Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yaşanmış Kısa Cin Hikayeleri – 7

Anlatıcıları tarafından gerçekten deneyimlendiği iddia edilen 5 adet kısa cin hikayesi. Okuyacağınız hikayelerin başlıkları ise şu şekilde: “Peşimde Cinler Var”, “Cinler mi Yoksa Başka Bir Şey mi”, “Cinler mi Musallat Oldu?”, “Bilinmeyen Varlıkla İrtibat”, “Bilinmeyen Varlıkla Anlaşma”

Anlatıcıları tarafından gerçekten deneyimlendiği iddia edilen 5 adet kısa cin hikayesi. Okuyacağınız hikayelerin başlıkları ise şu şekilde: “Peşimde Cinler Var”, “Cinler mi Yoksa Başka Bir Şey mi”, “Cinler mi Musallat Oldu?”, “Bilinmeyen Varlıkla İrtibat”, “Bilinmeyen Varlıkla Anlaşma”

Hikaye 1: Peşimde Cinler Var

Sanırım bazı cinler beni takip ediyorlar. Yani peşimde cinler var-nasıl ifade edeceğimi bilemedim. Bu aslında uzun süredir vardı. Benim kendi benliğimden ayrı bir iç sesim var… Şimdi üniversite sondayım. 5. sınıftan beri var. Bir şekilde diğer iç seslerimi yok ederek, kendisi başat iç ses oldu. Çok saldırgan bir yapısı vardı. Çoğu zaman insanlara nasıl gıcık olduğunu, onları nasıl öldürmemiz gerektiğini filan söyleyip dururdu. Bir ara da birtakım kanlı, şiddet dolu hayaller gösteriyordu. Ama tabi ki onun dediklerini asla yapmadım. Ama bir açıdan; çok iyi iki arkadaş gibiydik. Neredeyse hiç yanımdan ayrılmıyordu.

İkinci olarak; benim odam bazen inanılmaz soğuyordu. Yaz veya kış olması farketmiyordu. Yani evin geri kalanı gayet sıcak olmasına rağmen odam buz gibi oluyordu. Çok geçmeden babam da bu durumu fark etti. Geçmiş zaman kalıbıyla yazdığımı farketmişsinizdir zaten. Bunlar şu anda yok. Babamla konuşunca o bana bir takım dualar okumaya başladı. O zamandan beri en azından iç ses yok. Ama odam bugün de soğuktu mesela ve odamda inanılmaz bir yalıtım var. Yani rüzgardan veya başka bir şeyden dolayı soğuması mümkün değil.

Benim asıl öğrenmek istediğim; okuma bitince ne olacağı? Zaten sonuçta babam evliya değil, ben de pek dindar sayılmam. Ve geri gelmeye çalıştıklarını hissediyorum. Babam ilk defa okuduğunda odamın camına iki tane taş atılmıştı. Ayrıca babam bazı insanların cinleri -veya her neyseler- duyabildiklerini, bu yüzden cinlerin bu insanları bulunca bırakmak istemediklerini söylüyor…

Birkaç gün önce iyi bir cin çağırdım. Artık gelen ne kadar iyiydi bilemiyorum ama bana odamı soğutan cinin bunu sadece keyif için yaptığını söyledi. Hatta bunu dört kez sordum… Bu cinler aşık falan olmuş olabilirler mi? Yani duyuyoruz böyle şeyleri ne kadarı doğru bilemem ama…

Babam okumaya başladığından beri kendimi çok yalnız hissediyorum. Yani yıllarca bir ikizle yaşayıp aniden bir gün kaybetmek gibi. Yıllardır belki de ilk defa yatağa yattığımda, karanlığın içinde yapayalnız kaldığımı anlıyorum. Bu yüzden geri gelmesini istiyorum iç sesimin…

Hikaye 2: Cinler mi Yoksa Başka Bir Şey mi

Almanyada yaşıyorum. Burada doğdum ve büyüdüm. Türk arkadaşım neredeyse hiç olmadı. Türkiye’yi çok seviyorum ancak maalesef en son ben 10 yaşındayken geldim. Neredeyse hiçbir şey hatırlamıyorum. Birkaç yıl öncesine kadar Türkçe’m de pek iyi değildi. Evde  kardeşimle de Almanca konuşuyorduk…

Anlatacağım olay; ben 7 yaşındayken oldu. Biliyorum çok uzun süre geçti aradan ama hiç unutmadım ve annemden başka kimseye anlatmadım. Annem bana inanmadı. Dolabımızı yaktığım için öyle bir hikaye uydurduğumu zannetti.

Ağustos ayıydı ve o evimize yeni taşınmıştık. Annem ve ben yeni evimizde kaldık Babam ve abim eski evimizde. Daha her şeyi yeni evimize getirmemiştik. Bir gece yatmaya gittiğimizde beni uyandırdılar. Karşımda aynı benim gibi gözüken üç kişi gördüm. Cin miydiler bilemiyorum. Çünkü bana hiçbir şey yapmadılar.

”Sen saçını mı kestirdin? Sen saçını mı kestirdin?” deyip duruyorlardı. Evet, ben de gerçekten saçlarımı kestirmiştim ondan iki gün önce…Sonra geri uyudum ve yine uyandırdılar. Uyandım; sonra da gittiler. Yataktan kalkarak kolilerin ve dolapların dağınık şekilde durduğu odaya baktım. Beni uyandıranlar orada dolanıyorlardı. Ben sadece onları izliyordum çünkü çok küçüktüm ve bütün bunları rüya zannediyordum…

Sonra bana çakmağın nerede oldugunu söylediler. Ben de gittim ve çakmağı aldım. Gercekten de söyledikleri yerdeydi… Sonra bana sigaranın nerede olduğunu söylediler. Onu da buldum. Bana sigaranın nasıl sarıldığını anlattılar ancak ben yapamadım ve bana küfür etmeye başladılar. “Onu sar, ağzına tut” dediler. Ben de yaptım. Sonra yaktım ama sigarayı ters tuttum ağzıma. İçime çekmedim. Ancak ateş kokusu alınca korktum ve elimden attım. Annem bana kızmadan yatmalıyım diye düşündüm.

Yatağıma dönmeden önce alıp, dolabın içine attım yerdekileri. Sonra yattığımız odaya gittim ama beni uyutmadılar. Bana bıçakların nerede olduğunu söylediler. Bu defa ben de “Bıçaklardan korkarım. Almam.”‘ dedim. Ama gittim ve aldım. Sonra ceket askısına saplamaya ve oraya bir şeyler çizmeye çalıştım. Ve o eskiden ceketlerimizi asmak icin kullandığımız askı bugün hala var; kelerimizde duruyor.
Ve size yemin ederim hala o zaman yaptığım izler duruyor.

Ben rüya görmedim ve annem bana inanmıyor. Yine de o bıçakla anneme bir şey yapmadığım için çok mutluyum! Ve iyiki de o yanan sigarayı dolabın içine attım. Çünkü sadece bir tane dolap vardı ve sadece o yandı. Yoksa etrafta bir sürü karton da yanardı. Babam bana iyi kızmıştı hiç unutmuyorum…

Hikaye 3: Cinler mi Musallat Oldu?

Herşey akşam ailemle yemek yerken başladı. Babam önce oturma odasının kapısında bir karartı gördüğünü söyledi. İlk başta aldırmadık ancak daha sonra annem yemek getirirken tuttuğu tabak kırıldı fakat normal bir tabak kırılması gibi değildi. Tabak resmen patladı ve tuzla buz oldu. Bu olay annemlere tesadüf gibi gelse de ben bir şeylerden huylandım.

Sonra ne olduysa gece oldu: Gece saat 2-3 gibi kapımız kırılırcasına yumruklandı. Gürültüye uyanan babamlar hemen kapıya koştular. Fakat bizim bir dış kapımız ve bir de normal kapımız var ve dış kapıyı kilitlemeden uyumayız. Doğal olarak kapı o gece de kitliydi. Hatta bizzat ben kilitlemiştim fakat gelen ses iç taraftaki kapıdan geliyordu… Beni korkutan buydu. Dış kapı kilitli olduğu halde nasıl iç kapı yumruklanır?

Bunlara ilaveten; evde tek olduğum zamanlarda sürekli tıkırtı sesleri duyuyorum. Sanki birisi odalarda gizlice dolanıyormuş gibi hissediyorum.

Bir gece evde televizyon izlerken camdan birisinin bana baktığını hissettim. Döndüğümde bir karartının hemen kaybolduğunu gördüm. En son; yine evde tek başıma kaldığım bir gün kapımız tırnaklanıp zorlanıyormuş gibi sesler geliyodu. İlk başta bir hırsızın girip kapıyı zorlamaya çalıştığını zannettim. O kadar korkmuştum ki elime bir bıçak aldım ve birden kapıyı açtım. Hiçbir şey yoktu! Bu olaylar bana git gide daha çok artıyor gibi geliyor. Ayrıca sinirlerimi de bozmaya başlıyor.  Bilemiyorum cinler mi musallat oldu evimize yoksa başka bir şey mi var?.

Hikaye 4: Bilinmeyen Varlıkla İrtibat

Bazı tesadüfler sonucu biriyle tanıştım. Arkadaş ortamında bir süre sonra samimi olduk ve nasıl denir “bir varlıkla irtibatta olduğunu” söyledi. İnanmadım tabii ki ve ispatlamasını istedim. İlk önce; elinin dış kenar kısmına, çakmakla yaklaşık 15-20 dakika kadar ateş tuttum. Bu arada muhabbet ediyorduk hiçbir şey yokmuş gibi… Daha sonra; tek kolunu kaldırdı ve 3 kişi, ayaklarımız yerden kesilecek şekilde asıldık koluna. Üçümüzün ortalama ağırlığı tahminimce hiç yoksa 200 kilo kadar vardır. Ve kolu eğilmedi dahi!..

Bütün bunlar benim inanmama yetmedi doğal olarak. Sonuçta bize kanıt diye gösterdikleri fiziksel olaylardır. Bilemiyorum; sıra dışı bedensel yetenekleri olan biri de olabilirdi… İletişimde olduğunu iddia ettiği varlığın adını sordum. “El Semum yada Samim gibi bir şey söyledi. Uzun zaman geçti üzerinden; şimdi tam olarak ne dediğini doğrusu hatırlayamıyorum… Teyzem, Kuran okuyan birisi. Namazında niyazında dindar bir insan… Gidip, o arkadaşın bana söylediği ismi sordum. “Sakın! Bir daha anma o adı ve sana kim söylediyse bir daha görüşme onunla.” dedi. “İblislerin en kötüsü; söylediğin isim.” dedi.

Bunun üzerine iyice merak sardı beni. Bir gün; samimi bir arkadaşımı, kuzenimi ve bahsi gecen kişiyi, teyzemin evine çağırdım ve bu varlığı bize gösterip gösteremeyeceğini sordum. “Tavsiye etmiyorum ama gerçekten görmek istersen gösteririm” dedi. Işıkları söndürdük. Odaya sadece pencereden ay ışığı giriyordu. Odadaki kişilerin yüzlerini, sadece bu hafif ışıkla seçebiliyordum.  Bir süre sonra kafasını Önüne eğdi ve bugüne kadar bir insanda duymadığım, tuhaf bir hırlama sesi gelmeye başladı.

Kafasını kaldırdı… Bilemiyorum; göz yanılması da olabilir… Kulaklarının büyüdüğünü, burun ucunun genişlediğini ve göz çevresinin karardığını gördüm. Ortamda ışık az olduğu için de kafamda yarattığım bir şey olabileceğini düşündüm. Bir süre bakıştıktan sonra ayağa kalkıp, üzerime gelmeye başladı. Bu sırada aynı hırıltı kesilmeden devam ediyordu. Alnını alnıma dayadı ve aynı anda müthiş bir baş ağrısı başladı bende.

Kafasıyla itekliyordu sürekli. Tedirgin olmuştum ama aklımda hala şüphe olduğu için sinirlenmeye başladım ve ben de iteklemeye başladım.2 dakikaya yakın bir süre bu şekilde baskıdan sonra, arkadaşım kalkıp “Yeter bu kadar” deyip, ışığı açtı. Ve bahsi geçen kişi bir anda yere çöktü. Kendine geldiğinde; dayak yeme pahasına, ne olduğunu hatırlamadığını söyledi.

Daha sonra bahsi geçen kişinin çevresinden birkaç kişiden sordum soruşturdum: 3-4 kere büyük trafik kazası atlatmış ve hepsinden de burnu bile kanamadan kurtulmuş olduğunu öğrendim. Hala gördüklerimden ve yaşadıklarımdan şüphe duyuyorum. Bilemiyorum böyle şeyler gerçekten de mümkün mü… 

Hikaye 5: Bilinmeyen Varlıkla Anlaşma

Son zamanlarda üzerimde müthiş bir ağırlık vardı. Öyle ki güneşe dahi çıkamaz olmuştum. Aşırı bir baskı hissediyordum üzerimde. Dayanamayacak haldeydim ve en son bunalımdan halsiz kalıp yatağımda yatarken odam birden karardı. Bütün ışıklar gitti. Odamdaki lambamın ve bilgisayarımın ekranı söndü. İlk önce elektirikler gitti sandım fakat etraf tamamen kararmıştı. Anormal bir karanlıktı. Açıkcası korktum.

Hemen kapıya yönelmeye çalıştım. Fakat hareket edemiyordum. Mecburen sırt üstü yatağımda yatmaya devam ederken birden odam sallanmaya başladı. Hatta yataktan düşecek dereceye geldim. Sonra o kırmızı gözleri gördüm. Hala yataktaydım, kımıldayamıyordum. Sırt üstü yatıyordum ve tam önümde iki kırmızı göz vardı. Bir an korkudan bilincimi kaybedecek gibi oldum. Sonra dua okumayı düşündüm. Din ile fazla aram olmadığı için çocukken öğrendiğim duaları hatırlamaya çalıştım. Tam o anda bir kahkaha patladı odada.

Bayılmak istiyordum, dayanamıyordum bu kadar korkuya. Sonra yatağımda bir güç beni hafifçe kaldırmaya başladı. 20-30 cm yataktan ayrılmışımdır. Havada asılıyken gözlerimden yaşlar geliyordu. “Lütfen bırak beni. Canımı bağışla” diyordum içimden. Sonra bana seslendi “Hımm” dedi “Demek canını bağışlamamı istiyorsun…” Sesi doğruca beynimin içindeydi. Telepati kurmuştu sanırım benimle. “Evet” dedim “Ben ne yaptım sana” diye yalvarmaya başladım. Birden “Sus!” diye bağırdı. Beynim patlayacak gibi oldu. “Senin canını almayacağım. Seninle anlaşma yapmaya geldim. Sana büyü yaptılar. Sen de yardım arıyordun. Bense hep seni izliyordum zaten” dedi. “Kim yaptı bana büyüyü? Ben kime ne yaptım? dedim. “Kalbini kırdığın birisi dedi ve eğer yardımımı almazsan en fazla 2 ayın var. 2 ay içinde delirip, kendini öldürürsün bunalımdan” dedi.

Gerçekten de öyleydi. Git gide kafayı yemek üzereydim. Günde 4 saat yataktan çıkmadığım oluyordu. Sonlara beni bıraktı; üstümden gücünü çekti ama oda hala kapkaranlıktı. Sadece kırmızı gözleri görünüyordu. Üzerimdeki ağırlık kalkınca rahatladım. Korkumu da biraz hafifletti bu. “Peki” dedim “Sen şeytansın” o anda sözümü kesti “Ben şeytan değilim” dedi “Ama ne ve kim olduğumu sana söylemek zorunda da değilim” dedi. “Ben sadece sana bir kurtuluş sansı sunuyorum” dedi. “Peki” dedim “Bunun karşılığındada benden ne istiyorsun?” dedim. Bana “Senden sadece arkadaşlığını istiyeceğim. Başka bir şey değil” dedi. Kendimi biraz olsun toparladığım için ve biraz da bu tür konuları az çok bildiğim için “Sana ne ruhumu satarım ne de kölen olurum” dedim. Yeniden güldü. “Sadece arkadaşım olacaksın. Zamanı geldiğinde beni çağırırsan sana yardım edeceğim ve karşılıklı olarak da sen bana yardım edeceksin. Tabi canın isterse fakat şu an için sadece aramızda bir bağ olacak. Kabul edersen bir daha acı çekmeyeceksin ve sana karşı olan bütün kem gözleri dağlayacağım” dedi.

Bak dedi görüntüm ve sana verdiğim korkunun farkındayım. İşin aslını sana anlatayım; bizler arasında; bir insanla arkadaşlık demek bir bağ kurmak demektir… Sana çok kötü bir büyü yaptılar. 3 ay bu kara büyüye dayandın aklını yitirmeden ve çektiğin acılar, ıstırap, senin ruhunu güçlendirdi fakat bu kara büyü senin gibi cahil fakat çok dayanıklı biri olsa da çözümünü bulamazsan zamanla seni yok eder. Aramızda bir bağ kurma karşılığında bu bağ ile senin gücün beni de güçlendirecek.

Mantıklı geldi. Bazen anlık kararlarım olur. Bu da biraz böyle oldu aslında. “Tamam” dedim. Sonra sanki odadaki karanlık içime doldu daha sonra yeniden dışarı çıktı. Odada artık kırmızı gözlerin yanında karanlık bir siluet de görmeye başladım. “Anlaşmamız yapıldı. Bundan sonra bir parçam içinde. Beni hissedip çağırdığında yanında olurum. Üstündeki büyüyü de aldım fakat bundan sonra çevrende garip siluetler görürsen şaşırma. Onlar her zaman sizin etrafınızda olurlar. Görürsen görmemezlikten gel” dedi.  Sonra kıkırdadı ve odam normale döndü…

Kendimi gerçekten iyi hissediyorum artık. En azından gündüzleri. O üzerimdeki baskı ve bunalım hisleri neredeyse tamamen kayboldu. Fakat geceleri camdan bakamıyorum. Bu iş beni giderek korkutmaya başladı. En yakın zamanda bir hocaya gideceğim; inşallah kurtulurum…

Advertisement
Click to comment

Soru Sor - Fikrini Yaz