Connect with us
Hadislere Göre Cinler Hadislerde Cinler Cin Mektubu Hadislere Göre Cinler Hadislerde Cinler Cin Mektubu

Cinler Alemi

Hadislerde Cinler

Cinlerler ilgili hadisler, cin hadisleri, cin mektubu, hadislere göre cinler…

Published

on

Cinlerler ilgili hadisler, cin hadisleri, cin mektubu, hadislere göre cinler…

Geleneksel olarak her ne kadar İslam dininde; Kuran-ı Kerim’in ardından ikincil bilgi kaynakları olarak kabul edilseler de hadisler, bilhassa günümüzde, İslami çevrelerin başlıca tartışma konularındandır. Hadislerle  ilgili geleneksel tartışma konusu, sahihlikleri, sıhhatleri rivayet zincirlerinin sağlamlığı iken günümüzde ise dini bilgi kaynağı olarak geçerlilikleri giderek artan ölçüde sorgulanmaktadır.

Ancak bu çalışmada; sözü edilen akademik tartışmalara girilmeksizin, geleneksel olarak yaygın cin inanışlarının önemli bir bölümüne kaynaklık etmeleri açısından değerlendirilmeleri elzem görülmüştür. Yer verilen hadislerin seçiminde geleneksel; sahihlik, sıhhat, rivayet zinciri gibi kriterlerden ziyade; yaygınlık, bilinirlik gibi unsurlar ön planda tutulmuştur. Buna rağmen ve bununla beraber yine de yer verilen hadislerin çoğunlukla muteber hadisler ve ravilerin aktarımlarından oluştuğu da görülecektir.    

Cin Hadisleri

  • İbn Abbas’dan: Allah Resulü(s.a.v.) buyurdular ki: “Hacer-i Esved’e, cahiliye kirlerinden hiçbir şey bulaşmasa, zalim ve günahkarların pisliklerinden de hiçbir şey değmeseydi, dokunan her hasta iyileşirdi. Bugün de aynen Allah’ın kendisini yarattığı gibi görülürdü. Siyahlaşmasının sebebi, cehennem ehlinin, cennet süsünü görmemesi içindir. Ayrıca o, cennet yakutlarından bir yakuttur ki, Allah onu, Adem’i yeryüzüne indirdiği zaman, Kabe’nin yerine koymuştur. Yeryüzü o zaman son derece temiz idi. Orada hiçbir günah işlenmemişti. Çünkü orasını kirletecek kimse yoktu. Allah, Harem’in etrafına, melekleri bir saf olarak, sırf onu yeryüzü sakinlerinden korumak için yerleştirmiştir. Yeryüzünün sakinleri o zaman cinlerden ibaretti. Onların onu görmeleri, yakışık almazdı. Çünkü cennetten çıkma bir şey idi. Cenneti gören cennete girer. Onun için ona ancak haklarında cennet sabit olanlar bakabilirdi. Melekler, sürekli olarak cinleri ondan alıkoydular, göstermediler. Harem’in her tarafını ablukaya aldılar. Bunun için Harem’e, ‘haram'(yasak ve mukaddes bölge) denilmiştir.” (Rudani, C. 3, H.no: 3657, s. 68.)
  • İbn Abbas’tan: “Allah Resulü(s.a.v.), cinlere ne (Kur’an) okumuştu, ne de onları görmüştü. Ashabından bir grup ile Ukaz çarşısına gitmek üzere yola çıktı. Bunun üzerine şeytanlarla sema haberi arasına engel çekildi. Üzerlerine ateş topları gönderildi. Şeytanlar, kavimlerine döndüklerinde onlara dediler ki: ‘Ne oldu, niye boş döndünüz?’ ‘Bizimle Gök haberi arasına engel çekildi. Üzerimize ateş topları yağdırıldı’ diye cevap verdiler. ‘Bu, mutlaka (olağanüstü) bir olay çıktığını gösterir, haydi yeryüzünün doğularına ve batılarına doğru gidin (sebebini öğrenin)!’ Bunun üzerine Tihame’ye doğru yola çıkarak, Ukaz panayırına gitmekte olan grup, Peygamber(s.a.v.)’e hurmalıkta rastladılar. O, ashabına sabah namazını kıldırıyordu. Kur’an’ı duyduklarında onu dinlemeye koyuldular ve dediler ki: ‘Demek ki sema haberi ile aramıza giren engel buymuş.’ Hemen kavimlerine dönüp şöyle dediler: ‘Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kur’an dinledik. Ona inandık, biz Rabb’imize ortak koşmayacağız.’ [CİN(72)/1-2] Bunun üzerine; Peygamber(s.a.v.) dedi ki: ‘Cinlerden bir zümrenin (benim Kur’an okuyuşumu) dinledikleri, bana vahyolundu…’ buyruğu ile başlayan ‘Cin Suresi’ indi.” (Rudani, C. 5, H.no: 7297, s. 435.)
  • Cabir’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah(s.a.v.), ashabına çıktı ve onlara “Er-Rahman Suresi”ni, başından sonuna kadar okudu. Ashab sustular. Resul-i Ekrem(s.a.v.) buyurdu ki: “Cinn gecesi, bu süreyi cinlere okudum ve onlar, cevap bakımından sizden daha iyiydiler. Çünkü ben, ‘Rabb’inizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?’ ayetine her geldiğimde, ‘Ey Rabb’imiz! Senin nimetlerinden hiç birini inkar etmeyiz ve sana hamd olsun!’ dediler.” (Tirmizi, C.5, H.no: 3507, s. 392.)
  • Abdullah ibn Mes’ud: “Rabb’lerine vesile arayıp duruyorlar…”[İSRA(17)/ 57] ayeti hakkında şöyle demiştir: “İnsanlardan bir topluluk, cinlerden bir topluluğa köle oluyorlardı. Nihayet o cinler, İslâm Dini’ne girdi, o insanlar ise cinlerin dinine tutunup kaldılar.” (Buhari, C.10, H.no: 65- Kitabu’t Tefsir 235, s.4518.)
  • Ata ibn Ebi Rebah’tan; o da Cabir ibn Abdillah’tan aktardı: Peygamber(s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Yiyecek içecek kaplarının üzerlerini örtünüz, su kırbalarının ağız iplerini bağlayınız, bütün kapıları arkalarından kapayınız, yatsı vakti sırasında çocuklarınızı dışarıda hareketten men edip eve toplayınız. Çünkü o zaman cinlerin yayılması ve bir şeyi süratle alıp kapmaları vardır. Uyku sırasında kandilleri söndürünüz. Çünkü fasıkçık; yani fare, bazen yanan fitili çeker de ev halkını yakar.” (Buhari, C.7, H.no: 59- Kitabu Bedi’l Halk 120, s.3095.) 
  • Ali bin Ebu Talib’dan rivayet edilmiştir: Resulullah(s.a.v.) buyurdu ki: “Cinin gözleri ile Ademoğullarının avret yerleri arasında perde, Ademoğullarından biri, ayak yoluna girerken onun; ‘Bismillah’ demesidir.” (Tirmizi, C.1, H.no: 603, s. 408.)
  • İbn Mes’ud’dan: Allah Resulü(s.a.v.) buyurdular ki: “Tezek ve kemikle taharetlenmeyin! Çünkü bunlar, cin kardeşlerinizin azığıdır.” (Rudani, C. 1, H.no: 503, s. 182.)
  • Ebu Davud’un rivayeti: Cin Heyeti, Allah Resulü(s.a.v.)’e geldiklerinde dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Ümmetini, kemik, tezek veya kömür ile taharetlenmekten menet! Çünkü Allah, bizim rızkımızı onlarda kıldı.” Bunun üzerine Peygamber, bizi bundan alıkoydu. (Rudani, C. 1, H.no: 504, s. 182.)
  • Rezin, Enes’den: Allah Resulü (s.a.v.) buyurdular ki: “Nusaybin cinlerinden bir heyet, benden azık istediler; sakın kemikle ve tezekle taharetlenmeyin. Çünkü onlar, cin kardeşlerinizin yemekleridir.” “Bunlar cinlere ne fayda sağlayabilirler ki?” diye sorduklarında, şöyle buyurdu; “Buldukları kemik üzerinde behemehal biraz et bulurlar; buldukları tezek içinde de mutlaka bir tat bulurlar.” (Rudani, C. 1, H.no: 505, s. 182.)
  • Ebû Eyyûb el Ensarî’den şöyle rivâyet edilmiştir: Bir hurmalık vardı. Bir cin gelir ve ondan alırdı. Bundan Peygamber (s.a.v.)’e yakındım. Bunun üzerine Rasulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: “Git ve onu gördüğün zaman ‘bismillah’ de ve ona, ‘Peygamber’e tabi ol!’ diye söyle”. Sonra cini yakaladı, fakat bir daha gelmeyeceğine yemin etmesi üzerine bıraktı. Arkasından Ebu Eyyub, Peygamber (s.a.v.)’e geldi ve Resul-i Ekrem ona: “Esirini ne yaptın?” diye sordu. Ebu Eyyub: “Cin, bir daha gelmeyeceğine yemin etti.” dedi. Resul-i Ekrem: “O cin, yalan söyledi ve esasen o, yalan söylemeğe alışıktır.” buyurdu. Ebu Eyyub, cini tekrar yakaladı ve bir daha gelmeyeceğine dair yemin etmesi üzerine onu tekrar serbest bıraktı. Sonra Ebu Eyyub, Resulullah(s.a.v.)’e geldi ve Resulullah tekrar: “Esirini ne yaptın?” diye sordu. Ebu Eyyub: “Bir daha gelmemeye (ikinci kez) yemin etti!” dedi. Daha sonra cini (üçüncü kez) yakaladı ve (ona) dedi ki: “Seni Resulullah(s.a.v.)’e götürmeden bırakmayacağım!” Bunun üzerine cin, şu mukabelede bulundu: “Ben sana bir şey söyleyeceğim. Ayet-ül-Kürsi’yi oku! Evinde bunu oku, ne şeytan ne de başkası sana yaklaşamaz.” Ebu Eyyub, Peygamber(s.a.v.)’e tekrar geldi ve Resul-i Ekrem: “Esirini ne yaptı?” diye sordu. Ebu Eyyub, cinin söylediğini Peygamber(s.a.v.)’e bildirdi. Resul-i Ekrem dedi ki: “Bu sefer doğru söylemiş, fakat kendisi yalancıdır!” (Tirmizi, C.5, H.no: 3039, s. 25.)
  • Ebu Said’den şöyle rivayet edilmiştir: “Resulullah(s.a.v.), Muavvizeteyn(Felak ve Nas) sureleri ininceye kadar cin çarpmasına ve göz değmesine karşı Allah’a sığınırdı. Felak ve Nas sureleri inince; o iki sureyi aldı ve diğerlerini bıraktı.” (Tirmizi, C.3, H.no: 2315, s. 444.) 
  • Ubeydullah b. Sercis’den: Peygamber (s.a.v.), yerin oyuk(haşerat) deliklerine işemeyi yasak etti. Katade’ye dediler ki: “O deliklere bevl etmek, neden hoş karşılanmaz.” Çünkü deniliyor ki: “Oralar cinlerin meskenleridir” dedi. (Rudani, C. 1, H.no: 444, s. 167.) 
  • İbn Ebi Leyla’dan, o da babasından: Peygamber(s.a.v.)’e, evlerine dadanan cinler hakkında sordular. Şöyle buyurdu: “Evlerinizde cinlerden birini görürseniz, şöyle deyin: ‘Nuh’a verdiğiniz söz hakkı için, Süleyman’a verdiğiniz söz hakkı için, Allah aşkına and veriyorum, eziyet vermeyin ve görünmeyin!’ Tekrar dönüp gelirlerse öldürün!” (Rudani, C. 3, H.no: 3964, s. 161.)
  • İbn Mes’ud’tan: “Kulun (muhakkak surette) rızkı gelir. Eğer sakaleyn(insanlar ve cinler) bir araya gelip, rızkına engel olmaya çalışsalar güçleri yetmez.” (Rudani, C. 3, H.no: 4592, s. 363.)
  • İbn Abbas’tan: Allah Resulü(s.a.v.) buyurdular ki: “Allah’ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim. Sana başvurdum, Senin yardımınla mücadele ettim. Allah’ım! Sen’den başka ilah yoktur. Allah’ım! Beni saptırmandan izzetine, sığındım. Sen, ölmeyen dirisin! (Ancak) cinler ve insanlar ölürler.” (Rudani, C. 7, H.no: 9465, s. 276.) 
  • Aişe’den şöyleri rivayet edilmiştir: Resulullah(s.a.v.): “Sizin içinizde muğarrebler görüldü mü?” buyurdu. Veya görüldü mü, yerine başka bir kelime söyledi. Ben: “Mugarribler nedir?” dedim. Resulullah(s.a.v.): “Kendilerine cinnilerin ortak olduğu kimselerdir” buyurdu. (Ebu Davud, C.5, Hno: 5107, s.669.)
  • Cabir b. Abdillah şöyle dedi: “Biz Resulullah(s.a.v.) ile beraber geldik ve Neccâroğulları (Yurdu’ndaki) bir bahçeye vardık. Bir de ne görelim! Bir deve, bahçeye giren herkese hücum ediyor. Bunu Peygamber(s.a.v.)’e bildirdiler. Bunun üzerine o, yanına gelip onu çağırdı. O da, dudağını yere koyarak gelip, onun önünde çöktü. (Hz. Peygamber); “Bir yular getirin!” buyurdu. (Yuları getirdiler). O da onu yularlayıp sahibine verdi. Sonra döndü ve şöyle buyurdu: “Yer’le, Gök arasında, cinlerin ve insanların asileri hariç, hiçbir şey yoktur ki; benim, Allah’ın elçisi olduğumu bilip, tasdik etmiş olmasın!” (Darimi, C.1, Hno: 18, s.105)
  • Hişam ibni Zuhre’nin himayesinde bulunan Ebu Saib (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi: “Bir gün Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh)’ın yanına gittim ve onu namaz kılıyor buldum. Onu beklemek üzere oturdum. Derken evin bir köşesinde hurma dalları arasında bir kıpırtı gördüm. Oraya bakınca bir yılan olduğunu gördüm. Onu öldürmek için yerimden sıçradım. Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) oturmam için bana işaret etti. Bende yerime oturdum. Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) namazdan çıkınca bana evinin karşısında bir eve işaret etti ve: ‘Bu evi görüyor musun?’ diye sordu. Ben: ‘Evet’ deyince Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle devam etti: ‘Bu evde, bizden yeni evli bir genç vardı. Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Hendek Harbine gittik. Genç, gün ortasında, ehline uğramak için Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den izin istiyordu. Bir gün yine o genç, Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den izin istedi. Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: ‘Silahını yanına al! Beni Kureyza Yahudilerinin sana bir zarar vermesinden korkuyorum!’ buyurdu. Adam silahını aldı ve sonra ailesinin yanına gitti. Hanımı iki kapı arasında ayakta duruyordu. Elindeki mızrağı ile dürtmek üzere kadına eğildi. Adama kıskançlık gelmişti. Kadın ona: ‘Mızrağını geri çek! Hele eve gir, beni dışarı çıkaran şeyi bir gör!’ dedi. Adam içeri girdi, bir de ne görsün; yatağın üzerine büyük bir yılan! Mızrağıyla ona yöneldi ve yılana sapladı. Sonra çıkıp, mızrağı avluya dikti. Derken yılan üzerine atıldı. Bilemiyoruz, hangisi da evvel öldü; yılan mı, genç mi? Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip, bu durumu anlattık ve: ‘Allah’a dua edin de Allah onu tekrar diriltsin!’ dedik. Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Arkadaşınız için Allah’a istiğfar edin! Kuşkusuz ki Medine’de Müslüman olmuş bir takım cinler vardır. Onlardan birini görürseniz, kendisine üç gün mühlet verin! Eğer bundan sonra yine de görünürse onu öldürün! Çünkü o bir şeytandır!’ buyurdu.” (Müslim 2236/139, Muvatta 2/976, Ebu Davud 5257, Tirmizi)
  • Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi: “Rasulullah: ‘Sizden herhangi biri esnediği zaman eliyle ağzını kapatsın! Kuşkusuz ki şeytan (kişinin ağzına) girer!’ buyurdu.” (Müslim 2995/57, Ebu Davud 5026)
  • Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Rasulullah: ‘Sizden biri uykusundan uyanıp abdest alırken burnuna su alıp sümkürsün! Çünkü şeytan onun genzinde geceler!’ buyurdu.” (Buhari)
  • Hüseyin bin Ali şöyle dedi: “Mü’minlerin annesi Safiyye binti Huyey bana şöyle dedi: Rasulullah, Ramazanın son on gününde i’tikafta iken bir gece Nebi’nin yanına girip onunla bir saat sohbet etmiş. Sonra evine dönmek için ayağa kalkmış. Rasulullah’da onu evine götürmek için kalkmış. Nihayet Ümmü Seleme, kapısının önündeki mescidin kapısına ulaştığında, Ensar’dan iki kişi oradan geçmiş ve Rasulullah’a selam vermişler. Nebi o iki kişiye: ‘Yavaş olun durun! Kuşkusuz ki bu kadın (eşim) Safiyye binti Huyey’dir!’ dedi. O iki kişi: ‘Subhanallah!!! Ya Rasulallah!’ dediler ve bu kendilerine çok ağır geldi. Bunu üzerine Nebi o iki kişiye: ‘Şüphesiz ki şeytan, insan vücudunda kanın ulaştığı yere ulaşır! Ben sizin gönüllerinize şeytanın bir şüphe atmasından endişe ettim!’ buyurdu.” (Buhari 4/1882) 
  • Osman bin Ebi’l-As şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni, Taif’e vali tayin ettiği dönemde namazımda bana bir şey peyda olmaya başladı hatta ne kıldığımı bilemez oldum. Ben bu durumu görünce kalkıp (Taif’ten Medine’ye) Rasulullah’ın yanma gittim. Rasulullah (beni görünce): ‘Ebu’l-As’ın oğlu?’ dedi. Ben: ‘Evet, Ya Rasulallah!’ dedim. Rasulullah: ‘Seni (buraya) getiren sebep nedir?’ buyurdu. Ben: ‘Ya Rasulallah! Namazlarımda bana bir şey peyda oldu, öyle ki ne kıldığımı bilemiyorum!’ dedim. Rasulullah: ‘Anlattığın şey, şeytanadır! Onu bana yaklaştır!’ buyurdu. Bunun üzerine ben, Rasulullah’n yanına vardım ve (diz çökerek) ayaklarım üzerine oturdum. Rasulullah elini göğsüme vurdu, ağzımın içine tükürdü ve: ‘Çık! Ey Allah’ın! Düşmanı’ dedi. Rasulullah bu işi üç defa tekrarladı. Sonra (bana): ‘(Git) işinle meşgul ol!’ buyurdu. ‘And olsun ki, ondan sonra şeytanın bana sokulduğunu sanmam!’ (İbni Mace 3548) 

Cin Mektubu

Tartışmalı bir husus olmakla birlikte halk arasında “Cin Mektubu” olarak bilinen, oldukça yaygın bir inancın atıf yaptığı hadis ise şu mealdedir: 

  • Eshab-ı kiramdan Ebu Dücane hazretleri anlatır: Yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resulullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki: “Ya Eba Dücane, Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!” Kalem ve kağıt istedi. Hz. Ali’ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryat eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki: “Ya Eba Dücane, bu mektupla bizi yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektubu bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Artık, senin ve komşularının evine gelemeyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz.” Ona dedim ki “Sahibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam.” Cin ağlamasından, feryadından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescitte kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Rasulullah buyurdu ki: “O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını, kıyamete kadar çekerler.” (Muhtelif Rivayetler: Beyhaki, Delailü’N-Nübüvve, no: 3044, 8/188. –  Hasâis-i Kübrâ, c.2, s.369. )

Hadislere Göre Cinler

  • Ölümlüdürler.
  • İslam ve muhtelif dinlere mensup olabilirler.
  • İnsanları hakimiyet altına alabilir, insanlar tarafından hakimiyet altına alınabilirler.
  • Kişi veya mekanlara dadanıp, musallat olabilirler.
  • İnsanların bedenlerine girebilir, bu yolla davranışlarını etkileyebilirler.
  • Vesvese denilen düşünsel etkileşim yoluyla insanların düşüncelerini etkileyebilirler.
  • İnsan bedenine giren yahut mekanlara musallat olan cinlerin kovulması mümkündür.
  • Gaybdan, gelecekten haber veremezler.
  • Kirli, ıssız, tenha ve çukurluk yerlerde ikamet ederler.
  • Daha çok akşam vakitlerinde ortaya çıkarlar.
  • Başka canlıların şekillerine bürünebilirler. 
  • İnsanları kaçırabilirler.
  • Dışkı ve kemikler onların besin kaynaklarıdır. 
  • Kuran’dan belirli ayet ve surelerin okunması yoluyla (Ayet-el Kürsi, Felak, Nas) cinlerden korunulabilir.
Kuran’da Cinler
Cin Mektubu
Cin ve Benzeri Konularla Uğraşanlara Uyarılar
Cinlerden Korunmak İçin Yapılması Gerekenler
Müslüman Cinleri Çağırmak Yapılacak Uygulama ve Okunacak Dua
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cinler Alemi

Cinler Nerelerde Yaşar

Cinler nerelerde yaşarlar? Ammar ve Hinzab cinlerinin meskenleri nerelerdir? Hz. Muhammed’in dağlar ile denizler arasına yaşamalarına izin verdiği cinler hangileridir?

Published

on

By

Cinler Alemi - Cinlerle İlgili Bilgiler - Cinler Nerelerde Yaşar

Cinler nerelerde yaşar? Ammar ve Hinzab cinlerinin meskenleri nerelerdir? Hz. Muhammed’in dağlar ile denizler arasına yaşamalarına izin verdiği cinler hangileridir?

Evlerde Yaşayan Cinler

Cinler Alemi – Cinlerle İlgili Bilgiler – Cinler Nerelerde Yaşarlar – Bazı cinler insanlar ile beraber evlerde yaşarlar ki bunlara “Ammar” denir. Bazıları da hamamlarda, kabirlerde, pis yerlerde, deve ahırlarında yaşarlar. Efendimiz (s.a.v.) bu yerlerde namaz kılmayı yasaklamıştır. Hadiste müşrik cinlerin dağlar ile denizler arasında, Müslümanların ise köy ve dağlara yerleşip oraları mesken edindikleri anlatılmaktadır.

Dağlar İle Denizler Arasında Yaşayan Cinler

Bazı sahabe şöyle anlatmaktadır: “Rasulullah (s.a.v.) ile beraber bir seferde idik; bir yerde konakladık. Rasulullah (s.a.v.) def-i hacet için bizden ayrıldı. Ben O’na su götürdüm. Bir de yanında bazı adamların gürültü çıkararak konuştuklarını gördüm. Bugüne kadar böyle bir şey duyup görmemiştim. Rasulullah (s.a.v)’a sordum. Kendisi bana “Müslüman cinler ile müşrikler arasında ihtilaf çıktı. Kendilerini bir yere yerleştirmemi istediler. Bunun üzerine Müslümanları köy ve dağlara, müşrikleri dağlar ile denizler arasına yerleştirdim” dedi. (Ebu Naim)

Hinzab Cinnisi Nerede Yaşar

Adem oğlunun kalpleri de şeytanın meskenleridir. Bir gün Osman İbni Ebi’l-As (r.a.), peygamberimize gelerek Kuran’ı unutmasından şikayet etti. Efendimiz (s.a.v.) eliyle kalbine vurdu ve “Ey şeytan, Osman’ın kalbinden çık” buyurdu. Osman Ibni Ebi’l-As bundan sonra Kur’an-ı hiç unutmadığını söyledik. (Delail-ü’n nübüvve) Bu şeytana “Hinzab” denir.

Tuvaletteki Cinler

Enes (r.a.) rivayet ediyor: Peygamber (s.a.v.) helaya girdiği vakit, “Allahümme innî euzü bike minel-hubsi ve’l-Habais” (Ya rabbi dişi ve erkek cinlerin şerrinden sana sığınırım) derdi. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei) İnsan helaya ve hamama girmeden evvel, Allah’a sığınıp girmesi lazım. Helaya girdikten sonra aklına gelirse, içinden dilini kıpırdatmadan da söyleyebilir. Aksi takdirde şeytanlar onun avret yerini görüp ona bakarlar, şerlerinden Allah’a sığınırız. Hasılı kelam, cinler evlerde insanlarla beraber ve saydığımız yerlerde yaşarlar. – Cinler Alemi – Cinlerle İlgili Bilgiler – Cinler Nerelerde Yaşarlar.

Cinler Alemi İle İlgili Daha Fazla Bilgi İçin Tıklayın

Continue Reading

Cinler Alemi

Cinler İnsanlara Görünür mü & Cinlerin Şekilleri

Cinler insanlara görünür mü? Cinler insanlara nasıl ve hangi şekillerde görünür? Kaç tür cin vardır? Hz. Muhammed’in yakaladığı cin konularında bilgi.

Published

on

By

cinler alemi - cinler insanlara görünür mü - cinlerin şekilleri

Cinler insanlara görünür mü? Cinler insanlara nasıl ve hangi şekillerde görünür? Kaç tür cin vardır? Hz. Muhammed’in yakaladığı cin konularında bilgi.

Cinlerin varlığı Kur’an ve sünnet ile sabittir. Kur’an-ı Kerim’de cinler bakında bir sûre nazil olmuştur. Sahih hadisler ve tevatür derecesindeki kuvvetli haberler ile cinlerin varlığı sabittir. Cinlerin varlığını inkar eden, bilinen Kur’an’ı inkar etmiş olacağından, İslam dininden çıkar.

Cinler İnsana Görünür mü?

Fakat, “Cinler görülür mü, görülmez mi.” Bunu da anlayıp bilmek lazım, imam-ı Şafii (r. aleyh) “Kim ben cin gördüm derse, onun şehadetini iptal ederiz” buyuruyorlar. Çünkü bu söz Allah (c.c.)’ın şu kavline terstir. “Muhakkak O (Şeytan) ve kabilesi, sizi kendilerini göremeyeceğiniz yerlerden görürler.” (Araf) Bu ayet delildir ki cinlerin hakikatleri görülmez ancak temessül ederlerse görülebilirler.

Cinler İnsanlara Hangi Şekillerde Görünür?

Cinler çoğunlukla siyah köpek veya kedi, inek, deve, koyun, akrep, yılan ve insan şeklinde görülebilirler. Cinler yerine göre ammar, ervah, şeytan, ifrit gibi isimler de alırlar. Cinlerin insan şeklinde gözüktüğü ayet ve hadis ile sabittir. Nitekim Bedir savaşına çıkarken, şeytanın Sürake b. Malik suretinde Kureyşlilere geldiği ve “Ben sizin dostunuzum” dediğini Allah-u Teâlâ Kuranı Kerim’inde haber veriyor. Peygamberimizi ortadan kaldırmak için toplananlara şeytan, necidli bir ihtiyar şeklinde geldi.

Hz. Muhammed’in Yakaladığı Cin

Ebu Hüreyre’den rivayet olunan bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki “Namazımı bozmak için dün bana bir ifrit musallat oldu. Allah’ın bana imkân vermesi ile onu yakaladım. Şu mescidin direklerinden birine bağlamayı murad ettim. Tâ ki sabah hepiniz göresiniz. Sonra Süleyman (a.s.)’ın duası aklıma geldi. O ‘Yarabbi bana bir mülk ver ki benden sonra kimseye verme’ demişti. Ve Allah onu benden perişan bir şekilde def etti.” (Sahihi Buhari)

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor. “Bir gün namaz kılarken şeytan bana musallat oldu. Onu yakaladım ve boğazını elimle sıktım ve ağzından akan ıslaklığı hissettim.”

Cin Yakalamak Mümkün mü?

Cinlerin hakikatini göremeyiz. Eğer insan veya hayvan şeklinde gözükürlerse görebiliriz. Bu halde latif değil, maddi cisimdir. Çünkü latif olan şey bağlanmaz, el ile öldürülemez. Yukarıdaki hadisler, cisim haline girdiklerine delildir. Bunlar gibi çok deliller daha vardır. Biz burada bu kadarı ile yetindik.

Cin Çeşitleri

Cinler üç sınıftır.

  1. Kanatları vardır, kuş gibi havada uçarlar.
  2. Yılan, akrep ve yer hayvanları (haşarat) şeklindedirler,
  3. Diğer bir sınıf ki onlara hesap ve ceza vardır.

İbn-i Abbas (r.a.)’dan rivayet ediliyor: “Yılanları Allah (c.c.) o şekle sokmuştur, onlar aslen cin idiler. Beni İsrail’deki bazı insanların maymun ve hınzır olduğu gibi.”

Peygamber efendimiz bazı sahabiye “Medine’de bir grup cin müslüman oldular. Evlerde görünen birine kim rastlarsa, üç defa kendisine ihtarda bulunsun. Kaybolmaz; bir daha zahir olursa öldürsün çünkü ihtardan sonra çıkan ya şeytan ya da kâfir bir cindir.” buyurmuştur. (Buhari)

İbn-i Zübeyr iki karış uzunluğundaki bir adam gördü ve “Nesin, kimsin?” diye sordu. O da “Ben cinim” dedi. Kamçısı ile ona bir vurdu. O kişi kaçıp giti.(Akamü’l Mercan)

Cinler Alemi Hakkında Daha Fazla Bilgi İçin Tıklayın

Continue Reading

Cinler Alemi

Cinlerin ve Şeytanların Varlığı

İslam’a göre cinlerin ve Şeytan’ın varlığına dair Kuran ve hadislerden deliller. Hz. Muhammed’in, etrafı cinler tarafından sarıldığında onlardan kurtulmak için okuduğu rivayet edilen dua.

Published

on

By

cinlerin varlığına dair ayet ve hadisler

İslam’a göre cinlerin ve Şeytan’ın varlığına dair Kuran ve hadislerden deliller. Hz. Muhammed’in, etrafı cinler tarafından sarıldığında onlardan kurtulmak için okuduğu rivayet edilen dua.

Cinlerin ve Şeytanların Varlığına Dair Kuran Ayetleri

1-Ey Muhammed! Kur’an’ı dinleyecek cinlerden bir takımını sana yöneltmiştir. (Ahkaf: 29)

2- Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimizi anlatan ve bugünle karşılaşmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi? (En’am: 130)

3- Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah’ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki! (Rahman: 33)

4- Ey Muhammed! De ki: “Cinlerden bir topluluğun Kur’an-ı dinlediği bana vahyolundu. Onlar şöyle demişlerdir: “Doğrusu biz, doğru yola götüren hayrete düşüren bir Kur’an dinledik de ona inandık.” (Cin:1)

5- Gerçekten bir takım insanlar cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı. (Cin: 6)

6- Ey inananlar! Şeytanın izlerine uymayın. Kim şeytanın ardına takılırsa bilsin ki o, hayasızlığı ve fenalığı emreder.( Nur: 21)

Cin ve Şeytanların Varlığına Hadisler ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Yaşadıkları

1- Enes b. Malik (r.a.) der ki: Hz. Peygamber ile Mekke dağlarına çıkmıştım. Asasına dayanarak bir ihtiyar geldi. Efendimiz (s.a.v.) “Sen cinlerin yürüyüşü ile yürüdün, sesin de keza öyle” buyurunca, ihtiyar “Evet” dedi. Efendimiz (s.a.v.) ona “Hangi cinlerdensin?” diye sordu. “Ben Hametübnilhiyem‘im” diye cevap verdi. Efendimiz (s.a.v) “Üzerinden ne kadar zaman geçti?” diye sordu. “Kabil Habil’i öldürdüğünde bir kaç yaşında oğlan çocuğu idik. Küçük tepeler üzerinde hayvanları öldürürdüm, insanların arasını açardım.”diye cevap verdi.

Efendimiz “Ne fena işle meşgul oluyormuşsun” diye buyurunca cin: “Ya Rasulallah! Bana sitem etme, zira ben Hz. Nuh (a.s.)’a iman edenlerdenim ve onun huzurunda tevbe ettim. İslam’a davet ettiği zaman ben Hz. Nuh’a isyan etmiştim. Nuh ağlayıp beni de ağlattı. Allah hakkı için o zamandan beri isyanıma nadimim. Hz. Hûd’a, Hz. ibrahim’e kavuşarak onlara da iman ettim. Nemrud, Hz. İbrahim’i ateşe atarken onunla beraberdim. Hz. Yusuf kuyuya bırakıldığı zaman ben onunla beraberdim, kuyunun aşağısına ondan evvel indim. Hz. Şuayb ve Musa ile beraber oldum.

Hz. İsa’ya mülaki oldum. Bana buyurdu ki “Eğer Hz. Muhammed’e (s.a.v.) mülaki olursan benden ona selâm söyle. Ben onun selâmını tebliğ ediyorum.” Efendimiz (a.s.) selâmını alıp “Ya Hametübnilhiyem muradın nedir?” dedi. Cin dedi ki: “Hz. Musa bana Tevrat’ı talim etti. Hz. İsa İncil’i öğretti. Sen de Kuran-ı öğret” diye niyazda bulundu. Bir rivayette Efendimiz (s.a.v) ona on sûre öğretti. Efendimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra mezkur cin bir daha gelmedi. (Hayat-ül Hayvan)

2- “Ya Rabbi dişi ve erkek cinlerin şerrinden sana sığınırım.” derdi. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei)

3- Selman-el Farisi anlatıyor: “Peygamberimiz (s.a.v) bizi kıbleye karşı küçük ve büyük abdest bozmaktan, sağ el ile taharet almaktan, taşlar ile taharet alırken taşların üçten aşağı olmasından ve bir de tezek ve kemik ile taharet almaktan nehy etti.” (Müslim, Ebu Davud) Ve yine “tezek ve kemik ile taharet almayınız çünkü onlar cin kardeşlerinizin azığıdır.” buyurmuştur. (Tirmizi.)

4- Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Şeytan, Adem oğlunun (insanın) kan damarlarında dolaşır. (Buhari)

5- Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Sizden biriniz yiyip içtiği zaman sağ eliyle yesin ve içsin zira şeytan sol eli ile yer ve içer.” (Müslim)

6- Efendimiz (s.a.v.)’in yanında sabaha kadar uyuyan bir adamdan bahsedildi. Efendimiz (s.a.v.) “Şeytan bu adamın kulağına işedi” buyurdu. Buhari

7- Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İyi rüya Allah’tandır. Kötü rüya şeytandandır. Sizden biriniz kötü rüya gördüğü zaman sol tarafına üç defa ‘Ya Rabbi dişi ve erkek cinlerin şerrinden sana sığınırım.’ desin. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei) tükürsün ve şeytanın şerrinden Allah’a sığınsın. O zaman zararı dokunmaz.” (Buhari)

8- İmam Ahmed, Ebu Ya’lâ ve İmam-ı Malik Hüneys Temimi oğlu Abdurrahman’dan naklen şöyle anlatırlar: Temimi oğluna sorulur: “Sallallahualeyhi ve sellem Efendimiz’in zamanında bulundunuz mu?”. “Evet, onun zamanını idrak ettim” der ve yine ona “Peki, öyle ise Rasulullah efendimizi cinler sarıp nisbet yaptıklarında Efendimiz (s.a.v.)’e nasıl davranmışlardır?” diye sorulur. Cevap: “Evet Efendimizi (s.a.v.) dağlardan ve vadilerden su gibi akıp gelen şeytanlar sarmışlardı. Bunlardan birinin elinde ateşten bir meşale vardı. Bununla Efendimiz (s.a.v.)’in yüzünü yakmak ve dağlamak istiyorlardı. O sırada Cebrail (a.a.) görünerek “Ey Muhammed benim söylediklerimi söyle” diye şu duayı talim buyurdu. 

Hz. Muhammed'in Cinlerden Korunmak İçin Okuduğu Dua
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Cinlerden Korunmak İçin Okuduğu Dua

Efendimiz (s.a.v.) bu duayı okuyunca şeytanın elindeki ateş sönmüş tümü oradan kaçmışlardır.

Cinler Alemi Hakkında Daha Fazla Bilgi İçin Tıklayın

Continue Reading

Cinler Alemi

Hüddam Çağırma ve Cinlerle Anlaşma Yapma

Cinler aleminden bir hüddam çağırmak ve onunla anlaşma yapmak için okunması gereken esmalar ve beraberinde gerçekleştirilmesi gereken diğer uygulamalar.

Published

on

By

Hüddam çağırmak ve cinlerle anlaşma yapmak için okunması gereken esma.

Cinler aleminden bir hüddam çağırmak ve onunla anlaşma yapmak için okunması gereken esmalar ve beraberinde gerçekleştirilmesi gereken diğer uygulamalar.

Yedi gün riyazetle oruç tutulur. Yedinci günün sonunda
halvete girilir. Oruç ve riyazet devam ettiği halde her gün geceleri biner kere aşağıda yazılı esmalar okunur. On dördüncü gün bir hadim gelir ve şartlarda anlaşma yapılarak devamlı bağlantı kurulur.

Hüddam çağırmak ve cinlerle anlaşma yapmak için okunması gereken esma.
Hüddam çağırmak ve cinlerle anlaşma yapmak için okunması gereken esma.

Okunuşu: Biheltayf * Eşmâtün * Behleş * Behlehleyüş” Kenüd* Hemîd” Yâ Meymün* .
O

kuma zamanında ardıç sakızı veya trementi buhur edilir.

Continue Reading

Cinler Alemi

Musallat Belirtileri Nelerdir

Musallat Belirtileri – Üzerinde cin musallatı olan, kendi idaresi dışında sosyal yaşamdan, toplumdan yavaş yavaş uzaklaşır. Peki cin musallatının evreleri nasıldır?

Published

on

By

musallat belirtileri

Musallat Belirtileri – Üzerinde cin musallatı olan, kendi idaresi dışında sosyal yaşamdan, toplumdan yavaş yavaş uzaklaşır. Peki cin musallatının evreleri nasıldır? 

Önce cin musallatının ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Musallat; bir veya birden çok cinin, insanın üzerinde tasallut kurup, iradesini etki altına alması ve söz konusu kişiyi istediği gibi yönlendirmesidir.

Musallat Belirtileri

Musallat’ın İlk Evresi

Cin, ilk olarak kişi üzerinde bir negatif bir enerji oluşturur. Kişi bu negatif enerji yoğunlaşmasının ardından kısa süre içinde ruhsal ve bedensel değişimler yaşamaya başlar. Bunlar; öncelikle ortada sebep yokken diğer insanlarla gereksiz gerginlikler yaşamak, nedeni bilinmeyen halsizlik, uyku kalitesinde düşme olarak kendini gösterir. Kişi bu durumu fark eder ve önlem alıp çare aramazsa durum onu ikinci evreye taşır. 

Musallat’ın İkinci Evresi

İkinci evrede cin, musallat olduğu kişiye yavaş yavaş kendini hissettirmeye ve ailesinden koparmaya başlar. Bu evrede kişi eskisinden çok uyur. Tuvalet ve banyoda daha çok zaman geçirir. İştahı kesilir ve sofraya oturmaz. Sürekli olarak alındanlık gösterir ve çevresindekilere sıklıkla darılır. Çoğu zaman aşırı tepki verir. Çok fazla yalan söyler. Hiç olmamış olaylar hakkında sanki gerçekten olmuşlar gibi diretir. Musallatlı kişinin üzerindeki negatif enerji, etrafındaki herkese yansır. Musallatlı kişinin yakın çevresindekilerin bu durumdan etkilenmesi ölçüsünde ilişkilerde kopmalar başlar ve bu da kişiyi bir sonraki evreye sürükler.

Musallat’ın Üçüncü Evresi

Üçüncü evrede kişi aileden uzaklaşmaya başlar ve kendini iyice soyutlar. Bu aşamada kişi kişisel bakımını ihmal etmeye, gerekli bedensel temizliklerini yapmamaya başlar. Saç sakal traşı olmamak, tırnak kesmemek, iç çamaşırı değiştirmemek, üzerindeki elbiseleri; günlerce, pis pis giymek, haftalarca banyo, aylarca bedensel özel temizliğini yapmamak gibi… Kişinin bu davranışları toplumun ondan iyice uzaklaşmasına neden olur.

Musallat’ın Dördüncü Evresi

Bu evrede kişi; aile, arkadaş ve toplumdan iradesi dışında uzaklaştığını hisseder. Geri adım atmak istese de üzerindeki musallat buna müsade etmez. Kişi o boşluğu içki, aşırı yemek gibi davranışlarla doldurmaya çalışır. Ancak bir süre sonra dibe vurur ve iyice yalnız kalır. Toplumdaki değer ve prestiji düşer.

Musallat’ın Beşinci Evresi

Musallat’ın bu son evresinde kişi, toplumdan tamamen soyutlanır. Artık aile üyelerinin gözünde sorunlu biridir. Bu durum ilerleyen zaman içinde kişide; birilerine zarar vermek, ölme isteği, intihar girişimleri gibi durumlara yol açar. Söz konusu kişi bu evreye gelmeden; aile ve yakınları mutlaka yardımda bulunmalıdır. Yoksa kişi iradesi dışında kendine ve topluma dönüşü olmayan zarar verebilir.

Musallat Belirtileri – Video

musallat belirtileri
Continue Reading

Cinler Alemi

Cinler Tarafından Uyarıldım

Piknik yaparken dereye çöp atan gencin, bir geceyarısı cinler tarafından uyarılmasının hikayesi…

Published

on

By

Cinler tarafından uyarıldım - korku korkunç olay hikaye

Piknik yaparken dereye çöp atan gencin, bir geceyarısı cinler tarafından uyarılmasının hikayesi…

Riva’da Piknik Yapıyorduk

Hani aklınıza aniden kan dondurucu derecede korkunç bir düşünce gelir ya da birden bire çok korkarsınız ve içinizdeki bir ürperti hissi dalgalar halinde tüm vücudunuza yayılır…

2 yıl kadar önce arkadaşlarımla Riva’da piknik yapıyorduk. Deresiyle, ormanıyla, çiçeğiyle, böceğiyle masallardan fırlamış gibi büyülü bir yerdi sanki. Neyse, derenin yanında dururken dalgınlıkla bir anda elimdeki çöpü dereye attım. Tam o anda içimde bir korku belirdi. Hani aklınıza aniden kan dondurucu derecede korkunç bir düşünce gelir ya da birden bire çok korkarsınız ve içinizdeki bir ürperti hissi dalgalar halinde tüm vücudunuza yayılır… İşte tam olarak o hissi yaşadım çöpü attığımda. Neyse, çok üstünde durmadım ve olayı unuttum.

Yatağımın Başında Beliren Varlıklar

Huzursuzlukla yorganı üstüme doğru çekmek istediğimde kıpırdayamadığımı fark edip gözlerimi açtım ve o da ne?!. Hemen başucumda 3 tane varlık duruyordu! 

O gece yorgun bir şekilde yatağıma uzanmış, uykuya dalmayı beklerken birden bire aynı korku hissini yaşadım ve aklıma o olay geldi. İçimdeki korku hissi gittikçe artmaya, üstümde bir ağırlık hissetmeye başladım. Huzursuzlukla yorganı üstüme doğru çekmek istediğimde kıpırdayamadığımı fark edip gözlerimi açtım ve o da ne?!. Hemen başucumda 3 tane varlık duruyordu! 

Konuşmadan Telepatiyle İletişim Kuruyorlardı Benle

20 cm boylarında, farklı renklerde, kanatları olan, dişi görünümlü varlıklar. Görünümleri o kadar da kötü ve ürpertici olmamasına rağmen içimde uyandırdıkları korku hissi çok yoğundu. Onları gördüğüm andan itibaren telepatik yolla iletişim kurmaya başladık, daha doğrusu tek taraflı bir iletişim çünkü onlar konuşuyor ben dinliyordum. 

Bir Daha Asla

O derenin evleri olduğunu ve evlerini kirlettiğimi, bundan rahatsızlık duyduklarını, bir daha böyle bir davranış gerçekleştirmemem için beni uyarmak üzere geldiklerini filan söylediler. Neler olduğunu anlamlandırmaya çalışırken uyuya kaldığımı hatırlıyorum, sabah uyanınca heyecanla yaşadıklarımı günlüğüme yazmıştım. Normalde asla doğaya çöp atmam fakat artık dalgınlık anında da asla atmam. Bu olay farkındalığımı artıran güzel bir ders oldu benim için.

Continue Reading

Cinler Alemi

Cin Padişahı Çağırma Duası

Cin padişahlarından birini çağırmak, sıradan bir cin çağırma seasından daha tehlikeli, daha fazla incelik, hazırlık ve sabır isteyen riskli bir iştir. Bununla beraber ben riski gözümü kırpmadan alırım diyenler için cin padişahı çağırma amacıyla yapılması ve yapılmaması gerekenlerin tarifi şu şekildedir…

Published

on

By

Cin Padişahı Çağırma Duası

Cin padişahlarından birini çağırmak, sıradan bir cin çağırma seasından daha tehlikeli, daha fazla incelik, hazırlık ve sabır isteyen riskli bir iştir.

Bununla beraber ben riski gözümü kırpmadan alırım diyenler için cin padişahı çağırma amacıyla yapılması ve yapılmaması gerekenlerin tarifi şu şekildedir…

Cin Padişahı Çağırma Duası

Bu daveti okumaya devam eden kimse cin padişahları ile herhalde uyanıklık halinde görüşebilir. En az günde 184 defa okunur. Arkasından 9 kere de Esmaü’l-Hüsna okunması lazımdır. Okuma zamanında az da olsa devamlı, buhur yakmak gerekir. Müddeti tasarrufu 110 gündür. Okumaya başlamadan evvel yüz istiğfar, yüz salavatı şerife, üç İhlas, bir Fatiha, Elif Lâm Mîm’d’en “müflihün”a kadar okunduktan sonra Ayet’el-Kürsi okunup sağma, soluna, üstüne, altına, önüne, arkana, yedinci ile
etrafına, nefes edilir. Sekizinci Ayet’el-Kürsi’yi de okuyup nefesini içine çekersin. Kaseme bundan sonra başlanır:

Cin Padişahı Çağırma Duası Arapça Yazılışı

Cin Padişahı Çağırma Duası
Cin Padişahı Çağırma Duası ArapçaYazılışı

Cin Padişahı Çağırma Duası Türkçe Okunuşu

Bismillâhirrahmânirrahıym* Aksemtü aleyküm yâ seyyide meytatarüne ve yâ melike mezhebi ve yâ melike ebyadı ve yâ melike ahmerin ve yâ melike berkâne ve yâ melike şemhuraşin ve yâ melike zubeati ve yâ melike meymuni ecibü da’veti vahdarü meclisi hâzâ fi eyyi süratin yuhlekune bi iznillâhi teâlâ ve illâ fenfüzu lâ tenfizüne illâ bi sultânin bi hakkıllezi halekani ve halekaküm ve hüve rabbüküm* vallâhü alâ külli şey’in kadîr*

Zuhuratın Gecikmesi Halinde Okunacak Dua

Zuhuratın Gecikmesi Halinde Okunacak dua
Zuhuratın Gecikmesi Halinde Okunacak dua

Ve innehü’le kasemün lev ta’lemüne azıym

Zuhuratın gecikmesi halinde yani cin padişahının davete icabet etmemesi halinde; yukarıdaki ayeti kerimenin, aşağıdaki kasemle beraber okunması lazımdır. Zuhurat gerçekleştikten sonra ise yine aşağıdaki kasemle beraber okunmaya devam edilmelidir.

Cin Padişahı Çağırmak İçin Okunacak Kasem

Cin Padişahı Çağırmak İçin Okunacak Kasem
Cin Padişahı Çağırmak İçin Okunacak Kasem

Ve bi hurmeti hâzihil ahdil me’huzi aleykümül inkıyâde fi emertüküm bihî yâ huddâme bi ızzetil azîzil müteazzizi fi ızzihî ve evfu bi ahdillâhi izâ âhedtüm ve lâ tenkudul eymâne ba’de tevkîdihâ ve kad cealtümüllâhe aleyküm kefilâ.

Cinlerden Birine Sahip Olmak İçin

Cinlerden birisine malik olmak ve daima beraberliğini temin
etmek için:

Cin Sahibi Olmak İçin Okunacak Dua
Cin Sahibi Olmak İçin Okunacak Dua

Melliknî nâsıyetel hâdimîne yâ seyyide meytatarune emlik bibim mülken _tâmmen yahdimünî ve en yücîbunî ilâ mâ ürîdü inneke fe’âlün li mâ türîdü ve mellektehüm esrâran bi esmâike yâ mâlikel mülki melliknî küllehüm ecmeıyne yâ zel celâli vel ikrâm.

Çağırılan Cini Konuşturmak İçin Okunacak Dua

Geldikleri zaman konuşmayacak olurlarsa gelen cinleri konuşturmak için:

Çağrılan Cini Konuşturmak İçin Okunacak Dua
Çağrılan Cini Konuşturmak İçin Okunacak Dua

Ve bi hakkı rabbi ve rabbikümül mükıymillezî entaka külle şey’in sâhıbül kelâmi vel a’lâmi bi hakkı men fevkaküm alâ külli menzileh.” duası kaseme ilave edilir. Vefk iki adet yapılır. Birisi daima üzerinde taşınır.

Diğerini de okurken karşında ve buhura maruz bir yerde
bulundurursun. Her zaman tahareti kamile halinde olmak, daima abdestli bulunmak, her türlü haramdan kaçınmak, beş vakit namazı kılmak, az yemek, az uyumak, az konuşmak, her
namazdan sonra 3025 kere “Yâ Mücîb” ism-i şerifini okumak
ve her yüzde bir defada:

Namazdan sonra okunacak dua.
Namazdan sonra okunacak dua.

Bismillâhirrahmânirrahıym* Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî knrîbün ücîbü da’veted dâı izâ deâni felyestecîbü lî vel yü’minü bî leallehum yerşüdun*

Cin Çağırmak, Cin Sahibi Olmak İsteyenlere Önemli Uyarı!!!

Cin taifesinden olanalr insanlara kolay kolay teslim olup itaat etmezler. Bu sebeple bütün şartlar tamam olmadan onlara tesir etmeye çalışmak insanlara maddi ve manevi bir çok zarar verir. Kuranı Kerim’de

Ve hemmu bima lem yenalu.

“Onlar nail olamayacakları şeyleri elde etmeye kasd ederler” diye buyurulmuştur. Bu itibarla bu gibi işlerle meşgul olanlar son derece titiz davranmalı doğru ve kamil bir insan olmalı, arınmalı ve ondan sonra da bu gibi işlere çalışmalıdır. Ele geçirmek istenen güç ve kuvvet bütün insanlar lehine sarf edilmedikçe sahibine hayır ve fayda getirmez.

En Tehlikeli Cin Padişahı: Mihrez

En tehlikeli cin padişahı Mihrez – youtube video
Continue Reading

Cinler Alemi

Cinlerin Ateşten Yaratılması – Cinler Hakkında Bilgiler

Cinler Ateşten Yaratıldı Ayetleri, Cinler Neyden Yaratılmıştır, Şeytan Neyden Yaratılmıştır, Cinler ve Şeytanlar Gerçekten Ateşten mi Yaratıldı, Şeytan Melek midir Cin midir?, Cinler Cehennemde Nasıl Yanacak, Peygamber Efendimizin Şeytanı Yakalaması, Miraç Gecesinde Peygamber Efendimize Musallat Olan Cin, Cinler Ne Yer?..

Published

on

By

Cinlerin Ateşten Yartılması - Cinler Hakkında Bilgiler

Cinler Ateşten Yaratıldı Ayetleri, Cinler Neyden Yaratılmıştır, Şeytan Neyden Yaratılmıştır, Cinler ve Şeytanlar Gerçekten Ateşten mi Yaratıldı, Şeytan Melek midir Cin midir?, Cinler Cehennemde Nasıl Yanacak, Peygamber Efendimizin Şeytanı Yakalaması, Miraç Gecesinde Peygamber Efendimize Musallat Olan Cin, Cinler Ne Yer?..

Cinler Ateşten Yaratıldı Ayetleri

Cenab-ı Allah buyuruyor ki: 

  • “Cinleri de daha önce çok zehirli ateşten yarattık.” (Hicr suresi, ayet: 27) 
  • “Cinleri de yalın bir ateşten yarattı.” (Rahman suresi, ayet: 15) 
  • “Beni ateşten, onu topraktan yarattın..” (Sad suresi, ayet: 76) 

Cinler Neyden Yaratılmıştır

“… aklen, Allah’ın cinleri diğer yaratıklardan ayrı bir cevherden yarattığını anlamaya imkanımız yoktur. “

Kadı Abdulcebbar der ki: Bu delil naklidir, aklî değildir. Yâni biz bunları nakil yolu ile bilebiliriz. Çünkü cevherlerin hepsi birbirine benzerdir. Onlardan her bireri, diğerinin sıfatında olduğunda, onun yerine kaim olmaktadır. Birbirlerine benzeyen iki şeyin haddi budur. Onlar ancak kendilerine arız olan sıfatlar ve şekiller yönünden birbirinden ayrılırlar. İş böyle olunca anlarız ki Allah dilediğini yapmaya kadirdir. Birleştirmeye, çeşitli renkleri icat etmeye, özellikleri / nitelikleri gerektiren şeyleri bir araya getirmeye elbetteki gücü yeter. 

Meselâ: Hayat ile ilim gibi. Bunların varlıklarında kendilerine has bir birleşime muhtaçtırlar. İrade ve onun gibi olan diğerleri de böyledir. Hal böyle olunca; aklen, Allah’ın cinleri diğer yaratıklardan ayrı bir cevherden yarattığını anlamaya imkanımız yoktur. Bunu fıtrat yolu (doğuştan gelme) ile de bilemeyiz. Çünkü bu fıtrat ile bilinmiş olsaydı onların var olduklarına dair görüş ayrılıkları olmazdı. Çünkü yaratıldığı aslı bilmek, onların yaratılmış olduğunu bilmenin bir sonucudur.

Şeytan Neyden Yaratılmıştır

“… Süleyman Aleyhisselama bir cinninin “Sen yerinden kımıldamadan bile ben arşı getirebilirim” dediği bu sözü de davamıza bir delil olarak gösterebiliriz.”

Soru: Şeytanın yalan söylemesi veyahut öyle olduğunu zannetmesi muhtemel olduğu halde, onun “Beni ateşten yarattın” sözünü, gerçekten ateşten yaratıldığına, nasıl delil yaparsınız? 

Cevap: Biz bunu Allah kelâmından anlıyoruz. Çünkü bu sözü onun hakkında anlatan Allah’tır. Şayet yalan söyleseydi mutlaka onun yalan söylediğini Allah bize açıklardı. Yalancıyı, tekzip etmemek korku ve cehaletten ileri gelir ki bu gibi sıfatlar Allah hakkında asla caiz olmaz. 

Süleyman Aleyhisselama bir cinninin “Sen yerinden kımıldamadan bile ben arşı getirebilirim” dediği bu sözü de davamıza bir delil olarak gösterebiliriz. Eğer o, söylediğini yapmaya kadir olmasaydı, mutlaka Süleyman Aleyhisselâm ona itirazda bulunur ve “Getiremezsin” derdi.. Şu halde yukarıdaki itiraz yersizdir… 

Sonra hiçbir Müslüman cinlerin var olduğunu inkâr etmemiştir. Peygamberlerinin bu inançta olduğunu bilmiş ve kendileri de can-u yürekten buna böyle inanmışlardır. Birtakım zındıkların bunu inkar etmesi asla delil olamaz.

Cinler ve Şeytanlar Gerçekten Ateşten mi Yaratıldı

“Allah, ateşte hayatın mevcudiyetine elverişli olacak kadar miktarda rutubet yaratmasına kadirdir. Çünkü su ile ateşin komşuluğu imkansız değildir. “

Soru: Ateşte kuruluk vardır. Böyle olan bir şey hayata elverişli değildir. Çünkü hayat, var oluşunda mutlaka rutubete muhtaçtır. Şeyhiniz Ebu Haşim’e göre hem belirli bir bünyeye ve hem de onu ayakta tutacak bir ruha sahip olması gerekmektedir. Hayat ancak böyle olur. Şeyhiniz Ebu Ali, ruhsuz hayata cevaz vererek, “Ateş ehli nefes almaz” diyorsa da gerçek, dediğimiz gibidir. 

Hayatın varlığında mutlaka rutubet bulunması gerekmektedir. Bünye de böyledir. Cenab-ı Hakkın “Onu biz önceden zehirli ateşten yarattık” kavli sizi desteklemiyor. Çünkü bu âyet zahirî mânâsı üzere değildir. 

Cevap: Mesele her ne kadar anlattığın gibi ise de ancak Allah, o ateşte hayatın mevcudiyetine elverişli olacak kadar az bir miktarda rutubet yaratmasına kadirdir. Çünkü su ile ateşin komşuluğu imkansız değildir. 

Kaynatılmış bir suyu buna delil gösterebiliriz: O ancak su arasına sızan ateş parçaları ile kaynamıştır. Bu sebeble su havaya kalktığında ateş parçaları incelir, sudan ayrılır. Ve su eski soğuk haline döner. Buharı görmüyor musun? Havaya yükseldiğinde ancak ateş kuvvetiyle yükseliyor. Çünkü ateş parçaları hafiftir. Hafif olan şeyin yükselmesi mümkün ve daha kolaydır. Su ise ağırdır. Aşağıyadır onun mukavemeti.. 

Buharda her ne kadar rutubet mevcut ise de ateş parçaları onda daha çoktur. Ateş parçalarının çokluğundandır ki yukarıya kolayca yükselebilmektedir. Demek ki su ile ateş bir arada bulunabiliyor. Durum böyle olunca, Allahü Teâlâ, ateş arasında onu hayata kavuşturacak miktarda rutubet ihdas edebilir. Buna engel yoktur. 

Ruh ve bünye meselesi de buna engel değildir. Çünkü ateş bünyeye muhtemil olduğu gibi ruh ve rüzgâra da mücavir olabilir.. 

Şeytan Melek midir Cin midir?

“… istisna ancak kendi cinsinden caiz olur. Başka bir cinsten caiz olmaz ve bir elbise hariç, yanımda on dirhem vardır, denilemez. Pekâlâ İblis’in meleklerden istisnasını nasıl uygun görüyorsunuz öyleyse? “

Soru: Diyorsunuz ki, istisna ancak kendi cinsinden caiz olur. Başka bir cinsten caiz olmaz ve bir elbise hariç, yanımda on dirhem vardır, denilemez. Pekâlâ İblis’in meleklerden istisnasını nasıl uygun görüyorsunuz öyleyse? Oysa Allah bize Arap lisanı ile hitab  etmiştir. Onun melekler cinsinden olmadığına ve cinin aslı ateş olmadığına delil değil midir bu? 

Cevap: Onları tek bir hüküm bir araya cemettiği için bu caiz olmuştur. Çünkü Allah hepsine birden secdeyi emretmiştir. Dil yönünden de bu caiz olunca, itiraz daha baştan çürümüş olur. Bu bölümde bizim anlattıklarımızın doğruluğu meydana çıkmış olur.. 

Cinler Cehennemde Nasıl Yanacak

“Hülasa; Topraktan yaratılan insana, toprak muamelesi yapılamayacağı gibi ateşten yaratılan cinlere de ateş muamelesi yapılması yersiz bir düşüncedir.”

Ebul Vefa İbni Akil, El – Funun’da şöyle yazar:  Cin hakkında biri şöyle bir sual sordu: “Allah cinlerin ateşten yaratıldığını haber verdi. ‘Onu biz, zehirli ateşten halk ettik’ buyurdu. Sonra yine bize, Şihab’ın onu yaktığını bildirdi. Pekâlâ ateş ateşi nasıl yakar? 

Bunun cevabı şudur: Cenab-ı Hak şeytan ve cinleri, ateşe izafe etmiştir. İnsanları çamura izafe ettiği gibi… İnsanın aslı topraktır demek, hakikaten insan topraktır demek değildir. Çünkü insan toprak değil ancak onun aslı topraktır. Cin de böyle onun aslı ateştir. Yani o aslında ateş idi.

“Hülasa; Topraktan yaratılan insana, toprak muamelesi yapılamayacağı gibi ateşten yaratılan cinlere de ateş muamelesi yapılması yersiz bir düşüncedir.”

Peygamber Efendimizin Şeytanı Yakalaması

“Kardeşim Süleyman’ın duası olmasaydı onu öldürürdüm” ifadesi bilinmemektedir. Sahih ve Sünen’de ma’rûf olan ifade şöyledir: “Kardeşim Süleyman’ın duası olmasaydı insanlar onu görebilecek şekilde bağlanmış ve yerinden kımıldıyamaz bir halde bulurdu.”

Peygamberimizin şu hadîsi ile isbat edebiliriz: “Namaz kılarken şeytan geldi. Onun boğazını sıktım. Tükürüğünün soğukluğunu ellerimde hissettim. Kardeşim Süleyman’ın duası olmasaydı onu öldürürdüm.” Yakıcı ateş olan bir cismin tükürüğü nasıl soğuk olabilir? Kaldı ki böyle bir varlık için tükürük düşünülemez bile. Peygamberimizin bu mübarek sözü bizi doğrulamaktadır. Yine Peygamber (s.a.v.) onları acem ilahlarına benzetmişti. Eğer onlar ateş haricinde şekiller ve tavırlar üzre olmasalardı onlar için şekil ve suret düşünülemezdi. 

“Kardeşim Süleyman’ın duası olmasaydı onu öldürürdüm” ifadesi bilinmemektedir. Sahih ve Sünen’de ma’rûf olan ifade şöyledir: “Kardeşim Süleyman’ın duası olmasaydı insanlar onu görebilecek şekilde bağlanmış ve yerinden kımıldıyamaz bir halde bulurdu.” Sahihaynde bu şöyle zikredilmektedir: “Onu bir duvara bağlamayı istedim ki onu görüp bakabilesiniz.” 

Miraç Gecesinde Peygamber Efendimize Musallat Olan Cin

“… Miraç gecesi; cinlerden bir ifrit hana musallat oldu. Elinde bir ateş şulesi ile beni takip ediyordu…”

Cinlerin kendi ana unsurları olan ateş olarak kalmadıklarının bir delili de şudur: “Allah düşmanı olan İblis, bir ateş kıvılcımı ile gelip onu yüzüne koymak istedi.” Hz. Peygamber yine şöyle buyurmuştur: Miraç gecesi; cinlerden bir ifrit hana musallat oldu. Elinde bir ateş şulesi ile beni takip ediyordu. Arkama baktıkça onu görüyordum. 

Bu hadislerden anlaşılıyor ki eğer onlar kendi unsurları olan ateş üzerine kalmış olsalardı, yakıcı birer ateş olsalardı şeytan veya ifritin elinde bir ateş şulesiyle gelme ihtiyacı olmazdı.

Şeytanların veya ifritin eli veya herhangi bir organı Ademoğluna dokunduğunda tıpkı gerçek bir ateş gibi yakardı. Bütün bunlar gösteriyor ki bunların asıl unsuru olan ateş, bazı şeylerle karışmış da başka bir hal almış. 

Cinler Ne Yer

Nitekim: Peygamberimizin (s.a.v.) “Tükürüğünün soğukluğunu ellerimde hisseder oldum.” sözü bunun bariz bir delilidir. Şu da bir gerçektir ki Allahü Teâlâ besinleri cisimlerin gelişmesi için bir vasıta kılmıştır. Şüphesiz onlar da bizim gibi bizim yediklerimizden yerler, içtiklerimizden içerler. Böylece yedikleri sıcak, soğuk gıdalara göre gelişir cisimleri. Bu durum onları asli unsurları olan ateşten alıp dört ana unsura sokar. 

Kadı Ebu Bekr der ki: “Bununla beraber biz cinlerin ateşten yaratılmış olduklarını inkar etmiyoruz!  Ateş onların asli cevheridir. Ne var ki Allah onların cisimlerini bazı arazlar ve sıfatlarda yaratmak suretiyle kalınlaştırıp, asılları olan ateşten sıyırıp, onlara çeşitli şekiller verir. En doğruyu bilen şüphesiz ki Allah’dır. Dönüş de O’nadır.” 

Kaynak: İmam Şibli, Cinlerin Esrarı

Continue Reading

Cinler Alemi

Cinlerden Korunmak İçin Dua

Cinlerden nasıl korunulur? Cinlerden korunmak için hangi dua okunmalıdır? Kuran’da geçen cinlerden korunmak ve kurtulmak için okunacak duaların Arapçası, Türkçe okunuşu ve anlamı.

Published

on

By

Cinlerden nasıl korunulur? Cinlerden korunmak için hangi dua okunmalıdır? Kuran’da geçen cinlerden korunmak ve kurtulmak için okunacak duaların Arapçası, Türkçe okunuşu ve anlamı.

Kur’an’ı Kerim’de geçen ve Peygamber Efendimizinde (s.a.v) okunmasını tavsiye ettiği cinlerden, şeytanlar ve kötü insanlardan korunmak için okunacak sureler: Nas Suresi, Felak Suresi ve Ayetel Kürsi’dir.

CİNLERDEN KORUNMAK İÇİN OKUNACAK DUALAR

Nas Suresi Arapça (Cinlerden korunmak okunacak sure)

NAS SURESİ DİNLE

Nas Suresi Türkçe Okunuşu: “Bismillahirrahmânirrahîm. Kul e’ûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.”

Nas Suresi Anlamı: “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle. De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, İnsanların hükümdârına, İnsanların ilâhına, O sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar. Gerek cinlerden, gerek insanlardan.”


Felak Suresi Arapça (Cinlerden korunmak okunacak sure)

FELAK SURESİ DİNLE

Felak Suresi Türkçe Okunuşu: “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Gul e’ûzu bi-Rabbi’l-felak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikın izâ vekab. Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.”

Felak Suresi Anlamı: “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. De ki: ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe sığınırım, Yarattığı şeylerin şerrinden, Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, Düğümlere üfleyenlerin şerrinden, Ve hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden. (Allah’a sığınırım).

Ayetel Kürsi (Cinlerden korunmak okunacak sure)

AYETEL KÜRSİ DİNLE

Ayetel Kürsi Okunuşu: “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil’ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi’iznih, ya’lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yü-hîtûne bi’şey’in min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel’ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.(Bakara suresinin 255)

Ayetel Kürsi Anlamı: “Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.” (Bakara suresinin 255)

Continue Reading

Cinler Alemi

Cinlerin Yaratılış Tarihi

İmam Şibli’nin Cinlerin Esrarı adlı eserinde yer alan bilgilere göre cinlerin yaratılış tarihi hakkında bilinenler…

Published

on

By

Cinlerin Yaratılış Tarihi - İmam Şibli Cinlerin Esrarı

İmam Şibli‘nin Cinlerin Esrarı adlı eserinde yer alan bilgilere göre cinlerin yaratılış tarihi hakkında bilinenler…

Ebu Huzeyfe, (El- Mubte adlı eserinde) der ki: “Bize Osman, ona da Bekir bin El – Ahnes’in anlattığına göre; Abdurrahman bin Sabit El Kureyşi Abdullah bin Amr bin El As’dan (r.a. ) şöyle nakletmiştir “Allah-ü Teala Cinleri, Adem’den iki bin sene evvel yaratmıştır.”

Ehli Sema

Melekler göklerin, cinler de yerlerin mimarları olmuşlardır…

Cuveybir, Ed Dahhak’dan naklettiğine göre; İbni Abbas (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Cinler yeryüzünün, melekler de gökyüzünün sakinleri idi. Her semanın bir melaikesi vardı. Ehl-i semanın her birinin kendilerine has namaz, tesbih ve duaları vardır. Her ehl-i sema, altındaki diğer ehl-i semaya kıyasla daha çok ibadet ederler. Dua, namaz ve tesbih hususunda onlardan daha fazladır. Böylece melekler göklerin, cinler de yerlerin mimarları olmuşlardır. Bazılarına göre onlar yeri tam iki bin sene imar etmişlerdir. Diğer bir kısım alimlere göre ise kırk yıl imar etmişlerdir. 

Cinlerin Babası Sumiy

Cenab-ı Hak, cinlerin babası Sumiy’i yaratınca ona ‘İste bakalım’ dedi.

İshak diyor ki Ebu Ravk İkrime’den, o da İbni Abbas’tan rivayet etmiştir: “Cenab-ı Hak, cinlerin babası Sumiy’i yaratınca ona ‘İste bakalım’ dedi. O da ‘Ben şunu isterim; biz görelim ama görünmeyelim, ölünce toprak altında kayıp olalım, yaşlı olanımız gençleşsin’ diye dilekte bulundu. 

Bu istek kendisine verildi. Hakikaten onlar görürler, görünmezler, öldüklerinde toprak içinde kaybolurlar, yaşlıları erzel-i ömürdeki, bir sabi haline gelinceye kadar ölmez. Sonra Adem’i yarattı ve ona dile benden buyurdu. O da Cebeli (dağı veyahut Cennet’i) diledi. Dağ (cennet) kendisine verildi.

Cinlerin Peygamberi

Aralarında Yusuf adında bir melek bulunuyordu, bu onların peygamberi idi…

İshak diyor ki bana Cuveybir ile Osman anlattılar: “Allah cinleri yarattı ve onlara yeri imar etme işini verdi. Allah’a uzun zaman ibadet ettiler. Sonra Allah’a asi gelerek kanlar akıttılar (cinayet işlediler). Aralarında Yusuf adında bir melek bulunuyordu, (bu onların peygamberi idi) onu öldürdüler. Bunun üzerine Allah onlara dünya semasında bulunan meleklerden bir ordu gönderdi. Bu ordunun adı “Cin” idi. Aralarında iblis de vardı. Dört bin kişiye kumanda ediyordu. Yeryüzüne indiler, yeryüzünü onlardan kurtardılar ve onları denizlerdeki adalara sürdüler. İblis, beraberindeki askerle birlikte, yeryüzünden hoşlandıkları için oradan ayrılmadılar.

İblis İnsanın Yaratılacağını Öğrenince

İblis gök ve yerdekilerin başı idi. Arş’ta; yeryüzüne bir halifenin gönderileceği yazılı idi. İblis bunu gördü ve okudu.

Muhammed b. İshak Habib bin Ebi Sabit’den naklediyor: “İblis ve askerleri yeryüzünde, Adem (a.s.) yaratılmazdan önce tam kırk yıl ikamet etmişlerdir. İdris El Evdi Mücahid’den naklediyor: “İblis gök ve yerdekilerin başı idi. Arş’ta; yeryüzüne bir halifenin gönderileceği yazılı idi. İblis bunu gördü ve okudu. Cenab-ı Hak, meleklere Adem Aleyhisselam’dan bahsedince; İblis, meleklere Allah tarafından ona secde ile emredileceklerini bildirdi. Ve içinden ‘Ben ona secde etmeyeceğim.’ dedi ve bunu gizledi. Meleklere, Allah’ın yeryüzünde kan döken ve yeryüzünü ifsad eden birini halife olarak göndereceğini ve ona secde edilmesini emredeceğini anlattı. Allah “Yeryüzünde ben bir Halife yaratacağım.” deyince; melekler, önceden İblis’ten aldıkları talimatı ileri sürerek ’Yeryüzünü ifsad edecek, kan akıtacak birini mi halife yapacaksın?’ dediler.”

Mükatil ve Cuveybir Ed Dahhak yolu ile İbni Abbas’dan (r.a.) naklediyor: “Allah Adem’i yaratmak istediği zaman, meleklere ‘Ben, yeryüzünde bir Halife yaratacağım.’ dedi. Bunun üzerine melekler dediler ki ’Yeryüzünü ifsad edecek birini mi yaratacaksın?’ Bunu dediler çünkü onlar orada kalmayı ve ibadet etmeyi sevmişlerdi.”

İbni Abbas (r.a.) diyor ki “Melekler gaybı bilmiş değildirler. Onlar sadece ademoğullarını cinler gibi kabul ettiler. Önceden cinlerin yeryüzünü ifsad edip kanlar döktüklerini biliyorlardı. Bundan ademoğullarının da aynı şeyi yapacaklarını anladılar. Çünkü cinler, Yusuf ismindeki peygamberlerini öldürmüşlerdi.”

Cüveybir El Dahhak’dan, İbni Abbas’ın (r.a.) şöyle dediğini naklediyor ”Allah onlara peygamber göndermiş, kendisine itaati terk edip birbirlerini öldürünce melekler ‘Yeryüzünü ifsad edecek, birbirlerinin kanına girecek insanları mı göndereceksin?’ dediler. Allah onlara ‘Siz bilemezsiniz, ben bilirim’ diye cevap verince melekler korkmaya başladılar. Arşa sığınıp orada Allah’a istiğfarda bulundular, devamlı tavaf edip Allah’a yalvardılar. Allah onlara ‘Ben, sizin bilmediğinizi bilirim. Yeryüzünün halifesi de Adem’dir, bunu da iyi bilirim. Yeryüzüne yerleşecek olan ve orasını imar edecek olan Adem ve onun oğullarıdır. Siz ise gökyüzünün imarcılarısınız.’ buyurdu.

İbni Cureyc’in bize verdiği haber: Allah, ‘Yeryüzünde bir halife yaratacağım’ deyince melekler aralarında konuştular. Bunun üzerine Allah onlara ‘Sizin bilmediğinizi ben bilirim, gizli tuttuklarınızı da bilirim!’ buyurdu. 

Onların gizledikleri şeye gelince; Cenab-ı Hak onlara ‘Yeryüzünde bir Halife yaratacağım’ dediğinde onlar kendi kendilerine ‘Varsın yaratsın; yaratacağı şey bizden şerefli ve üstün olmayacak ya!’ dediler. Nihayet Allah Adem’i yaratıp, meleklere, ona secde etmelerini emredince bu defa aralarında ‘Her ne kadar o, bizden Allah katında daha şerefli ise de biz ondan daha çok biliriz, bilgi bakımından o bizden geridir.’ dediler. Sonra Adem’e, Allah bir çok isimleri öğretip, Adem onlara, bu isimlerden haber verince, bu defa Adem’in onlardan daha bilgili olduğunu da anladılar.”

Meleklerin Cinlerin ve Şeytanların Sayısı

Allah, mahlukatı dört sınıf olarak yaratmıştır: Melekler, şeytanlar, cinler ve insanlar. Sonra bunları on kısma ayırmıştır…

Zemahşeri (Rebi’ül Ebrar) adlı kitabında der ki: Ebu Hüreyre şöyle bir hadis rivayet etmiştir: “Allah, mahlukatı dört sınıf olarak yaratmıştır: Melekler, şeytanlar, cinler ve insanlar. Sonra bunları on kısma ayırmıştır: Bunlardan, onda dokuzunu melekler, diğer birini de şeytanlar, cinler ve insanlar kılmıştır. Sonra bu üçü de ona bölmüş, dokuzunu şeytanlar, birini cin ve insanlar kılmıştır. Sonra cinleri ve insanları da ona ayırmıştır. Ondan dokuzunu cinler, birini de insanlar kılmıştır…” Bundan şu netice elde edilir: Bütün mahlukata oranla, insan binde bir, cin binde dokuz, şeytanlar binde doksan, melekler binde dokuz yüzdür. Allah en iyi bilendir.”

Kaynak: İmam Şişli, Cinlerin Esrarı, s; 19-22.

Bunlar da İlginizi Çekebilir:

CİNLER GERÇEKTEN DE VAR MIDIR

CİNLERLE İLGİLİ BİLGİLER & HALK İNANIŞLARI

CİN SAHİBİ OLMAK – HÜDDAM EDİNMEK İÇİN DUA

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler