Connect with us
Osmanlı Padişahları Hangi Mesleklerle Meşguldü Osmanlı Padişahları Hangi Mesleklerle Meşguldü

İlginç Bilgiler

Osmanlı Padişahları Hangi Mesleklerle Meşguldü

Osmanlı Padişahları hangi mesleklerle meşguldü? Diğer bir deyişle; Osmanlı Sultanlarının Padişahlık dışında, geçimlerini sağladıkları veya sadece hobi olarak icra ettikleri başka meslekleri de var mıydı?

Published

on

Osmanlı Padişahları hangi mesleklerle meşguldü? Diğer bir deyişle; Osmanlı Sultanlarının Padişahlık dışında, geçimlerini sağladıkları veya sadece hobi olarak icra ettikleri başka meslekleri de var mıydı?   

Osmanlı Padişahları ve Meslekleri: Çoğunlukla sanılanın aksine Osmanlı Padişahlarının, şahsi ihtiyaçlarını devlet hazinesinden karşılamaları yasaktı. En azından bir dereceye kadar. Sonuçta devletin merkezi olan sarayda haremiyle / ailesiyle birlikte yaşayan insanların ihtiyaç ve harcamalarının hangi kısmının şahsi hangi kısmının resmi olduğunu ayırmak zor. Bununla beraber devlet anlayışının kurumsallaşması neticesinde bu şekilde bir kanunun yasalaştırıldığı da bilinen bir gerçek.

Ancak Osmanlı Padişahlarının şahsi meslek edinmeleri sadece bu durumdan kaynaklanmıyor. Osmanlı Padişahları, şehzadelik dönemlerinde, zamanlarının bilinen en iyi eğitimini alıyorlardı ve bu eğitimin içinde sanat veya zenaat dallarından en az birinde uzmanlaşma da vardı. 

Osmanlı Padişahları ve Meslekleri

I. Mehmet (Çelebi Mehmet)

Yay ve kiriş ustasıdır. Bu işin ustası olduğu için kendisine “yay gerdiren” manasına gelen “kürüşçü / kirişçi” adıyla da anılmaktadır. Aynı zamanda avcıdır.

II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet)

Bahçıvandır. Bilhassa gül ve ağaç yetiştirme konusunda becerikli olduğu bilinirdi. Aynı zamanda bir kitap kurdu ve koleksiyoncusudur. Haritalar üzerine çalışmalar yapmış ve harita meraklısıdır. Fâtih, ayrıca ok için parmağa takılan yüzükler, kemer tokaları ve kılıç kınları da imal ederdi. Bütün bu özelliklerinin yanında ünlü bir şairdir. Divan edebiyatında “Avni” adıyla bilinen şair Fatih Sultan Mehmet’in ta kendisidir. 

II. Bayezid

İcazetli bir hattattır. Ayrıca okçuluğa meraklı olduğu için bütün ok imal edenleri İstanbul’da buluştururmuş. Marangoz olduğu da bilinmektedir. Aynı zamanda şairdir.

I. Selim (Yavuz Sultan Selim)

Kuyumcudur. Bunun yanında Bir kitap kurdu olduğu bilinmektedir. Hatta denilir ki çok okumaktan gözleri bozulmuştu. Bu yüzden gözlük takan tek Osmanlı padişahıdır. Bununla ilintili olarak: kitap okurken, satırları takipte kullanılan altından hilaller yapardı. Bu hilallerin uç kısımlarına kıymetli taşlar yerleştirirdi. Ok atmayı sever ve iyi bir yay ustasıdır. Aynı zamanda iyi bir silahşordur.

I. Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman)

Kuyumcudur. İtalyan kuyumculuk sanatının örneklerini dahi uygulayacak kadar işinde mahirdir. Aynı zamanda kunduracı yani kavaftır.

II. Selim

Hacıların Hac yolunda kullanmaları için hilal şeklinde asalar yapıp, bunları hacılara dağıttırırdı. II. Selim, aynı zamanda şairdir.

III. Murat

Ok yapardı. Şairdir. Hüsnü hat sahibi yani hattattır.

I. İbrahim

Hacıların asalarına hilaller yapardı. Aynı zamanda bağa işçiliğinde de mahirdi. Bağa işçiliği: Deniz kablumbağasının kabuğundan yapılan kaşık, tesbih, vb. ürünler yapm işi. 

III. Mehmet

Kaşık ustasıdır. Okçuların kullandığı özel yüzükler yapardı. “Yüzükçüler Loncası” üyesiydi. Yaptığı kaşıkların saplarını inci, mercan yakut vb. taşlarla süslerdi ve süslemecilik sanatı olan hakkaklıkta önemli bir yeri vardır. Aynı zamanda şairdir.

I. Ahmet

Kaşık ustasıdır. Okçuların kullandığı özel yüzükler (asalar) yapardı. Bu merakı yüzünden “Kemankeşler Loncası (yani okçular- loncası)” üyesiydi. Çerkez kamçıları işlemekte ustadır. Şairdir.

II. Osman

Saraçlık yaptığı bilinirdi. Özellikle kendi indiği atların eyerlerini kendi yapardı. Ancak ne acıdır ki bu padişah, tahtan indirilip, yeniçerilerin eline geçtikten sonra, son yolculuğuna eğersiz bir ata bindirilerek gitmiştir..

IV. Murat

Güzel yazı yazan bir hattat ve aynı zamanda şairdir. Kemankeşlikte (okçulukta) mahirdir.

IV. Mehmet

Avcılığıyla ünlüdür. Bu yüzden “Avcı Mehmet” diye de anılır. Aynı zamanda şairdir. Bestekârdır. Askerî marşlar yazardı.

II. Mustafa

Şairdir. Hüsnü hat sahibidir. 

III. Ahmet

Hattat ve aynı zamanda şairdir. Fakat onu diğer padişahlardan ayıran çok ilginç bir hobisinin olduğu rivayet edilir ki bu da kendisinin hanımlar arasında gergef işlemeye meraklı olmasıdır…

I. Mahmut

Kantaşı üzerine mühür kazırdı. Abanoz ve fildişinden hilâller (kürdanlar) yapardı. Mücevher işlerdi. Oymacılıkla da ilgilenirdi. Çok yönlü bir pâdişah olan I. Mahmud, bütün bu yaptıklarını pazarda sattırır, parasıyla ihtiyaçlarını giderir ve hatta sadakasını dahi bu şahsi gelirinden verirdi. Aynı zamanda şairdi.

III. Selim

Şair ve bestekârdır. Aynı zamanda mükemmel bir silah ustasıdır. Tüfeklerin gez ve arpacıklarını ince hesaplarla çok mükemmel yaptığı için kurşunlar hedefi şaşmıyordu.

II. Mahmut

Üslûp sahibi bir hattattır. Müzisyendir. Kuyumcudur. Sedef işlemeciliği yapar.

I. Abdülmecit

Modern bir ressam, Batı usulü alafranga besteler yapan bir bestekârdır. Aynı zamanda şairdir.

I. Abdülaziz

Ünlü bir pehlivandır. Kalaycı olduğuna dair belgeler vardır. Burada her ne kadar padişah olmasa da Sultan I. Abdülaziz’in oğlu Şehzâde Seyfeddin Efendi’nin ilginç mesleğinden söz etmek yerinde olacaktır. Sultan I. Abdülaziz’in oğlu Şehzâde Seyfeddin mahyacı idi. Ramazanlar camilere mahyalar hazırlardı. 

V. Murat

Çok iyi bir piyanist, bestekârdır ve ressam olduğu bilinmektedir.

II. Abdülhamid

Marangozdur. Bu meslekteki inceliği ve tasarımı rakipsizdir. Ayrıca kakmacılık ve süsleme sanatıyla da uğraşmıştır. Amerika’da açılan bir dünya sergisinde marangozluk ve doğramacılık dalında birincilik almıştır.

Osmanlı Döneminde Yaşanmış Esrarengiz Bir Vampir Hadisesi
Tarihte İlk Roketi Osmanlı mı Fırlattı
Piri Reis Haritası – Gizemleri

Piri Reis Haritası Gizemleri & Bilinmeyenleri

Osmanlı’nın Kudretli Cinci Hocası

Osmanlı’nın Kudretli Cinci Hocası

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginç Bilgiler

Dört Bacaklı Mutant Kadın – Myrtle Corbin

1868’de dünyaya gelen J. Myrtle Corbin, doğuştan dört ayaklıydı. Myrtle, doğarken yalnız doğmuştu ancak sadece belden aşağısı gelişmiş olan ikiz kardeşinin ayaklarını da beraberinde getirmişti…

Published

on

By

Dört Ayaklı Myrtle Corbin - Garip Ama Gerçek - İlginç Bilgiler
Dört Bacaklı Mutant Kadın - İlginç Bilgiler

1868’de dünyaya gelen J. Myrtle Corbin, doğuştan dört bacaklı idi. Myrtle, doğarken yalnız doğmuştu ancak sadece belden aşağısı gelişmiş olan ikiz kardeşinin ayaklarını da beraberinde getirmişti… Asıl ilginç olan, ikiz kardeşinin ayaklarını da kontrol edebiliyor olmasıydı..

Dört Ayaklı Bir Çocuk Doğdu

Josephine Myrtle Corbin, 1868 yılında Amerika‘nın Tennesse eyaletinde dünyaya geldi. Myrtle’ı ilginç kılan şey doğuştan 4 ayaklı olmasıydı. Bu durum ilk olarak, 1880’de yapılan nüfus sayımında insanların dikkatini çekti.

Ayaklarının İkisi İkiz Kardeşine Aitti

Myrtle doğuştan 4 ayaklıydı ancak sahip olduğu tüm ayaklar ona ait değildi. Anne karnındayken yalnız olmayan Myrtle, doğarken yalnız doğmuştu ancak sadece belden aşağısı gelişmiş olan ikiz kardeşinin ayaklarını da beraberinde getirmişti. Asıl ilginç olan, Myrtle’ın dünyaya gelirken yanında fazladan getirdiği ikiz kardeşinin ayaklarını da kontrol edebiliyor olmasıydı. Bu ayakları tamamen kullanabilmek için çok uğraşmıştı ancak onları yürümek için kullanmayı başaramadı.

Barnum’un Sirkinde Çalışmaya Başladı

Myrtle’ın ünü kulaktan kulağa yayılırken bu durum Amerika’nın en büyük sirk işletmecisi P.T Barnum’un da dikkatini çekti ve Barnum, ona sirklerinde çalışması için bir teklif götürdü. Haftalık 450 ABD Doları civarında para kazanan Myrtle her geçen gün daha da popüler oluyor ve insanların dikkatini çekiyordu.

Bir Doktorla Evlendi

Ancak onun bu ilginç hayat hikayesi burada sona ermedi. Tıp dünyası da artık onun peşindeydi ve bu durumu araştırmak istiyorlardı. 19 yaşındayken Dr. Clintonn Bicknell ile evlenen
Myrtle’ın bir sırrı daha ortaya çıkmıştı: İkiz kardeşine ait
bacaklarında da bir rahmi ve vajinası vardı. Dr. Bicknell bunu diğer doktor arkadaşlarıyla paylaşmak istedi ancak bu durumun eşini rahatsız edebileceğini düşündü.

4 Bacaklı Mutant Kadın
4 Bacaklı Mutant Kadın

Bir zaman sonra bu bilgiyi yakın arkadaşları George M. Gould ve Walter L. Pyle ile paylaşan Dr. Bicknell, onlarda da bu konuda araştırma yapma arzusu uyandırdı. Araştırmaya başlarda karşı çıkan Myrtle, eşinin ısrarları sonucu buna izin verdi. Sonuçlar son derece şaşırtıcıydı. Araştırmalara göre her iki rahim de
adet görüyordu. Yani bu demek oluyordu ki her iki rahimden de çocuk sahibi olunabilirdi. Myrtle Curbin’in beş çocuğu vardı ve söylenenlere göre bu çocukların üçü kendi rahminden, diğer ikisi de kız kardeşinin rahminden dünyaya gelmişti.

Anahtar Kelimeler: garip ama gerçek, ilginç bilgiler, ikiz, doğuştan, hayat hikayesi, myrtle corbin, barnum, doktor, sirk, ikiz kardeş, dört ayaklı, mutant, kadın.

Doğuştan dört ayaklı mutant kadının hikayesi – video izle

Facebook, Instagram, Youtube, Twitter Hesaplarımızı Takip Edin

Facebook, Instagram, Twitter, Youtube, hesaplarımızı buradan altı çizili kelimeleri (link) tıklayarak takip edebilir, Facebook Paranormal Haber Grubu‘na üye olarak siz de paylaşım yapabilirsiniz.

Continue Reading

İlginç Bilgiler

Leyleklerle Kartalların İnanılmaz Savaşı

1934 yılının Haziran ayında başta Bursa olmak üzere Marmara bölgesindeki bazı şehirler, eşine az rastlanır bir hava savaşına tanık oldular. Bu savaşı diğerlerinden ayıran özellik; insanlar arasında değil; leyleklerle kartallar arasında vuku bulmasıydı.

Published

on

By

Leyleklerle Kartalların İnanılmaz Savaşı

1934 yılının Haziran ayında başta Bursa olmak üzere Marmara bölgesindeki bazı şehirler, eşine az rastlanır bir hava savaşına tanık oldular. Bu savaşı diğerlerinden ayıran özellik; insanlar arasında değil; leyleklerle kartallar arasında vuku bulmasıydı. 

Haberin Anahtar Kelimeleri: leylek, kartal, savaş, marmara, bursa, orhangazi, aydın, the times, reuters, gazete, hürriyet, haber, türkiye, hindistan, kongo, mısır.

Leylek Kartal Savaşının Başlama Nedeni

Uludağ zirvelerinden inen 6 kartal, Bursa Orhangazi ilçesinde bir leylek yuvasına saldırdı. Anne ve baba leylekleri öldürüp, 4 yavruyu kaçırdılar.

Çeşitli gazete haberleri ve rivayetlerden edinilen bilgilere göre leyleklerle kartalların efsanevi savaşının başlangıç ve seyri şu şekilde gelişmiş: Marmara’da bir ikindi vaktiydi… Uludağ zirvelerinden inen 6 kartal, Bursa Orhangazi ilçesinde bir leylek yuvasına saldırdı. Anne ve baba leylekleri öldürüp, 4 yavruyu kaçırdılar. Aradan birkaç gün geçti… Yine bir grup kartal, yine Orhangazi‘de başka bir leylek yuvasına saldırdı. Ancak bu kez yuva boştu. Leylekler sanki bu saldırının istihbaratını önceden almış gibi yavrularını güvenli bir yere saklamışlardı bile.

Sonra her yerden haberler gelmeye başladı. Kartallar gruplar halinde leylek yuvalarına saldırıyordu. Birkaç gün sonra ülkenin dört yanından Bursa, Aydın ve Trakya‘ya yüzlerce leylek akın etti. Aynı şekilde kartallar da toplanıyordu. İnsanlar çevrelerinde leylek ve kartal sayısının olağanüstü arttığının farkındaydı. Gökyüzünde sıra dışı bir hareketlenme vardı.

Leylek Kartal Savaşı Patlak Veriyor

İnsanların gönlü leyleklerden yanaydı. Köylüler yaralanıp yere inen leylekleri tedavi etmeye çalışıyorlardı.

Leyleklerin ve kartalların toplanması iki ay kadar sürdü. Ağustos ayına gelindiğinde Aydın‘da Menderes deltasında inanılmaz bir savaş başladı. Havada amansız bir mücadele vardı. Bir tarafta leylekler, diğer tarafta kartallar. Halk başı yukarıda bu savaşı izliyordu. Kartallar güçlü pençeleriyle, leylekler de uzun gagalarıyla rakiplerine olabildiğinde zarar vermeye çalışıyorlardı. 

İnsanların gönlü leyleklerden yanaydı. Köylüler yaralanıp yere inen leylekleri tedavi etmeye çalışıyorlardı. Nineler yaralı leyleklerin başında dua ediyordu. Hatta Kızılay’ı göreve çağıranlar bile oluyordu. Kimileri ağaçlara tırmanıyor, yuvalardaki yavru leyleklere yiyecek ulaştırıyordu. Ülkenin genelkurmay başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın bu savaşa müdahale etmesini isteyenler bile vardı.

Leyleklerin Zeki Savaş Taktikleri

Genç leylekler kartalları yoruyor, tecrübeli yaşlılar ise yorulan kartala öldürücü darbeyi vuruyordu.

Ama günler geçiyor, savaş sürüyordu. İki taraf da kayıplar veriyordu. Daha da ilginci hem leyleklere, hem de kartallara ülkenin değişik yerlerinden sürüler halinde takviye geliyordu. 

Herkes birbirine soruyordu. Bu savaşı kim kazanacak? Kartallar güçlüydü ama leylekler sayıca üstündü.Üstelik daha organize idiler. Genç leylekler kartalları yoruyor, tecrübeli yaşlılar ise yorulan kartala öldürücü darbeyi vuruyordu. Ayrıca insanların yardımı nedeniyle leylekler yerleşim birimlerine yakın bölgelerde savaşıyordu. Kartalların savaşı ormanlık, dağlık alanlara çekmesine izin vermiyorlardı.

Savaşın Gelibi Leylekler

Her yerden ölü ve yaralı haberleri geliyordu. Sayıları yüzlerle ifade ediliyordu. Neyse ki günler sonra savaş bitti. Kazanan sayıca üstün olan leyleklerdi. Kartallar bölgeyi terketmek zorunda kalmıştı..

Az önce yukarıda okuduklarınız bir kurgu, hikaye ya da eğlence olsun diye uydurulmuş bir haber değil. Gerçekten yaşanmış garip ama gerçek bir olay. 1934 yılında binlerce insanın izlediği ve Cumhuriyet dahil pek çok gazetede haber olmuş bir savaş bu. Hatta, o günlerde Türkiye’de bulunan New York Times gazetesinin muhabirinin Amerika’ya bu haberi geçtiği söylenir. 

18 Ağustos 1934 tarihli The Times gazetesinde, Times İstanbul muhabirinin haberi şöyle aktarılmış: “300 leylek ve 60 kartal arasında olağandışı bir savaş. Ne kadar olduklarını saymakla iyi bir iş çıkarılmış. Olay yeri Bursa yakınında Orhangazi adlı bir yer. Düşmanlıklar altı kartalın bir leylek yuvasına saldırıda bulunmalarıyla başlamış; anne ve baba leyleği öldürerek yavruları alıp götürmüşler. Birkaç gün sonra yine aynı kötü niyetle başka bir yuvaya yönelmişler ama yuva boşmuş: Yavrular önceden güvenli bir yere taşınmış, anne baba kuşlar ise uçuştaymış.

O sırada leylek grubu harekete geçmiş. Leylekler dört bir yanından toplanmaya başlamışlar. Yeterli çoğunluğu sağlayarak, bütün genç leylekleri güçlü bir koruma duvarı ardında tutarak kartalları bulmak üzere harekete geçmişler. Kartallar bunu nasıl gözetledi veya nasıl toplanıp bir araya geldiler bu bildirilmemiş ama bir şekilde uzun süren bir çarpışma başlamış. Sonuçta zafer 12 ölü ve 50 yaralı bedeline leyleklerin olmuş. Kartallardan ise 20 ölü olduğu kaydediliyor.”

Leylek Kartal Savaşına Dair Gazete Haberleri

Leyleklerle kartalların savaşına dair bazı gazete kupürleri…

Aydın Semalarında Leylek Kartal Savaşı – 1959

12 Temmuz 1959 tarihli Hürriyet Gazetesi, hadiseyi sütunlarına “Savaşan Leylek ve Kartallar Takviye Alıyor” başlığıyla taşırken, konuyla ilgili detayları da okurlarıyla paylaşmış.

1959 yılında da benzer bir savaşın Türkiye semalarında yaşandığına dair bir diğer haber ise Hürriyet Gazetesi’nden. Bu sefer savaş Bursa’da değil Aydın semalarında cereyan etmiş. 12 Temmuz 1959 tarihli Hürriyet Gazetesi, inanması güç hadiseyi sütunlarına “Savaşan Leylek ve Kartallar Takviye Alıyor” başlığıyla taşırken, konuyla ilgili detayları ise okurlarıyla şöyle paylaşmış: 

Aydın – Üç gündür devam eden leylek-kartal savaşında bugün, leylekler üstünlük elde ettiklerinden ilk defa olarak 30 – 40 kadar leylek şehre gelmiş, bütün yuvalara uğrayıp yavruları ile meşgul olmuşlardır. Giriştikleri mücadeleden almış oldukları yaralarla yuvalarına dönen ana leylekler, ölmüş olan yavrularını dışarıya attıktan sonra uçup gitmişlerdir. Bu leyleklerden bazılarının yaralı olduğu görülmüştür. Halk, leylek yavrularına yardıma devam etmektedir. Menderes Nehri yakınında çalışan ziraatçiler bu sabah 2.000 kadar leyleğin savaşanlara yardıma geldiklerini bildirmişlerdir.”

Haberin devamında ise gazete “Kartalları Takviye” başlığı ile şu bilgileri okurlarına duyuruyor: “Bursa -Bu sabah şehrimiz üzerinden 50 kadar kartal, Ege istikametine uçup gitmiştir. Bunların Aydın’daki savaşa gittikleri anlaşılmaktadır.”

Tarsus Semalarında Leylek Kartal Savaşı – 1967

10 Ağustos 1967 tarihli Reuters muhabiri, haberi “Tarsus yakınındaki bir vadinin üzerinde leyleklerle yaptıkları bir hava savaşını kaybeden yüzlerce kartal dün Kıbrıs’a doğru uçtu” diye vermiş.

Yine benzer şekilde bir diğer leylek kartal savaşının ise 1967 yılında Tarsus semalarında gerçekleştiği anlaşılıyor. 10 Ağustos 1967 tarihli AAP – Reuters muhabiri, haberi “Tarsus yakınındaki bir vadinin üzerinde leyleklerle yaptıkları bir hava savaşını kaybeden yüzlerce kartal dün Kıbrıs’a doğru uçtu. Savaştan sonra 50 kartal yerde ölü bulundu. Görgü tanıklarına göre; pek çok kartalın yaralandığı kıyasıya savaş ‘leyleklerin beklenmedik zaferi’ ile sonuçlandı. Leyleklerin kayıpları bilinmiyordu. Balıkçılar ise denizde su yüzünde sürüklenen 5 leylek ölüsü ve 17 kartal ölüsü bulduklarını bildirdi.” şeklinde geçmiş. 

Tarihteki Diğer Büyük Hayvan Savaşları

Meşhur seyyah Marco Polo’nun anlattığına göre; vaktiyle Hindistan civarında fillerle kaplanlar arasında da büyük bir savaş yaşanmış.

Yukarıda anlatılan leylek kartal savaşının benzerlerinin daha önce başka yerlerde de yaşanmış olduğuna dair bazı kayıt yahut iddialar daha mevcut. Birkaçı şunlar…

Meşhur seyyah Marco Polo’nun anlattığına göre; vaktiyle Hindistan civarında fillerle kaplanlar arasında da büyük bir savaş yaşanmış. Fillerin galip geldiği bu savaşta, ölen kaplanların sayısı 7000’e vardığı gibi filler de savaş alanında 1500 kadar ölü bırakmışlar.

Konuyla ilgili bir diğer rivayetse (ﺭﻭﺍﻳﺖ) Kongo’dan (Afrika): Bir sabah Kongo köylerden birinde büyük gürültülerle uyanan yerliler, yakındaki gölün kenarında timsahlarla balıkçıl kuşlarının savaşına şahit olmuşlar. Söz konusu savaş birkaç gün sürmüş. Nihayetine sayısı tespit edilemeyen miktarda balıkçıl kuşu ölürken göldeki; istisnasız bütün timsahların kör olduğu tespit edilmiş.

Rivayetlere göre; Türkiye’deki leylek-kartal savaşının bir benzeri de 1929 yılında Nil Nehri’nin kaynaklarından birinin yakınlarında vuku bulmuş. Dokuz ay kadar uzun bir süre zarfında devam eden bu büyük savaşın galibi ise leylekler olmuş ve kartallar yenilgiyi kabul ederek, bölgeyi sürüler halinde terk etmişler.  

Kartalın Leyleğe Saldırma Anı – İzle

Continue Reading

İlginç Bilgiler

Roma İmparatoru Caligula’nın 10 Çılgınlığı

4 senelik hükümdarlığı sonunda kendi muhafızları tarafından öldürülen Caligula’ya deli denmesine neden olarak gösterilebilecek birkaç örnek

Published

on

By

Roma İmparatoru Caligula

Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus yani takma adıyla Caligula, genellikle deli olarak tanımlanan bir Roma İmparatoru. Caligula hakkındaki bu delilik iddialarının içi o kadar da boş değil. MS. 37-41 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nun 3. Caesar’i olarak yaptığı 4 senelik hükümdarlığı sonunda kendi muhafızları tarafından öldürülen Caligula’ya deli denmesine neden olarak gösterilebilecek sadece birkaç örnek ise şunlar…

Mtindeki Anahtar Kelimeler: caligula, roma imparatoru, caesar, ensest ilişki, astrolog, büyük iskender, neptün, venüs, tiberius, apollo, herkül, drusilla, tanrı.

1) Ergenliğinde üç kız kardeşiyle ensest ilişki yaşadı.

2) Astrologların söylediği “At üstünde Baiae körfezinin geçmeyenin imparator olma şansı yoktur” sözü üzerine İmparator ilan edilmesinin ardından Puteoli ve Baiae arasına sandallardan oluşan 3 mil uzunluğunda bir köprü yaptı ve Büyük İskender’in göğüslüğünü giyerek at üstünde körfezi geçti. Kendini Roma tanrısı Neptün ile kıyaslayarak imparatorluğunu ilan etti.

3) Kelleşme kompleksi olan Caligula, ilk olarak yüksek bir yerden aşağıya doğru kendisine bakılmasını suç ilan etti. Kimi zaman ise tüm topluma saçlarını kısaltmalarını veya traş etmelerini emretti.

4) Tiberius’dan kalan hazineyi lüks harcamaları ile birkaç ayda tüketti hatta pek sevgili atı için bir saray yaptırdı. Tabi bunun yanında oldukça lüks grup partilerine de pek çok para harcadığı söyleniyor.

5) Tanrı kompleksi tartışılmaz olan Caligula pek çok festivale genellikle Büyük İskender bazen Herkül bazen Apollo hatta bazen tanrıça Venüs gibi giyinerek katıldı.

6) İmparatorluk muhafızlarından Macro’nun karısı ile bir ilişki yaşarken, Macro’yu kadın satıcılığı ile suçlamış ve intihar etmesini emretmiş.

7) Arenada yapılan aslan dövüşlerinde aslanlarla dövüşecek yeterli mahkum kalmadığında, seyirciler arasından rastgele seçtiği kişileri arenada aslanların önüne sürdü.

8) Vergilendirme konusunda da oldukça yaratıcı olan Caligula, genellikle vergi toplama işini zengin insanları öldürtüp tüm paralarını alarak yapıyordu. Bir keresinde zengin olduğunu düşündüğü bir adamı öldürttü ve sonrasında adamın pek de varlıklı olmadığını anlayınca duruma oldukça basit bir yorum getirmiş “Ah tatlım, o adam boşuna öldü”

9) Para getirir düşüncesi ile: Sarayında topladığı Roma hanımefendileri, onların kızları ve öksüz gençlerden oluşan bir genelev açtı.

10) Ensest duyguları yoğun olan Caligula en sevdiği kız kardeşi olan Drusilla’yı hamile bıraktı. Sonrasında ise doğmamış çocuğun yarı tanrı olabileceği düşüncesi ile Drusilla’yı parçalayarak ceninin alınmasını sağladı. Drusilla’nın ölümü üzerine ise onu tanrı olarak ilan etti.

Caligula’nın Çılgınlıkları – İzle

Continue Reading

İlginç Bilgiler

Dünyayı Ele Geçirmek İsteyen Kadın: Kleopatra

9 dil bildiği rivayet edilen Kleopatra hakkındaki en kesin gerçek; onun çok zeki bir kadın olmasıdır.

Kleopatra, Mısır, Roma, İmparatorluğu, Tarsus, Sezar, Marcus Antonius

Published

on

By

Dünyayı Ele Geçirmek İsteyen Kadın: Kleopatra - Tarihten İlginç Bilgiler

Kleopatra – Asıl unvanı VII. Kleopatra olmasına rağmen kendisinden önce gelenler unutulduğu için, kısaca Kleopatra olarak bilinir. 9 dil bildiği rivayet edilen Kleopatra hakkındaki en kesin gerçek; onun çok zeki bir kadın olmasıdır.

Kendi Kardeşiyle Evlendi

O zamanlar Mısır’da egemen olan Romalılar Mısır toplumuna karışmamak sadece için kendi soylarından olan kişilerle evleniyorlardı. Yapılan bu akraba evliliklerinin doğal sonucu olarak da çok sayıda özürlü insanın doğuyor olmasıydı.

Kleopatra, İskenderiye’de doğdu. Aslen Romalı olan Kleopatra, babası XI. Ptolemaios’un vasiyeti üzerine kardeşi ile evlendi. O zamanlar Mısır’da egemen olan Romalılar Mısır toplumuna karışmamak sadece için kendi soylarından olan kişilerle evleniyorlardı. Yapılan bu akraba evliliklerinin doğal sonucu olarak da çok sayıda özürlü insanın doğuyor olmasıydı. Babası öldüğünde 18 yaşında olan Kleopatra, babasının ölümünün ardından Mısır tahtına çıktı. Halkın içine girebilmek ve halkın kendisini benimsemesi için kendini Mısır dinine verdi. Ancak bir süre sonra kardeşi tarafından iktidardan uzaklaştırılıp, sürgüne yollandı. Kleopatra’nın dedesinin adı Dadadidis’tir. Mısır için büyük bir kahramandır.

Hayali Tüm Dünyayı Yönetmekti

Kleopatra’nın bir halı içinde Sezar’ın sarayına girdiği ve bu büyük kralı kendine aşık ettiği rivayet edilir. Bu olaydan sonra kardeşi, kimsenin bilmediği bir sebeple (!?) Nil sularında boğuldu.

Kleopatra iktidara, yanında büyük Roma diktatörü Sezar ile geri döndü. Kleopatra’nın bir halı içinde Sezar’ın sarayına girdiği ve bu büyük kralı kendine aşık ettiği rivayet edilir. Bu olaydan sonra kardeşi, kimsenin bilmediği bir sebeple (!?) Nil sularında boğuldu. Kardeşinin aradan çekilmesi ile Kleopatra tek başına iktidar koltuğuna oturdu. O sırada Sezar’dan bir çocuğu oldu ve minik Sezarion’u alıp Roma’ya gitti. En büyük hayali, Roma ve Mısır imparatorluklarını birleştirip; Büyük İskender’in de hayali olarak bilinen tüm dünyaya sahip olmaktı. MÖ 44’te Sezar ölünce bu hayallerini ertelemek zorunda kaldı.

Hayatı İntiharla Sonlandı

İskenderiye’deki sarayına dönen Kleopatra’nın kendisini bir kobraya sokturarak intihar ettiği rivayet edilir. Ama son zamanlarda zehir içerek öldüğü anlaşılmıştır.

Sezar ölünce Roma İmparatorluğu, tahta çıkan Octavian (Sezar’ın yeğeni ve resmi evlatlığı) ve Marcus Antonius arasında ikiye ayrıldı. Doğu, artık Marcus tarafından yönetilmekteydi ve ilk işi de Mısır’ı ziyaret oldu. Antonius Kleopatra’ya delice aşık oldu. Kleopatra’nin Antonius’tan da iki kız çocuğu oldu. Bir süre Tarsus’ta yaşadılar ve bu yıllarda Octavius’a savaş açtılar. Aktium’da yapılan savaşta Kleopatra ve Marcus kaçmak zorunda kaldı. İskenderiye’deki sarayına dönen Kleopatra’nın kendisini bir kobraya sokturarak intihar ettiği rivayet edilir. Ama son zamanlarda zehir içerek öldüğü anlaşılmıştır. Kolay yapılan bu zehir, acı çektirmeden birkaç saat içinde öldürüyordu. Öldüğünde 39 yaşındaydı. Shakespeare, Antonius ve Kleopatra adlı eserinde Kleopatra’dan bahsetmiştir.

Kleopatra ve Antonius'un bir süre; şu an Türkiye sınırları içinde bulunan Tarsus'ta yaşadıkları biliyor.
Kleopatra ve Antonius’un bir süre; şu an Türkiye sınırları içinde bulunan Tarsus’ta yaşadıkları biliyor.

Tarihten İlginç Bilgiler, Kleopatra, Mısır, Roma, İmparatorluğu, Tarsus, Sezar, Marcus Antonius

Tarsus’ta bulunan Kleopatra kapısı.
Continue Reading

İlginç Bilgiler

Saksonlar Türk mü?

Saksonlar Saka / İskit Türklerinin torunları mı? Meşhur Türk Kadın hükümdar Tomris Hatun’un heykeli neden Almanya’nın Dresden kentinde dikili?

Published

on

By

Saksonlar Türk Kökenli mi

Saksonlar Saka / İskit Türklerinin torunları mı? Meşhur Türk Kadın hükümdar Tomris Hatun’un heykeli neden Almanya’nın Dresden kentinde dikili?

Almanya’nın Dresden Kentinde Neden Tomris Hatun’un Heykeli Dikili

“Kana susamış Kirus! Sen oğlumu yiğitçe değil, o içtikçe zıvanadan çıktığın şarapla öldürdün. Ama Güneş’e yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!”
Tomris Katun.

Alper Tunga’yı zehirleyen, Türkleri ve oğlunu öldüren Acemlerle (Persler / İranlılar) Türkler arasında geçen savaşta Acem Kralı Kryos ölür…

Tomris Katunun heykeli Almanya’nın Dresten kentindedir. Yaklaşık 550.000 nüfusuyla Dresden, Leipzig’den sonra ikinci en büyük Sak son (Sakaların Oğlu ) şehridir. Saksonya Eyalet Hükümeti’nin ve Saksonya Eyaleti Meclisi’nin ve sayısız devlet yetkilisinin yeri olan şehir, Saksonya’nın politik merkezidir.

Saksonlar Saka / İskit Türkleri mi

Tomris, Tomyris Türkçe karşılığıyla temir (demir) anlamına gelmektedir.
Sachsen (Sakson) Batı germiyan oğulları (Germen ) birliğinin ismidir.

Sak’a Kraliçesi Tomris Katunun heykeli ise Dresden’de Friedrichstadt hastanesi parkındadır. Tomris, Tomyris Türkçe karşılığıyla temir (demir) anlamına gelmektedir.
Sachsen (Sakson) Batı germiyan oğulları (Germen ) birliğinin ismidir. Eski Wettin Obersachsen’teki Meissnisch – Osterländischen nüfusu ve Saksonya Eyaleti’nin merkezdeki Alman vatandaşları “Saksonlar” olarak kabul edilirler. Çünkü Alman yerleşimcilerin orijinal yerleşim alanının merkezinde “Aşağı Saksonya” adı kullanılır.

Bununla birlikte, Aşağı Saksonya vatandaşlarının çağrışımından kaçınmak zordur. Bu nedenle, tarihi bilimde Altsachsen adı, Aşağı Saksonya ( Frizler ve Slavlar’ın geleneksel yerleşimleri olmadan), Aşağı Saksonya ( Wagrien hariç), Kuzeydoğu Hollanda ve Batı Saksonya-Anhalt (Ahlat) olmak üzere, tüm yerleşim bölgesi için tercih edilmektedir .

Continue Reading

İlginç Bilgiler

Tarihte Asılarak İdam Edilen İlk Fil

Published

on

By

Garip Ama Gerçek - Tarihte Asılarak İdam Edilen İlk Fil

Tarihte; cinayet suçundan yargılanarak suçlu bulunan ve idamla cezalandırılan, bilinen tek fil; bir gösteri hayvanı olan Mary’dir.

Gösteri Devam Etmeli

Mary, her hayvanın gayet doğal olarak gösterebileceği bir tepki ortaya koydu. Sinirlendi ve bunun sonucunda bakıcısını ezdi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin, Tennessee eyaletinin, Erwin isimli bir kasabasında; sirkte gösteri yapan Mary adlı bir fil, tecrübesiz bakıcısının kendisini kızdırması sonucunda bakıcısına saldırdı ve ölümüne sebep oldu…

Mary isimli gösteri fili Charlie Sparks isimli bir şahsa ait gezgin sirkin en önemli gösteri yıldızlarından biri idi. 1916 yılının  Şubat ayında, Mary’nin her zamanki bakıcısı rahatsızlandı ve yerine tecrübesiz bir bakıcı atanmak zorunda kalındı. Sonuçta gösteri devam etmeliydi(!) Beş tonluk bir Asya fili olan Mary olmaksızın ilgi çekici bir gösteri söz konusu bile olamazdı. 

Tecrübesiz fil bakıcısı, Mary’e gösteri için gerekli hareketli yaptırmaya çalışırken onu bilinçsizce yaraladı. Yarasından dolayı acı içerisinde kalan Mary, her hayvanın gayet doğal olarak gösterebileceği bir tepki ortaya koydu. Sinirlendi ve bunun sonucunda bakıcısını ezdi. İşte bundan sonra insanlık tarihinin en trajikomik olaylar zincirlerinden biri yaşanmaya başlandı… 

Mahkeme mi Yoksa Son Bir Büyük Gösteri mi

Sahibi, artık sirk gösterilerinde yeterince gelir ve verim alamadığı filden zaten bir şekilde kurtulacaktı.

Erwin kasaba mahkemesinde cinayet suçundan yargılanan fil Mary, cinayet suçundan hüküm giydi ve idamına karar verildi. Mahkeme sırasında; zavallı Mary’nin savunması alındı mı, alındıysa nasıl alındı doğrusu burası oldukça şaibeli. Bizim fikrimize göre bu düzmece mahkeme, aslında yaşlanan filin, zamanla bakım masraflarının gösteri gelirinin üzerine çıkması üzerine, bizzat sahibi tarafından kurgulandığı yönünde. Sahibi, artık sirk gösterilerinde yeterince gelir ve verim alamadığı filden zaten bir şekilde kurtulacaktı. En iyi ihtimalle fil zaten bir yerlerde sessizce itlaf edilecekti.

Oysa sahibi, dünyada eşi görülmemiş şekilde yargılanmasını sağlayarak, zavallı hayvan için basının ve halkın ilgisini müthiş derecede çekecek son bir gösteri hazırlamıştı. Sonuçta Mary, Erwin kasabasından 40 km uzaklıktaki Kingsport kasabasının meydanında resimde görüldüğü gibi asıldı…!!!

Garip Ama Gerçek - Tarihte Asılarak İdam Edilen İlk Fil
Garip Ama Gerçek – Tarihte Asılarak İdam Edilen İlk Fil

Asılırken Bacakları ve Kalçası Kırıldı

İlk denemede beş tonluk fili taşıyamayan vincin zinciri koptu ve yere düşen Mary’nin kalçası ile bacakları kırıldı.

Tabii ki beş tonluk bir fil olan Mary’i sehpa ve halatla asamazlardı. Erwin, yolları yeni inşa edilen, hızla gelişen bir kasabaydı. Bu nedenle o civarda çalışma yapan bir tren yolu vincinin, bu talihsiz filin idamında kullanılmasına karar verildi. İlk denemede beş tonluk fili taşıyamayan vincin zinciri koptu ve yere düşen Mary’nin kalçası ile bacakları kırıldı.

İkinci seferinde ise daha da güçlendirilmiş bir zincir bulundu ve idam tekrardan gerçekleştirildi. Maalesef bu trajikomik, acımasız ve mantıksız idam girişimi ikinci seferde başarıya ulaştı. Böylelikle, her ne kadar kendi istemese de gösteri fili Mary, 13 Eylül 1916 tarihinde adını; cinayet suçundan dolayı asılarak idam edilen ilk fil olarak (ve muhtemelen son fil) insanoğlunun şaibeli tarihine yazdırdı.

Garip Ama Gerçek, Tarihte Asılarak İdam Edilen İlk Fil

Bunlar da İlginizi Çekebilir

FİLLERLE KONUŞAN ADAMIN ÖLÜMÜ

DÜNYANIN EN GARİP AMA GERÇEK ÖLÜMLERİ

AYNI KAFADA İKİ YÜZÜ OLAN ADAM

Continue Reading

İlginç Bilgiler

Bilinen En Şeytani 9 Kadın

Bilinen en şeytani kadın ayrıldığınız eski kız arkadaşınız değil. İşte tarihin gelmiş geçmiş, bilinen en psikopat, en şeytani 10 kadını ve hikayeleri…

Published

on

By

Bilinen En Şeytani 9 Kadın Katil - Elizabeth Bathory

Bilinen en şeytani kadın kesinlikle ayrıldığınız eski kız arkadaşınız değil. Ayrıca yazıya başlamadan önce ivedilikle belirtmek istiyoruz ki kadınlar şeytanla değil meleklerle özdeşleştirilmeye daha yatkın bireylerdir. En azından erkeklerle kıyaslandıklarında bu böyledir. Ancak her konuda istisnalar mevcuttur. Tarihin erkek psikopatları zaten fazlaca bilinir. Biz bir de kadın olanlarına bakalım dedik sadece. İşte tarihin gelmiş geçmiş, bilinen en psikopat, en şeytani 10 kadını ve unvanlarını hak ediş hikayeleri…

Kanlı Kontes Elizabeth Bathory


Bilinen En Şeytani 9 Kadın Katil – Elizabeth Bayhory

(1560 – 1614) Elizabeth Bathory Macar bir kontesti. Hayatının büyük bölümünü Slovakya’daki Csejte şatosunda geçirmişti. Suç ortağı olduğu iddia edilen dört kişiyle birlikte düzinelerce genç kız ve kadını işkence ederek öldürmüştü. Bathory’nin ilk kurbanları, şatosunda hizmetçi olarak çalışan köylü kızlarıydı. Daha sonra, saray hayatını öğrenmek için kendisine gönderilen üst sınıf ailelerin kızlarını da öldürmeye başladı. Bilindiği kadarıyla pek çok kişiyi de kaçırtıp öldürmüştü.

Isırarak Etlerini Koparıyordu

Bathory, kurbanlarını uzun bir süre boyunca acımasızca dövüyor ve türlü işkencelerin ardından karşılarına geçip can çekişmelerini izliyordu. Genellikle kurbanlarının; ellerini, yüzlerini ve cinsel organlarını yakıyor veya sakatlıyordu. Kollarını ısırarak etlerini koparıp açlığa terk ediyordu. İğnelerle işkence yaptığı, kışın kızlar donana kadar üzerlerine soğuk su döktürdüğü, kızları dikenli kafeslere hapsettiği, makasla parmaklarını kestiği de söylentiler arasındaydı.

Kurbanlarının Kanlarıyla Banyo Yapıyor ve İçiyordu

Kontes 1585 ile 1610 yılları arasında en az 650 kadını işkenceden geçirip öldürmüştü. Bathory kurbanların kanlarıyla yıkanmak gibi sapık bir zevke de sahipti. Bu şekilde sonsuza kadar genç kalacağına inanıyor ve bakire kızların kanlarını da içiyordu.

Kendi Sonu da Kurbanlarınınki Kadar Feci Oldu

1610’da dedikoduları duyan Kral Matthias, Bathory’yi sorgulamaları için adamlarını gönderdi. Bu adamlar biri öldürüldü. Diğeri de kaçıp canını kurtardığında şatoda ölmekte olan iki kız ve odalara kilitlenmiş sayısız yaralı kız gördüğünü anlatmıştı. Bathory 1611’de kendi kalesine hapsedildi. Asil kanından dolayı mahkemeye çıkarılıp yargılanmadı. Şatosunun etrafı tuğlalarla kapatılmıştı. Yemek verilmesi için küçük bir deliği olan bir odaya hapsedildi ve üç yıl sonra burada açlıktan ve kendi pisliğine bulanmış halde öldü.

Ölüm Meleği Irma Grese

(1923 – 1945) Irma Grese Ravensbrück, Auschwitz ve Bergen toplama kamplarında çalışmıştı. Kötü ve sapkın davranışlarıyla Grese, Nazi savaş suçlularının en bilinenlerindendi. Mart 1943’te kadın nöbetçi olarak Auschwitz’e adım attığında kamptaki en yüksek mertebeli ikinci kadın görevliydi. 30 bin Yahudi mahkumdan sorumluydu.

Ucunda Sivri Uçlu Demirler Olan Kırbacıyla Döverdi

1945’te İngilizler tarafından tutuklandığında aleyhindeki suçlamalar kamptaki esirlere silahla vurarak ve kırbaçla döverek işkence etmek üzerineydi. Hayatta kalanlar Grese’nin Auschwitz’teki suçlarını, cinayetlerini, gaddarlığını ve cinsel istismarlarını ayrıntılı olarak anlattılar. Sadist eylemlerini, esirleri nasıl dövdüğünü, eğitimli ve aç bırakılmış köpekleri insanların üzerine saldığını ve gaz odasına gidecek olanları nasıl seçtiğini ayrıntılarıyla tanıklıklarında belirttiler. Grese’nin her zaman çok büyük asker botları giyip, elinde bir kırbaç ve silah taşıdığı anlatıldı. Esirlere hem fiziksel hem psikolojik yönden işkence eden ve ucunda sivri demirler bulunan kırbacıyla döven Grese, birçok mahkumu da soğukkanlılıkla öldürmüştü.

Son Sözü İlginçti

Binlerce insanın gaz odalarına gönderilmesinden sorumlu tutulan ve güzelliğinden dolayı “Ölüm meleği” diye anılan Nazi kasabı, toplama kampları davasında beraber yargılandığı 11 kişiyle 13 Aralık 1945’te asıldı. İngiliz kanununda yargıç kararıyla öldürülen en genç kadındı. Grese’nin ölmeden önce celladına söylediği tek söz ise “Çabuk!” oldu.

Buchenwald Cadısı Ilse Koch

(1906 – 1967) Ilse Koch 1937-1941 yılları arasında Buchenwald’ın, 1941-1943 yılları arasında da Majdanek toplama kampının amiri olan Karl Koch’un karısıydı.

Dövmeli Derileri Kesip Biriktiriyordu

Özellikle dövmeli vücutlara düşkünlüğü ile tanınan Ilse öldürttüğü esirlerin derilerindeki dövmeleri kesip biriktirmesiyle ünlüydü. Kamplarda atıyla dolaşıp canının istediğini kamçıdan geçiriyordu. Mahkumlara karşı sadist davranışları ve acımasızlığı nedeniyle “Buchenwald cadısı” olarak da biliniyordu.

Hapishanede İntihar Etti

1937’de Buchenwald’da görevli olan kocasının sahip olduğu iktidardan etkilenerek kampın esirlerine işkence etmeye başladı. 1940 yılında bir spor tesisi kurdurdu. Bu tesisin 250 bin marktan fazla tutan masrafının büyük bölümü mahkumların parasından alınmıştı. 1941’de kampta görev yapan az sayıda kadın nöbetçinin şefi oldu. Ilse o kadar ileri gitmişti ki Naziler tarafından bile fark edilip ağır para cezasına çarptırılmıştı. Savaşın bitiminden sonra ise müebbet hapse mahkum edildi. 135 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Koch, 1 Eylül 1967’de Aichach kadınlar hapishanesinde kendini astı.

Kasap Katherine Knight

(1956 – ) Katherine Knight ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ilk Avustralyalıydı. Ekim 2001’de, ayrılmış olmalarına rağmen boşanma davası devam eden kocası John Charles Thomas Price’ı öldürmekten tutuklandı.

Mezbahada Çalışıyordu

Knight bir mezbahada çalışıyordu. Kocası ise sık sık şiddete maruz kalıyordu. Kadın eski kocalarından birinin çenesini kırmış, bir başkasının da gözlerinin önünde sekiz haftalık yavru köpeğinin boğazını kesmişti.

29 Şubat 2000 günü Knight ve Price tartışmaya başladılar. Kadın boşanma davasından dolayı çılgına dönmüştü. Kasap bıçağıyla kocasını öldürdü. Otopside adamın vücudunda 37 bıçak izi tespit edildi. Yaraların çoğu çok derindi ve bıçak tüm hayati organlara saplanmıştı. Fakat dehşet daha yeni başlıyordu.

Kocasının Etinden Çocuklarına Yemek Yaptı

Knight kocasını öldürdükten sonra derisini soymuş ve deriyi oturma odalarındaki kapıya taktığı bir et çengeline asmıştı. Sonra adamın cesedini parçalamış, kafasını bir tencereye koyup pişirmeye başlamış ve kalçalarından aldığı eti fırına atmıştı. Yanına da hazırladığı sebzelerle birlikte çocuklarına yedirmeye çalışmıştı. Çocuklar eve gelmeden önce ise polis yetişip kadını tutukladı. Mahkemede kadının ilk vahşet gösterisinin bu olmadığı ortaya çıktı. Knight’ın davası 2006’ya kadar sürdü ve sonunda ölüm cezasına çarptırılarak hapishaneye yollandı.

Karadul Mary Ann Cotton

(1832 – 1873) Mary Ann Cotton 20 kadar kişiyi arsenikle zehirleyerek öldürmüş bir İngilizdi. 20 yaşında William Mowbray’le evlendi ve Plymouth’a taşındılar. Beş çocuklu çiftin çocuklarından dördü ateş ve mide ağrısından öldü. William ve Mary Ann bu ölümlerden sonra ülkenin kuzeydoğusuna döndüler ve üç çocuk daha yaptılar. Fakat bu çocuklar da öldü. Koca ise Ocak 1865’te bağırsak rahatsızlığından hayatını kaybetti. Bu noktada Mary Ann hayat sigortasından 35 bin pound aldı. Bu olay, daha sonra da sık sık tekrar edecekti.

Arsenikli Katil

Yaşayan bir çocuğu ve ikinci kocası George Ward da bağırsak rahatsızlığı geçirip ölmüştü. Bir çocuğu daha ölünce, yerel gazeteler bu işin peşine düştüler. Mary Ann’in kuzey İngiltere’nin her yerinde dönem dönem yaşadığını, dört kocasının, bir sevgilisinin, bir arkadaşının, annesinin ve on iki çocuğunun öldüğünü ortaya çıkardılar. Bunların hepsi mide ve bağırsak hastalıklarından ölmüştü. Kadın, 24 Mart 1873’te asılarak idam edildi.

Celladın Gizli İntikamı

Oldukça titiz bir kadın olduğu bilinen ve tarihe “Kara Dul” lakabıyla geçen Mary Ann Cotton’a celladı acımamış, hemen ölmesi için verilmesi gereken damlayı vermemişti. Cotton da bu sebeple ölmeden önce bir hayli acı çekmişti.

Mirasçı Katil Belle Gunness

(1859 – 1931) Belle Gunness Amerika’nın en azılı kadın seri katillerinden biri olarak biliniyor. 1,83 boyunda ve 91 kilo ağırlığındaki Gunness iki kocasını ve kendi doğurduğu üç çocuğu öldürdü. Ayrıca kendisiyle evlenmek isteyen erkek arkadaşlarını, Myrtle ve Lucy adındaki iki kız kardeşini de katletmişti.

Evlenme Vaadi İle Gazetelere İlan Veriyordu

Gunness, ilk önce evlenmek için koca aradığına dair gazete ilanı veriyordu. Daha sonra fazla şüphe çekmemek için bir süre bekleyen Gunness, zamanı geldiğinde koca adayını büyükbaş hayvanlarda kullanılan bir parazit ile zehirleyip gömüyor ve parasına konuyordu.

Cinayetlerinin Sebebi Para Hırsı

Son eşini ve çocuklarını öldürdükten sonra çiftlikte çıkan bir yangının ardından yapılan araştırmada üç çocuk, bir adam ve kadın olduğu sanılan iki kişinin yanı sıra ahırın altında gömülü olarak 11 erkeğin daha kemikleri bulundu. Kadın olduğu sanılan kişilerin kafaları bulunamamıştı. Katil ise ortadan kaybolmuştu. Gunness’in cinayet işlemesinin esas nedeni para hırsıydı. Raporlara göre 10 yıl içinde 20’den fazla insanı öldürmüştü. Resmi olmayan iddialara göre ise öldürdüğü insan sayısı 100’den fazla.

Amerikan suç tarihinin unutulmaz figürlerinden biri olan Gunness’e evli kadınları ve çocuklarını öldüren Fransız seri katil Bluebeard’ın lakabından esinlenilerek, “Dişi Blubeard” diye de anılıyor.

Ölüm Meleği Beverly Allitt

(1968 – …) “Ölüm Meleği” lakaplı Beverly Gail Allitt, 1991 yılında pediatri hemşiresi olarak çalıştığı çocuk yurdundaki dört çocuğu öldürüp beşini yaralamaktan tutuklandı. O zamandan beri İngiltere’nin en kötü şöhretli kadın seri katili olarak anılıyor.

Kalp Krizi Geçirmelerini Sağlıyordu

Kullandığı cinayet yöntemi çocuğa insülin veya potasyum enjekte ederek kalp krizi geçirmesine neden olmaktı. Bu maddeleri bulamadığında da çocuğu boğuyordu. Allitt, suçu için mahkemeye çıkmadan önce, 58 günlük bir sürede çoğu iki yaşından küçük 13 çocuğa saldırdı ve dördünü öldürmeyi başardı.

İlgi Çekmek İçin Öldürüyordu

Cinayetleri neden işlediği hiçbir zaman tam açıklığa kavuşmadı. Bir teoriye göre Munchausen Proxy Sendromu’ndan mustaripti. Bu tartışmalı kişilik bozukluğunda kişi ilgi çekmek için sorumluluğu ve bakımı kendine ait kişilere fiziksel zarar verme ihtiyacı duyuyordu. Beverly Allitt 2032’ye kadar Rampton Secure Hospital’da tutuklu olarak kalacak. Bu süre içinde toplum için tehlike oluşturacak bir davranışta bulunmazsa 64 yaşında iyi halden serbest bırakılacak.

“Çalılık Katili” Myra Hindley

(1942 – 2002) “Çalı katilleri” olarak anılan Myra Hindley ve sevgilisi Ian Brady İngiltere’nin en çok nefret edilen çifti.

Ortak Sapıklıklar

Myra Hindley normal bir çocukluk geçirmişti ve kendini seven ve üzerine titreyen bir ailesi vardı. 17 yaşında okulu bırakıp dans derslerine başladı. İşte bu yıllarda içindeki canavar ruhu ortaya çıkaran Ian Brady ile tanıştı ve birlikte yaşamaya başladılar. Ian, Myra’yı, Hitler tayfasından Rudolf Hess’in anısına “Hessie” diye çağırıyordu. Komşuları çiftin Alman marşlarını ve Hitler’in nutuklarını dinlediğini söylüyordu. Ian ve Myra silah talimi yapıyor, birbirlerinin çıplak fotoğraflarını çekiyor ve ufak hırsızlıklar yapıyorlardı. Büyük bir banka soygunu yapma planları zamanla mükemmel bir cinayet işleme arzusuna dönüşmüştü.

Çocuğun Çığlık ve Yakarışları Fayda Etmedi

İlk kurbanları 1963 yılında öldürdükleri Pauline Reed oldu. Bundan sonra sayısı tam olarak bilinmeyen cinayetleri devam etti. Kurbanlarını genellikle Manchester’daki Saddleworth Moor bölgesindeki çalılıkların bulunduğu alana gömüyorlardı. Myra Hindley bir süre sonra tutuklandı ve valizindeki teyp kayıtları cinayet kanıtı olarak kabul edildi. 10 yaşındaki Lesley Ann Downey’i kaçırıp tecavüz eden, sonra pornografik pozlar vermeye zorlayan ve ardından işkence ederek öldüren cani ikili her şeyi kasede almıştı. Küçük çocuğun çığlıkları ve yakarışları mahkeme üyelerini bile gözyaşına boğmuştu. Fakat ikili konuşmadı ve kurbanlarından birçoğunun cesedi bulunamadı.

İsmi Bile Artık Hiçkimse Tarafından Kullanılmıyor

1987 yılında Myra kayıp olduğu sanılan 16 yaşındaki Pauline Reed ve 12 yaşındaki Keith Bennett’i de öldürdüklerini itiraf etti ve polislere cesetlerin bulunması için yardım önerdi. Pauline’in vücudundan kalanlar bulundu. Keith Bennett’in cesedi ise kayıptı. 36 yıl cezaevinde yattıktan sonra sonra 2002 yılında, 60 yaşındayken ölen Myra Hindley’ın adı İngiltere’de halen nefretle anılıyor. Öyle ki Myra adı 1960’lı yıllardan beri neredeyse hiç kullanılmıyor.

“Bloody Mary” Kraliçe Mary

(1516 – 1558) VIII. Henry’nin ilk çocuğu, Tudor Hanedanı’nın Jane Grey’den sonra ve I. Elizabeth’ten önce gelen hükümdarı olan Mary, İngiltere’nin dinini kısa bir süreliğine Roma Katolikliğine geri döndürmesiyle ve idam kararlarıyla hatırlanıyor.

Kanlı Mary

Tarihe “Mary’nin zulmü” olarak geçen dönemde çok sayıda Protestan lider idam edilmişti. Bu nedenle ismi “Bloody Mary” (Kanlı Mary) olarak da biliniyor. Bu dönemde ülkenin ileri gelenlerinden 800 kadar zengin Protestan sürgüne gitmeyi tercih edip ülkeyi terk etmişti. 1553 yılında 37 yaşındayken tahta geçen I. Mary beş yıl hüküm sürdükten sonra 1558 yılında kanserden öldü. Ölümünden sonra tahta geçen I. Elizabeth’le İngiltere yeniden Protestanlığa dönüş yaptı.

Osmanlı’da Esrarengiz Bir Vampir Hadisesi

Osmanlı’da Esrarengiz Vampir Olayı

Altay Prensesinin Laneti

Altay Prensesinin Laneti

Cinlerin Yazdığı İddia Edilen Yasaklı Kitap: Kitabül Azazil

Cinlerin Yazdığı İddia Edilen Yasaklı Kitap: Kitabül Azazil

Continue Reading

İlginç Bilgiler

Tarihten Garip Ama Gerçek Bilgiler

Yemek, ülkeler, sakal, popüler kültür, ölüm, sağlık, ekonomi, eğitim, askerlik…

Published

on

By

Tarihten Garip Ama Gerçek Bilgiler

Hans Steininger 1.4 metrelik uzun sakalı ile meşhur olmuştu. Ömr-ü hayatında sakalının getirdiği şöhretin keyfini yaşayan Steininger’ın ölümünün de bu yüzden olması doğrusu oldukça ironik bir durumdu. Steininger, 1567’da çıkan bir yangında, yanlışlıkla sakalına takılıp düştü ve boynunun kırılması suretiyle hayata veda etti.

Garip Ama Gerçek Bilgiler

Heykel

  • George Washington “Bir daha İngiliz toprağına ayak basmam.” dediği için Londra’ya dikilen heykeli ABD’den getirilmiş toprak üzerine yerleştirilmiştir.

Askerlik

  • II. Dünya Savaşı’nın kaderini belirleyen Normandiya çıkarmasının sadece “tatbikatında” 1000 civarında asker ölmüştür.

Eğitim

  • Sparta’daki eğitim sisteminde sorulan sorulara az ve öz cevap vermeyen öğrenciler cezalandırılırdı.

Ekonomi

  • Kolombiyalı uyuşturucu tüccarı Pablo Escobar o kadar çok para kazanıyordu ki nakit olarak sakladığı bu paralar için ayda 2500 dolarlık paket lastiği harcıyordu.
  • Çaydan yapılmış pres tuğlalar Orta Asya’da uzunca bir zaman para olarak kullanılmıştır.
  • Enflasyon hesaba katıldığında 17. yüzyılda kurulmuş olan Hollanda Doğu Hindistan Şirketi gelmiş geçmiş en zengin şirkettir. Değeri bugünün rakamlarıyla 740 trilyon dolardı.
  • Uruguay’da 1867 yılında bıyık bırakan erkeklerden bıyık vergisi alınmaya başlandı. Vergisinin matrahı ise bıyığın santimetresine göre değişmekteydi. Bıyığın her santimi için bıyık sahiplerinden 2 peso alınırken halkın sert ve yoğun tepkisi üzerine bu uygulama kısa süre sonra kaldırılmıştır.

Sağlık & Tıp

  • Almanlar II. Dünya Savaşı’nda bir askerin 20 kilogram yükle hiç dinlenmeden 90 kilometre yürümesini sağlayabilecek bir ilaç üretmişler.
  • Tarihte bilinen ilk beyin ameliyatı, Orta Anadolu’nun en eski yerleşimlerinden biri olan ve günümüzden 10.000 yıl öncesine tarihlenen Aşıklı Höyük’te yapılmıştır. 
  • Aksaray ilinin Kızılkaya köyünde yer alan Aşıklı Höyük’te 20-25 yaşlarında bir kadının kafatasında Tıp tarihi açısından oldukça önemli ve bir ilk olan, “trepenation” adı verilen beyin ameliyatı izlerine rastlanmış. Yapılan incelemeler sonucunda kafatasında açılan deliğin, cerrahi bir operasyon sonucu oluştuğu ve delik açıldığında kadının hayatta olduğu tespit edilmiş, ameliyattan sonra bir hafta kadar daha yaşadığı anlaşılmış. Bu kafatasını bugün Aksaray Müzesi’nde görebilirsiniz.

Ölüm

  • Meşhur Loch Ness Canavarı fotoğrafını çeken adam ölüm döşeğinde fotoğrafın sahte olduğunu ve bir maket kullandığını itiraf etmiştir.

Popüler Kültür

  • İlk olarak 1966 yılında televizyonda yayınlanan dünya çapında popüler olmuş Uzay Yolu dizisinde; Mr. Spock’ın yaptığı selam işareti Musevi dini törenlerinden alıntıdır.

Sakal

Hans Steininger 1.4 metrelik uzun sakalı ile meşhur olmuştu. Ömr-ü hayatında sakalının getirdiği şöhretin keyfini yaşayan Steininger’ın ölümünün de bu yüzden olması doğrusu oldukça ironik bir durumdu. Steininger, 1567'da çıkan bir yangında, yanlışlıkla sakalına takılıp düştü ve boynunun kırılması suretiyle hayata veda etti.
Hans Steininger 1.4 metrelik uzun sakalı ile meşhur olmuştu. Ömr-ü hayatında sakalının getirdiği şöhretin keyfini yaşayan Steininger’ın ölümünün de bu yüzden olması doğrusu oldukça ironik bir durumdu. Steininger, 1567’da çıkan bir yangında, yanlışlıkla sakalına takılıp düştü ve boynunun kırılması suretiyle hayata veda etti.
  • Hans Steininger 1.4 metrelik uzun sakalı ile meşhur olmuştu. Ömr-ü hayatında sakalının getirdiği şöhretin keyfini yaşayan Steininger’ın ölümünün de bu yüzden olması oldukça ironik bir durumdu. Steininger, 1567’da çıkan bir yangında, yanlışlıkla sakalına takılıp düştü ve boynunun kırılması suretiyle hayata veda etti.
  • Büyük İskender’in ordusunda; yakın dövüş sırasında rakipler tarafından tutulmasını engellemek amacıyla askerlerinin sakal bırakması yasaklanmıştı.
  • Rus Çarı I. Petro, sakal uzatılmasını engellemek amacıyla halkına sakal vergisi uygulamıştır.
  • Sakal traşı I. Dünya Savaşı’nda askerlerin gaz maskesi takma zorunluluğuyla beraber yaygınlaşmıştır.
  •  Olimpik kurallara göre güreşçiler ya uzun sakal bırakmak ya da sinekkaydı traş olmak zorundadırlar. 

Ülkeler

  • İrlanda’nın nüfusu 150 yıl önce bugünkünden daha fazlaydı.
  • İngilizler, Kuzey Amerika ve Avustralya’ya ilk yerleşimciler olarak hapishane mahkumlarını yollamışlardır. Keza; buralarda yaşayan Batılıların ataları çoğunlukla hırsız, katil ve tecavüzcülerden müteşekkildir.

Yemek

  • Osmanlı döneminde Sultan yemek yerken sofrada yemekleri vermek ve değiştirmek Kilercibaşı ile Çeşnigirbaşının vazifesi idi. Rikabdar Ağa ise yemek sırasında yelpaze ile sinekleri kovardı.
Gökten Yağmış En Tuhaf Şeyler
Aynı Kafada İki Yüzü Olan Adam: Edward Mordake
Dünyadan Garip Olaylar
Continue Reading

İlginç Bilgiler

Kuran’da 6666 Ayet Yokmuş!

Senelerdir Kuran-ı Kerim’in 6666 ayetten oluştuğunu biliyorduk ancak gerçek hiç de bildiğimiz gibi değilmiş. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Fetva Kurulu, Kuran-ı Kerim’in kaç ayetten oluştuğu konusunda pek çok kişiyi şaşkınlığa uğratacak bir açıklama yaptı.

Published

on

By

kuran kerim ayet 6666 diyanet işleri başkanlığı fetva kurulu


Senelerdir Kuran-ı Kerim’in 6666 ayetten oluştuğunu biliyorduk ancak gerçek hiç de bildiğimiz gibi değilmiş.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Fetva Kurulu, Kuran-ı Kerim’in kaç ayetten oluştuğu konusunda pek çok kişiyi şaşkınlığa uğratacak bir açıklama yaptı. Diyanet Fetva Kurulu’nun, sorulan bir soru üzerine, Kuran-ı Kerim’in kaç ayetten oluştuğuna dair cevap ve ayrıntılı açıklama şu şekilde…

“Bilindiği gibi âyet, Kur’an cümlelerine verilen isimdir. Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamberden günümüze hiçbir değişikliğe uğramadan gelmiştir. Ancak Kur’an-ı Kerim üzerinde noktalama çalışmaları yapılırken ayetlerin bölünüp numaralandırılmasında bazı küçük farklılıklar olmuş; söz gelimi, bazı alimlerin müstakil ayet olarak belirlediği bir ibare bazı alimlerce iki ayet olarak düşünülmüş; böylece ayetlerin numaralandırılması konusunda küçük farklılıklar ortaya çıkmıştır.

Her ne kadar halk arasında Kur’an’daki ayet sayısının 6666 olduğu yönünde yaygın bir söylem varsa da doğrusu bu rakamın 6236 olduğudur.

Kaynak: Diyanet Fetva Kurulu

Continue Reading

İlginç Bilgiler

Doğanın Garip Ama Gerçek Halleri

Published

on

By

boa yılanı
garip ama gerçek ağaç örümcek
Vücudunu ağaç dalları etrafında düzleştirip sarabilen bir örümcek.
Kirpi iskeleti
Kirpi iskeleti.
Karıncalar
Soru işareti şekli oluşturacak şekilde bir araya toplanan karıncalar.
iguana
Tropikal Güneş tarafından canlı mumyalanmış bir bukalemun.
kafatası
Kafatasına benzeyen Snapdragon tohumları.
Bir Lamprey Balığı. 
Göllerde yaşayan ve dinozorlardan daha yaşlı, çenesiz bir balıktır.
kurbağa
Bir örümcek tarafından yakalanarak, ağa hapsedilmiş kurbağa. Artık örümcek ne kadar büyükse?..
kurbağalar
Kurbağalar tarafından tıkanmış bir havuz.
sivrisinek
Bir evin penceresinin dışındaki binlerce sivrisinek…
kurbağa
Beş ayaklı bir kurbağa.
Kobra iskeletinin neye benzediğini merak edenlere…
yarasa
Çekiç başlı yarasa. Dünyanın en büyük ve ürkütücü yarasa türlerinden biri…
kirpi balığı iskelet
Güçlü bir kasırgadan sonra New England’da bir ağaç üzerinde bulunan kirpi balığı.
deniz tarağı
Deniz tarakların canlı ikenki görünüşü: Hem gözleri hem de dişleri görülebiliyor.
insan eli
İnsan eline benzeyen minik bitkiler.
boa yılanı
Klozetin içine çöreklenmiş Boa yılanı. Aman kontrol etmeden öyle her tuvaleti kullanmayın!!!
su yosunu
Dalganın içinden görülebilen dev su yosunları.
Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler