Bilinen En Şeytani 9 Kadın

Bilinen En Şeytani 9 Kadın

Bilinen en şeytani kadın kesinlikle ayrıldığınız eski kız arkadaşınız değil. Ayrıca yazıya başlamadan önce ivedilikle belirtmek istiyoruz ki kadınlar şeytanla değil meleklerle özdeşleştirilmeye daha yatkın bireylerdir. En azından erkeklerle kıyaslandıklarında bu böyledir. Ancak her konuda istisnalar mevcuttur. Tarihin erkek psikopatları zaten fazlaca bilinir. Biz bir de kadın olanlarına bakalım dedik sadece. İşte tarihin gelmiş geçmiş, bilinen en psikopat, en şeytani 10 kadını ve unvanlarını hak ediş hikayeleri…

Kanlı Kontes Elizabeth Bathory


Bilinen En Şeytani 9 Kadın Katil – Elizabeth Bayhory

(1560 – 1614) Elizabeth Bathory Macar bir kontesti. Hayatının büyük bölümünü Slovakya’daki Csejte şatosunda geçirmişti. Suç ortağı olduğu iddia edilen dört kişiyle birlikte düzinelerce genç kız ve kadını işkence ederek öldürmüştü. Bathory’nin ilk kurbanları, şatosunda hizmetçi olarak çalışan köylü kızlarıydı. Daha sonra, saray hayatını öğrenmek için kendisine gönderilen üst sınıf ailelerin kızlarını da öldürmeye başladı. Bilindiği kadarıyla pek çok kişiyi de kaçırtıp öldürmüştü.

Isırarak Etlerini Koparıyordu

Bathory, kurbanlarını uzun bir süre boyunca acımasızca dövüyor ve türlü işkencelerin ardından karşılarına geçip can çekişmelerini izliyordu. Genellikle kurbanlarının; ellerini, yüzlerini ve cinsel organlarını yakıyor veya sakatlıyordu. Kollarını ısırarak etlerini koparıp açlığa terk ediyordu. İğnelerle işkence yaptığı, kışın kızlar donana kadar üzerlerine soğuk su döktürdüğü, kızları dikenli kafeslere hapsettiği, makasla parmaklarını kestiği de söylentiler arasındaydı.

Kurbanlarının Kanlarıyla Banyo Yapıyor ve İçiyordu

Kontes 1585 ile 1610 yılları arasında en az 650 kadını işkenceden geçirip öldürmüştü. Bathory kurbanların kanlarıyla yıkanmak gibi sapık bir zevke de sahipti. Bu şekilde sonsuza kadar genç kalacağına inanıyor ve bakire kızların kanlarını da içiyordu.

Kendi Sonu da Kurbanlarınınki Kadar Feci Oldu

1610’da dedikoduları duyan Kral Matthias, Bathory’yi sorgulamaları için adamlarını gönderdi. Bu adamlar biri öldürüldü. Diğeri de kaçıp canını kurtardığında şatoda ölmekte olan iki kız ve odalara kilitlenmiş sayısız yaralı kız gördüğünü anlatmıştı. Bathory 1611’de kendi kalesine hapsedildi. Asil kanından dolayı mahkemeye çıkarılıp yargılanmadı. Şatosunun etrafı tuğlalarla kapatılmıştı. Yemek verilmesi için küçük bir deliği olan bir odaya hapsedildi ve üç yıl sonra burada açlıktan ve kendi pisliğine bulanmış halde öldü.

Ölüm Meleği Irma Grese

(1923 – 1945) Irma Grese Ravensbrück, Auschwitz ve Bergen toplama kamplarında çalışmıştı. Kötü ve sapkın davranışlarıyla Grese, Nazi savaş suçlularının en bilinenlerindendi. Mart 1943’te kadın nöbetçi olarak Auschwitz’e adım attığında kamptaki en yüksek mertebeli ikinci kadın görevliydi. 30 bin Yahudi mahkumdan sorumluydu.

Ucunda Sivri Uçlu Demirler Olan Kırbacıyla Döverdi

1945’te İngilizler tarafından tutuklandığında aleyhindeki suçlamalar kamptaki esirlere silahla vurarak ve kırbaçla döverek işkence etmek üzerineydi. Hayatta kalanlar Grese’nin Auschwitz’teki suçlarını, cinayetlerini, gaddarlığını ve cinsel istismarlarını ayrıntılı olarak anlattılar. Sadist eylemlerini, esirleri nasıl dövdüğünü, eğitimli ve aç bırakılmış köpekleri insanların üzerine saldığını ve gaz odasına gidecek olanları nasıl seçtiğini ayrıntılarıyla tanıklıklarında belirttiler. Grese’nin her zaman çok büyük asker botları giyip, elinde bir kırbaç ve silah taşıdığı anlatıldı. Esirlere hem fiziksel hem psikolojik yönden işkence eden ve ucunda sivri demirler bulunan kırbacıyla döven Grese, birçok mahkumu da soğukkanlılıkla öldürmüştü.

Son Sözü İlginçti

Binlerce insanın gaz odalarına gönderilmesinden sorumlu tutulan ve güzelliğinden dolayı “Ölüm meleği” diye anılan Nazi kasabı, toplama kampları davasında beraber yargılandığı 11 kişiyle 13 Aralık 1945’te asıldı. İngiliz kanununda yargıç kararıyla öldürülen en genç kadındı. Grese’nin ölmeden önce celladına söylediği tek söz ise “Çabuk!” oldu.

Buchenwald Cadısı Ilse Koch

(1906 – 1967) Ilse Koch 1937-1941 yılları arasında Buchenwald’ın, 1941-1943 yılları arasında da Majdanek toplama kampının amiri olan Karl Koch’un karısıydı.

Dövmeli Derileri Kesip Biriktiriyordu

Özellikle dövmeli vücutlara düşkünlüğü ile tanınan Ilse öldürttüğü esirlerin derilerindeki dövmeleri kesip biriktirmesiyle ünlüydü. Kamplarda atıyla dolaşıp canının istediğini kamçıdan geçiriyordu. Mahkumlara karşı sadist davranışları ve acımasızlığı nedeniyle “Buchenwald cadısı” olarak da biliniyordu.

Hapishanede İntihar Etti

1937’de Buchenwald’da görevli olan kocasının sahip olduğu iktidardan etkilenerek kampın esirlerine işkence etmeye başladı. 1940 yılında bir spor tesisi kurdurdu. Bu tesisin 250 bin marktan fazla tutan masrafının büyük bölümü mahkumların parasından alınmıştı. 1941’de kampta görev yapan az sayıda kadın nöbetçinin şefi oldu. Ilse o kadar ileri gitmişti ki Naziler tarafından bile fark edilip ağır para cezasına çarptırılmıştı. Savaşın bitiminden sonra ise müebbet hapse mahkum edildi. 135 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Koch, 1 Eylül 1967’de Aichach kadınlar hapishanesinde kendini astı.

Kasap Katherine Knight

(1956 – ) Katherine Knight ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ilk Avustralyalıydı. Ekim 2001’de, ayrılmış olmalarına rağmen boşanma davası devam eden kocası John Charles Thomas Price’ı öldürmekten tutuklandı.

Mezbahada Çalışıyordu

Knight bir mezbahada çalışıyordu. Kocası ise sık sık şiddete maruz kalıyordu. Kadın eski kocalarından birinin çenesini kırmış, bir başkasının da gözlerinin önünde sekiz haftalık yavru köpeğinin boğazını kesmişti.

29 Şubat 2000 günü Knight ve Price tartışmaya başladılar. Kadın boşanma davasından dolayı çılgına dönmüştü. Kasap bıçağıyla kocasını öldürdü. Otopside adamın vücudunda 37 bıçak izi tespit edildi. Yaraların çoğu çok derindi ve bıçak tüm hayati organlara saplanmıştı. Fakat dehşet daha yeni başlıyordu.

Kocasının Etinden Çocuklarına Yemek Yaptı

Knight kocasını öldürdükten sonra derisini soymuş ve deriyi oturma odalarındaki kapıya taktığı bir et çengeline asmıştı. Sonra adamın cesedini parçalamış, kafasını bir tencereye koyup pişirmeye başlamış ve kalçalarından aldığı eti fırına atmıştı. Yanına da hazırladığı sebzelerle birlikte çocuklarına yedirmeye çalışmıştı. Çocuklar eve gelmeden önce ise polis yetişip kadını tutukladı. Mahkemede kadının ilk vahşet gösterisinin bu olmadığı ortaya çıktı. Knight’ın davası 2006’ya kadar sürdü ve sonunda ölüm cezasına çarptırılarak hapishaneye yollandı.

Karadul Mary Ann Cotton

(1832 – 1873) Mary Ann Cotton 20 kadar kişiyi arsenikle zehirleyerek öldürmüş bir İngilizdi. 20 yaşında William Mowbray’le evlendi ve Plymouth’a taşındılar. Beş çocuklu çiftin çocuklarından dördü ateş ve mide ağrısından öldü. William ve Mary Ann bu ölümlerden sonra ülkenin kuzeydoğusuna döndüler ve üç çocuk daha yaptılar. Fakat bu çocuklar da öldü. Koca ise Ocak 1865’te bağırsak rahatsızlığından hayatını kaybetti. Bu noktada Mary Ann hayat sigortasından 35 bin pound aldı. Bu olay, daha sonra da sık sık tekrar edecekti.

Arsenikli Katil

Yaşayan bir çocuğu ve ikinci kocası George Ward da bağırsak rahatsızlığı geçirip ölmüştü. Bir çocuğu daha ölünce, yerel gazeteler bu işin peşine düştüler. Mary Ann’in kuzey İngiltere’nin her yerinde dönem dönem yaşadığını, dört kocasının, bir sevgilisinin, bir arkadaşının, annesinin ve on iki çocuğunun öldüğünü ortaya çıkardılar. Bunların hepsi mide ve bağırsak hastalıklarından ölmüştü. Kadın, 24 Mart 1873’te asılarak idam edildi.

Celladın Gizli İntikamı

Oldukça titiz bir kadın olduğu bilinen ve tarihe “Kara Dul” lakabıyla geçen Mary Ann Cotton’a celladı acımamış, hemen ölmesi için verilmesi gereken damlayı vermemişti. Cotton da bu sebeple ölmeden önce bir hayli acı çekmişti.

Mirasçı Katil Belle Gunness

(1859 – 1931) Belle Gunness Amerika’nın en azılı kadın seri katillerinden biri olarak biliniyor. 1,83 boyunda ve 91 kilo ağırlığındaki Gunness iki kocasını ve kendi doğurduğu üç çocuğu öldürdü. Ayrıca kendisiyle evlenmek isteyen erkek arkadaşlarını, Myrtle ve Lucy adındaki iki kız kardeşini de katletmişti.

Evlenme Vaadi İle Gazetelere İlan Veriyordu

Gunness, ilk önce evlenmek için koca aradığına dair gazete ilanı veriyordu. Daha sonra fazla şüphe çekmemek için bir süre bekleyen Gunness, zamanı geldiğinde koca adayını büyükbaş hayvanlarda kullanılan bir parazit ile zehirleyip gömüyor ve parasına konuyordu.

Cinayetlerinin Sebebi Para Hırsı

Son eşini ve çocuklarını öldürdükten sonra çiftlikte çıkan bir yangının ardından yapılan araştırmada üç çocuk, bir adam ve kadın olduğu sanılan iki kişinin yanı sıra ahırın altında gömülü olarak 11 erkeğin daha kemikleri bulundu. Kadın olduğu sanılan kişilerin kafaları bulunamamıştı. Katil ise ortadan kaybolmuştu. Gunness’in cinayet işlemesinin esas nedeni para hırsıydı. Raporlara göre 10 yıl içinde 20’den fazla insanı öldürmüştü. Resmi olmayan iddialara göre ise öldürdüğü insan sayısı 100’den fazla.

Amerikan suç tarihinin unutulmaz figürlerinden biri olan Gunness’e evli kadınları ve çocuklarını öldüren Fransız seri katil Bluebeard’ın lakabından esinlenilerek, “Dişi Blubeard” diye de anılıyor.

Ölüm Meleği Beverly Allitt

(1968 – …) “Ölüm Meleği” lakaplı Beverly Gail Allitt, 1991 yılında pediatri hemşiresi olarak çalıştığı çocuk yurdundaki dört çocuğu öldürüp beşini yaralamaktan tutuklandı. O zamandan beri İngiltere’nin en kötü şöhretli kadın seri katili olarak anılıyor.

Kalp Krizi Geçirmelerini Sağlıyordu

Kullandığı cinayet yöntemi çocuğa insülin veya potasyum enjekte ederek kalp krizi geçirmesine neden olmaktı. Bu maddeleri bulamadığında da çocuğu boğuyordu. Allitt, suçu için mahkemeye çıkmadan önce, 58 günlük bir sürede çoğu iki yaşından küçük 13 çocuğa saldırdı ve dördünü öldürmeyi başardı.

İlgi Çekmek İçin Öldürüyordu

Cinayetleri neden işlediği hiçbir zaman tam açıklığa kavuşmadı. Bir teoriye göre Munchausen Proxy Sendromu’ndan mustaripti. Bu tartışmalı kişilik bozukluğunda kişi ilgi çekmek için sorumluluğu ve bakımı kendine ait kişilere fiziksel zarar verme ihtiyacı duyuyordu. Beverly Allitt 2032’ye kadar Rampton Secure Hospital’da tutuklu olarak kalacak. Bu süre içinde toplum için tehlike oluşturacak bir davranışta bulunmazsa 64 yaşında iyi halden serbest bırakılacak.

“Çalılık Katili” Myra Hindley

(1942 – 2002) “Çalı katilleri” olarak anılan Myra Hindley ve sevgilisi Ian Brady İngiltere’nin en çok nefret edilen çifti.

Ortak Sapıklıklar

Myra Hindley normal bir çocukluk geçirmişti ve kendini seven ve üzerine titreyen bir ailesi vardı. 17 yaşında okulu bırakıp dans derslerine başladı. İşte bu yıllarda içindeki canavar ruhu ortaya çıkaran Ian Brady ile tanıştı ve birlikte yaşamaya başladılar. Ian, Myra’yı, Hitler tayfasından Rudolf Hess’in anısına “Hessie” diye çağırıyordu. Komşuları çiftin Alman marşlarını ve Hitler’in nutuklarını dinlediğini söylüyordu. Ian ve Myra silah talimi yapıyor, birbirlerinin çıplak fotoğraflarını çekiyor ve ufak hırsızlıklar yapıyorlardı. Büyük bir banka soygunu yapma planları zamanla mükemmel bir cinayet işleme arzusuna dönüşmüştü.

Çocuğun Çığlık ve Yakarışları Fayda Etmedi

İlk kurbanları 1963 yılında öldürdükleri Pauline Reed oldu. Bundan sonra sayısı tam olarak bilinmeyen cinayetleri devam etti. Kurbanlarını genellikle Manchester’daki Saddleworth Moor bölgesindeki çalılıkların bulunduğu alana gömüyorlardı. Myra Hindley bir süre sonra tutuklandı ve valizindeki teyp kayıtları cinayet kanıtı olarak kabul edildi. 10 yaşındaki Lesley Ann Downey’i kaçırıp tecavüz eden, sonra pornografik pozlar vermeye zorlayan ve ardından işkence ederek öldüren cani ikili her şeyi kasede almıştı. Küçük çocuğun çığlıkları ve yakarışları mahkeme üyelerini bile gözyaşına boğmuştu. Fakat ikili konuşmadı ve kurbanlarından birçoğunun cesedi bulunamadı.

İsmi Bile Artık Hiçkimse Tarafından Kullanılmıyor

1987 yılında Myra kayıp olduğu sanılan 16 yaşındaki Pauline Reed ve 12 yaşındaki Keith Bennett’i de öldürdüklerini itiraf etti ve polislere cesetlerin bulunması için yardım önerdi. Pauline’in vücudundan kalanlar bulundu. Keith Bennett’in cesedi ise kayıptı. 36 yıl cezaevinde yattıktan sonra sonra 2002 yılında, 60 yaşındayken ölen Myra Hindley’ın adı İngiltere’de halen nefretle anılıyor. Öyle ki Myra adı 1960’lı yıllardan beri neredeyse hiç kullanılmıyor.

“Bloody Mary” Kraliçe Mary

(1516 – 1558) VIII. Henry’nin ilk çocuğu, Tudor Hanedanı’nın Jane Grey’den sonra ve I. Elizabeth’ten önce gelen hükümdarı olan Mary, İngiltere’nin dinini kısa bir süreliğine Roma Katolikliğine geri döndürmesiyle ve idam kararlarıyla hatırlanıyor.

Kanlı Mary

Tarihe “Mary’nin zulmü” olarak geçen dönemde çok sayıda Protestan lider idam edilmişti. Bu nedenle ismi “Bloody Mary” (Kanlı Mary) olarak da biliniyor. Bu dönemde ülkenin ileri gelenlerinden 800 kadar zengin Protestan sürgüne gitmeyi tercih edip ülkeyi terk etmişti. 1553 yılında 37 yaşındayken tahta geçen I. Mary beş yıl hüküm sürdükten sonra 1558 yılında kanserden öldü. Ölümünden sonra tahta geçen I. Elizabeth’le İngiltere yeniden Protestanlığa dönüş yaptı.

Osmanlı’da Esrarengiz Bir Vampir Hadisesi

Osmanlı’da Esrarengiz Vampir Olayı

Altay Prensesinin Laneti

Altay Prensesinin Laneti

Cinlerin Yazdığı İddia Edilen Yasaklı Kitap: Kitabül Azazil

Cinlerin Yazdığı İddia Edilen Yasaklı Kitap: Kitabül Azazil

write a comment

1 Comment

    Add a Comment

    Your data will be safe! Your e-mail address will not be published. Other data you enter will not be shared with any third party.
    All * fields are required.