Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Musallatlı Kızın Hikayesi

Liseye giden bir genç kızın kabuslarla başlayan ve bir cinci hoca tarafından musallata uğradığının açıklanması üzerine yaşadıkları.

Liseye giden bir genç kızın kabuslarla başlayan ve bir cinci hoca tarafından musallata uğradığının açıklanması üzerine yaşadıkları.

Üçüz Gibiydik

Aramızda hiçbir fark yok diyorduk. Boy pos, kilo, karakter, sima, saç rengi ve stili… Herkes bizleri birbirimize çok benzetiyordu. Fakat onların sevgilisi oluyordu… Aramızdaki tek fark buydu.

O zamanlar 17 yaşındaydım. Adana *** lisesinde herkes gibi bir öğrenci olduğumu fakat nedense diğerlerinden farklı olarak hiç sevgilimin olmadığını, nedendir bilmem kimsenin benimle ilgilenmediğini düşünürdüm. Elbet herkesin lise çağlarında canı ciğeri birtakım arkadaşları olmuştur. Benim de vardı; Mısra ve İlayda. Mısra ve İlayda ile üçüz gibiydik. Aramızda hiçbir fark yok diyorduk. Boy pos, kilo, karakter, sima, saç rengi ve stili… Herkes bizleri birbirimize çok benzetiyordu. Fakat onların sevgilisi oluyordu… Aramızdaki tek fark buydu. Onlar her genç kız gibi erkeklerden hoşlanıyor, aşık oluyor, birlikte oluyor ve gençliklerinin en güzel zamanlarını çok iyi değerlendiriyorlardı. Ama benim için aynı şey söz konusu değildi. 

Ben kimseden hoşlanmıyor, kimseye karşı ilgi duymuyordum. Acaba lezbiyen miyim diye düşündüm fakat kızlara karşı da bir ilgim yoktu. Kelimenin tam anlamıyla sap gibi yaşıyordum. Kendi kendime “Bu iş böyle devam etmez. En azından kendime birini bulup, onunla; onu sevmesem bile vakit öldürmem lazım.” diye düşündüm. Bu durumu kızlara anlattığımda onayladılar. Fakat bu kişi kim olmalıydı? Biraz düşündükten sonra okulumuzda başarılı fakat biraz asosyal bir tip olan Hakan’ı bulduk. Hakan’ın aman aman bir yakışıklılığı yoktu fakat kimse ona çirkin diyemezdi. En ideal kişi Hakan’dı. 

Kimsenin Haberi Yoktu

Kafeye vardığımda Hakan’ın henüz gelmemiş olduğunu gördüm. Oturdum bir masaya ve beklemeye başladım. Bir süre bekledikten sonra ekildiğimi fark ettim ve sinirle eve döndüm.

Kızlarla bir plan kurduk. Hakanı’n dikkatini ve ilgisini üzerime çekmem gerekiyordu… Bir süre sonra bunu başarmıştım da. Sonunda bir sevgilim olacaktı. Fazla uzun sürmeyen uğraşlar sonucunda Hakan bana buluşma teklif etti. Bir cumartesi günü kafede buluşacaktık. Cumartesi günü gelince hazırlanmaya başlamış, buluşma saatinin gelmesini bekliyordum. Kızlar bana “Saati saatine gitme, biraz beklet. Erkek kızı beklemek zorundadır…” gibi bazı tavsiyeler verdiler fakat ben bunlara uymayı düşünmüyordum. Evden çıkıp, kafenin yolunu tuttum. 

Kafeye vardığımda Hakan’ın henüz gelmemiş olduğunu gördüm. Oturdum bir masaya ve beklemeye başladım. Bir süre bekledikten sonra ekildiğimi fark ettim ve sinirle eve döndüm. Pazartesi günü kızlara durumu anlattım. “Sınıfına gidip ona kızmam gerektiğini…” söylediler. Ben de tam olarak öyle yapacaktım. Sınıfına gittiğimde Hakan’ın gelmediğini öğrendim. Sınıfındakiler “Hakandan haber almadık henüz” dediler. Kızlara bunu anlattığımda “Hasta filan olmuştur, gelir.” dediler. Birkaç gün bekledim fakat Hakan hala okula gelmemişti. Merak ettim ve Müdür Yardımcısına sordum. Hakan’dan bir süredir o da haber almamış…

Evinin adresini öğrendim ve okul çıkışı evine gitmeye karar verdim. Evine gittiğimde kapıyı annesi olduğunu tahmin ettiğim bir kadın açıp “Buyur kızım…” dedi. Kendimi tanıtıp, Hakan’ın bir süredir okula gelmeme sebebinin ne olduğunu sordum. Annesi bana son zamanlarda gördüğü kabuslardan dolayı psikolojisinin bozuk olduğunu ve kabuslarında beni gördüğünü anlattığını söyledi. Bu bilgi karşısında çok şaşırmış fakat kimseye anlatamamıştım.

Kabuslarım Başladı

Odamın kapısı açıktı ve kapıda bir silüet bana anlamadığım dilde bir şeyler fısıldıyordu. Kafası eğikti. Tam kafasını kaldırdığında başımda bir acı hissettim…

Üniversiteyi bitirinceye kadar kimseyle bir ilişki yaşamamaya ve hayatımı sap gibi yaşamaya karar verdim. Hakan’ın başına gelenler beni bir şekilde etkilemişti fakat neden böyle olduğuna bir anlam veremiyor, kimseye de anlatamıyordum… Lise sonun son haftalarıydı. Gece uyurken bir kabus görmüş ve çığlıklar içerisinde uyanmıştım. Babam askerde görevde olduğu için hemen annem koştu. Kabus gördüğümü fakat iyi olduğumu anlattım. Yine de yanımda yattı. Kabusta odamın kapısı açıktı ve kapıda bir silüet bana anlamadığım dilde bir şeyler fısıldıyordu. Kafası eğikti. Tam kafasını kaldırdığında başımda bir acı hissettim ve çığlık atarak uyandım. 

O gün monoton bir şekilde sona erdi. Eve döndüm, yemeğimi filan yedim. Biraz kardeşime sataştım… Derken uykum geldi ve yatmaya gittim. Ama içimde ne veya neden olduğunu belirleyemediğim bir rahatsızlık vardı. Sanki uyumak istemiyormuşum gibiydi. Gittim annemin yanına yattım ve bir süre sonra uyuyakalmışım. Gece yine aynı kabusu gördüm: Kendi odamda, kendi yatağımda yatıyordum. Kapı açık ve yine aynı silüet. Aynı kelimeler ve aynı acı… Yine çığlıklar içinde uyandım ve annem yine geldi. Sanki dejavu yaşıyordum fakat bu dejavu değildi. 

Hoca Bana Muska Hazırladı

Bana bir cin musallat olmuş ve hocanın söylediklerine bakılırsa aşık olmuştu.

Yaklaşık iki üç hafta her gece aynı kabusu gördüm ve annem en sonunda bir hocaya gitmeyi önerdi. Kabul ettim ve hocaya anlattım kabuslarımı. Hoca “Anladım kızım.” deyip bir şeyler yapmaya başladı (Yapılanları ve söylenenleri burada yazmayı uygun görmediğim için paylaşmıyorum). Bana bir muska hazırladı ve “Ne olursa olsun sakın bu muskayı çıkarmıyorsun! Duş alırken, uyurken, yemek yerken, gezerken… Ne yapıyorsan yap fakat sakın bu muskayı çıkarma. Bir hafta sonra tekrar gel.” dedi ve bizi yolladı. Bana bir cin musallat olmuş ve hocanın söylediklerine bakılırsa aşık olmuştu. Hakan’ın başına gelenleri, lise hayatim boyunca kimseye karşı bir şey hissetmememi veya kimsenin bana karşı ilgi duymamasını hocaya henüz anlatmamıştım.

Bir hafta boyunca muskayı boynumdan hiç çıkarmadım. Nedendir bilmem ama çok çıkarmak istiyordum fakat nefsime hakim olup çıkarmamayı başardım. O muskayı taktığım hafta boyunca hiç kabus görmemiştim. Fakat içimde bir huzursuzluk vardı. Hocayla randevu günümüz gelmişti. Hocanın evine gittik ama hoca sanki biraz garipti. Bize degil de arkaya bakıyor gibi hissettim. Aldırış etmedim. İçeri buyur etti bizi ve arkamızdan bir müddet daha dışarı baktı. Sonrasında içeri geçti. Neden öyle baktığını çok merak ettim fakat sormaya ihtiyaç duymadım. İçeri geldiğinde muskayı sordu; gösterdim. “Hiç çıkardın mı veya çıkarmayı istedin mi?” diye sordu. Ben de çıkarmadığımı ama çıkarmayı çok istediğimi, onu takmaya başladığımdan beri çok huzursuz olduğumu ama hiç çıkarmadığımı söyledim. 

Bana “Bugün adet günün olması lazım” dedi. Şaşırmıştım. Gerçekten de öyleydi. Biraz da kızarmıştım. “Evet hocam” dedim. Bunu nereden bildiğini gerçekten çok merak ediyordum ama hiç sormadım. Odadan çıktı ve kısa bir süre sonra, elinde bir su dolusu tas ile geri geldi. Bana uzattı ve “Adet kanın lazım” dedi. Çok utandım ve nedenini sordum. “Bu illetten kurtulmak istiyorsan lazım” dedi. Bana boş bir oda gösterdi. Adet kanımı bu tasın içine akıtmamı söyledi. Yaptım ve hocaya geri verdim. Bir şeyler yaptıktan sonra “Kızım” dedi “Sana xxx kabilesinden xxx isimli bir cin aşık olmuş” dedi. “Siz geldiğinizde o da sizinle geldi ve bana kötü kötü baktı” dedi .

Cini Çağırıp Konuşturmamız Gerek

“Hocam, bunları nereden biliyosunuz?” dedim. “Benim de cinim var” dedi. İnanmak istemedim “Nasıl yani?” diye sordum. “Görmek ister misin? diye sordu fakat korktuğum için “Hayır” dedim. “Zamanı geldiğinde zaten göreceksin” dedi.

“Yapmamız gereken şey onunla seni konuşturmak ve esas amacını öğrenmek” dedi. “Hocam” dedim “Size anlatmam gereken birkaç şey daha var” dedim. “Hayatın boyunca kimseye karşı ilgi duyamaman, kimsenin sana karşı ilgi duymaması ve sana karşı tek bir şey hisseden çocuğun gördüğü kabuslar sebebiyle psikolojisinin bozulması mı?” dedi. Yine çok şaşırmıştım. “Hocam, bunları nereden biliyosunuz?” dedim. “Benim de cinim var” dedi. İnanmak istemedim “Nasıl yani?” diye sordum. “Görmek ister misin? diye sordu fakat korktuğum için “Hayır” dedim. “Zamanı geldiğinde zaten göreceksin” dedi.

Hocaya “Hocam peki bu xxx ile konuşmak için ne yapmam gerek ve ne konuşmam gerek? diye sordum. O da bana yapacaklarımı söyledi ve söylemem gereken şeyleri bir kağıda yazdı. Bir çeşit ayin yapacaktım fakat çok korkuyordum. Ayini yaptım ve sonunda cini çağırdım. Rüyalarımda gördüğüm silüet şu an karşımdaydı ve deliler gibi korkuyordum. Fakat hocanın dediklerine göre muska takılı olduğu sürece bana bir şey yapamazdı. Ona “Ey cin! Neden benim peşimdesin?” diye sordum ve bana “Al’algham” deyip bağırdı. Yine başımda felaket bir acı hissettim. Gözlerim kapandı. Tekrar açtığımda cin gitmişti ve ayin bozulmuştu. “Sabah ilk iş olarak hocaya gitmemiz gerektiğini, cin ile konuştuğumu ve bana bir şey söyleyerek bağırdığını söyleyelim” dedim anneme. O da “Olur kızım. Kahvaltıdan sonra gideriz.” dedi.

Benimsin

Hocadan cinin söylediği kelimenin anlamını öğrenince ağlamaya başlamıştım. Artık kendimi tutmanın bir anlamı yoktu çünkü cin peşimi bırakmayacaktı.

Annem hiç korkmuyor gibiydi fakat korktuğundan adım gibi emindim. Kahvaltımızı ettik ve hocanın yanına gittik. Hocaya dün ayini yaptığımı, cin ile görüştüğümü ve bana söylediği şeyi anlattım. Alamını sordum ve anlamının ‘benimsin’ demek olduğunu söyledi.

Hocadan cinin söylediği kelimenin anlamını öğrenince ağlamaya başlamıştım. Artık kendimi tutmanın bir anlamı yoktu çünkü cin peşimi bırakmayacaktı. Ümidimi kesmeye başlamıştım ki odaya birisi girdi. Saçları benim saçlarımdan uzundu ve öne doğruydu. Yüzünü tam göremiyordum fakat onun, hocanın bahsettiği cini olduğunu herkes anlardı. Biraz ürpermiştim fakat ağlamayı bırakmıştım. Nedendir bilmem bana güven sağlamıştı cin. Hoca bana dönüp “Cinim ile tanış kızım” dedi. Zaten ona bakmaktan gözümü alamıyordum çünkü çok garipti. Daha önce hiç cin görmemiştim veya görmediğimi zannediyordum. 

Hoca bana dönerek “Bu benim cinim. Ondan korkmana gerek yok çünkü o iyi. Tek amacı beni ve bu evi kötü cinlerden korumak. Geçen geldiğinizde arkanızdan sana aşık olan cin kötü olduğu için cinim onu eve almadı. O yüzden o dışarda kaldı” dedi. Sevinmiştim. “Burada bir müddet kalacaksın ve cinini kızdırmaya çalışacağız.” dedi. İçimden bir ses cinimi kızdırmanın hiç de iyi bir fikir olmadığını söylüyordu fakat hoca söylediği için itiraz etmedim. Yine bir tas dolusu su ve birkaç malzeme daha getirip birtakım şeyler yaptı ve elindeki tasla evi gezdi. Geri geldiğinde “Bu ev sınırları içerisinde olduğun sürece kabus göremezsin fakat evin camlarından bakarsan onun suretini görebilirsin.” dedi.

Dışarıdaki Siluet

Dışarıdaki cin gitmişti fakat hoca kan ter içinde kalmıştı. Bana uykumu tamamlamamı söyledi ve odama yolladı. Kendisi ise bir şeyler okumaya başladı…

Camlardan korkmaya başlamıştım. Uyumam gerekiyordu çünkü saat epey ilerlemişti. Hocanın cini evin içerisinde geziniyordu ve bu, nedenini anlayamadığım bir sebepten bana güven veriyordu. Yatağa yattıktan biraz sonra uyuya kalmışım. Gece 2 – 3 gibi bazı seslere uyandım.

Mutfağa gidip su içicektim ki camdan dışarı baktığımda bir silüetin bana doğru bakıp anlamını anlamadığım bir takım sözcükler fısıldadı. Arkamda bir şey olduğunu fark edip arkamı döndüğümde hocanın cininin orada olup cama doğru Arapça bir şeyler söyledi ve bu gitgide hızlandı. Cama dönüp baktığımda silüetin acıyla bağırdığını ve kıvrandığını gördüm. 

Sonra hoca yanımıza geldi ve bir cümle söyleyip cama doğru üfledi. Dışarıdaki cin gitmişti fakat hoca kan ter içinde kalmıştı. Bana uykumu tamamlamamı söyledi ve odama yolladı. Kendisi ise bir şeyler okumaya başladı… Hocanın evdinde 1 hafta 10 gün kadar kaldım. Her gün birkaç ayin yapıp bana musallat olan cini eve çağırıp kovduk. Tahminimce kızdırma yöntemimiz buydu fakat neden kızdırmamız gerektiğini ve o kızınca ne olacağını hala daha anlayamamıştım. Elimden sadece hocaya güvenmek ve onun dediklerini yapmak geliyordu. 

Ya Cin Kabuslarıma Yine Girerse

Çıkmadan önce hoca elime yeni bir muska tutuşturdu. “Az kalsın unutuyordum: Bu muska seni her türlü cinniden uzak tutacaktır.” dedi.

Bu süre boyunca lise bitmiş üniversite sınavı günü geçmişti. Haliyle sınava girememiş ve üniversiteyi kazanamamıştım. Ama bunlar ne benim ne annemin ne de babamın umurundaydı. Sadece bu illetten kurtulmak istiyorduk. Babam eve döneli üç gün olmuş fakat henüz onu görememiştim. Hocaya durumu anlattım. Bana “Zaten bugün annenle konuştum. Seni almaya geliyolar.” dedi. Sevinmek istemiştim ama tam aksine korkuyordum. Ya cin yine kabuslarıma girerse? Ya daha kötüsünü yapıp gerçekten yanıma gelirse? Ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu ama eve de gitmek istiyordum.

Çıkmadan önce hoca elime yeni bir muska tutuşturdu. “Az kalsın unutuyordum: Bu muska seni her türlü cinniden uzak tutacaktır.” dedi. Aldığım yeni muskayı da boynuma takıp, arabaya bindim. O gün beklediğimin aksine gayet monoton bir şekilde geçti. Babamla vakit geçirdim, sohbet, muhabbet filan derken saat epey ilerlemişti. Uykum geldiği için yattım. Gece kabus görmeme dileğiyle… Dileğim kabul olmamıştı. Yine aynı kabus fakat bu sefer cinin yüzü belli oluyordu. Uzun ve yağlı saçları, kirli ve karanlık yüzü ve simsiyah gözleri vardı. Bana yine ayni kelimeyi söylüyordu “Al’algham”. Yine başımda bir ağrı ve yine çığlıklarla bir uyanış… 

Yine Cin Çağırma Ayini Yapacaktım

Annem hocayı arayıp, durumu anlattı ve hoca da yüzleşmemin tehlikeli fakat etkili olabileceğini söyledi. 

Bu sefer babam gelmişti yanıma. Bana bir hikaye anlatmak istediğini söyledi ben de kabul ettim. Operasyondayken emrindeki bir askerin her gece çığlıklarla uyandığını ve gece nöbetlerinde donup kaldığıyla alakalı bir hikayeydi. Aslında bu hikaye değil gerçek bir olaydı. Olayın sonucunda asker cesaretini toplayıp ona musallat olan cinle yüzleşip onu yeniyordu. Bu hikayeden çıkarmam gereken sonuç; güçlü olup, bana musallat olan cin ile yüzleşmemdi. Annem hocayı arayıp, durumu anlattı ve hoca da yüzleşmemin tehlikeli fakat etkili olabileceğini söyledi. 

Yine aynı ayini yapacaktım fakat bu sefer ek olarak yanıma Kuran’dan belirli birkaç ayet yazılı kağıt almıştım. Türkçe okunuşlarını da yazdığım kağıdı ve ayini yapmak için gerekli malzemeleri hazırlayıp geceyi bekledim. Gece vakti oldu ve ayini yapmam gereken saat geldi. Malzemeler hazırdı zaten. Hemen gerekli şeyleri yapıp, cini çağırdım. Geldiğinde bana, ben daha konuşmadan “Al’algham” dedi ve ben ona “Hayır!” deyip, hocanın yazdırdığı şeyleri söylemeye başladım. Ben okudukça bana bağırıyor ve sanki okumamamı söylüyor gibiydi. Okumaya devam ettim ve git gide hızlı okumaya başladım. 

Ben hızlandıkça bana yaklaştı ve sonra bir anda kayboldu. Bayılmışım. Sabah uyandığımda muskalarım yoktu. Anneme sordum “Muskalarım nerede?” diye. O da “Hoca aradı ve ayin yapıldıysa muskaları çıkartın dedi. Ben de yaptığını düşündüğüm için çıkardım” dedi. Anneme “Hocayla yüz yüze konuşmak istiyorum.” dedim. O da babama söyleyip Kahvaltıdan sonra işin yoksa beraber gidelim.” demiş. Güzelce bir kahvaltı edip, hocaya gitmek için arabaya bindik. Fakat diğer zamanlardan farklı olarak bir huzursuzluk hissetmiyordum. Sevindim ve galiba artık cin peşimde değil dedim. 

Ben Ne Yapmıştım

Ayin sırasında benden okumamı istediği şeyler, cinler için bir çeşit tasma gibi bir şeymiş. Cümleleri mealleriyle tekrar söylediğinde fark ettim cinin ve hocanın cininin isimleri geçiyordu.

Ama ben ne yapmıştım? Ayin sırasında söylemem istenen o cümlelerin anlamları neydi? Bunları bana sadece hoca açıklayabilirdi. Hocanın evine gittik, kapıyı çaldık. Hoca bizi içeri buyur etti ve yine arkamızdan baktı. Tedirgin oldum. Gitmemiş miydi yani? Ama gitmediyse neden huzursuz değildim? Beni yanına çağırdı ve dışarı bakmamı söyledi. “Ne görüyorsun?” dedi. “Görmem gereken şeyleri görüyorum. Anormal bir şey yok.” dedim. “Evet” dedi. “Anormal hiçbir şey yok. Cin yok ve benim cinim de yok.” dedi. Eveti onun cini de yoktu.

Nedenini sordum. İçeri geçmemi söyledi. Kendisi mutfağa geçip, bize birer bardak su getirdi. Hepimiz meraklıydık. Neden benden o cümleleri söylememi istemişti, neden cinim ve cini yoktu,  onlara ne olmuştu?.. Meraktan kendimi yiyordum. Hoca “Merakınızı gidermenin vakti geldi.” deyip, anlatmaya başladı. Ayin sırasında benden okumamı istediği şeyler, cinler için bir çeşit tasma gibi bir şeymiş. Cümleleri mealleriyle tekrar söylediğinde fark ettim cinin ve hocanın cininin isimleri geçiyordu. Hocaya anlamını sordum ve oda bana cinimin bir erkek ve onunkinin bir dişi cinni olduklarını ve artık (beşik kertmesi diye saçma bir inanış var ya onun gibi düşünün, sadece beşik yerine bir takım sözcükler sizi bağlıyor) birbirlerine bağlı olduklarını ve bu inanışın cinlerin kabileleri arasında değiştiğini söyledi.

Ben başta pek bir şey anlamamıştım ama aldırış etmedim. Hocaya “Hocam peki şimdi cin bana tekrar gelemiyecek mi?” dedim. “Gelecek fakat sen anlamayacaksın.” dedi. “Hocam son olarak artık normal insanlar gibi aşık olabilecek miyim veya insanlar benden hoşlanabilecek mi?” diye sordum. “Bu sorunun cevabını bize zaman gösterecek kızım.” dedi ve ekledi “Sana şimdi bir muska yazacağım. Bunu yine hiçbir zaman çıkarmayacaksın. Bu seni olabilecek her türlü cinni şerrinden koruyacaktır.” dedi ve yazmaya başladı. 

Şimdi Evliyim Çocuklarım Var

Hocanın evinde kaldığım hafta, camdan bakarken cin ona doğru Arapça bir şekilde bağırdığında ben o gece ayinde kullandığım sözleri söylemiş ve kendisini cinniye ruhen bağlamıştım.

Bir süre sonra yazmayı bitirdi ve deri bir kılıfın içine koyup, bana verdi. Boynuma taktım ve eve doğru yolu çıktık. Meraktan kendimi yiyordum. Acaba gece uyurken yine kabus görecek miydim? Bunu düşünürken koltukta uyuyakalmışım. Annemin yemeğe çağırmasıyla uyandım. Yemeği yedikten sonra biraz kardeşime sataştım (hep döverdi beni ) ve uyumaya çekildim. Cinin gelip gelmeyeceğini düşünerek uykuya daldım. Belki de aylar sonra ilk defa deliksiz bir uyku çekmiştim. Kabus görmemiş, tam aksine güzel bir rüya görmüştüm…

Cinden o gün yaptığım ayin ile kurtulmuştum fakat hocanın cininin bu işte çok büyük bir katkısı vardı. Hocanın evinde kaldığım hafta, camdan bakarken cin ona doğru Arapça bir şekilde bağırdığında ben o gece ayinde kullandığım sözleri söylemiş ve kendisini cinniye ruhen bağlamıştım. Ama iş bitmemiş cin ile cinninin fiilen de bağlanması gerekiyordu. Ben ayin yaparken cin de cinnia ile gelmiş. Fakat onu o sıra fark etmemiştim. Benim söylediği sözler cin ile cinniyi fiilen de bağlamıştı ve ikisinin de artık normal insanlarla bağlantı kurması yasaklanmıştı…

Sonunda normal insanlar gibi aşık oldum evlendim ve iki çocuk dünyaya getirdim. Ama o muskayı hiçbir zaman çıkarmadım ve çıkarmayacağım da. Allah’a şükürler olsun çocuklarım sapasağlam. Kocamın işleri tıkır tıkır işliyor ve ben de sağlıklıyım. Hikayenin başındaki Hakan ise yıllar sonra tekrar benim karşıma; ben İstanbul’a kocamın yanına taşındığım zaman çıkmıştı. Ayak üstü sohbet ettik. Hakan kabuslardan hiç bahsetmedi fakat çok iyi görünüyordu…

Advertisement
Click to comment

Soru Sor - Fikrini Yaz

Advertisement
Advertisement

Tavsiye Yazılar