Connect with us
küçük adamlar cinler küçük adamlar cinler

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cin Vakası: Küçük Adamlar

Annem yirmili yaşlarındayken çok sevdiği bir arkadaşı varmış; Vildan. Ama Vildan diğer arkadaşları gibi gezmekten, eğlenmekten hoşlanmazmış. Çok içine kapanık biriymiş. O daha çok cinler, periler ve doğaüstü olaylara meraklıymış.

Published

on

Annem yirmili yaşlarındayken çok sevdiği bir arkadaşı varmış; Vildan. Ama Vildan diğer arkadaşları gibi gezmekten, eğlenmekten hoşlanmazmış. Çok içine kapanık biriymiş. O daha çok cinler, periler ve doğaüstü olaylara meraklıymış.

Annem yirmili yaşlarındayken çok sevdiği bir arkadaşı varmış; Vildan. Ama Vildan diğer arkadaşları gibi gezmekten, eğlenmekten hoşlanmazmış. Çok içine kapanık biriymiş. O daha çok cinler, periler ve doğaüstü olaylara meraklıymış. Arkadaşları tarafından ne kadar uyarıldıysa da bu merakından vazgeçememiş.

Arkadaşlarının anlattığına göre bir gün her zamankinden fazla meşgul olmuş cinlerle. Sık sık “üç harflilerin” adını söylemiş. Gece olunca her zamanki gibi yatağına yatmış, uyumayı beklerken aniden çığlık atmaya başlamış. Annesi ve babası odasının kapısını açmaya ne kadar uğraştılarsa da yapamıyorlarmış. Babası koşup alt kattaki yangın söndürme aletini almış, kapının camına geçirmiş ama o ve yangın söndürme aleti lastik top gibi geri fırlamış ve duvara çarpmışlar. Bir türlü içeri giremiyorlarmış. Vildan ise içeriden “Rahat bırakın beni. Sizinle hiçbir yere gelmeyeceğim” diye bağırıyormuş. İçeride neler olduğunu merak eden anne-babası “Kızım neyin var? Kim sana kötülük yapıyor? Kiminle konuşuyorsun ?” diye sormuşlar.

Vildan da; “Yardım edin, kapımın altından küçük küçük adamlar giriyorlar. Benden onlarla birlikte gitmemi istiyorlar. Gitmek istemiyorum. Kurtarın beni!” diye çığlık atmış ve bunlar onun son sözleri olmuş. Kızın cesedi arka bahçede bulunmuş. Gece, kendini yazlığın en üst katında bulunan odasının penceresinden atmış…

Advertisement
1 Comment

1 Comment

  1. Pingback: Cin Vakası: Balkon Kapısı - Paranormal Haber

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Korkudan Evde Yalnız Kalamıyorum

Yani taşındıkları evde yalnız kalan kadının eşi kılığına giren bir cinle yaşadığı korku verici olayın hikayesi.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - korkudan evde yalnız kalamıyorum

Yani taşındıkları evde yalnız kalan kadının eşi kılığına giren bir cinle yaşadığı korku verici olayın hikayesi.

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Adım Elif. Sizlere başımdan geçen korku verici bir olayı anlatmak istiyorum. Maddi imkansızlıklardan dolayı istediğimiz eve çıkamamıştık. Sessiz ve ıssız bir yerde bir ev kiralamış mecburen bu evde kalmaya başlamıştık. Üstelik çalışma şartlarımız da çok ağırdı. Hem eşim hem de ben sabahtan akşama kadar çalışıyor eve kendimizi zor atıyorduk. Yani aslında hayat bizim için oldukça zor geçiyordu. Tuttuğumuz eve de hiçbir zaman kanım ısınmamıştı. Ama bundan başka imkanımız olmadığı için mecbur bu durumu kabullenmiştim. 

Yine günlerden bir gün işten çıkmış eve yorgun argın dönüyordum. Eve vardığımda kimsenin olmadığını gördüm. Zaten eşim benden daha geç eve gelirdi. Oturma odasına geçerek biraz kafa dağıtmaya karar verdim. Koltuğa uzandım ve televizyonu açtım. Bir süre sonra mutfaktan çok büyük bir tabak çanak kırılması sesi koptu. Olduğum yere çivilenmiştim. “Mustafa sen misin?!” diye bağırdım. Mutfaktan “Evet, benim’’ sesi gelmişti. Koşarak yanına gittim ne olduğunu merak etmiştim. Mutfağa gittiğimde orada kimsenin olmadığını gördüm. Üstelik mutfakta kırılan veya dökülen hiçbir şey yoktu.

Evin tamamını aradım ve yine kimseyi bulamadım. Herhalde ben çok yorgun olduğumdan dolayı bana o şekilde geldiğini düşündüm. Sonra kapı sert bir şekilde çalınmaya başladı. Gelen eşimdi. Ona çok korktuğumu ve başıma gelen olayı anlattım. Eşim hiçbir şey söylemeden beni gülümseyerek dinliyordu. Sonra odasına doğru çekildi. Bende onun yorgun olduğunu ve biraz dinlenmek istediğini düşünmüştüm. Tekrardan oturma odasına geçerek televizyon izlemeye devam ettim. 

Birkaç saat televizyon izledikten sonra yatmak için odama geçecektim. Birden telefonuma bir mesajın geldiğini fark ettim. Mesaj atan eşimdi. Bu gece askerlik arkadaşında kalacağını ve onu beklemememi söylüyordu. Bu mesajı gördükten sonra buz kesildim. Koşarak yatak odasına gittim. Odanın içinde kimse yoktu. Oradan koşarak çıktım ve telefonla eşimi durumu anlattım. Ona yalnız kalamayacağımı ve eve gelmesini söyledim. O da apar topar eve geldi. O gece benim için çok zor geçmişti. Bundan sonraki zamanda o evde yalnız başıma kalmamaya özen gösterdim.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Gaipten Gelen Sesler

Yakup Kutlu isimli arkadaşımızın Instagram üzerinden bizimle paylaştığı deneyimleri. Çocukluğunda yaşamış olduğu gaipten gelen sesler deneyimi…

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Gaipten Gelen Sesler

Yakup Kutlu isimli arkadaşımızın Instagram üzerinden bizimle paylaştığı deneyimleri. Çocukluğunda yaşamış olduğu gaipten gelen sesler deneyimi… 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Uzun zaman önce oldu… Yaz tatillerinde büyükannemde kalıyordum. O zamanlar cinler, hayaletler vb. konulara çok ilgi duyuyordum. Ananemin evinin karşısında bir mezarlık vardı. Her gece bu mezarlıktan gelen sesler duyuyordum. Bunu insanlara söylediğimde ise bana inanmıyorlardı. Bir sabah ananem bana; ben uyurken uykuda konuştuğumu ve o gece uykumda Yasin suresinin tamamını yüksek sesle okuduğumu söyledi. Ananemim bu söylediğine çok şaşırmıştım çünkü ben o güne kadar Yasin suresini bir kere bile okumuş değildim…

Bir de benim bir bisikletim vardı. Tabii ki o yaşlarda doğal olarak bisiklete binmeyi çok severdim. Yine bir gün o çok sevdiğim bisikletime binmiş geziyordum. Düz yolda giderken birden bisikletin gidonu aniden, kendi kendine sola çekti ve düştüm. Bunun oluşundan çok korkmuştum çünkü yol, buna sebep olabilecek şekilde eğimli değildi. Dedim ya; dümdüz bir yoldu… Neyse; eve dönmeye karar verdim. 

Tam o sözünü ettiğim  mezarlığın başına geldiğimde birinin bana seslenmekte olduğunu duydum. O biri bana ismimle sesleniyordu! Uzun bir süre sesin geldiği tarafa doğru baktım ama kimseyi göremedim. Duvarın öteki tarafında kimse yoktu. İyice korkmaya başlamıştım. 

Hemen ertesi gün ise yine o mezarlığın başında, evvelsi gün yaşadıklarımı bir arkadaşıma anlatıyordum. Tam arkadaşıma, mezarlıktan bir sesin beni çağırdığı kısmı anlatacaktım ki oradan bir “Şisşt!” sesi geldi. Arkadaşım ve ben çok korktuk. O günden sonra ne zaman o mezarlığın yakınlarından geçsem, birinin beni izlediği hissine kapılıyorum. Şimdi bile ne zaman oraya gitsem, gecesinde mutlaka kabus görüyorum. 

Bir de o mezarlığın ilerisinde bir futbol sahası vardı. Bir gün aynı arkadaşımla oraya gitmiştik. Orada; bir tuvalet, iki oyuncu kulübesi, bir tane de izleme yeri vardı. Tuvalet sahanın dışındaydı. Orada aniden; tuvaletten gelen bir bağırma sesi duyduk. Ben o günden sonra artık düzenli olarak Kuran okumaya başladım. O günleri unutamıyorum hala.   

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

İnternetten Cin Çağırmayı Öğrenen Dört Kız

2009 yılında lisede okuyan ve öğrenci evinde kalan dört kızın, internetten gördükleri bir cin çağırma seansını gerçekleştirmelerinin ardından hayatlarını nasıl kaybettiklerini anlatan bir hikaye.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - İnternetten Cin Çağırmayı Öğrenen Dört Kız

2009 yılında lisede okuyan ve öğrenci evinde kalan dört kızın, internetten gördükleri bir cin çağırma seansını gerçekleştirmelerinin ardından hayatlarını nasıl kaybettiklerini anlatan bir hikaye. 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Şimdi anlatacağım olay tamamen gerçek ve yaşanmış bir hikaye… 2009 yılında, kız lisesinde okuyan gör kız sekiz - dokuz katlı bir binada kalıyorlar. Binanın en üst katında. Bu kızlar, normalde cin, şeytan gibi şeylere pek inanmamalarına karşın bir gün internette, cin çağırma ayini yapan bazı gençlerin görüntülerini izliyorlar. Videodaki gençler, izleyenleri, videoda gördükleri şeyleri evde yapmamaları gerektiğiyle ilgili olarak uyarıyorlar. Ancak buna rağmen eğlence arayışında olan bu dört kız, aynı videoda gördükleri şekilde mum vb. eşyaları gereken şekilde yerleştiriyorlar ve aynı videoda gördükleri şekilde cin çağırmaya çalışıyorlar.

İlk denemelerinde hiçbir şey olmuyor. Ancak aradan kısa bir süre geçtikten sonra kızlardan birini, göremedikleri bir şey hızla duvara doğru itiyor. Kız duvara o kada sert bir şekilde çarpılıyor ki omurgası kırılıyor. Yaşadıkları olayın şaşkınlık ve korkusundan dolayı, yerde boylu boyunca yatmakta olan arkadaşlarının yanına yaklaşamıyorlar bile. Hemen ardındansa bütün ev şiddetli bir şekilde sarsılmaya başlıyor. Evdeki bütün eşyalar kızların üzerine devriliyor ve kızların dördü de eşyalarında altında ezilerek feci şekilde can veriyorlar. 

Olayı araştıran bir yetkili çevredeki güvenlik kameralarını filan inceliyor ve komşulara soruyor “Şu saatte evde bir sarsıntı oldu mu?” diye. Komşuların hepsi “Evet, o saatte ufak bir sarsıntı hissettik.” diye cevap veriyorlar. Adam bu cevaba çok şaşırıyor ve “Evinizin sadece biraz sallandığına emin misiniz?” diye aldığı cevabı teyid etmeye çalışıyor. Çünkü onun şahit olduğu görüntülere göre evde biraz ya da ufak değil, aksine çok güçlü bir deprem olmuş gibi bir var. 

İşin en garip taraflarından biri ise şu: Kamera görüntülerine göre, binada gerçekleşen sarsıntının; eşyalar, kızların üzerine devrildiği anda aniden durması. Sarsıntının tek etkisi ise garip bir şekilde sadece ağır mobilyaların kızların üzerine düşerek onları onları öldürmüş olması değil. Kızların odalarındaki dolapların kapıları açılıp, içlerindeki bütün elbiseler vesaire de etrafa saçılmış durumda bulunuyor. Mutfak çekmeceleri de açık ve içlerindeki bütün malzemeler de sanki özenle ve özellikle yerlere saçılmış gibi. Kamere kayıtlarına göre evdeki bütün kapıların kendi kendilerine açılıp kapandığı da görülüyor. 

Polisin araştırması bilindiği kadarıyla mantıklı bir sonuca bağlanamıyor. Polisten sonra evin sahibi de kamera kayıtları ve görüntüleri izliyor ve evin mühürlenmesine karar veriyor. Ev mühürlendikten sonra ölen kızların aileleri  ev sahibinden rica ederek görüntüleri izliyorlar. Ailelerin söz konusu görüntüleri izlemesinin üzerinden en fazla dokuz on gün filan geçtikten sonra, ölen gençlerin ailelerinin de aynı çocuklarınınki gibi bir ölümle hayatlarını kaybettikleri haberi yayılıyor.    

Editörün Yorumu

Yukarıda okumuz olduğunuz hikayeyi bana (at)yruzaki isimli bir Instagram hesabından direkt mesaj olarak gönderdi bir takipçimiz. Kendisinden şu ana kadar, olayın hangi şehirde gerçekleştiğine yahut kendisinin, anlatılan olayı; kimden, nasıl buyduğuna dair bir bilgi edinemedim. 



Hemen şunun altını çizmek istiyorum; burada amacım kesinlikle bu tarz hikayeler paylaşan arkadaşların ne inançlarını sorgulamak ne de kimseyi sözü geçen olayların gerçekliği ile yahut aksi ile itham etmek. Amacım; hikayeyi keyifle okuduktan sonra diğer olasılıklar dair ufuk açmak… Hikaye bana biraz kulaktan kulağa anlatılma yoluyla değişmiş gibi geldi. Bu en büyük ve en gerçek olayların bile başına gelen olağan bir durumdur.  

Hikayeye göre aslında evin bütün odalarında güvenlik kameraları var ki bu normal şartlar altında bırakın aile konutlarını, işyerlerinde bile sık rastlanan bir durum değildir. Sanki evin bütün odalarında güvenlik kameraları olduğu bilgisi olaya, kişiden kişiye aktarımlar sırasında, olayın gerçekliğine yahut doğaüstülüğüne dair olan inancın güçlendirilmesi amacıyla sonradan eklenmiş gibi geldi. Bunu, hikayeyi Instagram üzerinden bana anlatan arkadaşın yaptığını düşünmüyorum tabii. Muhtemelen bu anlatım ona ulaştığında da evin her odasında bulunan güvenlik kameraları detayı hikayenin içine çoktan eklemlenmişti. 

Bunun dışında bir de şöyle düşünelim: Belki de bütün bu gizemli, doğaüstü ölüm sahneleri, organize bir cinayet silsilesini örtbas etmek için yayıldı. Belki de kızlar ağır fiziksel şiddet sonucu travmaya bağlı etkiler sonucunda öldüler ve bunu yapan kişi veya kişiler, cesetlerin üzerindeki darbeleri, üzerilerine ağır mobilyalar devirerek olağanlaştırmak istediler polisin gözünde. Amaç kafa karıştırarak olayın çözümünü zorlaştırmak olabilir pekala. Hatta olay mahaline mum vb. ayin gereçleri yerleştirmek fikri dahi aynı amaca matuf zekice bir planın parçaları olabilir…

Bütün bunların sonucunda bütün bu yaşananlar gayet somut insan cinayetleridir diyebilir miyiz? Hayır. Çünkü elimizde bu olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı dahil, yaşandıysa eğer birinci elden şahitleri yahut somut delilleri gibi veriler yok. Fikir yürütüyoruz sadece. Yani atıp tutuyoruz 🙂 Sizin de olaya dair farklı fikirleriniz, tezlerini olursa yorumlar bölümünden bizimle paylaşın derim.

Sinan Özgenç

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Evimize Giren Cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi…

Published

on

By

YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ - evimize giren cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi...

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Babamızın evimizden uzak olduğu yıllarda sürekli bir tedirginlik ve huzursuzluk yaşıyorduk, üç kardeşiz ve köy evimizde ben annemin yanında yatarken abilerim yan odada uyuyordu. O zamanlar 13 yaşındaydım. Yani hayatımda bir şeyleri yeni yeni anlamlandırmaya başladığım yaşlardaydım. Duvarlarımız beyaz kireçli ve geceleri korkmayalım diye bir gaz lambası kısık ateşte sürekli yanardı. Uyuyamadığımda yanan ateşin tavana yansımasına izler dururdum.



Ancak duvarlar beyaz olduğundan az ışıkta olsa odada her şey seçilebiliyordu. O gün de aynı şekilde yatağa gireli birkaç saat olmasına rağmen ben uyuyamamıştım. Tavana bakıyordum. O sırada odamızın kapısı açıldı ve içeri kafasında kasket olan bir adam girdi. Babam evde olmadığı için dayım köyümüze gelerek, sık sık bizde kalırdı. Yine geç vakitte o geldi diye düşündüm fakat adamın arkasından odaya bir de kadın girdi.

Adam önde, kadın arkada gaz lambasının asılı olduğu duvara doğru yürüdüler. Kadın, beyaz bir elbise giymişti. Simsiyah saçları beline kadar uzanıyordu. Hiç konuşmadılar ve lambanın yanında öylece durdular. Her ikisi de bir süre lambanın fanusunun içine baktılar. O anda yüzlerini çok net görebilmiştim. Bu kişileri tanımıyordum. Ama adamın dayım olmadığını anladığında çok korkmuştum. Korku ve heyecandan dilim tutulmuştu.

Ardından adam gaz lambasının ışığını biraz açtı. Her şeyi artık çok daha net görebiliyordum. Lambayı açtıktan sonra; yine o önde, kadın arkada yürüyerek odanın penceresinden dışarı çıktılar. İşte o anda "Anne!" diye bağırarak, ağlamaya başladım. Annem hızla elimi tuttu. "Oğlum sen de gördün mü? Korkma." dedi. Bu olaya odada bulunan annem ve ben aynı anda şahit olmuştuk. O gece korkuyla birbirimize sarılarak yattık. Sabaha kadar gözümüze uyku girmedi. Bu olayı kimseyle paylaşmadık. Sırrımız olarak uzun bir süre içimizde yaşadı.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinlerle Dalga Geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi…

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - cinlerle dalga geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi...



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bursa'da yaşıyorum. Size başımdan geçen korkunç bir olayı anlatacağım… O zamanlar 14 yaşındaydım ve heyecanı seven bir çocuktum. Daha yeni bir motorum olmuştu ve hız yapmayı sevenlerdendim. Bir gün arkadaşım Gökhan'da 8-9 arkadaş toplandık hazır evleri boşken.

Müzik filan dinliyoruz... Sessiz bir arkadaşımız vardı. O çocuktan hep korkmuşumdur nedense... Adı Mustafa'dı. Neyse, biz dans ediyoruz ama Mustafa bir kenarda oturmuş, bizi izliyor ve gülüyordu. Ben bir ara yanına gittim ve "Ne bakıyorsun olum; gel hadi sen de hep beraber dans edelim" dedim. Mustafa bana baktı ve "Daha çok eğlenicez" dedi. Ben de "Peki" dedim ve dansa devam ettim.

Yarım saat aralıksız danstan sonra herkes ölü gibi yere yığılmış yatıyordu. Çok yorulmuştuk. Mustafa bir anda "Beyler cin çağıralım mı?" diye ilginç bir teklif attı ortaya. Ee tabi biz de meraklı çocuklarız "Tamam lan!" dedik. İnternetten araştırdık nasıl cin çağırılır diye. Ciddi ciddi internette yazanları uyguladık hatta 1-2 defa tekrar ettik. Baktık hiç bir şey olmuyor... Ercan diye bir arkadaş var 16 yaşında "Şimdi ben bu cinlerle dalga geçicem" dedi. Mustafa hemen cevap verdi. "Sakın! Başına bela alırsın!!" dedi.

Ercan hiç takmadı ve başladı bağırmaya. Az bir zaman geçti bir anda Ercan
yere yığıldı. Hepimiz şok geçirdik! Kimse çocuğa bir şey de yapamıyor. Arkasını dönüp, parmağıyla; bir kapıyı gösteriyordu bir de tavanı... Hepimiz çok korktuk. Çocuğa tokat atıyoruz yok; çocuk; yine kapı, tavan, kapı, tavan... Sonra bir anda hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı ve "Bi tuvalete gideyim" dedi. Çocuğa hiçbirimiz cevap dahi veremedik. Sanki hiçbir şey olmamış gibi öylece kalktı ve gitti...

Hepimiz konuşuyoruz; aramızdan 1-2 kişi ağlamaya başladı. Ercan odaya girdi
ve birden gülmeye başladı "Nasıl korktunuz ama" diye. Biz de o an şaka yaptı zannettik ama bir anda o da ağlamaya başladı. Hıçkıra hıçkıra; çok fena... Kalktık çocuğa su getirdik içti ve bir anda kusmaya başladı. Nasıl bir kusma ama; simsiyah, zift sanki... Daha sonra bize bakarak ve çok garip bir ses tonuyla "Kaçın!" diye bağırdı. Gökhan hemen annesini aradı. Ben, Mustafa ve Furkan; üçümüz Ercan'a vurmaya başladık. Ercan beni bi tuttu; nasıl sıktığını anlamadım; ölecektim sanki. 10 tane adam dizin önüne, yine zorlanmadan döverdi.



Her neyse; biz evden kaçtık. Gökhan evi terk edemedi. Çocuk orda kaldı Ercan'la. Ertesi sabah hep beraber toplandık. İlk önce Ercanlara uğradık. Annesi "Eve hiç gelmedi" dedi. Polisi filan aradık; çocuk kayıp. Daha sonra Gökhan'a uğradık. Çocuğun sırtı bıçakla kesilmiş sanki. O günden bu yana Ercan kayıp. Gökhan'sa kekeme oldu. Bu anlattığım olay 2006'ya aittir. Tamamen gerçek bir olaydır. İsterseniz 2006 yılının gazetelerinde, haberlerinde bulabilirsiniz.

Daha Fazla: YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Öğrenci Yurdundaki Varlık

Kız öğrenci yurdunda kalan bir grup öğrencinin bir geceyarısı başlarından geçen tüyler ürpertici olayın hikayesi.

Published

on

By

Öğrenci yurdunda gördüğümüzvarlık - yaşanmış korku hikayeleri

Kız öğrenci yurdunda kalan bir grup öğrencinin bir geceyarısı başlarından geçen tüyler ürpertici olayın hikayesi. 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bunları yurtta kalırken yaşadım. Gece olmuş, yoklamalar alınmış, herkes odasına çekilmişti. Bizden de bir iki arkadaş zaten yatmıştı. Tam biz de yatacakken Meral adındaki oda arkadaşımız aniden yatağından sıçrayarak " Işığı açın!” diye bağırdı. Hepimiz şaşkına dönmüştük. Ben kalkıp ışığı açtım. Meral’in yanına koştum. Kızın adeta dili tutulmuştu. 

Eli ile karşısındaki dolabı işaret ediyordu. Ağlıyordu. Orada posterler vardı. Karanlıkta onları bir şeye benzetmiştir düşüncesiyle, belki arkadaşımızın sakinleşmesine yardımcı olur diye hepsini yırtıp attık. Ancak hiçbir şey değişmemişti. Meral hala ağlayarak eli ile orayı gösteriyordu.

Herkes iyice telaşlanmış ve içlerimize korku girmişti! Tam bu sırada Meral "İşte orada! Gözlerini bana dikmiş bakıyor! Bana bakan bir şey vardı orada! Gülüyordu bana! Halime’ye bir şey yapacaktı! Ben onu fark edip, lambayı açın dediğimde birden kayboldu! Çok korktum!” dedi.

Herkes şaşkın ve bir o kadar da korkmuş vaziyette birbirine bakıyordu. Meral ise hala ağlıyor ve durmadan terliyordu. Ne yaptıysak kar etmedi. Kız daha da kötü oluyordu. O fal taşı gibi açılmış gözleri bugün bile hala karşımda gibi oluyor olayı hatırladıkça! “Ayaklarını göremedim! Sanırım yoktu! Bu neydi şimdi! Ne gördüm ben böyle!..” gibi şeyler söylüyor ve ağlamaya devam ediyordu.

Sonra yan odadan bir kız, elinde Kuranı Kerim ile geldi. Biraz okuduktan sonra çıktı gitti. Ama bizi asıl şaşırtan ve daha da çok korkutan Meral’in dediği şu sözler oldu: “Gördüğüm varlık, Kuran okuyan kızın arkasındaydı! Onunla birlikte çıkıp gitti! Artık bizim odamızda değil!”

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yaşanmış Hayalet Hikayeleri

Daha çok ülkemizde yaşanmış cin hikayelerini yayınladığımız yaşanmış korku hikayeleri kategorimize bu sefer batılıların yaşamış oldukları hayalet hikayelerinden bir derleme ekledik.

Published

on

By

yaşanmış hayalet hikayeleri

Daha çok ülkemizde yaşanmış cin hikayelerini yayınladığımız yaşanmış korku hikayeleri kategorimize bu sefer batılıların yaşamış oldukları hayalet hikayelerinden bir derleme ekledik.

Yerli yaşanmış korku hikayeleri kadar etkileyici olmasalar da içlerinden bazılarını ilginç bulabileceğinizi sanıyorum.



Ölü Bana Sarıldı

Daha gençken Margie isimli bir kadına gazete teslimatı yapıyordum. Çok yaşlıydı ve ben de gazeteyi alıp onun için içeri bırakıyordum ve onu kontrol ediyordum. Bir gün içeri girdim ve yatakta uyuyordu. Ben de içeri girip gazetesini masaya koydum ve evden çıktım. Ertesi gün, Margie yine uyuyordu ve gazete hala açılmamıştı. Bir sonraki gün Margie uyanıktı ve çok mutlu olduğunu söyleyerek bana sarıldı. Ancak onu takip eden yani bir sonraki günde evin önünde arabalar vardı. Görünüşe göre Margie, 3-4 gün önce yatağında ölmüştü. Nasıl olduysa ben onunla konuştum ve o aslında ölüyken bana sarıldı!”

Duvarın İçinden Yürüyen İnsanlar

Eskiden bir hastanede çalışıyordum ve çoğu zaman gece vardiyalarına kalıyordum. Sabah saat 3 civarında bir şeyler atıştırmak için otomata gittim. Otomatın yanında kafeteryaya bakan camlı bir kapı vardı. Kapıdan birinin girdiğini net bir şekilde gördüm. Kafeteryada; biri girince açılan sensörlü ışıklar olduğunu hatırladım ancak bu ışıklar yanmadı. İçerisi hala karanlıktı. Daha yakından bakmaya gittim ve içeride yürüyen insanların doğrudan bir duvarın içine yürüdüğünü gördüm. Koşarak kaçtım. Hayatımda hiç bu kadar hızlı koştuğumu hatırlamıyorum.

Beşiğimi Sallayan Hayalet

Annemin anlattığı bir hikayeye göre; ben daha bebekken bir gece çok mızmızlanıyormuşum. Annem de bu yüzden beşiğime beni kontrol etmeye gelmiş. Birkaç kez odama geldikten sonra annem oldukça yorulmuş. Ben tekrar ağlamaya başladığımda annem yine odama gelmek için ayağa kalkmış ancak başka ayak sesleri duymuş ve çıldırmış çünkü annem orada tek başınaymış. Ayak sesleri durduğunda annem beşiğin sallanma seslerini ve yaşlı bir kadının sesini duymuş. Bu ses, benimle konuşup beni sakinleştirmeye çalışıyormuş.

Ölülerle Konuşan Anneannem

“Anneannem ölmeden önceki bir hafta, ölen akrabalarıyla konuşmaya başladı. Örneğin ölü kız kardeşiyle “Tamam Rose. Yakında orada olacağım” diyerek konuşurdu. Bunu yalnızca ölü akrabalarla yaptığını fark ettik. Bu yüzden hala hayatta olan erkek kardeşi Henry ile konuşmaya başlaması garipti. Ya da biz öyle düşündük! Anneannemin Henry ile yaptığı konuşmadan sonra Henry’nin öldüğüne dair bir telefon aldık!

Annemin Ölü Arkadaşı

Yaklaşık 6 yaşındayken annemin çok yakın bir iş arkadaşı (hemşire) vefat etti. Annemin arkadaşının vefat ettiği gece annemin yatağında uyuyakaldım ve fark edince uyandım. Uyandığımda annemin üstünde uzanmış gibi görünen bir kadın gördüm. Bu kadını daha önce hiç görmemiştim. Bana baktı, gülümsedi; daha sonra koridorda yürüdü ve kayboldu. Bu olaydan birkaç gün sonra annem cenazeden geldi ve sonunda iş arkadaşının bir fotoğrafını gördüm. Fotoğraftaki kadın, o gece annemin üstünde gördüğüm kadındı!

Havuzdaki Hayalet

Halka açık bir havuzda çalışıyordum. Kapanıştan sonra havuzu temizlemek için yalnız çalıştığım zamanlar oluyordu. Bir gece, saat 02 civarında, soyunma odalarını temizliyordum. Havuz birkaç saatliğine kapatılmıştı ancak havuzda bir çocuğun kahkahasını ve ayak seslerini duydum. Bakmak için dışarı çıktım ama kimseyi göremedim. Bütün kapılar kapalı ve kilitliydi. Bir çocuğun saklanabileceği hiçbir yer yoktu. Ayrıca havuz başında da ıslak ayak izleri görmedim. Kapıları ve güvenlik kameralarını kontrol ettim ama hiçbir şey yoktu. Binadaki tek kişi bendim!

Rahibe Hayaleti

Bir gece uyandığımda yatağımın yanında dua eden ve rahibeye benzeyen birini gördüm. Onu duyamadım ama o, göğsüne haç işareti koymaya devam etti. Yüzde 100 uyanıktım ve çok korktum. Ertesi sabah anneme anlattığımda annem, evimizin aslında bir rahip için inşa edildiğini ve rahibelerin evimizde kaldığını söyledi.

Beyaz Elbiseli Hayalet

Bir gece yatağımdan kalktım ve banyoya doğru elimde telefonla yürümeye başladım. Koridorda hem yürüyüp hem de mesajlaşıyordum. O sırada beyaz elbiseli bir kıza çarptım, özür dileyip devam ettim. Tuvalete gittiğimde evde yalnız olduğumu hatırladım. Bu olayın ertesi günü erkek arkadaşım beni evden almaya geldi ve bana “Neden üst katta bana bakarak beyaz elbiseni değiştirdin?” diye sordu. Ancak benim beyaz bir elbisem yok!



Babamın Hayaleti

Babam öldükten sonra annemi ziyaret etmek için eve gittim. Evde yalnız olduğumu biliyordum ancak üst katta sesler duydum. Babam odasındaydı. Bilgisayar masasından kalktı, kapıya doğru yürüdü ve açtı. Kapıyı açtıktan sonra merdivenlerden aşağı yürüdü, son adımında birkaç saniye durdu ve daha sonra odasına dönüp kapıyı kapadı. Muhtemelen ondan 5 metre uzaklıktaydım ve donup kaldım. Babam benden korktu!

Hayaletimizi Gördün mü

Bir süre bir arkadaşımın evinde kaldım çünkü onun ev arkadaşı evde değildi, ben de onun odasında yattım. Gecenin ortasında beni siyah giysili, siyah şapkalı bir adam yüzünden uyandım. Sonra o adam, bodrum katının kapısından çıktı. Hiç korkmadım ve tekrar uykuya daldım. O gecenin sabahı arkadaşımın ev arkadaşı geri döndü ve ben de ona siyah giysili adamı sordum. Bana baktı ve “Ah, hayaletimizi sen de mi gördün?” dedi.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Mezarlıkta Define Ararken

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Daha önce de bizimle; başından geçen doğaüstü bazı olayları paylaşan Instagram takipçimizin kısa süre önce yaşadığı tüyler ürperten bir deneyimin hikayesi.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Mezarlıkta Define Ararken

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Daha önce de bizimle; başından geçen doğaüstü bazı olayları paylaşan Instagram takipçimizin kısa süre önce yaşadığı tüyler ürperten bir deneyimin hikayesi.



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Okulların tatil olması nedeniyle bir haftadır köydeydik. İşte diğer arkadaşları da aldık, saat sabah 10 gibi yaylaya çıktık. Bizim orada bir çoban var; koyunlara bakıyor. Onun yanına gittik. Mangal filan yaparız diye de öncesinde etleri hazırlamıştık. Ben etten iyi anlarım; bu yüzden etleri ben pişirdim. Benim kuzen salata yaptı, çoban da çatal kaşık filan getirdi. Bir güzel ziyafet çektik. 

Sonra çoban dedi ki “Sıkıldım. Dağ, taş; hele kışın ortasında soğuktan götüm donuyor…” Ben de dedim ki “Sanki ne yapacaksın şehirde. Büyük şehir sana göre değil.” Bu bana güldü “Hele defineyi bulayım; İstanbul’da s.kmeyeceğim kız kalmaz dedi. Kuzen, ben ve arkadaşlar adamla biraz dalga geçtik “Ne define filan?!.” diye.

Çoban “Gümüşhane’de (Hangi ilçe olduğu bana kalsın)  bir define var” dedi. “Bana amcam bununla ilgili bazı şeyler anlattı. Kesin doğru” dedi. “İyi, ben de geliyorum o zaman” dedim. Bu bana tip tip baktı “Senin ne işin var ? Sen git kumda oyna!” dedi. Sonra ben “Ulan neyle gidece? Araban var mi?” filan dedim. Bu da “Tamam gel ama peki ya ehliyetin var mı?” dedi. Ben de “O, sıkıntı değil; kuzen de geliyor” dedim.

Neyse, bilahare yanımıza biraz para filan aldık. Kuzen direksiyonda, çoban onun yanında önde, ben arkada gidiyoruz… Bir köye vardık. Köy biraz saçma bir yerleşimdi. Her ev başka yerde. Araları en az 100 metre. Biz, sora ede kazacağımız yerdi bulduk. Yani en azından çoban öyle söyledi. Kazacağımız yer, bir mezarlığın en alt kısmıydı. 

Gece 02 civarı, kazacağımız yere geldik. Kuzen ve çoban; kazma kürek, ben elimde fenerle başladık çalışmaya. Kısa süre sonra aniden, arkamızdan gelen bir “Şşş…” diye bir ses duydum. Ben korkudan yusuf yusuf oldum. Kuzen dedim “Sen ışık tut, ben kazarım”. O ışık tutmaya, ben kazmaya başladım. Ben kazma vururken çoban, çıkan toprağı kürekle atıyordu. Sonra kuzen dedi ki “Bir ses var! Siz de duyuyor musunuz?” Ben dedim “Ben duydum ama duymamazlıktan geldim. Boşver” 

Her neyse; az çok bir miktar daha kazdık. Sonra bir bağırma sesi “Heyt!” diye ama o kadar kalın bir ses ki duysanız inanmazsınız. Ben de koşa koşa arabaya bindim. Sonra kuzen ve çoban de geldiler, peşim sıra onlar da arabaya bindiler. Mezarlıktan aşağı iniyoruz… Çoban o telaşla telefonunu düşürmüş. “Hemen” dedi “dönelim”. Ben “Yok; ben dönmem oraya bir daha” dedim. Kuzen de kabul etmedi. Çoban “Peki o zaman; beni indirin, bekleyin. Ben koşar, alır gelirim” dedi.

Bunun üzerine biz de geri döndük. Mezarlığa yakın bir yerde çoban indi. Koşa koşa gitti, aldı, geldi; telefonunu. Sonra tekrar dönüşe geçtiğimizde bayır aşağı bir şeyin üzerinden geçtik. Araba havaya hopladı. İndik, baktık; ölü bir domuz. Hemen tekrar araba atladık. Neyse; bayır aşağı inmeye devam ediyoruz arabayla. Bir su yalağı gördük. Önünde; insan olmadığından emin olduğumuz iki kişi yalaktan su içiyor. Ama yalağın çeşmesinden değil; bildiğiniz hayvanların su içmekte kullandığı yalak kısmından. 

Biz oradan geçerken içlerinden biri döndü bize baktı. Gözleri kıpkırmızı! Ben korkudan hemen arka koltuğa yattım. O ara bazı çığlık sesleri duyduk. Araba da yolda giderken aniden kayar gibi oldu. Sonra basa basa Giresun’a geri döndük. Bu olay beni o kadar etkiledi ki halen bazen rüyalarıma girdiği oluyor. Bu olaydan sonra sık sık baş dönmeleri de yaşamaya başladım. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinlerin Düğününde Halay Çektim

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Anlatıcımızın amcasının başından uzun süre önce geçmiş tüyler ürperten bir olay. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşanmış.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Cinlerin Düğününde Halay Çektim

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Anlatıcımızın amcasının başından uzun süre önce geçmiş tüyler ürperten bir olay. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşanmış. 



Sizlere Erzurum'un İspir ilçesinde bundan yaklaşık 35 yıl önce amcamın başından geçen bir olayı anlatacağım. Bizim Erzurum’daki köyümüzde eski bir evimiz var. Artık kullanmıyoruz. Arada bir; yazın gider piknik filan yaparız. Amcam daha 12 yaşlarındayken evimizin olduğu sokakta oturuyormuş. Evin önü o zamanlar sokak lambası olmadığı için karanlık ve ıssızmış. Bundan sonrasını amcamın ağzıyla anlatıyorum:

"Bir gün kapının önünde oturup gizli gizli sigara içiyordum. Evdekiler görmesin diye alt kattaki kilere gittim. Tam sigarayı bitirmeye yakın, uzaklardan davul zurna sesleri gelmeye başladı. Oturup gelmelerini bekledim. Bu saatte kimin düğün yaptığını görmek istemiştim. Sesler gittikçe yaklaşıyordu. Yaklaştıkça loş bir ışık yüzüme vuruyordu. Gariptir ki benden başka kimse çıkıp bakmıyordu. Meydana doğru yürümeye başladım. Meydana gittiğimde ise kimse yoktu. Herkesin düğüne gittiğini düşündüm. Derken davul sesleri iyice yaklaştı. Ama gelenlerden hiç birini tanımıyordum. 

Biraz daha yaklaştım; birden birisi kolumdan tutup, halaya çekti. Çaldıkları şarkıyı da çaldıkları aleti de hayatımda daha önce hiç duymamış, görmemiştim. Düğün yaklaşık bir saat kadar sürdü. Ondan sonra; yine geldikleri gibi tek sıra halinde, elerindeki aleti çala çala gittiler. Ben de yorgun bir halde eve gittim. Babam bana çok kızmıştı. Sinirli bir şekilde üzerime yürüyüp bir tane tokat attı. Bende başımdan geçen olayları anlattım. Sonra uyumaya giderken babam yanına çağırdı. Bana; cinlerin düğünüyle karşılaştığımı söyledi. Sonrada sırtımı ve göğsümü açıp baktı bir iz bulmaya çalıştı ama Allah’a şükür hiç bir iz yoktu. O günden sonra gece dışarı çıkmadım."

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Tatarlı Köyündeki Ağlayan Bebek Olayı

Olay, Ceyhan’ın Tatarlı köyünde geçiyor. Dayım orada yaşarken geceleri balık tutmaya çıkardı ama oranın yerlileri hep bir efsaneden bahsederlermiş…

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Ağlayan Bebek Efsanesi

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Şimdi size anlatacak olduğum olay, Ceyhan'ın Tatarlı köyünde geçiyor. Dayım orada yaşarken geceleri balık tutmaya çıkardı ama oranın yerlileri hep bir efsaneden bahsederlermiş: “Ağlayan Bebek" olayı.



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Tatarlı köyünün her yerinde su gözeleri olduğu için kış aylarında yeraltı sularının buharı yüzünden göz gözü görmezdi. Köyün ileri tarafları yeraltı sularından dolayı hem bataklıkla hem de kamışlarla doluydu. Her gece avlanmaya çıkan dayım bir gece cesaretini toplayıp, ağlayan bebek efsanesinin geçtiği derenin oraya balık avlamaya gitmiş. Üstünde lacivert yağmurluk, ayağında kahverengi botla yola çıkmış ve derenin yanındaki kayanın üstüne oturup olta atmış. 

O sırada hafiften bir yağmur çiğselemeye başlamış ve dayım, sanki çok uzaklardan gelen bir bebek sesi duyarmış gibi olmuş. Başındaki kapşonu çıkarıp sağ sola bakınmış ama yağmurluğun hışırtısından dolayı pek bir şey anlayamamış. Bunun üzerine kapşonunu geri takmış. İlerleyen vakitlerde bebeğin sesiyle beraber bir ayak ses, ve  hışırtı da duymaya başlamış. Bebeğin ağlama sesi çok uzaklardan gelirken ayak sesleri çok yakından geliyormuş. O hışırtı iki üç metre ilerisinden gelmeye başlayınca bir an korkuya kapılmış ve  oltayı bırakıp hareketsiz bir şekilde durmaya başlamış. Yağmur da aniden şiddetini artırmış ve yine bir anda kesilivermiş. Yağmurun kesilmesiyle birlikte ayak sesleri, hışırtı ve ağlama sesleri de kesilmiş. 

Dayımın dereye bıraktığı oltanın ucuna birden balık takılmış ve hareket eden balığın etkisiyle kayaya sürten olta bir ses oluşturmuş. Oltanın sürtünme sesinden sonra dayımın arkasından bir ayak sesi duyulmuş ve önceden uzaktan gelen bebeğin ağlama sesi de giderek yaklaşmaya başlamış. O ne olduğu belirsiz kişi ya da  varlık artık dibine kadar girmiş dayımın. Dayım, hemen arkasında olduğunu hissediyor ama dönüp neyle kaşılaşacağını bilmediği için korkusundan dönüp bakamıyormuş. Bir anda cesaretini toplayıp arkasına döndüğünde bebek sesi ve hışırtı kaybolmuş. Dayım sabaha kadar o kayanın üstünde hareketsiz oturup, gün ağarmaya başlayınca da evine dönmüş. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler