Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cin Deneyimleri: “Cin Bebek”

Gerçekten yaşandığı iddia edilen 8 kısa cin hikayesi. Okuyacağınız korku dolu hikayelerin başlıkları ise şöyle: “Havada Oturuyordu”, “Orada Oturuyordu”, “Geldiğini Gördüm”, “Cin Bebek”, “Gölgeler”, “Ağrı”, “Burada Misafiriz”, “Şeffaf Bir Şey”. 

Gerçekten yaşandığı iddia edilen 8 kısa cin hikayesi. Okuyacağınız korku dolu hikayelerin başlıkları ise şöyle: “Havada Oturuyordu”, “Orada Oturuyordu”, “Geldiğini Gördüm”, “Cin Bebek”, “Gölgeler”, “Ağrı”, “Burada Misafiriz”, “Şeffaf Bir Şey”.

Hikaye 1: Orada Anne!

Yaşamayan inanmaz tabii ama resim yeteneğim olsa resmini bile çizebilirim; o kadar net gördüm. Altı yedi ay evvel; uyurken sol yanağıma birinin üflediğini hissettim. Uyku hali; eşim zannettim “U… yapma” diye mırıldandım. Halbuki eşim sağımda yatıyordu. Ama ben eşim zannetmeye devam ettim. O da üflemeye devam edince “Yapmasana!” diye başımı sol yana çevirdiğimde; yanımda uzanmış, bana bakıyordu. Göz göze geldik! Gördüğüm şekil: İnsana benzer uzun çirkin bir surat, siyah, gölge gibi, kocaman göz çukurları ama içinde göz yok; kuyu gibi derin ve karanlık. Biçimsiz bir ağız (o da kuyu gibi derin ve karanlık) ve uzun bir çene… 

Korkuyla yüzümü tekrar tavana çevirdim ve Felak, Nas okumaya başladım. Bir yandan da eşimi uyandırmak için sarstım. Eşim, uyanıp; ışığı açtığında üzerimden su dökülmüşçesine ter içindeydim. Yalnız başıma lavaboya bile gidemez oldum. O günden sonra bir daha görmedim ama korkutmaya devam ediyorlar. Rahat uyuyamıyoruz; eşim ben ve kızım…

Bir gece kızım korkarak uyandı ve parmağıyla “Or’da anne!” diye odadaki boşluğu gösterdi. Ne gördüğünü sordum fakat ağlamaktan tarif edemedi. Odadan çıkarttım. Korkudan banyoya gidemedim. Bütün ışıkları yakıp, mutfakta yüzünü yıkadım. Su içirdim ve sakin bir şekilde neden korktuğunu sordum. “Canavar gördüm” dedi. “Canavar nasıl bi’ şey ki? Ben hiç görmedim. Tarif eder misin?” dedim. Çocuğum aynı benim gördüğüm gibi “Kocaman gözleri vardı, siyahtı çok çirkindi hep bana bakıyordu” dedi. “Peki sana bi’ şey yaptı mı, konuştumu?” dedim. “Hayır. Ben ağlıyorum diye güldü.” dedi. 

Yaşamayan bilemez korkudan ölüyorum. Eşim de rahatsız oluyor ama o daha gözüyle görmedi. “Kalpazan hocalara para yediremem” diyor; götürmüyor hocaya. Hoş; götürse de nereye kime gideceğimizi bilmiyorum. Cami hocası “Felak, Nas, Ayet-el Kürsi oku” dedi. Sürekli okuyorum ama geçici bir rahatlama oluyor. Uyuyunca yine rahatsızız. Allah kimsenin başına vermesin. Bu varlıklara da onları yöneten insanlara da fırsat vermesin.

Hikaye 2: Havada Oturuyordu

Bir gece, uyumakta zorlanırken; birden eşimin ayak ucunda; yaklaşık bir metre boylarında, sanki bir taburenin üstünde oturuyormuş gibi havada oturan, eşiminin tıpa tıp aynısı olan cini gördüğümde; önce şoka girdim. Hiçbir şey söylemeden sadece bana bakıyor, beni izliyordu… Bildiğim ne kadar dua varsa hepsini defalarca okudum; belki etkisi olur da gider diye ama maalesef işe yaramadı… Bir cesaret alıp da uyandıramadığım eşimi o anki psikoloji ile. Nasıl bir korkuysa kıpırdayamıyordum. Neyse, cesaretimi toplayıp, eşimi uyandırabildim. Eşim uyandığında anında kayboldu. Bir daha da görmedim. Rabbim de göstermesin…

Hikaye 3: Geldiğini Gördüm

Evde; odamda uzanmıştım. Bir anda beynimin lokomotif gibi çalıştığını hissettim. Beynimin dolup patlayacağını düşündüm ve bağırmaya başladım. Var kuvvetimle bağırmama rağmen evdekiler sesimi hiç duymamışlar. O günden sonra olaylar başladı. Etrafında bunları görmeye başlamıştım. Çoğu insan gibi tedirgin oluyordum ama ne olduklarını bilmiyordum. 

İnsan ebatlarında, iki değişik, büyük gözleri olan, elektrik saçan, hiç görmediğim acayip şeyler… Gündüz şeffaf, gece siyah gözükürlerdi. Bir gün evde oturuyordum. Geldiğini gördüm. Benim kendisini fark ettiğimi anlayınca çok hızlı şekilde evin başka bir köşesine geçti. İnsan rahatsız oluyor. Darlandım. Bu bayağı böyle devam etti ve namazları aksatmaya, ibadetlerimi yapamamaya başladım. Vesvese arttı, delirecek gibi olmuştum. İnsan içine çıkamıyordum. Devamlı kötü düşünce ve sıkıntılarla mücadele halindeydim. 

Bu durum benim bütün sinir sistemimi çökertti ve ailemin de dikkini çekti. Beni birine götürdüler. Tabi yaklaştığımda sıkıntı başlamıştı… Bir şeyler okudu. Ondan sonra “Bu çocuğa musallat olmuşlar.” dedi. Ben de o sırada dedim ki içimden “Bu adamı bi’ güzel döveyim!” Bizimkileri odadan çıkarttım. Tam yerimden kalktım; yanına yaklaşıyorum; masasında boş, beyaz bir kağıtta gördüklerim belirince, adamı dövmekten vazgeçtim ve gördüklerimin ne olduğunu sordum. Bana “Sana musallat olup, sinir sistemini çökertenler cinler” dedi ve “Yakaladık, merak etme. Daha sana zarar veremez.” dedi. Odadan dışarı çıktıktan sonra sesler kesildi. Üstümde bir rahatlık… İçim huzur dolmuştu, yerimde duramıyordum ve bir daha hiç böyle durumlarla karşılaşmadım…

Hikaye 4: Cin Bebek

Komşumuz evlendikten bir iki sene sonra karısına bazı şeyler olmuş. Karısı, kocasına bir çok cinle beraber olduğunu ve cinlerden bir çocuğu olduğunu söylemiş. Neyse Ayşegül ablayı hocaya götürmüşler. Kadın neyse ki rahatlamış. Dört sene sonra çocukları oldu. Ama Ayşegül abla ezan seslerini duyunca çıldırmaya başlamış. O küçücük çocuk bir gün bize geldi ve “Hocaya söyleyin bir daha ezan okumasın; ben annemden çok korkuyorum.” dedi. İçim cız etti. 

Ayşegül ablayı Şeker Hoca diye bilinen çok derin bir hocaya götürdüler. Hoca, Ayşegül ablanın boynundaki muskaya bakmış ve ailesine “Eğer bu muska gerçek olsaydı bu kıza hiç bir şey olmazdı.” demiş. Hoca işini açınca içinden bir sürü küçük muskalar çıkmış. Bir de Ayşegül abla ve tek gözlü bir cin bebek fotoğrafı çıkmış. Hoca hemen evinden kovmuş Ayşegül ablayı ve Ata abiyi… “Allah seni affetsin kızım” demiş Ayşegül ablaya… 

Hikaye 5: Gölgeler

Küçükken bir kere gözümün önünden geçen gölge gibi insanlar görmüştüm. Sürekli yanımdan geçiyorlardı. Bir gece uyurken siyah bir kedi saldırdı bana. Hemen uyandım. Çok korkmuştum. Ondan sonra neredeyse iki sene depresyona girdim. Yatağımdan neredeyse hiç kalkmıyor, sürekli yatıyordum. Günde bir öğün yemek yiyordum hatta bazen yemiyordum. Sadece tuvalete ve su içmeye kalkıyordum. Gözlerim mosmordu. Arkadaşlarım madde kullandığımı idda ediyorlardı ama anlatamıyordum deli derler diye. 

Sürekli sağımda solumda gölgeler görüyor, korkuyordum. Çok kötü olmuştum. Artık ölümle burun burunaydım. Hiç bu kadar soğuk olacağını bilmezdim ölümün. Her gün yokluyorlardı sanki beni. Üzerime taktığım muskaların haddi hesabı yok. Bir ara biraz düzelir gibi oldum. Bayağı bir süredir bir koruyucu muska taşıyorum ama yine de yetmiyor. Yine siyah gölgeler görmeye başladım. Önceleri, göz yanılgısıdır dedim, kimseye söylemedim. Ama günden günde yine kötüleştim. Doktora gidiyorum; hiçbir şey çıkmıyor ama öyle hastayım ki bütün eklemlerim ağrıyor…

Küçükken “Ümmü Sübyan” vardı bende. Muska taşımıştım; geçmemiş meğer… Gitmemiş üstümden. Musallat olmuşlar bana. Öğrenebildiğim kadarıyla; Ümmü Sübyan dişi bir şeytan. Genellikle ailede büyü varsa kadın hamileyken çocuğa geçermiş. Bu çocuklar ya musallatlı ya da özürlü doğarmış. Yani ben musallatlı doğdum. Şimdi ne yapayım bilmiyorum. İçimde tutamıyorum… Ağlamaktan gözlerim kurudu. Nefes bile alamıyorum artık. Öyle zorlanıyorum ki bütün muskaları atmak istiyorum. Biriyle konuşmaya ihtiyacım var. Normal değilim. Böyle giderse sonum akıl hastanesinde bitecek. Onlar çok güçlü ve baş edemiyorum.

Hikaye 6: Ağrı

Adım Cemile. Yeni evlendim. İlk olarak nedensiz bir korkuyla başlamıştı… Sinekten bile korkar oldum… Sonra onları görmeye başladım. Sürekli rahatsız ediyorlardı. Cinsel isteklerde bulunuyorlardı ve hep sevdiklerim kılığında geliyorlar, babamla bile birliktelik yaşıyormuş gibi hissettiriyorlardı. Sürekli kabuslar görüyor, yataktan sıçrıyor ve boğuluyorum. Eşime anlattığımda onun da etkilendiğini fark ediyordum ama eşim soğuk kanlı davranıp, beni rahatlatmaya çalışıyordu. 

Çok hocalara gittik. Giremiyorum içeri; bağırmaya başlayıp, çığlıklar atıyordum. İçimdeki cinler bağırıyor ve sesim de farklı çıkıyordu, kitleniyordum; konuşamıyor, ağlıyordum… Hocaların hepsi de cinlerin güzel olduğum için bana musallat olduğunu ve nazarın da beni çatlatacak noktaya geldigini söylemişlerdi. Aynalara bakamıyor, kimseyle konuşmuyor ama tek de kalamıyordum. Tuvalete bile annemle ya da eşimle gidiyordum. Üstümü çıkardığımda hızlı davranmaya çalışıyordum çünkü onlar çıplak kalan vücuda çabuk musallat olurlardı. Hiç çoçuk ya da bebek görmek istemiyordum ve ağlamalarını duyduğumda çıldırıyordum… 

Kuran’dan sureler okuduğumda, vücuduma yerleşip okutmuyordular. Ağrı ve sancılar hissediyordum. En son Adapazarı’nda bir alime gittik. Gittiğim diğer hocaların bunları yaktığını söyledi ama onlardan bana eser bırakmışlar. Bir gün bacaklarımın tutmadığını ve yürüyemediğimi hissettim. Bizi aldı bir telaş… Hocayı aradık. Hemen gelmemizi söyledi. Dediği gün gidemedim; felç kalacaktım oysa ki. Hocamdan Allah razı olsun; okudu, üfledi, muska yazdı. Başıma, mideme, ayağıma kurşun döktü. 

Döktüğü kurşunu anlatmadı, dediği sadece şu oldu: “Kanıma girdiklerini ve kanımı bozuklarını” söyledi. O kurşun suyundan bana bir kaşık içirdi ve “Sana hacamat yapmamız gerekiyor.” dedi. Yüz üstü uzandım. İki bardağın içinde ateş yaktı ve ısıttı. Bardakları sırtımın iki tarafına yapıştırdı. Bardaklar meğer uyuşturuyormuş. Sonra bardakları çekip, o kırmızı yerlere sekiz jilet çiziği attı ve hemen bardağı kapattı. O bardak simsiyah kanı içine topladı. Şaşkınlık içindeydim… Kan bir süre sonra içinde dondu ve bardakları çekti, temizledi. Sonra ayağa kalktığımda ballı şerbet içtim bir bardak. Ayağımın ağrılarının ve vücudumdaki uyuşukluk ve sancıların iyileşiyor olduğunu düşünüyorum… 

Hikaye 7: Burada Misafiriz

Üç yıl kadar önce bir gece uykumda, bütün gece; çocuk yaşlarda olan üç tane cinin beni sürükleyerek, mezarlıklarda dolaştırdığını gördüm. Uyanmak istedim fakat uyanamadım. Nasıl olduysa eşim, nefes alış verişimin farklılaştığını anlayınca uyandırmaya çalışmış. Fakat gözlerimi tavana dikmiş bir şekilde, saatlerce çığlık atmışım. Annem başımda Kuran okumaya başlamış fakat Kuran okundukça ben daha fazla bağırıyormuşum. Sabah ezanı okunana kadar bu şekilde davranmışım. Annem yedi gün boyunca bana okudu ve en son rüyamda; onların bir kuyuda olduğunu gördüm. Uzun zaman bir şey yaşamadım fakat son aylarda rahatsızlıklarım tekrar başladı. Bu kez eşimin kılığına girerek bana zarar vermeye çalışıyorlar. Bana bunların olduğu gece, aynı şekilde; çok yakın bir arkadaşıma görünmüşler ve “Senin için gelmedik. Burda misafiriz. Arkadaşın için geldik.” demişler… 

Hikaye 8: Şeffaf Bir Şey

Dört ay kadar önce; sabah namazının abdestini almak için banyoya gittim. Banyoda çok hızlı hareket eden beyaz, şeffaf bir şey gördüm. Sonra hayatım zehir oldu. Bana musallat oldular. Kara sıçan şeklinde önümden koşmaları, geceleri bütün vücuduma toplu iğne başı şeklinde ateş topları atmaları, namaz kıldığım, zikir çektiğim odalarda “tak tak” diye birbirine vurmaları… Dört aydır bu odalara giremiyorum. Daha kötü şeyler de yaşıyorum ama yazamıyorum. Birkaç tane “Hocayım, medyumum, kökünden kazırız” diyen kişilere gittim. İki gün ben iyi üçüncü gün yine aynıyım… Azıcık da olsa iyileşme umudum vardı hem umudumu aldılar hem de paramï… Çaresizlik içindeyim. Allah düşmanımın başına vermesin…

Advertisement
Click to comment

Soru Sor - Fikrini Yaz

Advertisement
Advertisement

Tavsiye Yazılar