Kayıp Lokanta

Kayıp Lokanta

Tır şoförlüğü yapan bir adam, Maraş‘tan Kilis‘e giderken bir geceyarısı yaşadığı esrarengiz olayın hikayesi…

O zamanlar tır şöförlüğü yapıyordum. Maraş’tan aldığım yükü Kilis’e götürecektim. Her şey normal olarak devam ediyordu. Yolda acıktım ve yemek yemek için etrafta lokanta tarzı bir yerler aramaya başladım. Vakit; gece 12 sularıydı… O kadar yol gitmeme rağmen bir tane bile açık yer bulamadım. Sonra karşıda küçük bir market gördüm. Adam akıllı yemek yiyeceğim bir yer buluncaya kadar, buradan alacağım bisküvilerle filan açlığımı biraz yatıştırırım diye düşündüm. Araçtan indim.

Markete doğru ilerlemeye başladım. Marketten birkaç bisküvi, kraker filan gibi atıştırmalıklar aldım. Marketten çıkıp, kamyonuma doğru ilerlerken küçük bir oğlan çocuğunun, hemen kamyonun çarprazındaki çöp kutusundan bir şeyler ayıkladığını gördüm. Yanından geçtim. Elimdekilere baktığını gördüm. Onun elinde de yarısı küflenmiş bayat bir ekmek vardı. Meraklandım “Burda ne yapıyon yeğenim?” diye sordum. 

Aç olduğunu, evdeki kardeşi ve annesi için yiyecek bir şeyler aradığını söyledi. Olayı biraz daha derin konuşmak için çocuğun eline verdim bizim kraker ve bisküvileri. Çocuk sevinçten konuşamıyordu ama biraz da benim zorlamamla derin derin anlattı: Babası ölmüş, annesi ve küçük kardeşiyle yaşıyorlarmış… İçim parçalandı. Çocuğa cebimdeki son paraları kuruşuna kadar verdim. Yola koyuldum.

Karnım açlıktan acayip derece kasılmaya başladı. Kendimi “Şurdan Kilis’e; taş çatlasa 50 km.kaldı. Gider, paramı alır, bir şeyler yerim…” diye teskin ediyordum. Kilis’e daha hızlı varıp da bir an önce bir şeyler yiyebileyim diye kestirme bir güzergahtan giderken baktım hemen solda, bir lokanta tarzı, küçük bir mekan var. “Gidip bir su içeyim bari” dedim.Yandaki hayrattan suyu içtim. Derken arkadan biri seslendi.

“Hadi kardeş! İçeri…” diye. “Birine benzettiniz herhalde kardeşim?” dedim. “Yok; seni tanımıyorum zaten. Bu lokantanın sahibiyim. Bugün oğlumun sünneti vardı. Herkese yemek ısmarlıyorum. Gel; buyur. Yersen şereflendirirsin.” dedi. Daldım hemen içeri. Bir güzel karnımı doyurdum. Sonra yine çıktım yola. Nihayet Kilis’e vardım. Mallarının nakliyesini yaptığım firma, hızımı ve dikkatimi çok beğenmiş; beni kadrolu eleman olarak aldı.

Acayip mutluydum. Maaşım eskisinden iki kat fazla olacaktı. Dönüşte de aynı yolu kullanıp, o küçük mekandaki adamı bir görüp teşekkür edeyim dedim. Arkadaşlar üç saat boyunca o mekanı aradım. Ortalıkta ne mekan var ne de mekandan en ufak bir iz… Aradım taradım, sordum soruşturdum; yok! Aklıma bir önceki market geldi. Gittim sordum. Marketin sahibi “30 yıldır buradayım; o dediğin yoldan kuş bile geçmez ki lokanta yapsınlar…” dedi.

write a comment

0 Comments

No Comments Yet!

You can be the one to start a conversation.

Add a Comment

Your data will be safe! Your e-mail address will not be published. Other data you enter will not be shared with any third party.
All * fields are required.