Connect with us
aile saadeti aile saadeti

Dualar

Eşini Kendine Bağlamak ve Aile Saadeti İçin Dua

Eşler arasındaki geçimsizliği düzeltmek bozulmuş olan
yuvanın saadetini temin etmek veya her hangi bir tesir altında zevcini veya zevcesini terk eden, sevmeyen, kaçan çiftlerin birleşmesi için dua, kocayı kendine bağlamak için dua, eşini kendine bağlamak için dua, bağlama duası, bağlama büyüsü…

Published

on

Eşler arasındaki geçimsizliği düzeltmek, bozulmuş olan
yuvanın saadetini temin etmek veya her hangi bir tesir altında karısını veya kocasını terk eden, sevmeyen, kaçan çiftlerin birleşmesi için dua, kocayı kendine bağlamak için dua, eşini kendine bağlamak için dua, bağlama duası, bağlama büyüsü…

Eşler arasındaki geçimsizliği düzeltmek, bozulmuş olan
yuvanın saadetini temin etmek veya her hangi bir tesir altında karısını veya kocasını terk eden, sevmeyen, kaçan çiftlerin birleşmesi ve barışması ve yuvanın tekrar kurulup yürümesi maksadı ile aşağıda yazılı Fatiha-i Şerif’in duasını iki nüsha olarak yazıp veya yazdırıp birini üzerinde taşıyan ve diğerini siyah bir ibrişimle rüzgâra maruz bir mahalle asan kimse kısa bir zamanda arzu ve muradına erer.

Dualar yazıldıktan sonra üzerlerine 101 defa sure-i Fatiha,
yedi kere de yazılmış olan dua okunur. Yazarken ve okurken güzel kokulu bir buhur yakılmalıdır:eşlerin iyi geçinmesi için duaeşlerin iyi geçinmesi için duaeşlerin iyi geçinmesi için dua

Okunuşu:

eşlerin iyi geçinmesi için duaeşlerin iyi geçinmesi için dua

Filan bin filane yerine sevmesi istenen kimsenin ismi
yazılacak. Meselâ Mehmed bin Fatıma diye yazdığımız zaman Fatmanın oğlu Mehmet diye yazmış oluruz. Arapçalarda matlubun adı evvel, annesinin ismi sonra gelir. Li fiilânete binti fülânete dediğimiz yere de sevilmesini isteyen hanımın ismi kızı kelimesi yerine binti daha sonrada anne sinin ismi yazılır. Meselâ: Hatice’nin kızı Sevim için yazılıyorsa Sevim binti Hatice diye yazacağız. `

Aldatan Kocayı – Eşi Zinadan Men Etmek İçin Dua

Aşk Büyüsü Bağlama Büyüsü

Büyü Nasıl Bozulur Büyü Bozma İçin Yapılması Gerekenler

İstihare Duası ve Uygulama Yöntemleri

Dualar

Altını Islatan Çocuğa ve Kolay Doğum İçin Dua

Yatağa işeyen veya altını ıslatan bir kimseden bu illetin kesilmesi için veya doğum sancısı çeken bir kadının kolayca doğurabilmesi için dua.

Published

on

By

Altını Islatan Çocuğa ve Kolay Doğum İçin Dua

Yatağa işeyen veya altını ıslatan bir kimseden bu illetin kesilmesi için veya doğum sancısı çeken bir kadının kolayca doğurabilmesi için dua.

Yatağa işeyen veya altını ıslatan bir kimseden bu illetin kesilmesi için
veya doğum sancısı çeken bir kadının kolayca doğurabilmesi için: Aşağıdaki mübârek vefkı şerîf yazılarak altını ıslatan yahut da kolay doğum yapması arzu edilen kişinin sağ kolunun pazusuna bağlanır ise fevkalâde tesiri
görüleceği haber verilmiştir.

Altını Islatan Çocuğa ve Kolay Doğum İçin Okunacak Dua

Altını Islatan Çocuğa ve Kolay Doğum İçin Dua
Altını Islatan Çocuğa ve Kolay Doğum İçin Okunacak Dua

Ümmü Sübyan Nedir Nasıl Korunulur

Continue Reading

Dualar

“Diş Ağrısı”na Karşı Okunacak Dua

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “diş ağrısı”na iyi gelir diyerek okunmasını tavsiye ettiği dua, Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu….

Published

on

By

Diş Ağrısına Karşı Okunacak Dua

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “diş ağrısı”na iyi gelir diyerek okunmasını tavsiye ettiği dua, Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve ilgili uygulamanın yapılış usulü.

Diş ağrısı tıbbi sebeplerden kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Bu sebeple doğal olarak çözümü de öncelikli olarak ilmi uygulamalar gerçekleştirilerek sağlanmalıdır. Ancak muhtelif sebeplerden dolayı bu imkanı olmayanlar için geçici de olsa bazı manevi çözümler olduğu haber verilmiştir. Aşağıdaki dua da bunlardan biridir.

“Diş Ağrısı”na Karşı Okunacak Dua

Diş Ağrısına Karşı Okunacak Dua
Diş Ağrısına Karşı Okunacak Dua

Türkçe Okunuşu: İnnemâ emruhâ izâ erâde şey’en en yekule lehü kün feyekun. Fe sübhânellezî bi yedihî melekutu küllü şey’in ve ileyhi turceun.

Yüce Peygamberimiz şöyle emir buyurmaktadır: “Ağrıyan dişinin üzerine şehâdet parmağını koy ve Yâsin süresinin son âyetini oku. Biiznillâh şifâ bulursun.”

Okuma 7, 11, 21 kere olabilir. Halis niyetle okunursa diş ağrısına iyi geldiği haber verilmiştir.

Continue Reading

Dualar

Al-i İmran Suresinin Esrarı 

Al-i İmran okuyan kimseye kıyamet günü Sırat üstünde okuduğu her bir ayetin karşılığında emniyet verilir. Melekler ise mağfiretini isterler.

Published

on

By

Al-i İmran Suresinin Esrarı

Al-i İmran okuyan kimseye kıyamet günü Sırat üstünde okuduğu her bir ayetin karşılığında emniyet verilir. Melekler ise mağfiretini isterler.

Al-i İmran Suresi

Al-i İmran suresi 200 ayetten müteşekkildir. Nüzul yeri Medine’dir. Adını, 33-34. âyetlerde bahsedilen ve “İmran Ailesi” anlamına gelen “Âl-i İmran” kelimesinden almıştır. Sureye Kenz, Eman ve Tayyibe gibi isimlerin yanı sıra, seherlerde istiğfar edenlerden bahsettiğinden Suretü’l-İstiğfar ve hidayet nurunun parlaklığı sebebiyle de Zehra isimleri de verilmiştir. Mushaf tertibine göre 3, nüzul sırasına göre 89. suredir. Büyük ihtimalle Bedir savaşından sonra başlayarak hicretin 9. senesine kadar peyderpey inmiştir. Kuranı Kerim’in Bakara suresinden sonra ikinci en uzun suresidir.

İsmi Azam Ayetleri

Bismillahirrahmanirrahim. Ve ilahüküm ilahün vahıd. La ilahe illa hüverrahmanür rahıym. (Bakara: 163) Allahü la ilahe illa hüvel hayyul kayyum. (Al-i İmran: 2 

Manası: Hepinizin ilahi bir olan Allah’tır. Ondan başka ilah yoktur. O hem Rahman hem de Rahim’dir. Başka ilah olmayan Allah; Hay ve Kayyum’dur.

Resulü Ekrem (s.a.v.) buyuruyorlar ki: “Hiç şüphe yoktur ki bu iki ayet İsmi Azam’dır.” Allah resulü buyuruyorlar ki: “İki beyaz güller bahçesini okuyunuz. Bu bahçeler Bakara ve Ali İmran sureleridir. Bu iki sure kıyamet gününde birer beyaz bulut yahut da beyaz mermer kitlesi gibi okuyucularının üzerinde durur da mahşerin şiddetli hararetine karşı üzerlerine gölge düşürür. Serinlik vesilesi olurlar.” 

Okuyana Kıyamete Kadar İstiğfar Edecek Melekler

Al-i İmran Suresi 18. ayet
Al-i İmran Suresi 18. ayet

Bismillahirrahmanirrahim. Şehidallahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ülül ılmi kaimen bil kıst. La ilahe illa hüvel azizül hakim.

Manası: Allah ve melekler ve ilim sahipleri şehadet ederler ki ondan başka adl ile kaim ilah yoktur. Mülkünde kuvvetli hikmet sahibi ancak odur. 

Resulü Ekrem bu ayeti kerimeyi okuyan kimse için “Cenab-ı ecelli Ala 70 tane melek yaratır. Kıyamete kadar onun için istiğfar ederler. O kimsenin affını isterler.” buyurmuşlardır. 

Zenginlik Mülk ve Saltanat İçin

Al-i İmran Suresi 26. ayet
Al-i İmran Suresi 26. ayet

Bismillahirrahmanirrahim. Kulillahümme malikel mülki tü’til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşaü ve tüzillü men teşaü bi yedikel hayr, inneke ala külli şeyin kadir.

Manası : De ki ey mülkün sahibi Allah’ım! Dilediğine mülk verirsin dilediğinden de mülkü çeker alırsın ve dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır yalnız senin elindedir. Muhakkak ki sen her şeye kadirsin. 

Fazileti: Ali İmran’daki bu ayet, İsmi Azam’dır. Onunla dua edildiği vakit kabul edilir. Bir kimse bu ayeti kerimeyi sonuna kadar okumayı adet haline getirirse o kimse mülk ve Saltanat sahibi ise Cenabı Hak o kimsenin mülk ve saltanatını her türlü tasalluttan korur. İşleri düzene girer. Mülk ve saltanat sahibi değilse o kimseye mülk ve saltanat verir. Verdiği o mülk ve saltanatı da her türlü düşmanlıklardan korur. 

Al-i İmran okuyan kimseye kıyamet günü Sırat üstünde okuduğu her bir ayetin karşılığında emniyet verilir. Bir kimse Ali İmran suresini cuma günü kursa güneş batana kadar Allah Teala o kimseye rahmeti ile tecelli eder. Melekler ise mağfiretini isterler.

Al-i İmran Suresi’ni Tamamını Okumak İçin Tıklayın: Kuran ve Meali

Continue Reading

Dualar

Ayetel Kürsi’nin Esrarı

Ayetel Kürsi’nin pek bilinmeyen bazı sır ve hikmetleri var. Bu mübarek sure-i şerifteki sır, hikmet ve faziletlerden sadece bazıları…

Published

on

By

Ayetel Kürsi Duası ve Esrarı

Ayetel Kürsi’nin pek bilinmeyen bazı sır ve hikmetleri var. Bu mübarek sure-i şerifteki sır, hikmet ve faziletlerden birazı…

Hazreti Ali’den (r.a.) rivayet olunmuştur. Peygamber Efendimiz, söyle buyuruyorlar: “Allah (c.c.) Kürsi’yi inciden yaratmıştır. Büyüklüğünü Cenab-ı Ecelli Ala’dan başka kimse idrak edemez. Diğer bir hadisi şerifte ise şöyle buyruluyor: Yedi kat sema ve yedi kat yerler Kürsi’nin yanında, çöl ortasında bir halka mesabesindedir. 

İbni Mace’nin rivayetine göre: “Güneş’in nuru, Kürsi’nin nurunun yetmiş cüzünden bir cüzdür. Kürsi’nin nuru ise Arş’ın nurunun yetmiş cüzünden bir cüzdür.  Hamele-i Arş (Arşı taşıyan melekler) arasında 140 tane hicab vardır. Bunların 70’i nurdan, 70’i karanlıktandır. Her hicabın arası, 500 senelik mesafedir. Eğer Arş-ı Azam’la Kürsi’nin arasındaki hicablar olmasaydı; Kürsi’deki melekler Arş’ın nurundan yanarlardı.” buyrulmuştur.

Yedi kat sema ve yedi kat yerler, Arş’ın yanında kaybolur. La teşbih; Arş-ı Azam Cenab-ı Ecelli Ala’nın sarayı gibidir. Emri oradan verir. Emri İlahi, Kürsi’ye indiği zaman, mermer üzerine düşen ağır zincirin çıkardığı gibi bir ses çıkar. Kürsi’deki melekler, Allah Teala’nın emrinin azametinden ve bu sesin şiddetinden bayılırlar. Ayıldıklarında Arş’taki meleklere sorarlar “Rabbimiz ne emir buyurdu?” Onlar da cevaben: “Hakkı ve doğruyu emir buyurdu” derler. Cenab-ı Allah’ın ilahi emri, oradan Sidre-i Münteha’ya, buradan yedinci kat semaya gelir. Böylelikle Allah Teala’nın emirleri bütün semalardan geçerek dünyaya iner.  

İmam Şarani Hazretleri, emri ilahinin bu şekilde dünyaya inmesinin hikmetini şöyle açıklar: “Eğer emri ilahi, semalara uğramadan aracısız olarak dünyaya ve insanlara gelseydi, hitab-ı ilahinin azamet ve şiddetinden hepsi helak olurdu.”

Muhyiddin-i Arabi Hazretleri buyuruyorlar ki: Emr-i ilahi beş yerden iner:

  1. Kalem-i Ala: Buradan farzlar iner.
  2. Levh-i Mahfuz: Buradan menduplar iner.
  3. Arş: Buradan haramlar iner.
  4. Kürsi: Buradan mekruhlar iner.
  5. Sidretül Münteha: Buradan helal ve mübah gibi emirler iner. 

Ayetel Kürsi’nin Fazileti

Allah Resulü buyurdular ki: “Bir Ayetel Kürsi okumak, bin ayet okumaya bedeldir.” Resulullah Efendimiz, Ka’b’a (r.a.): “Ya Eba Münzir! Kuranı Kerim’in ayetleri içinde hangisi daha büyüktür?” buyurduklarında Ka’b “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dedi. Resulullah (s.a.v.) bir daha sorduklarında, bu mübarek sure-i şerifi okudu. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) mübarek ellerini kaldırıp Ka’b’ın (r.a.) göğsüne koydular ve “Bu ilim sana afiyet olsun…” buyurdular. 

Yine bir hadisi şerifte “Bir mümin Ayetel Kürsi’yi okursa, Allah Teala, müminlerin kabirlerini nurlandırır, genişletir. Okuyana büyük ecir verilir. Her harfi için bir melek yaratılır. Okuyan kimse için kıyamete kadar istiğfar ederler…” buyrulmuştur. Resulullah Efendimiz “Muhakkak Ayetel Kürsi’nin lisanı vardır. Bir mümin Ayetel Kürsi’yi okuduğunda o, Arş’ın altında secdeye kapanır. Kendisini okuyanın affolunmasını ister.” buyurmuşlardır. 

Bir başka hadisi şerifte ise “Ayetel Kürsi’de yedi kale kuvveti vardır.” buyrulmuştur. Samimi bir niyet ile bir kere okunursa yedi tane kale iç içe geçmiş gibi manevi güç kazanılacağı, bu hadisi şeriften anlaşılmaktadır. Daha fazla okuyanın durumunu da buna göre hesaplamak mümkün olacaktır. Bu ayeti kerimenin hikmet ve esrarından dolayıdır ki Peygamber Efendimize 70 bin melaike eşliğinde nazil olmuştur.

Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki “Kuran’da en büyük ayet Ayetel Kürsi’dir. Bir kimse onu okursa Allah (c.c.) ona bir melek gönderir. O melek, ertesi gün tekrar okuduğu saate kadar o kişinin hasenatını yazar, seyyiatını yok eder.

Namazlardan Önce Ayetel Kürsi Okumak

Namazdan önce okunursa, namaz huzurla kılınır. Şeytan namaz esnasında ona yaklaşamaz ve vesvese veremez. Okuyanı; Allah, bütün kaza ve belalardan, tehlikelerden ve şeytanın şerrinden korur. Şeytanın yetmiş türlü buzağı vardır. Eğer bunlardan Allah’a sığınıp, Peygamber Efendimizin öğretmiş olduğu dualar okunmazsa insanın imanını çalabilirler. 

Farz Namazlardan Sonra Ayetel Kürsi Okumak

Hadisi şerifte buyrulur: “Her kim farz namazlardan sonra Ayetel Kürsi’yi okursa diğer namaza kadar Cenab-ı Ecelli Ala’nın taht-ı himayesindedir. Diğer bir hadisi şerifte ise: “Her kim farz namazlardan sonra Ayetel Kürsi’yi okursa, ölüm olmasaydı doğrudan doğruya cennete giderdi.” buyrulmuştur.     

Ebu Ümame’den (r.a.) rivayet edildiğine göre; Resulullah Efendimiz buyurdular ki: “Bir mümin, beş vakit namazın arkasından Ayetel Kürsi’yi okursa Cenab-ı Hak, savaş meydanında şehit olmuş nebilerinin canını aldığı gibi bu müminin canını da kendi yed-i suretiyle alacaktır.” Eğer bir kimse sabah ve akşam okumaya devam ederse kıyamet günü melekler “Ya Rabbi! Bu kulun ölmedi. Biz bunu dünyada görmedik” diyeceklerdir.

Ayetel Kürsi Duası

Her kim:

اَللَّهُمَّ إِنِّى أُقَدِّمُ إِلَيْكَ بَيْنَ يَدَىْ كُلِّ نَفَسٍ وَ لَمْحَةٍ وَلَحْظَةٍ وَ طَرْفَةٍ يَطرِفُ بِهَا أَهْلُ السَّمَاوَاتِ وَ أَهْلُ الْاَرْضِ وَكُلِّ شَىْءٍ هُوَ فِى عِلْمِكَ كَائِنٌ اَوْقَدْ كَانَ أُقَدِّمُ إِلَيْكَ بَيْنَ يَدَىْ ذَلِكَ كُلِّهِ

Türkçe Okunuşu: Allahümme inni ükaddimü ileyke beyne yedey külli nefesin ve lemhatin ve lahzatin ve tarfetin yatrifü bihâ ehlüssemâvâti ve ehlül ardi ve külli şey’in hüve fi îlmike kâinün ev kad kâne. Ükaddimü ileyke beyne yedey zelike küllih.

Anlamı: “Allâh’ım! Ben sana her nefes, her an ve her saniye, gök ve yer ehlinin her göz açıp kapayışından ve (senin) ilminde olacağını bilip de şu an mevcut olan, istikbalde (ilerde) mevcut olacak veya evvelce geçmiş olan her şeyden evvel (sana) Ayetel Kürsi’yi takdim ediyorum.”

deyip (ardından da) bu sure-i şerifi sonuna kadar okursa gece ve gündüzün her saatinde, o kulumdan bana 70 milyon hasene (sevap) yükselir ve (İsrâfil Aleyhisselâm tarafından) Sur’a üfleninceye kadar, melekler onun sevabını yazmakla meşgul olurlar.” buyrulmuştur. 

Ayetel Kürsi’nin Esrarı

Bir kimse, bir zalimden korkarsa onun yanına giderken okuyup “Ya hayyü ya kayyumu ya bediy’as semavatı vel ardı ya zel celali ve ikram” ve “Ya Rabbi! Bu ayeti kerime ve içindeki esma-i ilahinin hürmetine bu zalimin dilini bağla, ağzını kilitle, hakkımda iyilikten başka bir şey konuşmasın.” der ve zalimin yanına girerse Allah o zalimi dilsiz gibi kılar. Allah’ın izni ile o kimseden zarar gelmez. 

Kalp ağrısında, nefes tutulmasında, ciğer ve karın ağrılarında bu mübarek sure-i şerifi temiz bir tabağa üç defa yazar, temiz su ile yazıyı imha eder ve bu suyu içeceği vakit hangi dert için içiyorsa mesela “Karın ağrısından emin olmak için şifa niyeti ile içiyorum.” der ve içerse Allah, o kimseyi o dertten kurtarır. 

Bir kimse cuma günü ikindiden sonra bu sure-i şerifi ıssız bir yerde 17 defa okursa daha önceden kendinde bulunmayan haller meydana gelir. O sırada dua etse duası kabul olur. 

Evden Çıkarken Ayetel Kürsi Okumak

Resulullah Efendimiz buyuruyorlar: “Her kim evden çıkarken Ayetel Kürsi’yi okursa evine varıncaya kadar Allah’ın himayesindedir. Okunan eve otuz gün şeytanlar giremez. Kırk gün sihirbaz erkek ve kadınlar giremezler.”

“Ya Ali! Ayetel Kürsi’yi çocuklarına, zevcelerine, komşularına öğret. Bundan daha büyük bir ayet nazil olunmadı. Bir kimse yatacağı vakit okursa, Allah (c.c.) okuyan kişinin kendi nefsini, komşusunu, komşusunun komşusunu ve evinin etrafında bulunan evleri her türlü fenalıktan emin kılar. Sözlerin efendisi Kuran’dır. Kuran’ın efendisi Bakara suresidir. Bakara suresinin efendisi Ayetel Kürsi’dir.”

Bir mümin evinden çıkacağında yahut düşmanlarından korktuğunda veya yırtıcı hayvanlardan korktuğunda bu sure-i şerifi okursa Allah Teala o kimseye yetmişbin melek gönderir. Onun için istiğfar ederler ve korktuğu şeyden emin kılar, korurlar. Her kim evinden dışarı çıktığında okursa Cenab-ı Hak, o kimse için 70 bin melek görevlendirir. Bu melekler onun için istiğfar ederler. Evine dönerken okursa Allah o kulundan fakirliği kaldırır. 

Ayetel Kürsi’nin İsmi Azam Olduğuna Dair Rivayetler

Hazreti Ali’den (r.a.) rivayet edilmiştir: “Bedir savaşında Resulullah’ın yanına gittim. Baktım ki secdeye varmış ‘Ya hayyü ya kayyum…’ diye devamlı bu esmaları zikrediyordu. Başka bir şey ilave etmiyordu. Böylece yanından ayrıldım. Kafirlerle savaşa gittim. Bir süre sonra Resulullah’ın yanına döndüm. Yine aynı zikre devam ediyordu. Savaş esnasında sürekli Resulullah’ın yanına gidip geldim. Savaş bitene kadar sürekli bu zikre devam ettiğini gördüm. Allah, onun bu zikri sayesinde bizi zafere müyesser kıldı. 

İbni Abbas’tan (r.a.): “Allah’ın en büyük isimleri ‘Ya Hayyu ya Kayyum’dur. Bedir savaşında Resulullah Efendimizin sürekli olarak, Allah’ı bu isimleri ile zikretmesi bu isimlerin büyüklüğünü teyid etmektedir. Eğer Allah’ın bunlardan daha büyük isimleri olsaydı Efendimiz onları zikrederdi”

Allah Teala, sıkıntı anında bu sureyi okuyanın yardımına koşar. Geceyarısı kıbleye karşı 170 defa okuyan kimsenin; Allah, dilek ve hacetlerini gerçekleştirir. 

Ayetel Kürsi Okuyanların Kalp Gözleri Açılır

Muhyiddini Arabi, bu sure-i şerifin esrarı hakkında şunları söylemiştir: Her kim gece ve gündüz içerisinde bin defa okur ve buna kırk gün devam ederse Allah’a yemin ederim, Allah’a yemin ederim, Allah’a yemin ederim; Kuran’a yemin ederim, kerim olan Resulüne yemin ederim ki o kimsenin ruhaniyeti inkişaf edip, kalp gözü açılır. Melekler o kimseyi ziyaret etmeye gelirler. O kimsenin her muradı hasıl olur. 

Muhyiddini Arabi, Saduddin Taftazani, İmamı Buni demişlerdir ki: “Bir kimse harflerinin adedi kadar (170 defa) veya mürsellerinin adedi (313) defa okursa o kişiye göklerdeki ve yerlerdeki mahlukların tamamı itaat edip, her şeyden muhafaza ederler. Düşmanları, o kimseye ne elleri ile ne de dilleri ile hiçbir şekilde zarar veremezler.” Bir kimse her gün 18 defa okursa Allah (c.c.) o kulunun kalbini tevhid nuruyla ihya eder. Kalbini ledün ve hikmet ile doldurur. Rızkına bolluk verir. Kadrini yüce kılar. Mehabetinden herkes korkar. (Esrar-ı Müfide)

Ayetel Kürsi’yi Üzerinde Taşımak

Eğer bir kimse yazıp üzerinde taşırsa Allah’ın izni ile her türlü afet ve musibetlerden emin olur. Gece gezen şeytan ve cinlerin şerrinden korunur.

Cinninin Yanmasında Ayetel Kürsi

İmam Gazali, İmam Kuteybe’den, o da Beni Ka’b’dan bir kişiden şöyle hikaye etmiştir: Hurma satmak için Basra’da bir yere gittim. Kiralamak için bir ev buldum. İçerisinde örümcekler yuva yapmıştı. Evin sahibi ‘Bu evde ifrit denilen kafir bir cinni vardır. Her gireni helak eder ve öldürür’ dedi. ‘Allah beni o cinniden muhafaza eder’ dedim. Evi kiraladım. Gece oldu. Bir de baktım ki simsiyah, ateş gibi bir varlık üzerime doğru gelmeye başladı. Ben de Ayetel Kürsi’yi okumaya başladım. Ben okudukça o da benimle kelime kelime okuyordu. Ben ‘ve la yeuduhu hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym’ dedim. O benimle birlikte okuyamadı. Ben bu kelimelere devam ettim. O karanlık ve cinni yok oldu. Ben de bir köşede uyudum. Sabahleyin baktım ki cinninin olduğu yerde yanmış parça ve küller var. O vakit kucağıma gaipten bir ses geldi.  Dedi ki ‘Sen büyük bir cinni kafiri yaktın.’ Ne ile yaktığımı sorduğumda ‘ve la yeuduhu hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym’ tekrar tekrar tekrar okumakla cinni kafirini yaktın’ dendi.

Sahabinin Ayetel Kürsi’yi Okuyarak Cinniyi Yenmesi

Abdullah İbni Mesud’dan (r.a.) rivayet edilmiştir: Resulullah’ın ashabından bir sahabi, bir cinni ile karşılaştı. Cinni ile kavgaya başladılar. Sahabi, cinniye galip gelerek yere vurdu. Cinni o sahabiye dedi ki: Ben seni; bilekleri ince, cüssesi küçük, zayıf bir insan olarak görüyorum. Seninle ikinci bir kavga daha edeceğiz. Eğer ikinci seferde de beni mağlup edersen sana menfaati ve faydası çok olan bir şey öğreteceğim.”

Bunun üzerine tekrar kavgaya tutuştular. Yine sahabi galip gelince cinni ona: “Sen Ayetel Kürsi’yi okuyor musun?” diye sordu. Sahabi: “Evet, okuyorum.” buyurdu. Cinni: “Bu surenin okunduğu eve şeytan giremez. Dayak yiyen eşeğin dayaktan kaçtığı gibi şeytan da o evden kaçar.” dedi. 

Sabahları Ayetel Kürsi Okumak

Hazreti Ömer (r.a.) buyuruyor: Bir kimse sabahleyin yatağından kalktığında birer defa okursa ve her okuyuşunda önüne, arkasına, sağına, soluna, altına, üstüne, içine ve sekizinci ile kendini halka içine alırsa o gün hiç kimse o kişiye hiçbir zarar veremez. Evinin önünde kıyamet kopsa haberi olmaz. Maddi ve manevi ne kadar güçlendiğini kendisi müşahede edecektir.

Şer ve Kötülük Zamanlarında Ayetel Kürsi Okumak

Şerri giderip, matluba vasıl olmaktan aciz kalınırsa bu sure-i şerif okunmaya devam edilir. İmam Buni diyor ki: “Aklın ve fehmin ziyadeleşmesi için 50 defa okunarak içilirse Allah Teala, aklı ve fehmi (anlama kabiliyeti) ziyadeleştirir. Resul-i Ekrem buyuruyorlar: “Ayetel Kürsi, İsmi Azam’dır. İmam Ebu Yusuf, bu sure-i şerif hakkında 40 hadisi şerif toplayarak buyurmuşlardır ki: “Bu ayeti şerife birçok sırları ve faydaları kendinde toplamıştır. Künhüne Cenabı Allah’tan başka hiçkimse vakıf olamaz. 

Ayetel Kürsi’yi Her Gün Okumak

Bir kimse her gün bu sure-i şerifi yüz defa okursa kendisinden ruhani haller zuhur eder. Resul-i Ekrem ashabına: “Yatağına geldiğin vakit Ayetel Kürsi’yi oku. Muhakkak ki Allah Teala sana bir melek müekkel kılar. Sabaha kadar sei şeytanın şerrinden muhafaza eder. buyurmuşlardır. 

Continue Reading

Dualar

Bakara Suresinin Sır ve Faziletleri

Büyü ve sihirden emin olmak için şeytanın eve girememesi için ve münafıklıktan beri olmak için okunan, Kuran- Kerim’in en uzun suresi Bakara suresi…

Published

on

By

Bakara Suresinin Sır ve Faziletleri

Büyü ve sihirden emin olmak için, şeytanın eve girememesi için ve münafıklıktan beri (uzak) olmak için Bakara suresi…

Bakara sûresi 286 ayettir. Medine’de on senelik bir müddet içinde peyderpey nâzil olmuştur. Mushaf tertîbine göre 2, nüzûl sırasına göre 87. sûredir. İsmini, 67 ile 71. âyetler arasında bahsedilen, İsrâiloğulları’nın sığır kurban etmeleri kıssasından almıştır. Sûreye, içinde Âyetü’l-Kürsî bulunduğundan Kürsi, Kur’ân’ın zirvesi olduğu için Senâmu’l-Kur’ân, hidâyet nûrunun parlaklığı sebebiyle de Zehrâ isimleri de verilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’in en uzun sûresidir. Bu hâliyle sûre, Kur’ân’ın geniş bir özeti mâhiyetindedir.

Resûlullah (s.a.s.):“Bu sûre, neredeyse dînin tamamını ihtivâ eder” buyurmuştur. (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân 2/2876)

Bakara Suresinin Sır ve Faziletleri

Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki:

  1. Bakara suresini okuyunuz. Zira onu okumak bereket, terki ise hasrettir. Onu okuyana sihirbazların sihri tesir etmez. 
  2. Evlerinizi kabirler gibi haram etmeyin. Muhakkak ki içinde Bakara suresi okunan evde şeytan barınamayarak firar eder.
  3. Hiçbir ev olmadı ki içinde Bakara suresi okunduğu vakit; şeytan, o evden, arkasından çirkin bir ses çıkararak kaçmış olmasın.
  4. Her şeyin bir zirvesi vardır. Kuran’ın zirvesi ise Bakara suresidir. Onun içinde bir ayet vardır ki Kuran’ın bütün ayetlerinin efendisidir. O da Ayetel Kürsi’dir.
  5. Bakara suresini kim evinde gece okursa üç gece evine şeytan giremez. Kim onu gündüz okursa üç gün şeytan evine giremez. 
  6. Her kim Bakara suresi ve Al-i İmran’ı gündüzleri okursa akşama kadar münafıklıktan beri (uzak) olur. Her kim bu surelerin her ikisini de geceleri okursa sabaha kadar münafıklıktan beri (uzak) olur. Bakara ve Al-i İmran’ı geceleri okuyan kimseye; divan durup, ibadetle meşgul olmuş gibi sevap verilir. 

Bakara suresi Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu, meali ve hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için linke tıklayabilirsiniz: Kuran ve Meali – Bakara Suresi

Continue Reading

Dualar

Tuvalete Girerken Okunacak Dua

Peygamber Efendimiz tuvalete girmeden önce hangi duaları okurdu? Peygamber Efendimiz tuvalete girmeden önce hangi duaların okunmasını tavsiye etmiştir?

Published

on

By

Dini Bilgiler

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tuvalete girmeden önce hangi duaları okurdu, hangi duaların okunmasını tavsiye etmiştir? 

ٍَِِعنأَن ِسبِنمالك َقاَل: َكاَنرسوُل َاّٰهللصَّلى َاّٰهللعَليهوسَّلم

ََْْإَذاَدَخَلاْلَخَلَءقاَلعْن َحَّماٍدقاَلالَّلُهَّمِإِّنيَأُعوُذِبَك»وَقاَل:

َِِِِِِعْنَعْبداْلَواِرثَقاَل:«أُعوُذِباّٰهللمْناْلُخُبثَواْلَخَبائث».

َقاَل َأُبو َداُوَد: َرَواُه ُشْعَبُة َعْن َعْبِداْلَعِزيِزالَّلُهَّم ِإِّني َأُعوُذ ِب َك»،

َِِ َوَقاَلَمَّرًة:«أُعوُذِباّٰهلل»،وَقاَلُوَهْيٌبفْلَيَتَعَّوْذِبَاّٰهلل.

Hazreti Enes radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem helâya gireceğinde (Müsedded’in) Hammâd’dan nakline göre “Ey Allah’ım sana sığınırım.” Müsedded’in Abdulvaris’ten nakline göre ise (Peygamber Efendimiz helâya gireceğinde): “Cinler ve pisliklerden Allah’a sığınırım” derdi. 

(Ebû Dâvud şöyle dedi: Bu hadisli şerifi Şu’be, Abdülâzîz’den: “Ey Allah’ım ben sana sığınırım.” diye rivâyet etti. Bir rivâyette: “Allah’a sığınırım” dedi. Bir rivâyette de: “Allah’a sığınsın” dedi.)

Hadisin Açıklaması

Hadis metninde geçen “hubus” habisin çoğuludur. Erkek şeytanlar demektir. Habâis habîsenin çoğulu olup dişi şeytanlar demektir. Eğer bu kelime sözde kullanılırsa (sövmek), milletlerde ve (dinde) kullanılırsa küfür, yiyeceklerde kullanılırsa haram, içeceklerde kullanılırsa zararlı demektir. 

Bu duruma göre hadisin manâsı; yarabbî dişi ve erkek şeytanların şerrinden, sövmekten, küfürden, haramdan, zararlı şeylerden, pisliklerden sana sığınırım, demek olur. İnsan her zaman Yüce Rabbımızın himâyesindedir. Her muzırı yaratan Allah olduğu için onların şerrinden ancak Allah (c.c) koruyabilir. Muzır yaratıkların bir kısmını gördüğümüz halde, bir kısmını göremiyoruz. Meselâ; cinleri ve mikropları göremediğimiz gibi. İşte görünen veya görünmeyen bu yaratıkların şerrinden, bunları yaratana sığınmak en emin kurtuluş çaresi olduğundan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz helaya gireceğinde böyle dûa eder ve bizim de böyle söylememizi öğütlerdi.

عْنَأَنٍسَِبَهَذااْلَِحِديِثَقاَلالَّلُهَّمِإِّنيَأُعوُذِبَك»،َوَقاَل ُشْعَبُةوَقاَلَمَّرًة:«أُعوُذِباّٰهل

Hazreti Enes’ten rivâyet edildiğine göre: Geçen hadisin bir rivâyetinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Allah’ım gerçekten sana sığınırım.” Şu’be; Abdülaziz bir defasında: “Allah’a sığınırım.” diye rivâyet etti, dedi. 

عنَزيدبِنأرَقمعنرسولَاّٰهللصَّلىَاّٰهللعَليهوسَّلمَقاَلإَّن ِِ 

َهذهاْلُحُشوَشُمْحَتَضَرٌة،َفِإَذاأَتىأَحُدُكْماْلَخَلَءَفْلَيُقْل:أُعوُذِباّٰهللمْن اْل ُخُب ِث َواْل َخَباِئ ِث

Zeyd bin Erkâm radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Gerçekten şu (hurma dalından örülmüş) helâlarda (şeytanlar) hazır bulunur. Sizden biriniz helaya geldiği vakit şeytanlar ve pisliklerden Allah’a sığınırım desin.” 

Hadisin Açıklaması

Hadis metninde geçen “huşuş” kelimesi aslında hurma ağacı topluluğuna denir. Medine’de hususi helâlar yapılmadan önce hurma ağacı topluluğu arasına abdest bozulurdu, sonradan hurma dalından yapılmış helâya da huşuş denildi. (Avn’lullMa’bdud c. 7, s. 6)

Kaynak: Sünen-i Ebu Davud

Continue Reading

Dualar

Fatiha Suresi’nin Bilinmeyen İsimleri

Fatiha Suresi’nin pek bilinmeyen ama her biri bu mübarek surenin farklı bir özelliğini ifade eden isimleri ve bu isimlerin hikmetleri.

Published

on

By

Fatiha Suresi'nin Bilinmeyen İsimleri Anlamları ve Hikmetleri

Fatiha Suresi’nin pek bilinmeyen ama her biri bu mübarek surenin farklı bir özelliğini ifade eden isimleri ve bu isimlerin hikmetleri.

Fatiha İsminin Hikmetleri

Bu sureye “Fatiha” adının verilmesinin hikmetleri:

1. Mushaf onunla başladığı, Kuran okumaya, ilim öğrenmeye ve namaza onunla girildiği için. Çünkü Fâtiha “açan” demektir.

2. Her söze hamdele ile başlandığı için

3. İlk nazil olan sûre olduğu için

4. Allah Teala’nın Levhi Mahfuz’da yazdığı ilk söz olduğu için

5. Dünyada ulvi gayelerin, ahirette cennet kapılarının anahtarı olduğu için

6. Kitab-ı İlahî’nin gizli hazineleri onunla ortaya çıktığı için; çünkü Fâtiha, ilahî hitabın inceliklerini ihtiva eden hazînelerin anahtarıdır. Kuran’ın bütün incelikleri ehline onunla münkeşif olur. Fatiha’nın manalarını bilene müteşabih âyetlerin kilitli kapıları açılır. Fatiha’nın aydınlığında müteşabihlerin nûrlarından derleme imkanı hasıl olur.

Ümmül Kuran

Fatiha’ya Ümmü’l Kuran da denilmiştir. Ümm, bir şeyin aslı, temeli ve anası demektir. Kuran’ın ana hedefi şu dört şeydir: a) Uluhiyyet b) Nübüvvet c) Ahıret d) Kaza ve Kaderin Allah’tan olduğunu ispat. Fâtiha’daki “Hamd âlemlerin Rabbına âittir” âyeti, uluhiyyetin ikrarıdır. “Din gününün sahibidir” sözü, ahırete delaet eder. “Ancak Sana kulluk eder ve ancak Senden yardım dileriz” âyeti, kader konusunda Cebriyye ve Kaderiyye gibi sapık fırkaların görüşünü nefy ederek her şeyin Allah’ın takdiriyle olduğunu isbat eder.

Sebul Mesani

Fâtiha’ya “Seb’u’l-Mesânî” de denilmiştir. Bunun sebebleri ise şöyle sıralanabilir:

1. Fatiha yedi ayettir. Bu âyetlerin her biri Kuran’ın yedide biri yerine kaimdir. Bu yüzden Fatiha’yı okuyan kimse, Kuran’ın tamamını okumuş gibi ecir ve sevap kazanır.

2. Fatiha Suresi’nin yedi âyetini okumak üzere ağzını açan kimseye, cehennemin yedi kapısı kapanır.

Bu iki sebeb, Fâtiha’ya seb’ (yedi) denilmesinin sebebidir. 

Mesânî denilmesinin sebebleri ise:

a. Her namazda en az iki kere okunması,

b. Her rekâtta kendisine fiilen veya hükmen bir başka surenin eşlik etmesi,

c. Mekke’de ve Medine’de olmak üzere iki defa nazil olması.

Suretül Kenz ve Fatiha Suresi’nin Diğer İsimleri

Bu sureye ayrıca “Salât, Şifâ, Şâfiye, Esâsü’l-Kur’ân, Kâfiye, Vâfiye, Hamd, Sual, Şükür ve Dua” gibi isimler de verilmiştir. Çünkü bu surede, bu adları almayı gerektirecek bütün özellikler vardır. Fâtiha’nın bir adı da “Suretü’l-Kenz”dir. Nitekim bir kudsî hadiste Allah Teâlâ hazretleri: “Fâtiha Benim Arş hazînelerimden bir hazînedir.” (Münâvî, IV, 420.) buyurmuştur.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Ruhül Beyan

Continue Reading

Dualar

Bilinmeyen Sır Hikmet ve Faziletleriyle Besmele

İsmail Hakkı Bursevi Hazretlerinin Ruhül Beyan adlı tefsirinde yer alan bilgilere göre; bilinmeyen sır, hikmet ve faziletleriyle besmele…

Published

on

By

Bilinmeyen Sır Hikmet ve Faziletleriyle BesmeleBilinmeyen Sır Hikmet ve Faziletleriyle Besmele

İsmail Hakkı Bursevi Hazretlerinin Ruhül Beyan adlı tefsirinde yer alan bilgilere göre; bilinmeyen sır, hikmet ve faziletleriyle besmele… 

Hanefî mezhebinin sonraki dönem (müteahhirîn) âlimlerince kabûl edilen görüşe göre “Besmele” nâzil olan her sureyi diğerinden ayırmak üzre gelmiştir. Sureye ait olmayan müstakil bir âyettir. Her hayırlı işe besmele ile başlamak bereket olduğu gibi her sureye onunla başlamak da öyledir. Çünkü besmele, Kuran’ın anahtarıdır. Levh-i Mahfuz’da kalemin yazdığı ilk kelime ve Hazreti Adem’e (a.s.) indirilen ilk sözdür. 

Besmele’nin istiazeden sonra gelmesinin hikmeti, “hı” ile olan tahliyenin (تخليه) “hâ” ile olan tahliyeden (تحليه) önce olması zorunluluğundandır. Birinci tahliye, boşaltıp temizlemek; ikincisi süsleyip güzelleştirmek, demektir. Bir mekân boşaltılmadan onarılıp süslenemeyeceği için kalb önce istiaze ile masivaya yönelmekten temizlenir ve ondan vazgeçirildikten sonra, besmele ile Allah’a yöneltilerek tezyîn edilir.

Bir İşe Başlarken Besmele

Vaktiyle müşrikler, bir işe başlarken tanrılarının adını anarak: “Bismi’l-Lât ve’l-Uzzâ” derlerdi. Müşrikler böyle yaparsa, tevhid ehli Müslümanın bir işe başlarken Allah’ın adını anması elbette gerekir. Besmelenin işe başlamadan önce olması lazımdır. Bir bakıma Kuran okumaya başlarken besmele çeken insan: “Allah’ın adıyla başlıyorum” demektedir. Diğer fiillere başlarken çekilen besmele de, o fiile Allah’ın adıyla başlamak demektir.

Besmelenin “B”sindeki Sır

Bazı alimler demiştir ki: “Bütün ilimler “Bâ” da toplanmıştır. “Bâ” dan maksad “Bî” yani “Benimle; Allah ile” demektir. Olan ve olacak olan her şey benimle olduğu gibi alemlerin varlığı da benimledir. Benden başkasının gerçek vücudu (varlığı) yoktur. Diğer varlıklara vücûd isnadı, isimle ve mecazidir.” Bu düşünce: “Ben baktığım eşyada ve ondan öncesinde Allah’dan başka bir şey görmem” sözünün ve Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Dehr’e sövmeyin, dehr Allah’tır.” (Buhârî, Edeb, 101; Müslim, Elfâz, 5; Muvatta’, Kelâm, 3.) hadîsinin mânâsına uygun düşmektedir.

Birisi kalkıp: “Allah Teala’nın kitab-ı ilahisine “Bâ” ile başlamasının ve “Bâ” yı diğer harflere, özellikle de “Elif” harfine tercih etmesinin sebebi nedir? Niçin “Allah”, besmeledeki “isim” kelimesinin başında bulunan elifi düşürmüş ve onun yerine “ba”yı koymuştur?” şeklinde bir sual soracak olursa, ona şöyle cevap verebiliriz:

“Allah Teala’nın Kuran’a; yani besmeleye “Ba” ile başlamasının on hikmeti vardır. Onlar sırasıyla şunlardır:

1. “Elif” harfinde yükseklik ve uzunluk yani azamet vardır. “Ba”da ise yere yayılma, tevâzu ve kırıklık vardır. “Allah, kendisi için tevazu göstereni yüceltir.” (Müslim, Birr, 69; Tirmizi, Birr, 82; Dârimî, Zekât, 34.)

2. “Ba” harfinde ayrı yazılan harflerin; özellikle de elifin zıddına, başka harflerle bitişme özelliği vardır. “Bâ”; kendisinden önce ve sonra bulunan harflere bitişir.

3. Besmeledeki “Ba” meksûrdur yani harekesi esredir, meksur ise kırık demektir. Yazılış ve anlamında kırıklık bulunması, Allah ile beraber bulunma şerefine daha layıktır. Çünkü hadis-i kudside Allah Teâlâ: “Ben, benim yüzümden gönülleri kırık olanların yanındayım.” (Sehâvî, el-Meka^s›dü’l-hasene, s. 96; Aclûnî, I, 234.) buyurmuştur.

4. “Ba” harfinin dış görünüşünde bir yere uzanma, tevâzu ve kırıklık, hakikatte ise yükseklik ve himmet yüceliği vardır. Bunlar da sıddıkların sıfatıdır. “Elif” harfi ise “Ba”nın aksine dış görünüşü itibarıyla daha azametli ve yüksektir. “Ba” nın derece bakımından yüksekliği kendisine bir yücelik nişanesi olarak nokta verilişi sebebiyledir.

Aslında “Ba”ya yücelik nişanesi olarak pek çok nokta arz edilmiş, o bunlar içinden sadece bir tanesini seçmiştir. “Ba”nın pek çok nokta arasından bir taneye razı olması, pek çok sevgili arasından bir sevgiliyle yetinen samimi aşıkın haline benzer. Himmet yüceliğinin sebebi de budur.

5. “Ba”da Hakk’a yakınlık talebinde bir sadakat vardır. Çünkü “Ba”, noktayı elde etme derecesine ulaşınca, onu altına almış ve onunla övünmemiştir, “Cim” ve “Yâ” “Bâ” ile çekişemez. Çünkü “Cim” ile “Yâ”nın alttaki noktaları, konum itibariyle altlarında değil, ortalarındadır. Onların alttaki noktalarının yeri, kendilerinden sonra bir başka harfe bitiştiği zaman ortaya çıkar ki bu sûretle “Cim”, “Hâ”ya; “Yâ” da “Ba”ya benzemesin. “Ba”nın noktası, ister başta, ister ortada, ister sonda, ister müstakil yazılsın, daimâ altına konulur.

6. Elif, “Ba”nın aksine illetli ve eksik harflerden sayılır.

7. Alfabetik sıralamada “Ba”, eliften sonra gelmesi sebebiyle her ne kadar zahiren tâbi durumunda ise de “Ba”nın illetli olmayıp tam olması onu anlam açısından tâbi olmaktan çıkararak metbu (tabi olunan) haline koyar. Ayrıca “Ba” harfinin telaffuzunda elif, “Ba”dan sonra geldiği, elifin telaffuzunda “Ba” hiç bulunmadığı için “Ba” metbu, yani peşinden gidilen, “elif” ise tabi, yani başkasının peşi sıra giden durumundadır. Peşi sıra gidilen, başkasının peşi sıra gidenden; yani metbu tabiden güçlü ve üstündür.

8. “Ba”, harf-i cerr olması sebebiyle amildir; yani başka kelimeler üzerinde tasarrufta bulunur, amel eder. “Elif”, amil olmadığından “Bâ”, bu açıdan da eliften daha üstün ve söze başlamaya daha layıktır.

9. “Ba”, kendinde bulunan özellikler sebebiyle kamil bir harftir. Çünkü “Ba”, ilsak (birleştirme), istiane (yardım isteme) ve izafet manaları ifade eder. “Ba”, ayrıca başkalarını tamamlaması sebebiyle, kendisine tabi olan ismi cerr eder yani son harekesini meksûr (esre) yapar. Bu sûretle de ona kendi sıfatı olan kırıklık ve tevazu verir. Ayrıca “Ba”nın, başkalarını tevhid ve irşad ile kemale erdirmede de gücü ve üstünlüğü vardır. Nitekim Hz. Ali (r.a.) şu sözüyle buna işâret etmiştir: “Ben “Ba”nın altındaki noktayım.” “Ba”nın irşadda bir yeri ve tevhide delalet eden bir özelliği vardır.

 10. “Ba”, bir dudak (şefevî) harfidir. Bu harfte ağız diğer dudak harflerinden hiçbirinde açılmadığı kadar açılır. Bu yüzden de insanoğlunun ilk zerresi, Elest bezminde Rabbına söz verirken, ilk defa “Ba” harfini telaffuz etmiş ve “Bela” (evet) demiştir. Bu yüzden “Ba”, insanın telaffuz ettiği ilk harf ve insan ağzından çıkan ilk telaffuz olması ve yukarıda sayılan hikmetler sebebiyle, Allah Teala tarafından diğer harflere tercih edilerek kadri yüceltilmiş, ilahî kitabın ve rabbani hitabın başı yapılmıştır. et-Te’vîlâtü’n-Necmiyye’de böyle yazılıdır.

Besmeledeki İsmi Azam Sırrı

Allah ( الل ) ismi ya O’nun yüce zatına nazarla ya da “Kuddûs” gibi selbî, “Alîm” gibi sübûtî veya “Hâlık” gibi fiilî sıfatlarına itibarla kullanılan bir isimdir. Bazıları bu ismin tevkîfî yani dini nasların haber verdiği bir kelime olduğunu söylemişlerdir. Nitekim Şerhu’l-Meşârik müellifi bunlardandır.

Tercih edilen bir görüşe göre ise Allah kelimesi, “İsmi Azam’dır.” Ancak biri kalkar ve derse ki: “İsmi Azam, Allah’ın dua edildiğinde icabet ettiği, bir şey istendiğinde verdiği ismidir. Biz, “Allah” ismiyle dua ediyoruz, bazı şeyler istiyoruz fakat çoğu kere icabet edildiğini görmüyoruz.” diyen birine verebileceğimiz cevap şudur: “Namaz gibi, duanın da kabulü için gerekli birtakım adab ve şartlar vardır. Bunlardan ilki, helal lokma ile iç dünyamızın ıslah edilmesidir.

Nitekim bu konuda: “Dua semânın anahtarıdır. Bu anahtarın dişleri helal lokmadır.” denilmiştir. Duanın son şartı ise ihlas ve “huzur-ı kalb”dir. Nitekim Allah Teala: “Allah’a, dini yalnız O’na has kılarak dua edin!” (Gâfir, 40/14) buyurmaktadır. Huzûr-ı kalb olmadan insanın diliyle bağırıp çağırması, dua etmesi, kapıya gelen kimsenin içeriye bağırarak seslenmesine benzer. Fakat huzur-ı kalb ile yapılan dua, insana şefaatçi olur.”

Müeyyidüddin Cendî (k.s.) der ki: Adı yaygın, haberi hoş, gizlenmesi gerekli, yayılması yasak olan İsmi Âzam için hakîkat ve mana aleminden, suret ve lafız aleminden işaretler vardır. İsmi Azam’ın hakikat ve kemali, bütün hakikatların cem olduğu “Ahadiyyet” makamıdır. Manası ise her asırda gelen ve ilahi emaneti taşıyan Allah’ın halîiesi “kutbu’l-aktâb” olan insan-ı kâmildir.

Onun sûreti, bulunduğu asrın en kâmil sûretidir. İlmi, diğer ümmetlere yasak ve gizlidir. Çünkü hakikati insaniyye, en kamil sûrette ortaya çıkmıştır. Hakikat-i insaniyyenin zuhûru, her asrın kamilinin kabiliyeti ölçüsünde devam edecektir. İsmi Azam’ın manası ve sureti, Rasul’ün vücuduyla var olmuştur. Allah Teâlâ bu ilmi ona ve ümmetine ikram olarak vermiştir.

Besmeledeki Rahman ve Rahim Kelimelerinin Sırları

Er-Rahman: Rahmet kökündendir, lügatte kalb inceliği ve şefkat anlamınadır. “Rahim” kelimesi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kast edilen ikram ve ihsandır. Ya da sebebin uzak veya yakın sâhibine isnad yoluyla her ikisi de murat edilmiş olabilir. Çünkü Allah’ın isimleri, başlangıçlara değil, gaye kabilinden olan fiillere itibarla kullanılır.

Buna göre mânâ şöyledir: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvası sebebiyle takva sâhibinin, günahı sebebiyle günahkarların rızıklarını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve her şeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir.

Er-Rahim: Acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise istenmediği zaman öfkelenir. Zira Rahmet, kendisinin zati sıfatı olup Allah’ın hayrı ulaştırmayı, şerri uzaklaştırmayı murat etmesidir. İrade de zati sıfatlardandır.

Şayet Allah Teala, irade sıfatıyla muttasıf olmasaydı, varlıkları yaratmazdı. Allah, mahlukatı yaratmakla, irade ve rahmetin zati bir sıfat olduğunu göstermiş oldu. Çünkü yaratmak, varlık hayrını yaratıklara ulaştırmak, yokluğun şerrini onlardan uzaklaştırmaktır. Zira vücûd (varoluş), bütünüyle hayırdır.

Şeyh Dâvud Kayserî (k.s.) der ki: Rahmet, sıfat-ı ilâhiyyedendir. O hakikati ve özü itibarıyla tektir. Ama zati ve sıfatı olmak üzere ikiye ayrılır. Zati ve sıfatı isimler de amm (genel) ve has (özel) olmak üzere iki türlüdür. Böylece rahmet dörde ayrılmış olur. Bu dört tür rahmetten yüz kadar muhtelif rahmet çeşitleri ortaya çıkar.

Nitekim Cenâb-ı Peygamber (s.a.) şu hadisleriyle buna işaret buyurmaktadır: “Allah’ın, kulları için yüz rahmeti vardır. Bunlardan birini dünyaya, geri kalan doksandokuzunu ahırette kullarına ayırmıştır.”(Buhârî, Edeb, 19; Müslim, Tevbe, 17-21.) Zati olan genel ve özel rahmet, “Rahman” ve “Rahim” kelimeleriyle besmelede gelmiştir. Bunlardan Rahmani olan rahmet, zatı ilahiyyenin ilim ve ayn (zat) olarak bütün eşyayı kuşatmasından ötürü umumidir. Rahimi olan rahmet ise özeldir.

Feyz-ı akdes ile özel istidadlara dağıtılması gereken, bir bakıma genel rahmetin ayrıntılı anlatımı gibidir. Sıfati olan rahmet ise Rahman ve Rahim lafızları ile Fatiha’da anlatılan rahmettir. Birincisi; yani Rahman’ın rahmeti, hüküm itibarıyla geneldir. Çünkü genel ve zati rahmetten külli vücudun zuhur ve tecellisi sırasında ilk ortaya çıkan rahmet odur. İkincisi yani Rahim’in rahmeti, özeldir. O’nun özel oluşu, ayn-ı sabitede (ilm-i ezelide) var olan asli istidadlara göre bulunmasındandır. Her iki rahmet de zatî olan, genel ve özel rahmetin sonucudur.

Besmeledeki Allah’ın Gizli İsimleri

Rivayete göre Allah Teala’nın üç bin ismi vardır. Bunlardan bin tanesini sadece melekler bilir. Bin tanesini sadece peygamberler bilir. Geri kalan binin üç yüzü Tevrat’ta, üç yüzü İncil’de, üç yüzü Zebûr’da, doksan dokuzu Kuran’da geçmiştir. Bir tanesi de vardır ki Allah onu kendisine ayırmıştır. Bu üç bin ismin manası, “Allah, Rahman ve Rahim” isimlerinde toplanmıştır. Bunları bilen ve söyleyen, Allah Teala’yı bütün esmasıyla zikretmiş olur.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Ruhül Beyan Tefsiri

Continue Reading

Dualar

Şeytan Cin ve İnsanların Şerrinden Korunmak İçin Euzu Besmele

Euzü besmele çekmek anlamına gelen istiâze huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Yüksek huzuruna çıkmak isteyen kişinin izin alması gibidir.

Published

on

By

euzu besmele - istiaze

Euzü besmele çekmek anlamına gelen istiâze huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Yüksek huzuruna çıkmak isteyen kişinin izin alması gibidir.

İstiaze / Euzu Besmele Nedir

“Eûzü besmele çekmek” anlamına gelen “istiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Nitekim sultan veya benzeri saygıya lâyık bir kimsenin huzûruna çıkmak isteyen kişi, izin almak durumundadır. Kur’ân okumaya başlayan kimse de Allah ile konuşmaya başladığından, lüzûmsuz konuşma, dedikodu, çekiştirme ve iftirâ gibi lisana âit kirlerden dilini temizlemelidir. Dil, bu tür kirlerden ancak “eûzü” çekmekle temizlenir.

euzu besmele - istiaze
Euzu Besmele – İstiaze

Marifet ehli âlimler der ki: “İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için vesîle, O’ndan korkanlar için sığınak, günahkârlara tutanak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır. “Eûzü çekmek” Nahl sûresindeki şu ilâhî emre sarılmaktır: “Kur’ân okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” (en-Nahl, 16/98)

Ne Zaman İstiaze Yapmalı / Euzu Besmele Çekmeliyiz

“İstiâze”, âlimlerin genel olarak benimsediği görüşe göre, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Bâzı âlimler, Kur’ân okuduktan sonra olması gerektiğini söylerlerse de, bizim anlayışımıza göre âyetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” şeklinde tevil edilmelidir ki; bu yorum çok yaygındır.

Âlimlerin çoğunluğuna göre istiâze “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r- racîm” şeklindedir. Bu konuda en sağlam rivâyet budur. Nitekim Cenâb-ı Peygamber (s.a.): “Cebrâîl (a.s.), Onu bana Kalem ve Levh-ı mahfûzdan böyle okuttu.”(Kurtubî, I, 87 -İbn Mesûd’dan-) buyurmuştur. Gerçi âyetteki emirden istiâzenin “Esteîzü” şeklinde olması, dil açısından daha uygun görünüyorsa da doğru ve yaygın olanı “Eûzü” şeklindedir.

Cebrâîl (a.s.)’in Cenâb-ı Peygamber (s.a.)’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Rabbının adıyla oku!” (el-Alak, 96/1) âyetidir.

Şeytan, Allah’ın rahmetinden kovulmuştur. Nitekim İbn Abbas (r.a.)’dan gelen bir hadiste: “İblîs âsî olunca lâ’nete uğradı ve şeytan adını aldı.” buyrulmuştur. Bu hadîsten de anlaşıldığı gibi şeytan huzûr-i ilâhîden kovulup lânete uğradıktan sonra bu adı almıştır. Şeytanın daha önceki adı, Azâzil veya Nâil idi. İstiâze’de kendisinden Allah’a sığınılan şeytan çarpma, vesvese ve zarar verme gibi belli fiilleri ile kayıtlanmamıştır. Mutlak lâfızla istiâze, genel anlamda her şey için geçerlidir.

Allah ile Kul Arasında Sözleşme

“Eûzü”: Sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. Et-Tefsîrü’l-Kebîr’de istiâzenin Rabb ile kul arasında bir ahid ve sözleşme olduğuna işâret edilmektedir. Nitekim Allah Teâlâ: “Siz bana verdiğiniz sözleri yerine getiriniz ki ben de size verdiğim sözleri yerine getireyim” (el-Bakara, 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken: “Allah’ım, ben bir beşer olarak, noksanlarımla kulluk ahdini yerine getirdim; sana sığındım, senden mağfiret diliyorum. Sen ise fazl ve keremde kemâl sahibisin, sana yakışan Rablık ahdini yerine getirmen ve beni hıfz ve himâyene almandır.” demektedir.

Euzu Besmele Çekmenin Önemi 

İstiâze’de Allah lâfzının diğer isimlere tercih edilmesinin sebebi, bu ismin bütün istiâze çeşitlerini kapsamasıdır. Et-Tefsîrü’l-Kebîr’de müellif şunları söylemektedir: “Şer (kötülük)ler ya itikadî konularda olur  ya da amelî ve bedenî konularda. İtikadî konulardaki şerlere bütün bâtıl mezhepler ve yetmiş iki sapık fırka dâhildir. Amelî ve bedenî konulardaki şerler ise dine zararlı olacak yasaklar ile dine zararı olmayacak hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerdir. “Eûzü” çeken kimse, bunların hepsinden Allah’a sığınmış olur.

Aklı başında olan kimse euzu besmele çekerken, insan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerri düşünerek bunların getireceği sayısız zarar olduğunu kavrar ve yaratılmışların gücüyle bunları uzaklaştırmanın mümkün olamayacağını anlayarak korkulacak her türlü âfet, belâ ve benzerlerinden kâdir olan Allah’a sığınır: “Eûzü billâhi” der.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Ruhül Beyan Tefsiri

Continue Reading

Dualar

Sınav ve Yarışmalarda Başarı İçin Dua

Sınav Duası – Sınav başarısı ve yarışmalarda birinciliği kazanmak gibi özel amaçlarla okunan tesirli bir dua terkibi: Kaf Daveti…

Published

on

By

Sınav Duası

Sınav DuasıSınav başarısı ve yarışmalarda birinciliği kazanmak gibi özel amaçlarla okunan tesirli bir dua terkibi: Kaf Daveti…

Kaf Daveti

Sınav Duası – Kaf Daveti duasını vird edinip (düzenli olarak okuyup) her gün 40 kere okuyan kimsenin hatır ve hayaline gelmeyen hayır süprizlerle karşılaşacağı umulur. Her işi yoluna girer. Her yerde sözü geçen biri olmak, sınavda muvaffak olmak, bir yarışmalarda birinciliği kazanmak, velhasıl her ne düşünülür ve iyilik dilenirse o muradın gerçek olması için tesirli bir duadır.

Sınav ve Yarışmalarda Başarı İçin Okunacak Dua

Sınav ve Yarışmalarda Başarı İçin Okunacak Dua
Sınav ve Yarışmalarda Başarı İçin Okunacak Dua

Sınav Duası Türkçe Okunuşu: Kefâ rabbüke kem yekfîke vâkifeten kifkefehâ kekemin kâmin kâlikin tekürrü kürran kekerirril kirri fî kebedin tahkîmin şekşekete keskelikin leke kemâ fî tekfî kâne yekfi kefâkel kâfe ecib yâ kevkebü in künte kevkebel eflâki.

Muhabbet İçin Okunursa

Yukarıdaki dua celb yani sevdiğin kişinin de seni sevmesi için okunursa, yukarıdaki duaya, aşağıdaki kısmın da eklenmesi lazımdır.

Muhabbet Aşk Bağlam Duası
Celb yani sevdiğin kişinin de seni sevmesi için okunursa, yukarıdaki duaya eklenecek kısım.

Türkçe Okunuşu: Ve ahdır lî vesra’ lî mahbubetî fülânete binti fülânete min tarfetil ayni bi iznillâhi teâlâ*

“fülânete binti fülânete” filan kızı filan demektir. Dua okunurken burada “fülânete binti fülânete” örneğin Ayşe binti Fatma (Fatman’nın kızı Ayşe) şeklinde, sizi sevmesini beğenmesini istediğiniz kişinin ve annesinin ismini zikretmeniz gerekiyor. Aynı şekilde; sevmesi istenen kişi erkekse “binti” yerine “bin” ifadesi kullanılacaktır.

Yılan Zehrinin Etkisini Gidermek İçin

Aynı dua okunduktan sonra, buna; aşağıda vereceğimiz dua eklendiğinde yılan zehrinin etkisini giderdiğine dair rivayetler de mevcuttur. Bu amaçla yukarıdaki duaya eklenmesi gerektiği rivayet edilen kısım şu şekildedir:

Yılan Zehrinin Etkisini Gidermek İçin Okunacak Dua
Yılan Zehrinin Etkisini Gidermek İçin Okunacak Dua
Yılan Zehrinin Etkisini Gidermek İçin Okunacak Dua

Türkçe Okunuşu: Aksemtü aleyküm eyyühes semmes sârî fi hâzihil bedeni uhruc minel azmi ilel lahmi ve minel lahmi iled demi ve minez zülli ilel cildi ve minel cildi ileş şı’ri ve mineş şı’ri ilel hevâi bi hakkı kef hâ yâ ayn sâd ve bi hakkı hâ mîm ayn sîn kâf uhruc uhruc uhruc bi hakkı seyyidinâ ve nebiyyina ve mevlânâ ve hâmînâ ve kurrate uyuninâ ve nüri ebsârinâ muhammedin sallellâhü aleyhi ve selleme ve innehü le kasemün lev ta’lemüne azıym.

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler