Connect with us
Yaşanmış Gerçek Korku Paranormal Hikayeler - Kontrol Kulesi Yaşanmış Gerçek Korku Paranormal Hikayeler - Kontrol Kulesi

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Kontrol Kulesinde Korku

Amcamın başından geçen ürkütücü ve inanılmaz olayı kendi ağzından dinleyip birebir buraya aktarmak istiyorum. Önce kısaca amcamdan bahsedeyim: Adam eski “JÖH”lerden

Published

on

Amcamın başından geçen ürkütücü ve inanılmaz olayı kendi ağzından dinleyip birebir buraya aktarmak istiyorum. Önce kısaca amcamdan bahsedeyim: Adam eski "JÖH"lerden ve bu hikayeyi fazla kişiye anlatmamış. Amcam hikayeyi bana anlatırken yengem "Yine mi bu hikaye?!" diye çıkıştı "Çocuğun psikolojisini bozma!" dedi hatta. Bense iyice meraklandım.



Kontrol Kulesinde İşe Başlayışım

"... Uçaklara ve kontrol kulesine olan ilgim o gün başladı. O gün karar verdim; kontrol kulesinde çalışacaktım. O zaman daha 27 yaşındaydım..."

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Amcam hikayeyi anlatmaya başladı: İstanbul Üniversitesi'nden yeni mezun olmuştum. Sene l974. Ne
yapacağımı bilmiyordum. O zamanlar farklıydı; kolay iş bulunuyordu hatta şirketler onlarla çalışmamız için yalvarıyordu resmen.

Ama ben oldum olası masa başı işini sevmedim. Çok sıkıcı geliyordu. O yüzden istediğim gibi bir fırsatın gelmesini bekledim. Bir gün yengeni ziyaret etmek için Adana'ya gittim. Uçaklara ve kontrol kulesine olan ilgim o gün başladı.

O gün karar verdim; kontrol kulesinde çalışacaktım. O zaman daha 27 yaşındaydım. Gerekli olan tüm test ve sınavları başarıyla geçtim. İlerleyen zamanlarda ise yeterince deneyim sahibi olduğum için başımda denetleyen biri olmadan işimi devam ettirdim.

Tayinim Erzurum'a Çıktı

"... Tek bir iniş pisti vardı ve etrafı da mısır tarlalarıyla doluydu...."

Bu tür işlerin olumsuz yanı nerede çalışacağını seçemiyor olman. Tabii ki hepimiz Atatürk Havalimanı'nda çalışmak istiyorduk ama orası için fazla amatör sayılıyorduk. O yüzden ufak bir yer olan Erzurum'a doğru yol aldım. Tek bir iniş pisti vardı ve etrafı da mısır tarlalarıyla doluydu.

Yaşanmış Paranormal Hikaye: Kontrol Kulesinde Korku

Ancak hem parası iyi olduğu hem de bu işi kendim isteyerek seçtiğim için aldırış etmedim. Bu tür ufak yerlerde genelde 08:00 - 17:00 arası çalışılır ama bulunduğumuz yerin coğrafi konumu nedeniyle uçaklar üstümüzden çok sık geçiyordu ve acil inişler olabiliyordu. Bazen bu yüzden sabah saat 04:00'e kadar çalıştığımız dahi oluyordu.



Çalışmak derken; kontrol kulesinde oturmaktan bahsediyorum. Sadece bir tane güvenlik görevlisi vardı. O da genelde terminalde uyuyordu zaten. Aslında o kadar da kötü sayılmazdı. Kitaplarımı, bulmacalarımı filan getiriyor, takılıyordum. Bazen yengeni arıyor, saatlerce telefonda konuşuyorduk.

O Gün Dün Gibi Aklımda

"... Saat gece 01 gibi bize çok yakın bir mesafede, ufak bir Cessna uçağından radyo mesajı almaya başladım..."

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Genelde kontrol kulesi işi çok stresli olarak bilinir ama ben %99 sıkılıyordum. Yüzde birlik o küçük kısımda genelde ufak çaplı Cessna uçakları indirmekle geçiyordu. Yaklaşık üç ay böyle geçti.

23 Şubat 1979 günü dün gibi aklımda. Soğuk bir kış gecesi ama kar yok. Yine sabaha kadar çalışacaktım ama bu sefer uçuş listesinde inecek olan uçak yoktu. Saat gece 01 gibi bize çok yakın bir mesafede, ufak bir Cessna uçağından radyo mesajı almaya başladım. Kar fırtınası tehlikesi nedeniyle Erzurum'a iniş yapmak zorundaydı.

Hemen dürbünümü çıkardım ve uçağı yönlendirmeye başladım. Hava çok rüzgarlıydı ama buna rağmen sağlam bir iniş yaptı pilot. Ben halen dürbünümden uçağı takip ediyordum ve işte onu ilk o zaman gördüm. Pistte sanki normal bir yoldaymış gibi yürüyordu. Kadın mı erkek mi pek belli değildi ama kadını daha çok andırıyordu.

Garip Bir Şeyler Vardı

"... Pilot, 10 - l5 saniye kadar öylece durup dinledi ve sonrasında birden bire ürkmüş bir şekilde kafasını geriye çekti, döndü ve uçağa doğru koşmaya başladı...."

Bu durumda fazla garip olan şeyler vardı. Birincisi; kadın, yazın giyilen türden bir elbise giyiniyordu. Gecelik gibi bir şey ve yalınayak yürüyordu. O elbiseyi; bırak kışı yazın giyinsen üşürsün yani sana öyle diyim. Hadi onu geçtim de
bu kişi niye iniş pistinde yürüyordu ki? Hadi onu da geçtim buraya nasıl gelmişti?



Pilota seslendim hemen “82 nolu uçak! Ben kontrol kulesinden Sinan. Pistte sana doğru yürüyen bir bayan görüyor musun?” “Bakıyorum” diye cevap geldi. Halen dürbünden dışarı bakıyorum bu esnada. Baktım; pilot kapısını açtı ve dışarı çıktı. Kadına doğru yürümeye başladı. Yalan olmasın; o esnada çok eğleniyordum. Erzurum'da fazla bir olay olmadığı için bu olanlar keyif veriyordu.

Kadının hikayesini dinlemek için sabırsızlanıyordum. Tahminen; kadın bu yakınlarda trafik kazası geçirmiştir ve yardım bulabilmek için buralara kadar gelmiştir diye geçiriyordum aklımdan.

Pilot, kadına doğru yürümeye başladı ve kadına bir şeyler söylediğini; ağız hareketlerinden anlayabiliyordum dürbünden bakarken. Kadın, pilotun kulağına eğilip bir şeyler fısıldadı. Pilot, 10 - l5 saniye kadar öylece durup dinledi ve sonrasında birden bire ürkmüş bir şekilde kafasını geriye çekti, döndü ve uçağa doğru koşmaya başladı.

Kaç!!!

"... Ama ne yazık ki hiçbir cevap gelmedi. Uçak çoktan uçup gitmişti bile. Sandalyeme çöktüm ve olan bitene anlam vermeye çalıştım..."

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Pervanelerin dönmeye başladığını fark ettiğimde hemen telsizime sarıldım “82 nolu uçak! Ne yapıyorsun?!" Cevap gelmedi. “82 nolu uçak! Tekrar ediyorum, ne yapıyorsun?! Neler oluyor?” Hiçbir cevap gelmedi yine ve uçak hızlanmaya başladı. “82 nolu uçak, kalkış iznin bulunmamaktadır! Tekrar ediyorum, kalkış iznin bulunmamaktadır!”

Ama cevap gelmedi. Cessna, hızlanmaya devam edip havalandı. Hiçbir şey gelmedi elimden. Tek yapabileceğim şey hava sahasında başka uçakların olup olmadığını kontrol etmekti. Son bir kez temasa geçmeyi denemeye karar verdim.

“82 nolu uçak! Kontrol kulesinden sesleniyorum. Neler oluyor?” Telsiz hışırtılar çıkarmaya başladı “Ça… aç... ç...". Duyduğum tek şey buydu. “82 nolu uçak; lütfen tekrar et! Kesintili geliyor sesin!” diye seslendim. "Ne gece be!" diyerek off filan çekmeye başladım.

Telsiz birden tekrardan sinyal almaya başladı "Aç... aç... kaç... kaç... kaç..." “82 nolu uçak, kaç mı dedin? Lütfen tekrarlar mısın?" Ama ne yazık ki hiçbir cevap gelmedi. Uçak çoktan uçup gitmişti bile. Sandalyeme çöktüm ve olan bitene anlam vermeye çalıştım.

Gözlerini Bana Dikmiş Bakıyordu

"... Yemin ederim tüylerim diken diken oldu o an. Sanki üzerimde binlerce karınca geziniyor gibi bir his kapladı beni..."

"Neden kaçayım? Ne oluyor?" derken aklıma o kadın geldi. Hemen dürbünüme sarıldım. Gözlerini bana dikmiş bakıyordu. Rahat bir 200 metre mesafe vardı aramızda. Gecenin bir köründe bir şekil gözlerini bana dikmiş bakıyordu.



Gözleri o kadar açıktı ki nasıl anlatsam bilemedim şimdi... Biri bir şeye çok şaşırır ve gözlerini iyice açar ya hani... İşte öyle bir şeydi. Tam ben bunun ne anlama geldiğini sorgularken birden bire benim bulunduğum kuleye, bana doğru koşmaya başladı. Bu sırada dahi halen bana bakıyordu.

Yemin ederim tüylerim diken diken oldu o an. Sanki üzerimde binlerce karınca geziniyor gibi bir his kapladı beni. Ben öyle pek kolayca korkan biri değilimdir. Altı yılımı jöh olarak Diyarbakır'da geçirdim ama bu durum
farklıydı. Bana "Kaç!" diyen pilotu mu dersin üzerime doğru depar atan kadını mı dersin... Çok garip bir durumdu yani.

Karartı

"... "Anahtar deliğinden bakmaya çalıştım ama tek görebildiğim hızlıca sağdan sola koşan gölge tarzı bir karartıydı ve garip sesler çıkarıyordu. .."

Yaşanmış Korku Hikayeleri - "Musa ordamısın? Musa?" diye telsizden seslendim. Musa bizim güvenlikçiydi. Cevap vermedi. Tam o esnada tekrar dışarı baktığımda son anda kadının kulenin alt girişinden girdiğini gördüm. Alt kapının açıldığını duydum. Ne yapacağımı bilemedim o an. Bu akıl alır bir durum değildi...

Bir terörist filan olsa en azından ne yapmam gerektiğini bilirdim ama bu... O an düşünmeden hemen tuvalete koşup
kapıyı kilitledim. Kilitler kilitlemez kontrol odasının kapısı açıldı; bunu duyabiliyordum. Hani filmlerde olur ya katil eve girer ve kapının altında gölgesi görülür... İşte bu da böyle oldu...

Kapı açılır açılmaz kaos başladı. Anahtar deliğinden bakmaya çalıştım ama tek görebildiğim hızlıca sağdan sola koşan gölge tarzı bir karartıydı ve garip sesler çıkarıyordu. O an öyle bir şoka girdim ki sırf meraktan kapıyı açıp bakmak istedim. Bu olanlara sebep olan ne diye merak ediyordum...



Gecenin Ardından

"... Zülfü'ydü bu; sabah nöbetini devralan kişi. Kapıyı açtım ve gördüğüm manzara o kadar absürt idi ki halen beynime kazınmış durumda. "

Sonrasında çok gürültülü bir sesle içinde bulunduğum tuvaletin kapısına çarptı. O kadar gürültülü çarptı ki nerdeyse yere düşüyordum. Sonrasında sessizlik... Bütün gece, ertesi sabaha kadar o tuvalette kaldım. Ertesi gün saat 7:45'te tanıdık bir ses "Ne olmuş burda?" diye seslendi.

Zülfü'ydü bu; sabah nöbetini devralan kişi. Kapıyı açtım ve gördüğüm manzara o kadar absürt idi ki halen beynime kazınmış durumda. Tüm detaylar aklımda. Kontrol odası yerlebir, radyolar sökük, telsizler yerde, her yerde kağıt ve dosyalar, radar monitörleri paramparça...

Polis geldi ve beni sorguya aldılar. Tüm yaşananları anlattım. Kontrol odasının tamiri tam 11 gün sürdü. O geceki güvenlikçiyi işten attılar. Hatta güvenlik kamerası takmayı bile düşündüler bir ara. Tabi size şu an çok normal geliyor güvenlik kameraları ama o dönemlerde öyle değildi. Çok pahalı ve zahmetli bir şeydi.

Polisler ne yapacaklarını bilemediler. Sadece "Şüpheli bir durum olursa bizimle irtibat kurun." deyip gittiler. ll gün izin aldım kulede tamirat yapılırken. Olanları sindirmem gerekti. Sanırım bu kadın psikolojik sorunları olan biriydi. Herhalde hastaneden filan kaçtı diye düşündüm.

Yine Gece Mesaisi

"... Erzurum'da büyük bir kar fırtınası olacağı haberleri dolanıyordu etrafta. Neredeyse bütün uçuşlar iptal olmuştu, ama halen havada olan uçaklar vardı ve benim çalışmam gerekiyordu."

Yaşanmış Korku Hikayeleri - 6 Mart l979 günü tekrar işe başladım. Geceleri çalışmak artık beni korkutuyordu ama ne olduysa olup bitti düşüncesiyle rahatlamıştım. Yaklaşık bir ay sonra çok rahattım. Endişelerim kalmamıştı. Tam istediğim gibi.



Erzurum'da büyük bir kar fırtınası olacağı haberleri dolanıyordu etrafta. Neredeyse bütün uçuşlar iptal olmuştu, ama halen havada olan uçaklar vardı ve benim çalışmam gerekiyordu. Bu durumdan nefret ediyordum çünkü böyle bir fırtınada hiçbir yere kıpırdayamıyorsun.

Yine O Kadın

"... Piste baktım temiz mi diye ve birdenbire tam onu unutmuşken yine o kadın belirdi. Pistte yavaşça yürüyordu."

İsterdim ki başıma gelecek en kötü şey bu olsun. Gece saat 23 sularında deli gibi kar yağmaya başlamıştı. O arada ufak bir özel uçaktan radyo mesajı geldi. Bize yaklaşık 60 km. uzaklıktaydı. Kar fırtınası artmış acil iniş için izin istiyordu. Bu tür özel jetler bizim pist için çok büyüktü ama durumun aciliyetinden dolayı bu kuralları deldik tabii ki.

"656 nolu uçak! İniş için izin veriyorum ama temasta kalın. Pist kısa ve güvenli iniş istiyorum." dedim "İndirelim şu uçağı o zaman" diye cevap geldi. O esnada aşırı kar yağışı vardı. Neyseki pisti temizleyen elemanlar eve gitmeden
önce pisti tuzlamışlardı da pist kar tutmuyordu.

Piste baktım temiz mi diye ve birdenbire tam onu unutmuşken yine o kadın belirdi. Pistte yavaşça yürüyordu. Kuleye yaklaşık 100 metre ilerdeydi. Yalınayak, buz tutmuş asfaltta yavaşça ilerliyordu. Bu durumdaki en kötü şey yine gözlerini bana dikmiş olmasıydı. Deli gibi gözleriyle öylece beni izliyordu.



Tam bu esnada bu kadında olan en ürkütücü şeyin ne olduğunu fark ettim: Gözlerini kırpmıyordu. Tam iki dakika boyunca iyice baktım; rüzgar, kar, fırtına yüzüne vuruyordu ama o gözlerini asla kırpmıyordu. Sanki bir salise bile gözlerini benden ayırmak istemiyordu.

Tam Arkamdaydı

"... O an büyük bir gürültü koptu. İnanmak istemedim
ama kilitlediğim kapı açılmıştı! "Nasıl açtı?" filan derken tüylerim yine diken diken oldu."

Yaşanmış Korku Hikayeleri - "656 nolu uçak, yüksel! Tekrar ediyorum, bir sonraki komünikasyona kadar yükselmeye gayret et" diye pilota seslendim. "Trafik kontrol, 656 ben, negatif, bu rüzgarla yükselmemin imkanı yok. İnmemiz lazım! Onaylıyor musun? Altı dakikamız kaldı" İnsanların hayatını riske atamazdım ve indirmem lazımdı farkındaydım. Pistteki her ne boksa ona rağmen inmesi gerekti bu uçağın.

"656 iniş yapabilirsin" dedim. Telsizi kapatıp camdan bakmaya başladım. 20 metre uzaklıktaydı bu sefer ve kuleye yaklaşıyordu. Normalde kontrol kulesinden ne olursa olsun ayrılmamam gerekiyordu ama o an düşünmeden aşağı indim ve kapıyı kilitledim. Yakında olduğunu biliyordum, odaya döndüğümde telsizi duydum "Kule, inişe hazırlanıyoruz, yönlendirme ricadır."

Hemen cevap verdim "3 derece sağa kayın lütfen" Anlaşıldı. Işıklar görünüyor, görüşmek üzere." Camdan baktığımda uçağı görebiliyordum. Kadını göremiyordum ama derin bir nefes çektim. Bu konuyu uçak indikten sonra halledecektim.

O an büyük bir gürültü koptu. İnanmak istemedim
ama kilitlediğim kapı açılmıştı! "Nasıl açtı?" filan derken tüylerim yine diken diken oldu. Sanki vücudum bir şeyleri hissediyor ama ruhum hissetmiyor gibiydi. İlk düşüncem yine kendimi tuvalete kitlemek oldu ama yapamadım. Telsizi bırakamadım.



Metal merdivenlerde ayak sesleri gittikçe yükseliyordu ama bu sefer koşmuyordu diye rahattım. Hafiften (bunu gülerek söylüyor) ama ses çok agresifti sanki bilerek sert basıyordu adımlarını.

"656, trafik kontrol, inişe geçebilirsiniz" ve işte tam o anda kapım açıldı. İşte o an ne kadar korktuğumu hissettim. Şimdi nerdeyse 70 yaşındayım ve ne kadar korktuğumu söylemekten çekinmiyorum. O kadar çok korkmuştum ki arkamı dönemedim; inanabiliyor musun?

Arkamı dönüp yüz yüze gelmeyi götüm yemedi. Bu alışıldık bir durum değildi. Ben çok rasyonel biriyimdir. Askerken yaşadığım olaylardan tut; kamyonun ezdiği güne kadar hep sakin kalmışımdır (Kamyon kazası geçirdi; altında kaldı ondan bahsediyor) ama o an sadece telsize bakabiliyordum. Kafamı bile çeviremiyordum.

Ama benim yerimde kim olsa aynı reaksiyonu verirdi. Vücudun normal işlevini yitiriyor... Panik halinde "Trafik kontrol! Son 30 saniye, hazır olun" diye seslendi pilot. Yavaşça, konuş butonuna bastım. Dişlerim birbirine vuruyordu "Tamam… inin" diye fısıldadım.

O an ensemde soğuk bir nefes hissettim. Arkamdaydı. Yavaşça enseme doğru nefes alıp veriyordu. Hani küçükken biri senin arkandan, esprisine garip yüzler yapar ve sen bunu hissedersin ya... Aynı öyle bir histi.



"Tarlaya İn!"

"... Soğuk ve agresif bir sesti ve de pek insancıl değildi ama beni en çok ürküten içimdeki korkuydu. "

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Adeta; dudaklarının kulağımdan birkaç santim uzakta olduğunu hissedebiliyordum. "Aşağı in… tarlaya in… aşağı in" diye fısıldadı kulağıma. Şimdi normalde; bir ses çıktı diye insan rahatlar değil mi? En azından paranormal hava değişir? Ama ses öylesine farklıydı ki hiç bir kılıfa sığmaz. Ben yazar değilim o yüzden anlatamam tam olarak...

Soğuk ve agresif bir sesti ve de pek insancıl değildi ama beni en çok ürküten içimdeki korkuydu. "Trafik kontrol, 656 indi, umarım sıcak bir çay demlemişsindir" dedi pilot. Arkamda duran kadın geri çekildi ve koşmaya başladı. Tam o esnada
tüm cesaretimi toplayıp arkamı döndüm. Sadece çıplak ayağını görebildim tam odadan çıkarken.

"656 hoşgeldiniz" diyerek karşılık verdim ve hemen camdan dışarı baktım ama kadın ortalıkta görünmüyordu. Halen binada diye düşündüm. Tam bu esnada yeni güvenlikçiyle temasa geçtim. Binada bir tur atıp kontrol etmesini istedim. Turunu attı ama kadından iz yoktu.

Polis geldiğinde ancak rahatlayabilmiştim. Tarladan gelen ayak izlerini buldular ama geri dönüşünü bulamadılar. O anki halimi düşünsene?!. Bu kadını gören tek kişisin... Kadın diyorum dikkat edersen! O benim görüşüm. Sen görsen belki başka bir şey dersin.

Kimseye Anlatmadım

"... O dönem tam 43 kişi işinden istifa etmiş belirli aralıklarla."

Polis içki içtiğimi düşünse şaşırmazdım. O yüzden bu olayı kendime sakladım. İspat edene dek bu böyle kalacaktı. Bu havalimanında bir lanet vardı ya da herneyse işte ama bunu bir ben biliyordum.



Herneyse; sonuç itibariyle bu olayla birlikte yaşamayı
kabullendim ve hayatımı bütün bunlar hiç olmamış gibi devam ettirmek istedim. Gençlik yılları işte... Zaten o lanet bir daha bana görünmedi. Emekli oldum çok şükür ve şimdi biliyorsun işte yanınızdayım ama arkadaşların araştırsın bakim; o dönem tam 43 kişi işinden istifa etmiş belirli aralıklarla. Hepsine selam söyle tekrardan...

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Evimize Giren Cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi…

Published

on

By

YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ - evimize giren cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi...

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Babamızın evimizden uzak olduğu yıllarda sürekli bir tedirginlik ve huzursuzluk yaşıyorduk, üç kardeşiz ve köy evimizde ben annemin yanında yatarken abilerim yan odada uyuyordu. O zamanlar 13 yaşındaydım. Yani hayatımda bir şeyleri yeni yeni anlamlandırmaya başladığım yaşlardaydım. Duvarlarımız beyaz kireçli ve geceleri korkmayalım diye bir gaz lambası kısık ateşte sürekli yanardı. Uyuyamadığımda yanan ateşin tavana yansımasına izler dururdum.



Ancak duvarlar beyaz olduğundan az ışıkta olsa odada her şey seçilebiliyordu. O gün de aynı şekilde yatağa gireli birkaç saat olmasına rağmen ben uyuyamamıştım. Tavana bakıyordum. O sırada odamızın kapısı açıldı ve içeri kafasında kasket olan bir adam girdi. Babam evde olmadığı için dayım köyümüze gelerek, sık sık bizde kalırdı. Yine geç vakitte o geldi diye düşündüm fakat adamın arkasından odaya bir de kadın girdi.

Adam önde, kadın arkada gaz lambasının asılı olduğu duvara doğru yürüdüler. Kadın, beyaz bir elbise giymişti. Simsiyah saçları beline kadar uzanıyordu. Hiç konuşmadılar ve lambanın yanında öylece durdular. Her ikisi de bir süre lambanın fanusunun içine baktılar. O anda yüzlerini çok net görebilmiştim. Bu kişileri tanımıyordum. Ama adamın dayım olmadığını anladığında çok korkmuştum. Korku ve heyecandan dilim tutulmuştu.

Ardından adam gaz lambasının ışığını biraz açtı. Her şeyi artık çok daha net görebiliyordum. Lambayı açtıktan sonra; yine o önde, kadın arkada yürüyerek odanın penceresinden dışarı çıktılar. İşte o anda "Anne!" diye bağırarak, ağlamaya başladım. Annem hızla elimi tuttu. "Oğlum sen de gördün mü? Korkma." dedi. Bu olaya odada bulunan annem ve ben aynı anda şahit olmuştuk. O gece korkuyla birbirimize sarılarak yattık. Sabaha kadar gözümüze uyku girmedi. Bu olayı kimseyle paylaşmadık. Sırrımız olarak uzun bir süre içimizde yaşadı.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinlerle Dalga Geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi…

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - cinlerle dalga geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi...



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bursa'da yaşıyorum. Size başımdan geçen korkunç bir olayı anlatacağım… O zamanlar 14 yaşındaydım ve heyecanı seven bir çocuktum. Daha yeni bir motorum olmuştu ve hız yapmayı sevenlerdendim. Bir gün arkadaşım Gökhan'da 8-9 arkadaş toplandık hazır evleri boşken.

Müzik filan dinliyoruz... Sessiz bir arkadaşımız vardı. O çocuktan hep korkmuşumdur nedense... Adı Mustafa'dı. Neyse, biz dans ediyoruz ama Mustafa bir kenarda oturmuş, bizi izliyor ve gülüyordu. Ben bir ara yanına gittim ve "Ne bakıyorsun olum; gel hadi sen de hep beraber dans edelim" dedim. Mustafa bana baktı ve "Daha çok eğlenicez" dedi. Ben de "Peki" dedim ve dansa devam ettim.

Yarım saat aralıksız danstan sonra herkes ölü gibi yere yığılmış yatıyordu. Çok yorulmuştuk. Mustafa bir anda "Beyler cin çağıralım mı?" diye ilginç bir teklif attı ortaya. Ee tabi biz de meraklı çocuklarız "Tamam lan!" dedik. İnternetten araştırdık nasıl cin çağırılır diye. Ciddi ciddi internette yazanları uyguladık hatta 1-2 defa tekrar ettik. Baktık hiç bir şey olmuyor... Ercan diye bir arkadaş var 16 yaşında "Şimdi ben bu cinlerle dalga geçicem" dedi. Mustafa hemen cevap verdi. "Sakın! Başına bela alırsın!!" dedi.

Ercan hiç takmadı ve başladı bağırmaya. Az bir zaman geçti bir anda Ercan
yere yığıldı. Hepimiz şok geçirdik! Kimse çocuğa bir şey de yapamıyor. Arkasını dönüp, parmağıyla; bir kapıyı gösteriyordu bir de tavanı... Hepimiz çok korktuk. Çocuğa tokat atıyoruz yok; çocuk; yine kapı, tavan, kapı, tavan... Sonra bir anda hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı ve "Bi tuvalete gideyim" dedi. Çocuğa hiçbirimiz cevap dahi veremedik. Sanki hiçbir şey olmamış gibi öylece kalktı ve gitti...

Hepimiz konuşuyoruz; aramızdan 1-2 kişi ağlamaya başladı. Ercan odaya girdi
ve birden gülmeye başladı "Nasıl korktunuz ama" diye. Biz de o an şaka yaptı zannettik ama bir anda o da ağlamaya başladı. Hıçkıra hıçkıra; çok fena... Kalktık çocuğa su getirdik içti ve bir anda kusmaya başladı. Nasıl bir kusma ama; simsiyah, zift sanki... Daha sonra bize bakarak ve çok garip bir ses tonuyla "Kaçın!" diye bağırdı. Gökhan hemen annesini aradı. Ben, Mustafa ve Furkan; üçümüz Ercan'a vurmaya başladık. Ercan beni bi tuttu; nasıl sıktığını anlamadım; ölecektim sanki. 10 tane adam dizin önüne, yine zorlanmadan döverdi.



Her neyse; biz evden kaçtık. Gökhan evi terk edemedi. Çocuk orda kaldı Ercan'la. Ertesi sabah hep beraber toplandık. İlk önce Ercanlara uğradık. Annesi "Eve hiç gelmedi" dedi. Polisi filan aradık; çocuk kayıp. Daha sonra Gökhan'a uğradık. Çocuğun sırtı bıçakla kesilmiş sanki. O günden bu yana Ercan kayıp. Gökhan'sa kekeme oldu. Bu anlattığım olay 2006'ya aittir. Tamamen gerçek bir olaydır. İsterseniz 2006 yılının gazetelerinde, haberlerinde bulabilirsiniz.

Daha Fazla: YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Öğrenci Yurdundaki Varlık

Kız öğrenci yurdunda kalan bir grup öğrencinin bir geceyarısı başlarından geçen tüyler ürpertici olayın hikayesi.

Published

on

By

Öğrenci yurdunda gördüğümüzvarlık - yaşanmış korku hikayeleri

Kız öğrenci yurdunda kalan bir grup öğrencinin bir geceyarısı başlarından geçen tüyler ürpertici olayın hikayesi. 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bunları yurtta kalırken yaşadım. Gece olmuş, yoklamalar alınmış, herkes odasına çekilmişti. Bizden de bir iki arkadaş zaten yatmıştı. Tam biz de yatacakken Meral adındaki oda arkadaşımız aniden yatağından sıçrayarak " Işığı açın!” diye bağırdı. Hepimiz şaşkına dönmüştük. Ben kalkıp ışığı açtım. Meral’in yanına koştum. Kızın adeta dili tutulmuştu. 

Eli ile karşısındaki dolabı işaret ediyordu. Ağlıyordu. Orada posterler vardı. Karanlıkta onları bir şeye benzetmiştir düşüncesiyle, belki arkadaşımızın sakinleşmesine yardımcı olur diye hepsini yırtıp attık. Ancak hiçbir şey değişmemişti. Meral hala ağlayarak eli ile orayı gösteriyordu.

Herkes iyice telaşlanmış ve içlerimize korku girmişti! Tam bu sırada Meral "İşte orada! Gözlerini bana dikmiş bakıyor! Bana bakan bir şey vardı orada! Gülüyordu bana! Halime’ye bir şey yapacaktı! Ben onu fark edip, lambayı açın dediğimde birden kayboldu! Çok korktum!” dedi.

Herkes şaşkın ve bir o kadar da korkmuş vaziyette birbirine bakıyordu. Meral ise hala ağlıyor ve durmadan terliyordu. Ne yaptıysak kar etmedi. Kız daha da kötü oluyordu. O fal taşı gibi açılmış gözleri bugün bile hala karşımda gibi oluyor olayı hatırladıkça! “Ayaklarını göremedim! Sanırım yoktu! Bu neydi şimdi! Ne gördüm ben böyle!..” gibi şeyler söylüyor ve ağlamaya devam ediyordu.

Sonra yan odadan bir kız, elinde Kuranı Kerim ile geldi. Biraz okuduktan sonra çıktı gitti. Ama bizi asıl şaşırtan ve daha da çok korkutan Meral’in dediği şu sözler oldu: “Gördüğüm varlık, Kuran okuyan kızın arkasındaydı! Onunla birlikte çıkıp gitti! Artık bizim odamızda değil!”

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yaşanmış Hayalet Hikayeleri

Daha çok ülkemizde yaşanmış cin hikayelerini yayınladığımız yaşanmış korku hikayeleri kategorimize bu sefer batılıların yaşamış oldukları hayalet hikayelerinden bir derleme ekledik.

Published

on

By

yaşanmış hayalet hikayeleri

Daha çok ülkemizde yaşanmış cin hikayelerini yayınladığımız yaşanmış korku hikayeleri kategorimize bu sefer batılıların yaşamış oldukları hayalet hikayelerinden bir derleme ekledik.

Yerli yaşanmış korku hikayeleri kadar etkileyici olmasalar da içlerinden bazılarını ilginç bulabileceğinizi sanıyorum.



Ölü Bana Sarıldı

Daha gençken Margie isimli bir kadına gazete teslimatı yapıyordum. Çok yaşlıydı ve ben de gazeteyi alıp onun için içeri bırakıyordum ve onu kontrol ediyordum. Bir gün içeri girdim ve yatakta uyuyordu. Ben de içeri girip gazetesini masaya koydum ve evden çıktım. Ertesi gün, Margie yine uyuyordu ve gazete hala açılmamıştı. Bir sonraki gün Margie uyanıktı ve çok mutlu olduğunu söyleyerek bana sarıldı. Ancak onu takip eden yani bir sonraki günde evin önünde arabalar vardı. Görünüşe göre Margie, 3-4 gün önce yatağında ölmüştü. Nasıl olduysa ben onunla konuştum ve o aslında ölüyken bana sarıldı!”

Duvarın İçinden Yürüyen İnsanlar

Eskiden bir hastanede çalışıyordum ve çoğu zaman gece vardiyalarına kalıyordum. Sabah saat 3 civarında bir şeyler atıştırmak için otomata gittim. Otomatın yanında kafeteryaya bakan camlı bir kapı vardı. Kapıdan birinin girdiğini net bir şekilde gördüm. Kafeteryada; biri girince açılan sensörlü ışıklar olduğunu hatırladım ancak bu ışıklar yanmadı. İçerisi hala karanlıktı. Daha yakından bakmaya gittim ve içeride yürüyen insanların doğrudan bir duvarın içine yürüdüğünü gördüm. Koşarak kaçtım. Hayatımda hiç bu kadar hızlı koştuğumu hatırlamıyorum.

Beşiğimi Sallayan Hayalet

Annemin anlattığı bir hikayeye göre; ben daha bebekken bir gece çok mızmızlanıyormuşum. Annem de bu yüzden beşiğime beni kontrol etmeye gelmiş. Birkaç kez odama geldikten sonra annem oldukça yorulmuş. Ben tekrar ağlamaya başladığımda annem yine odama gelmek için ayağa kalkmış ancak başka ayak sesleri duymuş ve çıldırmış çünkü annem orada tek başınaymış. Ayak sesleri durduğunda annem beşiğin sallanma seslerini ve yaşlı bir kadının sesini duymuş. Bu ses, benimle konuşup beni sakinleştirmeye çalışıyormuş.

Ölülerle Konuşan Anneannem

“Anneannem ölmeden önceki bir hafta, ölen akrabalarıyla konuşmaya başladı. Örneğin ölü kız kardeşiyle “Tamam Rose. Yakında orada olacağım” diyerek konuşurdu. Bunu yalnızca ölü akrabalarla yaptığını fark ettik. Bu yüzden hala hayatta olan erkek kardeşi Henry ile konuşmaya başlaması garipti. Ya da biz öyle düşündük! Anneannemin Henry ile yaptığı konuşmadan sonra Henry’nin öldüğüne dair bir telefon aldık!

Annemin Ölü Arkadaşı

Yaklaşık 6 yaşındayken annemin çok yakın bir iş arkadaşı (hemşire) vefat etti. Annemin arkadaşının vefat ettiği gece annemin yatağında uyuyakaldım ve fark edince uyandım. Uyandığımda annemin üstünde uzanmış gibi görünen bir kadın gördüm. Bu kadını daha önce hiç görmemiştim. Bana baktı, gülümsedi; daha sonra koridorda yürüdü ve kayboldu. Bu olaydan birkaç gün sonra annem cenazeden geldi ve sonunda iş arkadaşının bir fotoğrafını gördüm. Fotoğraftaki kadın, o gece annemin üstünde gördüğüm kadındı!

Havuzdaki Hayalet

Halka açık bir havuzda çalışıyordum. Kapanıştan sonra havuzu temizlemek için yalnız çalıştığım zamanlar oluyordu. Bir gece, saat 02 civarında, soyunma odalarını temizliyordum. Havuz birkaç saatliğine kapatılmıştı ancak havuzda bir çocuğun kahkahasını ve ayak seslerini duydum. Bakmak için dışarı çıktım ama kimseyi göremedim. Bütün kapılar kapalı ve kilitliydi. Bir çocuğun saklanabileceği hiçbir yer yoktu. Ayrıca havuz başında da ıslak ayak izleri görmedim. Kapıları ve güvenlik kameralarını kontrol ettim ama hiçbir şey yoktu. Binadaki tek kişi bendim!

Rahibe Hayaleti

Bir gece uyandığımda yatağımın yanında dua eden ve rahibeye benzeyen birini gördüm. Onu duyamadım ama o, göğsüne haç işareti koymaya devam etti. Yüzde 100 uyanıktım ve çok korktum. Ertesi sabah anneme anlattığımda annem, evimizin aslında bir rahip için inşa edildiğini ve rahibelerin evimizde kaldığını söyledi.

Beyaz Elbiseli Hayalet

Bir gece yatağımdan kalktım ve banyoya doğru elimde telefonla yürümeye başladım. Koridorda hem yürüyüp hem de mesajlaşıyordum. O sırada beyaz elbiseli bir kıza çarptım, özür dileyip devam ettim. Tuvalete gittiğimde evde yalnız olduğumu hatırladım. Bu olayın ertesi günü erkek arkadaşım beni evden almaya geldi ve bana “Neden üst katta bana bakarak beyaz elbiseni değiştirdin?” diye sordu. Ancak benim beyaz bir elbisem yok!



Babamın Hayaleti

Babam öldükten sonra annemi ziyaret etmek için eve gittim. Evde yalnız olduğumu biliyordum ancak üst katta sesler duydum. Babam odasındaydı. Bilgisayar masasından kalktı, kapıya doğru yürüdü ve açtı. Kapıyı açtıktan sonra merdivenlerden aşağı yürüdü, son adımında birkaç saniye durdu ve daha sonra odasına dönüp kapıyı kapadı. Muhtemelen ondan 5 metre uzaklıktaydım ve donup kaldım. Babam benden korktu!

Hayaletimizi Gördün mü

Bir süre bir arkadaşımın evinde kaldım çünkü onun ev arkadaşı evde değildi, ben de onun odasında yattım. Gecenin ortasında beni siyah giysili, siyah şapkalı bir adam yüzünden uyandım. Sonra o adam, bodrum katının kapısından çıktı. Hiç korkmadım ve tekrar uykuya daldım. O gecenin sabahı arkadaşımın ev arkadaşı geri döndü ve ben de ona siyah giysili adamı sordum. Bana baktı ve “Ah, hayaletimizi sen de mi gördün?” dedi.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Mezarlıkta Define Ararken

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Daha önce de bizimle; başından geçen doğaüstü bazı olayları paylaşan Instagram takipçimizin kısa süre önce yaşadığı tüyler ürperten bir deneyimin hikayesi.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Mezarlıkta Define Ararken

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Daha önce de bizimle; başından geçen doğaüstü bazı olayları paylaşan Instagram takipçimizin kısa süre önce yaşadığı tüyler ürperten bir deneyimin hikayesi.



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Okulların tatil olması nedeniyle bir haftadır köydeydik. İşte diğer arkadaşları da aldık, saat sabah 10 gibi yaylaya çıktık. Bizim orada bir çoban var; koyunlara bakıyor. Onun yanına gittik. Mangal filan yaparız diye de öncesinde etleri hazırlamıştık. Ben etten iyi anlarım; bu yüzden etleri ben pişirdim. Benim kuzen salata yaptı, çoban da çatal kaşık filan getirdi. Bir güzel ziyafet çektik. 

Sonra çoban dedi ki “Sıkıldım. Dağ, taş; hele kışın ortasında soğuktan götüm donuyor…” Ben de dedim ki “Sanki ne yapacaksın şehirde. Büyük şehir sana göre değil.” Bu bana güldü “Hele defineyi bulayım; İstanbul’da s.kmeyeceğim kız kalmaz dedi. Kuzen, ben ve arkadaşlar adamla biraz dalga geçtik “Ne define filan?!.” diye.

Çoban “Gümüşhane’de (Hangi ilçe olduğu bana kalsın)  bir define var” dedi. “Bana amcam bununla ilgili bazı şeyler anlattı. Kesin doğru” dedi. “İyi, ben de geliyorum o zaman” dedim. Bu bana tip tip baktı “Senin ne işin var ? Sen git kumda oyna!” dedi. Sonra ben “Ulan neyle gidece? Araban var mi?” filan dedim. Bu da “Tamam gel ama peki ya ehliyetin var mı?” dedi. Ben de “O, sıkıntı değil; kuzen de geliyor” dedim.

Neyse, bilahare yanımıza biraz para filan aldık. Kuzen direksiyonda, çoban onun yanında önde, ben arkada gidiyoruz… Bir köye vardık. Köy biraz saçma bir yerleşimdi. Her ev başka yerde. Araları en az 100 metre. Biz, sora ede kazacağımız yerdi bulduk. Yani en azından çoban öyle söyledi. Kazacağımız yer, bir mezarlığın en alt kısmıydı. 

Gece 02 civarı, kazacağımız yere geldik. Kuzen ve çoban; kazma kürek, ben elimde fenerle başladık çalışmaya. Kısa süre sonra aniden, arkamızdan gelen bir “Şşş…” diye bir ses duydum. Ben korkudan yusuf yusuf oldum. Kuzen dedim “Sen ışık tut, ben kazarım”. O ışık tutmaya, ben kazmaya başladım. Ben kazma vururken çoban, çıkan toprağı kürekle atıyordu. Sonra kuzen dedi ki “Bir ses var! Siz de duyuyor musunuz?” Ben dedim “Ben duydum ama duymamazlıktan geldim. Boşver” 

Her neyse; az çok bir miktar daha kazdık. Sonra bir bağırma sesi “Heyt!” diye ama o kadar kalın bir ses ki duysanız inanmazsınız. Ben de koşa koşa arabaya bindim. Sonra kuzen ve çoban de geldiler, peşim sıra onlar da arabaya bindiler. Mezarlıktan aşağı iniyoruz… Çoban o telaşla telefonunu düşürmüş. “Hemen” dedi “dönelim”. Ben “Yok; ben dönmem oraya bir daha” dedim. Kuzen de kabul etmedi. Çoban “Peki o zaman; beni indirin, bekleyin. Ben koşar, alır gelirim” dedi.

Bunun üzerine biz de geri döndük. Mezarlığa yakın bir yerde çoban indi. Koşa koşa gitti, aldı, geldi; telefonunu. Sonra tekrar dönüşe geçtiğimizde bayır aşağı bir şeyin üzerinden geçtik. Araba havaya hopladı. İndik, baktık; ölü bir domuz. Hemen tekrar araba atladık. Neyse; bayır aşağı inmeye devam ediyoruz arabayla. Bir su yalağı gördük. Önünde; insan olmadığından emin olduğumuz iki kişi yalaktan su içiyor. Ama yalağın çeşmesinden değil; bildiğiniz hayvanların su içmekte kullandığı yalak kısmından. 

Biz oradan geçerken içlerinden biri döndü bize baktı. Gözleri kıpkırmızı! Ben korkudan hemen arka koltuğa yattım. O ara bazı çığlık sesleri duyduk. Araba da yolda giderken aniden kayar gibi oldu. Sonra basa basa Giresun’a geri döndük. Bu olay beni o kadar etkiledi ki halen bazen rüyalarıma girdiği oluyor. Bu olaydan sonra sık sık baş dönmeleri de yaşamaya başladım. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinlerin Düğününde Halay Çektim

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Anlatıcımızın amcasının başından uzun süre önce geçmiş tüyler ürperten bir olay. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşanmış.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Cinlerin Düğününde Halay Çektim

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Anlatıcımızın amcasının başından uzun süre önce geçmiş tüyler ürperten bir olay. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşanmış. 



Sizlere Erzurum'un İspir ilçesinde bundan yaklaşık 35 yıl önce amcamın başından geçen bir olayı anlatacağım. Bizim Erzurum’daki köyümüzde eski bir evimiz var. Artık kullanmıyoruz. Arada bir; yazın gider piknik filan yaparız. Amcam daha 12 yaşlarındayken evimizin olduğu sokakta oturuyormuş. Evin önü o zamanlar sokak lambası olmadığı için karanlık ve ıssızmış. Bundan sonrasını amcamın ağzıyla anlatıyorum:

"Bir gün kapının önünde oturup gizli gizli sigara içiyordum. Evdekiler görmesin diye alt kattaki kilere gittim. Tam sigarayı bitirmeye yakın, uzaklardan davul zurna sesleri gelmeye başladı. Oturup gelmelerini bekledim. Bu saatte kimin düğün yaptığını görmek istemiştim. Sesler gittikçe yaklaşıyordu. Yaklaştıkça loş bir ışık yüzüme vuruyordu. Gariptir ki benden başka kimse çıkıp bakmıyordu. Meydana doğru yürümeye başladım. Meydana gittiğimde ise kimse yoktu. Herkesin düğüne gittiğini düşündüm. Derken davul sesleri iyice yaklaştı. Ama gelenlerden hiç birini tanımıyordum. 

Biraz daha yaklaştım; birden birisi kolumdan tutup, halaya çekti. Çaldıkları şarkıyı da çaldıkları aleti de hayatımda daha önce hiç duymamış, görmemiştim. Düğün yaklaşık bir saat kadar sürdü. Ondan sonra; yine geldikleri gibi tek sıra halinde, elerindeki aleti çala çala gittiler. Ben de yorgun bir halde eve gittim. Babam bana çok kızmıştı. Sinirli bir şekilde üzerime yürüyüp bir tane tokat attı. Bende başımdan geçen olayları anlattım. Sonra uyumaya giderken babam yanına çağırdı. Bana; cinlerin düğünüyle karşılaştığımı söyledi. Sonrada sırtımı ve göğsümü açıp baktı bir iz bulmaya çalıştı ama Allah’a şükür hiç bir iz yoktu. O günden sonra gece dışarı çıkmadım."

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Tatarlı Köyündeki Ağlayan Bebek Olayı

Olay, Ceyhan’ın Tatarlı köyünde geçiyor. Dayım orada yaşarken geceleri balık tutmaya çıkardı ama oranın yerlileri hep bir efsaneden bahsederlermiş…

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Ağlayan Bebek Efsanesi

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Şimdi size anlatacak olduğum olay, Ceyhan'ın Tatarlı köyünde geçiyor. Dayım orada yaşarken geceleri balık tutmaya çıkardı ama oranın yerlileri hep bir efsaneden bahsederlermiş: “Ağlayan Bebek" olayı.



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Tatarlı köyünün her yerinde su gözeleri olduğu için kış aylarında yeraltı sularının buharı yüzünden göz gözü görmezdi. Köyün ileri tarafları yeraltı sularından dolayı hem bataklıkla hem de kamışlarla doluydu. Her gece avlanmaya çıkan dayım bir gece cesaretini toplayıp, ağlayan bebek efsanesinin geçtiği derenin oraya balık avlamaya gitmiş. Üstünde lacivert yağmurluk, ayağında kahverengi botla yola çıkmış ve derenin yanındaki kayanın üstüne oturup olta atmış. 

O sırada hafiften bir yağmur çiğselemeye başlamış ve dayım, sanki çok uzaklardan gelen bir bebek sesi duyarmış gibi olmuş. Başındaki kapşonu çıkarıp sağ sola bakınmış ama yağmurluğun hışırtısından dolayı pek bir şey anlayamamış. Bunun üzerine kapşonunu geri takmış. İlerleyen vakitlerde bebeğin sesiyle beraber bir ayak ses, ve  hışırtı da duymaya başlamış. Bebeğin ağlama sesi çok uzaklardan gelirken ayak sesleri çok yakından geliyormuş. O hışırtı iki üç metre ilerisinden gelmeye başlayınca bir an korkuya kapılmış ve  oltayı bırakıp hareketsiz bir şekilde durmaya başlamış. Yağmur da aniden şiddetini artırmış ve yine bir anda kesilivermiş. Yağmurun kesilmesiyle birlikte ayak sesleri, hışırtı ve ağlama sesleri de kesilmiş. 

Dayımın dereye bıraktığı oltanın ucuna birden balık takılmış ve hareket eden balığın etkisiyle kayaya sürten olta bir ses oluşturmuş. Oltanın sürtünme sesinden sonra dayımın arkasından bir ayak sesi duyulmuş ve önceden uzaktan gelen bebeğin ağlama sesi de giderek yaklaşmaya başlamış. O ne olduğu belirsiz kişi ya da  varlık artık dibine kadar girmiş dayımın. Dayım, hemen arkasında olduğunu hissediyor ama dönüp neyle kaşılaşacağını bilmediği için korkusundan dönüp bakamıyormuş. Bir anda cesaretini toplayıp arkasına döndüğünde bebek sesi ve hışırtı kaybolmuş. Dayım sabaha kadar o kayanın üstünde hareketsiz oturup, gün ağarmaya başlayınca da evine dönmüş. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yatılı Kuran Kursunda Musallat

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Yatılı Kuran kursunda kalan bir gencin, bir gece başına gelen gelen cin musallatı ve sonrasında gelişen olayların hikayesi.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Yatılı Kuran Kursunda Musallat

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Yatılı Kuran kursunda kalan bir gencin, bir gece başına gelen gelen cin musallatı ve sonrasında gelişen olayların hikayesi.



Ondört yaşındaydım. Her şey çok güzel gidiyordu. Yatılı kuran kursunda kalıyordum. Kantinden cips, çikolata almıştım. Normalde yatakhanede yemek yasaktı. Bense kantinden aldığım aburcuburları yatağımda gizli gizli yemiştim. Yemez olaydım…. Neyse; sonra yatsı namazını kılıp, yatakhanelere yatmak için dağıldıktan sonra uyumaya çalıştım. Nedensiz bir şekilde kendimi kötü hissetmeye başladım.

Uyumuşum. Gece bir ara uyandım ve tuvalete gittim. İhtiyacımı gördükten sonra tuvaletten çıkınca; simsiyah bir köpek gördüm karşımda! İşin asıl ilginç ve korkunç tarafı; köpek Arapça gibi bir dilde bana şeyler söyleyerek bana yaklaşmaya başladı. O kadar korktum ki dizlerimin bağı çözüldü ve yere düştüm. Bağırmak, çığlık atmak istedim ama sesim çıkmıyordu. Titremeye başladım. Bu arada köpek o kadar kalın bir sesle haykırmaya başladı ki kulaklarım çınlıyordu. Üzerime çıkıp o anlamadığım dilde bir şeyler diyordu. Ben tabi bayılmışım.

Kendime geldiğimde hocam ve arkadaşlarım başımdaydı. Bense yaşadığım şokun etkisiyle hala konuşamıyordum. Etrafım çok kalabalıktı. Kapının oraya baktığımda o köpeği yine gördüm. Bana bakıyordu. Sonra birden kayboldu. Beni yatakhaneye götürdüler. Yattım ama korkudan uyuyamıyordum. Sonra yine korkunç bir olay gerçekleşti: Yatakhanede çok tiz bir ses bağırmaya başladı! 

O kadar ince ve korkunçtu ki bir bebek ağlamasından; kalın sesli bir adamın haykırışlarına dönüşüyordu. Sonra ses başladığı gibi aniden kesiliverdi. Alt ranzadaki arkadaşım titremeye başladı korkudan. Bense ağlıyordum ve Nas suresini okumaya başladım. Arkadaşım ayağa kalktı ve bana sus işareti yaptı! O andan itibaren hareket edemiyor, nefes alamıyordum. Arkadaşım gitti; eline bir sopa alarak, yanıma geldi. Arapça bir şeyler söyleye söyleye bana vurmaya başladı. İşin ilgin tarafı; bütün bu olan bitene rağmen arkadaşlarımın hiçbiri uykularından uyanmıyordu. Sabaha kadar beni bu şekilde dövdü sopayla. 

Sabah ilk iş; olan biteni hocama anlattım. Hocam beni boş bir odaya götürdü. Yanına da bir siyah çarşaf aldı. Odaya girdiğimizde “Sakın korkma” dedi. Yere oturduk. Hoca dualar okumaya başladı. O okudukça ben sanki boğuluyordum, oda sallanıyordu. Ağlamaya başladım. Hoca birden sustu ve ben göğüs kafesim kırılacakmış gibi acı çekmeye başladım. Sonra acı tüm vücuduma yayıldı, içimde kıyamet kopuyormuş gibi oldu.

Hoca “Neden musalat oldun?” dedi. “Anlamadım hocam” derken, birden çok sert bir tokat yedim hocadan. Hocaya avazım çıktığı kadar ağzıma gelen her küfürü etmeye başladım. Ama aslında ben etmiyordum bu küfürleri. Sanki biri bütün kontolümü ele geçirmiş ve bunları bana o söyletiyordu. Bense sadece izleyebiliyordum.

Hoca dualar okumaya başladıkça ben de bağırmaya başladım. Sonra ses kesildi. Hoca dedi “Kurtuldun”. Gerçekten de kendimi biraz daha iyi hissediyordum. “Eve git, biraz kafanı topla” diye hoca izin yazdı bana. Birkaç gün evde kaldım. Evdeyken bir gün annem üst kata; yengeme çıkmıştı. Televizyon izliyordum. Kapı çaldı. Dört tane çocuk; benim yaşlarımda; geldiler “Çok susadık. Bize su verir misin?” dedi içlerinden biri. “Tamam” dedim. Mutfağa giderken kapı

kapandı. İçerideydiler. “Niye içeri girdiniz?” demeye kalmadan, Arapça bir şeyler diyerek, ellerindeki sopayla bana vurmaya başladılar. Biri boğazımı sıkmaya başladı. Ölüyorum zannetim ve birden zıplayarak koltukta uyandım.  Annem başımdaydı. “Sen niye onu öldürdün?” diyerek boğazımı sıkmaya başladı. Bir daha yattığımda yerden hoplayarak uyandım. Rüya içinde rüya görmüşüm meğer. Ağlıyordum, her yerim acıyordu…

Hemen bizim mahalledeki cami hocasına koştum. Hocaya her şeyi anlattım. Hoca oturdu; dualar, ayetler, okumaya başladı. Hoca okurken ben titremeye başladım. İki rekat namaz kıldırdı. “Kılmak istemiyorum” dedim ama zorla kıldırdı. Namaz bittikten sonra biraz daha huzurlu hissediyordum kendimi. Hoca “Gözlerini kapat” dedi. Kapattım. Dualar okudu okudu… 



Sonra dedi: “Sen yatağında “Besmele”siz yemek yemişsin.” Ve devam etti “Besmelesiz yenen yemek; iblis ve onun soyundan gelenlerin yemeğidir. O taifeden bir çocuk, senin yemeğinin artıklarını yemeye gelmiş ve sen onun üzerine yatmışsın. O da ölmüş.” dedi. Şok olmuştum. “Hocam bilerek yapmadım” vs. demeye başladım. Hoca bana muska yazdı ve hocanın evine gittik. Ölen cinin kabilesini çağırdı. Onlarla anlaştı. İki senedir hiçbir sıkıntı yaşamıyorum Allaha çok şükür.

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

İncir Ağacının Altında Uyandım

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Cin, peri vb. konulara olan merakından dolayı bu konularda çokça araştırma yapan bir gencin yaşadığı korkutucu olaylar.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri İncir Ağacı Cinler

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Cin, peri vb. konulara olan merakından dolayı bu konularda çokça araştırma yapan bir gencin yaşadığı korkutucu olaylar.



Bundan dört yıl önce cinler ve periler gibi konularla çok haşır neşirdim. Sürekli bu konuları araştırır, konuşmaya çalışırdım. Hal böyle olunca aslında gelecekte olacakları tahmin etmek çokta zor değildi. İlk başlarda odamdayken Arapça’ya benzer bazı konuşma ve sesler duymaya başladım. Korkuyordum ama yine de bu konularda araştırmaya, okumaya devam ediyordum. Daha sonraları ise geceleri uyanmaya başlamıştım. Adeta binbir farklı ses duyuyordum gaipten gelen. Bununla beraber bir süre sonra bütün bu olanlara alışmış, zamanla korkmamayı öğrenmiştim. Dost olmuştum yani veya ben öyle sanıyordum. 

Günlerden birinde sabah yataktan kalktığımda her yerimde morluklar vardı. Zaman geçtikçe gitgide artıyordu vücudumdaki yaralar. Bir süre bu konularda konuşmayı ve araştırmayı kesmiştim. Bittiğini sanıyordum ama çok iyi hatırlıyorum Mart ayının 12'sinde daha değişik bazı olaylar yaşamaya başlamıştım. Beni korkutmaya geliyorlardı. Anlıyordum onları. Dediklerini yapmam için geliyorlardı ve ben sonuna kadar direniyordum.

Geçen seneye kadar aynı gün akşam ezanından sonra kötüleşmeye başlamıştım. Sanki beni ele geçiriyorlardı. Duş almak için banyoya girmiştim. Orada kendimden üç tane gördüm! Biri bana dokundu ve göğsümde bir santime yakın bir yara belirdi. O günden sonra korkudan yaklaşık iki ay duş almamıştım. Kimseyle konuşmuyor ve sürekli korkuyordum. Hatta duşa girme korkusu o raddeye gelmişti ki bir keresinde ancak babamla kavga ettikten sonra babam beni zorla duşa sokmuştu. 

Uzun zaman alsa da bir şekilde bu korkuyu atlattım ama son yaşadığım olayın yanında bu bir hiçti. Yine bir 12 Mart günü işe giderken bilincimi kaybetmiştim. Akşam ezanında bir incir ağacının altında uyandım ve nefes alamıyordum. Kriz geçiriyordum; astım krizi... İlk bulduğum taksiye işaret etmiştim. Bayılmışım. Uyandığımda hastanedeydim ve her tarafım yara bere içindeydi. Yakınlar vardı. Bir şekilde atlattım ama en büyük hatam onları araştırmaktı. Bilincimi kaybetmiş ve insanlara saldırıyormuşum. Sonuç olarak diyeceğim şu ki dostlarım; bu konuları araştırmayın, içlerine hele sakın girmeyin!!!

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Öğrenci Evindeki Aşık Cin

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Öğrenci evinde kalan iki arkadaşın başından geçen, korku dolu bir cin hikayesi.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - öğrenci evindeki aşık cin

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Öğrenci evinde kalan iki arkadaşın başından geçen, korku dolu bir cin hikayesi.



Üniversiteye yeni başlamıştım. Öğrenci yurdunda kalmak yerine bir arkadaşımla eve çıktmıştık. Her şey çok güzeldi. Derslerimize çalışır, yemek yapar, yerken de dizi izlerdik. 2015’in yılbaşı akşamıydı. 2016'ya girecektik. Evde üç kedi besliyorduk biz. Hava soğuk tabii, sadece salonu ısıtıyor elektrikli ısıtıcı. Kediler ve biz salondayız her zamanki gibi. Dizi izliyoruz. Bir süre sonra fark ettiğimde kediler odada görünmez bir şeyi takip ediyorlardı. Hem de üçü birden. Minik bir kör sinek uçuyor sandık ama çok uzaktan da takip ediyorlardı ve baktıkları yere yakından da baktık. 

Ben hemen birkaç dua okudum. Dizi izlerken ışıkları söndürürdük. Malum öğrenci evi ama ışıkları açık bıraktık o olaydan sonra. Kedilerimiz bir ara görünmez şeyi takip etmeyi bıraktılar ama ara ara yine yapıyorlardı. O odada uyuyamayacağımı söyledim arkadaşıma. Yatak odasına gittik biz de elektrikli sobayı taşıyarak. Kış olduğu için tek odayı ısıttığımızdan aynı yatakta yatıyoruz… Yatak odasında da sobayı açık bırakıp birbirimize sokulup yattık. Salonda olmadığım için rahattım ve salondan korkuyordum artık. Daha fazla dua okumam gerekiyordu. Ayetel Kürsi okuyup uyuduğumuzu hatırlıyorum.

O gece yatakta dönerken kendi kendime uyanıp başımı kaldırdım ve yatağın karşısındaki şifonyer aynasında sanki ben hareket ettiğim için üzerimizden kolunu kaldıran karanlık, çürük bir el gördüm. Oda zaten loş… Arkadaşımın kolu olamayacak kadar ters yöndeydi ve ben bunu görür görmez bedenim baştan aşağı ürperdi. Hemen arkadaşımı uyandırdım ve anlattım. Bana uyku sersemi şekilde "Öyle yapar o; bana sarılmayı seviyor." dedi. Sonra da uyumaya devam etti. Ama ben dua okumaktan uzun süre uyuyamadım.  Aklım çıkacak kadar çok korkuyordum. Gördüğüm şey ve arkadaşımın söylediği aklımdan çıkmıyordu. Sonra farkında olmadan dalmışım.

Ertesi gün arkadaşıma önceki geceyi anlattım "Böyle böyle dedin…” diye. O da oturup konuyu ciddi ciddi açtı. Söylediğine göre ona aşık olan bir cin varmış ve çok kıskanmış. Beni bile ondan kıskanıyormuş. Bu olayın ardından kendimizi korumak için yastıklarımızın içine cin yakma duaları yazan kağıtlar katlayıp koymaya karar verdik. Cin yakma duasına güveniyordum ve gerçekten güvenimi yıkmadı. Bu dualardan sonra bir daha böyle bir şey yaşamadık. Arkadaşım da rahatladığını söyledi. Kedilerimiz de artık salonda görünmeyen şeyi takip etmeyi bıraktılar. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler