Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yaşanmış Kısa Cin Hikayeleri – 5

6 yeni, kısa yaşanmış cin hikayesi daha! Okuyacağınız hikayelerin başlıkları ise şunlar: “Kanayan Gelin”, “Cin Musallatı”, “Bebek Sesi”, “Git Buradan”, “Ölmüş Büyücü Kadın”, “Annemin Ayakları Ters!”

6 yeni, kısa yaşanmış cin hikayesi daha! Okuyacağınız hikayelerin başlıkları ise şunlar: “Kanayan Gelin”, “Cin Musallatı”, “Bebek Sesi”, “Git Buradan”, “Ölmüş Büyücü Kadın”, “Annemin Ayakları Ters!”  

Hikaye 1: Kanayan Gelin

  • Aydın Kuşadası’nda; Yeniköy denen bir köyde oturuyorduk. Bu olay başımdan geçtiğinde yaşım daha 11’di. Bizim ev, köyün merkezinden bayağı uzaktı. Oturduğumuz evde; gelinin biri, çok büyük acılar çekerek ölmüş. Bunu bilmiyordu aslında aile fertlerim. Hala neden öldüğü bilinmez ama ağladığında gözlerinden kan geldiği söylenir. Avuçlarının içi köz yanığı gibi yaraymış. Canı yandığında attığı çığlıkIar, köydeki evlerden rahatlıkla duyulurmuş.
  • Bu her ne ise genç yaşta öldürmüş gelini. O şeyden sonra kimse oturamamış o evde. Tarlaları bakımsız, ev ise harabe. Tabi bizim aile de beleşçi; geçmiş ev ve o geline ait olan tarlaların başına. Evi biraz harcamadan sonra adam etmişler. Oturulacak hale getirmişler. Annem, bir gece beni amcamları yemeğe çağırmam için amcamlara yollad. Hava kararmak üzereydi ve korkmuştum. Anneme “Anne! Gönderme, geri dönemem.” dedim. Annem de “Amcanla beraber gelirsin” dedi. 
  • Ben de bundan cesaret alarak yola çıktım. Bizim ev, köye yaklaşık 10 dakika mesafedeydi. Hava kararmıştı ki amcamların evine vardım. Kapıyı çalıp “Amca, annem sizi yemeğe çağırıyor.” dedim. Amcam da “Misafir geldi. Bu akşam gelemeyiz.” dedi. Ben de “Tamam.” dedim. Amcam “Eve gitmeye korkarsan bırakayım seni.” dedi. Tabi körpelik ya erkeklik yapıp “Ne korkması amca! Ben koca adam oldum artık.” deyip, yola çıktım. Aslında içimde öyle bir cesaret vardı ki dağları taşları dahi gezmek istiyordu canım.
  • Neyse, yürümeye başladım. Evin yolunu yarılamıştım. Karşıma güzeller güzeli biri çıktı. Bir şeyden kaçar gibi bir hali vardı. “Burdan oğlum, burdan!” diye bana sürekli bir şeyler söylüyordu. Sonra elimden tuttu. Bir ara o kadar sıcaktı ki elimin yandığını hissettim. Ona elimin acıdığını söyleyince elimi bıraktı ve yine “Burdan gideceğiz.” dedi. Sonra ben korkup koşmaya başladım. Arkamdan “Kaç! Babam geliyor, kaç çabuk!” diye bağırıyordu.  
  • Eve az kala bağırdım. Babam çıktı ve beni arkasına alıp, olayın olduğu yere doğru götürdü. Bu sırada öyle bir cığlık duyduk ki o yaşta bile içimi parçaladı. Babamın ağladığını gördüm. Babam iki gün içinde evi boşalttı ve oradan taşındık. Şimdi Bursa’da oturuyoruz. Oradan taşındıktan bir sene kadar sonra  Kuşadası’na ziyarete gitmiştik. O eve de bakmaya gitmiştim bir ara. Gündüzdü ama evin o eski halinden hic farkı yoktu. Sanki içeride savas çıkmış, eski harabe haline dönmüştü. Ama şimdiki aklım olsa oturur dinlerdim o kızı. Kimbilir ne derdi vardı zavallı gelinin.

Hikaye 2: Cin Musallatı

  • Adım Melis. Şu an evli ve üç çocuklu bir kadınım. Ev hanımıyım ama nasıl söyleyeyim; kocam sürekli yurt dışında çalışıyor; her gün özlüyorum kokusunu. Annem beni hiç sevmez; küçüklükten beri nefret eder benden. Yine kocamla bir gün konuşuyoruz. O uyudu, ben de yatağıma girdim. Tabi özlemişim kocamı. Uyudum ama uykulu uykulu kapının açıldığını gördüm. İçeri giren kocamdı. Bir şey demeden yanıma yattı. O an korkudan refleks olarak Euzu Besmele çektim.
  • Yanımda olan kocam değildi; o kadar hızlı terk etti ki odayı; korkudan kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Daha sonra buna benzer olaylar her gün olmaya başladı. Tuvalete gittiğimde biri bana dokunuyor, aynaya baktığımda göz renklerimin kırmızıılaştığını görüyordum. Çocuklarımın psikolojisi bozulacak gibi oluyordu. Sonunda daha fazla yayanamayacağımı anladım ve çocukları anneme yolladım. Eve hoca çağırdım. Yastığın altında muska buldu hoca. Salona geçti ve muskayı açtı.
  • Muskadan ayırma büyüsü çıktı. Kim yapabilirdi ki bunu derken aklıma annem geldi. Annem en son evi temizlemeye gelmişti. Muskayı koydu, cinleri musallat etti başıma. Kocam bu yüzden benden uzaklaşıyordu. Hoca muskayı bozarken göz altları mosmor oldu “Büyü bozulmuyor.” dedi. Ertesi gün diğer hocaları da alıp geldı. Muskayı alıp mezarlığa gittik. Muskayı yakıp mezarlığa gömdüler. O günden beri rahatım. Üzerimden büyük bir yük kalktı sanki. Kelimesi kelimesine yaşadıklarım gerçektir. 36 yaşındayım ve bununla 3 yıldır uğraşıyorum. Allah sizi cin musallatından korusun.

Hikaye 3: Bebek Sesi

  • Dayım önceden fabrika bekçiliği yaparmış. Bir gün aksam 21:00 sularında, eve  giderken kestirme olsun diye, ıssız bir yerden gitmeye karar vermiş. Yürürken bir bebek sesi gelmiş kulağına. Etrafına bakınmış ama bir şey görememiş. Meraktan dolayı bayağı bir dolandıktan sonra sesin geldiği yeri nihayet tespit etmiş. Bebek sesi; yakınlardaki yıkık dökük, harabe bir evden geliyormuş. Dayım da evin içine girmiş. Yerde 2-3 yaşlarında, kıvırcık saçlı bir bebek duruyormuş. Bebeği kucağına almış, eve götürmeye karar vermiş.
  • “Eğer ailesi ararsa bizde olduğunu söyler, veririm çocuğu.” diye düşünmüş. Eve doğru yürürken bebek sürekli dayıma gülümsemiş. Dayım da soruyormuş “Sen kimsin? Annen baban yok mu senin? Ne geziyorsun buralarda tek başına?..” diyormuş. Dayım konusunca bebek ağlıyormuş… O sırada bir grup köpek dayımın yanından kavga ederek geçince dayım o korkuyla Besmele çekmiş. Kucağındaki bebek birden kayarak yere inmiş, keçi kılığında koşarak uzaklaşmış… Dayım ondan sonra bir daha işe gitmedi.

Hikaye 4: Git Buradan!

  • İsmim Ali Osman. Manisa Saruhanlı’da yaşıyorum.Yaşım 47, sıradan bir çiftçiyim… Bu olayı anlatırken bile titriyorum. Ben beş vakit namaz kılan biriyim. Sabah namazına kalkmıştım. Abdestimi aldım. Dışarıda sisten göz gözü görmüyor. Üstümü değiştirip camiye doğru gidiyorum… O sırada, arkada; sislerin içinde bir gölge dikkatimi çekti. Yüzünü göremedim. Çok hızlıydı. Cami benim eve 500 mt. mesafede; yürü yürü bitmiyor… Daha sonra arkamda kalan gölge kayboldu. Namazımı kılıp eve döndüm.
  • Eve vardığımda evin kapsı açıktı… Eşyalarım ise dışarıdaydı. Kapımda “Defol” yazıyordu. Hemen eşyaları içeri soktum. Yoruldum; bir bardak su içmek istedim. Dolap çöplüğe dönmüş: kemikler, soğan kabukları, karpuz kabukları, küçük kurtçuklar vardı… Gördüklerim ve pis koku yüzünden midem bulandı. Kusunca biraz rahatladım. Gece evi toparladım. Yatmaya hazırlanırken camım kırıldı! Küfür ede ede dışarı çıktım. Hızlı hızlı kaçan siyah siyah adamlar gördüm. Korktum, tam içeri girecektim ki bir yazı daha gördüm kapıda. “Git” yazıyordu bunda da. O gece korka korka zorla uykuya dalabildim ama rüyama geldiler. Adeta beni boğuyordular. Euzu Besmele çekip uyandım. 
  • Hemen apar topar eşyaları topladım. Saat 3 o an; evin kapısında bir çocuk gördüm “Paraya ihtiyacim var.”dedi. Acele acele içeri gidip para verecektim ki çocuk, odamda; karşımda dikiliyordu. Pis pis gülüp “Git burdan” diyordu. Gözlerimi kapadım korkudan. Zammı sure okudum. Gözlerimi açtığımda salonun ortasında dikilip duran çocuk ortadan kaybolmuştu. Ben eşyaları panikle toplarken birileri evi taşlamaya başladı. Sabaha kadar bekledim; sonra Manisa’ya yerleştim. Bu olaydan bir süre sonra terk ettiğim yerin muhtarı aradı “Jandarma senin evin altında gömü buldu.”dedi. O an anladım neden istenmediğimi…

Hikaye 5: Ölmüş Büyücü Kadın

  • 49 yaşındayım. O sıralarda yeni taşındığım nadide bir köyün Ramazan davulcusuydum. Ramazan’da insanları sahura kaldırmak güzel olduğu kadar ürkütücü de… Bir gece saat 03:00’te çalmaya başladım yine. Köyün ilerisinde, diğerlerinden biraz uzak üç ev var. işim gereği oraya da gitmeyi zorunlu olarak görüyorum. Başıma ne geleceğini nereden bilebilirdim… Bütün köyü dolaştıktan sonra o üç eve doğru ilerlemeye başladım… Orada sadece bir direği vardı; o da yanıp sönüyordu. İhtiyar bir teyze oturmuş evinin kapısına, bana sert sert bakıyordu. Hızlıca kalktı, içeri; eve girdi. Kapıyı da ardından sertçe kapadı.
  • Diğer eve yöneldim. İçeride ışık yanmıyordu. Sokak ışıklandırması buraya daha az vuruyordu. Kapının önünde; üç gölgenin kendi aralarında sohbet ettiklerini gördüm. Sonra yavaş yavaş içeri girdiler. Beni gördüklerini sanmıyordum, taa ki son eve gelene kadar… Son eve gelince; kapı açıldı sert bir şekilde kendi kendine. Korkmuştum. Geri döndüğümde sokak ışığı birden söndü. Evin kapısı sürekli kapanıp açılinca koşarak kaçmak istedim ama bir şey beni tutuyordu. Ensemde soğuk bir nefes hissetmeye başladım. 
  • Bir şey tırnak batırıyordu. Sokağın sonundan iki tane köpek bana doğru koşmaya başladı. Gözleri kıpkırmızıydı köpeklerin. Davulu bıraktım kaçtım. Eve geldiğimde; o yaşlı teyze, evin önündeydi. Bana “Le vesr cinni el kulbu.” dedi. Gözlerim karardı. Bahçede yüzümü yıkadım. Kadın yoktu. Sabah muhtara gittiğimde anlattım önceki gece başıjmdan geçen olay. Bana dediği laf şu “O kadını buradaki herkes gördüğünü iddia ediyor ama o büyücüydü ve  öleli 50 yıl oldu.” Şok oldum. Karımı çocuklarımı alıp babamlara gittik o gün… Allah kimseye yaşatmasın. 

Hikaye 6: Annemin Ayakları Ters!

  • Babam diş hekimi, annem de öğretmen. Bu yüzden okuldan eve geldiğimde evde neredeyse  6-7saat onları bekliyorum. Beklerken de ödevlerim bittikten sonra korku hikayeleri okuyorum genellikle. Yine bir gün eve geldim. Evde her zamanki gibi yine kimse yoktu. Odama yöneldim. Odamın kapısına geldiğimde şaşırmıştım çünkü kapı açıktı ve ben asla odamın kapısını açık bırakıp gitmezdim. Bir gariplik olduğunu düşündüm ama üzerinde de fazla durmadım. Neyse; odama girip bilgisayarı açtım ve ödevlerimi yapmaya koyuldum. Tam bilgisayarı açtığım anda elektrikler gitti. 
  • … Saat akşam 20:00 suları idi ve annem ve babam hala gelmemişlerdi. Ne yapacağımı bilmiyordum. Şaşkınlık içinde telefonumu aramaya başladım. Annemi aradım ve nerede olduğunu sordum. İşinin çıktığını ve 1-2 saate geleceğini söyledi. Oysa annem normalde ne zaman işi çıksa önceden haber verirdi. Bir süre sonra kapı çalındı. Kapıdaki kim diye kapının dürbününden baktığımda annemi gördüm. Hemen kapıyı açtım. “Anahtarın nerede?” diye sordum. Çantasında bulamadığını söyledi. 
  • “Hani geç gelecektin? diye sorunca yüzüme baktı. Yüzü kızarmaya başladı. Çok korkmuştum. Sürekli okudugum korku hikayelerinden parçalar aklıma geliyordu. Bu yüzden olsa gerek gayrı ihtiyari ayaklarına baktım. Gözlerime inanamiyordum; annemin ayakları tersti. O andan sonra bayılmışım. Gözümü açtığımda hastanedeydik. Babam başımda, annem ise babamın yanındaydı. Olanlari onlara anlattım ve benim hayal görmüş olabileceğimi söylediler. Çünkü annem “Ben hiç eve gelmedim. Babanla aynı anda eve geldik ve seni yerde yatarken bulduk.” dediler… 
Advertisement
Click to comment

Soru Sor - Fikrini Yaz