Connect with us

Anadolu halk inançlarında çocuk isteyip de bir türlü çocuk sahibi olamayan kadın ve erkeklerin, kısırlıktan kurtulmak amacıyla uyguladığı birbirinden ilginç yöntem ve uygulamalar…

Anadolu’nun çeşitli bölgelerine kısırlıktan kurtulmak ve çocuğa kalmak için aşağıdaki çarelere başvurulur:

  1. Üç tane muska yazılır. Biri suya bırakılır; sonra bu su içilir. İkincisi, kadının entarisinin ön kısmına, tam cinsel organının karşısına,
    üçüncüsü de döşeğinin uygun bir yerine dikilir. Kadın ve
    erkek birbirlerini arzulayıp da yattıkları zaman kadın çocuğa kalır.
  2. Kısır kadın, çocuğa kalmak için doğuran bir kadının çocuğunun eşinin üstüne oturur.
  3. Kısır kadın, çok çocuklu bir kadının kocasının ceketini giyip yatar.
  4. Kısır kadın, çok çocuklu bir kadının evindeki kıl çuvalı ile yuvarlanır.
  5. Çocuğu olmayan kadın üç defa deve altından geçer ve deveden biraz tüy alıp, koynunda saklar. Azeri Türklerinde çocuk doğurmak kabiliyetinden mahrum bulunan kadınlar, bu kusuru muhtelif çarelerle bertaraf etmeye çalışırlar. Bunun için “Aşure” günü “İmam Hüseyin” in atının altından geçerler. (Muharremin 10. günü, gündüzün “teşbih” olarak Hazreti Hüseyin’in adına izafeten bir at süslenir). Bu at sihirli kuvvete sahip olup, çocuk doğurmayan kadınlara doğurmak kabiliyetini bahşedermiş.
  6. Çocuğu olmayan kadınlar “Atımı sattım, yanına kulun kattım…” denilerek başka kadınlar tarafından ziyaret etrafında dolaştırılır.
  7. Çocuğu olmayanlar, üzerinde yazı bulunan Sivas, Camii Kebir’deki ikinci direk olan Hızır direğine başvururlar.
  8. Çocuğu olmayanlar Ahmet Turan (Sivas yakınında, Soğuk Çermik’te), Çeltek Baba (Çeltek köyünde), Karacalar (Ulaş bucağında), Kurtbaba (Kurtlapa köyünde), Tekke (Zara yakınında) v.b. tekkeleri ziyaret ederler.Kısır kadınların çocuğa kalabilmek için, kutsal bilinen yerler çevresinde dolaşmaları ve kutsal şeylere dokunmalarına başka ülkelerde de rastlanmaktadır. Örneğin Fransa’da çocuk isteyen kadınlar, Chapelle’deki sütunlardan birinin çevresinde üç kez dönerler. Yine Fransa’da çocukları olmayan karı-koca Siamandre isimli kayaya sürünürler. Belçika’da ise, kısır kadınlar, ayaklarını kutsal Saint Remaele’nin ayaklarına değdirirler.

Yukarıda sıralanan âdetleri kuvvet kaynakları bakımından iki gruba ayırabiliriz: birinciler kutsal bilinen yazılardan, mâbetlerden, doğa unsurlarından ve hayvanlardan (I, 5, 6, 7, 8), ikinciler ise doğurganlık özelliğine sahip olan kaynaklardan (2, 3, 4) sağlanmaya çalışılmaktadır.

(1) numaralı işlemde, muskada var olduğu tasavvur edilen doğurganlık sağlayıcı kuvvetin kısır kadına temas yolu ile geçmesi söz konusu edilmektedir. Kadın suyu içmekle, muskadan suya geçmiş olan doğurganlık kuvvetini doğrudan doğruya kendine geçirmiş oluyor. Muskayı cinsel organına yakın bulundurmakla, etkiyi en önemli bölgeye yöneltmiş oluyor; muskayı yatağa dikmekle de, üzerinde cinsel yakınlaşmanın geçeceği bir şeyi majik güç ile temas aracı yapmış oluyor. Dikkat edilirse, bu uygulamada üçlü bir tedbir göze çarpmaktadır. Böylece etki dozajı artırılıp, arzulanan çocuğa bir an önce kavuşmak istenmektedir.

(2, 3, 4) numaralı uygulamalar, doğurganlık özelliğini taşıyan kimselerle ya da bu özellikle her hangi bir şekilde bağlantısı olan şeylerle temasa gelmeyi hedef tutmaktadır.

Deve, Peygamberin binek hayvanıdır; İslam aleminde de kutsal bir hayvan olarak tanınır. (5) numaralı pratik, devenin bu özelliğinden yararlanmakta ve sempati büyüsünün temas ilkesini yerine getirmektedir. Devenin altından üç kez geçmekse, üç rakamının büyüsel kudretine olan inançtan ibarettir.

(7, 8) numaralı uygulamalar, kutsal olarak kabul edilen kuvvet kaynaklarıyla temasa gelip, onlardan olumlu yönde yarar sağlamak istemektedir. Hızır’ın sıkıntılı kimselerin yardımına koşan mitolojik karakteri, (8) numaralı pratiğin bünyesinde yer alması için yeterli
bir sebep olmuştur.

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir