Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Ezan

Anlatıcılarının bizzat yaşadıkları iki cin deneyimi var bugün. Şahsen iki korku hikayesinin de öyle tüyleri diken diken edecek cinsten aşırı korkunç hikayeler olduğunu söyleyemem. Ama yer yer ürpermenize yetecek kadar ürkünç ve gizemli, gerçeğe yakın hikayeler. Hikayelerin başlıkları ise “Ezan” ve Ateş”.

Anlatıcılarının bizzat yaşadıkları iki cin deneyimi var bugün. Şahsen iki korku hikayesinin de öyle tüyleri diken diken edecek cinsten aşırı korkunç hikayeler olduğunu söyleyemem. Ama yer yer ürpermenize yetecek kadar ürkünç ve gizemli, gerçeğe yakın hikayeler. Hikayelerin başlıkları ise “Ezan” ve Ateş”.

Ezan

… Çok rahatlıkla yemin edebilirim ki ben eşeğin üzerinde ezan okumaya başlayınca; yan tarafımızdan “beyaz keçi yavrusu yani büyükçe bir oğlak” gibi bir şeyin bizden uzaklaşarak ormana doğru gittiğini gördüm…

Korku Hikayesi / Cin Deneyimi: Köyümüz; biri yazlık, biri kışlık olmak üzere iki yerleşim yerine sahipti. Çok net hatırlıyorum; yazlık evimizin olduğu yere gübre götürmüştüm. Annem, hayvanlarımızı da götürüp otlatmamı, akşama doğru da evde olmamı istemişti. Ben de onun istediği şekilde, bir öküz ve gübre yüklü merkebimizle yazlık evimize gittim. Evimiz dere kenarındaydı. Gündüz; gezdim, oynadım, uyudum, hayvanlarımızı otlatıp iyi vakit geçirdim. Akşama doğru da kışlık evimize doğru, yaklaşık 3 km.’lik bir mesafeyi kat etmek üzere yola çıktım.

Öküzü önüme katıp, eşeğe bindim ve yola koyuldum. Ne var ki öküzün sorun çıkarmadan yürüyüp gitmesine rağmen inatçı eşeğimiz bir türlü dereden geçmek istemedi. Beni bir hayli uğraştırdı. Sonuç itibariyle yarım saati aşkın bir süre beni uğraştırdıktan sonra nihayet keyfi elverdi de gönülsüz de olsa yürümeye başladı. Güneş batmak üzereydi. Eşekle uğraşırken bir hayli geç kalmıştım. Yola cıktık. Dereyi geçtik ama öküz ortalarda yoktu. 

İleriye gitmiştir belki diye, eşeği dürterek hızlandırdım. Fakat sanki yer yarılmıştı da içine girmişti; öküzü bulamamıştım. Yolun 1 km. kadarını yürüdükten sonra, babamın öfkesini iyi bildiğim için öküzü bulmadan eve gitmek istemiyordum. Eşeği bağlayıp geri döndüm. Birinin bahçesine girmiş olabileceği aklıma geldi. Ancak her ne kadar aradımsa da yine bulamadım. Bu arada güneş iyice kaybolmuş, etrafı karanlık basmıştı. Bir yandan geceye kalma korkusu, öte yandan öküzü kaybettiğim için babama ne diyeceğim veya dayak yiyeceğim korkusu beni sarmıştı. 

Korkudan Ölecektim

Gideceğim yol da tamamen ağaçlarla örtülü. Öteden beri bu yolda, geç kalanların yürümeye cesaret edemediği anlatılırdı. Her şey olabilirdi. Çatak denen bir mevki vardı. Oraya doğru giderken korkularımdan biri gerçekleşti: Eşek, zınk diye durdu! “Deh!” derim gitmez, dürterim gitmez… Çare yok! Kulaklarını dikti, olduğu yerde kaldı. Ben korkudan gebereceğim. Aklıma bin bir türlü şey geliyor. Bir Allah’ın kulu yok yardım isteyecek. Herkes gitmiş. Ne gelen var ne giden. Ortada ses seda yok. 

Eşek bu sefer de başladı mı anırmaya! Ben de neredeyse ağlamaya başlamak üzereydim. Ama annemden duyduğum bazı şeylerle korkularımı yenmeyi denemeye karar vermiştim. Bu sebeple ezan okumaya başladım. Çok rahatlıkla yemin edebilirim ki ben eşeğin üzerinde ezan okumaya başlayınca; yan tarafımızdan “beyaz keçi yavrusu yani büyükçe bir oğlak” gibi bir şeyin bizden uzaklaşarak ormana doğru gittiğini gördüm. Eşek de yürümeye başladı. Biz yürüdük ve bizimle beraber bir müddet o da yürüdü. 

Ama ben bağıra bağıra öyle bir ezan okuyorum ki bitiriyorum; bir daha başlıyorum. Köye (Biz kışlığa köy diyorduk, yazlığa da “Fersin Alanı” diyorduk.) yaklaştıkça bir ışıltı gördüm. Ezan cümlelerinin arasında bir de ses duydum. Annem beni çağırıyordu ve “Korkma yavrum, korkma! Ben geliyorum…” diye bağırıyordu. Meğer eline büyükçe bir çıra almış, beni aramak için yollara düşmüş. Gördüklerimi anneme anlattığımda “İyi ki ezan okumuşsun. Eğer ezan okumasaydın seni kaybetmiştik” dedi.

Ateş

… O gece sabaha kadar uyuyamadık. Sonra bir ara pencereden dışarı baktığımızda kapının önünde hafif bir ateş yandığını anladık…

Korku Hikayesi / Cin Deneyimi: İki kuzenimle beraber köye gitmiştik. Babamlar filan yok, dedem de Trabzon’a gelmişti. Bizde kalıyordu yani köydeki ev boştu ve en yakın ev de 80 – 90 metre ilerideydi. Orada babamın yengesi tek başına yaşardı. Neyse; saat 3 – 4 gibi Çarşıbaşı’dan yola çıktık köye doğru. Köydeki eve varınca hemen mangalı filan kurduk. Evin önünde yaktık mangalı. Yedik, içtik güzelce. Hava kararınca evin önündeki odunları filan alıp, dedemin evdeki sobayı yaktık.

Ev de bayağı eski; 1940-50 yıllarında filan inşaa edilmiş. En büyük halam 1953’lü ve bu evde doğmuş; işte ona göre hesaplayın… Neyse, mangalı o akşam yemin ediyorum özellikle küllerde bile yanık kalmayacak şekilde bırakmıştık ve hava da hafif çiseliyordu. Neyse, gece 1 – 2 gibi yattım. Sabaha karşı ben tuvalete çıkma ihtiyacıyla uyandım. Bizim köy evlerinde tuvalet dışarıda olur genelde. Bizimkinde de öyleydi doğal olarak. 

Kapıyı açtığım gibi ne göreyim! Ateş öyle bir yanıyordu ki neredeyse boyum kadar ateş çıkıyordu mangaldan. Üstelik hava da hala hafif yağmurluydu. Şoku atlattığım gibi önce bir bağırdım, sonra tuvalet maşrapasına su doldurup üzerine döktüm. Ama ateşe en ufak bir etki etmedi. Kuzenlerim de sesime uyanıp, yanıma geldiler. Kuzenlerimden biri evin önünde duran kum dolu kovayı mangalın üstüne attı. Ateş sönmedi. Sonra şiddetle bir vurdu mangala. Mangaldaki közler filan devrildi ama ateş de söndu bir anda… 

Gizemli İhtiyar

O gece sabaha kadar uyuyamadık. Sonra bir ara pencereden dışarı baktığımızda kapının önünde hafif bir ateş yandığını anladık. Kapıyı açtığımız gibi mangal düzlenmiş ve ateş yanıyordu. Başında da bir adam; uzunca, irice bir adam, elinde maşayla ateşi karıştırıyordu. “Selamün aleyküm” dedi bize. Ben içimden ne dua ediyordum ama. Kuzenlerimden biri de onunla konuşmaya çalışıyordu. Sonra ezan okundu. Adam “Ben namaza gidiyorum çocuklar. Siz de gelin” dedi. Döndü arkasını yürümeye başladı.

Rahmetli büyük amcamın yani tek başına yaşayan yengemin evine doğru gidiyordu yavaş yavaş. Sonra dönüp abdest almaya başladık. Beş dakika filan sonra baktık adam evin oralarda. Biz ateşin yanından geçtik, ateş söndü. Sonra adam döndu, bize el etti, “Koşun” der gibi. Sonra evin ön kısmına doğru gitti. Biz de arkasından duvarı döndük ki adam yok!

Yengem bize “Çocuklar, nereye?” filan dedi. Biz de “Namaza yenge” dedik. O da “Tamam” dedi. Dedik ki “Burada şöyle böyle… bir adam gördün mü?” Evin önüne doğru geldi ve dedi ki “Ben yarım saattir buradayım. Kimse gelmedi buraya.” Sonra çıktık, namazı kıldık. Hocaya sorduk. Hoca da “Bilmiyorum uşaklar” dedi. Sonra indik aşağı. Mangalda kül bile yoktu. Tertemizdi. Bizim hep külleri döktüğümüz yer var; orada bile kül yoktu. Şaşırdık. Öğle namazını kılıp, Trabzon’a gittik. Dedeme de bahsetmedik olanlardan. Adam yalnız kalıyordu köyde; korkmasın istedik…

Uzun Cin Hikayesi: Gizemli Rüya
Cin Deneyimi: Cinler Beni Almaya Geldiler
Cin Deneyimi: Eltimden Gelen Büyü ile Cinler Musallat Oldu
Advertisement
2 Comments

2 Comments

  1. Pingback: Uykuda Kınalanmak - İçime Cin Girdi - Paranormal Haber

  2. Pingback: Cin Çarpması - Paranormal Haber

Soru Sor - Fikrini Yaz

Advertisement
Advertisement

Tavsiye Yazılar