Connect with us

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cin Vakası: “Bu Ev Sahiplenilmiş”

Eski Bir Rum Evi

Bundan birkaç sene kadar önce babamın memur olması nedeniyle Giresun’a taşındık. Giresunlu olan var mı bilmiyorum ama bildiğiniz gibi Karadeniz bölgesinde eskiden Rumlar , Ermeniler ve diğer unsurların yerleşimleri varmış. Biz Giresun’da Rumlardan kalma (restore edilmiş) bir eve kiracı olarak yerleştik. Evi anlatmam gerekirse: İki katlı, bahçeli, kuyulu; bahçesinde iki incir ağacının yanı sıra muhtelif meyve ağaçları da bulunan güzel bir yerdi. Sanırım Rumlar gittikten sonra devlet bu evlere el koyup, Türklere vermiş. Haliyle mahalleli de evleri zamanla restore etmiş.

Evde Yalnız Kalıyordum

Neyse, eve taşındık. Ailemiz üç kişiden müteşekkil. Babam, işlerinin yoğunluğundan dolayı eve pek uğrayamıyordu. Annem ise öğretmen olduğu için ben çoğunlukla evde yalnız kalıyordum. Üniversite sınavlarına tekrar hazırlanmakla meşguldüm o dönemler.

Biri Beni mi İzliyor

Evde tek başıma takılırken bir izlenilme hissine kapılıyordum. Sanki böyle kapıdan birisi bana bakıyormuş gibi geliyordu. Ateisttim ve bu tür durumları psikolojiye ve yeni taşınmamıza bağlıyordum. Bir gün evde akşam yedi sularında kapı çaldı (Eski evlerin kapılarında tokmak olur tahtadan onu birisi vurdu kapıya). Kapıyı açmaya gittiğimde kimse yoktu. Bahçeye çıktım.

Ateist Olduğum İçin Dua Etmedim

“Acaba birisi mi çalıp kaçtı?” diye bakarken açık bıraktığım evin kapısı şiddetle geri kapandı. Ortada hiç rüzgar filan yoktu. Zaten kapı çok ağır, tahtadan bir kapıydı yani böyle çok şiddetli bir biçimde çarpması için hiçbir neden yoktu. Ben hafiften ”Ne oluyor lan ” moduna geçmeye başladım. Ateist olduğum için herhangi bir dua falan etmedim ve evi incelemeye başladım.

Duvarlarda İbranice Yazılar

Evin alt katında (Eski evlerde bilenler bilir büyük kilerler vardır.) kilere indim. Biz o zamana kadar pek incelememiştik alt katları. Duvarlarda kazınmış garip  yazılar vardı. Sonradan İbranice olduklarını öğrendik. Fotoğrafını çekip üniversitede İbranice bölümünde master yapan bir arkadaşıma gönderdim. Arkadaşım bunun ne olduğunu tam olarak çözemediğini ancak bunun dini bir şey olduğunu, bir hahama sorması gerektiğini söyledi. Ben de anneme konuyu açtım. Annem Müslüman olduğu için hemen tabi Kuran okumalara başladı. Babam eve hoca getirdi. Hoca bir muska yazıp hiçbir şeye dokunmadan gitti.

Yılan Tıslaması Gibi Bir Konuşma

Sonraki bir ay boyunca yine izlenme hisleri yaşadım. Arkadaşım da olmadığı için kimseye derdimi anlatamıyordum. Liseden arkadaşım olan ve İlahiyat okuyan Rümeysa’ya durumu telefonda anlattım. O da “Şu sureleri oku atlatırsın” dedi. İnsan çaresizlikten ne yapacağını şaşırıyor. Abdest aldım. İman ettim. Sonra başladım sureleri okumaya. Okurken sanki içimden bir şey beni engelliyor ve uykumu getiriyordu. Ben biraz dayanıp okumaya devam edince içeriden bir fısıltı geldi. Ciddi manada kafayı yemiştim artık. Evin geniş salonundan çok iyi duyduğum bir yılan tıslaması gibi bir konuşma gelmişti. Odamın kapısını kilitledim. Sinirlerim bozuldu; başladım ağlamaya. O gün de annem ve babamı sabah dedemlere; Ankara’ya yolcu etmiştim.

Korku Had Safhada

Evde tektim. Hemen internete girip vakit geçirmeye başladım. Kafamı dağıtacak şeyler yapmaya çalışıyordum. İçimdeki ürperti bir türlü gitmiyor gittikçe şiddetleniyordu. O stresle uyumuşum. Gece (Yalan olmasın saati tam hatırlamıyorum) saat 1-2 gibi camıma taş geldi. Taşın cama çarpma sesiyle uyandım. Evde elektrikler gitmiş ve dışarıda yağmur yağıyordu. Öncelikle bunu taşa değil de yağmura yormalıyım diye düşündüm. Sonra elektrikleri kontrol ettim. Bizim ev hariç karşı evlerin (Karşı ev diyorum ama en yakın evle bile aramızda bayağı mesafe vardı.) elektrikleri yanıyordu. Sigortalara bakmaya elimdeki telefonun feneriyle, aşağıya indim. Tabi korku hat safhada.

Böyle Şeyler Filmlerde Olur

Kendi kendime moral veriyordum ”Ya olum yeni taşındığın için psikolojin bozuldu. Böyle şeyler anca filmlerde olur.” diye geçiştiriyordum ama izlenme duygusu hiç yok olmuyordu. Aşağı kilere inip sigortaları kontrol ettim. Ana sigortayı birisi aşağı indirmişti. Ben haliyle sigortayı yukarı kaldırınca kilerin ışıkları da yandı. Şöyle bir etrafı kolaçan ettim; bir şey yoktu. Kilerin kapısını kapayıp tam yukarı çıkacakken tekrar sigorta attı. Tırstım haliyle! Gidip tekrar yukarı kaldırdım ama kaldırmaz olaydım!

Kapıda Rahibe Gibi Bir Kadın

Kaldırdığım anda ışıklar yanınca kapıya doğru baktım. Kapıda rahibe gibi bir kadın duruyordu. Beni görünce merdivenlerden yukarıya doğru çıkmaya başladı. Şok olmuştum ”Lan ne oluyor?! ” demeye kalmadan deli cesaretiyle hemen arkasından koştum fakat tahmin edebileceğiniz gibi hiçbir şey yoktu. Hemen üstümü başımı değiştirip tüm eşyalarımı alıp evi terk edip bir otele yerleştim.

Babam Hoca Getirecekti

Otele yerleştikten sonra ailemi arayıp olanları anlattım. Onlar da hemen geleceklerini söylediler. Otelde rahattım. Takip edilme hissi yoktu. Ailem gelince tekrar geri eve gittik. Babama olanları anlattım. Babam da Ankara’da bulunan çok alim bir hocayı getireceğini, bu süre zarfında evde anneme göz kulak olmamı tembihledi. Ekonomik sıkıntılarımız olduğu için otele gidip uzun zaman kalamazdık. Babam gitti biz annemle yalnız kaldık.

Ayna Aniden Patladı

Evde sürekli bir şeyler geziniyordu ama neydi bilmiyorduk. Annem bir gün Kuran okurken yatak odasındaki büyük ayna tuzla buz olarak patlamıştı! Evet, bildiğiniz patlamıştı! Ne çatlama, ne bir şey… Bildiğiniz ayna yok olmuştu. Annemin çığlığıyla odaya koştuğum vakit gördüğüm manzara karşısında nutkum tutulmuştu. Doğruca şokta olan anneme su getirdim ve kendi odama kadar refakat ettim. Kendi odamızda annemle olanları tartışırken içeriden bir başka parçalanma sesi geldi. Ankara’dan getirdiğimiz büyük taşlı-camlı olan bir avizemiz parçalanmıştı. Annemle birbirimize sarılarak dualar ede ede uyumaya çalıştık. Allah’tan o gece başımıza bir şey gelmedi ancak oradaki varlıkların bizi orada istemediklerini biliyorduk.

Burası “Cin”lerin Evi

Babam hocayla birlikte geldi. Hoca gayet modern bir hocaydı. Takım elbiseli, gayet kibar konuşan birisiydi. Yani pek öyle filmlerde gördüğümüz tiplerden değildi. Ancak daha içeri girer girmez “Burası cinlerin evi” dedi. Biz şoktaydık. Taşındığımız, para harcadığımız bu ev bizim değil cinlerinmiş. Adam doğruca incir ağaçlarının olduğu yere gidip, birkaç dua yazdı ağaca sapladı (Ne olduklarını bilmiyorum.)

Bu Bir “Büyü”dür

Hocaya olanları anlattım. Hoca ”Evladım, burası sahiplenilmiş bir ev. Buraya vakti zamanında güçlü bir cin grubu yerleşmiş.” dedi. O sırada evin içine girer girmez kilere gitti, yazıları okudu. Hoca İbranice, Arapça ve Farsça’yı çok iyi konuşuyordu. Hemen yazıyı bize de okudu. “Bu bir büyüdür.” dedi. Taşa kazınmış yazıların üstüne bir kaç şey okuyup, bazı bilmediğim maddeler sürdü. O sırada annem, yukarıda hoca geldiği için yemek hazırlıyordu.  Annem ocağı yaktığı vakit ocağın altında olan (mermi geçirmez denen ) kalın cam, annemin suratına patlamıştı. Annemin çığlığını duyunca “Artık yeter!” deyip, yukarıya koştuk ki annemi can havliyle yerde yatarken gördüm. Doğruca hastaneye kaldırdık. Babam hastanede annemle kaldı. Ben de hocayla eve tekrar döndüm.

Yanımdan Geçen Gölgeler

Hoca bana yolda ”Evladım bu tür varlıklardan korkma. Seninle iletişim kurarlarsa konuşma. Göz göze gelme hatta hiç bakma, duaları oku…” gibi tavsiyeler veriyordu. Hocanın işinin ehli olduğunu bildiğim için bana da bir güven gelmişti veya alışmıştım sanırım. Evin bahçe kapısından adım atar atmaz evin ışıklarından birisi yanıp söndü. Hoca İbranice bir şeyler okuyor, sanki normal sohbet eder gibi birileriyle konuşuyordu. Ben yanımdan geçen gölgeleri artık iyice hissediyordum.

Ateş Gibi Yanan Gözler

Arkanızdan bir köpek geçtiğinde nasıl hissediyorsanız bir şeyin geçtiğini de hissediyorsunuz. Hoca bu sefer yanıma gelip korkmamamı tembihledi. Tam o sırada evin camlarının hepsinde kıpkırmızı ateş gibi yanan gözler gördüm. Gözler öyle büyülüyordu ki insanı sanki başka bir boyutun içine dalmış gibi hissediyordunuz. Tabi bakmamam gerektiğini hatırlayıp yine yerimde durmaya başladım.

Bir Şey Beni Arkadan İtti

Hoca eve tek başına girdi. Evden gürültü patırtı, çağırışlar gelmeye başladı. Evin bazı camlarının çatladığını gördüm. Hoca içeride sanki bir savaş veriyor gibiydi. Tam o sırada birisi arkamdan beni sertçe yere itti. Bu öyle bir güçtü ki anlatmam mümkün değil. Yere yığılmamla üstüme bir ağırlık çöktüğünü hissettim. Evet sanki üstüme birisi oturmuştu. Hoca evden çıktı. Yine İbranice olarak bana doğru bağırarak bir şeyler söyledi. 1-2 dakika sonra ağırlık yavaş yavaş üzerimden kalktı ama ben gözlerimi açıp ne olup olmadığına bakmak istemiyordum. Açıkçası birisi bana kaç dese ardıma bakmadan kaçacaktım. Hoca tekrar eve girdi.

Bu Ev Sahiplenilmiş

Ben dışarıda dua ederken hoca çıktı. Bazı muskalar yazıp, evin çeşitli yerlerine koyduğunu söyledi. Hocanın üstü başı yırtık içindeydi. Pantolonu diz hizasından yırtılmıştı. Sanki evin içerisinde bir şeylerle kavga etmiş gibiydi. Dışarı çıkıp elini yüzünü yıkadı. Sonradan bizimle yaptığı görüşmede bu evin sahiplenilmiş olduğunu, bu büyüyü yapanın, zamanında evini terk etmek zorunda kalan bir papaz olduğunu anlattı. Büyüyü kendisinin bozamayacağını, İstanbul’dan başka bir hocanın bozacağını söyledi. Sonra bize dönüp ”Hoca çağırmayın, siz bu evden taşının ” dedi. Biz de bankadan kredi çekip bir apartman dairesine taşındık. Ve olaylar kesildi.

Papaz Büyüsü

İbranice bilen arkadaşımdan hamamın cevabını öğrendim: Haham bunun cin büyüsü olduğunu söylemiş ve başından savmıştı. Sonra merak edip evin geçmişini araştırmaya başladım. O ev devrin papazlarından birine aitmiş. Daha doğrusu papazların lojmanı gibi bir işlevi varmış. Müslümanlarla mübadele olununca da bazıları evlerini büyüleyerek gitmişler. Sonra yerel imamlara da konu hakkında başvurunca o tarz eski mahallelerde bu tarz olayların yaşandığını ancak müdahale edemediklerini söylediler.

İlaca Başladım

Ev ise tekrar kiralık olup, yeni kiracısını beklemeye başladı… Annem geçirdiği bu olaylardan sonra psikolojik destek aldı. Ben de ilaca başladım. Benim de başımdan böyle bir şey geçti… Filmlerden izlediğimiz şeylerin bazen gerçekleşebileceğini görmek , ve bunu ateist iken görmek kadar acı bir şey yok…

Advertisement
Click to comment

Soru Sor - Fikrini Yaz