Connect with us
Korku Hikayesi - Evde Cin Var - Cinli Öğrenci Evi Korku Hikayesi - Evde Cin Var - Cinli Öğrenci Evi

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinli Öğrenci Evi

Öğrenci evine çıkan bir grup üniversite öğrencisinin başlarından geçen korku dolu cin musallatı hikayesi.

Published

on

Öğrenci evine çıkan bir grup üniversite öğrencisinin başlarından geçen korku dolu cin musallatı hikayesi.

Yıl 2009, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde okuyordum. Senenin başlarına İzmir’den Eskişehir’e geldiğimden dolayı burada pek fazla tanıdığım, arkadaşım da yoktu. Ailemle yaşıyordum ve yaşadığımız yere okul uzaktı. İki araç değiştirerek gidebiliyordum okula ancak ki bu biraz can sıkıcı bir durumdu. Vizeler bittikten sonra biraz rahatlamıştım ve iyi bir arkadaş ortamım oluşmuştu. Onların da geneli aynıydı; şehir dışından gelmişlerdi.

İçinde Doğaüstü Olaylar Gerçekleşen Ev

İddiaya göre evin son kiracılarının evde meydana gelen bazı doğaüstü(!) olaylardan dolayı psikolojileri bozulmuş.

Çoğu üniversitede olan ortak ev panoları vardı. Bunlardan biri hoşuma gitmişti; kısa sürede tanışıp beş arkadaş, ortak öğrenci evine çıkmıştık. Evden biraz bahsedeyim size: Dediklerine göre dokuz senedir kimse tutmuyormuş o evi. İddiaya göre evin son kiracılarının evde meydana gelen bazı doğaüstü(!) olaylardan dolayı psikolojileri bozulmuş. Ev, çok uzun bir süredir kimse tarafından tutulmak istenmediği için de ev sahibi, evi bize biraz ucuza kiraya vermişti. 

Bir şey olmaz ümidiyle yerleşmiştik eve biz de. İçeride ufak tefek eşyalar vardı. Sağolsun ev sahibi evi temizletti. Tabi yıllardır kimse tutmadığı için adam sevinçliydi tahminimce. İlk bir ay gırgır şamata… Otelcilik okuyan ev arkadaşım vardı, yemekleri ona yaptırırdık. Bulaşıkları da sırayla yıkardık. Arada ev sahibi arar, evde herhangi bir sorun olup olmadığını sorardı. Sakin olduğunu söylerdik. Ancak taşındıktan bir ay kadar sonra evde bir farklılık olduğunu fark ettik.

Garip Olaylar Başladı

Aklımdan hala geceki olay geçiyordu. Hayal mi görmüştüm acaba?

Garip olaylar olmaya başlamıştı… Tabi biz ilkinde anlamamıştık. Bir gün eve geldiğimde, evde sadece Ahmet (otelcilik okuyan arkadaşım) vardı. “Çok yorgunum.” dedim ve direkt yatmıştım. Gece saat üç sularında uyandım. Kalktım, sağıma soluma baktım. Ahmet’le aynı odada kalıyorduk; uyuyordu. Tuvalete gittim. Çıktıktan sonra mutfağa girdim. Dolaptan bir bardak çıkarıp, tezgahın üzerine koydum (yani koyduğuma emindim). Arkamı döndüm ve buzdolabının kapağını açtım. Soğuk su şişesini alıp, dolabı kapattım. 

Tekrar tezgaha döndüğümde bardağı göremedim. Önce tabi biraz afalladım. Sonra, kafamı çevirince; salondaki sehpanın üzerinde gördüm. Mutfak ile salon karşı karşıyaydı. Mutfaktaki ışık salona vuruyordu. Dedim ya hiç çıkarmadım ya da bizim çocukların biri kullanmıştır dedim ve dolaptan yeni bardak alarak suyu içtim. Tekrardan buzdolabını açarak su şişesini koydum.

Odama gitmek için tekrar kapıya yönelip ışığı kapattım. Bir – iki saniye sonra tekrar açarak, salondaki sehpaya baktım. Bu sefer bardak yerinde yoktu. Sert adımlarla salona girip, ışığı açtım. İlk başlarda bizim çocuklardan birinin oyun oynadığını düşündüm. Işıkları kapatıp, diğer üçünün kaldığı odaya girdim lakin hepsi uyuyordu. Biraz korkmuştum doğrusu ve bizimkilere anlatmamaya karar verdim…

Sabah olmuştu. Uyandığımda evde Orhan’dan (aynı bölüme gidiyorduk) başka kimse yoktu. Kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Orhan’la beraber kahvaltı yaptıktan sonra birlikte dışarı çıktık. Kampüse doğru yola koyulduk. Aklımdan hala geceki olay geçiyordu. Hayal mi görmüştüm acaba? Kampüse vardık. Orada biraz arkadaşlarla muhabbet ettikten sonra geri döndük. Eve geldiğimizde Ahmet ile Yılmaz (ev panosunda tanıştığım çocuk) eve gelmiş, mutfakta yemek hazırlıyorlardı. 

Tuhaf Şeyler Gören Bir Tek Ben miydim?

Apartmanda oturan sakinlerin dedikleri doğru muydu? Tek ben mi görüyordum acaba bu olanları?..” 

O günkü bulaşık sırası bendeydi. Girer girmez Ahmet’e “Yemekte kolay, yağsız bir şey yap. Bak bugünkü sıra bende!” dedim. O da “Bu yemeği senin için seçtim. Yemekte karnıyarık var” dedi. “Neyse, tek çeşit fazla zorlamaz.” dedim ve konuyu kapattım. Herkes eve gelmişti. Küçük masada yemekleri yedik. Normalde sigara içmeyi sevmem de yanlarında sıkılıyordum; keyfi olarak ben de içiyordum. Geç olmuştu. Yarın ders vardı. Orhan ve ben yattık. 

Gece, bir ara gözlerimi açtım ve Orhan’ı arkası dönük gördüm. Ahmet’e doğru bakıyordu. Tekrar gözlerimi kapattım. Uyumuş olmalıyım ki bir kez daha açtığımda güneş doğmak üzereydi. Kalkıp su içtim ve tekrar yatağıma dönerek düşünmeye başladım. “Acaba dokuz sene önceki olay şimdi de mi oluyordu? Apartmanda oturan sakinlerin dedikleri doğru muydu? Tek ben mi görüyordum acaba bu olanları?..” 

Sabah sadece Orhan’la ben kalkmıştım ama Orhan beni görünce biraz korkmuş gibiydi. Gördüklerimi şimdilik anlatmayacaktım. Ev halkını tek tek sorgulayacaktım. Orhan’a “Gece hiç kalktın mı?” diye soru sordum. O da “Hayır. Bir ara gözlerimi açtım sonra kapattım” dedi. Ben biraz korkmaya başlamıştım. Ama Orhan da anlatırken sesi biraz titriyordu… 

Fazla üstelemeyip, kahvaltımızı yapıp çıktık. Üniversiteye gittikten sonra Orhan’ı yollayıp, ailemin yanına gittim. Sürpriz yapacaktım. En sevdikleri tatlı kadayıftı. Boş gitmeyeyim diye yolda kadayıf aldım. Eve gittiğimde tüm aile toplanmıştı. Beni görünce sevindiler. Neyse ki tahminim doğru çıkmıştı ve tatlıyı çok almıştım. Çok şükür maddi durumumuz iyiydi. Aksam olmadan yola koyuldum eve dönmek için. 

O Gördüğüm Mahluk

O gördüğüm mahluk içeriye doğru gitti. “Beyler orda birini gördüm. Göz göze geldik. Karanlık olduğundan yüzünü seçemedim.” dedim.

Eve geldiğimde sadece Ahmet vardı. Ahmet’e sordum “Diğerleri nerede?”. O da “Abur cubur almaya gittiler. Ben de kaldım evde.” dedi. “Tamam.” dedim. Televizyonu açıp, biraz ayaklarımı dinlendirmeye başladım. Az sonra kapı çalındı. Gelenler bizimkilerdi. Sigara, abur cubur, kola filan almışlardı. Yemek yedikten sonra küçük balkona çıkmıştı bizimkiler. Ben de tam balkona çıkarken kafamı salon kapısına doğru yönelttim ve oradan birinin bana baktığını gördüm! 

Göz göze geldik. Ne olduğu belli değildi. Birden sesimi yükselterek “Kim var orada?” dedim. Bizimkiler de hemen ayaklanmış, yanıma gelmişlerdi. O gördüğüm mahluk içeriye doğru gitti. “Beyler orda birini gördüm. Göz göze geldik. Karanlık olduğundan yüzünü seçemedim.” dedim. Bizimkiler ellerine kaptıkları şeylerle tüm odaları kontrol ettiler. Daha sonra evde bir şeyin olmadığını anlayınca salonda oturmaya başladık. 

Artık olacak gibi değildi; bardağın yer değiştirmesi, Orhan’ı ayakta görmem ve evdeki göz göze geldiğim mahluk… Evde ters bir şeyler olmaya başladığını artık doğrulamıştım. Diğerlerine evde sıra dışı birşeyler görüp görmediklerini sordum. Yılmaz “Üç gün önce, gece su içmek için kalktığımda; seni balkonda gördüm. Bana döndün ve güldün. Ben de senin gülüşüne gülerek yatmaya gidiyordum. Tam odaya girecekken sizin odaya gözüm ilişti. Sen uyuyordun. Ben de ‘Herhalde hayal gördüm’ diyerek, üzerinde fazla durmadım” dedi. 

Orhan da “Ben de bir şey duydum. Geçen bana sen kalktın mı gece hiç diye sormuştun. Aslında gözlerimi açmıştım. Bir ses vardı… Bir ağlama sesi ama bu hiç sizin sesinize benzemiyordu. Odanın kapısını araladığımda; sizin odanıza doğru baktım ve kendimi gördüm. Sabah, yatağımda senin sesine uyandım.” dedi. Hal böyle olunca, ev sahibiyle konuşmaya karar verdik. O gece boyunca hiçbirimiz uyumadık. Yarın sabahki ilk işimiz, ev sahibiyle konuşmak olacaktı…

Eve Gelen Cinci Hoca

Müslim hoca bize dönerek, perdeleri kapatmamızı söyledi. Şimdi korkmaya başlamıştım. Perdeleri kapattık. Hoca yanında getirdiği mumları yaktı. 

Geceyi bu şekilde atlatmıştık. Sabah olduğunda kahvaltı edecek gücüm yoktu. Zar zor bir şeyler yedim. Orhan, ben ve Tahsin evde kalmıştık. Ev sahibini arayıp, olanları anlattık. “Şu an işinin olduğunu, öğleden sonra eve uğrayacağını…” söyledi. Benle Orhan evde bekledik, Tahsin biraz sonra kız arkadaşıyla buluşmaya çıktı. Tahsin çıktıktan kısa bir süre sonra kapı çalındı. Kapıyı açtığımızda; ev sahibiyle, yanında bir adam gördük.

İçeriye buyur ettik. Yanındaki adam, sürekli mutfağa bakıp bakıp duruyordu. Ev sahibi “Çocuklar, bu Müslim Hoca. Sizin de bu evden ayrılmanızı istemem. Bu işi halledelim.” dedi. “Hoşgeldiniz, merhaba…” faslından sonra ev sahibi, Müslim hocaya dönerek “Hadi hocam, çözün şu işi” dedi. Müslim hoca bize dönerek, perdeleri kapatmamızı söyledi. Şimdi korkmaya başlamıştım. Perdeleri kapattık. Hoca yanında getirdiği mumları yaktı. 

Zaten ortam gergindi kapının çalmasıyla korkmuştum. Gelenler Ahmet’le, Yılmaz’dı. “İçeriye geçin.” dedim, “Noluyor?” filan diye kafa salladı. Ben de “Susun!” diyerek işaret yaptım. Ortam çok fazla gergindi “Ben aşağı iniyorum.” dedim Ahmet’in kulağına eğilerek. Nasıl koştuğumu bilemezsiniz. Çıkıp demir kapının önüne oturdum. Hava kararmaya başlamıştı. Normalde sigara içmem fakat gerginlikten dolayı cebimde iki tane buldum; yaktım birini, içiyorum. 

Az sonra Tahsin, sallana sallana geliyordu. Bana “Noldu bir sıkıntı mı var? Nabıyorsun burda?” dedi. “Gel otur” işareti yaptım. Cebimdeki diğer sigarayı da ona verdim. Anlattım olayları. O da “İyi bari ben de yanında durayım.” dedi. Akşam olmuştu. Az sonra ev sahibi ile hoca ve bizimkiler aşağıya indiler

Evde Cin Var  – Eve Cinler Musallat Olmuş

Hoca Arapça bir şeyler söylemeye başladı. Sürekli tekrar etti. Az sonra mumlar dalgalanmaya başladı. içerisi çok karanlık oldu ve birden hoca sustu.

Arkadaşım Ahmet’in anlattıklarına göre anlatıyorum: “Önce beyaz bir tabak çıkardı ve yakmış olduğu mumları, tabağın etrafına dizdi. Kağıtlara Arapça kelimeler yazıp, tabağın içine attı. Hoca Arapça bir şeyler söylemeye başladı. Sürekli tekrar etti. Az sonra mumlar dalgalanmaya başladı. içerisi çok karanlık oldu ve birden hoca sustu. Onun susmasıyla mumlar da söndü. İçerisi zifiri karanlıktı ve bir karaltının hocayla konuştuğunu gördüm. 

Doğrusu çok korkuyordum fakat hoca, başlamadan önce “Kesinlikle ben konuşun demedikçe konuşmayın ve yerinizden kıpırdamayın! Aksi taktirde sonuçlarına katlanırsınız!” dedi. Bu durum 5 dakika boyunca devam etti. Artık ben neredeyse bayılacaktım stresten. Hocanın gür sesiyle irkildim “Tamam. Işıkları açın!” dedi. 

Bize doğru dönerek “İşiniz çok zor. Bu dairenin mutfağındaki giderle, tuvaletin gideri aynı yere bağlanmış. Bundan yıllar önce de bu sebepten ötürü tekrardan aynı yere gelmişler. Başta uyarma amaçlı yer değişikliği yaptıklarını, duygu değişikliği yarattıklarını söylemişler. Lakin bir gece vaktinde arkadaşımı (cin), arkadaşınız görmüş. Arkadaşım (cin) giderdeki yemek artığı kalıntılarına gelmiş, siz onu men etmişsiniz” dedi. “Dualar okuyarak onu uzaklaştırdım. Çok dikkatli olun. Ben size muska yapıp yollatacağım.” dedi. 

Daha sonra hoca ev sahibine dönerek giderdeki boruları ayırmasını söyledi. Ev sahibi “Yarın halledeceğim.” dedi bundan haberinin olmadığını söyledi. Hoca tekrar bize dönerek “Bir daha gelmeyin, uzaklaşın buralardan” dedi. Ve daha sonra buraya geldik işte.” 

Ev sahibi hocayı arabasıyla eve bırakmak için gitmişti. Biz de oturup düşünmeye başladık “Acaba bu gece vakti nereye gitsek?” diye. Ben de “Daha erken; gelin bizim eve gidelim.” dedim “Geniştir; hepiniz sığarsınız.” Önce “Yok, olmaz, ayıp olur…” deseler de gelmişlerdi. Arabaya binip, bizim eve gittik. Kapıda annem bizi görünce biraz şaşırmıştı tabi. Babam arkadan hemen çıkarak “Noldu oğlum? Bunlar kim?”dedi. “Önce bi’ soluklanalım, anlatıcam baba” dedim. 

İçeriye geçtik. Annem çay getirdi. Biraz yudumlayıp, olayları anlattım. Korktukları belliydi fakat belli etmek istemiyorlardı. Babam “Tamam oğlum. Şimdi yatın, yarın daha detaylı konuşur, bir hal çaresine bakarız.” dedi. Yattık. O evden ayrıldıktan sonra ilk defa bu kadar rahat yattığımı fark ettim. Kapalı bir avlumuz vardı; uzun ve geniş; arkadaşlara da orada yer yatağı hazırladık. Sabah kalktığımızda kahvaltı yaptık. Dersi olan dersine gitti. 

Hepimizin İçinde Korku Vardı

Merdivenlerden yukarıya çıktık. Bizim kata gelince kapının açık olduğunu gördük.

Ben de okulu bayağı bir boşlamıştım o aralar. Artık ders notlarını alıp çalışırım dedim. Ev sahibi aradı. “Bugun gün içinde evdeki bütün eşyaları atacağım. Gider boruları da değişecek. Bugün gelip evdeki şahsi eşyalarımızı alın.” dedi. “Tamam” deyip kapattım. Öğleden sonra, arkadaşlarla, kaldığımız eve yakın parkta buluştuk. Hepimizin içinde korku vardı elbet ama gittik işte. Merdivenlerden yukarıya çıktık. Bizim kata gelince kapının açık olduğunu gördük.

En başta geri dönelim dedik. Lakin içerden usta çıkınca rahatladık. Tüm katlarda borular vardı. Kapıdan içeriye girdik. Ev harabeye dönmüştü. “Noldu?” diye sorduk ev sahibine. Şaşkın ev sahibi “Ne olduğunu bilmiyorum ama burda ne olduysa gelenler çok sinirli.” İlk başta eve hırsız girdiğini düşündük fakat hangi psikopat eve girip hiçbir şey çalmadan sadece evi dağıtır ki?

Üniversiteye Yakın Öğrenci Evi 

Apartmanın genelinde; yaşlı, senelerce orada oturan ev sakinleri vardı.

Şahsi eşyalarımızı topladık ve evden çıktık. Ev sahibinden helallik aldık, oturduğumuz kadarıyla parasını verdik. Ve hepimiz orada dağıldık. Okulda zaten görüşüyorduk ve yeni ev panolarından; okula yakın olan başka evlere bakıyorduk. Telefonum çaldı. Numara kayıtlı değildi. Açtım ve bizim eski ev sahibinin sesiydi, direkt tanımıştım. Bize “Ne yaptınız; hala ev arıyor musunuz?” dedi. Ben de “Okula yakın olan bir ev bakıyoruz” dedim. Ev sahibi:”Sizin üniversiteye yakın bir öğrenci evim boşaldı. İsterseniz orta fiyattan kiralayabilirim, içi eşyalı, full… ” dedi. 

“Diğer arkadaşlarıma danışıp, cevap için ona döneceğimi” söyledim. O da “Tamam” deyip kapattı. Ben direkt Ahmet’le Orhan’ı arayarak sordum. “Sen varsan biz varız.” dediler. Geriye Tahsin’le Yılmaz kalmıştı. Önce Yılmaz’ı arayarak sorduk. Yılmaz kabul etmişti. Tahsin’i aradığımda “Diğer arkadaşlarıyla ev ayarladıklarını” söyledi. “Tamam” diyerek kapattım. Arkadaşlarla üniversitenin kampüsünde buluştuk ve ev sahibinin verdiği adrese doğru yola koyulduk. 

Okula yakın olduğundan çabucak vardık fakat fazla sakindi. Apartmanın genelinde; yaşlı, senelerce orada oturan ev sakinleri vardı. Apartmana girdik. Üçüncü kattı bakacağımız yer. Merdiveni çıkmaya başladık. Kapıyı çaldığımda kimse açmadı. Bir iki kere daha çaldım. “Yanlış geldik galiba” dedim. Tam biz merdivenden aşağı inmeye başladığımızda; ev sahibini, yukarıya doğru çıkarken gördüm. Geldi; evin içerisine girdik.

Ev temiz ve bakımlıydı. Anlaştıktan sonra evi kiralamıştık. Pencereye çıkıp etrafı gözledim. Çok sakin bir sokaktı; kimse geçmiyordu. Neyse, evin anahtarını alıp evden çıktık. Arkadaşlarla ayrıldıktan sonra kampüse giderek, eşyalarımı alıp; evin yolunu tuttum. Yarın yeni bir ev, yeni bir aksiyon bizi bekliyordu. Eve vardım; aileme olanları anlattım. Önce biraz tereddüt ettikten sonra kabul ettiler. Eşyalarımı hazırlayıp yattım.

Yeni Ev de Cinli Çıktı

…etrafta kimse yoktu. Sigaramı yakıp, bahçede birkaç adım attıktan sonra arkamda bi ses işittim. Dönüp baktığımda…

Ertesi gün eve yerleşmiştik. İlk zamanlar yeni evimizde hiçbir sorun yoktu. Her şey normal akışında devam ediyordu. Tek sorunumuz binanın epeyce eski olmasından dolayı geceleri çıkan tuhaf gıcırtı sesleriydi. Bir müddet sonra Ahmet ve Yılmaz, Kurban Bayramı tatili için memleketlerine gideceklerdi. Ben de yurttan Canberk’i bizde kalması için bana çağırdım. En azından geceleri muhabbet olur diye.

Ahmet ve Yılmaz iki üç gün önceden memleketlerine zar zor bilet bulup erkenden gitmişlerdi. Benim de biraz işlerim olduğu için o gün Canberk’e anahtarı verip, isterse eve gitmesini söyledim. O da ”İyi olur hem rahat rahat bir duş alırım” deyip anahtarı aldı ve eve gitti. Akşam Güneş batmadan işlerimi halletmiş ve eve varmıştım. Eve girdiğimde Canberk bana tuhaf tuhaf bakıp “Ven duşa giriyorum” dedi. İçimden “Lan hala duş almadı mı bu” filan diye geçirirken sigara içmek icin bahçeye ineyim dedim.

Hava güzeldi ve etrafta kimse yoktu. Sigaramı yakıp, bahçede birkaç adım attıktan sonra arkamda bi ses işittim. Dönüp baktığımda Canberk, kızgın bir şekilde bana bakıyordu “Hassiktir! Sen ne arıyon la burda” diyemeden beni altına aldı ve boğazımı tüm gücüyle sıkmaya başladı. Gözlerim neredeyse yerinden fırlayacaktı ama beni boğan kesinlikle Canberk değildi. Gözlerinde inanılmaz bir ifade vardı. Nasıl aklıma geldi o an bilmiyorum ama dua etmeye başladım içimden. Artık hangi duaları okuduğumu şu an hatırlamıyorum. Üstümdeki varlığın gücü yavaş yavaş azaldı ve sonunda kayboldu…

En az bi on on beş dakika nefesimi toplayabilmek için olduğum yerde kaldım. Kendime geldigimde eve çıktım ve içerde Canberk’i televizyon karşısında otururken gördüm. Bir hışımla boğazına sarılıp “Sen ne yapıyorsun lan! Beni öldürecektin!” diye sıkmaya başladım ama sonra kendini savunması için fırsat verdim. O da eve yeni girmiş. Ben eve girdiğimde duştaymış fakat ses etmemiş. Çıktığında ise beni “Herhalde bir şeyler almaya gitti” sanıp ses etmemiş. Televizyonun karşısına geçip oturmuş. Olanları ona da anlattığımda o da benim gibi bir şok geçirdi. Daha fazla o evde kalamazdık… Birlikte ailemin evine geri döndük.

Meğer Eskiden Bu Evde Bir Kıza Cinler Musallat Olmuş

… zamanında o apartmanda yaşayan bizim yaşımızda bir genç kıza cinler musallat olmuş ve ailesi başka çareleri kalmayınca çevrede ün yapmış bir hocadan yardım istemişler…

Kafaya koymuştum; bir daha o evde kalmayacaktım ama neden böyle bir olayın yaşandığını da merak ediyordum. Dediğim gibi çok eski bi mahalleydi ve yaşlı insanlar o apartman hakkında bir şeyler biliyordur diye düşünüp, çocukluğundan beri o mahallede yaşayan birini bulup, hikayeyi sordum. Meğer vakti zamanında o apartmanda yaşayan bizim yaşımızda bir genç kıza cinler musallat olmuş ve ailesi başka çareleri kalmayınca çevrede ün yapmış bir hocadan yardım istemişler.

Sonunda hoca eve geliyor, kızı görüyor filan… Yardım edeceğini söylüyor ama kıza musallat olan cinler de en azılı cin kabilelerinden biri…Hoca ne yaptıysa kızı cinlerden kurtaramıyor ve yine böyle ayinlerden birinde cinler kızı parçalayıp öldürüyor. Tabi o zamanda bu olay çabuk duyuluyor ve hiçbir mezarlık kızı kabul etmiyor. Kızın cenazesi cesedi ortada kalıyor. Hoca da biraz vicdan azabı yaptığından bir geceyarısı aileyle anlaşıp kızı evin bahçesine gömüyorlar. Daha sonra aile oradan taşınıp başka bir semte giderken hoca da bu olayı birkaç kişi dışında kimseye anlatmıyor.

Benim sigara icmek icin bahçede yürüdüğüm yer herhalde kızın mezarının üzerine filan geldi… Cinler kızı hala rahat bırakmadığından bana orada bir ders vermek istediler. Ben bu olayı dinledikten sonra herşeyi arkadaşlarıma da anlattıktan sonra, bir daha ev tutmaya tövbe ettik. Hepimiz üniversite eğitimimiz boyunca öğrenci evlerinden ve özellikle eski binalara girmekten uzak durmaya çalıştık.

Korku Hikayeleri, Cin Deneyimleri, Yaşanmış Cin Hikayeleri, Evde Cin Var

Bunlar da İlginizi Çekebilir:

CİN DENEYİMİ: CİNLİ KIZ VE ALİ HAFIZ HOCA

CİN DENEYİMİ: EVDE CİN VAR

CİN DENEYİMİ: BU KÖYDE HERKES SAHİPLİ

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Öğrenci Yurdundaki Varlık

Kız öğrenci yurdunda kalan bir grup öğrencinin bir geceyarısı başlarından geçen tüyler ürpertici olayın hikayesi.

Published

on

By

Öğrenci yurdunda gördüğümüzvarlık - yaşanmış korku hikayeleri

Kız öğrenci yurdunda kalan bir grup öğrencinin bir geceyarısı başlarından geçen tüyler ürpertici olayın hikayesi. 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bunları yurtta kalırken yaşadım. Gece olmuş, yoklamalar alınmış, herkes odasına çekilmişti. Bizden de bir iki arkadaş zaten yatmıştı. Tam biz de yatacakken Meral adındaki oda arkadaşımız aniden yatağından sıçrayarak " Işığı açın!” diye bağırdı. Hepimiz şaşkına dönmüştük. Ben kalkıp ışığı açtım. Meral’in yanına koştum. Kızın adeta dili tutulmuştu. 

Eli ile karşısındaki dolabı işaret ediyordu. Ağlıyordu. Orada posterler vardı. Karanlıkta onları bir şeye benzetmiştir düşüncesiyle, belki arkadaşımızın sakinleşmesine yardımcı olur diye hepsini yırtıp attık. Ancak hiçbir şey değişmemişti. Meral hala ağlayarak eli ile orayı gösteriyordu.

Herkes iyice telaşlanmış ve içlerimize korku girmişti! Tam bu sırada Meral "İşte orada! Gözlerini bana dikmiş bakıyor! Bana bakan bir şey vardı orada! Gülüyordu bana! Halime’ye bir şey yapacaktı! Ben onu fark edip, lambayı açın dediğimde birden kayboldu! Çok korktum!” dedi.

Herkes şaşkın ve bir o kadar da korkmuş vaziyette birbirine bakıyordu. Meral ise hala ağlıyor ve durmadan terliyordu. Ne yaptıysak kar etmedi. Kız daha da kötü oluyordu. O fal taşı gibi açılmış gözleri bugün bile hala karşımda gibi oluyor olayı hatırladıkça! “Ayaklarını göremedim! Sanırım yoktu! Bu neydi şimdi! Ne gördüm ben böyle!..” gibi şeyler söylüyor ve ağlamaya devam ediyordu.

Sonra yan odadan bir kız, elinde Kuranı Kerim ile geldi. Biraz okuduktan sonra çıktı gitti. Ama bizi asıl şaşırtan ve daha da çok korkutan Meral’in dediği şu sözler oldu: “Gördüğüm varlık, Kuran okuyan kızın arkasındaydı! Onunla birlikte çıkıp gitti! Artık bizim odamızda değil!”

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yaşanmış Hayalet Hikayeleri

Daha çok ülkemizde yaşanmış cin hikayelerini yayınladığımız yaşanmış korku hikayeleri kategorimize bu sefer batılıların yaşamış oldukları hayalet hikayelerinden bir derleme ekledik.

Published

on

By

yaşanmış hayalet hikayeleri

Daha çok ülkemizde yaşanmış cin hikayelerini yayınladığımız yaşanmış korku hikayeleri kategorimize bu sefer batılıların yaşamış oldukları hayalet hikayelerinden bir derleme ekledik.

Yerli yaşanmış korku hikayeleri kadar etkileyici olmasalar da içlerinden bazılarını ilginç bulabileceğinizi sanıyorum.



Ölü Bana Sarıldı

Daha gençken Margie isimli bir kadına gazete teslimatı yapıyordum. Çok yaşlıydı ve ben de gazeteyi alıp onun için içeri bırakıyordum ve onu kontrol ediyordum. Bir gün içeri girdim ve yatakta uyuyordu. Ben de içeri girip gazetesini masaya koydum ve evden çıktım. Ertesi gün, Margie yine uyuyordu ve gazete hala açılmamıştı. Bir sonraki gün Margie uyanıktı ve çok mutlu olduğunu söyleyerek bana sarıldı. Ancak onu takip eden yani bir sonraki günde evin önünde arabalar vardı. Görünüşe göre Margie, 3-4 gün önce yatağında ölmüştü. Nasıl olduysa ben onunla konuştum ve o aslında ölüyken bana sarıldı!”

Duvarın İçinden Yürüyen İnsanlar

Eskiden bir hastanede çalışıyordum ve çoğu zaman gece vardiyalarına kalıyordum. Sabah saat 3 civarında bir şeyler atıştırmak için otomata gittim. Otomatın yanında kafeteryaya bakan camlı bir kapı vardı. Kapıdan birinin girdiğini net bir şekilde gördüm. Kafeteryada; biri girince açılan sensörlü ışıklar olduğunu hatırladım ancak bu ışıklar yanmadı. İçerisi hala karanlıktı. Daha yakından bakmaya gittim ve içeride yürüyen insanların doğrudan bir duvarın içine yürüdüğünü gördüm. Koşarak kaçtım. Hayatımda hiç bu kadar hızlı koştuğumu hatırlamıyorum.

Beşiğimi Sallayan Hayalet

Annemin anlattığı bir hikayeye göre; ben daha bebekken bir gece çok mızmızlanıyormuşum. Annem de bu yüzden beşiğime beni kontrol etmeye gelmiş. Birkaç kez odama geldikten sonra annem oldukça yorulmuş. Ben tekrar ağlamaya başladığımda annem yine odama gelmek için ayağa kalkmış ancak başka ayak sesleri duymuş ve çıldırmış çünkü annem orada tek başınaymış. Ayak sesleri durduğunda annem beşiğin sallanma seslerini ve yaşlı bir kadının sesini duymuş. Bu ses, benimle konuşup beni sakinleştirmeye çalışıyormuş.

Ölülerle Konuşan Anneannem

“Anneannem ölmeden önceki bir hafta, ölen akrabalarıyla konuşmaya başladı. Örneğin ölü kız kardeşiyle “Tamam Rose. Yakında orada olacağım” diyerek konuşurdu. Bunu yalnızca ölü akrabalarla yaptığını fark ettik. Bu yüzden hala hayatta olan erkek kardeşi Henry ile konuşmaya başlaması garipti. Ya da biz öyle düşündük! Anneannemin Henry ile yaptığı konuşmadan sonra Henry’nin öldüğüne dair bir telefon aldık!

Annemin Ölü Arkadaşı

Yaklaşık 6 yaşındayken annemin çok yakın bir iş arkadaşı (hemşire) vefat etti. Annemin arkadaşının vefat ettiği gece annemin yatağında uyuyakaldım ve fark edince uyandım. Uyandığımda annemin üstünde uzanmış gibi görünen bir kadın gördüm. Bu kadını daha önce hiç görmemiştim. Bana baktı, gülümsedi; daha sonra koridorda yürüdü ve kayboldu. Bu olaydan birkaç gün sonra annem cenazeden geldi ve sonunda iş arkadaşının bir fotoğrafını gördüm. Fotoğraftaki kadın, o gece annemin üstünde gördüğüm kadındı!

Havuzdaki Hayalet

Halka açık bir havuzda çalışıyordum. Kapanıştan sonra havuzu temizlemek için yalnız çalıştığım zamanlar oluyordu. Bir gece, saat 02 civarında, soyunma odalarını temizliyordum. Havuz birkaç saatliğine kapatılmıştı ancak havuzda bir çocuğun kahkahasını ve ayak seslerini duydum. Bakmak için dışarı çıktım ama kimseyi göremedim. Bütün kapılar kapalı ve kilitliydi. Bir çocuğun saklanabileceği hiçbir yer yoktu. Ayrıca havuz başında da ıslak ayak izleri görmedim. Kapıları ve güvenlik kameralarını kontrol ettim ama hiçbir şey yoktu. Binadaki tek kişi bendim!

Rahibe Hayaleti

Bir gece uyandığımda yatağımın yanında dua eden ve rahibeye benzeyen birini gördüm. Onu duyamadım ama o, göğsüne haç işareti koymaya devam etti. Yüzde 100 uyanıktım ve çok korktum. Ertesi sabah anneme anlattığımda annem, evimizin aslında bir rahip için inşa edildiğini ve rahibelerin evimizde kaldığını söyledi.

Beyaz Elbiseli Hayalet

Bir gece yatağımdan kalktım ve banyoya doğru elimde telefonla yürümeye başladım. Koridorda hem yürüyüp hem de mesajlaşıyordum. O sırada beyaz elbiseli bir kıza çarptım, özür dileyip devam ettim. Tuvalete gittiğimde evde yalnız olduğumu hatırladım. Bu olayın ertesi günü erkek arkadaşım beni evden almaya geldi ve bana “Neden üst katta bana bakarak beyaz elbiseni değiştirdin?” diye sordu. Ancak benim beyaz bir elbisem yok!



Babamın Hayaleti

Babam öldükten sonra annemi ziyaret etmek için eve gittim. Evde yalnız olduğumu biliyordum ancak üst katta sesler duydum. Babam odasındaydı. Bilgisayar masasından kalktı, kapıya doğru yürüdü ve açtı. Kapıyı açtıktan sonra merdivenlerden aşağı yürüdü, son adımında birkaç saniye durdu ve daha sonra odasına dönüp kapıyı kapadı. Muhtemelen ondan 5 metre uzaklıktaydım ve donup kaldım. Babam benden korktu!

Hayaletimizi Gördün mü

Bir süre bir arkadaşımın evinde kaldım çünkü onun ev arkadaşı evde değildi, ben de onun odasında yattım. Gecenin ortasında beni siyah giysili, siyah şapkalı bir adam yüzünden uyandım. Sonra o adam, bodrum katının kapısından çıktı. Hiç korkmadım ve tekrar uykuya daldım. O gecenin sabahı arkadaşımın ev arkadaşı geri döndü ve ben de ona siyah giysili adamı sordum. Bana baktı ve “Ah, hayaletimizi sen de mi gördün?” dedi.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Mezarlıkta Define Ararken

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Daha önce de bizimle; başından geçen doğaüstü bazı olayları paylaşan Instagram takipçimizin kısa süre önce yaşadığı tüyler ürperten bir deneyimin hikayesi.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Mezarlıkta Define Ararken

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Daha önce de bizimle; başından geçen doğaüstü bazı olayları paylaşan Instagram takipçimizin kısa süre önce yaşadığı tüyler ürperten bir deneyimin hikayesi.



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Okulların tatil olması nedeniyle bir haftadır köydeydik. İşte diğer arkadaşları da aldık, saat sabah 10 gibi yaylaya çıktık. Bizim orada bir çoban var; koyunlara bakıyor. Onun yanına gittik. Mangal filan yaparız diye de öncesinde etleri hazırlamıştık. Ben etten iyi anlarım; bu yüzden etleri ben pişirdim. Benim kuzen salata yaptı, çoban da çatal kaşık filan getirdi. Bir güzel ziyafet çektik. 

Sonra çoban dedi ki “Sıkıldım. Dağ, taş; hele kışın ortasında soğuktan götüm donuyor…” Ben de dedim ki “Sanki ne yapacaksın şehirde. Büyük şehir sana göre değil.” Bu bana güldü “Hele defineyi bulayım; İstanbul’da s.kmeyeceğim kız kalmaz dedi. Kuzen, ben ve arkadaşlar adamla biraz dalga geçtik “Ne define filan?!.” diye.

Çoban “Gümüşhane’de (Hangi ilçe olduğu bana kalsın)  bir define var” dedi. “Bana amcam bununla ilgili bazı şeyler anlattı. Kesin doğru” dedi. “İyi, ben de geliyorum o zaman” dedim. Bu bana tip tip baktı “Senin ne işin var ? Sen git kumda oyna!” dedi. Sonra ben “Ulan neyle gidece? Araban var mi?” filan dedim. Bu da “Tamam gel ama peki ya ehliyetin var mı?” dedi. Ben de “O, sıkıntı değil; kuzen de geliyor” dedim.

Neyse, bilahare yanımıza biraz para filan aldık. Kuzen direksiyonda, çoban onun yanında önde, ben arkada gidiyoruz… Bir köye vardık. Köy biraz saçma bir yerleşimdi. Her ev başka yerde. Araları en az 100 metre. Biz, sora ede kazacağımız yerdi bulduk. Yani en azından çoban öyle söyledi. Kazacağımız yer, bir mezarlığın en alt kısmıydı. 

Gece 02 civarı, kazacağımız yere geldik. Kuzen ve çoban; kazma kürek, ben elimde fenerle başladık çalışmaya. Kısa süre sonra aniden, arkamızdan gelen bir “Şşş…” diye bir ses duydum. Ben korkudan yusuf yusuf oldum. Kuzen dedim “Sen ışık tut, ben kazarım”. O ışık tutmaya, ben kazmaya başladım. Ben kazma vururken çoban, çıkan toprağı kürekle atıyordu. Sonra kuzen dedi ki “Bir ses var! Siz de duyuyor musunuz?” Ben dedim “Ben duydum ama duymamazlıktan geldim. Boşver” 

Her neyse; az çok bir miktar daha kazdık. Sonra bir bağırma sesi “Heyt!” diye ama o kadar kalın bir ses ki duysanız inanmazsınız. Ben de koşa koşa arabaya bindim. Sonra kuzen ve çoban de geldiler, peşim sıra onlar da arabaya bindiler. Mezarlıktan aşağı iniyoruz… Çoban o telaşla telefonunu düşürmüş. “Hemen” dedi “dönelim”. Ben “Yok; ben dönmem oraya bir daha” dedim. Kuzen de kabul etmedi. Çoban “Peki o zaman; beni indirin, bekleyin. Ben koşar, alır gelirim” dedi.

Bunun üzerine biz de geri döndük. Mezarlığa yakın bir yerde çoban indi. Koşa koşa gitti, aldı, geldi; telefonunu. Sonra tekrar dönüşe geçtiğimizde bayır aşağı bir şeyin üzerinden geçtik. Araba havaya hopladı. İndik, baktık; ölü bir domuz. Hemen tekrar araba atladık. Neyse; bayır aşağı inmeye devam ediyoruz arabayla. Bir su yalağı gördük. Önünde; insan olmadığından emin olduğumuz iki kişi yalaktan su içiyor. Ama yalağın çeşmesinden değil; bildiğiniz hayvanların su içmekte kullandığı yalak kısmından. 

Biz oradan geçerken içlerinden biri döndü bize baktı. Gözleri kıpkırmızı! Ben korkudan hemen arka koltuğa yattım. O ara bazı çığlık sesleri duyduk. Araba da yolda giderken aniden kayar gibi oldu. Sonra basa basa Giresun’a geri döndük. Bu olay beni o kadar etkiledi ki halen bazen rüyalarıma girdiği oluyor. Bu olaydan sonra sık sık baş dönmeleri de yaşamaya başladım. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinlerin Düğününde Halay Çektim

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Anlatıcımızın amcasının başından uzun süre önce geçmiş tüyler ürperten bir olay. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşanmış.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Cinlerin Düğününde Halay Çektim

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Anlatıcımızın amcasının başından uzun süre önce geçmiş tüyler ürperten bir olay. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşanmış. 



Sizlere Erzurum'un İspir ilçesinde bundan yaklaşık 35 yıl önce amcamın başından geçen bir olayı anlatacağım. Bizim Erzurum’daki köyümüzde eski bir evimiz var. Artık kullanmıyoruz. Arada bir; yazın gider piknik filan yaparız. Amcam daha 12 yaşlarındayken evimizin olduğu sokakta oturuyormuş. Evin önü o zamanlar sokak lambası olmadığı için karanlık ve ıssızmış. Bundan sonrasını amcamın ağzıyla anlatıyorum:

"Bir gün kapının önünde oturup gizli gizli sigara içiyordum. Evdekiler görmesin diye alt kattaki kilere gittim. Tam sigarayı bitirmeye yakın, uzaklardan davul zurna sesleri gelmeye başladı. Oturup gelmelerini bekledim. Bu saatte kimin düğün yaptığını görmek istemiştim. Sesler gittikçe yaklaşıyordu. Yaklaştıkça loş bir ışık yüzüme vuruyordu. Gariptir ki benden başka kimse çıkıp bakmıyordu. Meydana doğru yürümeye başladım. Meydana gittiğimde ise kimse yoktu. Herkesin düğüne gittiğini düşündüm. Derken davul sesleri iyice yaklaştı. Ama gelenlerden hiç birini tanımıyordum. 

Biraz daha yaklaştım; birden birisi kolumdan tutup, halaya çekti. Çaldıkları şarkıyı da çaldıkları aleti de hayatımda daha önce hiç duymamış, görmemiştim. Düğün yaklaşık bir saat kadar sürdü. Ondan sonra; yine geldikleri gibi tek sıra halinde, elerindeki aleti çala çala gittiler. Ben de yorgun bir halde eve gittim. Babam bana çok kızmıştı. Sinirli bir şekilde üzerime yürüyüp bir tane tokat attı. Bende başımdan geçen olayları anlattım. Sonra uyumaya giderken babam yanına çağırdı. Bana; cinlerin düğünüyle karşılaştığımı söyledi. Sonrada sırtımı ve göğsümü açıp baktı bir iz bulmaya çalıştı ama Allah’a şükür hiç bir iz yoktu. O günden sonra gece dışarı çıkmadım."

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Tatarlı Köyündeki Ağlayan Bebek Olayı

Olay, Ceyhan’ın Tatarlı köyünde geçiyor. Dayım orada yaşarken geceleri balık tutmaya çıkardı ama oranın yerlileri hep bir efsaneden bahsederlermiş…

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Ağlayan Bebek Efsanesi

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Şimdi size anlatacak olduğum olay, Ceyhan'ın Tatarlı köyünde geçiyor. Dayım orada yaşarken geceleri balık tutmaya çıkardı ama oranın yerlileri hep bir efsaneden bahsederlermiş: “Ağlayan Bebek" olayı.



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Tatarlı köyünün her yerinde su gözeleri olduğu için kış aylarında yeraltı sularının buharı yüzünden göz gözü görmezdi. Köyün ileri tarafları yeraltı sularından dolayı hem bataklıkla hem de kamışlarla doluydu. Her gece avlanmaya çıkan dayım bir gece cesaretini toplayıp, ağlayan bebek efsanesinin geçtiği derenin oraya balık avlamaya gitmiş. Üstünde lacivert yağmurluk, ayağında kahverengi botla yola çıkmış ve derenin yanındaki kayanın üstüne oturup olta atmış. 

O sırada hafiften bir yağmur çiğselemeye başlamış ve dayım, sanki çok uzaklardan gelen bir bebek sesi duyarmış gibi olmuş. Başındaki kapşonu çıkarıp sağ sola bakınmış ama yağmurluğun hışırtısından dolayı pek bir şey anlayamamış. Bunun üzerine kapşonunu geri takmış. İlerleyen vakitlerde bebeğin sesiyle beraber bir ayak ses, ve  hışırtı da duymaya başlamış. Bebeğin ağlama sesi çok uzaklardan gelirken ayak sesleri çok yakından geliyormuş. O hışırtı iki üç metre ilerisinden gelmeye başlayınca bir an korkuya kapılmış ve  oltayı bırakıp hareketsiz bir şekilde durmaya başlamış. Yağmur da aniden şiddetini artırmış ve yine bir anda kesilivermiş. Yağmurun kesilmesiyle birlikte ayak sesleri, hışırtı ve ağlama sesleri de kesilmiş. 

Dayımın dereye bıraktığı oltanın ucuna birden balık takılmış ve hareket eden balığın etkisiyle kayaya sürten olta bir ses oluşturmuş. Oltanın sürtünme sesinden sonra dayımın arkasından bir ayak sesi duyulmuş ve önceden uzaktan gelen bebeğin ağlama sesi de giderek yaklaşmaya başlamış. O ne olduğu belirsiz kişi ya da  varlık artık dibine kadar girmiş dayımın. Dayım, hemen arkasında olduğunu hissediyor ama dönüp neyle kaşılaşacağını bilmediği için korkusundan dönüp bakamıyormuş. Bir anda cesaretini toplayıp arkasına döndüğünde bebek sesi ve hışırtı kaybolmuş. Dayım sabaha kadar o kayanın üstünde hareketsiz oturup, gün ağarmaya başlayınca da evine dönmüş. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yatılı Kuran Kursunda Musallat

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Yatılı Kuran kursunda kalan bir gencin, bir gece başına gelen gelen cin musallatı ve sonrasında gelişen olayların hikayesi.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Yatılı Kuran Kursunda Musallat

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Yatılı Kuran kursunda kalan bir gencin, bir gece başına gelen gelen cin musallatı ve sonrasında gelişen olayların hikayesi.



Ondört yaşındaydım. Her şey çok güzel gidiyordu. Yatılı kuran kursunda kalıyordum. Kantinden cips, çikolata almıştım. Normalde yatakhanede yemek yasaktı. Bense kantinden aldığım aburcuburları yatağımda gizli gizli yemiştim. Yemez olaydım…. Neyse; sonra yatsı namazını kılıp, yatakhanelere yatmak için dağıldıktan sonra uyumaya çalıştım. Nedensiz bir şekilde kendimi kötü hissetmeye başladım.

Uyumuşum. Gece bir ara uyandım ve tuvalete gittim. İhtiyacımı gördükten sonra tuvaletten çıkınca; simsiyah bir köpek gördüm karşımda! İşin asıl ilginç ve korkunç tarafı; köpek Arapça gibi bir dilde bana şeyler söyleyerek bana yaklaşmaya başladı. O kadar korktum ki dizlerimin bağı çözüldü ve yere düştüm. Bağırmak, çığlık atmak istedim ama sesim çıkmıyordu. Titremeye başladım. Bu arada köpek o kadar kalın bir sesle haykırmaya başladı ki kulaklarım çınlıyordu. Üzerime çıkıp o anlamadığım dilde bir şeyler diyordu. Ben tabi bayılmışım.

Kendime geldiğimde hocam ve arkadaşlarım başımdaydı. Bense yaşadığım şokun etkisiyle hala konuşamıyordum. Etrafım çok kalabalıktı. Kapının oraya baktığımda o köpeği yine gördüm. Bana bakıyordu. Sonra birden kayboldu. Beni yatakhaneye götürdüler. Yattım ama korkudan uyuyamıyordum. Sonra yine korkunç bir olay gerçekleşti: Yatakhanede çok tiz bir ses bağırmaya başladı! 

O kadar ince ve korkunçtu ki bir bebek ağlamasından; kalın sesli bir adamın haykırışlarına dönüşüyordu. Sonra ses başladığı gibi aniden kesiliverdi. Alt ranzadaki arkadaşım titremeye başladı korkudan. Bense ağlıyordum ve Nas suresini okumaya başladım. Arkadaşım ayağa kalktı ve bana sus işareti yaptı! O andan itibaren hareket edemiyor, nefes alamıyordum. Arkadaşım gitti; eline bir sopa alarak, yanıma geldi. Arapça bir şeyler söyleye söyleye bana vurmaya başladı. İşin ilgin tarafı; bütün bu olan bitene rağmen arkadaşlarımın hiçbiri uykularından uyanmıyordu. Sabaha kadar beni bu şekilde dövdü sopayla. 

Sabah ilk iş; olan biteni hocama anlattım. Hocam beni boş bir odaya götürdü. Yanına da bir siyah çarşaf aldı. Odaya girdiğimizde “Sakın korkma” dedi. Yere oturduk. Hoca dualar okumaya başladı. O okudukça ben sanki boğuluyordum, oda sallanıyordu. Ağlamaya başladım. Hoca birden sustu ve ben göğüs kafesim kırılacakmış gibi acı çekmeye başladım. Sonra acı tüm vücuduma yayıldı, içimde kıyamet kopuyormuş gibi oldu.

Hoca “Neden musalat oldun?” dedi. “Anlamadım hocam” derken, birden çok sert bir tokat yedim hocadan. Hocaya avazım çıktığı kadar ağzıma gelen her küfürü etmeye başladım. Ama aslında ben etmiyordum bu küfürleri. Sanki biri bütün kontolümü ele geçirmiş ve bunları bana o söyletiyordu. Bense sadece izleyebiliyordum.

Hoca dualar okumaya başladıkça ben de bağırmaya başladım. Sonra ses kesildi. Hoca dedi “Kurtuldun”. Gerçekten de kendimi biraz daha iyi hissediyordum. “Eve git, biraz kafanı topla” diye hoca izin yazdı bana. Birkaç gün evde kaldım. Evdeyken bir gün annem üst kata; yengeme çıkmıştı. Televizyon izliyordum. Kapı çaldı. Dört tane çocuk; benim yaşlarımda; geldiler “Çok susadık. Bize su verir misin?” dedi içlerinden biri. “Tamam” dedim. Mutfağa giderken kapı

kapandı. İçerideydiler. “Niye içeri girdiniz?” demeye kalmadan, Arapça bir şeyler diyerek, ellerindeki sopayla bana vurmaya başladılar. Biri boğazımı sıkmaya başladı. Ölüyorum zannetim ve birden zıplayarak koltukta uyandım.  Annem başımdaydı. “Sen niye onu öldürdün?” diyerek boğazımı sıkmaya başladı. Bir daha yattığımda yerden hoplayarak uyandım. Rüya içinde rüya görmüşüm meğer. Ağlıyordum, her yerim acıyordu…

Hemen bizim mahalledeki cami hocasına koştum. Hocaya her şeyi anlattım. Hoca oturdu; dualar, ayetler, okumaya başladı. Hoca okurken ben titremeye başladım. İki rekat namaz kıldırdı. “Kılmak istemiyorum” dedim ama zorla kıldırdı. Namaz bittikten sonra biraz daha huzurlu hissediyordum kendimi. Hoca “Gözlerini kapat” dedi. Kapattım. Dualar okudu okudu… 



Sonra dedi: “Sen yatağında “Besmele”siz yemek yemişsin.” Ve devam etti “Besmelesiz yenen yemek; iblis ve onun soyundan gelenlerin yemeğidir. O taifeden bir çocuk, senin yemeğinin artıklarını yemeye gelmiş ve sen onun üzerine yatmışsın. O da ölmüş.” dedi. Şok olmuştum. “Hocam bilerek yapmadım” vs. demeye başladım. Hoca bana muska yazdı ve hocanın evine gittik. Ölen cinin kabilesini çağırdı. Onlarla anlaştı. İki senedir hiçbir sıkıntı yaşamıyorum Allaha çok şükür.

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

İncir Ağacının Altında Uyandım

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Cin, peri vb. konulara olan merakından dolayı bu konularda çokça araştırma yapan bir gencin yaşadığı korkutucu olaylar.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri İncir Ağacı Cinler

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Cin, peri vb. konulara olan merakından dolayı bu konularda çokça araştırma yapan bir gencin yaşadığı korkutucu olaylar.



Bundan dört yıl önce cinler ve periler gibi konularla çok haşır neşirdim. Sürekli bu konuları araştırır, konuşmaya çalışırdım. Hal böyle olunca aslında gelecekte olacakları tahmin etmek çokta zor değildi. İlk başlarda odamdayken Arapça’ya benzer bazı konuşma ve sesler duymaya başladım. Korkuyordum ama yine de bu konularda araştırmaya, okumaya devam ediyordum. Daha sonraları ise geceleri uyanmaya başlamıştım. Adeta binbir farklı ses duyuyordum gaipten gelen. Bununla beraber bir süre sonra bütün bu olanlara alışmış, zamanla korkmamayı öğrenmiştim. Dost olmuştum yani veya ben öyle sanıyordum. 

Günlerden birinde sabah yataktan kalktığımda her yerimde morluklar vardı. Zaman geçtikçe gitgide artıyordu vücudumdaki yaralar. Bir süre bu konularda konuşmayı ve araştırmayı kesmiştim. Bittiğini sanıyordum ama çok iyi hatırlıyorum Mart ayının 12'sinde daha değişik bazı olaylar yaşamaya başlamıştım. Beni korkutmaya geliyorlardı. Anlıyordum onları. Dediklerini yapmam için geliyorlardı ve ben sonuna kadar direniyordum.

Geçen seneye kadar aynı gün akşam ezanından sonra kötüleşmeye başlamıştım. Sanki beni ele geçiriyorlardı. Duş almak için banyoya girmiştim. Orada kendimden üç tane gördüm! Biri bana dokundu ve göğsümde bir santime yakın bir yara belirdi. O günden sonra korkudan yaklaşık iki ay duş almamıştım. Kimseyle konuşmuyor ve sürekli korkuyordum. Hatta duşa girme korkusu o raddeye gelmişti ki bir keresinde ancak babamla kavga ettikten sonra babam beni zorla duşa sokmuştu. 

Uzun zaman alsa da bir şekilde bu korkuyu atlattım ama son yaşadığım olayın yanında bu bir hiçti. Yine bir 12 Mart günü işe giderken bilincimi kaybetmiştim. Akşam ezanında bir incir ağacının altında uyandım ve nefes alamıyordum. Kriz geçiriyordum; astım krizi... İlk bulduğum taksiye işaret etmiştim. Bayılmışım. Uyandığımda hastanedeydim ve her tarafım yara bere içindeydi. Yakınlar vardı. Bir şekilde atlattım ama en büyük hatam onları araştırmaktı. Bilincimi kaybetmiş ve insanlara saldırıyormuşum. Sonuç olarak diyeceğim şu ki dostlarım; bu konuları araştırmayın, içlerine hele sakın girmeyin!!!

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Öğrenci Evindeki Aşık Cin

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Öğrenci evinde kalan iki arkadaşın başından geçen, korku dolu bir cin hikayesi.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - öğrenci evindeki aşık cin

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Öğrenci evinde kalan iki arkadaşın başından geçen, korku dolu bir cin hikayesi.



Üniversiteye yeni başlamıştım. Öğrenci yurdunda kalmak yerine bir arkadaşımla eve çıktmıştık. Her şey çok güzeldi. Derslerimize çalışır, yemek yapar, yerken de dizi izlerdik. 2015’in yılbaşı akşamıydı. 2016'ya girecektik. Evde üç kedi besliyorduk biz. Hava soğuk tabii, sadece salonu ısıtıyor elektrikli ısıtıcı. Kediler ve biz salondayız her zamanki gibi. Dizi izliyoruz. Bir süre sonra fark ettiğimde kediler odada görünmez bir şeyi takip ediyorlardı. Hem de üçü birden. Minik bir kör sinek uçuyor sandık ama çok uzaktan da takip ediyorlardı ve baktıkları yere yakından da baktık. 

Ben hemen birkaç dua okudum. Dizi izlerken ışıkları söndürürdük. Malum öğrenci evi ama ışıkları açık bıraktık o olaydan sonra. Kedilerimiz bir ara görünmez şeyi takip etmeyi bıraktılar ama ara ara yine yapıyorlardı. O odada uyuyamayacağımı söyledim arkadaşıma. Yatak odasına gittik biz de elektrikli sobayı taşıyarak. Kış olduğu için tek odayı ısıttığımızdan aynı yatakta yatıyoruz… Yatak odasında da sobayı açık bırakıp birbirimize sokulup yattık. Salonda olmadığım için rahattım ve salondan korkuyordum artık. Daha fazla dua okumam gerekiyordu. Ayetel Kürsi okuyup uyuduğumuzu hatırlıyorum.

O gece yatakta dönerken kendi kendime uyanıp başımı kaldırdım ve yatağın karşısındaki şifonyer aynasında sanki ben hareket ettiğim için üzerimizden kolunu kaldıran karanlık, çürük bir el gördüm. Oda zaten loş… Arkadaşımın kolu olamayacak kadar ters yöndeydi ve ben bunu görür görmez bedenim baştan aşağı ürperdi. Hemen arkadaşımı uyandırdım ve anlattım. Bana uyku sersemi şekilde "Öyle yapar o; bana sarılmayı seviyor." dedi. Sonra da uyumaya devam etti. Ama ben dua okumaktan uzun süre uyuyamadım.  Aklım çıkacak kadar çok korkuyordum. Gördüğüm şey ve arkadaşımın söylediği aklımdan çıkmıyordu. Sonra farkında olmadan dalmışım.

Ertesi gün arkadaşıma önceki geceyi anlattım "Böyle böyle dedin…” diye. O da oturup konuyu ciddi ciddi açtı. Söylediğine göre ona aşık olan bir cin varmış ve çok kıskanmış. Beni bile ondan kıskanıyormuş. Bu olayın ardından kendimizi korumak için yastıklarımızın içine cin yakma duaları yazan kağıtlar katlayıp koymaya karar verdik. Cin yakma duasına güveniyordum ve gerçekten güvenimi yıkmadı. Bu dualardan sonra bir daha böyle bir şey yaşamadık. Arkadaşım da rahatladığını söyledi. Kedilerimiz de artık salonda görünmeyen şeyi takip etmeyi bıraktılar. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Bir Geceyarısı Mezarlıkta

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Bir grup gencin, köy düğünü dönüşünde mezarlık kenarında başlarından geçen ve gerçekten kötü sonuçları olan korkunç bir olay.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bir Geceyarısı Mezarlıkta

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bir grup gencin, köy düğünü dönüşünde mezarlık kenarında başlarından geçen ve gerçekten kötü sonuçları olan korkunç bir olay.



Sene; yanlış hatırlamıyorsam eğer 2011. Ben, iki arkadaşım ve şehir dışından gelen arkadaşımın kuzeni olmak üzere dört kişiydik. Köyde bir düğüne katılmıştık beraberce. Eğlenirken saat 11 filan olmuştu. “Kalkalım artık” dedik. Sonra yine beraberce eve doğru yürümeye başladık. Yolumuz uzun olduğu için bir noktada, yol kenarındaki bir mezarlığın karşısında biraz dinlenmeye karar verdik. Bahsettigim arkadaşın kuzeni, mezarlıktaki şehit mezarına bakarak bir takım uygunsuz laflar etti. Biz tabi “Misafirdir” diyerek ses etmedik ama çocuk da boyuna konuşuyordu. İyice ipin ucunu kaçırmıştı. Biz yine gider ayak bir tatsızlık çıkmasın diye ses etmedik yine.

Neyse… Bir süre sonra; tam yola koyulacakken bu sözünü ettiğim eleman, mezarlıkta bir şey gördüğünü iddia etti. Biz önemsemedik ilk başta; dalga geçiyor diye. Sonra dönüp, elemanın dediği tarafa bakınca; oradaki bir ağacın arkasında, köpek şeklinde; siluet yahut gölge gibi bir şeyin gözlerini dikmiş, bize bakmakta olduğunu gördük. Şekil hareketsizdi. “Köpektir” deyip, fazla üzerinde durmadık ama daha sonra; yürümeye başlayınca içimize bir korku düşünce hızlandık. 

Biz daha ne olduğunu anlamadan, bahsettigim çocuk, bir anda geriye doğru sürüklenmeye başladı. Biz tabi kalakaldık! Görünürde arkasında onu çeken hiçbir şey yoktu ama çok hızlı bir şekilde geriye doğru sürüklenmeye başlamıştı. Biz üç arkadaş onu durdurmak için hamle yaptık ama başaramadık. Bir süre sonra aynı başladığı gibi aniden ve kendi kendine durdu… Üstü başı sürtünme yaralarından kaynaklanan kan içindeydi. Dili tutulmuştu. 

Bizim de üstümüz başımız toz olmuştu ve yer yer derimiz sıyrılmıştı. Hemen ambulans çağırdık. Elemanı götürdüler. Aradan bir ay kadar geçtikten sonra duyduğuma göre; akıl hastanesine kapatılmıştı. Sonrasında ise diğer hastalara zarar verdigi gerekçesiyle başka bir şehirde hücreye kapatılmıştı. Bir yıl sonunda normal hastaneye alınmış ama bir gece yatağında ölü bulunmuştu.

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Hopkinsville Cinleri Olayı

1955 yılında Kentucky’de yaşanan ve “Hopkinsville Cinler Olayı” adıyla anılan hadise günümüzde hala esrarını korumaya devam ediyor.

Published

on

By

Hopkinsville Cinleri Olayı Yaşanmış Korku Hikayeleri

1955 yılında Kentucky’de yaşanan ve "Hopkinsville Cinler Olayı" adıyla anılan hadise günümüzde hala esrarını korumaya devam ediyor.



Yaşanmış Korku Hikayeleri - 1955 yılında Kentucky’de yaşanan olayı günümüzde hala esrarını korumaya devam ediyor. Olayla ilgili hiçbir kanıtın bulunmaması ancak olayın pek çok görgü tanığı olması Kelly Hopkinsville olayı hakkında esrarengizlikleri ortaya koymaya yetiyor.

Ormandan Gelen Tuhaf Yaratıklar

Billy Ray Taylor arkadaşları olan Sutton ailesini ziyaret için Kentucky’e gelmişti. Akşam üzeri hava henüz kararmamışken Taylor biraz yürüyüş yapmak için bahçede dolanmaya başladı. Bahçe oldukça büyük bir bahçeydi ve bahçenin dışarısı tamamen ormanlık bir alandı. Bahçenin içinde ağır adımlarla ilerlerken 500 metre ileride bulunan ağaçların arasında garip, parlak bir yaratık gördü. Taylor büyük bir panikle eve doğru koştu ve içeri girdi. Gördükleri karşısında dehşete düşmüştü ve bunları Sutton ailesine anlatmaya başladı. Elbette kimse bu olanlara inanmadı. Ancak bu sırada dışarıda köpeğin yüksek sesle ulumaya başladığını duydular. Bunun üzerine silahlarını kuşanıp tekrar dışarı çıktılar.

Ağaçların arasından ellerini teslim olmuş gibi havaya kaldırmış vaziyette üzerlerine doğru gelen bu yaratığı görünce ateş ettiler. Aralarında 5 metre kalaya kadar beklemişlerdi. Ateş ettikleri yaratık geriye doğru bir takla atarak ormanın derinliklerinde kayboldu. Sutton ve Taylor yaratığı 1 metre boylarında büyük kafalı, sivri kulaklı, elleri pençeli üzeri tamamen metalik gri olan ve parlayan bir yaratık olarak tarif ettiler.

Daha sonra ateş ettikleri yaratığın ölüp ölmediğini kontrol etmek için tekrar dışarı çıktılar. Kapıdan çıkarken Sutton kafasının üzerinde bir ağırlık hissetti. Kafasını kaldırdığında birinin ona dokunduğunu anladı. Karısı Sutton’ın kolundan tutarak onu içeri çekti. Evin tamamen bu yaratıklar tarafında kuşatıldığı anlaşılmıştı. Bu yaratıklarla iki saat boyunca silahlı bir çatışma yaşadılar.

Geldikleri Gibi Bir Anda Ortadan Kayboldular



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Ortalık biraz sakinleşince hemen arabalarına atlayıp polis karakoluna gittiler. Eve geri döndüklerinde ortalık adeta hiçbir şey olmamışçasına sessizdi. Yaratıklarla ilgili tek kanıt; evin köşesinde vurdukları yaratıktan geriye kalan belli belirsiz bir izdi. Bu ize belli bir açıdan bakılınca parlıyordu. Kelly Hopkinsville olayı tarihte bu isimle anılmaya başladı. Bu olay sırasında ortaya çıkan yaratıklara da "Hopkinsville Cinleri" denildi. Olayla ilgili olarak çok fazla kanıt bulunamadı.

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler