Connect with us
Sonu acı biten bir büyücülük ve cin hikayesi Sonu acı biten bir büyücülük ve cin hikayesi

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Kavuşma Büyüsü

Yaşanmış Korku Hikayeleri – İbrahim adlı gencin, sevdiği kızın ailesini ikna etmek için bir büyücü kadın ve cinlerle yaptığı anlaşmanın kötü biten öyküsü…

Published

on

Yaşanmış Korku Hikayeleri - İbrahim adlı gencin, sevdiği kızın ailesini ikna etmek için bir büyücü kadın ve cinlerle yaptığı anlaşmanın kötü biten öyküsü... 



Kütahya, 1988 - Kütahya’nın bir köyünde yaşamakta olan İbrahim Cengiz, çiftçilik ve iki tane koyunun verdiği sütle geçimini sağlamaktaydı. Annesi ve babasını 1966 yılında kaybettiği için yalnız yaşamaktaydı. Köyün fakirlerinden olduğu için pek sevilmezdi köyünde. Kaldığı kerpiç ev yıkıldı yıkılacak durumdaydı. Karşı köyden Ayşe adında bir kızı severdi. Sürekli o köyün çayırında otlatırdı koyunları.

Asıl amacı; tarlada çalışan Ayşe’yi bir kez olsun görmekti. Ayşe’nin de İbrahim’de gönlü vardı. Ancak kızın anne ve babası, kızlarını bir fakire vermek istemiyorlardı. Nihayet İbrahim, kızı istemek için kendi köyünün ileri gelen yaşlılarıyla kızın yaşadığı köye gitti ama içeri bile alınmadılar. Pes etmeyen İbrahim, bundan sonra 7-8 kere daha gitti ancak her seferinde kapılar yüzüne kapandı.

Kavuşma Büyüsü

Bu durum zoruna giden İbrahim, şehir dışına çıkıp bir büyücü bulmaya karar verdi. Bir hafta kadar ortalarda görünmeyen İbrahim, sonunda aradığı büyücüyü buldu. Ancak parası yetersiz olduğu için koyunlarını sattı ve büyücü kadına gidip istediği kavuşma büyüsünü yaptırdı. Büyücü, İbrahim'e yapması gerekenleri söyledi. Cinlerle anlaşma yapması için neler yapacağını tek tek anlattı.

Kalan parasının bir kısmıyla bir tavuk aldı ve ormanlık alana gitti. Tavuğu kesip, kanıyla kendine bir çember çizip, çemberin etrafına soğan kabukları serpti. Hocanın verdiği duaları okudu. Ardından çemberin içine büyüyü koydu. Aradan bir ay kadar geçince, Ayşe'nin ailesinden haber geldi “Gelsin kızı istesin” diye. Hemen yaşlıları toplayıp eve vardılar. Ayşe'nin ailesi evliliğe izin vermişti. Üstelik İbrahim'in kendi evlerinde kalmasını istiyorlardı. Düğün büyük coşkuyla yapıldı. Herşey yolunda görünüyordu…

Çocuğu Sakın Yalnız Bırakma

Ancak aradan zaman geçti ve Ayşe hamile kaldığında herşey değişti. Ayşe, her gece ağlıyor, kendine zarar veriyordu. Hatta İbrahim, çoğu gece Ayşe'yi uyur-gezer şekilde sokaklardan topluyordu. İntihar bile etmeye kalkan Ayşe'yi doktora götürürler ama nafile. Doktor “Bir problem yok” deyip, onları geri göndermişti. Bir süre sonra Ayşe'nin doğum sancısı başladı. Ayşe doğurmak üzere olduğu için hemen köyden bir ebe çağrıldı.

Ayşe doğum sırasında öldü ancak çocuk sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmeyi başardı. Bu durum karşısında İbrahim yıkıldı. Kendini eve kapattı. Çocuk sekiz yaşına geldiğinde, tuhaf davranışlar sergilemeye başladı; duvara bakıp konuşmalar, kendi kendine gülmeler… Bu durum İbrahim'in dikkatini çekince çocuğunu bir hocaya götürdü. Hoca, çocuğu dışarı çıkarıp, İbrahim'e “Sen daha önce hiç Allah'a şirk koştun mu?” diye sordu. İbrahim “Hayır” cevabını verdi. Bunun üzerine Hoca, İbrahim'i “Çocuğu sakın yalnız bırakma” diye tenbihledi. Bu olayın üzerinden de uzun bir süre geçti…

Hayatının Şokunu Yaşadı

Bir gün İbrahim’in, bağ bahçe işlerini halletmek tarlaya gitmesi gerekiyordu. Çocuğu kayınvalidesine emanet edip, evden çıktı. Tarladan gece yarısı yorgun dönen İbrahim, evde çocuğunu bulamadı. Bütün köy seferber oldu ancak çocuk bulunamadı. İbrahim tekrar yıkıldı. Sabah olmadan hemen o büyü yaptırdığı kişini olduğu yere gitti ancak ortada ne büyücü vardı nede başka bir birisi.



Bunun üzerine Hocaya gidip her şeyi anlattı. Hocanın anlattıklarıyla hayatının şokunu yaşadı: Büyücünün yaptığı büyü aslında bir tuzaktı. Nefsine engel olamayan İbrahim hem çocuğunu hem de eşini kaybetmiş oldu. Sadece bir hafta arayla kayınvalidesi de evde intihar etmiş olarak bulundu. İbrahim'in o günden sonra nereye gittiği veya yaşayıp yaşamadığını bilen yok…

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Evimize Giren Cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi…

Published

on

By

YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ - evimize giren cinler

Olayı anlatan kişinin henüz 13 yaşında iken yaşamakta oldukları köy evinde bir geceyarısı yaşadığı korku dolu anların tüyler ürperten hikayesi...

