Çiftlikteki Hayalet

Çiftlikteki Hayalet
Mart 05 16:30 2019

“Arkadaşımın Ruhu mu” ve “Çiftlikteki Hayalet”başlıklı iki paranormal deneyim. Korku ve gerilim dolu iki hikayeyi de bizzat yaşayanlar anlatıyor.

Arkadaşımın Ruhu mu?

Arkadaşımın Ruhu mu?: Size anlatacağım bu olay, üniversiteye hazırlandığım yıllarda başımdan geçen maceralardan sadece bir tanesi…

Geceleri çalışmak bana daha cazip gelirdi hep. Bu yüzden en erken saat 04:00’te yatardım. Bir gece ablamla aynı odayı paylaşmak zorunda kalmıştım. Ablamın odasına kartonpiyer yapılıyordu. Ablam her zamanki gibi erkenden uyudu. O gece tarih çalışıyordum ve ders çalışmaya kendimi öyle bir kaptırmıştım ki yaklaşık dört konu birden bitirmiştim. Test kitabı almak için yan odadaki kitaplarımın olduğu kitaplığa gittim ve birkaç test aldıktan sonra odaya döndüm. 

Geldiğimde kitapların sayfaları karışmış, kalemler yere düşmüş ve en korkutucu olanı ise test cevaplarını yazdığım kağıda nerdeyse okunmayacak kadar silik bir yazıyla “Beni hatırladın mı?” yazılmıştı. Bir an kalakaldım. Ablama baktım; mışıl mışıl uyuyordu. Ablamın yanna yaklaştım. Hafifçe silkeledim ve olanları anlattım. Uykuya düşkün biri olduğu için gözlerini bile açmadan dinledi ve “Saçmalama! Yat artık; uykun gelmiş senin.” dedi ve yattı. Ablama hak verdim. Dişlerimi fırçalamak için banyoya gittim.

Ama içime bir korku düşmüştü bir kere. Aceleyle dişlerimi fırçaladım ve odaya geri döndüm. Aman Allah’ım!  Ağlamaklı oldum… Bilgisayarım açıktı. Daha doğrusu açılmıştı ve o yazının yazılı olduğu kağıdın üstünde tatil resimlerimden biri duruyordu. Altında ise “Şimdi bir daha düşün. Beni hatırladın mı?” yazıyordu.

Erkeklik yoktu artık; ağlamaya başladım. Ablamı kuvvetlice sarsarak uyandırdım ama bir yandan da ağlıyordum. Çünkü o resmin çekildiği yaz, fazla samimi olmadığım ama çok iyi tanıdığım bir arkadaşım trafik kazasında ölmüştü. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Sınava bağlı olarak içimdeki stres de patlak vermeye başladı ve koptum. Aradan 30 – 35 dakika kadar geçti. Annem ve babam gelmiş, başucumda duruyorlardı. Gözlerime baktılar. Birer öpücük attıktan sonra ışığı kapatıp gittiler. 

Ablam seslendi “İyi misin?”. “Evet” dedim ve o da yattı. Sabaha kadar asker gibi uyanık olacaktım. Saatler geçti… Sabah ezanını duyuyordum. En büyük korkudur aslında benim için sabah ezanı. O muhteşem sessizlikte müezzinden çıkan ilk ses, yüreğimi hoplatır hep. Uyuyakalmışım sonra. O gün ders çalışmadım ki bunun yanında dersaneye de gitmedim zaten. 

Gece olmuştu. Yine ders çalışmıyordum. Sadece oturuyordum ve televizyon seyrediyordum. Uyuyakalmışım. Rüyamda Cem’i (Ölen arkadaşımı) görüyorum. Bana sitem ediyordu ve “Neden mektup yazmıyorsun bana. Tatil resimlerinden yolla…” gibi seyler fısıldıyordu. Kan ter içinde uyandım. Bir şeyleri anlamak istiyordum ama kafayı yemek üzereydim. Sonra bitti, kesildi ama gecici bir süreymiş… Su an 27 yaşındayım yalnız yaşıyorum. Sabahları kalktığımda bazı resimlerimi yerlerde buluyorum. Benimle yasayan biri var. Belki de şu an sizler gibi yazdıklarımı da okuyor…

Çiftlikteki Hayalet

Çiftlikteki Hayalet:1981 yılında kız arkadaşımla bir haftalık kısa bir tatil için Muğla’da, ıssız bir çiftlik ayarladık. Çiftliğe karanlık bir orman içinden, daracık bir yolla ulaşım vardı. Muğla Merkez’den 45 dakika sonra çiftliğe varmıştık. Çiftliğe 60’lı yaşlarda bir adam bakıyordu. Sessiz ve gizemli bi adamdı bizimle konuşmuyor, göz teması bile kurmuyordu. Çiftlik evinde aynı filmlerdeki gibi eski fotoğraflar, karanlık odalar filan vardı. 

İlk gece kız arkadaşımla yatak odasına geçtik ve uyumaya başladık. Saat 4 gibi sigara içmeye kalktım ve dönüp yatağıma yattım. Oda zifiri karanlıktı. Kapı yarıya kadar açıktı. Birden kapı ardına kadar yavaşça açıldı. Gözlerime inanamadım. Kaskatı kesildim. Kapıda bir gölge. Yüzü seçilmiyordu ama takım elbiseli olduğu belliydi. Yorganın altında, kısık gözlerle izliyordum. Yaklaşık 15-20 dk kıpırdamadan bizi izledi. ve birden kayboldu. Bense rüya olduğunu düşünüyor, kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Sabaha kadar uyuyamadım.

Evvelsi gece yaşadığım olay beni çok etkilemişti. Kız arkadaşıma belli etmemeye çalışıyordum ama kız arkadaşım bendeki garipliği soruyordu. Ona kötü bir rüya gördüğümü  söyledim. Bahçıvan hala biz yokmuşuz gibi davranıyordu. 

Kız arkadaşım etrafta dolaşmak istiyordu. Bense tedirginlikle kabul ettim. Orman içinde yürümeye başladık. Yakınlarda küçük bir gölet bulduk. Dinlenmek için suyun kenarına oturduk. Uzanıp gözlerimizi kapatıp ormanı dinliyorduk. Birden; genç bir kadının, can havliyle çığlık çığlığa bağırdığını işittik! Ses gölden geliyordu. Kalktık ve göle baktık ama kimse yoktu. 

Ses hala geliyordu. Anlaşılmayan bağırtılar arasından sadece bir isim seçiliyordu: Hakan. Kadın o kişiden yardım istiyordu sanki. Daha sonra ses yavaş yavaş kesildi. Bu ses karşısında bendeki tedirginlik iyice artmış, kız arkadaşım ise korkudan donakalmıştı. Konuşamıyordu. Olayın etkisinde çiftliğe döndük. Olayı bahçıvana anlattık ama o duymamamazlıktan geliyordu. 

Orada bulunuşumuzun ikinci gününün gecesi artık ikimiz de korkuyorduk. Kız arkadaşımın hala takım elbiseli adamdan haberi yoktu. İkimiz de tedirgindik. Kız arkadaşım uykuya daldı. Benimse gözüme uyku girmiyordu. Gece saat 04:00 gibi, korkudan odanın kapısını kitlemiştim. Camı kapatmak için ayağa kalktım.

Döndüğümde karşımda yine o adam hareketsiz bir şekilde bize bakıyordu. Birden bağırmaya başladım. Kız arkadaşım sese uyandı ama o kalktığında adam gitmişti. Bana neden bağırdığımı sorunca ilk gece yaşadıklarımı anlattım. Artık ikimiz de gitmek istiyorduk  buradan. Gördüklerimiz rüya değildi.

Artık üçüncü günün sabahı, bir hafta olarak planladığımız tatili yarıda kesip, dönüş hazırlalıklarına başlamıştık. Yaşadıklarımızdan sonra ikimiz de korkuyorduk. Ve bence bu çok doğaldı. Ancak çiftliği terk etmeden önce merakımız ağır bastı. Bahçıvanın yanına gittik. Yine bizimle konuşmak istemedi. Ancak uzun ısrarlarımızdan sonra bizi kulübesine davet etti. Derin bir iç çekerek anlatmaya başladı.

Bu çiftliğin karı koca sahipleri, yazlarını geçirmek için buraya gelirlermiş. Bir yaz yine geldiklerinde serinlemek için orman içindeki göle gitmişler. Kadın boğularak ölmüş. Adamsa karısını kurtaramadığı için kendini affedememiş ve yatak odasında intihar etmiş. Adı ise Hakan’mış…

Korku Hikayesi / Paranormal Deneyim:
Neydi O Gördüğümüz Yaratık

Neydi O Gördüğümüz Yaratık

Korku Hikayesi / Paranormal Deneyim: Hayalet Bebek

Hayalet Bebek

Korku Hikayesi / Paranormal Deneyim:
Kabir Azabı

Kabir Azabı

view more articles

About Article Author

write a comment

0 Comments

No Comments Yet!

You can be the one to start a conversation.

Add a Comment

Your data will be safe! Your e-mail address will not be published. Other data you enter will not be shared with any third party.
All * fields are required.