Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Kısa Cin Hikayeleri “Annemin Kılığına Giren Cin”

Anlatıcıları tarafından gerçekten yaşandığı iddia edilen dört kısa cin hikayesi. Okuyacağınız yaşanmış cin hikayelerinin başlıkları ise şöyle: “Resim”, “Her Şey Nişanlanmamla Başladı”, “Annemin Kılığına Giren Cin”, “Misafirler Gitti mi”. Keyifli ve korku dolu okumalar dileriz…

Anlatıcıları tarafından gerçekten yaşandığı iddia edilen dört kısa cin hikayesi. Okuyacağınız yaşanmış cin hikayelerinin başlıkları ise şöyle: “Resim”, “Her Şey Nişanlanmamla Başladı”, “Annemin Kılığına Giren Cin”, “Misafirler Gitti mi”. Keyifli ve korku dolu okumalar dileriz…

Cin Hikayesi 1: Resim 

Size başımdan geçen inanılması güç bir olayı anlatacağım… O sıralar 18 yaşındaydım. Evde tek başıma kalıyordum. Bizim daire dördüncü katta olduğu için pencerem sonuna kadar açık, odamda resim çiziyordum. O anda aklıma önceden seyrettiğim bir korku filmi geldi. Bir anda ürpermiştim. O korku filminde olanların benzerlerinin başıma geleceğinden habersizdim. 

Mutfağa bir bardak su almaya gittim. Odama dönerken; arkadan bir elin omzuma dokunduğunu hissettim. Kapıldığım ani korkununun etkisiyle bardağı fırlatıp odama koştum. “Ne olur yardım edin!” diye kendi kendime mırıldanıyordum. Mırıldanıyordum çünkü korkudan bağıramıyordum. Sesim en fazla bu kadar; sadece mırıltı denebilecek bir seviyede çıkıyordu. Dördüncü katta olmamıza rağmen penceremden tıkırtılar geliyordu. Bense o esnada odamın bir köşesinde, dizlerimin üstüne çökmüş ağlıyordum. 

Biraz olsun sakinleştikten sonra dışarı çıkmaya karar verdim. O sırada masanın üzerindeki resim dosyalarında garip bir resmin çizili olduğunu fark ettim. Oysa ben öyle bir resim çizmemiştim! Korkudan neredeyse delirme safhasına gelmiştim. Odamın kapısını açmamla kendimi dışarı atmam bir oldu. Sanki apartmanda benden başkası oturmuyormuş gibi geliyordu. Gece saat 01:00  civarlarıydı. Sokakta kimsecikler yoktu. Bense sokakta pijamalarımla ne yapacağımı bilmez halde yürüyordum. Sonra ilerde birkaç kedi belirdi. Sanki beni takip ediyor gibi peşimden geliyorlardı. Nedense kedilerin bana saldıracağı düşüncesine kapıldığım için koşarak kaçmaya başladım. Etrafta benden başka kimse yok gibiydi ya da bir şekilde ben göremiyordum.

Sabaha karşı, Güneş yeni yeni doğarken kendime geldim. Odamdaydım. Pencerem ardına kadar açıktı. Gördüklerimin rüya olduğunu düşündüm doğal olarak… Fakat pijamalarımın kirli olduğunu fark ettim. Ayrıca sağ ayak bileğimde de çizikler vardı. Kedilerin pençe izleri gibi…  O günden sonra bir daha hiç resim çizmedim. 

Cin Hikayesi 2: Her Şey Nişanlanmamla Başladı

Anlatacağım olayları yaklaşık 6 aydır yaşıyorum. İşaretler, gerçekler ve rüyalar.  Cinler… Evet; bunlar gerçekten var ama siz korktukça, zayıf göründükçe size musallat oluyorlar… Bundan altı ay kadar önce nişanlandım. Şu an evliyim. Her şey nişanlanmamla başladı. Gece, ablamla yatarken kırmızı, küçük bir ışığın tavanda gezindigini fark ettim. “Araba ışığıdır” diye önemsemedim. Fakat bana ısrarla bir şey anlatıyor gibiydi. Kalktım, ışığs doğru yürüdüm. Ben yürüdükçe o da ilerledi ve balkona kadar çıkardı beni. O sırada babam namaz kılmak için kalkmış ve beni demirlerden atlamak üzereyken tuttu. 

Bu ilkti. Sonraki günler daha da kötüleşti… 39 kiloya kadar düştüm çünkü yemek yememi istemiyorlardı. Evlenmek üzere olduğum için beni hiç rahat bırakmadılar. Bir gün evde televizyonun karşısında uyuyakalmıştım. Yanıma birinin yattığını hissettim. Ensemde nefes alışını hissediyordum. Anladım… Korkudan terlemiş, su gibi olmuştum gözümü açtığımda. Koşarak kapıya gittim. Kapının kilidini açtıka daha da kilitlendi. O nefes yine arkamdaydı. Siyah bir el kapının kolunu tuttu. Felak suresini okumaya başladım. Çığlıklarıma bütün apartman geldi. 

Sonra bir sürü doktor, hastane ve en son tedavi için Bakırköy’ü önerdiler. Unutmayın; o hastanelerde yatanların çoğuna cinler musallat oldu. Tıbbın çaresiz kaldığı hastalık sara ve epilepsiye bu kadar sık rastlanılması tesadüf değil. Şu an evliyim ve onlar hala benimle…

Kısa Cin Hikayesi 3: Annemin Kılığına Giren Cin

O zamanlar 17 yaşımdaydım. Babam vardiyalı çalışıyordu. Annemse gündüzleri. Bir gün; okuldan eve yeni dönmüştüm. O dönem çok çalışıyordum. Sınavlar beni çok yormuştu. Eve geldiğimde babam gece vardiyasindan dönmüş, o yorgunlukla kendini kanepeye atmıştı. Ben de mutfağa geçip yiyecek bir şeyler hazırladım. Babamı da uyandırmak istedim fakat öyle derin uyuyordu ki seslendiğim halde beni duymadı. 

Yemeğimi yedim. Tam duşa girecekken kapı çalındı. Açtım; annemdi. Saat öğlen ikiye geliyordu. Annem “İşten izin aldığını, başının çok ağrıdığını” söyledi. Ben de o sıra duşa girdim. Duşumu aldıktan sonra giyinirken içerden tuhaf tuhaf sesler geliyordu. Köpek hırıldaması gibi ürperticiydi. “Anne!” diye seslendim; cevap gelmedi. Sonra; evimizin kapısı kapandı. Banyodan çıktığımda annemin evde olmadığını fark ettim…

Komşuya gittiğini düşündüm. Derken akşam oldu. Babam da uyandı. Yemek hazırlaması için annemi bekliyordu. Kapı çalındı. Annem gelmişti. “Neredeydin?” diye sordum. “İşteydim kızım. Nerede olacağım?” demez mi! Annem işteyse gündüz eve gelen kimdi peki?! Anneme hemen durumu anlattım. İnanmadı. “Tabi sınavların var; çok çalışıyorsun kızım.” deyip, alaycı bir tebessüm etti.

Belki de annemin gerçekten haklı olduğunu düşünebilirdim ancak banyoda giyinirken duyduğum hırıldama sesleri geldi aklıma ve iyice korkmaya başladım. Aradan birkaç gün geçti… Aynı o günkü gibi okuldan geldim ama olayın etkisi hala üzerimdeydi. Babam uyuyordu yine ve annem işteydi. Mutfağa geçtim. Yine kapı çalındı. İçimde kötü bir his… Kapıyı açtım; annemdi… Öyle korkmuştum ki ayaklarına bakma cesareti bile bulamadim kendimde. “Ne bakıyorsun kızım öyle? Çekil de soluklanayım azıcık!” dedi. 

Odaya geçerken fark ettirmeden ayaklarına bakmaya çalıştım ama eteği çok uzundu. Ayaklarını göremiyordum. Kendimi mutfağa attım. Babamı uyandırırsam, annem gibi görünen bu şeyin bana kötü bir şeyşer yapabileceğinden korktum. Annem olmadığına emindim çünkü annem mümkün değil cuma günleri izin alamazdı işyerinden. Mutfakta elim ayağıma dolandı. Ne yapacağım diye dört döndüm. Odanın kapısını kapattığını duydum ve yemek hazırlıyormuşum gibi yapmaya başladım.

Mutfağın girişinde beni seyrediyordu. Ben yüzüne bakmıyordum ama bana baktığını, izlediğini hissedebiliyordum. Kalbim yerinden fırlayacaktı sanki. Korktuğumu anlamasın diye “Eee, anne nasıl geçti günün?” dedim ve yüzüne baktım. Bakmaz olaydım! O nasıl bir yüz! Gözleri ceviz büyüklüğünde, gri, kaşları yoktu, ağzı düzdü, dudakları yoktu, burnu yanlamasınaydı… O şeyi görmemle bayılmışım.

Kendime geldiğimde gitmişti. Babamın sesine uyanmışım sanırım. İçeri girdim hemen babama olanları anlattım.  İnanmadi tabii ki. Eve geldiğinde anneme de anlattım. Annem, babamla “Bu kızı psikiyatriste mi götürsek acaba?” diye konuşmaya başladı. Doğrusu ben de artık akıl sağlığımdan şüphe etmaya bailamıştım. Ama gördüklerim hayal değildi. Hepsi gerçekti. Çünkü daha önce böyle şeyler yaşamadim. İlk kez geldi başıma. Korku filmi bile izlemeyen bir insandım. 

Bir süre sonra konu kapandı. O olaydan sonra bazen telefonlar geliyordu. “Kızım, gel; parktayım. Alışveriş yaptım. Poşetleri taşımama yardım et.” derdi. Neredeyse yıl boyunca korkudan dışarı ıkamadım. Kapının dürbününden bakmadan kapıyı açamadım. 

Böyle şeyler insanın başına gelebiliyor…  İnsanın aklını yitirmesine bile neden olabilir. Aklı yerinde olmayan birini izleyin; sürekli birileriyle konuşur gibi hareketler yapar. Bağırır, korkar, el kol hareketleri yapar… Bence o insanların çoğu bizim görmediğimiz varlıkları gördükleri için o durumdalar…

Neyse… Bir süre sonra o evden taşındık. Birkaç yıl sonra babamı kaybettim. Şu an normal hayatıma devam ediyorum. Allah kimsenin başına vermesin bu tür olayları…

Cin Hikayesi 4: “Misafirler Gitti mi?”

Annemin bir arkadaşı vardı. Adını vermek istemiyorum. O kişiye üç harfliler (cinler) musallat olmuştu. Bir gün bu kadın bizde yatıya kaldı. Bir ara gündüz vakti uykusu geldiği için içeri; odaya gidip, uyudu. Annem de markete çıktı. Ben de bilgisayarda oyun oynuyordum. Annem geldi. Mutfakta, marketten aldığı malzemeleri dolaba yerleştirmeye başladı. Sonra annemin arkadaşı uyandı. “Misafirler gitti mi?” dedi. Ben “Ne misafiri?” diye sordum. O içerde uyurken dört tane, beş-altı yaşlarında kız çocuğunu oynarken görmüş. Misafir sanmış. Annem anladı. Kadına dedi ki “Ayaklarını gördün mü?” Kadın da “Misafir çocuğu sandım, bakmadım.” dedi. Kadına zaten böyle kılıklarda birkaç kere gelmişler.

Yaşanmış Kısa Cin Hikayeleri
Yaşanmış Kısa Cin Hikayeleri
Yaşanmış Kısa Cin Hikayeleri

Advertisement
Click to comment

Soru Sor - Fikrini Yaz