Connect with us
Yaşadığım Doğaüstü Olaylar Yaşadığım Doğaüstü Olaylar

Paranormal Olaylar

Yaşadığım Doğaüstü Olaylar

Kendimdeki ilk farklılığı 12-13 yaşlarımda fark etmiştim… Tesadüfen söylediğim her şey çıkıyordu. Diğer ufak tefek şeyler de gün geçtikçe artıyordu.

Published

on

Kendimdeki ilk farklılığı 12-13 yaşlarımda fark etmiştim… Tesadüfen söylediğim her şey çıkıyordu. Diğer ufak tefek şeyler de gün geçtikçe artıyordu. Mesela arkadaşım ve ailesinin tayinin nereye çıkacağını bile söylemiştim. Şok olmuştu… Biliyordum; bende bir farklılık vardı. Yalnız; o zamanlarki yaşadıklarım, gelecekte yaşayacaklarımın habercisiymiş…

Garip varlıklar beni sıkıştırıyordu

Bundan öncesinde de çok şeyler oluyordu. Benim olayım şöyle başladı aslında: 5 yaşında bir ateşli hastalık geçirdim. Varlıkların en çok böyle zamanlarda musallat olduklarını bilirsiniz. Çünkü bilinç kapalıdır, şuur kapalıdır ve insan zihnini en çok bu anlarda ele geçirirler. Tabii ki herkesi değil, sadece yapısı buna uygun olanları. Ve o ateşli hastalık sırasında ben, havale dediğimiz olayı yaşarken birtakım garip varlıkların beni sıkıştırdığını hissettim hep. İnanılmaz korkuyordum. Daha birçok şey… Tabi o zamanlar anlamıyordum. Yıllar geçti…

Dediğim gibi 12-13 yaşlarında hislerim kuvvetlenmeye başladı. Fal bakmaya başladım. Gerek annem gerekse de çevremdeki diğer bazı kişiler hafiften ciddiye almaya başlamıştı beni. Baktıklarımda hepsi olmasa da çoğu çıkıyordu.

Yalnız bu arada yaşadıklarım da hafife alınacak gibi değildi. Uykuda beni sıkıştıran o varlık yine geliyordu. Ama öyle bir sıkıştırma ki dişlerim kenetleniyordu resmen. O an sanki başka bir boyutta gibi hissediyordum. Sanki ruhum çıkıyor gibiydi yerinden. Ne olduğunu bir türlü anlayamıyordum. Hiç kafa yormuyordum ama.

Cinlere merak saldım

Bütün bunlardan yaklaşık bir sene sonra bende cinlere karşı acayip bir merak başladı. Biliyorum ki o merakı onlar kamçıladı bende. Çünkü normalde insan merak etse bile bir iki sene uğraşır. Arkadaşlarıyla tipik cin seansları düzenler sonra korkunç bir olay yaşar, bırakırdı. Ama bende öyle değildi. Öyle bir tutku haline gelmişti ki nerede bununla ilgili bir yazı, kitap, hikaye ya da yaşanmışlık olsun hepsni okuyordum. Hala böyledir bu…

Ve inanır mısınız; zerre kadar korku yoktu. “Görmek istiyorum” diyordum sürekli kendi kendime. 17-18 yaşına kadar görmek için yapmadığım şey kalmadı diyebilirim. Karanlıkta yalnız oturmak mı olsun, incir ağacına sıcak su dökmek mi olsun, ekmek kırıntılarını yatağa serpiştirmek mi olsun…

Aslında vardı bende bir varlık. Hala da var. Sadece benimle iletişime geçemiyordu. Zaman zaman sesler duyuyordum. Çığlık sesleri, enseme gelen nefes sesleri… Artık 18-19 yaşlarımda hislerim inanılmaz güçlenmeye başlamıştı. İşin o boyutu çok da önemli değil; ben sizlere yaşadıklarımı anlatmaya devam edeyim…

Bir gece…

Bir gece yine yatıyordum. (Artık 20 yaşında filandım. Hala uğraşıyordum görmek için. Kullanmadığım çağırma yöntemi, davet kalmamıştı ama yaşadıklarım da artmıştı. Bir de fal bakarak iyice artıyordu.) Neyse biraz geç uyurum. Saat 4 gibi birden uyandım. Cam, pencere, kapı; her yer kapalı. Duvarın dibinden bir “Hah” diye nefes sesi geldi. Nasıl anlatsam ki?.. Kadınla erkek sesi karışımı acayip bir şeydi.

Sesten hemen sonra belimden sımsıcak bir şey geçti. Dalgalandım resmen yatakta. Biraz ürktüğümü itiraf edebilirim. Ama sonunda kendime kanıtlayabileceğim bir şey yaşamıştım. Ancak sonra uyumaya devam ettim.

Sonrasında bende inanılmaz derecede mentalistlik (akıl okuma) olayı da gelişti. Biliyorum ki ilerleyen yıllarda daha da gelişecek… Bütün bunların dışında bana yaptıkları cinsel tacizleri ise buraya yazmak istemiyorum. Yaşayanlarınız tahmin edebilir…

Varlığımla henüz konuşabilmiş değildim. Sadece telepatik olarak konuşuyor benimle. Bir keresinde; uyuyordum. Birden uyandım. Elime kalem kağıt aldım. Sözcükleri ben yazmıyordum. Birisi yazdırıyordu sanki… “Selam, yıllardır yanındayım. Seninleyim. Seninle olmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Beni görmeye henüz hazır değilsin. Hazır olduğun zaman gözükeceğim sana. Sma zamanı var. Senden tek istediğim hayatına hiçbir erkeği almaman. Almaya kalksan bile engellerim. Hep engelledim.” yazmıştım.

Şok oldum resmen. Ve geriye dönüp baktığımda hiçbir ilişkimin 1 aydan fazla sürmediğini 1 senelik ilişkimin bile zar zor yürüüğü, yürüse bile hep rötarlı gittiği ve sonunda hazin bir sonla bittiğini hatırladım. Hakikaten de öyle… Hiçbir kimseyle olmuyor, olmuyor… Yaklaşanlar hep farklı niyetli oluyor. Doğru adam çıkmıyor derler ya… Şansızlık değil bu. Dış güzellik olarak da bayağı beğenilen biriyim. Kendime de güvenirim ama bir türlü mutlu olamamışımdır.

İlk aşkım; 13 yaşındayken; o bile yıkıp gitmiştir beni. İlk aşklar masum derler değil mi… Hiç de öyle değildi ama. Herneyse; ben nedense evlenemeyeceğimi hissediyorum. Evlensem bile boşanacağımı hissediyorum. Teyzemde de vardır böyle bir varlık. Teyzeme de benim yaşadıklarımın benzeri oldu. 33 yaşına kadar evlenememişti. 33 yaşında evlendi ve inanır mısınız 2 seneye kalmadan boşandı. Üzücü son…

Hoca, musallat, muska…

Bu arada annem, bu yaşadıklarımdan korktuğu için beni birkaç kez hocaya götürmüştü. Her hoca aynı şeyi söyledi “5-6 yaşlarında musallat olmuş, ateşli bir hastalık geçirmiş, o sırada olmuş. Ama kendisi de uğraşarak iyice arttırmış. Muska da versem çözülmez olay” demişlerdi.

Bu arada kısa süre önce yaşadığım bir olayı daha anlatmak istiyorum: Odadayım. Kitap okuyorum. Saat 3 gibiydi. Yine duvarın kenarından bir çığlık, inleme gibi kadın, erkek, hayvan karışımı; garip bir ses… Bayağı uzun sürdü; 10 saniye filan. Ses uzaktan geliyor ama kulağımın dibinde gibi. Ne duyuyorum ne duymuyorum gibi. Duyuyorum ama duyduğuma emin değilim.

Acayip bir şeydi. Şaşırdım ve anında odanın kapısı açıldı. Birden bir gölge girdi içeriye. Odanın tam ortasında durdu. Göz kısmında sadece kırmızı bir ışık gibi bir şey vardı. Ateş gibi desem daha doğru olur. Gözlerimin içine baktı, baktı, baktı… Ben de baktım ve ayağa kalktım. O anda kayboldu ortadan. Yine konuşmadı, yine konuşmadı… Umutla bekliyorum benimle sözel olarak iletişim kurmasını. Kim bilir belki bir gün oda olur…

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paranormal Olaylar

Etrafımda Dolanan Görünmez Varlıklar

Küçük yaşlardan itibaren rüya ve kabuslarla başlayan sonra görünmeyen varlıklarla devam eden bir dizi paranormal olay yaşayan kişinin anlattıkları…

Published

on

By

Etrafımda Dolanan Görünmez Varlıklar - Paranormal Olaylar - Korkunç

Küçük yaşlardan itibaren rüya ve kabuslarla başlayan sonra görünmeyen varlıklarla devam eden bir dizi paranormal olay yaşayan kişinin anlattıkları…

Kabuslarla Rüyalarla Başladı

Yaşadığım garip olaylar ben daha ilkokul birinci sınıfa giderken başladı. O zamandan beri gördüğüm kabuslarla. Hem çok gerçekçi hem de çok korkunç kabuslar. Rüyalarım her zaman garip ruhani varlıklarla ilgili oluyordu.

İlginçtir; o zamandanlardan beri istediğim her şey gerçekleşir. Zor durumda kaldığım zaman sürekli bir mucize olur. Çoğu zaman aklımdan geçen herhangi bir şey de olur ama abartılacak kadar büyük şeyler değil.

Rüyalarım Hep Çıkıyordu

Hayatım boyunca bir çok korkunç, garip şey yaşadım hepsini buraya sığdıramam. İşin kötü yanı ben paranormal olaylarla ilgili çok az şey biliyorum ve bana gerçekte neler olduğunu da inanın hiç bilmiyorum. Gördüğüm rüyalar gerçekleşiyordu hem de hemen ertesi gün. Sonra bir gün öleceğimi gördüm ve rüyalarım kesildi.

Altıncı Hissim Çok Kuvvetli

Altıncı hissim aşırı güçlü veya bu olaylar nedeniyle güçlendi. Bilemiyorum… Arkadaşımla konuşurken onun ne düşündüğünü anlayabiliyorum ve ona söylediğimde çok sinirleniyor ve bunu yapmamı istemiyor çünkü genelde doğru çıkıyor. Bir insanın başına kötü bir şey gelmesini istediğimde gerçekten başına bir şey geliyor. Kötü bir şey olacağı zaman o an ne kadar mutlu olursam olayım bir anda yüzüm düşüyor ve kötü bir şey olacak diyorum ki aradan beş dakika filan geçmesi yeterli.

Paranormal Konulara Hiç İlgim Yoktur

Yani bunların olması çok saçma çünkü ailemde, onların ailelerinde hatta ailelerinin ailelerinde de bu tür olaylar yok. Ben bu tür şeylerle ilgilenmem ve benim hayatımda olmaları çok saçma. Yani bana olmaları anlamsız.

Odaya Giren Görünmez Varlık

Bir keresinde koltukta öylece otururken içeri bir şey girdi. Gözlerimle görmedim ama içeri girdiğine yemin edebilirim. Çok kuvvetli bir histi. Baktığımda hiçbir şey yoktu korktum ve bir an için lambaya baktım ve ampul patladı, şarter attı ama sadece bizim evin.

Kapıya Bir Şeyler Fırlatmışlar

Açıkçası bunları bana birisi anlatsa dalga geçerim kendimlede geçiyorum bazen ama bunlar oluyor. Aslında tüm bunları yazmayı düşünmüyordum ama bugün ben odamda uyurken – hep ki camlar kapılar kapalı uyurum- birileri kapıyı sallamış ve kapıya bir şeyler fırlatmış . Yani annemlerin duyduğu o. Kapıyı açtıklarında ben yatıyormuşum. Onlar da gürültü yaptıkları için benim onlara kızdığımı ve o yüzden böyle yaptığımı düşünmüşler. Uyandığımda sordular ve bana inanmadılar. Yani tüm bunlar saçma geliyor.

Bunları yardım etmeniz için yazıyorum. Çünkü böyle devam ederse delireceğim. Belki de delirmişimdir gerçekten bilmiyorum. Artık lanetlendiğimi filan düşünmeye başladım.

Continue Reading

Paranormal Olaylar

Komşu Kadının Mezarını Açtığımızda…

İki kısa paranormal deneyim. İlki komşununun mezar ının açılmasına bizzat şahitlik etmiş birinin anlattıkları. İkinci hikaye ise dedesinin evinin ahırında; atların kuyruklarını ören cinleri gören birinin anlatımı…

Published

on

By

Komşu Kadının Mezar ını Açtığımızda

İki kısa paranormal deneyim. İlki komşununun mezar ının açılmasına bizzat şahitlik etmiş birinin anlattıkları. İkinci hikaye ise dedesinin evinin ahırında; atların kuyruklarını ören cinleri gören birinin anlatımı…

“Biz mezarı kazmayı bitirir bitirmez; birden çalılıların arasından süzülen iki yılan mezar çukurunun içine girip, oraya çöreklendiler. Bunun üzerine başka bir mezar çukuru kazdık.”

Komşu Kadının Mezarını Açtığımızda…

Komşu Kadının Mezarını Açtığımızda…

Bizim mahallede çok dedikoducu bir kadın vardı. Bütün mahalleyi birbirine düşürür, hiç kimsenin söylemediği şeyleri, gider; başka komşulara “Şu senin hakkında şöyle dedi, bu senin hakkında böyle dedi” diye anlatırdı. Bir gün bu kadına araba carpmış ve sonrasında hemen hastaneye kaldırmışlar. Hastanede bitkisel hayatta yaklaşık 2.5 ay yaşadı. Sonra bir gün acılarını hissetmeye başladı. Her yerinin acıdığını söylüyordu. Ağzından bembeyaz sular akıyordu. 

Ölümüne yakın; kızına, başında Kuran okumasını söyledi. Kızı Kuran okumaya başladıktan iki gün sonra kadını hastanede ölü buldular. Yakın komşuları olarak kadını defnetmeye biz gittik. Ben, abim ve kadının oglu mezarı kazdık. Biz mezarı kazmayı bitirir bitirmez; birden çalılıların arasından süzülen iki yılan mezar çukurunun içine girip, oraya çöreklendiler. Bunun üzerine başka bir mezar çukuru kazdık. Ancak tuhaf bir şekilde on da da aynı durumu yaşadık. İki yılan vardı.

“Ne yapalım; başka mezar kazalım o zaman” dedik. Bu sefer gömecektik kesin. Ve kazdığımız üçüncü mezardada iki yılan vardı. Bu sefer yılanları mezardan sopa ile aldık ve öldürdük. Daha sonra kadını defnettik. Hoca dua ederken çığlıklar duymuş. Bize “Mezarı açın!” dedi. Mezarı açtığımızda; bembayaz olan kefenin, kadının yüzü üzerine gelen kısmı kıpkırmızı idi. Hemen kefeni kestik ve baktık: Kadının yüzü mosmor olmuştu. Oysa daha gömeli bir saat bile olmamıştı. İnanmayanlar 13 Haziran 2005 tarihli Milliyet Gazetesi’ne bakabilir..

Ahırdaki Cinler Saçımı Ördü

“Kapıyı açtım; atlar dört nala koşuyor! Sanki üzerlerinde biri varmış gibi… Bir karartı gördüm. Biri, bir atın kuyruğunu örüyordu. Korkudan kaskatı kesildim.”

Ahırdaki Cinler Saçımı Ördü

Dedemlerin evine gitmiştik misafirliğe. Amcamlarla dedemler aynı evde yaşıyorlardı orada. O zamanlar 16 yaşındaydım. Amcamların ahırında cin olduğu söyleniyordu. Amcamlarla cesaret oyunu oynadık. Sıra bana geldi. Amcam ahıra gidip, 10 dakika orada durmamı söyledi. Cinlerin varlığına inanıyordum ama ahırda gerçekten de cin olduğuna inanmıyordum. 

Gece saat 00:30 sıraları. Her yer zifiri karanlık. Bir fener aldım elime. Ahıra doğru gidiyorum. Amcamlar beni camdan izliyor. Ahırın ışığı yanıyordu. Kapıyı açtım; atlar dört nala koşuyor! Sanki üzerlerinde biri varmış gibi… Bir karartı gördüm. Biri, bir atın kuyruğunu örüyordu. Korkudan kaskatı kesildim. Son bir cesaretle arkamı döndüm kaçmak için. Birden kapı şiddetle kapandı.

Korkunç bir gülme sesi vardı. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki neredeyse sesini kulaklarımda duyuyor gibiydim. Tekrar arkamı döndüğümde; simsiyah bir varlık bana doğru geliyordu. O andan sonrasını hatırlamıyorum. Düşüp bayılmışım… Bir ses duydum “Kendine gel!” diye. Keskin bir kokuyla gözlerimi açtım. Amcam, kuzenlerim başımda ve saçlarım küçük küçük örülmüş… Ama ahıra giderken saçlarım örülü değildi…

O geceyi hiç unutamam. O olayı yaşadıktan sonra bir daha o köye adımımı bile atamadım. Zaten o olaydan sonra amcamlarla dedemler de o evden taşındılar.

Kabri Açılan Kadının Mezardaki Hali

Kabri Açılan Kadının Mezardaki Hali

Cin Çarpması

Cin Çarpması

Çiftlikteki Hayalet

Çiftlikteki Hayalet


Continue Reading

Paranormal Olaylar

Define Ararken

“Define Ararken” ve “Şeytanı Gördüm” başlıklı iki adet paranormal paylaşım. Ancak özellikle ilk hikaye olan “Define Ararken” başlıklı anlatıda, anlatıcının başından geçen birden fazla olay söz konusu…

Published

on

By

Korku Hikayesi - Define Ararken

“Define Ararken” ve “Şeytanı Gördüm” başlıklı iki adet paranormal paylaşım. Ancak özellikle ilk hikaye olan “Define Ararken” başlıklı anlatıda, anlatıcının başından geçen birden fazla olay söz konusu…

Kilitbahir köyünde bir yer. Saat 03:30 filandı. Başladık kazmaya. İki metre kadar yer kazdık. Tam taşı kaldırıp, altınları alacaktık ki bir anda biri belirdi yanımızda. 

Define Ararken

Define Ararken: Benim de başımdan 2-3 faklı doğaüstü olay geçti. Çanakkale merkezde yaşıyorum. 26 yaşındayım. Küçüklüğümden beri define işlerine gönül vermiş biriyim. Üç arkadaşımla birlikte hem zaman geçirmek hem macera yaşamak için yılllardır define arıyoruz. Dağlar, tepeler, ovalar, mağaralar falan filan işte…  

Neyse, biri bir yer söyledi bir gün. Gider miyiz gitmez miyiz derken gittik.  Kilitbahir köyünde bir yer. Saat 03:30 filandı. Başladık kazmaya. İki metre kadar yer kazdık. Tam taşı kaldırıp, altınları alacaktık ki bir anda biri belirdi yanımızda. 

Biz tabii ki korkudan ürperdik. Gelen kişi tuhaf biriydi. “O paraya ellemeyin! Olduğu gibi yeri kapatın ve gidin! Zarar görürsünüz yoksa.” dedi ve gitti! Tabi korkudan bizim elimiz ayağımız titredi. Tık yok hiçbirimizde. Rengimiz, benzimiz attı…

Başıma gelen ikinci hadise de yine Kilitbahir’de yaşandı. Eski bir çeşme yerinde… Biz yine üç arkadaş, define olduğu söylenen yere gittik. Saat gece 12:00’de son gemi kalkıyor Kilitbahir’e…  Arkadaşlarla; kazmaya saat 03:00 ya da 04:00 gibi başlarız diye tahmin ediyorduk. Mevsim de yazdı zaten. Saat sabaha karşı 4 oldu. 

Kazıya başlamak niyetiyle çeşmenin oraya gittik. Bir tabur asker o çeşmeden abdest alıyordu. Biz de sıraya girdik. Onlarla beraber abdest aldık. Sabah namazını kıldık. Onlar kayboldu tek tek. Biz de kazmadan geri döndük ve bir daha da Gelibolu yarımadasında define aramamaya yemin ettik.

Başımdan geçen üçüncü tuhaf olaysa Çanakkale’nin Dümrek köyünde oldu. Gece saat 04:00 filandı. Köy oldukça eski, köklü bir köy… Biz ne bilelim; orada Dedlik denen bir yer varmış yolun üstünde. Saatine denk geldin mi görünüyorlarmış… Köye yakın bir yere geldik ki ne görelim! 

Ağaçta bir gelin salıncak kurmuş, sallanıyor. Dilimiz tutuldu, boğazımız düğümlendi. Ne anlatılır ne yaşanır. Tüylerim diken diken oldu şimdi yazarken bile. Köy meydanına zor attık kendimizi. Arabadan iner inmez meydandaki eve soktuk kafamızı. Allah kimseye yaşatmasın.

Başımdan geçen dördüncü olaya gelince: Askerdeyim. Arkadaşla nöbetteyiz mezarlığa yakın bir yerde. Yanımdaki arkadaşla acayip sesler duyduk. Mezarlıktan bir çocuk ağlaması geliyor sanki ama anlatamam…

“Ulan” dedik “biri çocuğunu mezarlığa bıraktı gitti herhalde!” girdik mezarlığın içine. Biz yürüdükçe ses uzaklaşıyodu. Neyse döndük geri; yine başladı ağlama sesi.

Yine yürüdük mezarlığa; ses yine uzaklaştı. Arkadaşa işaretle “Yere yat!” dedim. O da ben de bir mezarın dibine uzandık. Yine ağlama sesi başlayıp yakınlaşacak mı diye beklerken beyaz bir şey, gölge diyebilirim, ışık hızında yanımızdan geçti. Arkadaşa işaretle “Gördün mü?” dedim “Evet” dedi ve kalktık. Nöbet yerimize gittik. Ağlama sesini bir daha da duymadık. 

Şeytanı Gördüm

Anlatacaklarım tamamen benim başımdan geçti. Ben genelde metal müzik dinlerim. Karanlık şeylere ilgim fazladır. Bir ara resmen bu işin içine batmıştım. Sürekli sitelerden şeytanla ilgili şeyler araştırıyordum ve hiç Allah, dua etmek gibi şeyler aklıma gelmiyordu. 

Paranormal Deneyim - Şeytanı Gördüm - Korku Hikayesi
Paranormal Deneyim – Şeytanı Gördüm – Korku Hikayesi

Üzülerek ve utanarak söylüyorum ki artık şeytandan ve cin gibi şeylerden korkmuyor, resmen onları görmek ve iletişime geçmek istiyordum. Her gece düşünüyordum. Düşünmez olaydım. Bu şeyleri düşünmeden ve inancımı az da olsa kaybetmeden yıllar önce de bir rüya görmüştüm… 

Rüyama şöyle bir değineyim: Kırmızı renkli, boyutsuz gibi görünen bir yerdeydim. Çok uzaktan gördüğüm iğrenç ve garip, korkunç yaratıklar görüyordum. Hepsi siyah bir boşluğa doğru gidiyor ve oraya girmeden önce de bana bakıp, gülümsüyorlardı. 

Sonra; sanki bir anda onlara yaklaştım. Önümde çok ama çok yakışıklı, genç bir adam belirdi. Bana gülümsedi. “Merhaba tatlım. Aramıza katılmakta niye bu kadar geciktin?” dedi. İçten içe “Bu şeytan” diyordum,  o da sanki ne düşündüğümü duyar gibi gülümsüyordu. “Merak etme. Sen de bize katılacaksın.” diyordu ve o anda uyandım. O zaman şimdi düşündüğüm şeyleri düşünmediğim için pek  önemsememiştim bu rüyayı. 

Neyse günümüze dönelim. 2011’in hangi ayıydı hatırlayamıyorum şimdi ama her gece şeytanı görme umuduyla yattığım o gece nihayet onu gördüm. Ama gördüğümde inanılmaz bir dejavu (daha önceden yaşadığın bir olayı tekrar yaşama hissi) yaşadım. Yıllar önce gördüğüm o rüyadaki adamdı bu!

Karşımdaydı ve bana “Hoşgeldin” diyordu. “Ben sana dememiş miydim?” Kan ter içinde kalktım o sabah ve hemen sırdaşım ve kuzenim Ayşe’yi aramak için telefona koştum. Bunları anlatabileceğim tek kişi oydu. Anneme anlatsam “Rüya” der, geçerdi. Ancak Ayşe’yi arıyorum, arıyorum açmıyor… 

Önce pek fazla telaş etmedim çünkü onun telefonu çok sık bozulur… Ama ona haftalarca ulaşamayınca evine gittim. Gittiğimde ise duyduğum şeyler karşısında şok oldum. Ayşe ateşler içinde yanıyordu. Ve evden kimseyle konuşmuyor, sadece birkaç dua okuyor ve ağlıyordu. Ben gelince hemen sarıldı ve ismimi sayıklamaya başladı. Annesi de haftalardır ilk defa konuştuğu için bizi yalnız bıraktı. 

Keşke bırakmasaydı… Hastalandığı gece bir rüya görmüş: Rüyasında alevler içinde beni ve çok yakışıklı bir adamı konuşurken görmüş. Daha sonra görüntü silinmiş ve timsah, yılan ve fare ile domuz karışımı tuhaf bir yaratık, sürünerek ona yaklaşmış ve şöyle demiş “O, sonunda doğru yolda… Şimdi sıra sende… Gel… Gel…” deyip duruyormuş. 

Bunları duyunca dizlerimin bağı çözüldü resmen. Ben de ona yaşadıklarımı ve gördüklerimi anlattım. Evden ayrılırken de geceleri uyurken hep dua etmeye ve telefonlarımızı sürekli açık tutmaya söz verdik. 

Eve döndükten sonra yine peş peşe kabuslar görmeye devam ettim. En sonunda Burger King’te buluşup gördüklerimi anlatırım diye Ayse’yi aradım. Telefon çaldı, çaldı… Sonunda birisi açtı. “Alo, alo!” diyordum ama sadece “İmmm, ummm…” gibi sesler geliyordu. Ayşe’nin, bir de abisi var. Adı Mustafa. “Mustafa abi sen misin?” dedim, o da “Evet” dedi. “Sen de Türkan’sın di mi?” dedi. “Çok şaşırdım çünkü Ayşe’nin o telefonunda ismim yazılı değil.

Korkmuştum. “Evet” dedim ve “Ayşe evde mi?” diye sordum.Yine aynı sesler gelmeye başladı. Bu sefer tam kapatacakken “Yatıyor” dedi ve kapattı. Ben hemen Face’e koştum; Ayşe’ye mesaj atmak için. Bir de ne göreyim!? Ayse üç dakika önce bir şey paylaşmış. Mesaj da yazdım; cevap verdi. 

Daha sonra “Face’den beni ara” dedim ve o da aradı. Ben bayılacak gibiydim artık. Olanları anlattığımda telefonunun açık ve hep yanında olduğunu, ayrıca sabahtan beri Face’te olduğunu söyledi. Telefonu elimden düşürmüştüm…

Kendime geldiğimde telefonu kapatıp hemen annemin yanına koştum. Daha sonra ise kabuslar devam etti.. Her gece dua etmeme rağmen… Ama o günden sonra hiç bırakmadım dua etmeyi. Bir süre sonra kabuslar giderek azalmaya başladı. Bir noktadan sonra da o tür kabuslar görmedim hiç şükür. 

Bu olayı tamamen yaşadım… Alıntı ya da uydurma değil.

Continue Reading

Paranormal Olaylar

Hastanedeki Esrarengiz Kadın

Published

on

By

Doğumhanedeki Esrarengiz Kadın - Korku Hikaye

Biri bir devlet hastanesinin eskiden doğumhane olan odasında, diğeri ise bir köy evinin ahırında geçen iki paranormal deneyim…

Hastanedeki Esrarengiz Kadın

Paranormal Deneyim 1: 2010 senesinde, bir kış günü, annemi ameliyat için hastaneye yatırmama gerekmişti. Annem acil olarak ameliyata alınmıştı ve doğal olarak ben de o gün çok yorulmuştum. Odada iki hasta, bir boş yatak vardı. Diğer hastanın yakınına “Senin evin yakın. Sen git. Ben bakarım senin hastana.” dedim ve gece 12 gibi yatağa uzandım.. 

Daha tam dalmamıştım. Başı örtülü bir kadın, yatağımın başına gelip bana “Kalk! Çocuğumu emzireceğim.” diye seslendi. Yarı uykulu, uzandığım yerden kalktım. Ancak yataktan doğrulduğumda yakınımda kimse yoktu. Ürpermiştim… İşin ilginci;  aynı şeyi –rüya mı diyeyim artık, bilemiyorum- sabaha kadar gördüm durdum. 

Sabah kalktım. Kimseye bir şey demedim. Yorgundum; ondan dolayı olabilir diye düşündüm. Ertesi gün yine aynıydı… Yine aynı kadın, ben koridorlarda dolaşıp duruyorum.. Keza üçüncü gün… Yine tam artık gözlerim kapanmak üzereyken ortaya çıkan aynı kadın… Kalktım. Pencereden baktım. Geceyarısı saat 03:00 suları… Aşağıda, hastanenin bahçesinde, bankta oturur şekilde yine o esrarengiz kadını gördüm! 

Kendi kendime söylendim “Benden ne istiyorsun?” diye ama bir an yanına inmek geldi içimden. Ceketimi alıp koştum. Güvenlik “Nereye?” diye arkamdan sesleniyordu. “Geleceğim” dedim onlara. Kandının oturmakta olduğu bankın önüne vardığımda; kimse yoktu. Ben de onun oturduğu yere oturup, kendi odamızın penceresine baktım. Şimdi esrarengiz kadın o pencereden bana bakıyordu!  Gözleri kıpkırmızıydı… 

Güvenlik görevlileri beni izliyordu. Yüzümü eğip içeri girdim çünkü ağlıyordum. İstemsiz akıyordu yaşlar gözümden. Sabah oldu. Servisin hemşiresine sordum “Burası eskiden neydi?” diye.. “Bu kat üç ay öncesine kadar doğumhane idi.” dedi hemşire. Kanım donmuştu. “İyi misiniz?” diye kolumdan tuttu hemşire. Su verdi. Olayı anlattım. 

Bir kadın, o odada, doğum sırasında ölmüştü. O yatakta üstelik… İçeri geçtim. Yatağın çarşafını filan kaldırdım. Yatağı ters çevirdim. Ne göreyim! Yatak, kanlı ranzaya yapışmış vaziyetteydi… Baş hemşireye gidip “Bu yatağın hali ne?” diye sordum. “Bütçemiz yok. Devlet hastanesi burası; ne bekliyordun ki?” dedi bana. 

Yatak, leş gibiydi. Hastanede geçirdiğim sonraki 10 gün süresince sandalyede oturdum sabaha kadar o yatağı izleyerek. O esrarengiz kadını bir daha hiç ama hiç görmedim. Ara sıra o banka gidip, hala oturup, o odanın penceresine bakıyorum…

Kurban

Korku Hikayesi / Kurban

Paranormal Deneyim 2: Askerliğim bittiği zaman köye gitmiştim. Köydeki evimiz, eski bir yapı olduğundan pencereleri gayet büyüktü. Bilen bilir o eski yapıları. Geceyarısı tek kasetli teybimi çalıştırmış, Müslüm Baba dinliyor, sigaramı içiyordum. Birden pencerede bir gölge belirdi. Siyah paltolu ve kasketli bir adam bana bakıyordu. Yüzü görünmüyor, sadece gözleri kedi gözü gibi parlıyordu.

O zamanlar babam, Almanya’da işci olarak çalışıyor, annemle ben yalnız kalıyorduk. Birden yataktan fırladım. Hemen bahçeye koştum. Kapıyı açıp dışarı çıktığımda, adam ağır adımlarla ahıra yöneldi. Ahırda sadece bir tane ineğimiz vardı. Ben de peşinden ahıra girdim. Işıklar yanmıyordu ama pencereler büyük olduğundan ay ışığı içeri vuruyordu. Rahat bir şekilde gözüküyordu içerisi.

Sağa sola baktım; kimse yok. ve ahırın içinden samanlığa açılan bir kapı vardı. Fakat kapı kapalıydı. Oraya girdiğini düşündüm ve oraya yöneldim. Ben kapıya yaklaştıkça içeriden garip sesler gelmeye başladı. Bir inleme ve hani köpek, eti parçalarken ses çıkarır ya aynı öyle bir ses… İşte o esnada içime korku düştü. Hemen dışarı çıktım. 

Bahçede kapının önüne oturdum. Sigara içtim defalarca ve annem sabah namazına kalktı… Bana “Oğlum sen ne yapıyorsun” dedi ben hiç bir şey söylemedim korkmasın diye. Hava aydınlanınca annem ahıra ineği sağmaya gitti. Ben de yanında gittim. Lamba yanıyordu. Sonra usulca samanlığın kapısını açtım. İçeriye girmeden baktım; kimse yok…

Neyse, o gün bizim amca oğluna bahsettim bu konudan. Amca oğlu “Akşam sizde kalayım; yakala yalım.” dedi. “Tamam” dedim. O gece amca oğlu ile beklemeye başladık. Vakit geceyarısını geçince birden aynı adam gelip, pencereden bakmaya başladı. Hemen peşine koştuk.

Ahıra girdi, biz de ahıra girdik. Lamba yine yanmıyordu. Samanlığın kapısına yaklaştık. İnlemeler geliyor, köpek gibi ses çıkarıyordu ve bir de bunları yaparken “Kurban! Kurban!” diye homurdanarak sesleniyordu…

Ve birden içeri daldık. Kimse yok! Sesler kesilmiş. Sağa sola baktık… Kimsecikler yok. Cami evimize yakındı. Amca oğlu ile beraber sabah namazına gittik. Namazdan sonra hocaya konuyu anlattım ve bana dedi ki “Bir adağınız var eğer onu gerçekleştirirseniz bu olayı bir daha yaşamayacaksın.” dedi. Ben hemen o gün o adağı kestim ve bir daha gelen giden olmadı.

Paranormal Deneyim: Kabir Azabı

Paranormal Deneyim: Kabir Azabı

Paranormal Deneyim: Neydi O Gördüğümüz Yaratık

Paranormal Deneyim: Neydi O Gördüğümüz Yaratık

Paranormal Deneyim: Çiftlikteki Hayalet

Paranormal Deneyim: Çiftlikteki Hayalet

Continue Reading

Paranormal Olaylar

Çiftlikteki Hayalet

“Arkadaşımın Ruhu mu” ve “Çiftlikteki Hayalet”başlıklı iki paranormal deneyim. Korku ve gerilim dolu iki hikayeyi de bizzat yaşayanlar anlatıyor.

Published

on

By

Korku Hikayeleri - Çiftlikteki Hayalet - Paranormal Deneyim

“Arkadaşımın Ruhu mu” ve “Çiftlikteki Hayalet”başlıklı iki paranormal deneyim. Korku ve gerilim dolu iki hikayeyi de bizzat yaşayanlar anlatıyor.

Arkadaşımın Ruhu mu?

Arkadaşımın Ruhu mu?: Size anlatacağım bu olay, üniversiteye hazırlandığım yıllarda başımdan geçen maceralardan sadece bir tanesi…

Geceleri çalışmak bana daha cazip gelirdi hep. Bu yüzden en erken saat 04:00’te yatardım. Bir gece ablamla aynı odayı paylaşmak zorunda kalmıştım. Ablamın odasına kartonpiyer yapılıyordu. Ablam her zamanki gibi erkenden uyudu. O gece tarih çalışıyordum ve ders çalışmaya kendimi öyle bir kaptırmıştım ki yaklaşık dört konu birden bitirmiştim. Test kitabı almak için yan odadaki kitaplarımın olduğu kitaplığa gittim ve birkaç test aldıktan sonra odaya döndüm. 

Geldiğimde kitapların sayfaları karışmış, kalemler yere düşmüş ve en korkutucu olanı ise test cevaplarını yazdığım kağıda nerdeyse okunmayacak kadar silik bir yazıyla “Beni hatırladın mı?” yazılmıştı. Bir an kalakaldım. Ablama baktım; mışıl mışıl uyuyordu. Ablamın yanna yaklaştım. Hafifçe silkeledim ve olanları anlattım. Uykuya düşkün biri olduğu için gözlerini bile açmadan dinledi ve “Saçmalama! Yat artık; uykun gelmiş senin.” dedi ve yattı. Ablama hak verdim. Dişlerimi fırçalamak için banyoya gittim.

Ama içime bir korku düşmüştü bir kere. Aceleyle dişlerimi fırçaladım ve odaya geri döndüm. Aman Allah’ım!  Ağlamaklı oldum… Bilgisayarım açıktı. Daha doğrusu açılmıştı ve o yazının yazılı olduğu kağıdın üstünde tatil resimlerimden biri duruyordu. Altında ise “Şimdi bir daha düşün. Beni hatırladın mı?” yazıyordu.

Erkeklik yoktu artık; ağlamaya başladım. Ablamı kuvvetlice sarsarak uyandırdım ama bir yandan da ağlıyordum. Çünkü o resmin çekildiği yaz, fazla samimi olmadığım ama çok iyi tanıdığım bir arkadaşım trafik kazasında ölmüştü. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Sınava bağlı olarak içimdeki stres de patlak vermeye başladı ve koptum. Aradan 30 – 35 dakika kadar geçti. Annem ve babam gelmiş, başucumda duruyorlardı. Gözlerime baktılar. Birer öpücük attıktan sonra ışığı kapatıp gittiler. 

Ablam seslendi “İyi misin?”. “Evet” dedim ve o da yattı. Sabaha kadar asker gibi uyanık olacaktım. Saatler geçti… Sabah ezanını duyuyordum. En büyük korkudur aslında benim için sabah ezanı. O muhteşem sessizlikte müezzinden çıkan ilk ses, yüreğimi hoplatır hep. Uyuyakalmışım sonra. O gün ders çalışmadım ki bunun yanında dersaneye de gitmedim zaten. 

Gece olmuştu. Yine ders çalışmıyordum. Sadece oturuyordum ve televizyon seyrediyordum. Uyuyakalmışım. Rüyamda Cem’i (Ölen arkadaşımı) görüyorum. Bana sitem ediyordu ve “Neden mektup yazmıyorsun bana. Tatil resimlerinden yolla…” gibi seyler fısıldıyordu. Kan ter içinde uyandım. Bir şeyleri anlamak istiyordum ama kafayı yemek üzereydim. Sonra bitti, kesildi ama gecici bir süreymiş… Su an 27 yaşındayım yalnız yaşıyorum. Sabahları kalktığımda bazı resimlerimi yerlerde buluyorum. Benimle yasayan biri var. Belki de şu an sizler gibi yazdıklarımı da okuyor…

Çiftlikteki Hayalet

Çiftlikteki Hayalet:1981 yılında kız arkadaşımla bir haftalık kısa bir tatil için Muğla’da, ıssız bir çiftlik ayarladık. Çiftliğe karanlık bir orman içinden, daracık bir yolla ulaşım vardı. Muğla Merkez’den 45 dakika sonra çiftliğe varmıştık. Çiftliğe 60’lı yaşlarda bir adam bakıyordu. Sessiz ve gizemli bi adamdı bizimle konuşmuyor, göz teması bile kurmuyordu. Çiftlik evinde aynı filmlerdeki gibi eski fotoğraflar, karanlık odalar filan vardı. 

İlk gece kız arkadaşımla yatak odasına geçtik ve uyumaya başladık. Saat 4 gibi sigara içmeye kalktım ve dönüp yatağıma yattım. Oda zifiri karanlıktı. Kapı yarıya kadar açıktı. Birden kapı ardına kadar yavaşça açıldı. Gözlerime inanamadım. Kaskatı kesildim. Kapıda bir gölge. Yüzü seçilmiyordu ama takım elbiseli olduğu belliydi. Yorganın altında, kısık gözlerle izliyordum. Yaklaşık 15-20 dk kıpırdamadan bizi izledi. ve birden kayboldu. Bense rüya olduğunu düşünüyor, kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Sabaha kadar uyuyamadım.

Evvelsi gece yaşadığım olay beni çok etkilemişti. Kız arkadaşıma belli etmemeye çalışıyordum ama kız arkadaşım bendeki garipliği soruyordu. Ona kötü bir rüya gördüğümü  söyledim. Bahçıvan hala biz yokmuşuz gibi davranıyordu. 

Kız arkadaşım etrafta dolaşmak istiyordu. Bense tedirginlikle kabul ettim. Orman içinde yürümeye başladık. Yakınlarda küçük bir gölet bulduk. Dinlenmek için suyun kenarına oturduk. Uzanıp gözlerimizi kapatıp ormanı dinliyorduk. Birden; genç bir kadının, can havliyle çığlık çığlığa bağırdığını işittik! Ses gölden geliyordu. Kalktık ve göle baktık ama kimse yoktu. 

Ses hala geliyordu. Anlaşılmayan bağırtılar arasından sadece bir isim seçiliyordu: Hakan. Kadın o kişiden yardım istiyordu sanki. Daha sonra ses yavaş yavaş kesildi. Bu ses karşısında bendeki tedirginlik iyice artmış, kız arkadaşım ise korkudan donakalmıştı. Konuşamıyordu. Olayın etkisinde çiftliğe döndük. Olayı bahçıvana anlattık ama o duymamamazlıktan geliyordu. 

Orada bulunuşumuzun ikinci gününün gecesi artık ikimiz de korkuyorduk. Kız arkadaşımın hala takım elbiseli adamdan haberi yoktu. İkimiz de tedirgindik. Kız arkadaşım uykuya daldı. Benimse gözüme uyku girmiyordu. Gece saat 04:00 gibi, korkudan odanın kapısını kitlemiştim. Camı kapatmak için ayağa kalktım.

Döndüğümde karşımda yine o adam hareketsiz bir şekilde bize bakıyordu. Birden bağırmaya başladım. Kız arkadaşım sese uyandı ama o kalktığında adam gitmişti. Bana neden bağırdığımı sorunca ilk gece yaşadıklarımı anlattım. Artık ikimiz de gitmek istiyorduk  buradan. Gördüklerimiz rüya değildi.

Artık üçüncü günün sabahı, bir hafta olarak planladığımız tatili yarıda kesip, dönüş hazırlalıklarına başlamıştık. Yaşadıklarımızdan sonra ikimiz de korkuyorduk. Ve bence bu çok doğaldı. Ancak çiftliği terk etmeden önce merakımız ağır bastı. Bahçıvanın yanına gittik. Yine bizimle konuşmak istemedi. Ancak uzun ısrarlarımızdan sonra bizi kulübesine davet etti. Derin bir iç çekerek anlatmaya başladı.

Bu çiftliğin karı koca sahipleri, yazlarını geçirmek için buraya gelirlermiş. Bir yaz yine geldiklerinde serinlemek için orman içindeki göle gitmişler. Kadın boğularak ölmüş. Adamsa karısını kurtaramadığı için kendini affedememiş ve yatak odasında intihar etmiş. Adı ise Hakan’mış…

Korku Hikayesi / Paranormal Deneyim:
Neydi O Gördüğümüz Yaratık

Neydi O Gördüğümüz Yaratık

Korku Hikayesi / Paranormal Deneyim: Hayalet Bebek

Hayalet Bebek

Korku Hikayesi / Paranormal Deneyim:
Kabir Azabı

Kabir Azabı

Continue Reading

Paranormal Olaylar

Neydi O Gördüğümüz Yaratık

Published

on

By

Paranormal Deneyim - Astral Beden - Yükselme

Üç kısa paranormal deneyim. Bizzat yaşayanların anlatımlarıyla. Okuyacağınız paranormal hikayelerin başlıkları ise şöyle: Bedenim Havaya Yükselmişti, Neydi O Gördüğümüz Yaratık, Ameliyat Edildim.

Neydi O Gördüğümüz Yaratık

Paranormal Deneyim: 1996 ya da 1997 yılı yazında yaşadığım bir olay şimdi anlatacağım… Yazları genellikle annemin memleketine giderdik. O sene de öyle olmuştu. O zamanlar 16-17 yaşlarındaydım. Bir arkadaşımla bira aldık; içeceğiz. Elimizde şişeler yürüyoruz. Biralarımızı içmek için oturacak balkonu olan eski bir bina var, oraya doğru gidiyoruz…

İn Cin Top Oynuyor Etrafta

Tabi tabiri caizse etrafta in cin top oynuyor. Köy yeri sonuçta. Yürüdüğümüz yerde yaşam belirtisine dair hiçbir şey yok adeta. Kulağımızda wolkman takılı. Kulaklıkların teki arkadaşın kulağında, öteki de benim. Müzik dinleyerek, sallana sallana geziniyoruz.

Derken 100-150 metre ilerimizde, bize doğru yaklaşan bir canlı gördüm ama boyu en fazla 1.20- 1.30 ve kolları da boyu kadar; yeri süpüre süpüre yürüyor! İnanılmaz bir şeydi! Hemen arkadaşıma “Bu ne?!” dedim ve kulaklıkları kulağımızdan attığımız gibi kaçtık.

Arkamıza Bakmadan Kaçtık

Biraz uzaklaşınca; arkamıza dönüp tekrar baktık ve o ufak yaratık 2.50 – 3 metre boyunda, simsiyah elbiseli ama bembeyaz başörtüsü takmış bir kadın olmuştu. Bize hiçbir tepki vermeden önündeki duvara doğru dümdüz yürüyordu. Tabi biz, tekrar arkamıza bakmadan kaçmaya başladığımız için dev kadın duvardan geçti mi geçmedi mi daha fazlasını göremedik…

Ameliyat Edildim

Paranormal Deneyim:Evdeydim. Saati tam hatırlamıyorum ama çok geç bir vakitti. Evdeki herkes uyuyordu. Dışardan tek bir ses bile gelmiyordu. Bense uykuyla uyanıklık arasındaydım. Henüz tam olarak uykuya dalmamıştım; bilincim hala açıktı. Odamın kapısı açıldı. İçeri üç kişi girdi. Hareket edemiyordum.

Gelenlerin Yüzlerini Göremiyordum

Hareket edemiyordum ama bu öyle karabasandaki gibi değildi. Düzgün nefes alıyordum. Kalp atışım da normaldi. Sadece hafif bir uyuşukluk, ardından hareket edememe oldu. Gelenlerden ikisi kadın, biri erkekti. Bizim gibilerdi yani normal insandılar fakat tam olarak yüzlerini göremiyordum.

Ağızlarında ameliyata girerken takılan ağızlıklardan vardı. Kafalarında ise yine ameliyata girerken takılan bir çeşit bone… Yatakta hareket edemiyordum. Onlar ise benim alt taraflarımla uğraşıyorlardı. Alt taraf derken; belden aşağım ama tam olarak hangi bölge bilemiyorum nedense.

Korkuyordum…

Ellerinde bir şey vardı; bana dokunduklarını hissediyordum. Onlara bunu söyledim. Erkek olan yatağıma doğru yaklaştı ve yanıma çömeldi. Kadınlar ellerinde şırıngayla bir şeyler yapıyorlardı. Korkuyordum ama bunu söyleyemedim. Doktora benzeyen yanıma çömeldi ve korkmamam gerektiğini söyledi. Sanırım düşüncelerimi biliyordu. Beni uyuşturucaklarını ve canımın hiç yanmayacağını söyledi.

Başımı okşamaya başladı “Sen şimdi sadece uyuyacaksın” dedi. Adamın gözlerini ve saçlarını net olarak hatırlıyorum. Kadınları tam olarak hatırlayamıyorum ama. Adamın gözleri siyah ve parlaktı. Uykuya daldım ama bana ne yaptıkları ya da bana gerçekte ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok…

Havaya Yükseldim

Paranormal Deneyim – Astral Beden mi?

Paranormal Deneyim:Cuma gecesi saat sabah 05:00 civarı yatmaya hazırlanıyordum. Laptopumla yatağımda uzanıyordum. Kapıdan anahtar sesi geldi. Dedim “Herhalde anahtar yamuk durmuş, düzelmiştir.” Bir oldu, iki, üç… Korktum haliyle. Daha önce başıma hiç böyle bir şey gelmemişti.

Neyse; laptopu topladım, yatağıma yattım. Telefonla sosyal medyada dolaşıyordum; uyumadan bir atayım dedim. Bir takım sesler duydum; perdenin sesi, kapı gıcırdaması.. Halbuki o vakitte; evde birisinin uyanması söz konusu bile olamaz bizim evde. Kimse kalkmaz.

Neyse; her gece yaptığım gibi zihnimi boşaltıp, uykuya dalmayı bekledim. Bir süre sonra dalmışım. Ne kadar uyudum bilmiyorum ama o gece bitmeden aniden uyandım. Daha doğrusu uyandığımı düşündüm. Hızlı bir biçimde doğruldum ama gördüğüm şey beni şok etmişti!

Astral Beden mi?

Resmen havadaydım! Ayaklarım yere basıyor sanıyordum oysa. Çok korktum ve panikledim. Ne yapacağımız bilemedim. Kapattım hemen gözlerimi. Tekrar uyurum belki diye zorladım kendimi. Bedenimi yatırdığımı hissettim fakat fiziksel beden olmadığına eminim. Benim yorumum astral beden.

Vücudumu hissetmeye başladığımda uyuşuk olduğunu hissettim. Her yerim, başım çatlıyor resmen. Bedenim yattı fakat ayaklarım hala yukarıya doğru kalkık bir şekilde anlamsızca. O korkuyla tekrar uyumak için zorladım kendimi ve o gün çok talihsizlik geldi başıma. Bardak kırmalar, takılıp düşmeler, arkadaşlarımla kavgalar… Belki birbirleriyle ilişkisiz ama siz ne düşünüyorsunuz?

Paranormal Deneyim – Kabir Azabı
Yaşadığım Doğaüstü Olaylar
Yatağımın Başındaki Esrarengiz Yaratık
Continue Reading

Paranormal Olaylar

Hayalet Bebek

Okuyacağınız “Hayalet Bebek” isimli paranormal deneyimin alt başlıkları şunlar: Şimdi Bile Tüylerim Diken Diken Oluyor Hatırladıkça, Gizemli Patırtı ve Koşma Sesleri, Falcı Kadın, Hayalet Bebek mi Bilmiyorum.

Published

on

By

Hayalet Bebek - Paranormal Deneyim - Korku Hikayesi

Okuyacağınız “Hayalet Bebek” isimli paranormal deneyimin alt başlıkları şunlar: Şimdi Bile Tüylerim Diken Diken Oluyor Hatırladıkça, Gizemli Patırtı ve Koşma Sesleri, Falcı Kadın, Hayalet Bebek mi Bilmiyorum.

Hayalet Bebek: İki kardeşiz. Bir ablam var. Daha önceleri benden ufak bir erkek kardeşim daha olma durumu vardı fakat bebeğin annemin karnında ölmesi nedeni ile bebek alındı. Bunda annemin herhangi bir dahli yoktu. Doğal, tıbbi gerekçeler nedeniyle oldu bu olay. Bundan yıllar sonra yeni bir eve taşındık. Sahil kenarında, beş katlı bir apartman. Biz de beşinci katta oturuyoruz. Babanem ve halam da sokağın karşısındaki bir apartmanda oturuyorlardı. Aramız 70-80 metre var yok…

Bir gün annemle ablamı yatak odasında konuşurlarken duydum. Ablam bir koşma sesi gibi bir şeyden bahsediyordu. Ben odaya girince konuyu değiştirdiler. Ama bu durum dikkatimden kaçmadı. Bundan bir süre sonra bir gün; annem, babam ve ablam şehir dışına gezmeye gittiler. Bense bir gün öncesinde yediğim şeylerden dolayı midem bozulduğu için gitmemeyi tercih ettim. Hava da sıcaktı ama yağmur yağacak gibiydi. Tam ayını gününü hatırlayamıyorum şimdi.

Şimdi Bile Tüylerim Diken Diken Oluyor Hatırladıkça

Hayalet Bebek - Paranormal Deneyim - Korku Hikayesi
Hayalet Bebek – Paranormal Deneyim – Korku Hikayesi

Neyse havalı kapalı sayılırdı. Babaannem yakın olduğu için gece kalmaya onlara gidecektim. Evde oturmuş, televizyon izliyordum. Sonra birden bir patırtı ve vurma gibi bir ses duydum. Şim biledi tüylerim diken diken oluyor hatırladıkça… Televizyonun sesini kıstım. En üst katta oturduğumuz için merdivenlerde biri var ya da apartmanı temizliyorlar diye düşündüm ve kapının deliğinden baktım. Kimseyi göremeyince yerime oturdum…

Gizemli Patırtı ve Koşma Sesleri

Sonra bir patırtı daha oldu. Kapıyı açtım; kimse yok. Temizlik yapan olması da imkansız. O gün cumartesi; temizlik pazar günü yapılıyor binada. Neyse, yerime geçtim ve televizyonun sesini biraz daha açıp, bir şeyler yemeye başladım… Sonra uzun bir koşma sesi geldi. Biri koridorda koşuyordu. Bizim apartmanda koridor ya da hol neyse artık; yaklaşık 5-6 metre kadar… İlk anladığım ve düşündüğüm şey; çok patırtılı ve hızlı bir koşmaydı. Böyle anca çocuk koşabilirdi. Binanın yalıtımı da çok çok iyi. Normal, yetişkin biri böyle koşmaz. Bunu ayırd ettiğimi iyi hatırlıyorum.

İlginç olan bir başka şey de şuydu: Başta koşup koşup duruyordu ama sonrasında hiç durmadan sanki koridorda döner gibi mi artık bilmiyorum sürekli koşmaya başladı…
Bir de şöyle bir durum var; bizim alt katta da onun alt katında da küçük çocuk yok. Misafir gelebileceği aklıma geldi ama bu kadar koşan birine biri mutlaka bir dur der.

Ben o zaman yaklaşık 19-20 yasındayım. Bu arada; odanın kapısını kapatıp, televizyonun sesini iyice açtım. Koşma sesi aralıklarla devam etti. Camdan dışarı baktım. Hava kararmış, saat akşam 7-8 olabilir; bilemiyorum. Babaannemin evine baktım. Gitmek istiyorum ama korkuyorum çıkmaya odadan. Allah’tan evin anahtarı odadaydı. Kaptım; kendimi toplayıp, hızla evden çıktım.

Işıklar ve televizyonu açık bırakıp gittim babaanneme. Onlara bir şey demedim. Sordular tabi. Hava bozuk; camdan görmüş halam bakarken “Işıklar açık kalmış” dedi. “Hırsız girmesin diye bıraktım” dedim. Dalga geçti benimle “Korktun mu?” diye….

Falcı Kadın

Bu olayı bizimkiler dönünce ablama anlattım. Ablamla aram çok iyidir. Duyunca gözleri büyüdü ve şaşırma ile karışık amaçsızca hafif güler gibi “has.t.r” durumu oldu. Ben de şaşırdım. Annem de odaya geliyormuş; o da duydu tabii. Ben “Bana da anlat; ne oldu?” dedim. Herhalde korkmayayım diye ya da istemedikleri için “Yok bir şey” dedi. Ablam annemle konuşuyordu. Ben daldım içeri. Sonra banada anlattılar…

Bir gün annem ve ablam birlikte ablamın bir arkadaşına gidiyorlar. Oraya başka biri daha geliyor ve onlara fal gibi bir şey bakıyor. Özellikle anneme. Muhabbet işte… Bu arada bizimkilerin öyle falla hocayla şunla bunla işi yoktur. Kadın anneme “Size ait bir sıkıntı var. Daha önce çok üzücü bir olay ya da bebek düşürme gibi bir şey yaşadınız mı?” demiş. Annem de şaşırınca “Evet” demiş tabi ve anlatmış “Bununla ilgili bir sıkıntı var. Biri sizi yalnız bırakmıyor. Peşinizde, sizinle kalmak istiyor…” gibilerinden bir şeyler demiş.

Hayalet Bebek mi Bilmiyorum

Bizimkiler, muhabbet bitince; kadına uyuz olup kalkmışlar zaten. Tabi bu olay annemin ve ablamın da başına gelmiş ve ben evde yalnız kalınca ara sıra yine oluyor. Artık korkmuyorum tabi ama her yaşayışta gayet anormal ve sıra dışı geliyor bana. Ne gibi bir şey, ne ile nasıl bir bağlantısı var, nedir bilmiyorum…

Tekrar etmekte fayda görüyorum; çocuğun ölmesi tamamen tıbbi bir durumdu. Annem zaten sağlıkçı ve benim de herhangi bir psikolojik anormalliğim yok. Bunu yasayan üç kişiyiz. Babamdan haberim yok bu konuda…

Continue Reading

Paranormal Olaylar

Kabir Azabı

Tuhaf şeyler gören, yaşayan, hisseden insanların paranormal deneyimleri. Kendi anlatımlarından. Bu makalede okuyacağınız üç deneyimin / hikayenin başlıkları ise şunlar: Kabir Azabı, Durugörü ve Uçan Varlık

Published

on

By

Paranormal Deneyim Kabir Azabı Durugörü Uçan Varlık

Tuhaf şeyler gören, yaşayan, hisseden insanların paranormal deneyimleri. Kendi anlatımlarından. Bu hikayeler “Cin Deneyimleri” kategorisinde yayınlananlardan farklı biraz ama. “Paranormal Deneyimler” kategorisinde yayınladığımız bu hikayeler, cinler alemi dışında olduğu değerlendirilen doğaüstü deneyimlerden oluşuyor. Bu makalede okuyacağınız üç deneyimin / hikayenin başlıkları ise şunlar: Kabir Azabı, Durugörü ve Uçan Varlık

Kabir Azabı

… Hocaya götürdük. Dualar filan etti. Muskalar filan yazdı. Halam biraz iyi oldu. Konuşabiliyordu az az… Neyse; hoca halama sordu “Ne oldu da bu hale geldin?”

Paranormal Deneyim: Adım Yusuf. Bu anlatacağım olay; bundan 10-12 sene önce; Manisa, Turgutlu’da yaşandı. Halamın başından geçti olay. Tamamıyla gerçek. Tabi inanıp inanmamak size kalmış. Şimdi gelelim olaya: Eniştemin kardeşi yani halamın kocasının kardeşi bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Bu olaydan bir süre sonra eniştem ve halam, mezarın mermerlerini yaptırmak için gerekli olan malzemeleri arabaya yükleyip, mezarlığa gittiler.

Malzemeleri indirirken halam birden düşüp bayıldı. Tabi eniştem ne olduğunu hemen anlayamadı. Hemen hastaneye götürdük halamı. Halam konuşamıyor, hareket edemiyordu. Adeta felç olmuştu. Ne kadar doktor, ne kadar hastane dolaştık ama nafile… Bir türlü kimse iyileştiremiyordu halamı. Bir ay boyunca felçli şekilde yataklarda kaldı. Baktık çare yok; en son umut bir hocaya gitmekti…

Neyse; hocaya götürdük. Dualar filan etti. Muskalar filan yazdı. Halam biraz iyi oldu. Konuşabiliyordu az az… Neyse; hoca halama sordu “Ne oldu da bu hale geldin?”. Halam, kaynın mezarının yan tarafındaki mezardan, yani o olaydan bir hafta önce ölmüş yaşlı bir kadının mezarından korkunç çığlıklar duyduğunu ve tüylerinin diken diken olduğunu söyledi. “Ve daha sonra bayılmışım” dedi. Hoca da dedi ki “Bu kişi kabir azabı çekiyormuş; onun sesini duymuşsun.” Ve bunu yalnızca kalbi temiz insanlar duyabilirmiş. Bir de dedi ki “Eğer o sese karşılık verseydin seni kurtaramazdık…”

Durugörü

Son Durak Filmi”ni bilirsiniz belki; aynı onun gibi. Bilinçaltı filan derseniz; hiç korku filmi izlemem. Sevmem de. Ayrıca günlük hayatımda böyle olaylarla da karşılaşmıyordum.

Paranormal Deneyim:Yaklaşık 3-4 aydır bazı şeyler görüyorum. Mesela bir gün annemin iş yerine giderken eski tahta köprünün yanından geçiyordum. Kafamı çevirdim ve köprünün üst demirlerinden kendisini asmış bir adam gördüm. Öylece duruyordu. Gözlerimi açıp kapadığımda ise yok oldu.

Bir keresinde de edebiyat dersinde içim geçti; daldım. Sonra aniden yerimden zıplayarak uyandım. Çünkü vücudumun önünden bir araba takla atarak geçti. “Son Durak Filmi”ni bilirsiniz belki; aynı onun gibi. Bilinçaltı filan derseniz; hiç korku filmi izlemem. Sevmem de. Ayrıca günlük hayatımda böyle olaylarla da karşılaşmıyordum.

O arabanın takla attığı günün akşamı; annem, evleneceği adamın, öğlen 3 gibi (ki buda benim edebiyat dersi saatime denk geliyor) Eskişehir’e gelirken, arabayla takla atarak öldüğünü söyledi. Durugörü mü, başka bir şey mi bilmiyorum fakat bu beni gerçekten korkutmaya başladı…

Uçan Varlık

O an korkudan ağlamaya başladım. Şok olmuştum. Hareket bile edemiyordum. Sigaramı aşağı attığım gibi içeri koştum. ve belki bir saat ağladım.

Paranormal Deneyim:Hala tüylerim diken diken oluyor korkudan… O gece saat 03:00 gibi balkona çıktım; sigara içmek için. Dışarılarda hiç kimseler yok tabi o saatte. Başımı kaldırdım. Gökyüzüne baktım; hava kapalı mı diye. Ve sanırım güneyden kuzeye doğru geliyordu… Bir ışık fark ettim. Ürperdim. İlk başta ufo filan olabileceğini düşündüm.

Ayağa kalkıp bir daha baktım ve şok oldum. Kanatları vardı; kocaman. Bembeyaz. Ama hayatımda görmediğim kadar beyaz… İnsan silüetinde, insana benzer bir şey… Anladığım kadarıyla boyu uzundu. Bir ara sanki başını bana doğru çevirdi… Bana baktı galiba. Çünkü gözlerini gördüm. Tıpkı insanlarınki gibi iki tane gözü vardı ve parlıyordu.

O an korkudan ağlamaya başladım. Şok olmuştum. Hareket bile edemiyordum. Sigaramı aşağı attığım gibi içeri koştum. ve belki bir saat ağladım. Sadece korku değil, bir ürperti vardı. Ayrıca da garip bir huzur… Neydi, ne gördüm bilmiyorum ama hala içim kötü oluyor, ağlayasım geliyor…

Continue Reading

Paranormal Olaylar

Yatağımın Başındaki Esrarengiz Varlık

Yazacağım olayı bana annem anlattı: Ben yaklaşık 1 yaşındaymışım ve annemler beni kendi odalarında uyuturlarmış. Annem bir perşembe günü…

Published

on

By

Yatağımın Başındaki Esrarengiz Varlık

Yazacağım olayı bana annem anlattı: Ben yaklaşık 1 yaşındaymışım ve annemler beni kendi odalarında uyuturlarmış. Annem bir perşembe günü o sıralar pek meşhur olan mega turnike yarışmasına telefonla katılıp yarışmak için başvuru yapmış fakat gün içerisinde cevap gelmemiş…

O günün gecesi yani perşembeyi cumaya bağlayan gece sabaha karşı annem uykusundan uyanmış ve benim yatağımın başında bir varlık görmüş. Yaklaşık 130 cm boylarındaymış ve beyaz, ortadan ayrılmış uzunlu kısalı saçları varmış. Sakalı yokmuş. Yüzü orta yaşlı bir insanı andırıyormuş ve beyaz bol bir elbisesi varmış. Varlığın başı öne eğikmiş ve başını bana doğru çevirip daha sonra yeniden öne eğiyormuş sürekli. Bunun dışında hiçbir şey yapmamış… Annemle hiç göz göze gelmemişler.

Annem dualar okumaya başlamış fakat varlık bir süre daha orada kalmış. Ardından babamı uyandırmış fakat babam hiçbir şey görmediğini söylemiş. Sonra annemin gördüğü varlık kaybolmuş. Bir süre sonra da sabah ezanı okunmuş… O gece elbette uyuyamamışlar…

Cuma sabahı alışverişe gitmişler ve geldikten sonra merdivenleri çıkarken telefon sesini duymuşlar. Telefona yetişmek için hızlıca çıkmışlar merdivenleri ve yetişmişler. Başvuru yaptıkları mega turnike programından aramışlar annemin katılmaya hak kazandığına dair. Ve yarışmadan o zamanın parasıyla 200 milyon kazanmış…

Continue Reading

Paranormal Olaylar

Cin Çağırma Seansı ve Dedemin Tuhaf Ölümü

“… Yere kuruldular; harfler vs… Ortada da bir fincan. Ben içimden Ayet el Kürsi okudum. Onlar da Besmelesiz dua okuyup kapattılar fincanı. Başladılar sorular sormaya…”

Published

on

By

Ruh çağırma seansı ve dedemin tuhaf ölümü

Bazı insanlar sadece kafalarında çok kurdukları için birtakım şeyler yaşarlar ve kendi kendilerine psikolojilerini bozarlar… Ben kendim de ne olduğunu tam olarak çözmüş değilim dönem dönem sürekli yaşarım farklı şekillerde… Ama nedense ben yaşamaya başladığımda kimseye söylemem. Yakınımda kim varsa o da yaşamaya başlar; öyle anlarım yaşadıklarımın kuruntu olmadığını…

Liseye gidiyordum… Bir bayan, bir de erkek sınıf arkadaşım vardı. Çok samimi, kardeş gibiydik. Ailem çalıştığı için bizim evde toplanır, yer, içer, sohbet ederdik. Okul bittikten sonra da gelirlerdi bizim eve. Aradan bir yıl geçmişti mezun olalı. Bir gün erkek olan arkadaş, “Ruh çağıralım” dedi. Ben istemedim. Diğer bayan arkadaşım “Olur” dedi. Ben “Hayır” diye ısrar ettim. Sonra, baktım olmuyor “Ne haliniz varsa görün! dedim. Kendi hallerine bıraktım.

Yere kuruldular; harfler vs… Ortada da bir fincan. Ben içimden Ayet el Kürsi okudum. Onlar da Besmelesiz dua okuyup kapattılar fincanı. Başladılar sorular sormaya. Gelen varlık, onların sorduğu sorularla alakasız, sürekli benimle ilgili şeyler yazıyordu. “Ne istiyorsun” diyorlar benim ismimi yazıyor filan… Küfür yazıyor… Ben rahatsız oldum. Ne varsa topladım attım, bozdum seans dedikleri şeyi. Dedim “Bir daha böyle bir şey istemiyorum!”

Ertesi gün cumartesiydi. Annem, gece; uykusunda korktu çok. Ben bir şey demedim. Uyandırdım. Aklıma onların yaptıkları geldi. Bir sürü dualar okudum içimden.

Pazar günü tekrar geldiler. Tekrar aynı şekilde, ısrarla yalvar yakar kurdular aynı seans dedikleri şeyi. Yine tepsinin içine harfler kuruldu. Ortada bir fincan; yine iki kişi, ben kenarda… “Bu sefer” dedim “evimde Beslemesiz dua istemiyorum”. “Tamam” dediler. Fincana okuyup kapattılar. Annemler de Alzheimer dedemi memlekete götürmüşlerdi; o gün evde yoklardı.

Her neyse; sorular soruyorlar… Bir kadın cevap veriyor… Harfleri çok hızlı bir şekilde geziyor fincan. Yarı Türkçe, yarı Arapça cümleler dikkatimi çekti. Çok din kitapları okuyordum ben ama o kişinin bu kadar şeyi bilmesi imkansız idi.

Bir anda ısrarla benim oturmamı istedi. Oturdum. Hiç soru sormadan yazıyor yine Arapça-Türkçe karışık. “Deden hasta; ölüyor. Ona dua et. Ruhu uçuyor. Vakti geldi. Ben evliyayım. Sizler ne olmasını istiyorsanız Allah’a ve onun peygamberlerine, onun evliyalarına dua edip isteyin…” gibi cümleler kuruyor. “Deden ölecek, dua et…” filan deyince, benim moralim bozuldu. Kalktım sinirle; dedim “Dedem iyi. Kaldırın şu saçma sapan şeyi yerden!” Yine bozdum attım…

Akşam annemler geldi. Dedem yattı uyudu gelir gelmez. Ertesi gün; annem sabah işe gitmeden dedemin kahvaltısını yaptırmış. Dedem çok erken uyanır, yemek yer, yatardı. Tekrar benimle uyanır, tekrar kahvaltı ederdi. Ben uyandığımda dedem yerdeydi. Kaskatı olmuştu. Gözlerinde beyaz perdeler vardı. Paniğe kapıldım. Annem geldi. Temiz çarşaflarla yeni bir yatak hazırladı ona. (İşyerinden izin alıp geldi bu arada.) İki kişi kaldırıp yatırdık. Başında ağlayarak Kur’an okumaya başladı.

Babamı aramıştık eve gelsin diye. Dedim “Ne oluyor? Nesi var? Gözleri neden beyaz?” Dedi “Deden ölüyor.” Babam geldi. Ambulans çağrıldı. Hastaneye götürüldü. Orada saatlerce bakıldı tüm filmlere. Bir şey çıkmadı. Doktor beyinde bir sorun olduğunu, yaşlı olduğu için masada kalabileceğini söyledi. “Memlekete götürün” dedi.

Götürdük; bir iki hafta orada kaldı. Orada ayaklandı tekrar. Geri getirdik. Bir iki hafta çok iyiydi. Sonra tekrar yatalak oldu. İki üç hafta da o şekilde yaşayıp öldü…

Bu arada; dedem, ölümcül hastalığı sırasında, sürekli ölen kişilerle konuştu. Annesi, babası, ölmüş akrabaları… “Bugün değil yarın gelcem anneciğim. Seni çok özledim. Şimdi çağırma; sen git, ben gelcem…” gibi sabah akşam sürekli konuşuyordu.

Arada kapı ve ayak sesleri geliyordu. Herkes aynı anda, sessiz bir şekilde kapıya bakıyordu. Bir gece; kaldığı odaya doğru çıkan yeşil bir ışık görmüş teyzem. Korkudan kalkıp bakamamış. Yanında yatıyordum ben. Sonra; dedemin odasından sesler gelmeye başlamış. Kuran okuyormuş genç bir erkek sesi. Üst kattaydı dedemin odası. Teyzem beni uyandırıyor dayanamayıp. Ben uyanınca susuyor ses…

Alt kattaki lavaboda; bir dedenin abdest alıp, yukarı çıktığını görmüştüm. Takunya sesi vardı. Yine onun odasına doğru gitmişti. Takunya, çeşme sesini herkes duydu odada. Ama benim oturduğum tarafta kaldığı için buzlu camın ardından dedeyi sadece ben görmüştüm…

Memleketten getirdiğimizde teyzemin evinde baktık. Teyzem, üç çocuğu ve ben. Ablam, dedemin kaldığı odanın yanındaki odada namaz kılmıştı. O sıralar ben de namaz kılıyordum. Dedemin bilinci arada açık, arada kapalı oluyordu. Namazdan sonra dedemin yattığı odaya girdik. “Ben sizi gördüm. Namaz kıldınız” demişti. Farklı bir odada olduğu halde görmüştü bizi…

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler