir teklif attı ortaya. Ee tabi biz de meraklı çocuklarız "Tamam lan!" dedik. İnternetten araştırdık nasıl cin çağırılır diye. Ciddi ciddi internette yazanları uyguladık hatta 1-2 defa tekrar ettik. Baktık hiç bir şey olmuyor... Ercan diye bir arkadaş var 16 yaşında "Şimdi ben bu cinlerle dalga geçicem" dedi. Mustafa hemen cevap verdi. "Sakın! Başına bela alırsın!!" dedi.

Ercan hiç takmadı ve başladı bağırmaya. Az bir zaman geçti bir anda Ercan
yere yığıldı. Hepimiz şok geçirdik! Kimse çocuğa bir şey de yapamıyor. Arkasını dönüp, parmağıyla; bir kapıyı gösteriyordu bir de tavanı... Hepimiz çok korktuk. Çocuğa tokat atıyoruz yok; çocuk; yine kapı, tavan, kapı, tavan... Sonra bir anda hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı ve "Bi tuvalete gideyim" dedi. Çocuğa hiçbirimiz cevap dahi veremedik. Sanki hiçbir şey olmamış gibi öylece kalktı ve gitti...

Hepimiz konuşuyoruz; aramızdan 1-2 kişi ağlamaya başladı. Ercan odaya girdi
ve birden gülmeye başladı "Nasıl korktunuz ama" diye. Biz de o an şaka yaptı zannettik ama bir anda o da ağlamaya başladı. Hıçkıra hıçkıra; çok fena... Kalktık çocuğa su getirdik içti ve bir anda kusmaya başladı. Nasıl bir kusma ama; simsiyah, zift sanki... Daha sonra bize bakarak ve çok garip bir ses tonuyla "Kaçın!" diye bağırdı. Gökhan hemen annesini aradı. Ben, Mustafa ve Furkan; üçümüz Ercan'a vurmaya başladık. Ercan beni bi tuttu; nasıl sıktığını anlamadım; ölecektim sanki. 10 tane adam dizin önüne, yine zorlanmadan döverdi.



Her neyse; biz evden kaçtık. Gökhan evi terk edemedi. Çocuk orda kaldı Ercan'la. Ertesi sabah hep beraber toplandık. İlk önce Ercanlara uğradık. Annesi "Eve hiç gelmedi" dedi. Polisi filan aradık; çocuk kayıp. Daha sonra Gökhan'a uğradık. Çocuğun sırtı bıçakla kesilmiş sanki. O günden bu yana Ercan kayıp. Gökhan'sa kekeme oldu. Bu anlattığım olay 2006'ya aittir. Tamamen gerçek bir olaydır. İsterseniz 2006 yılının gazetelerinde, haberlerinde bulabilirsiniz.

Daha Fazla: YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler