Connect with us
büyü nedir nasıl yapılır büyü nedir nasıl yapılır

Gizli İlimler

Büyü Nedir Nasıl Yapılır

Published

on

Büyü, doğaüstü güçler yardımıyla tabiatı etkileyerek olağanüstü sonuçlar elde etme esasına dayanan faaliyetler için kullanılan bir terim…

Büyü Kelimesinin Dünya Dillerindeki Kökenleri

Eski Türk dilinde büyü bügi, bügü şeklinde yazılmakta ve “sihirbaz, din adamı” anlamına gelmekteydi. Daha sonra “akıllı” anlamını kazanan kelime dilerleyen zamanlarda bilge kelimesi ile de eşanlamlılık kazanmıştır.




Büyü anlamına gelen Almanca ve Fransızca magie, İngilizce magi, magic (bk. spell, incantation, sorcery, charm) kelimelerinin aslının Yunanca magostan geldiği bilinmektedir. Pehlevî dilinde (eski Farsça) büyü magu kelimesiyle karşılanmakta, eski İran’da tabiat üstü güçleri kullanabildiğine inanılan Med kabilesi mensubu rahipler sınıfına da maguş denilmekteydi. İslâm kaynaklarında mecûs, mecûsî şeklinde geçen kelimelerin, tabiattaki bazı varlık ve olayları yönettiği, gaipten haber verdiği, büyücülükle bazı işleri gerçekleştirdiği kabul edilen bu sınıf için kullanıldığı söylenebilir.

Büyü Nedir

Bütün bunlar göz önünde tutularak büyü, “doğaüstü gizli güçlerle ilişki kurularak yahut kendilerinde gizli güçler bulunduğuna inanılan bazı nesneler kullanılarak zararlı, faydalı veya koruma gayeli bazı sonuçlar elde etmek için yapılan işler” şeklinde tarif edilebilir.

Kutsalla ilişkisi bulunmaması ve ahlaki amaç taşımaması, büyünün en temel özellikleridir; başlıca gayesi ise daima çıkar sağlamaktır. Asıl amacı insana ve olaylara etki ederek bol ve çok avlama, balık tutma, hayvan yetiştirme, düşmanı yenme, zarara uğratma veya öldürme, çocuk, ürün ve mal çoğaltma, kadın elde etme, hastalıktan kurtulma, kısacası; bitkileri, hayvanları, insanları, tabiat olaylarını ve güçlerini kontrol ederek şu veya bu kişi yahut kişilere iyilik ya da kötülük etmek suretiyle bir menfaat sağlamadır.

Büyücü Kimdir

Büyü, olağanüstü etkileyici bir güç veya bilgiye sahip olduğuna inanılan bazı insanlara yaptırılır. Bunlar büyücü, şaman, sihirbaz, hekim gibi toplumlara göre adları değişen kimselerdir. Bunların güçlerini iyiye de kötüye de kullanabileceklerine inanılır. Büyüde araç olarak ruhlar, cinler, şeytanlar, canlı veya ölmüş bazı hayvanlar, cisimler, şekiller, hatta adlar kullanılır. Tarih boyunca büyüye başvurulduğu gibi günümüzün gelişmiş toplumlarda dahi ilgi uyandıran bir konudur. 

Büyü ve Sihir, Büyücü ve Sihirbaz Arasındaki Fark

Kur’ân-ı Kerîm’de geçen sihir kelimesi büyü anlamını da taşımakla birlikte sihir büyüden daha geniş kapsamlıdır; büyü ile sihrin bazı şekilleri arasında farklar vardır. Öte yandan Türkçe’de büyücü ile sihirbaz aynı anlama gelmemektedir.

Sihirbazlıkta gözü, görüşü aldatan, hokkabazlık, el çabukluğu ve renk yanıltmasına dayanan bir sanatı yürütme anlamı da vardır. İllüzyonizm, manyetizma, hipnoz, telepati gibi teknikleri uygulayan sihirbazdır. Büyücü ise iyi veya kötü varlıkların yardımını sağlayan, bu işin tekniğini, usullerini, tılsımlı sözleri, iksirleri, uygun materyali, muskaları, diğer ilgili maddeleri bilen ve kullanan kimsedir. Cadılar ve kahinler büyücülerle karıştırılırsa da aslında onlarınki bir teknik değil şahsi kabiliyettir.

Büyü Çeşitleri

Ak Büyü (koruyucu büyü): Genel olarak ferdin veya toplumun iyiliği için yapılır. Kuraklık, yaralanma, mal ve mülkün zarara uğraması, hastalık gibi felâketlere karşı, ayrıca çocuklara ve lohusa kadınlara zarar veren şeylere çare bulmak veya bunları önlemek için yapılan koruyucu büyü de ak büyü sayılır. Yapılışında daha çok dinden ve din adamından, dualardan ve dinî metinlerden faydalanılır. Tekniği kısmen büyünün taklit ve temas tarzlarıdır.

Kara Büyü: Kötülük yapmak, zarar vermek gayesiyle yapılır. Kişileri birbirinden ayırmak, evlilerin boşanmasını sağlamak, cinsel gücü yok etmek veya azaltmak, hasta etmek, sakat bırakmak hatta öldürmek gibi kötü istekler kara büyünün gayeleri içindedir. Bütün bu istekler dini kurallara aykırı olduğu halde kara büyü yapanlar bile bile bazı kutsal değerleri, nesneleri, metinleri araç olarak kullanırlar. Uygulama tekniği genellikle taklit ve temas yoluyladır.

Aktif Büyü: Bu büyüyü yapan, tabiat olaylarını yönetim ve denetimi altına alarak güçlü iradesiyle onları dilediği gibi kullanabildiğini iddia eder, kendisinin parapsikolojik bir hayatı olduğunu telkin eder; özel bazı sözleri, tekerlemeleri, dua veya bedduaları ile büyüyü hazırlamak için elverişli bir durum meydana getirmek ister. Meselâ Güney Afrika’da yaşayan Zulu kabilesi mensupları, kızgın kömür üzerine su dökülmesiyle yapılan büyünün fırtınayı önlediğine inanırlar. Kötü ve zararlı olayları önlemek, uğursuzluktan korunmak, insanların zararlarından kaçınmak için bu büyüye başvurulur.

Pasif Büyü: Genellikle savunma ve korunma için yapılır. Kutsal yazı, bıçak, makas, mavi boncuk ve çeşitli nazarlık eşyalar bulundurularak büyücülerin bazı faaliyetleriyle gebe ve lohusaların zararlı etkilere karşı korunması bu tür içinde kabul edilir. Büyücü bu maksatla o kişinin muska ve uğurluklar gibi okunmuş veya hazırlanmış bazı şeyleri taşımasını ister.

Temas Büyüsü: En çok yapılan büyü şekillerindendir. Birbiriyle ilişkisi bulunan şeylerin fiziki temas olmasa bile birbirlerini etkileyeceklerine düşüncesinden doğar. Büyü ile ilgili gücün temasla, yakınlıkla bir başkasına geçtiğine inanılmıştır. Temas büyüsünde temas esas olduğundan parça-bütün ilişkisi inancıyla bir kimsenin saçından alınan bir kıl, elbisesinden koparılan bir bez parçası, bir tırnak ucu, kopartılan bir iplik parçası gibi şeylerle bu büyü yapılır. Temas büyüsü genellikle kişinin iyiliği için yapılmaktaysa da bazan bir kötülüğü uzaklaştırmak veya zarar vermek için de buna başvurulabilmektedir.

Taklit Büyüsü: Pek çok yerde uygulanmaktadır. Bir şeyin taklidini yapmakla o şeyin esasını etkileme, taklit yoluyla istenilen sonucu elde etme esasına dayanır. Bu büyünün temeli, benzerin benzeri meydana getirdiği şeklindeki ilkeye dayanır.

Aynı zamanda analoji büyüsü, homeopatik büyü de denilen bu büyüye hem iyi hem de kötü gayeler için başvurulur. Çocuk isteyenlerin bezden bebek, ev isteyenlerin de ufak taşlarla bir ev yapmaları benzerin benzer şeyler meydana getirebileceği inancından kaynaklanır.

Yağmur yağdırmak için bir genç kızın yeşil dallarla donatılıp başından su dökülmesi de (Balkanlar’da) bir taklit büyüsüdür. Bu büyü çeşidinde dualar ve okumalar ikinci planda kalır. Gerek taklit gerekse temas büyüsü, birbirlerinden uzak şeylerin gizli bir sempati ile birbirlerini etkilediklerini, bir çeşit gizli ve görünmez vasıta ile uyarmanın birinden ötekine geçebildiğini ifade etmek üzere “sempatik büyü” şeklinde de adlandırılır.

Tarihte ve Farklı Kültürlerde Büyü

Büyü, Paleolitik devrede bile örnekleri bulunan çok eski bir uygulamadır. “Benzer benzeri meydana getirir” şeklindeki büyüsel anlayışla çizilmiş kargı saplı hayvan resimlerinin çok eski tarihli mağara duvarlarında tesbit edilmesi bunu göstermektedir.

Ayrıca o dönemlerden kalma, mumya gibi bir balçık türünün koruduğu cesetlerin kırmızı boya ile kaplandığı görülmekte, benzer benzeri meydana getirir inanışına uygun olarak kana benzeyen kırmızı rengin ölü için bir hayat özü şeklinde düşünüldüğü, böylece kırmızıya boyanarak büyülenmiş cesedin yeniden dirileceğine inanıldığı sanılmaktadır.

Eski Mezopotamya ve Mısır’dan kalma, tılsımlı sözler ve büyü formülleri ihtiva eden çok sayıda metin günümüze kadar gelmiştir. Onların törenlerinin çoğu büyü ile ilgiliydi. M.S. I-IV. yüzyıllara ait Yunan ve Mısır papirüslerinde hayvanlar ve insanlarla ilgili büyü formülleri, büyü törenleri, büyünün tutması için gerekli görülen temizlenme usullerini içinde bulunduran büyü örnekleri çoktur.

Mezopotamya bölgesinde rahipler aynı zamanda büyü ile ilgili törenleri yürütmekte idiler. Akadlar, Babilliler ve Asurlular’da kötü cinlerden korunmak için muskalar kullanılmaktaydı. Özellikle Babilliler’de toplum hayatı büyü üzerine kurulmuştu. Sanat, ticaret, savaş, din, av vb. faaliyetler hep büyü ile iç içe idi.

Eski Mısırlılar büyü yoluyla hayat ve ölümü etkileyebileceklerine, tabiat güçlerini denetimleri altına alabileceklerine inanıyorlardı. Mısır tanrıları aldatılabilir, zorlanabilir, itaat altına alınabilirdi. Bu yüzden Mısırlılar büyüsel jestler ve tanrıları kendi isteklerine uydurabilecek törenlerle büyücülerin ölülere iyi davranmayan tanrılara ceza verebileceğine inanıyorlardı.

Eski Çin’de büyü Taoizm’le özdeşleşmişti. Konfüçyüsçülük genelde büyüye karşı çıkınca eski büyücülerin işlerini Taoist veya Budist rahipler sürdürdüler. Çin’de büyü insanı hayatta ve ölüm ötesinde güçlendirmeyi ve böylece ruhları hatta tanrıları bile kontrol altına almayı gaye edinmişti. Bu yüzden büyü hayatı sarmış, halk dinini istilâ etmiş, halk kültürü büyüsel temalar ve ruhlarla ilgili alışılmışın üstündeki maceralarla dolup taşmıştı.

Eski Japonlar’da çeşitli büyü uygulamaları görülmekle birlikte Şinto ayinlerinde büyü ile tanrılara isteklerini sunan büyücü rahiplerin büyüsel formülleri ve afsunlarına yer veren dualara pek rastlanmaz. Ancak zühd hayatı yaşayan kimseler büyü, cincilik ve gizli bilimlerle uğraşırlardı. Japonya’ya Budizm girdikten sonra bu eski uygulamalar gelişmiş Budist gizli bilimciliğiyle kaynaştırıldı. Konfüçyüsçü telkinler Japonya’da büyücülüğü bir ölçüde engellediyse de şimdiki şinto mezhepleri hastalıkların tedavisinde büyü, kehanet ve cinciliğe hâlâ büyük önem vermektedir.

Hinduizm’de büyücülük geniş yer tutar. Vedalar’da büyü ile ilgili olanla olmayanı ayırmak zordur. Sonraki Vedik devrede büyüye ilginin daha da arttığı göze çarpar. Hindistan’da tıp uygulamaları büyü ile yakından ilgiliydi. Zengin olsun fakir olsun herkes, adak adayarak hastalıktan kurtulmaktan büyüsel-yarı büyüsel uygulamalara kadar birçok büyü çeşidine ilgi duyardı.

Eski Yunan’da Hekata sırlı bir kişiliğe sahip olması yanında büyü ilâhesi olarak da benimsenmişti. Şehirlerde büyücüden geçilmezdi. Bütün eski Yunan filozofları büyüye inandılar; hatta içlerinde Porphyrius gibi kendini büyüye hasredenler de oldu. Büyücüler Pisagor’un rakamlarından faydalanarak sayıları büyülü daireler içinde kullandılar. Pisagorcular büyü teorileri yanında büyü uygulaması da yaptılar.

Romalılar büyüyü boş ve anlamsız, büyücüleri hilekâr ve yalancı saymakla beraber onlarda da büyücülük geniş çapta yer almıştı. Mısırlılar’la Kaldeliler’in büyülerinden etkilenmiş olan eski Roma büyücülerin merkezi haline gelmişti. İmparatorlar sık sık bunlara başvuruyorlardı.

Eski İran’da dinle büyü, başka hiçbir yerde görülmemiş ölçüde birbirine karıştırılmıştı. Gatha’lardan da anlaşıldığı gibi Zerdüşt sadece tevhidi yerleştirmekle kalmadı, aynı zamanda başta büyü olmak üzere bâtıl inançlarla da mücadele etti. Sonraki Avesta bölümlerinde bile büyücüler ve cadılar lânetlenmişse de zamanla oluşan yeni dinî yapıda Zerdüşt’ten kalan telkinlerle halkın sürdürdüğü ve içinde büyü ile ilgili elemanların da yoğun olarak yer aldığı inançlar bir araya geldi ve daha sonraki safhada Müslümanların Mecûsî diye adlandırdığı dinî sentez ortaya çıktı.

İyiliğin kötülüğe galip gelmesi şeklindeki asli gayeye uygun olarak iyi cin ve ruhların yardımıyla kötü cin ve ruhların zararlı etkileri giderilmek ve büyücülerin kötülükleri önlenmek istendi. Zerdüşt devrinin melekleri ateş, sığır ve yer cinlerine, kurban büyü ayinine, dualar da afsunlara dönüştü. Hastalıklardan, kötü varlıklardan kurtulmak için afsunlar, büyüler yapıldı (ak büyü).

Airyaman adlı eski İran sağlık tanrısına başvurularak Angra Mainyu tarafından yaratıldığına inanılan 99.999 hastalığa çare bulunmaya çalışıldı. Airyaman şimdiki Parsîlik’te göğün “izad”ı olarak devam etmektedir. Ancak onun iyileştirici gücü Feridun’a verilmiştir. Eski İran’da ateş kültünde de büyünün yeri vardır. Parsîler’le Hindistan’da ve İran’da bulunan çok az sayıdaki Mecûsî bakiyesi (Ceberler) hâlâ büyüsel ayinler icra ederler.

Ken‘ânîler’de büyü ile ilgili materyal Sumer-Akkad geleneği kadar çok değildir. Bununla beraber Eski Ahid kayıtlarından Ken‘ânîler’in büyüleri hakkında bilgi edinilebilmektedir. Ayrıca Ugarit metinleri milâttan önce 2000 yıllarındaki büyücüler ve yaptıkları hakkında bilgi vermektedir.

Türklerde Büyü

Çeşitli Türk kavimlerinde büyü, kehanet, falcılık, cincilik vardı. Şaman Türkler’de kam kelimesiyle ifade edilirdi. Kam ruhlar, tanrılar ve cinlerle ilişki kurabildiğine inanılan kimse idi. O afsun (arvaş) ve büyü yapar, afsunlu sözler söyler, kâhinlik (ırk) yoluyla insanın içinden geçenleri bilir, gaipten haber verir, cin çarpmasını ve hastalıkları sağaltır yani iyileştirir; anlaşılmayan afsunlu sözler söyler, üfürür, davul döver, kendinden geçerek görünmeyen varlıklarla ilişkiye girerdi. Kam ve üfürükçüye (afsuncu, arbağçı) ürüng denilen bir ücret verilirdi. Eski Türklerde çocuklar, cinlere ve göz değmesine karşı ilaçla afsunlanırdı. Yine göz değmesine karşı bağ, bostan ve bahçelere korkuluk (abakı) ve nazarlık (kösgük) dikilirdi. Cin çarpan kimsenin yüzüne soğuk su serpilir, sonra “kovuçkovuç” (kaç kaç) denilerek üzerlik ve öd ağacıyla tütsülenirdi. “Kovuz” (Oğuzlar’da “kovuç”) cin çarpmasına karşı afsun, üfürük olarak söylenirdi. Yel “cin”, yelvi “büyü”, yelviçin “büyücü” anlamında kullanılırdı.

Orta Asya Türk lehçelerinde arbağ da (Kıpçaklar’da arbav) “büyü” anlamına gelirdi. Yılanı ininden çıkarmak yahut zehrini gidermek için yılan afsunu okunurdu. Dudaklardaki uçuk kötü bir ruhtan bilinir, özel bir törenle afsunlanarak tedavi edilir, buna uçuklama, tedavi edene de uçukçu denirdi. Havayı etkileyerek yağmur, kar ve dolu yağdırmakta kullanılan afsunlanmış taşa yada, cada ve yat gibi isimler verilmiştir. Eski Türkler atın boynuna nazarlık olarak moncuk denilen bir taş ve bir çeşit muska (Kazak ve Kırgızlar’da “tumar”) takarlardı.

Başkırtlar, hastalığı tedavi etmek veya korkuyu yatıştırmak için kurşun eriterek hastanın başında bulunan kap içindeki suya döker ve bu sudan hastaya içirirlerdi. Kurşun döken kadın kurşunun suda aldığı şekle bakarak hastalığın sebebini söylerdi; sudan alınan kurşun hastanın elbisesinin göğsüne muska olarak dikilirdi.

İslâm’dan önceki Türk boylarında her türlü belâ ve afetlere karşı koruyucu etkisine inanılan muska-tılsım adeti yaygındı. VIII-XIV. yüzyıllar arasında Doğu Türkistan’da, aralarında Budist ve Maniheist Türklerin de yaşadığı bölgede yapılan arkeolojik kazılarda tılsım-muskalar (üzerinde afsun formülleri yazılı levhalar, tahta materyal) bulunmuştur. Budist Uygurlar’ın dinî kitaplarında da tılsım şekillerine rastlanmıştır. Budist Türklerin dinî eserlerinde “tılsım-muska” anlamına gelen vu kelimesi Çince’dir. Bu kelimeyi onlara Çinli Budist rahipler öğretmişlerdir. Türkler Müslüman olduktan sonra vu yerine bitig (yazı) kelimesini kullanmışlardır.

X. yüzyılda Türk boylarının büyük kitleler halinde Müslümanlığı kabul etmelerinden sonra da İslâm’ın şiddetle yasaklamasına rağmen büyü-sihir, İslâm’dan önceki devreden kalan geleneklerle, ayrıca eski İran, Mezopotamya, Mısır ve nihayet Anadolu kültürlerindeki katkılarla günümüze kadar varlığını sürdürebilmiştir. Türkler’in Müslüman olmaları sırasında bu geniş evrenin kamları, Budist ve Maniheist rahipleri yeni dinin yayılmasını önleyemeyince eski geleneklerini yaşatmak ve mesleki çıkarlarını korumak için kendi hurafelerini başka milletlerden öğrendikleri adet ve inançlarla birleştirip bunlara biraz da dini bir görüntü vererek cincilik, üfürükçülük, muskacılık ve afsunculuğa yeni bir şekil kazandırmışlardır.

Yûsuf Has Hâcib tarafından XI. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış olan Kutadgu Bilig’de kamlar otacı denen hekimlerle birlikte anılmış, her derdin bir dermanı ve iyi edecek kamı bulunduğu belirtilmiştir. Yûsuf Has Hâcib, “muazzim”lerin (üfürükçü ve muskacılar) okuyup üfleyen, muska yazan kimseler olarak yel (cin) ve şeytan hastalıklarını tedavi ettiklerinden, “afsuncular” ve “emçiler”in oluşturduğu sınıfın toplumdaki ruhî, cinnî hastalıkların iyileştirilmesinde gerekli görüldüğünden bahseder. Ancak afsuncularla hekimlerin arasındaki münasebeti şöyle belirtir: “Otacı onamas muazzim sözin/Muazzim otacıga evrer yüzin//Ol aymış otuğ yese iğke yarar/Bu aymış bitig tutsa yekler ırar” (Hekim üfürükçünün sözünü beğenmez. Üfürükçü hekimden yüzünü çevirir. O, ilâç yerse hastaya iyi gelir, demiş. Bu, muska bulundursa şeytanlar ırak olur, demiş).

Böylece eski kam ve rahip geleneğini yürütenlerin artık “muazzim” adını aldıkları, eski afsun geleneğine dini, İslamî bir veche vermek niyetiyle Kabe, levh-i mahfûz, arş, kürsî, zemzem vb. terimleri, Kur’an’dan bazı ayet ve sureleri, büyü unsuru veya malzemesi olarak kullandıkları görülmektedir.

Büyü Kitapları

Doğu Türkistan azaimcileri, mesleklerinin Hz. Fâtıma’ya dayandığını ispat etmek için Risâle-i Perihan’ı yazmışlardır.

Aslında Mezopotamya, İran ve Mısır büyü geleneklerinin karışımı olan bu telakki, Anadolu’da eski putperest dinlerin ve Hıristiyanlığın da dahil olduğu kültür etkileriyle daha çok çeşitlendi.

Bütün bu gelişmelerin ortaya çıkardığı kitap ve risâlelerde düşmanı öldürmek, malını mülkünü yok etmek, servet ele geçirmek, birinin gönlünü çalmak, sevdirmek, soğutmak, ayırmak, ara bozmak; sidikliği, cinsel gücü, dili, uykuyu bağlamak, sevilmeyen kimsenin başına cinleri musallat etmek, ağır hastalıklara düşürmek gibi kara büyü; çocuk sahibi olmak, hırsızı yakalamak, kaçanın geri gelmesini sağlamak, bol ürün almak, yolculukta sıkıntı ve belâ ile karşılaşmamak gibi maksatlarla yapılan ak büyüden temas ve taklit büyülerine, nazar ve tabii âfetlerden korunmak için yapılanlardan muska, tılsım, afsunlara kadar çok çeşitli uygulamalar bulunmaktaydı.

Bu çeşit eserlerin en meşhuru Şemsü’l-maârifi’l-kübrâ idi. Yazarı XIV. yüzyılda yaşamış Ahmed b. Ali el-Bûnî olan bu Arapça eserde 400’e yakın tılsım şekilleri ve binlerce afsun vardır. Bu kitapta melek, cin, ifrit isimleri diye verilenler (hımtıhılgıyail, hımtıyail, similhiyail… hışıtışalkikuş, keşikşeliğuş, bıhelhelşıtuş… gibi) ve afsunlar (beheltif seltığ azmatun atvan hekeş bukaş hiyuruş behliyur alarkiyaz…, muhabbet afsunu) cahil halkı inandırmak ve korkutmak için hiçbir dilde bulunmayan saçma sapan anlamsız sözlerdi.

Eski Mısır geleneğinden kalma bu afsunlara itimat telkin etmek için Kur’an’dan âyetler, esmâ-i hüsnâ, çeşitli dualar vb. dinî metinler de karıştırılmıştı. Müellif Bûnî Cezayirli olduğundan İspanya yahudilerinin, “kabala” denilen ve hem Hıristiyanları hem de Müslümanları etkileyen mistik rakamsal sistemlerinden etkilendiği anlaşılmaktadır. Bunu, sonu hep “il” ile biten adlar da doğrulamaktadır. Böylece eski Mısır tılsımlı sözleri, eski Yunan Pisagor rakamları yahudi geleneğinde, özellikle kabalada birleşmiş ve Bûnî yoluyla İslâm dünyasına girmiştir.

Bir diğer eser de yazarı Süleyman el-Hüseynî olan Kenzü’l-havâs Keyfiyyet-i Celb ve Teshîr adlı Türkçe kitaptır. Aslında Ahmed el-Bûnî’nin Şemsü’l-maârifi’l-kübrâ’sının Türkçe’ye çevirisinden ibaret olan bu eser, katılan dualar ve diğer ilâvelerle aslının iki misline çıkmıştır. Eserde hırsızı bulmak, kısmeti bağlı kızların kısmetini açmak, çiçek hastalığını önlemek, uyku bağlamak, uykuyu hafifletmek vb. gayeler için tılsım, afsun ve ayetlerden gülsuyu, safran, misk, karanfil tozu, koyun barsağına kadar çeşitli büyü elemanlarına yer verilmiştir.

Halen Türkiye’nin çeşitli yörelerinde değişik uygulamalar içinde büyü geleneği varlığını sürdürmektedir. Hunlar’dan günümüz Türk toplumlarına kadar uzun bir gelişme çizgisi takip eden büyü bugün Türkiye’de genellikle kötü niyetle yapılmaktadır.

Karı koca veya başka kişilerin arasını açmak, insanın bazı kabiliyetlerini, dilini, bahtını, cinsî gücünü, idrarını bağlamak, sakatlamak, uyutmamak, malına, canına, hayvanına zarar vermek, kız kaçırmak, kız veya erkeklerin bahtını bağlamak, kadının gönlünü çalmak gibi kötü niyetli kara büyü yanında kişinin kendisini, ailesini, mal mülkünü koruma gayesine yönelik ak büyü örnekleri de görülmektedir.

Taklit ve temas büyüsü örnekleri de vardır. İçinde tılsımlı yazılar, şekiller, âyetler, dualar bulunan muskalar muhabbet ve şifa maksadıyla, düşmanlık, cin, hasım ve benzerinden korunmak için muskacılara yazdırılır. Karı-koca, baba-oğul, gelin-kaynana, iki kardeş vb. arasını açmak için yazdırılan muskaların birçok çeşidi vardır.

Büyü Yapmakta Kullanılan Malzemeler

Büyü türlerine ve çeşitli yörelere göre değişen büyü maddelerinden en çok kullanılanları başta muska olmak üzere saç, elbise parçası, tırnak, sabun, iğne, resim, ip, tesbih, çakı, kilit, düğme, at nalı, kazık, demirci örsü, kurşun, demir, bakır vb. maden parçası, toprak, yumurta, koyun işkembesi, horoz kanı, sıpa dili, bal mumudur. Bu tür büyülenmiş nesnelerin saklanıldığı veya konulduğu yerler arasında boyun, koltuk altı, cep, yatak veya yastık altı, kapı eşiği, ocak arkası, merdiven dibi, kör kuyu, mezar gibi yerler sayılabilir.

İlahi Dinlerde Büyü

Yahudilik’te Büyü: Yahudi kutsal kitabında büyü için kullanılan en yaygın kelime kshp kökünden gelir. Akkadca’da bu kök kara büyüye delalet eder; İbranice’de ise ak büyü ile kara büyü arasındaki ayırım kesin değildir. Ancak mekhaşefah kelimesinin özel olarak kara büyü için kullanıldığı söylenebilir. Bununla beraber bu İbranice kelime Babilli büyücülerin bütün yaptıklarını, meselâ ölülerin ruhlarını çağırmayı ifade etmez. Diğer bir kelime de aşaftır (büyücü). Aşafim (Daniel, 2/2) mekhaşefim (büyücüler, afsuncular) ile birlikte kullanılmıştır (ayrıca bk. Daniel, 1/20, 2/10, 27, 4/4). Hover veya hever (muskacı, tılsımcı) kelimesiyle ilgili anlatımlar (bk. Tesniye, 18/11; Mezmurlar, 58/6; İşaya, 47/9, 12) ve yine onunla ilgili lahaş (tılsım) kelimesi de (bk. Yeremya, 8/ 17; Mezmurlar, 58/6; Vaiz, 10/11) dikkat çekicidir. Babilliler, Hititler, Mısırlılar gibi yahudiler arasında da yılanı büyüleyen kimseler vardı (tılsımcı için bk. İşaya, 3/3).

Yahudi kutsal kitabında başlıca üç büyücü tipi verilir. 1. Esas işi gelecekten haber verme olan kimseler. Bunlar falcı (meonen), müneccim (kosem kesamim) ve gaipten haber veren kahinlerdir (menaheş). 2. Doğrudan doğruya büyü ile uğraşan, büyücü-afsuncu (mekhaşef), büyü ve tılsımla bağlayan (hover, hever) kimseler. 3. Cincilik ve bakıcılık yaparak, ölü ruhlarından bilgi edinerek hem kehanet hem de büyü ile uğraşanlar.

Bu büyücü listesi, bazan benzer terimler kullanılarak Yahudi kutsal kitabında ufak farklılıklarla defalarca geçer (bk. II. Krallar, 21/6; II. Tarihler, 33/6; Mika, 5/11; krş. Yeremya, 27/9). İçinde kralların da yer aldığı büyü ile ilgili uygulamalar oldukça çoktur.

İsrailoğulları’nın ilk kralı Saul, cincileri ve bakıcıları ülkeden kovmuşken Filistinliler karşısında zayıf düşünce bir cinci kadın buldurdu ve onun vasıtasıyla ölmüş Samuel’le görüştü (I. Samuel, 28/3, 7 vd.). Kral Yoram’ın annesinin afsunculuğu (II. Krallar, 9/22), Manasse’nin oğullarını ateşten geçirmesi, müneccimlik, sihirbazlık, afsunculuk etmesi ve cinciler, bakıcılar kullanması (II. Krallar, 33/6) gibi daha başka örnekler de vardır. Halk da falcıları, afsuncuları, müneccimleri, sahte peygamberleri dinliyordu (Yeremya, 27/9; Hezekiel, 13/18-20).

Babil ve Mısır’daki kadar çeşitleri ve usta uygulayıcıları bulunmasa da yahudi kutsal kitabındaki şiddetli yasaklamalardan anlaşılmaktadır ki Yahudi dini büyüsel kavramların etkileri altındaki bir kültür çevresinde gelişti.

Aslında yahudi dinine göre büyünün etkisine inanma, Tanrı iradesinin beşeri amaçlara alet olması anlamına geleceğinden, tek bir tanrının dünyayı idare etmesi inancına ters düşer. Bu sebeple Yahudi kutsal kitabında, “Afsuncu kadını yaşatmayacaksın” denilmiştir (Çıkış, 22/18). Ayrıca, “Cincilere ve bakıcılara dönmeyin”; “Sihirbazlık etmeyeceksiniz ve müneccimlik etmeyeceksiniz”; “Ve cinci yahut bakıcı olan erkek veya kadın mutlaka öldürülecektir” (Levililer, 19/26, 31, 20/ 27) gibi yasaklamalar yanında afsunculuk, büyücülük, müneccimlik, yıldızlara bakıcılık ve benzerlerinin başa gelecek şeylerden kurtaramayacağı açıklaması da yer almaktadır (İşaya, 47/8-14). Bunlar ve benzeri ifadelerden kara büyünün yasaklandığı anlaşılmaktadır.

Bunun yanında, Yahudi olmayan milletlerin mekruh fiilleri olarak nitelendirilen bu gibi yasak işler (Tesniye, 18/9-14) hiçbir şekilde ak büyü olarak da yapılmayacaktır (Levililer, 20/6). Büyüye karşı sert yasaklama Talmud’da, özellikle Mişna’da da bulunur. Mişna’da büyü puta tapıcılıkla bir tutulur. Ortaçağ’da ve asrımızın ortalarında Yahudiler ve Hıristiyanlar tarafından büyücüler şeytanın halkı olmak,  doğaüstü sırlara sahip olmaya kalkışmakla suçlanmıştır (EJd., XI, 714-715).

Hıristiyanlık’ta Büyü: İsa Mesih’in doğumunda doğudan gelme müneccimlerin doğumu müjdeledikleri sadece bir İncil’de yer alır (Matta, 2/1-12). “İsa’da beelzebul (şeytanların başı) denilen bir gizli güç var, cinlerin reisi olan bu güç vasıtasıyla cinleri çıkarıyor” diyenlere karşı Hz. İsa, bu haksız iddiaları ortaya atanların Ruhulkudüs’e murdar ruhu dediklerini hatırlatıyordu (Markos, 3/22-30; Yuhanna, 7/20).

Benzer cin çıkarma işini İsa’dan sonrakiler de yapıyordu. Nitekim Pavlus, bir defa falcı ruhuna sahip ve gaipten haber veren hizmetçi kızdaki ruha “çık” dedi; o da çıktı (Resullerin İşleri, 16/16). Bir başka sefer Pavlus, beraberinde Barnabas varken yalancı peygamber olan bir büyücü Yahudinin gözlerine gözlerini dikerek onun gözünü görmez etti (Resullerin İşleri, 13/6-8).

Samiriyeli büyücü Simon’un yaptıkları herkesi hayrete düşürüyordu (Resullerin İşleri, 8/9-24). Yeni Ahid’de cinlere ve putlara secde edenler, katiller, zina veya hırsızlık vb. kötülükler yapanlar gibi büyücülükten tövbe etmeyenler de şiddetle kınanmaktadır (Vahiy, 9/21, 21/8, 22/15; Galatyalılara, 5/20). Ancak dikkat çekicidir ki eldeki İncillerde büyü ile ilgili bir anlatım görülmemektedir.

Yahudiler büyüyü daha fazla Yahudi olmayanlara ait bir uygulama olarak gördükleri gibi Hıristiyanlar da bu işi Hıristiyan olmayanların yürüttüğünü söylediler. XV-XVII. yüzyıllar arasında birçok Yahudinin engizisyon mahkemelerine çıkarılarak büyücülükle, cadılıkla suçlandığı, cezalandırıldığı ve öldürüldüğü bilinmektedir (EJd., XI, 714-715). Hıristiyan dünyasında büyücüden daha fazla cadıdan korkulur. Ancak cadıya atfedilen büyücülük, hortlaklık, yamyamlık, kan emme gibi tesirlerin abartma olduğu hemen anlaşılmaktadır.

Aslında hayatta iken vücuttan ayrılabilen ruh anlayışı Yahudilerde görülmez. Hıristiyan kutsal kitabında da cadı kavramına uygun bir anlatıma bir iki belirsiz temas dışında açıklıkla rastlanmaz (bk. Resullerin İşleri, 16/16). Tanrı’nın Şehri ve İtiraflar kitaplarının yazarı Aziz Augustinus dahil kilise babaları ve ilk önemli yazarlar büyüyü putperest kavimlerin bir uygulaması olarak gördüler. Onlara göre bu din dışı uygulama dinin iyi öğretilmesiyle önlenebilirdi.

Kilisenin büyüye bakışı bu çizgiyi takip ettiyse de halkta, özellikle şehir dışı yörelerde büyü geleneği devam etti. Buna zaman zaman varlıklı şehirlilerin büyü iptilaları da eklendi. Bütün bu gelişmeler, 1320’de çıkarılan ve büyücülükle cadılığın her ikisini de dinsizlik sayan Papalık fermanıyla noktalandı. Artık engizisyon kayıtlarında “cadılar sebti”, “kara şeytan tapınması” deyimleri geçmeye başladı.

Bunlar yanında ak büyü, simya uygulamaları gibi bazan tepki görmekle beraber genelde hoşgörü ile karşılanan faaliyetler de vardı. Ancak Avrupa’da en çok ilgi toplayıp literatüre geçen inançlar cadılıkla ilgili olanlardı. 1484’te Papa VIII. İnnocent tarafından cadılık zındıklık olarak ilan edildi. Bu ferman, engizisyon mahkemeleri tarafından başta İspanya, Fransa, Almanya ve İngiltere olmak üzere Avrupa’nın çeşitli yerlerinde, 200 yıl boyunca içlerinde pek çok masum insanın da bulunduğu on binlerce kişinin suçlanmasına ve eziyetle öldürülmesine yol açtı.

İslam’da Büyü: Cahiliye devrinde büyü-sihir yaygındı. Cincilik, kehanet, fal okları, yıldızlara bakmak, küçük kareler çizip içlerine harf veya sayı yazmak, düğüm atmak ve üflemek gibi yöntemler son derece yaygındı. Bütün bu işler putperestlikle birlikte yürütülüyordu. Araplar büyücülerden çekinir ve onlara saygı duyarlardı.

İslam dini büyük günahlar arasında saydığı büyücülüğe şiddetle karşı çıkmış, Kur’an ve hadiste sihir kökünden türeyen kelimeler kullanılmak suretiyle bu iş açık ve kesin şekilde yasaklanmıştır. Ne gariptir ki müşrikler, önceki ümmetlerde olduğu gibi Kur’an’ın, Hz. Peygamber’in ve İslâm’ın başarısını sihir diye nitelendirmişler, peygambere “sahir” diyebilmişlerdir (bk. Sâd 38/4; ez-Zâriyât 51/52).

Büyü menfaat kökenli bir disiplindir; Allah, peygamber, din tanımaz. Bazı durumlarda onları ve kutsal metinleri istismar eder. Tanrı’nın irade ve kudreti üstünde işler başarılabileceği iddiası vardır. Bütün bunlar büyücüye peygamberden de Allah’tan da daha büyük değer vermek anlamını ortaya çıkarmaktadır. Büyücülerin her şeyi bildiği, başaramayacakları şeylerin bulunmadığı tarzındaki inançlar İslam’a ters düşmektedir. Bu yüzden bazı Müslüman alimler büyüyü, hiçbir gerçekliği bulunmadığı, aldatmacadan ibaret olduğu düşüncesiyle tamamen reddetmişlerdir.

Büyü Nasıl Bozulur Büyü Bozma İçin Yapılması Gerekenler

Advertisement
7 Comments

Gizli İlimler

Dargın Eşlerin Barışması İçin Dua

Dargın eşlerin barışması için temiz bir kâğıda cuma salâsında veya cumartesi ikindi ile akşam ezanı arası veya pazartesi sabah güneş doğarken yazılır.

Published

on

By

Dargın Eşlerin Barışması İçin Dua

Dargın eşlerin barışması için temiz bir kâğıda cuma salâsında veya cumartesi ikindi ile akşam ezanı arası veya pazartesi sabah güneş doğarken yazılır.

Aşağıdaki vefk-i şerîf, temiz bir kâğıda cuma salâsında veya cumartesi ikindi ile akşam ezanı arası veya pazartesi sabah güneş doğarken yazılır. Ardından talep edilen kişiye veya karı-kocaya içirilir ise istenilen netice fazlasıyla elde
edilir. Bazı alimlerin bu tertibin kılıçtan daha keskin olduğunu belirttikleri rivayet edilir.

Dargın Eşlerin Barışması İçin Vefk

Eşlerin Barışması İçin Dua
Dargın Eşlerin Barışması İçin Dua

Eğer içirmek mümkün değilse bu âyeti üç gece 1127 kez karabibere veya muma okuyup “Ya rabbi bu ateşin bu biberi veya mumu yaktığı gibi filân kişinin kalbini de benim sevgimle, aşkımla böyle yak” diye duâ edilerek
yakılır ise hakkında tertip uygulanan kişi tâlibine karşı sınırsız bir sevgi ile bağlanır. Bir an yanından ayrı kalmak istemez.

Continue Reading

Gizli İlimler

“Kalp Ağrısı”na İyi Gelen Dua

Aşağıdaki tertip bir kap içerisine yazılarak su ile silindikten sonra o su içmeye devam edilirse, devam eden kimsedeki her çeşit kalp ağrısı şifâ bulur.

Published

on

By

"Kalp Ağrısı"na İyi Gelen Dua

Aşağıdaki tertip bir kap içerisine yazılarak su ile silindikten sonra o su içmeye devam edilirse, devam eden kimsedeki her çeşit kalp ağrıları şifâ bulur.

“Kalp Ağrısı”na İyi Gelen Tertip

Yazılacak tertip şudur:

"Kalp Ağrısı"na İyi Gelen Tertip
“Kalp Ağrısı”na İyi Gelen Tertip

Diş Ağrısı”na Karşı Okunacak Dua

Continue Reading

Gizli İlimler

Muhabbet İçin Celbiyye Duası

Bu dua cumartesi sabahı Güneş doğmadan önce safranla yazılır, sağ pazuya takılırsa niyet edilen kişi, derin bir sevgi ve heyecanla niyet edene bağlanır.

Published

on

By

Muhabbet İçin Celbiyye Duası

Bu dua cumartesi sabahı Güneş doğmadan önce safranla yazılır, sağ pazuya takılırsa niyet edilen kişi, derin bir sevgi ve heyecanla niyet edene bağlanır.

Yukarıdaki yazılı olan muhabbet duası cumartesi sabahı Güneş doğmadan önce safranla yazılır. Tâlip olan, matlubun sevgisi niyetine sağ pazusuna takarsa niyet ettiği kişi, derin bir sevgi ve heyecanla kendisine bağlanır. Defalarca denenip başarılı olduğuna dair rivayetler vardır.

Muhabbet İçin Celbiyye Duası

Muhabbet İçin Celbiyye Duası
Muhabbet İçin Celbiyye Duası

Bir Başka Bağlama Duası

Continue Reading

Gizli İlimler

Kaybolan veya Terk Eden Kişiyi Geri Getirme Duası

Kaybolan veya terk eden eşlerden birisini diğerine ısındırmak veya her ikisini de birbirlerine bağlamak veya geri döndürmek okunacak dua.

Published

on

By

Kaybolan veya Terk Eden Kişiyi Geri Getirme Duası

Kaybolan veya terk eden eşlerden birisini diğerine ısındırmak veya her ikisini de birbirlerine bağlamak veya geri döndürmek okunacak dua.

Kaybolan veya Terk Eden Kişiyi Geri Getirme Duası

Kaybolan veya Terk Eden Kişiyi Geri Getirme Duası
Kaybolan veya Terk Eden Kişiyi Geri Getirme Duası

Türkçe Okunuşu: Bismillâhirrahmânirrahim. Nâran ehâta bihim sürâdiguhâ ve in yesteğıysu yüğâsu bimâin kelmühli yeşvil vücuh. Bi’seş şerâbü ve sâet mürtefigâ. Ve inne Cehenneme lemuhitatün bil kâfirin. Vessemâi zâtil bürâu. Vel yevmil mev’ud ve şâhidin ve meşhud. Kutile eshâbül uhdud. Ennâri zâtil vekud. Nârullahil mukadetülletî tettaliu alel ef’ideh. Kezâlike tevakkadün nâra fi kalbi kezâ alâ mehabbeti kezâ bilmehabbetil kaviyyeti veşşedideti bihakkı hâzihil âyâtiş şerifeti bil aceli ves sür’ati.

Geri Getirme Tertibinin Uygulaması

Kaybolan, uzağa giden veya sebepsiz yere birbirlerini terk eden eşlerden birisini diğerine ısındırmak veya her ikisini de birbirlerine bağlama veya terk edip gittiği haneye dönmeye mecbur etmek için yukarıdaki âyeti kerimeler
iğne ile büyükçe üç adet mum üzerine yazılır. Sonra mumlardan birisi yakılır. Mumun yanması esnasında Yâsîn süresi okunmaya başlanır. Her mübîn kelimesine geldikçe niyet tekrarlanır.

Meselâ: “Bu mumun yandığı gibi filân kişinin kalbi de filân kişi için böyle yansın” denilir ve tekrar Yâsîn baştan ikinci “mübîn”e kadar okunur. Yine niyet
tekrarlanıp başa dönülür. Böylece yedi “mübîn”de başa dönülür ve sekizincide Yâsîn tamamlanır.

Eğer birinci mumun yanması bitmeden istenilen kişi gelmemişse ikinci
ve üçüncü mumlar da aynı şekilde yakılır. Hakkında bu tertip uygulanan kişi her nerede ve ne kadar uzakta olursa olsun derin bir sevgi ve heyecanla istenilen kişiye gelir.

Daha Fazla: Gizli İlimler

Continue Reading

Gizli İlimler

Karabiber Büyüsü İle Sevdiğini Kendine Bağlama

Evli çiftlerin ya da sevgililerin arasındaki soğukluğu gidermek için yapılan karabiber büyüsünün çok tesirli bir tılsım olduğu rivayet edilir.

Published

on

By

Sevdiğini Bağlama İçin Karabiber Büyüsü

Evli çiftlerin ya da sevgililerin arasındaki soğukluğu gidermek için yapılan “karabiber büyüsü”nün çok tesirli bir tılsım olduğu rivayet edilir.

Karabiber Büyüsü Ne İçin Kullanılır

Sevdiğinden karşılık göremeyen platonik aşıkların sıkça başvurduğu bu uygulama aslında aralarına soğukluk girmiş çiftleri, kısa sürede yeniden barıştırma yetisine de sahiptir. Rivayetlere göre bu uygulama sayesinde özellikle sevgi bağları daha güçlenir ve çiftlerin arasındaki ilgi ile alaka çok daha kuvvetli noktaya ulaşır.

Kaç Adet Karabiber Gereklidir

Bir çok farklı kaynakta bir çok farklı tarifi yapılan gerçek karabiber büyüsü için bazı tariflerde 12 karabiber, bazı tariflerde 21 karabiber bazılarında ise 41 karabiber büyüsü diye geçen bu aşk ve sevgi büyüsü için aslında karabiberin sayısının bir önemi yok.

Karabiber Büyüsünün Tesirli Olması İçin

Sevdiğinizi kendinize bağlamanın ilk şartı hislerinize gerçekten güveniyor olmanız ve halis niyet etmenizdir. İntikam için ve ya başka birine zarar vermek için yapılacak olan gerçek karabiber büyüsü başınıza büyük işler açabilir. İlk önce tartılmadan satın alınmış olması kaydı ile bir tutam karabiber içinden 41 adet karabiber ayrılır. Her bir karabibere tek tek olmak üzere 3 İhlas ve 1 Fatiha Sureleri okunur. Her okunan karabiber daha evvel hazırlanmış olan odun ve ya kömür ateşi üzerine atılır. 

Korunmak İçin Ayetel Kürsi

41 karabiber ile yapılacak olan karabiber büyüsü için gusül abdesti almış olmak gereklidir. Mangal yakılıp, 41 karabiberi hazırladıktan sonra abdestli bir şekilde okumaya başlamadan evvel her ihtimale karşı Ayetel Kürsi’yi okunur. Sağ, sol, ön, arka, ayak tarafı yani yere ve baş tarafın yani gökyüzüne birer defa okunup üflenir. Bu yapılırken her üflemede “Allahım sen beni görünmez varlıkların şerrinden koru” diye dua edilir.

Karabiber Büyüsünün Yapılışı 

Ateşin başına uygun bir şekilde oturulduğunda, ele alınan ilk karabiber ile okumaya başlanır. İhlas ve Fatiha surelerini okurken Besmele çekilmez. Her okunan karabiber ateşe atılırken de Allah’ım, sen filan kızı/oğlu filanın kalbini bana bağla. Bu karabiberin yandığı gibi benim için yansın tutuşsun, bensiz olamasın bensiz yapamasın” diye dua edilir. 41 karabiber bu şekilde tek tek okunup yakıldıktan sonra tam bir inançla dua ederek uygulama tamamlanır. Daha etkili olması için 3, 5, 7, 9, 11 gibi tek sayılı günlerde tekrar edilebilir. Bir de en önemli kurallardan biri olarak bu yapılandan hiç ama hiç kimseye bahsedilmez. 

Daha Fazla: Gizli İlimler

Continue Reading

Gizli İlimler

Hümeze Suresi ve Telepati Yeteneği

Hümeze Suresi”ni okumak suretiyle, telepati yeteneğini geliştirmek ve telepati yoluyla istediğimiz kişiyi etkilemek mümkün.

Published

on

By

Hümeze Suresi Vefki

Hümeze Suresi”ni okumak suretiyle, telepati yeteneğini geliştirmek ve telepati yoluyla istediğimiz kişiyi etkilemek mümkün.

Hümeze Suresi Vefki
Hümeze Suresi Vefki

Hümeze Suresi Okuyarak Telepati Yeteneği Nasıl Geliştirilir

Üç gün oruç tut. Yatsı namazından sonra tenha bir yerde ve tahareti kamile (yani tam bir temizlik halinde olarak) 100 istiğfar, 100 salavatı şerife, 7 tekbir oku. Bundan sonra dört rekat Allah rızası için namaz kıl. Birinci rekatta 10 İhlas, ikincide 20, üçüncüde 30, dördüncüde 40 İhlas oku. Selam verdikten sonra iki diz üzerine otur. Az da olsa sürekli olrak günlük ve aslibent otlarının buhurlarını yak. Ve üzerinde telepati yoluyla tesir etmek, etkilemek istediğin kimseyi düşünerek ve hayalinde karşına alarak, vefk üzerinde olduğu halde 333 kere Hümeze Suresi‘ni okur.

Hümeze Suresi

Hümeze Suresi
Hümeze Suresi

Arapça Okunuşu: Bismillâhirrahmânirrahıym. Veylün li külli hümezetin lümezeh. Ellezî cemea mâlen ve addedeh. Yahsebü enne mâlehu ahledeh. Kella yünbezenne fil hutameh. Ve mâ
edrâke mel hutameh. Nârullâhil mukadeh. Elletî tattaliu alel ef’ideh. İnnehâ aleyhim mü’sadeh. Fî amedin mümeddedeh.

Üçte 5 otuzda 6 ve her yüzde 10’ar kere aşağıdaki tevkili 41 kere oku. Okuma esnasında görünmek veya göstermek istediğin şeyleri, üzerinde tesir etmek istediğin kimseye icra edercesine düşünmek ve gücün yettiği nisbette fikri sabit halinde bulunmaya çalışmak lazımdır.

Okunacak Dua

Tevekkelü yâ huddâme bâzihis süratiş şerîfeti bihakkı mâ fîhâ mines sırri vel esrâ’ri ven nüri vel envâri izbebü ilâ fülânibni fülânete fî sıfâti ve hilyetî bi şehebin min semmin ve harâbin min nârin vadribuhü bi mekâmiin min hadîdin. Venzuru aleyhi bil katli vel azâbi hattâ izâ asbeha ve ye’tî ileyye hadlen zelîlen liyakdıye hâcetî ve matlubî âcilen ve mâ künnâ muazzibîne hattâ neb’ase rasülen elvâban elvâhan elvâhan el’acel el’acel el’acel essâah essâah essâah barekellahü fiküm ve aleyküm.

Yukarıda anlatılan uygulama ve dualara 3 veya 7 gece devam edilir.

Continue Reading

Gizli İlimler

Necm Suresi 58. Ayetinin Sırları

Necm Suresi 58. ayetinin bilinmeyen özellikleri, her türlü sıkıntı ve belanın giderilmesi ve her türlü arzunun gerçekleşmesi için ne şekilde okunması gerektiği.

Published

on

By

Necm Suresi 58. Ayeti

Necm Suresi 58. ayetinin bilinmeyen özellikleri, her türlü sıkıntı ve belanın giderilmesi ve her türlü arzunun gerçekleşmesi için ne şekilde okunması gerektiği.

Leyse lehâ min dünillâhi kâşifeh* (Necm 58)

Ayet-i kerimesini ve vefkini üzerinde taşıdığı halde her gün l153 kere okuyan kimse, pek kısa bir zamanda giriftar olduğu dert ve belalardan, borç zilletinden, hakkını vermeyenlerin her çeşit zulüm ve şerlerinden, üzüntü ve hüzünden, hapisten, bekarlıktan, işsizlikten, hasılı kelam dert ve bela olarak ne var ve ne biliyorsan hepsinden kurtulur, dilek ve hacetine nail
olursun.

Bu ayet-i kerimenin hatmi 70.000 yahut 125.000’dir. Bu hatmi yapanlar pek çok tecellilere mazhar olurlar. Hatmi ikmal ettikten sonra da her gün en az (313) defa okumayı ihmal etmemelidir. Okumasının şartı kendin, elbiselerin, mekanın temiz olmasıdır. Allah rızası için iki rekat namaz kıldıktan sonra bir Fatiha, üç İhlas, Muavvizeteyn (Felak ve Nas Sureleri), on istiğfar, bir de Yasin-i Şerif okuduktan sonra ayet-i kerimeye başlanır ve bittikten sonra Ravza-i Mutahhare’ye takdim edilir.

Bu ayeti kerimenin bilhassa felçli kimseler üzerinde çok faydalı tesiri görülür ve hasta kısa zamanda şifaya kavuşur. Felçlilere okunacağı zaman bu niyetle gusül edilmelidir. Hastaya ve bir miktar suya da nefes edilir. Sudan hastanın vücuduna sürülür ve aynı zamanda içilir.

Continue Reading

Gizli İlimler

Ayetel Kürsi’nin Hüddamını Çağırma

Kırk gün süren Ayetel Kürsi’nin hüddamını çağırma uygulaması, bu amaçla okunacak dualar ve sonucunda elde edilecek büyük mükafat…

Published

on

By

Ayetel Kürsi'nin hüddamını çağırmak için okunacak dua.

Kırk gün süren Ayetel Kürsi’nin hüddamını çağırma uygulaması, bu amaçla okunacak dualar ve sonucunda elde edilecek büyük mükafat…

Gece yatsı namazından sonra Allah rızası için iki rekat namaz
kılınır. Birinci rekatta 11, ikinci rekatte Fatiha’dan sonra 2 l kere
Ayetel Kürsi okunur. Selam verildikten sonra bir Fatiha, 10 istiğfar ve 10 salavatı şerife okuduktan sonra 396 defa daha Ayetel Kürsi okunur ve her defanın sounda: “Allâhümme sehhır li
abdekesseyyide kendiyâs” denir. Bundan sonra 66 defa da:

Ayetel Kürsi'nin hüddamını çağırmak için okunacak dua.
Ayetel Kürsi’nin hüddamını çağırmak için okunacak dua.

Okunuşu: Yâ Kerîm* Yâ Halîm* Yâ Aliyyii yâ Azıym” bi rahmetike estağıysü eğisnî yâ Müğıysü* Lâ ilâhe illâ ente
sübhâneke inni küntü minez zâlimîn*

duası okunur. Ancak bu hareket ve ameliyyeden hiçbir kimsenin
haberi olmamalıdır. Otuz üçüncü geceden sonra birtakım zuhurat belirmeye başlar. Kırkıncı geceye kadar devam eder. Kırkıncı gecede bir hadim gelir ve kişiyaktani insanlara muhtaç olm kurtaran bir emanet verip gider. Rivayet odur ki eğer kişi bunun kıymetini bilir ve haramdan sakınırsa ömrünün sonuna kadar müreffeh bir şekilde yaşar.

Continue Reading

Gizli İlimler

Ruh Çağırma Sırasında Aslında Gelen Cin mi?

Ruh çağırma, cin çağırma gibi konulara ilgi duyanların merak ettiği konulardan biri de ruh çağırma seansları sırasında gelen varlığın gerçekte ruh mu cin mi olduğu…

Published

on

By

Ruh çağırma sırasında gelen cin mi - gizli ilimler

Ruh çağırma, cin çağırma gibi konulara ilgi duyanların merak ettiği konulardan biri de ruh çağırma seansları sırasında gelen varlığın gerçekte ruh mu cin mi olduğu…

Ruh Çağırma Seanslarına Gelen Varlıklar Aslında Ruh Değil de Cin mi?

Parapsikoloji konularında ciddi araştırmalar yapan kişilerin yoğun tartışmalar yaşadığı bu konudaki genel inanış; ruh çağırma seansları sırasında gelen varlığın gerçekten de ruh olduğu yönünde. Ancak konuya bir de farklı bir açıdan yaklaşan, ruh çağırma sırasında gelen varlığın aslından ruh değil cin olduğunu savunan bir görüş de mevcut. 

Konuya ilgi duyanların dengeli bir kanaat oluşturabilmeleri amacıyla; özellikle cin çağırma konusunda uzman olduğunu iddia eden bir ismin – okuyucularımızın bazılarının bu gibi konularda kolayca kandırılmaya yatkın olmaları nedeniyle isim vermekten özellikle kaçınıyoruz – bu konudaki görüşlerini aşağıda sizinle paylaşıyoruz…

Ruh çağırma adı verilen olaylar gerçek değildir. Cinler insanlarla iletişim kurabilirler ancak ruh çağırma diye bir şey yoktur. Allah’ın lütfundan faydalanan bazı ruhlar özellikle Perşembe geceleri dünya elemine gelip, yakınlarını görebilirler ancak Allah’ın “kalp gözü”nü açtığı insanlar hariç, kesinlikle hiçbir insanla iletişim kuramazlar. 

Cinler İnsanları Kandırmak İçin Kendilerini Ruh Diye Tanıtırlar

İnsanların ruh çağırma amacıyla gerçekleştirdikleri celselerde gelen varlık aslında cindir. Cinler uzun ömürleri (yaklaşık 1000 sene) olduğu için ruhu çağrılan insanı tanıyabilmekte, özelliklerini bilebilmektedir. Cahil insanların giriştiği ruh çağırma seanslarında anında gelip o insanlara ölen kişi ile ilgili bilgiler vermekte ve cahil insanları kandırmaktadır. İnsanların aldıkları bilgiler ile ölen kişiyle iletişim kurduklarını sanmalarına neden olmaktadır ve böylelikle o insanları kandırarak kendisine tabi kılar ve küfre sürükler.

Cinler İnsanları Nasıl Kandırıyor?

Günümüzde ruh çağırma ile ilgili birçok olay kayıtlara geçmiştir. Anlatılan olayların bütünü ele alındığında ruh çağırdığını iddia eden medyumlar ve bazı zatların anlattıklarının yalan olduğu açıkça görülmektedir. Çağrılan ruh ve anlattığı bilgiler paraleldir. Genellikle ünlü kişilerin ruhları çağrılmaktadır ve gelen varlık o kişiye ait birçok bilgiyi, ayini düzenleyenlere iletmektedir.

Bu bilgiler doğrultusunda gelen varlığın ruh olduğuna inanılır ve bu ayinler devam ettirilir. Hatta ülkemizde bu konuda celse kayıtları tutularak bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Bir çok ruh ile temas edilmiş ve bilgiler toplanmıştır. Ancak ben hepsinin yalan olduğuna inanıyorum çünkü gelen varlık; ruh değil cindir ve cin, çağrılan ruh ile ilgili birçok bilgiyi bildiği için ayine katılanları çok rahat kandırmaktadır.

Bu tür ruh çağırma seansları sonrasında birçok insan manevi hastalık sahibi olmuştur çünkü davete icabet eden cin oradan ve kişilerden ayrılmak istemez, çoğunlukla musallat olur. Bu gibi durumlar bilmeyerek cin daveti olur ve çağıranlara büyük sıkıntılar verir. Kesinlikle yapılmasını tavsiye etmiyorum.

Fincan İle Ruh Çağırma ve Musallat Riski

İşin bir başka boyutu da günümüzde “fincan ile ruh çağırma”dır. Yediden yetmişe bir çok kişi bununla uğraşmaktadır. Bir çok denemede başarılı sonuç alınmıştır ve bir varlık gelmiştir ancak yukarıda bahsettiğim gibi gelen varlık cindir. Ruhani alem, bir fincan yardımı ile ulaşılabilecek kadar kalitesiz değildir. Bu konuda herkesin dikkatli olmasını tavsiye ediyorum. 

Bir fincan yardımı ve bazı tebliğler ile ruh çağırma ayinleri tehlikeli ve boştur. İşin tehlikesi; gelen varlığın musallat olması ile sonuçlanabilir. Önce masumane heyecan ile başlayan bu ayinler ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir bunlara çok dikkat edilmelidir. İstisna durumlar söz konusu olabilir. Allah’ın izni ile bazı ruhlar dünyada yaşayanlar ile rüya ve zikir vasıtasıyla iletişim kurabilir. Bu gibi durumlar kesinlikle paylaşılmaz ve bilinmez. Bu istisnalara erişmek kesinlikle bir fincan yardımıyla olmayacaktır.

Peki Cin Çağırma Gerçek mi

Cin çağırma denilen vakıa ise gerçektir. Özellikle “Hüddam” denilen ilim sayesinde cinlerle iletişim kurulup cinler hizmet için kullanılabilirler. Ancak bu yol da çok meşakkatlidir. Kesinlikle kolay değildir. Ben denenmesini ve uğraşılmasını kesinlikle tavsiye etmiyorum ve uğraşmıyorum. Cinler konusunda yaptığım araştırmamın yegane sebebi onların varlığı ve bilinmeyenlerini Kuran-ı Kerim ve bilim ile açığa çıkartmak içindir. Onlarla iletişim kurmanın hiçbir yolunu paylaşmayı uygun bulmuyorum.

Değinmek istediğim özel bir husus var. Her insan cinlerle irtibat kuramaz. Bazı kişiler istemeseler de cinlerle irtibat halindedir. Çünkü onların iletişim kanalları diğer insanlara göre daha açıktır. Bazı kişiler ise ne kadar isterlerse istesinler iletişim kuramazlar çünkü cinler alemine geçit yapamazlar.

Cinlerle yapılan bağlantı insanın “cinler alemi”ne geçmesi veya cinlerin insan alemine gelmesi ile olur. Her insan “cinler alemi”ne geçecek kadar dirayetli değildir. Çoğu olayda cinler insan alemine geçmiş ve temessül veya bizzat gözükerek iletişim kurmuşlardır. Çoğu olayda temessül ederek yani bir insanın bedenine girerek o insanın ağzından konuşup iletişim kurmuşlardır.

Cin Çağırmak Caiz midir?

Cin çağırmak dinen caiz değildir. Her yaratılan kendi aleminde yükümlüdür. Allah isteseydi arada perde bırakmaz insanlar ve cinleri tek bir alemde yaşatabilirdi. Cin çağırmak cinleri de rahatsız eder. Bazı cinler bu tür ayinlere severek gelirler çünkü insanları kandırmak onların hoşuna gider. Bu tür cinler genelde “şeytani cinler“dir. Ancak Müslüman cinler mecbur kaldıkların da bu tür davetlere icabet ederler veya kendilerini çağıran kişinin takva derecesine bakarlar.

Cin çağırma seanslarında genelde art niyetli ve Müslüman olmayan cinler gelirler. Bu tür cinler insanlar tarafından rahatsız edildiklerini düşünüp, zarar vermek isterler. İnsanlar davet etti biz gittik diye düşünürler. Cin çağırma olaylarında lambaların sönmesi, garip sesler duyulması ve benzerleri onların insanları korkutma yöntemleridir.

Ben cin çağırma olayının ve cinleri kullanma becerisinin iyiye kullanıldığında muhteşem sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Günümüzde birçok ülke gizliden bu konular üzerinde çalışmaktadır. Ancak ülkemizde henüz bilinen çalışma sayısı çok azdır. İnşallah en kısa zamanda ülkemizde de bu konuların üstüne düşecek bilim adamlarımız yetişecektir ve geleceğin bilim dalı olan bu konular üzerinde çalışmalar yapılacaktır.

Ruh Çağırma Videoları

Ruh Çağırma Videoları
Continue Reading

Gizli İlimler

Havas İlmi Çalışmaları Sırasında Okunacak Korunma Duaları

Havas çalışmalarına başlamadan önce kapsamlı bir koruma yapmak zaruridir. Ayetel Kürsi Havas uygulamalarında diğer bir çok şeyin yanı sıra koruma ve korunmada da en fazla kullanılan ayettir.

Published

on

By

Havas İlmi Ayetel Kürsi Korunma

Havas çalışmalarına başlamadan önce kapsamlı bir koruma yapmak zaruridir. Ayetel Kürsi Havas uygulamalarında diğer bir çok şeyin yanı sıra koruma ve korunmada da en fazla kullanılan ayettir.

Koruma Azimeti

Havas çalışmalarına başlamadan önce kapsamlı bir koruma yapmak istersen Ayetel Kürsi ile koruma yaptıktan sonra bu azimeti okursun:

Tahassantü bi zil mülkihi vel melekut. Ve aksemtü zil izzeti vel ceberut. Ve tevekkeltü alül Hayyül Kayyumül halimillezi. La yenamü ve la yemut. Dehaltü fi hıfzillah. Dehaltü fi emanillah. Dehaltü fi hırzillah. Bi hakkı Kaf, Ha, Ya, Ayın, Sad. Küffitü Ha, Mim, Ayın, Sin, Kaf. Humitü bi la havle ve la kuvvete illa billahil Aliyyül Aziym. İnni tevekkeltü alallahi rabbi ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahizün bi nasiyetiha. İnne rabbi ala sıratin mustakiym. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin zil hulukil aziym. Velhamdülillahi rabbül alemiyn.

Kaf, Ha, Ya, Ayın, Sad denilirken sağ elinin parmaklarını,
küçük parmaktan baş parmağa kadar, her harfin okunuşunda bir parmak olmak üzere teker teker kapatırsın. Beş harf okununca beş parmağını kapatıp, elini yumruk haline getirirsin. Bundan sonra Ha, Mim, Ayın, Sin, Kaf harflerini okunurken de baş parmağından başlanarak, küçük parmağına doğru, her harfi okuyuşunda bir parmağını açarsın. Beş harfi okuyunca elin tamamen açılmış olur… Bu işlemi, duayı her okuyuşunda tekrarlarsın.

Havas Öncesi Ayetel Kürsi İle Korunma

Ayetel Kürsi Havas uygulamalarında diğer bir çok şeyin
yanı sıra koruma ve korunmada da en fazla kullanılan ayettir.
Ayetel Kürsi ile koruyucu daire yapmak için, kıbleye karşı iki diz üzerine oturulur. Besmele ile bir Ayetel Kürsi okunur ve sağ yana üflenir. Yine besmele ile ikinci Ayetel Kürsi okunup, sol yana üflenir. Üçüncü Ayetel Kürsi öne, Dördüncüsü arkaya, beşincisi yukarıya, altıncısı yere doğru, aşağıya üflenir. Yedinci Ayetel Kürsi sağ yandan başlayıp, öne, sola, arkaya ve sağa sırası ile çepeçevre etrafa üflenir. Yine besmele ile okunan sekizinci Ayetel Kürsi üflenmez. Bunun yerine hava içe çekilerek yutkunulur. Bu işlemle kişi kendisini bir manevi küre içine almış olur.

Dikkat edilecek nokta şudur. Her üflemede, üflenen taraftaki çeyrekte bir enerji küresinin çeyreğinin oluştuğu imajine edilmeli, olabiliyorsa görülmeli, olamıyorsa zihnen görülmelidir.
Sekizinci Ayetel Kürsi’de de enerjinin bedenin içini de kapladığı imajine edilmelidir. Bu, Ayetel Kürsi ile yapılan basit fakat gerçekten de çok etkili bir koruma dairesidir. Herne kadar burada
konumuz Süleymani demonlarsa da yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, Burada anlatılan koruma aynı zamanda kişinin kendisine yapılan büyüden korunması, Yatarken yapılarak kabusları uzak tutması, yola çıkarken kazadan beladan uzak olması ve akla gelebilen her türlü korunma için de kullanılır.

Continue Reading
Advertisement

Facebook Sayfamızı Takip Edin

Advertisement
Advertisement

Popüler