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Babamızın evimizden uzak olduğu yıllarda sürekli bir tedirginlik ve huzursuzluk yaşıyorduk, üç kardeşiz ve köy evimizde ben annemin yanında yatarken abilerim yan odada uyuyordu. O zamanlar 13 yaşındaydım. Yani hayatımda bir şeyleri yeni yeni anlamlandırmaya başladığım yaşlardaydım. Duvarlarımız beyaz kireçli ve geceleri korkmayalım diye bir gaz lambası kısık ateşte sürekli yanardı. Uyuyamadığımda yanan ateşin tavana yansımasına izler dururdum.



Ancak duvarlar beyaz olduğundan az ışıkta olsa odada her şey seçilebiliyordu. O gün de aynı şekilde yatağa gireli birkaç saat olmasına rağmen ben uyuyamamıştım. Tavana bakıyordum. O sırada odamızın kapısı açıldı ve içeri kafasında kasket olan bir adam girdi. Babam evde olmadığı için dayım köyümüze gelerek, sık sık bizde kalırdı. Yine geç vakitte o geldi diye düşündüm fakat adamın arkasından odaya bir de kadın girdi.

Adam önde, kadın arkada gaz lambasının asılı olduğu duvara doğru yürüdüler. Kadın, beyaz bir elbise giymişti. Simsiyah saçları beline kadar uzanıyordu. Hiç konuşmadılar ve lambanın yanında öylece durdular. Her ikisi de bir süre lambanın fanusunun içine baktılar. O anda yüzlerini çok net görebilmiştim. Bu kişileri tanımıyordum. Ama adamın dayım olmadığını anladığında çok korkmuştum. Korku ve heyecandan dilim tutulmuştu.

Ardından adam gaz lambasının ışığını biraz açtı. Her şeyi artık çok daha net görebiliyordum. Lambayı açtıktan sonra; yine o önde, kadın arkada yürüyerek odanın penceresinden dışarı çıktılar. İşte o anda "Anne!" diye bağırarak, ağlamaya başladım. Annem hızla elimi tuttu. "Oğlum sen de gördün mü? Korkma." dedi. Bu olaya odada bulunan annem ve ben aynı anda şahit olmuştuk. O gece korkuyla birbirimize sarılarak yattık. Sabaha kadar gözümüze uyku girmedi. Bu olayı kimseyle paylaşmadık. Sırrımız olarak uzun bir süre içimizde yaşadı.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinlerle Dalga Geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi…

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - cinlerle dalga geçmek

Büyükleri evleri yokken bir araya gelen ve sırf eğlencesine cin çağırıp, olmayınca cinlerle dalga geçmeye çalışan bir grup gencin başından geçtiği iddia edilen korku dolu olayın hikayesi...



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bursa'da yaşıyorum. Size başımdan geçen korkunç bir olayı anlatacağım… O zamanlar 14 yaşındaydım ve heyecanı seven bir çocuktum. Daha yeni bir motorum olmuştu ve hız yapmayı sevenlerdendim. Bir gün arkadaşım Gökhan'da 8-9 arkadaş toplandık hazır evleri boşken.

Müzik filan dinliyoruz... Sessiz bir arkadaşımız vardı. O çocuktan hep korkmuşumdur nedense... Adı Mustafa'dı. Neyse, biz dans ediyoruz ama Mustafa bir kenarda oturmuş, bizi izliyor ve gülüyordu. Ben bir ara yanına gittim ve "Ne bakıyorsun olum; gel hadi sen de hep beraber dans edelim" dedim. Mustafa bana baktı ve "Daha çok eğlenicez" dedi. Ben de "Peki" dedim ve dansa devam ettim.

Yarım saat aralıksız danstan sonra herkes ölü gibi yere yığılmış yatıyordu. Çok yorulmuştuk. Mustafa bir anda "Beyler cin çağıralım mı?" diye ilginç bir teklif attı ortaya. Ee tabi biz de meraklı çocuklarız "Tamam lan!" dedik. İnternetten araştırdık nasıl cin çağırılır diye. Ciddi ciddi internette yazanları uyguladık hatta 1-2 defa tekrar ettik. Baktık hiç bir şey olmuyor... Ercan diye bir arkadaş var 16 yaşında "Şimdi ben bu cinlerle dalga geçicem" dedi. Mustafa hemen cevap verdi. "Sakın! Başına bela alırsın!!" dedi.

Ercan hiç takmadı ve başladı bağırmaya. Az bir zaman geçti bir anda Ercan
yere yığıldı. Hepimiz şok geçirdik! Kimse çocuğa bir şey de yapamıyor. Arkasını dönüp, parmağıyla; bir kapıyı gösteriyordu bir de tavanı... Hepimiz çok korktuk. Çocuğa tokat atıyoruz yok; çocuk; yine kapı, tavan, kapı, tavan... Sonra bir anda hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı ve "Bi tuvalete gideyim" dedi. Çocuğa hiçbirimiz cevap dahi veremedik. Sanki hiçbir şey olmamış gibi öylece kalktı ve gitti...

Hepimiz konuşuyoruz; aramızdan 1-2 kişi ağlamaya başladı. Ercan odaya girdi
ve birden gülmeye başladı "Nasıl korktunuz ama" diye. Biz de o an şaka yaptı zannettik ama bir anda o da ağlamaya başladı. Hıçkıra hıçkıra; çok fena... Kalktık çocuğa su getirdik içti ve bir anda kusmaya başladı. Nasıl bir kusma ama; simsiyah, zift sanki... Daha sonra bize bakarak ve çok garip bir ses tonuyla "Kaçın!" diye bağırdı. Gökhan hemen annesini aradı. Ben, Mustafa ve Furkan; üçümüz Ercan'a vurmaya başladık. Ercan beni bi tuttu; nasıl sıktığını anlamadım; ölecektim sanki. 10 tane adam dizin önüne, yine zorlanmadan döverdi.



Her neyse; biz evden kaçtık. Gökhan evi terk edemedi. Çocuk orda kaldı Ercan'la. Ertesi sabah hep beraber toplandık. İlk önce Ercanlara uğradık. Annesi "Eve hiç gelmedi" dedi. Polisi filan aradık; çocuk kayıp. Daha sonra Gökhan'a uğradık. Çocuğun sırtı bıçakla kesilmiş sanki. O günden bu yana Ercan kayıp. Gökhan'sa kekeme oldu. Bu anlattığım olay 2006'ya aittir. Tamamen gerçek bir olaydır. İsterseniz 2006 yılının gazetelerinde, haberlerinde bulabilirsiniz.

Daha Fazla: YAŞANMIŞ KORKU HİKAYELERİ

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Öğrenci Yurdundaki Varlık

Kız öğrenci yurdunda kalan bir grup öğrencinin bir geceyarısı başlarından geçen tüyler ürpertici olayın hikayesi.

Published

on

By

Öğrenci yurdunda gördüğümüzvarlık - yaşanmış korku hikayeleri

Kız öğrenci yurdunda kalan bir grup öğrencinin bir geceyarısı başlarından geçen tüyler ürpertici olayın hikayesi. 



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Bunları yurtta kalırken yaşadım. Gece olmuş, yoklamalar alınmış, herkes odasına çekilmişti. Bizden de bir iki arkadaş zaten yatmıştı. Tam biz de yatacakken Meral adındaki oda arkadaşımız aniden yatağından sıçrayarak " Işığı açın!” diye bağırdı. Hepimiz şaşkına dönmüştük. Ben kalkıp ışığı açtım. Meral’in yanına koştum. Kızın adeta dili tutulmuştu. 

Eli ile karşısındaki dolabı işaret ediyordu. Ağlıyordu. Orada posterler vardı. Karanlıkta onları bir şeye benzetmiştir düşüncesiyle, belki arkadaşımızın sakinleşmesine yardımcı olur diye hepsini yırtıp attık. Ancak hiçbir şey değişmemişti. Meral hala ağlayarak eli ile orayı gösteriyordu.

Herkes iyice telaşlanmış ve içlerimize korku girmişti! Tam bu sırada Meral "İşte orada! Gözlerini bana dikmiş bakıyor! Bana bakan bir şey vardı orada! Gülüyordu bana! Halime’ye bir şey yapacaktı! Ben onu fark edip, lambayı açın dediğimde birden kayboldu! Çok korktum!” dedi.

Herkes şaşkın ve bir o kadar da korkmuş vaziyette birbirine bakıyordu. Meral ise hala ağlıyor ve durmadan terliyordu. Ne yaptıysak kar etmedi. Kız daha da kötü oluyordu. O fal taşı gibi açılmış gözleri bugün bile hala karşımda gibi oluyor olayı hatırladıkça! “Ayaklarını göremedim! Sanırım yoktu! Bu neydi şimdi! Ne gördüm ben böyle!..” gibi şeyler söylüyor ve ağlamaya devam ediyordu.

Sonra yan odadan bir kız, elinde Kuranı Kerim ile geldi. Biraz okuduktan sonra çıktı gitti. Ama bizi asıl şaşırtan ve daha da çok korkutan Meral’in dediği şu sözler oldu: “Gördüğüm varlık, Kuran okuyan kızın arkasındaydı! Onunla birlikte çıkıp gitti! Artık bizim odamızda değil!”

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yaşanmış Hayalet Hikayeleri

Daha çok ülkemizde yaşanmış cin hikayelerini yayınladığımız yaşanmış korku hikayeleri kategorimize bu sefer batılıların yaşamış oldukları hayalet hikayelerinden bir derleme ekledik.

Published

on

By

yaşanmış hayalet hikayeleri

Daha çok ülkemizde yaşanmış cin hikayelerini yayınladığımız yaşanmış korku hikayeleri kategorimize bu sefer batılıların yaşamış oldukları hayalet hikayelerinden bir derleme ekledik.

Yerli yaşanmış korku hikayeleri kadar etkileyici olmasalar da içlerinden bazılarını ilginç bulabileceğinizi sanıyorum.



Ölü Bana Sarıldı

Daha gençken Margie isimli bir kadına gazete teslimatı yapıyordum. Çok yaşlıydı ve ben de gazeteyi alıp onun için içeri bırakıyordum ve onu kontrol ediyordum. Bir gün içeri girdim ve yatakta uyuyordu. Ben de içeri girip gazetesini masaya koydum ve evden çıktım. Ertesi gün, Margie yine uyuyordu ve gazete hala açılmamıştı. Bir sonraki gün Margie uyanıktı ve çok mutlu olduğunu söyleyerek bana sarıldı. Ancak onu takip eden yani bir sonraki günde evin önünde arabalar vardı. Görünüşe göre Margie, 3-4 gün önce yatağında ölmüştü. Nasıl olduysa ben onunla konuştum ve o aslında ölüyken bana sarıldı!”

Duvarın İçinden Yürüyen İnsanlar

Eskiden bir hastanede çalışıyordum ve çoğu zaman gece vardiyalarına kalıyordum. Sabah saat 3 civarında bir şeyler atıştırmak için otomata gittim. Otomatın yanında kafeteryaya bakan camlı bir kapı vardı. Kapıdan birinin girdiğini net bir şekilde gördüm. Kafeteryada; biri girince açılan sensörlü ışıklar olduğunu hatırladım ancak bu ışıklar yanmadı. İçerisi hala karanlıktı. Daha yakından bakmaya gittim ve içeride yürüyen insanların doğrudan bir duvarın içine yürüdüğünü gördüm. Koşarak kaçtım. Hayatımda hiç bu kadar hızlı koştuğumu hatırlamıyorum.

Beşiğimi Sallayan Hayalet

Annemin anlattığı bir hikayeye göre; ben daha bebekken bir gece çok mızmızlanıyormuşum. Annem de bu yüzden beşiğime beni kontrol etmeye gelmiş. Birkaç kez odama geldikten sonra annem oldukça yorulmuş. Ben tekrar ağlamaya başladığımda annem yine odama gelmek için ayağa kalkmış ancak başka ayak sesleri duymuş ve çıldırmış çünkü annem orada tek başınaymış. Ayak sesleri durduğunda annem beşiğin sallanma seslerini ve yaşlı bir kadının sesini duymuş. Bu ses, benimle konuşup beni sakinleştirmeye çalışıyormuş.

Ölülerle Konuşan Anneannem

“Anneannem ölmeden önceki bir hafta, ölen akrabalarıyla konuşmaya başladı. Örneğin ölü kız kardeşiyle “Tamam Rose. Yakında orada olacağım” diyerek konuşurdu. Bunu yalnızca ölü akrabalarla yaptığını fark ettik. Bu yüzden hala hayatta olan erkek kardeşi Henry ile konuşmaya başlaması garipti. Ya da biz öyle düşündük! Anneannemin Henry ile yaptığı konuşmadan sonra Henry’nin öldüğüne dair bir telefon aldık!

Annemin Ölü Arkadaşı

Yaklaşık 6 yaşındayken annemin çok yakın bir iş arkadaşı (hemşire) vefat etti. Annemin arkadaşının vefat ettiği gece annemin yatağında uyuyakaldım ve fark edince uyandım. Uyandığımda annemin üstünde uzanmış gibi görünen bir kadın gördüm. Bu kadını daha önce hiç görmemiştim. Bana baktı, gülümsedi; daha sonra koridorda yürüdü ve kayboldu. Bu olaydan birkaç gün sonra annem cenazeden geldi ve sonunda iş arkadaşının bir fotoğrafını gördüm. Fotoğraftaki kadın, o gece annemin üstünde gördüğüm kadındı!

Havuzdaki Hayalet

Halka açık bir havuzda çalışıyordum. Kapanıştan sonra havuzu temizlemek için yalnız çalıştığım zamanlar oluyordu. Bir gece, saat 02 civarında, soyunma odalarını temizliyordum. Havuz birkaç saatliğine kapatılmıştı ancak havuzda bir çocuğun kahkahasını ve ayak seslerini duydum. Bakmak için dışarı çıktım ama kimseyi göremedim. Bütün kapılar kapalı ve kilitliydi. Bir çocuğun saklanabileceği hiçbir yer yoktu. Ayrıca havuz başında da ıslak ayak izleri görmedim. Kapıları ve güvenlik kameralarını kontrol ettim ama hiçbir şey yoktu. Binadaki tek kişi bendim!

Rahibe Hayaleti

Bir gece uyandığımda yatağımın yanında dua eden ve rahibeye benzeyen birini gördüm. Onu duyamadım ama o, göğsüne haç işareti koymaya devam etti. Yüzde 100 uyanıktım ve çok korktum. Ertesi sabah anneme anlattığımda annem, evimizin aslında bir rahip için inşa edildiğini ve rahibelerin evimizde kaldığını söyledi.

Beyaz Elbiseli Hayalet

Bir gece yatağımdan kalktım ve banyoya doğru elimde telefonla yürümeye başladım. Koridorda hem yürüyüp hem de mesajlaşıyordum. O sırada beyaz elbiseli bir kıza çarptım, özür dileyip devam ettim. Tuvalete gittiğimde evde yalnız olduğumu hatırladım. Bu olayın ertesi günü erkek arkadaşım beni evden almaya geldi ve bana “Neden üst katta bana bakarak beyaz elbiseni değiştirdin?” diye sordu. Ancak benim beyaz bir elbisem yok!



Babamın Hayaleti

Babam öldükten sonra annemi ziyaret etmek için eve gittim. Evde yalnız olduğumu biliyordum ancak üst katta sesler duydum. Babam odasındaydı. Bilgisayar masasından kalktı, kapıya doğru yürüdü ve açtı. Kapıyı açtıktan sonra merdivenlerden aşağı yürüdü, son adımında birkaç saniye durdu ve daha sonra odasına dönüp kapıyı kapadı. Muhtemelen ondan 5 metre uzaklıktaydım ve donup kaldım. Babam benden korktu!

Hayaletimizi Gördün mü

Bir süre bir arkadaşımın evinde kaldım çünkü onun ev arkadaşı evde değildi, ben de onun odasında yattım. Gecenin ortasında beni siyah giysili, siyah şapkalı bir adam yüzünden uyandım. Sonra o adam, bodrum katının kapısından çıktı. Hiç korkmadım ve tekrar uykuya daldım. O gecenin sabahı arkadaşımın ev arkadaşı geri döndü ve ben de ona siyah giysili adamı sordum. Bana baktı ve “Ah, hayaletimizi sen de mi gördün?” dedi.

Daha Fazla: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Mezarlıkta Define Ararken

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Daha önce de bizimle; başından geçen doğaüstü bazı olayları paylaşan Instagram takipçimizin kısa süre önce yaşadığı tüyler ürperten bir deneyimin hikayesi.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Mezarlıkta Define Ararken

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Daha önce de bizimle; başından geçen doğaüstü bazı olayları paylaşan Instagram takipçimizin kısa süre önce yaşadığı tüyler ürperten bir deneyimin hikayesi.



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Okulların tatil olması nedeniyle bir haftadır köydeydik. İşte diğer arkadaşları da aldık, saat sabah 10 gibi yaylaya çıktık. Bizim orada bir çoban var; koyunlara bakıyor. Onun yanına gittik. Mangal filan yaparız diye de öncesinde etleri hazırlamıştık. Ben etten iyi anlarım; bu yüzden etleri ben pişirdim. Benim kuzen salata yaptı, çoban da çatal kaşık filan getirdi. Bir güzel ziyafet çektik. 

Sonra çoban dedi ki “Sıkıldım. Dağ, taş; hele kışın ortasında soğuktan götüm donuyor…” Ben de dedim ki “Sanki ne yapacaksın şehirde. Büyük şehir sana göre değil.” Bu bana güldü “Hele defineyi bulayım; İstanbul’da s.kmeyeceğim kız kalmaz dedi. Kuzen, ben ve arkadaşlar adamla biraz dalga geçtik “Ne define filan?!.” diye.

Çoban “Gümüşhane’de (Hangi ilçe olduğu bana kalsın)  bir define var” dedi. “Bana amcam bununla ilgili bazı şeyler anlattı. Kesin doğru” dedi. “İyi, ben de geliyorum o zaman” dedim. Bu bana tip tip baktı “Senin ne işin var ? Sen git kumda oyna!” dedi. Sonra ben “Ulan neyle gidece? Araban var mi?” filan dedim. Bu da “Tamam gel ama peki ya ehliyetin var mı?” dedi. Ben de “O, sıkıntı değil; kuzen de geliyor” dedim.

Neyse, bilahare yanımıza biraz para filan aldık. Kuzen direksiyonda, çoban onun yanında önde, ben arkada gidiyoruz… Bir köye vardık. Köy biraz saçma bir yerleşimdi. Her ev başka yerde. Araları en az 100 metre. Biz, sora ede kazacağımız yerdi bulduk. Yani en azından çoban öyle söyledi. Kazacağımız yer, bir mezarlığın en alt kısmıydı. 

Gece 02 civarı, kazacağımız yere geldik. Kuzen ve çoban; kazma kürek, ben elimde fenerle başladık çalışmaya. Kısa süre sonra aniden, arkamızdan gelen bir “Şşş…” diye bir ses duydum. Ben korkudan yusuf yusuf oldum. Kuzen dedim “Sen ışık tut, ben kazarım”. O ışık tutmaya, ben kazmaya başladım. Ben kazma vururken çoban, çıkan toprağı kürekle atıyordu. Sonra kuzen dedi ki “Bir ses var! Siz de duyuyor musunuz?” Ben dedim “Ben duydum ama duymamazlıktan geldim. Boşver” 

Her neyse; az çok bir miktar daha kazdık. Sonra bir bağırma sesi “Heyt!” diye ama o kadar kalın bir ses ki duysanız inanmazsınız. Ben de koşa koşa arabaya bindim. Sonra kuzen ve çoban de geldiler, peşim sıra onlar da arabaya bindiler. Mezarlıktan aşağı iniyoruz… Çoban o telaşla telefonunu düşürmüş. “Hemen” dedi “dönelim”. Ben “Yok; ben dönmem oraya bir daha” dedim. Kuzen de kabul etmedi. Çoban “Peki o zaman; beni indirin, bekleyin. Ben koşar, alır gelirim” dedi.

Bunun üzerine biz de geri döndük. Mezarlığa yakın bir yerde çoban indi. Koşa koşa gitti, aldı, geldi; telefonunu. Sonra tekrar dönüşe geçtiğimizde bayır aşağı bir şeyin üzerinden geçtik. Araba havaya hopladı. İndik, baktık; ölü bir domuz. Hemen tekrar araba atladık. Neyse; bayır aşağı inmeye devam ediyoruz arabayla. Bir su yalağı gördük. Önünde; insan olmadığından emin olduğumuz iki kişi yalaktan su içiyor. Ama yalağın çeşmesinden değil; bildiğiniz hayvanların su içmekte kullandığı yalak kısmından. 

Biz oradan geçerken içlerinden biri döndü bize baktı. Gözleri kıpkırmızı! Ben korkudan hemen arka koltuğa yattım. O ara bazı çığlık sesleri duyduk. Araba da yolda giderken aniden kayar gibi oldu. Sonra basa basa Giresun’a geri döndük. Bu olay beni o kadar etkiledi ki halen bazen rüyalarıma girdiği oluyor. Bu olaydan sonra sık sık baş dönmeleri de yaşamaya başladım. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Cinlerin Düğününde Halay Çektim

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Anlatıcımızın amcasının başından uzun süre önce geçmiş tüyler ürperten bir olay. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşanmış.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Cinlerin Düğününde Halay Çektim

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Anlatıcımızın amcasının başından uzun süre önce geçmiş tüyler ürperten bir olay. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşanmış. 



Sizlere Erzurum'un İspir ilçesinde bundan yaklaşık 35 yıl önce amcamın başından geçen bir olayı anlatacağım. Bizim Erzurum’daki köyümüzde eski bir evimiz var. Artık kullanmıyoruz. Arada bir; yazın gider piknik filan yaparız. Amcam daha 12 yaşlarındayken evimizin olduğu sokakta oturuyormuş. Evin önü o zamanlar sokak lambası olmadığı için karanlık ve ıssızmış. Bundan sonrasını amcamın ağzıyla anlatıyorum:

"Bir gün kapının önünde oturup gizli gizli sigara içiyordum. Evdekiler görmesin diye alt kattaki kilere gittim. Tam sigarayı bitirmeye yakın, uzaklardan davul zurna sesleri gelmeye başladı. Oturup gelmelerini bekledim. Bu saatte kimin düğün yaptığını görmek istemiştim. Sesler gittikçe yaklaşıyordu. Yaklaştıkça loş bir ışık yüzüme vuruyordu. Gariptir ki benden başka kimse çıkıp bakmıyordu. Meydana doğru yürümeye başladım. Meydana gittiğimde ise kimse yoktu. Herkesin düğüne gittiğini düşündüm. Derken davul sesleri iyice yaklaştı. Ama gelenlerden hiç birini tanımıyordum. 

Biraz daha yaklaştım; birden birisi kolumdan tutup, halaya çekti. Çaldıkları şarkıyı da çaldıkları aleti de hayatımda daha önce hiç duymamış, görmemiştim. Düğün yaklaşık bir saat kadar sürdü. Ondan sonra; yine geldikleri gibi tek sıra halinde, elerindeki aleti çala çala gittiler. Ben de yorgun bir halde eve gittim. Babam bana çok kızmıştı. Sinirli bir şekilde üzerime yürüyüp bir tane tokat attı. Bende başımdan geçen olayları anlattım. Sonra uyumaya giderken babam yanına çağırdı. Bana; cinlerin düğünüyle karşılaştığımı söyledi. Sonrada sırtımı ve göğsümü açıp baktı bir iz bulmaya çalıştı ama Allah’a şükür hiç bir iz yoktu. O günden sonra gece dışarı çıkmadım."

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Tatarlı Köyündeki Ağlayan Bebek Olayı

Olay, Ceyhan’ın Tatarlı köyünde geçiyor. Dayım orada yaşarken geceleri balık tutmaya çıkardı ama oranın yerlileri hep bir efsaneden bahsederlermiş…

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Ağlayan Bebek Efsanesi

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Şimdi size anlatacak olduğum olay, Ceyhan'ın Tatarlı köyünde geçiyor. Dayım orada yaşarken geceleri balık tutmaya çıkardı ama oranın yerlileri hep bir efsaneden bahsederlermiş: “Ağlayan Bebek" olayı.



Yaşanmış Korku Hikayeleri - Tatarlı köyünün her yerinde su gözeleri olduğu için kış aylarında yeraltı sularının buharı yüzünden göz gözü görmezdi. Köyün ileri tarafları yeraltı sularından dolayı hem bataklıkla hem de kamışlarla doluydu. Her gece avlanmaya çıkan dayım bir gece cesaretini toplayıp, ağlayan bebek efsanesinin geçtiği derenin oraya balık avlamaya gitmiş. Üstünde lacivert yağmurluk, ayağında kahverengi botla yola çıkmış ve derenin yanındaki kayanın üstüne oturup olta atmış. 

O sırada hafiften bir yağmur çiğselemeye başlamış ve dayım, sanki çok uzaklardan gelen bir bebek sesi duyarmış gibi olmuş. Başındaki kapşonu çıkarıp sağ sola bakınmış ama yağmurluğun hışırtısından dolayı pek bir şey anlayamamış. Bunun üzerine kapşonunu geri takmış. İlerleyen vakitlerde bebeğin sesiyle beraber bir ayak ses, ve  hışırtı da duymaya başlamış. Bebeğin ağlama sesi çok uzaklardan gelirken ayak sesleri çok yakından geliyormuş. O hışırtı iki üç metre ilerisinden gelmeye başlayınca bir an korkuya kapılmış ve  oltayı bırakıp hareketsiz bir şekilde durmaya başlamış. Yağmur da aniden şiddetini artırmış ve yine bir anda kesilivermiş. Yağmurun kesilmesiyle birlikte ayak sesleri, hışırtı ve ağlama sesleri de kesilmiş. 

Dayımın dereye bıraktığı oltanın ucuna birden balık takılmış ve hareket eden balığın etkisiyle kayaya sürten olta bir ses oluşturmuş. Oltanın sürtünme sesinden sonra dayımın arkasından bir ayak sesi duyulmuş ve önceden uzaktan gelen bebeğin ağlama sesi de giderek yaklaşmaya başlamış. O ne olduğu belirsiz kişi ya da  varlık artık dibine kadar girmiş dayımın. Dayım, hemen arkasında olduğunu hissediyor ama dönüp neyle kaşılaşacağını bilmediği için korkusundan dönüp bakamıyormuş. Bir anda cesaretini toplayıp arkasına döndüğünde bebek sesi ve hışırtı kaybolmuş. Dayım sabaha kadar o kayanın üstünde hareketsiz oturup, gün ağarmaya başlayınca da evine dönmüş. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Yatılı Kuran Kursunda Musallat

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Yatılı Kuran kursunda kalan bir gencin, bir gece başına gelen gelen cin musallatı ve sonrasında gelişen olayların hikayesi.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Yatılı Kuran Kursunda Musallat

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Yatılı Kuran kursunda kalan bir gencin, bir gece başına gelen gelen cin musallatı ve sonrasında gelişen olayların hikayesi.



Ondört yaşındaydım. Her şey çok güzel gidiyordu. Yatılı kuran kursunda kalıyordum. Kantinden cips, çikolata almıştım. Normalde yatakhanede yemek yasaktı. Bense kantinden aldığım aburcuburları yatağımda gizli gizli yemiştim. Yemez olaydım…. Neyse; sonra yatsı namazını kılıp, yatakhanelere yatmak için dağıldıktan sonra uyumaya çalıştım. Nedensiz bir şekilde kendimi kötü hissetmeye başladım.

Uyumuşum. Gece bir ara uyandım ve tuvalete gittim. İhtiyacımı gördükten sonra tuvaletten çıkınca; simsiyah bir köpek gördüm karşımda! İşin asıl ilginç ve korkunç tarafı; köpek Arapça gibi bir dilde bana şeyler söyleyerek bana yaklaşmaya başladı. O kadar korktum ki dizlerimin bağı çözüldü ve yere düştüm. Bağırmak, çığlık atmak istedim ama sesim çıkmıyordu. Titremeye başladım. Bu arada köpek o kadar kalın bir sesle haykırmaya başladı ki kulaklarım çınlıyordu. Üzerime çıkıp o anlamadığım dilde bir şeyler diyordu. Ben tabi bayılmışım.

Kendime geldiğimde hocam ve arkadaşlarım başımdaydı. Bense yaşadığım şokun etkisiyle hala konuşamıyordum. Etrafım çok kalabalıktı. Kapının oraya baktığımda o köpeği yine gördüm. Bana bakıyordu. Sonra birden kayboldu. Beni yatakhaneye götürdüler. Yattım ama korkudan uyuyamıyordum. Sonra yine korkunç bir olay gerçekleşti: Yatakhanede çok tiz bir ses bağırmaya başladı! 

O kadar ince ve korkunçtu ki bir bebek ağlamasından; kalın sesli bir adamın haykırışlarına dönüşüyordu. Sonra ses başladığı gibi aniden kesiliverdi. Alt ranzadaki arkadaşım titremeye başladı korkudan. Bense ağlıyordum ve Nas suresini okumaya başladım. Arkadaşım ayağa kalktı ve bana sus işareti yaptı! O andan itibaren hareket edemiyor, nefes alamıyordum. Arkadaşım gitti; eline bir sopa alarak, yanıma geldi. Arapça bir şeyler söyleye söyleye bana vurmaya başladı. İşin ilgin tarafı; bütün bu olan bitene rağmen arkadaşlarımın hiçbiri uykularından uyanmıyordu. Sabaha kadar beni bu şekilde dövdü sopayla. 

Sabah ilk iş; olan biteni hocama anlattım. Hocam beni boş bir odaya götürdü. Yanına da bir siyah çarşaf aldı. Odaya girdiğimizde “Sakın korkma” dedi. Yere oturduk. Hoca dualar okumaya başladı. O okudukça ben sanki boğuluyordum, oda sallanıyordu. Ağlamaya başladım. Hoca birden sustu ve ben göğüs kafesim kırılacakmış gibi acı çekmeye başladım. Sonra acı tüm vücuduma yayıldı, içimde kıyamet kopuyormuş gibi oldu.

Hoca “Neden musalat oldun?” dedi. “Anlamadım hocam” derken, birden çok sert bir tokat yedim hocadan. Hocaya avazım çıktığı kadar ağzıma gelen her küfürü etmeye başladım. Ama aslında ben etmiyordum bu küfürleri. Sanki biri bütün kontolümü ele geçirmiş ve bunları bana o söyletiyordu. Bense sadece izleyebiliyordum.

Hoca dualar okumaya başladıkça ben de bağırmaya başladım. Sonra ses kesildi. Hoca dedi “Kurtuldun”. Gerçekten de kendimi biraz daha iyi hissediyordum. “Eve git, biraz kafanı topla” diye hoca izin yazdı bana. Birkaç gün evde kaldım. Evdeyken bir gün annem üst kata; yengeme çıkmıştı. Televizyon izliyordum. Kapı çaldı. Dört tane çocuk; benim yaşlarımda; geldiler “Çok susadık. Bize su verir misin?” dedi içlerinden biri. “Tamam” dedim. Mutfağa giderken kapı

kapandı. İçerideydiler. “Niye içeri girdiniz?” demeye kalmadan, Arapça bir şeyler diyerek, ellerindeki sopayla bana vurmaya başladılar. Biri boğazımı sıkmaya başladı. Ölüyorum zannetim ve birden zıplayarak koltukta uyandım.  Annem başımdaydı. “Sen niye onu öldürdün?” diyerek boğazımı sıkmaya başladı. Bir daha yattığımda yerden hoplayarak uyandım. Rüya içinde rüya görmüşüm meğer. Ağlıyordum, her yerim acıyordu…

Hemen bizim mahalledeki cami hocasına koştum. Hocaya her şeyi anlattım. Hoca oturdu; dualar, ayetler, okumaya başladı. Hoca okurken ben titremeye başladım. İki rekat namaz kıldırdı. “Kılmak istemiyorum” dedim ama zorla kıldırdı. Namaz bittikten sonra biraz daha huzurlu hissediyordum kendimi. Hoca “Gözlerini kapat” dedi. Kapattım. Dualar okudu okudu… 



Sonra dedi: “Sen yatağında “Besmele”siz yemek yemişsin.” Ve devam etti “Besmelesiz yenen yemek; iblis ve onun soyundan gelenlerin yemeğidir. O taifeden bir çocuk, senin yemeğinin artıklarını yemeye gelmiş ve sen onun üzerine yatmışsın. O da ölmüş.” dedi. Şok olmuştum. “Hocam bilerek yapmadım” vs. demeye başladım. Hoca bana muska yazdı ve hocanın evine gittik. Ölen cinin kabilesini çağırdı. Onlarla anlaştı. İki senedir hiçbir sıkıntı yaşamıyorum Allaha çok şükür.

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

İncir Ağacının Altında Uyandım

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Cin, peri vb. konulara olan merakından dolayı bu konularda çokça araştırma yapan bir gencin yaşadığı korkutucu olaylar.

Published

on

By

Yaşanmış Korku Hikayeleri İncir Ağacı Cinler

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Cin, peri vb. konulara olan merakından dolayı bu konularda çokça araştırma yapan bir gencin yaşadığı korkutucu olaylar.



Bundan dört yıl önce cinler ve periler gibi konularla çok haşır neşirdim. Sürekli bu konuları araştırır, konuşmaya çalışırdım. Hal böyle olunca aslında gelecekte olacakları tahmin etmek çokta zor değildi. İlk başlarda odamdayken Arapça’ya benzer bazı konuşma ve sesler duymaya başladım. Korkuyordum ama yine de bu konularda araştırmaya, okumaya devam ediyordum. Daha sonraları ise geceleri uyanmaya başlamıştım. Adeta binbir farklı ses duyuyordum gaipten gelen. Bununla beraber bir süre sonra bütün bu olanlara alışmış, zamanla korkmamayı öğrenmiştim. Dost olmuştum yani veya ben öyle sanıyordum. 

Günlerden birinde sabah yataktan kalktığımda her yerimde morluklar vardı. Zaman geçtikçe gitgide artıyordu vücudumdaki yaralar. Bir süre bu konularda konuşmayı ve araştırmayı kesmiştim. Bittiğini sanıyordum ama çok iyi hatırlıyorum Mart ayının 12'sinde daha değişik bazı olaylar yaşamaya başlamıştım. Beni korkutmaya geliyorlardı. Anlıyordum onları. Dediklerini yapmam için geliyorlardı ve ben sonuna kadar direniyordum.

Geçen seneye kadar aynı gün akşam ezanından sonra kötüleşmeye başlamıştım. Sanki beni ele geçiriyorlardı. Duş almak için banyoya girmiştim. Orada kendimden üç tane gördüm! Biri bana dokundu ve göğsümde bir santime yakın bir yara belirdi. O günden sonra korkudan yaklaşık iki ay duş almamıştım. Kimseyle konuşmuyor ve sürekli korkuyordum. Hatta duşa girme korkusu o raddeye gelmişti ki bir keresinde ancak babamla kavga ettikten sonra babam beni zorla duşa sokmuştu. 

Uzun zaman alsa da bir şekilde bu korkuyu atlattım ama son yaşadığım olayın yanında bu bir hiçti. Yine bir 12 Mart günü işe giderken bilincimi kaybetmiştim. Akşam ezanında bir incir ağacının altında uyandım ve nefes alamıyordum. Kriz geçiriyordum; astım krizi... İlk bulduğum taksiye işaret etmiştim. Bayılmışım. Uyandığımda hastanedeydim ve her tarafım yara bere içindeydi. Yakınlar vardı. Bir şekilde atlattım ama en büyük hatam onları araştırmaktı. Bilincimi kaybetmiş ve insanlara saldırıyormuşum. Sonuç olarak diyeceğim şu ki dostlarım; bu konuları araştırmayın, içlerine hele sakın girmeyin!!!

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading

Yaşanmış Korku Hikayeleri

Öğrenci Evindeki Aşık Cin

Yaşanmış Korku Hikayeleri – Öğrenci evinde kalan iki arkadaşın başından geçen, korku dolu bir cin hikayesi.

Published

on

By

yaşanmış korku hikayeleri - öğrenci evindeki aşık cin

Yaşanmış Korku Hikayeleri - Öğrenci evinde kalan iki arkadaşın başından geçen, korku dolu bir cin hikayesi.



Üniversiteye yeni başlamıştım. Öğrenci yurdunda kalmak yerine bir arkadaşımla eve çıktmıştık. Her şey çok güzeldi. Derslerimize çalışır, yemek yapar, yerken de dizi izlerdik. 2015’in yılbaşı akşamıydı. 2016'ya girecektik. Evde üç kedi besliyorduk biz. Hava soğuk tabii, sadece salonu ısıtıyor elektrikli ısıtıcı. Kediler ve biz salondayız her zamanki gibi. Dizi izliyoruz. Bir süre sonra fark ettiğimde kediler odada görünmez bir şeyi takip ediyorlardı. Hem de üçü birden. Minik bir kör sinek uçuyor sandık ama çok uzaktan da takip ediyorlardı ve baktıkları yere yakından da baktık. 

Ben hemen birkaç dua okudum. Dizi izlerken ışıkları söndürürdük. Malum öğrenci evi ama ışıkları açık bıraktık o olaydan sonra. Kedilerimiz bir ara görünmez şeyi takip etmeyi bıraktılar ama ara ara yine yapıyorlardı. O odada uyuyamayacağımı söyledim arkadaşıma. Yatak odasına gittik biz de elektrikli sobayı taşıyarak. Kış olduğu için tek odayı ısıttığımızdan aynı yatakta yatıyoruz… Yatak odasında da sobayı açık bırakıp birbirimize sokulup yattık. Salonda olmadığım için rahattım ve salondan korkuyordum artık. Daha fazla dua okumam gerekiyordu. Ayetel Kürsi okuyup uyuduğumuzu hatırlıyorum.

O gece yatakta dönerken kendi kendime uyanıp başımı kaldırdım ve yatağın karşısındaki şifonyer aynasında sanki ben hareket ettiğim için üzerimizden kolunu kaldıran karanlık, çürük bir el gördüm. Oda zaten loş… Arkadaşımın kolu olamayacak kadar ters yöndeydi ve ben bunu görür görmez bedenim baştan aşağı ürperdi. Hemen arkadaşımı uyandırdım ve anlattım. Bana uyku sersemi şekilde "Öyle yapar o; bana sarılmayı seviyor." dedi. Sonra da uyumaya devam etti. Ama ben dua okumaktan uzun süre uyuyamadım.  Aklım çıkacak kadar çok korkuyordum. Gördüğüm şey ve arkadaşımın söylediği aklımdan çıkmıyordu. Sonra farkında olmadan dalmışım.

Ertesi gün arkadaşıma önceki geceyi anlattım "Böyle böyle dedin…” diye. O da oturup konuyu ciddi ciddi açtı. Söylediğine göre ona aşık olan bir cin varmış ve çok kıskanmış. Beni bile ondan kıskanıyormuş. Bu olayın ardından kendimizi korumak için yastıklarımızın içine cin yakma duaları yazan kağıtlar katlayıp koymaya karar verdik. Cin yakma duasına güveniyordum ve gerçekten güvenimi yıkmadı. Bu dualardan sonra bir daha böyle bir şey yaşamadık. Arkadaşım da rahatladığını söyledi. Kedilerimiz de artık salonda görünmeyen şeyi takip etmeyi bıraktılar. 

DAHA FAZLA: Yaşanmış Korku Hikayeleri

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler